
3.073 kelime · ~15 dk okuma
Türkiye Covid-19 vaka artışını kontrol altına alamadı, Çin'den beklenen aşılarda gelemedi, geriye tek çare kaldı, tam kapanma. Türkiye'de Bilim Kurulu Tavsiyesi Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla 29 Nisan 17 Mayıs arasında tam kapanma ilan edildi. Kapanma ilan edildi, ilan edilmesine ancak şapkadan bir yasak daha çıktı. Alkollü içki satış yasağı. Ben Nevşin Mengü, Trendtopia'ya hoş geldiniz. İşte detaylar.
Çeviri Türkiye üçüncü kez pandeminin zirvesini yaşıyor. Vaka sayıları ve can kayıpları hiç olmadığı kadar arttı. Muhalefet AK Parti'nin ilk kongrelerinin bunda önemli bir yer teşkil ettiğini belirtiyor. Eleştirilere 25 Mart tarihinde yani Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden genel başkan seçildiği 24 Mart tarihindeki AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi sonrasında Türkiye Büyük ve Altyazı M.K.
Millet Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Cahit Özkan tüm önlemlerin alındığını, aksi takdirde bunun siyasi bedelini kendilerinin ödeyeceğini belirtti. Tabii her şeyden önce salgının yayılmasının siyasi, ekonomik, sosyal hesabının bedelini ödeyecek olan hükümettir. Bu anlamda bizim bu konudaki hassasiyetleri sonuna kadar dikkate aldığımızın da altını çizmek isterim. Biz de o kalabalığın içerisinden bir şekilde Geçtik ve kongre alanına girdik. Orada sizlerde medya anlayışıyla çok da iyi takdir edersiniz ki orada yatay bir çekimi dikkate aldığınız zaman bir kilometrekarelik alanda
İnanın yatay çekimde insanlar adeta üst üste binmiş gibi gözüküyor. Oysa ki o kalabalığın içerisine bulunduğunuz zaman orada çok da küçümsenmeyecek bir mesafenin varlığı... Bir yanılsamam var orada görüntüye. Yani ben orada yatay bir kamera çekiminin yanılttığını düşünüyorum. Özellikle bakın Ankara ve İstanbul kongrelerini bir kenara bırakacak olursak. Çünkü Ankara ve İstanbul kongrelerinde 20 milyonluk, 10 milyonluk şehirlerde bu ölçümlemeyi yapabilme imkanı belki yoktur.
Ancak diğer illerde biz kongreler yaptık ve o kongrelerde yine hem test hem de maske mesafe temizlik kurallarını harfiyen riayet ederek gerçekleştirdik. Çünkü bunun siyasi bedelini biz ödeyeceğiz. Onun için oralarda herhangi bir artış söz konusu olmadı. Bunun altını çizmek gerekiyor. Böyle bir artış söz konusu değilse yani herhangi bir vaka
daha bir artış söz konusu değilse bizim kabul etmemiz gerekir ki burada Dünya Sağlık Örgütü'nün tedbir kurallarına ve yine hükümetimizin almış olduğu kurallara riayetin var olduğunun kabulü gerekir diye düşünüyorum. AK Parti, Ocak 2021'de daha önce COVID-19 sebebiyle ertelediği kongrelerini yeniden gerçekleştirmeye başladı. Ocak ayında Türkiye'de günlük COVID-19 vaka sayısı yaklaşık 10 bin civarındaydı. 24 Mart günü ise vaka sayısı 30 bine dayanmıştı.
21 Nisan 2021'de vaka sayısı 61.967 idi. Görülmemiş bir zirve. Ve 26 Nisan'da tam kapanma ilanını kameraların karşısında Cumhurbaşkanı yaptı. Bayram sonrasına kadar sürecek yeni tedbirlerimiz şu şekilde olacaktır. 29 Nisan 2021 yani Perşembe akşamı saat 19'dan başlayıp
17 Mayıs 2021 pazartesi sabah 5'e kadar sürecek şekilde Tam kapanmaya Geçiyoruz Bu tarihler arasında kesintisiz sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacaktır. Sonra gece yarısı yasağın çerçevesini çizen İçişleri Bakanlığı kararnamesi yayınlandı. Kararnamede böyle bir ifade yoktu ama Cumhurbaşkanlığı muhabirleri 17 günlük tam kapanmada alkolü içki satışı yasak olacak diye tweetler atmaya başladılar. Kafalar karıştı. Ortada genelge yok, yasağı yok tweet vardı. İçki satılabilir mi? Satılamaz mı tartışması başladı. Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş kararı eleştiren bir video yayınladı.
