Podcast

85: Biden "Soykırım" Dedi, Yer Yerinden Oynamadı

Trend Topic

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Türk Amerikan ilişkileri tarihte en sorunlu dönemlerinden birini yaşıyor. 24 Nisan'da 1915 olayları için Başkan Biden soykırım kelimesini kullandı. Türkiye'nin ne sertlikte bir yanıt vereceği konuşulurken Cumhurbaşkanı Erdoğan yumuşak tonda bir yanıtı tercih etti. Ne var ki, tek mesele Biden'ın ne dediği değil...



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

3.019 kelime · ~15 dk okuma

Merhabalar, ben Nevşim Mengü. Trendtopik'in yeni bölümüne hoş geldiniz. Siyaset bilimci Solly Özer, gazete Pencere'de yazdığı yazıda bu olan biteni dış politikanın 128 milyar doları diye tanımlamış. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden 1915'te yaşananlar için soykırım dedi. İşte gelişmeler.

Her sene Türkiye'nin bir anlamda eli yüreğinde beklediği bir tarihti 24 Nisan. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, Ermenilerin 1915 yılı olaylarını anma günü olarak kabul ettikleri 24 Nisan açıklamasında geçen yıl olduğu gibi bu yılda soykırım demedi. Obama, büyük felaket anlamına gelen Meds Yeker'in ifadesini kullandı. Amerika Başkanı Donald Trump bugün 1915 olaylarla ilgili yayınladığı açıklamasında büyük felaket anlamına gelen Medsiegen ifadesini kullandı. Böylece Donald Trump da Selefi Barack Obama gibi soykırım ifadesini kullanmayarak açıklamasında olayları tanımlamak için bu ifadeyi kullanmış oldu. Her yıl 24 Nisan tarihinde Amerika'da yaşayan Diyaspor Ermenileri Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nin karşısında protesto gösterisi düzenliyor. Elçilik önünde de Amerika'da yaşayan Türkler onlara karşı bir protesto yapıyor. Amerikan başkanı 1915'te yaşananlar için soykırım diyecek mi, demeyecek mi, hangi kelimeyi kullanacak merak ve endişe konusuydu. 1915'e Amerikan'ın yaklaşımı epey uzun zamandır bir prensip ilke meselesi olmaktan çıkmış. Türkiye ile ilişkilerin iyiliği veya kötülüğünün bir indikatörü olmuştu aslına bakarsanız. Türk-Amerikan ilişkilerinin tarihinin en sıkıntılı olduğu dönemde Biden'ın soykırım kelimesini kullanması da tesadüf değil aslında kuşkusuz. 19 Nisan'da Medyascope'da yayınlanan transatlantik programında Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmelerin neticesinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Yunanistan'ı desteklemesi ve Biden'ın Erdoğan'ı 24 Nisan öncesinde arama ihtimali konuşuluyor. Ömer Taşpınar'a kulak verelim.

Mısır'la yaklaşmak, İsrail'le bir şekilde normalizasyon gibi bir söylem kullanıyor olsa da baktığımızda Yunanistan'la sorunları, Kıbrıs'ta devam eden sorunlar, İsrail'de devam eden sorunlar, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır konusunda da devam eden sorunlar nedeniyle Türkiye bu karşısında kurulmuş cepheyi kıramıyor. Hatta o cephenin daha da bana göre stratejik bir ortaklığa doğru gittiğini söyleyebiliriz. Daha önemlisi Yunanistan'ın, Amerika'nın gözünde de bence stratejik öneminin artıyor olması. Yani burada hep Washington'da bir tartışma var. Türkiye'nin jeostratejik önemi NATO üyeliği. NATO ülkesi bir üye olduğu için, ülke olduğu için ilişkilerin jeostratejik platformda devam edişi. Bazen unutuluyor ki Yunanistan da bir NATO üyesi ve Yunanistan'ın da Doğu Akdeniz'de çok ciddi

Transkriptin tamamını oku

bir stratejik önemi var. Askeri üstleri Amerika kullanabilir orada, NATO üyesi olduğu için. Ve Biden'ın Erdoğan'ı aramamış olduğunu ve Yunanistan Başbakanı Micotakis'i aramış olduğunu da hatırlatalım burada. 24 Nisan'ın yaklaştığını, Ermeni soykırımıyla ilgili spekülasyonların çoğaldığını da hatırlatalım.