Merhabalar ben Türkiye Tekel Bayları Platformu Başkanı Özgür Aybaş. Biliyorsunuz dün akşam açıklanan genelgede hiçbir şekilde alkol satışı yasağıyla alakalı bir kısıtlama ve yasak olmadığını okuduk hepimiz hep birlikte. Fakat hatta bunu da Twitter sosyal hesabımdan da paylaştım ben. Şu saatler arası açığız diye. Açılmamızda bir sıkıntı yok. Şöyle bir sıkıntı var. Bizim
tekel bahisi esnaflarla tamamen bir yasak geldi. Alkol satışıyla alakalı. Bu alınan yasak tamamen otoritenin yeme içme kültürüne yapmış olduğu özel yaşama yapmış olduğu bir müdahaledir ve ideolojik alınmış bir karardır. Ramazan ayına ve pandemiyi gerekçe göstererek insanların özel yaşamına yapılan bir müdahaledir. Çünkü korona ile ııı alkolün
bir bağı olduğuna dair, herhangi bir bilimsel açıklama dahi olmamasına rağmen böyle bir yasak alındı. Bu yasağı 17 Mayıs'a kadar sürmesi biz tekelvai esnaflarını tamamen felaketine yol açacak bir durumdur. Çünkü bizler sermayemizin %90'ı alkollü içecekler sınıfından oluşturulmaktadır. Bizlere açacaksınız ama satmayacaksınız gibi bir yaptırımla gelmek tamamen bizlerin batmasına, kapatmamıza, kepek indirmemize neden olacaktır. Tartışma sürerken 17 günlük kapanmada içkisiz kalmak istemeyenler, tekel bayilerine ve zincir marketlere koştu, stok yaptı. Tam kapanmadan önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, NTV ekranlarında konuyla ilgili soruları yanıtladı. Kuralların hafta sonu kısıtlamasıyla aynı olduğunu ama sürenin uzun olduğunu söyledi ve içki yasağının başka ülkelerde de uygulandığını savundu. Bizim insanın en temel haklarından birisi, ki anayasal haktır da aynı zamanda, seyahat hakkı, hürriyet hakkı o yok yani. Ondan vazgeçiyoruz. Çocuklarımız okullarından vazgeçiyorlar. İnsanlar sabahleyin iş yerlerini kapatıyorlar. Böyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Hiçbir artı bir kısıtlama, yani biraz önce bahsettiğiniz kısıtlamalar gibi herhangi bir kısıtlama söz konusu değil. Kurallar aynı, süre uzun, biraz sabırlı olacağız. Beklediğimiz budur. Dünyada da birçok ülkede kısıtlamalar var. Yani ben şurada var. Sizi yormak istemiyorum. Bizi izleyenleri de yormak istemiyorum. Yani inanın İngiltere'den şurada var. Yani şurada İngiltere'den Fransa'ya kadar. Ben Fransa'yı okuyayım. Kapanma yaklaşık 4 hafta sürüyor.
19-06 saatler arasında bazı bölgelerde ise tüm gün sokağa çıkma yasağının uygulanması Yüksek seviyeli bölgelerde şehirler yolculuklarının yasaklanması Onlar bir dönem böyle uygulamışlar Oteller, sinema, tiyatro salonları, gösteri merkezleri gibi birçok yerlerin kapalı olması Okulların kapalı olması Paris'te 6 Kasım'dan itibaren 22-06 yani kısıtlamaların olduğu saatlerde Alkol satışlarının yasak olması, halka açık yerlerde tüketimin yasaklanması Sadece temel ihtiyaç ürünlerini satan mağazaların hizmet vermesi AVM'lerin kapalı olması, kişilerin mazeretlerini gösterir belgelerle sokağa çıkması gibi gibi burada İngiltere'den, Fransa'dan, Almanya'dan yani İtalya'dan birçok örneklerimiz var. Başka ülkelerdeki içki yasağını bilim kurulu üyesi Serap Şimşek değerlendirdi. Yani şöyle şimdi tabii hani işte Dünya Sağlık Örgütü de açıklama yaptı vesaire deniyor. Türkiye bir kere şunu bir kere açıkça ifade etmek lazım.