Çok yakında bir görüşme olabilir. Türkiye Cumhurbaşkanı ile Biden arasında, telefonda. Bu telefon konuşmasında Ermeni soykırımıyla ilgili belki de Türkiye'nin hoşuna gitmeyecek bir şey de söyleyebilir, bir sürpriz yapabilir Biden. Her şey uzun bir beklemenin ardından Amerikan Başkanı Joe Biden'ın Erdoğan'la telefon görüşmesi gerçekleştirmesiyle başladı. Biden, Amerikan Başkanı seçildikten sonra tüm müttefik ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarını aramış, bir tek Erdoğan'ı es geçmişti. Üç ay boyunca iki başkanın arasında hiçbir temas olmadı.

Dışişleri ve savunma bakanları düzeyinde görüşüldü ama Biden'dan bir temas talebi gelmedi. 23 Nisan akşamı o çok beklenen temas gerçekleşti. Biden ve Erdoğan bir telefon görüşmesi yaptığı zamanlama manidardı. İki lider arasında ilk kez yapılan bu telefon görüşmesi 1915 olayları yıldönümünün hemen bir gün öncesine denk gelmişti. Bir gün sonra neden bu tarihte yapıldığı da anlaşıldı.

Telefon görüşmesi sonrasında yapılan açıklamada 1915 olaylarına ilişki bir şey yer almadı. Hem Türkiye hem Amerika tarafından yayınlanan açıklamalar kısa ve özdü. Fikir ayrılıkları ele alındı, işbirliği alanları pekiştirildi deniyordu. Ama kulisler kaynamaya başladı.

Kulis bilgilerine göre Biden, Erdoğan'a 1915 olaylarıyla ilgili soykırım kelimesini kullanacağını söylemiş. Türkiye tarafı ise bu unsurun görüşmeye ilişkin yayınlanan resmi mesajlarda yer almamasını talep etmişti. Kulisler doğru çıktı. Biden bir gün sonra 1915 olaylarıyla ilgili yayınladığı mesajında soykırım kelimesini kullandı.

Her yıl bugün Osmanlı dönemindeki Ermeni soykırımında ölenleri hatırlıyoruz ve böyle bir zulmün bir daha yaşanmaması için taahhüdümüzü yeniliyoruz." cümleleriyle başladığı açıklamasında Biden iki kez soykırım ifadesini kullandı. İstanbul'dan Konstantinopolis olarak bahseden Amerikan Başkanı mesajında 24 Nisan 1915'te Konstantinopolis'te Ermeni aydınları ve cemaat önderlerinin Osmanlı yetkililerince tutuklanmasıyla başlayan Bir buçuk milyon Ermeni bir imha hareketi dahilinde sınır dışı edildi, katledildi ya da ölüme yürütüldü, dedi. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, yeri ve zamanı gelince gerekli yanıt verilecek dedi. Hükümete yakın medyada ise ver yansın modu hakimdi. Herkes kızıl derilerden girip Irak'tan çıkıyordu. Benzer iletişim stratejisini farklı olaylarda da görüyoruz. Sıra Cumhurbaşkanı'na gelmeden önce oldukça sert sözler kullanılıyor. Bir nevi Cumhurbaşkanı'nın konuyla ilgili halka hitap etmesi öncesinde gerekli coşkulu hava yaratılmaya çalışılıyor. Bakın bu heyecanı yaratmaya çalışan YouTube kanallarından biri Abdurrahman Uzun.