Alkol olarak alkol sorunu yaşayan yani sağlık anlamında alkolle ilgili sorun yaşayan bir ülke değil. Yani biz mesela dünyaya baktığınız zaman kişi başına litre tüketimi en az olan ülkelerden biriyiz. Dolayısıyla mesela Dünya Sağlık Örgütü'nün COVID zamanda alkole dikkat çekmesi elbette ki alkol sağlığa zararlıdır. Aynı şekilde sigara da sağlığa zararlıdır. Ama burada dikkat çekilmesi esas olarak alkol sorunu yaşayan ülkeler için sıkıntı var. Yani mesela Güney Afrika olsun Avrupa ülkelerinin bazı yerlerinde olsun bizde 2 litre olan yıllık kişi başı tüketim 14 litre 16 litre falan oluyor. Yani o nedenle Türkiye'de salgının kontrolünde alkolün herhangi bir sıkıntı yarattığı bir durumla karşı karşıya değiliz. Sadece nerede alkol sorunu yaratabilir salgının kontrolünde?
Mesela barlar açık olabilir, değil mi? Ya da mesela insanlar toplu halde bir araya gelip alkol aldıkları zaman mesafe önlemlerinden vazgeçebilirler. Ama bugün için tamamen sokağa çıkmaya yasaklanmışken, bu risklerin hiçbirisi söz konusu değilken, bunun bilimsel dayanağı var demek doğru olmaz. Bu süreçte alkolü içkilerin bağışıklığı düşürdüğü, bu nedenle yasaklandığı, alkolü içkilerin ev içi şiddeti arttırdığı, bu nedenle de yasaklandığı gibi savlar da dile getirildi. Buradaki gerekçe şu, Dünya Sağlık Örgütü COVID-19 salgını dünya genelinde yayıldıktan bir süre sonra alkol ve COVID-19 isimli bir bilgi notunda alkolü içeceklerin zararlarını sıralıyor ve bunun
Covid'de şu öneride bulunuyor. Alkolden kaçınarak bağışıklık sisteminizi ve sağlığınızı koruyun. Ayık kalın ve hızlı karar almanız gereken durumlarda kimseyi riske atmayın. Alkol alırken limitli alın ki zehirlenmeyin. İlaç kullanıyorsanız diyor. Bakın 17 gün boyunca
Yani bu hükümet bir şey yaparken ya da bu karar alınırken ya da bu genelge yayınlanırken bugün Süleyman Soylu'ya sorduklarında bunun cevabını verdi. Bu mealde verdi. Biz insanlarımızın sağlığını düşünüyoruz. Barış dışarıdan gelirken dedi ki 17 günde birçok insan kafayı yiyebilir. 17 gün boyunca
Lütfen doğal düşünelim. Biz yapmayız, hepimiz bu konuda duyarlıyız. 17 gün boyunca bu yasak niye getirildi? 17 gün sonra ne olacak?
Yani bu hükümet madem bu insanların özel yaşamına böyle müdahale ediyorsa, 17 gün sonra niye olacak? Niye 17 gün ya? Kadın cinayetleri nasıl oluyor? Bu tartışmalar sürerken garip bir uygulama başladı. Yasak başlamadan önceki gece İstanbul'da polis, tekel bayilerine içki satışı yapamayacaklarına dair tebliğname imzalatmaya başladı.
Tebligatta Cumhurbaşkanımızın yapmış olduğu basın açıklaması sonrasında tam kapanma sürecinde alkolü içki satışı yapılamayacağı bildirilmiştir denildi. Uygulamaya tepki gösteren Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, hiçbir meslektaşın bu tebliği imzalamasın diye konuştu. Ertesi sabah Türkiye Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş'tan bir tweet daha geldi. Aybaş, alkolü satış yasağı kalkmıştır, herkese hayırlı olsun yazdı. 30 Nisan sabahıysa sosyal medya, zincir marketlerden, alkolü içki alanların videolarıyla, fotoğraflarıyla doldu. Zincir marketler, tekelciler, alkolü içki satışının bir yasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle satışa devam ediyorlardı.