Artık buna bir dur demek lazım. Madem bu kadar açık açık düşmanlık güdülüyor, bizim de ona göre karşılık vermemiz gerekiyor. Gerekirse bu iş incirlik üstünü kapatmaya kadar gidebilir. Madem sen Türkiye'nin aleyhine olan her işin içindesin, askeri üstünü de git o zaman Ermenistan'a kur artık derler adama. Tabii önce Rusya'yı çiğnemen lazım Ermenistan'da senin üst kurabilmen için. O da yemez tabii. Amerika'nın aldığı bu kararı geçmişte Fransa gibi başka ülkeler de aldı. Hangi ülke ne derse desin, kim hangi yalana sarılırsa sarılsın bizim nezdimizde yok hükmündedir. Tarihi gerçekliği olmayan böyle iğrenç bir etiketle siz bizim şanlı tarihimize leke süremezsiniz.

hele hele Amerika, Fransa, İngiltere gibi geçmişi katliamlarla, soykırımlarla, darbelerle, insanlık dışı muamelelerle dolu olan ülkelerin bu konularda bize tek bir cümle etmeye hakkı dahi yok. Hangisinden başlasak bilmiyorum ki. Bir kere Amerika'nın tarihi, kıtanın asli halkı olan, yerlileri olan Kızıldere'lilere karşı yapılan soykırımla başlar. Amerika kıtasının keşfinden bugüne kadar ki 500 Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ilk aşamada bir tepki gelmedi. Hemen bir tepki gelmemesi merak uyandırdı. Türkiye nasıl tepki verecekti? Kimi kaynaklara göre NATO'dan çıkma seçeneği bile masaya gelebilirdi. Kulisler böyle bilgilerle kaynarken iktidar basını Biden'ın soykırım demesinin ardından eleştiri oklarını muhalefete çevirdi. Biden soykırım dedi. Kılıçdaroğlu sessiz manşetlere atıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Biden'ın soykırım ifadesini kullanmasından iki gün sonra konuyla ilgili konuştu. Erdoğan beklendiği gibi sert çıkmadı.

Tarihten Türkiye'nin tezini destekleyen örnekler verdi, önümüze bakalım dedi. Sevk ve idare kanunuyla yeri değiştirilen Ermeni nüfusun sayısı konusunda da pek çok tezvirat ortada dolaşmaktadır. Birinci Dünya Savaşı öncesi Osmanlı topraklarında Ermeni nüfusun toplamı 1.300.000 olarak kayıtlarda yer alıyor. Şu anda ben belgeyle konuşuyorum. Sayın Biden gibi konuşmuyorum. Biden neye dayanarak nasıl konuşuyor bilmiyorum.

Bir milyonun üzerinde Şu anda arşivlerimizde belge var Buyursunlar gelsinler Belgeleri incelesinler Acaba Amerika'nın arşivlerinde Ne kadar Bu konuda Belge var Veya varsa Bu belgeleri Açabiliyor mu? Avrupa'da var mı? Varsa açabiliyor mu? Biz hodri meydan diyoruz Ama bugüne kadar Bizim bu çağrılarımıza Cevap veremediler Aziz milletim, Osmanlı Devleti, Ermeni nüfusu başka bir yere göndermemiş, kendi toprakları içinde yer değiştirtmiştir. Bu kanuna tabi kişilere hazırlık için bir hafta süre verilmiş, mazereti olanlar da sevkten muaf tutulmuşlardır. Sevk işlemleri sırasında gereken idari tedbirler alınmış,