Bu yaşananların yasal boyutunu Avukat Ali Gül YouTube yayınımda anlattı. Aynı gece bir genelge çıktı. Genelgede yine öncekindeki gibi tekel bayileri kapatıldı. Yani muhabbet olmadılar. Ve bu süre boyunca kapalı olacakları söylendi. Ardından da sözlü olarak bir MTV muhabiri söyledi hatırladığım kadarıyla. O da yasak olacakmış diye. Bir tevatür çıktı. Ayın 26'sında bu oldu. 27'sinde Süleyman Soylu'ya bir soru soruldu. Tekel bayileri soruldu fakat.
O da burada bir herhangi bir şüphe yok, kapalılar, sabredecekler dedi. Ama alkolü içki satışına için hiçbir şey söylemedi. 27'sinde bir sonraki gün, kaç üç gün önce oluyor, pardon, 28'inde bir açıklama daha yaptı Soylu. Ve dedi ki hafta sonu yasağı gibi olacak. Bu da bizim anladığımız bu satışın yasak olacağıydı. Fakat ortada hiçbir karar olmadığı için, önceki günde saçma da olsa bir karar vardı, yazılı bir şey vardı.
Bugün gelinen noktada sözlü bir buyruk var. Ama o zaman yine bir karar alınabilir. Atatürk'ün isteğimiz de şu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sözlü buyruklarla yönetilebilecek bir memleket değil. Eğer ki alkolü içki satışını Türkiye'nin her yerinde bütün içki satışı noktalarında hükümet yasaklamak istiyorsa bunu karar alarak yaptım. Biz bu karara dava açacağız. İçki üreticileri de marketler de belki açacak. Bir kararla mücadele etmek
ile bir sözlü bir hukukla mücadele etmek arasında fark var. Evet Türkiye'de hukuk ayakları altına alınmış durumda ama sözlü olarak insanların temel hak ve hürriyetlerini kısıtlanacağı noktaya henüz gelmediğimiz bir durum. Buradan da söyleyeyim eğer iyi hıfzı sağlık kurulları veya emniyet müdürlüğü kararlarıyla böyle bir şey yapmaya çalışırlarsa bunların hepsine dava açılar. Sadece bunlara dava açmakla da kalmayacağız. Uyarıyorum, bu kararlara imza atan devlet memurları açık bir şekilde kanunları, anayasayı çiğner. Gerekirse onlar hakkında suç duyurusunda da bulunuruz. Türkiye'de alkol satışını genelge ile veya illerde böyle yetkisi bulunmayan çeşitli kurumların kararlarını da yasaklayamazsınız. Ortada yasal dayanak yoktu ama fiili uygulama başladı. Polis içki satan yerlere baskın yapmaya tutanak tutmaya başladı. Mesela Zonguldak, Kilimli'de yerel bir haber sitesinin bir zincir markete hedef göstermesi üzerine polis ekipleri markete gittiler, alkolü içecek satışı yapılıyor diye tutanak tuttular.
Bir başka fiili yasak uygulaması Van'dan geldi. Şehrin merkezindeki Maraş Caddesi'nde bir zincir markete gelen zabıta ekipleri markette içki satışı yapıldığı tespitiyle tutanak tuttu. Ekipler daha sonra da markette içki reyonunu kapattırıp satışın yasak olduğunu bildiren yazı astırdı. Bu sırada İçişleri Bakanlığı'ndan bir tweet geldi. Tweet'e iliştirilmiş açıklamada, kısıtlamalarla ilgili açıklamalar resmi olarak bakanlığımızca İl Hıfzı Sığa Kurulu kararları valilikleri tarafından kamuoyuyla paylaşılmaktadır. Bunun dışında yapılan açıklamalara itibar edilmemelidir dendi. İçişleri Bakanlığı alkollü içki ifadesini kullanmadan satışların yasak olduğunu ima ediyordu. İçişleri Bakanlığı Twitter hesabından Kütahya Valiliğinden yapılan bir açıklamada retweetlendi. Kütahya Valiliği açıklamasında alkol satışı kısıtlaması uygulanması devam etmektedir yazıyordu. İlerleyen saatlerde Antalya Valiliği de Hıfzı Sığa kurulu kararıyla alkollü içki satışını yasakladıklarını duyurdu. Durum gitgide garip bir hal almaya başladı. Ortada bir yaptım oldu durumu söz konusuydu.