Bunun için gereken tahsisat da Yerel birimlere Gönderilmiştir Bu dönemde Kimsesiz kalmış olan Ermeni çocuklara Sahip çıkılarak Kendileri için Yetimhaneler kurulmuştur Sayın Biden Savaş döneminde Ülkemiz topraklarında Çoğu İstanbul ve Batı şehirlerimizde olmak üzere 300 bin Ermeni yaşamayı sürdürmüştür Şu anda İstanbul'umuzda Yine 100 bin Ermeni Yaşamaktadır Biz bu konularda Hiçbir zaman Dışlayan olmadık Savaş sonrası geri dönenlerle bu rakam Bir ara 650 bine yaklaşmıştır Herhalde insanlar katledildikleri Soykırıma uğratıldıkları bir yere Gönüllü olarak Geri dönmezler Sayın Biden Aziz milletim Amerika Birleşik Devletleri'nin Bu gerçekler ışığında attığı yanlış adımdan Bir an önce Dönmesini Umut ediyoruz. Soykırım gibi ithamlar Siyasetin konusu olamayacak kadar hassas konulardır. Tarih ilmi bir kenara bırakılarak Ülke başkanlarının, parlamentolarının bu tür konularda ahkam kesmesi, işleri içinden çıkılmaz bir hale getirmekten başka işe yaramaz. Biz tarihe husumet çıkarmak ve yeni kavgalar üretmek değil, daha güzel bir geleceği inşa ederken ders almak için bakılması gerektiğine inanıyoruz.

Yaşanan tartışmaların Ermeni toplumuna En küçük bir faydası olmadığı gibi Tam tersine Bu tür adımlar Yeni sıkıntıların kaynağı haline Gelmektedir Bizim Ermeni toplumuyla Hiçbir sorunumuz Sıkıntımız Yoktur Bin yıldır aynı topraklarda yaşadığımız Bu insanların bir kısmıyla Hala barış Ve huzur içinde hayatımızı Sürdürüyoruz Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden ile Haziran ayında kararlaştırdığımız görüşmede Tüm bu konuları Yüz yüze değerlendirerek Yeni bir dönemin kapılarını aralayacağımıza İnanıyorum Tabii ben Sayın Biden'a Şunu da hatırlatmak isterim Biz birbirimize yabancı değildik Aramızda farklı ilişkiler vardı Sağolsun Evimize kadar gelip Rahatsızlığınızda Bizi Ziyaret etme nezaketini de Göstermişlerdi Fakat NATO'nun Önemli iki ülkesi olarak NATO'da İki önemli müttefik olarak Nasıl oluyor da NATO ile yakından, uzaktan alakası olmayan bir Ermeni lobisine Türkiye'yi değişiyorsunuz. Muhatabımızla iki ülke ilişkilerini zehirleyen konuları bir kenara bırakarak artık bundan sonrasına yönelik nasıl adımlar atacağız buna bakmamız gerekiyor.

Aksi takdirde ilişkilerimizin 24 Nisan açıklamasıyla düştüğü yeni seviyenin gerektirdiği pratikleri hayata geçirmeye başlamaktan başka çaremiz kalmayacaktır." Türk Ermenileri 85. Patriği Şahak Maşalyan'da Amerikan Başkanı kararını eleştirenlerden Maşalyan Anadolu Ajansı'na konuştu. ve ecdadımızın kutsal anısının bazı ülkelerce gündelik politik amaçlara alet edildiğini görmek ise bizi üzmektedir. On yıllardır bu konunun parlamentoların gündemine taşınmasının yarattığı gerginlikler iki halkın yakınlaşmasına hizmet etmemektedir. Tersine hasmane duyguları kışkırtarak barışmanın gecikmesine yol açmaktadır.

Öncelikle dostluk ve samimiyet köprüleri kurulmalıdır. Ancak böyle bir ortamda tarihi olayların değerlendirilmesi çok daha yapıcı ve tatminkar olacaktır. Erdoğan'ın konuşması muhalefeti tatmin etmedi. Muhalefet, Biden'ın soykırım demesinin nedeninin iktidarın dış politikadaki beceriksizlikleri olduğunu öne sürdü. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında Erdoğan'ın gerekli cevabı vermediğini söyledi. Evet burada acı olaylar var.

Evet, tarihçiler incelesin ama bunu bugünün siyasetine malzeme etmek doğru değildir. Özellikle Azerbaycan'ın işgal edilen topraklarını yeniden kazanması, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ilişkilerin düzelmesi, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin düzelmesi konusunda önemli adımlar atılması gerekirken tam tersi bir tabloyla Türkiye karşı karşıya kaldı. Beceriksiz bir yönetimin Türkiye'yi getirdiği noktadır bu. Bir daha ifade edeyim. Beceriksiz bir yönetimin Türkiye'yi getirdiği noktadır bu değerli arkadaşlarım. Biden açıkladı. Erdoğan tam 3 gün sustu.

Ama Erdoğan'ın trolleri Ey Kılıçdaroğlu ne diyeceksin diye habire sosyal medyayı kullanıyorlardı. Bekliyorlardı. Erdoğan bir dünya lideri. Erdoğan bir aslan. Erdoğan çıkacak bir kökülecek ki kimse herkes duyacak bu kökülemeyi. Erdoğan konuştu. Bırakın aslanı. Kedi gibi bir miyavlama sesi geldi.

Hali hazırda aralarında Rusya Federasyonu'nun da bulunduğu 52 ülke Ermeni soykırımını resmi olarak tanıyor. 2019 yılında da Amerikan Senatosu'ndan soykırım kararı geçmiş ancak dönemin başkanı Trump bu kararı imzalamamıştı. Şimdi de uzmanlar Biden'ın açıklamasında Osmanlı İmparatorluğu ve Konstantinopolis ifadelerini bilerek özellikle seçildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaşananlardan sorumlu tutmama sayıki içerdiğinin altını çiziyor. 1915'te yaşananlara hangi yabancı ülkenin ne düşündüğü, bu olayla ilgili hangi ülkenin ne dediğini sürekli takip etmek ve hesap etmek yerine meseleyi Türkiye'de bir vatanı paylaşan Türk ve Ermeni halklarının kendi aralarında konuşması ve bu meseleyi halletmesi gerektiğinin vurularak öldürülen Ermeni gazeteci Hrant Dink yıllarca savundu.

Ermeni sorunu 1915'te başlamış, ertesi sabahta bitmiş bir olay değil. 50 seneden beri, 60 seneden beri Osmanlı'nın temel problemlerinden biri olmuştur. Ve maalesef 1914 savaşçı, birinci dünya savaşçı bu sorunu nasıl olur da artık sorun olmaktan çıkarırız anlayışının Osmanlı'nın o dönemki iddia teraki yönetiminin kafasında tam bir sonuca gitmek şeklinde bir çözüme gitmiştir. Tam bir sonuca gitmenin de bir tek yolu vardır.

Gerçekten oradaki o nüfusun varlığı, her zaman bir tehdit oluşturacaktır. O nüfusu oradan alıp, Anadolu'dan boşaltmak, başka bölgelere dağıtmak, ilelebet o tehlikeyi ortadan kaldıracaktır. İddiat yarak ki, buna yeltendi, bunu yapmaya çalıştı ama çok acılı bir şekilde. Bizim sıkıntımız şu.

En basit örneğinden gideceğimize, yani biraz olaylara bakarken teşhisimizde, tizmitimizde gerçekten doğru tespitler yaparsak, ona göre çok daha sağlıklı çözümlere varabiliriz. Şimdi bakınız, Almanya'da merkezi muhalefeti, hatta iktidarı da belki yanına alarak, parlamentoya Fransa'dakine benzer bir soykırık tasarısı sundu. Şu anda sundu. Peki bu Ermeni logisinin işinde Almanya'da? Değil. 20-25 bin tane Ermeni var. 20-25 bin tane Ermeni var. Almanya'da Ermeni logisi yok. Yani şimdi bu da alıp diaspora Ermeni yani çabası falan. 20-25 bin tane Ermeni. Peki sorun nereden kaynaklanıyor? Sorun şuradan kaynaklanıyor. Şimdi Türkiye Ermeni sorununun tarihini de bugünü de soruyor. Ermenistan'ın arasındaki ilişkileri bugünü. Tarihini ve bugününü halen uluslararası politik arenanın sofrasına bir meze olarak bırakırsa, yemek olarak bırakırsa, bir malzeme olarak bırakırsa bunu kullanırlar. Onlar fırsatını buldukça bunu kullanırlar. Bundan kurtulmanın bir tek yolu vardır. Bu olay bu topraklarda gerçekleşti.

biz yaşadık, Türkler, Ermeniler, Kürtler, biz yaşadık bunu karşılıklı. Dolayısıyla bu sorunu biz bu topraklar üzerine çekip, bu topraklar üzerinde karşılıklı yüzleşmeyi, konuşmayı becerebilmeliyiz, bunu yapabilmeliyiz. Bir kere bu şart. Bunun için ne gerekiyor? Bunun için bu ülkede gerçek anlamda tam bir ifade özgürlüğü gerekiyor. Bırakınız isteyen, soykırım diyen varsa soykırım desin. Bir milyon öldü diyen varsa bir milyon öldü diyen olsun. Karşısına da paşam çıksın. Hayır yanlış konuşuyorsun biz. Paşam siz de bunu söyleyin. Çıkın karşısına bunu söyleyin. Bu konuşma bizi

Normalleşmeye götürün. Normalleşmeye götürün paşam. Sonunda biz bu sorunun altından kalkarız. Ama bakınız eğer bir Ararat filmi Kültür Bakanı izin verdiği halde Türkiye'de oynatamadıysa Ya bırak Ermeniler o filmde ne diyorsa desin, biz de bunu izleriz yani. Ama bak izin vermedik. Şimdi biz bu tepkiyi, bu refleksi gösterdiğimiz zaman, sorunu otomatikman kendi kucağımızdan oraya. Başkasına teslim ediyoruz. Ve aslında burada şu ortaya çıkacak, göreceksiniz. Biz bu konuşma, tarihi konuşmaya başladığımız zaman, Biz artık şunu yapacağız, bizim asıl sorumlumuz tarihi konuşmak değil. Bizim önce yapmamız gereken bir şey var. Önce yapmamız gereken bir şey var. Yanım başımızda Ermenistan var. İki devlet, isterseniz buna kader deyin, isterseniz ilahi takdir deyin, Allah'ın takdiri deyin. Bu kadar aralarında kalma bir geçmiş de olsa bu iki halkı birbirine komşu kılmıştır. Doğru. Ve bu iki halk birbiriyle komşuluk içerisinde, iyi ilişkiler içerisinde yaşayacaktır. Bunun başka hiçbir çaresi yok. Dink'in yaklaşık 15 yıl önce söylediği sözlerin benzerini bugün söyleyen bir başka isim, HDP Milletvekili Garo Paylan. Bugün halkımın, Ermeni halkının yaz günü. Bugün 24 Nisan.

Bundan tam 106 yıl önce, 24 Nisan 1915 günü, dönemin İçişleri Bakanı Talat Paşa'nın talimatıyla 250'ye yakın Ermeni aydın siyasetçi tutuklandı ve Çankırı ve Ayaş'a sürüp katledildi. 24 Nisan 1915, Ermeni halkının büyük felaketinin başlangıç günü oldu. Ermeni halkı ana vatanlarından, yurtlarından, kasabalarından, şehirlerinden, köylerinden topyekûn göç yollarına sürüldü ve büyük çoğunluğu göç yollarında katledildi. Bu katliamdan babaannem gibi yetimler hayatta kaldı. O yetimler tam 106 yıldır adalet arıyor. Babaannem o adaleti göremeden bu dünyadan göçtü. İkinci kuşak

babamdı. O adaleti yaşayamadan hayatını kaybetti. Ben üçüncü kuşak Türkiye'li bir Ermeni olarak o adaleti Türkiye'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde arıyorum. Bu amaçla bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Ermeni soykırımını tanıması için bir yasa teklifi verdim. Ermeni soykırımı bu topraklarda gerçekleşti ve Ermeni soykırımının adaleti

Ancak bu topraklarda, Türkiye'de sağlanabilir. Ermeni soykırımı ile Türkiye'ye yüzleştiğinde başka meclislerin, başka parlamentoların ne dediğinin hiçbir önemi kalmayacaktır. 106 yıldır Ermeni soykırımı inkar edildiği için bu mesele Ermeni halkının acısını ait olduğu topraklara, bu topraklara, Türkiye'ye taşınmalıyız. Paylan bir de 1915 olaylarının mimarlarından İttihat ve Terakkici Talat Paşa'nın isminin hala sokaklara, caddelere verildiğini hatırlatıyor. Bu cadde ve sokak isimleri değiştirilmeli, diyor. Paylan'ın bu önerisine eski İYİ Partili Ümit Özdağ sert çıktı, şöyle bir tweet attı.

Terbiyesiz tahrikçi adam, çok memnun değilsen çek git cehennemin dibine. Talat Paşa vatansever Ermenileri değil, senin gibi arkadan vuranları sürdü. Sen de zamanı gelince bir Talat Paşa deneyimi yaşayacaksın ve yaşamalısın. Tweetlerin yanı sıra televizyon ekranlarında da 1915'te yaşananlar soykırım mıydı değil miydi tartışması epey sürdü. İlber Ortaylı ve Yusuf Halaçoğlu yaşananlar soykırım değildi dediler. Ermeni terör örgütü Asala tarafından öldürülen Türk diplomatlar da sık sık gündeme getirildi. Bu bir kavga meselesi değildir. İmparatorluğumuzun kuruluşuna katılan, medeniyetimizin vazgeçilmez bir parçası olan,

Her zaman için Türk ananelerine çok büyük yakınlığı olan, yani doğuş itibariyle zaten öyle bir Şark milleti, Ermenileri iyi tanımamız lazım. Biz bu imparatorlukta Ermenilerle yaşadık. Hani Ermeni uzmanlarımız? Ben bir tane talebemi Moskova'ya gönderdim. Ermenici öğrendi. Seyit. Bir tane de annem Rus biyolojiden bir çocuğa galiba telkin etti. O kızcağız çok iyi Ermenici öğrenip döndü.

Armenolog bile yetiştirmiyorsunuz. 24 Nisan'da böyle nutuklar atmakla iş bitmez. Bunu halletmemiz lazım. Burada Ermeni tetkikleri yapılacak. Suçlandığımız ve benzeri tutulduğumuz Holokost'un ne olduğunu ilk önce Türk milletine anlatacağız. Yahudi Kırım'ın ne olduğunu önce onlara anlatacağız. Bu çok önemli bir şey. Çünkü bilmiyorlar.

Tutta kolpovole, nessuna kolpovole bu kelimeyi çok kullanıyorum. Bu bir Sicilya'nın deyimidir, Sicilya mafyasının deyimidir. Herkes canisiye, herkes cürümkârsa hiç kimse cürümkâr değildir. Yani bir yerde herkes hırsızsa hırsızlık olağan bir meslektir, ihtisası bile olur. Bu kadar basit. Bu holokost hikayesinde Türkiye'yi suçlayan

Türk milletine bu şeyi veren insanların kendilerini temize çıkarmak, yaymak için yaydıkları bir şeydir. Bunu bileceğiz. İkincisi, Ermeni olaylarını, Ermeni tehcirini toptan hatta Ermenilerle birlikte tetkik edeceğiz. Yani bu işi yapacak adamlar yine Ermeniler ve Türkler bir aradadır. Şimdi bu Bayda'nın söylediğine bakalım.

Biden bir kere hiçbir şekilde ehil olmayan bir kurmay heyeti tarafından bilgilendiriliyor. Bunların böyle olduğunu biliyoruz. Yani biz Nazigot'ta gördük. Naif, tarih metoduyla alakası olmayan düşüncenin sızmadığı bir millet. Tarih fakültesi bitirmek, hatta derece almak bir şey ifade etmez. Bu tıp gibi bir şey değil.

Bir yerleri geçersiniz, bir şeyler yaparsınız ama tarihçi kafası yoktur sizde. Bu Batı Avrupa'ya, Orta Çağ'daki Doğu Dünya'sına has görüşü, İbni Halduncu atipçici davranışı, kolay kolay görmek mümkün değildir. Bu ikincisi Konstantinopel ve Osmanlı İmparatorluğu diyor. Bazı adamlar da buna sarılmaya başladılar. Yani affedersiniz, yüzyıl evvelki insanlarla biz ayrı kesekten peynir miyiz? Böyle saçma bir şey olabilir mi? Bu bir basit, cahil insanın

Kurnazlı böyle bir ifade koymuş oraya. Aklınca şeyini yumuşatacak. Katiyen böyle şeylere yanaşır. Kimse buna inanmaz. Kimse bunu ciddiye almaz. Başımıza gelen hukuki davalarda herkes bambaşka düşünür ve böyle bir ifadeye itibar etmez. Onu söyleyelim. Maalesef

Biden her şeye rağmen Birleşik Devletler başkanıdır. Birleşik Devletler, 2. Cihan Harbi'nden sonraki kuvvetine sahip olmamakla birlikte dünyaya hala bir superpower'dır. Onun başkanının dediğinden sonra dünyada da, Avrupa'da da mahkemeler etkilenebilir. Bu çok açık. Ve bunun arkası gelir. Dün buna işaret edenler oldu dış işleri erkanımızdan.

Bu o kadar basit bir iş değil. Öyle reddetmekle, yok ilişkilerimiz reddediliyor falan hiç bitmez. Adamın bir ucuz politikası var. Lobiyi, seçmenleri tatmin etmek değil bu mesele. Biliyorsunuz son olaylarda Karabağ'da Azerbaycan ordusu askeri niteliğini kazandı. Türkiye de yanında destek verdi, başka şey düşünülemiyor.

Paşinya'nın saldırılarına karşı duruldu ve yenildi. Rusya da zaten baktı ki çok müttefiki olan Ermenistan'ı bu safhada korumanın yanında olmanın bir faydası olmayacak. O da onları bir nevi sattı adeta. Ve Amerika da sesini çıkarmadı. Büyük bir açığı var Amerikan politikasının.

Büyük devletler her istediğini yapamazlar. Hatta bazı halde istemedikleri şeyler bile olabilir. Şimdi onu telafi yoluna gidiyor. Ermenistan'a, Ermeni lobisini kazanmak için böyle bir yola gitti. Bunun karşısında ne yapacaksınız? Bunu düşünmek lazım. Yani bu çok önemli bir şey. Bunun ifadesini bu çok açık bir şekilde söylüyor.

Bunun karşılığı içimize kapanmak, hiçbir şekilde bu konu üzerinde düşünmemek, 24 Nisan'dan 24 Nisan'a işi hatırlamak değildir. Bunun üzerinde ısrarla durmamız lazım. Soykırım mıydı, değil miydi, kim ne dedi, neden dedi epey hararetle tartışıldı ama tartışmalar bir o kadar da çabuk söndü. Zira 26 Nisan'da kabine toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan pandemi nedeniyle tam kapanma ilan etti. Türkiye malumunuz çabuk değişen gündemler ülkesi. Bir başka gündemle yine karşınızda olacağız. Trend Topiği pod bir medyayla hazırlıyoruz. Yeni bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)