İçişleri Bakanı'nın sözlü satılamayacak açıklaması doğrultusunda bazı valiliklerin satışa yasak talimatı vardı. Gazeteci Barış Pehlivan konuyu benim YouTube yayınımda başka bir yerden ele aldı. Bir tür toplum mühendisliği için 2012'de düğmeye basıldığını anlattı. Ve 2012 Aralık'ın son günlerini götürdü. Neydi o? İstanbul Kanyon Alışveriş Merkezi'nde onlarca şarap markasının tadım günleri vardı birkaç gün süren. Günler öncesinden zaten yaş sınırı olan bir etkinlikti. Ancak
Hemen o günlerde Zaman Gazetesi bir manşet attı ve haberin içinde, Zaman Gazetesi'nin haberinin içinde işte ilk öğretim yaşındaki çocuklara şarap verildiği, hatta onların tadından çok hoşlandığı vesaire gibi böyle bir metin vardı. Samanyolu TV akşam özel yayın yaptı. Arkasında, perde arkasında da yine aynı yayın grubunun Fethullahçı Cihan Haber Ajansı vardı. Cihan Haber Ajansı'nın kameraları aslında çekmişti.
Ne oldu? Zaman Gazetesi, Samanyol Televizyonu ve Cihan Haber Ajansı'nın bu ortaklaşa yayıncılığı günlerce devam eden yayıncılığından sonra savcılık hemen harekete geçti. Bir soruşturma başlattı. Belli ceza kanunlarına dayanarak oradaki bütün şarap üreticilerin yöneticilerini ifadeye çağırdılar. Hapisleri isteniyordu birkaç yıl.
Dönüp dolaşıp biz buraya kadar biliyoruz. Ancak bilmediğimiz şu nokta vardı benim konuştuğum bizzat o soruşturmanın mağduru olan daha doğrusu soruşturmada şüpheli halde olan şarap üreticileri ile konuştum. Kendilerine dediler ki sizin bilmediğiniz şöyle bir şey var. Kanyon Alışveriş Merkezi Güvenlik kamera görüntülerini savcın masasına koydu. Ve o güvenlik kamera görüntülerinde bir çocuk var, içki içtiği neredeyse netleşen bir çocuk var. Onun aslında çekimden önce Cihan Haber Ajansı kameramanıyla dışarıda buluştuğuna dair görüntüler var.
ve hatta işte o görüntü sırasında işte kadraja girmesi için ısıtıcının yanındasın biraz daha hani ortala kendini vesaire diye kameramanın yukarıdan o çocuğu uyardığına dair güvenlik kamera kayıtları olduğu bana söylendi. Şuraya getireceğim biz şu an anlıyoruz ki aslında O işte Zaman Gazetesi'nin, Samanyol Televizyonu'nun, Cihan Haber Ajansı'nın yaptığı yayıncılık aslında bir şeyin hazırlığı için yapılan bir operasyondu. Neydi o? Hemen o yayından sonra önce alışveriş merkezlerinde şarap tadım günleri iptal edildi. Artık yapılması yasaklandı. Hemen bir iki ay sonrasında bir torba yasaya bizim hala etkisini gördüğümüz alkol reklamı yasağa getirildi.
Alkol özendirme yasağı getirildi gibi böyle her yere çekilebilecek büyük bir yasak geldi hatırlarsanız. Ve şu an anlıyoruz ki aslında o alkol reklamı yasağının bir ateşeyicisiydi. Bu fitilin ateşeyicisiydi. Aynı operasyonu yine birkaç ay sonra gezi eylemleri sırasında gördük. Dolmabahçe'de bira içtiler yalanı da yine ilk önce Cihan Haber Ajansı tarafından çekilmiş. Şuraya geleceğim bakın.
Evet, o zamanlar Fetullahçılar ve AKP'liler birlikte çalışıyorlardı. Birlikte operasyon yapıyorlardı, birlikte Türkiye'yi dönüştürüyorlardı. Şimdi sözde Fetullahçılar tasfiye edildi. MHP'yle birlikte yapılan bir iktidar sürekliliği var. Peki şimdi ne yapıyor? AKP çıtayı biraz daha yukarıya koyuyor. Benim konuştuğum şarap üreticileri çok umutsuzdu açıkçası. Ya diyordu ki şöyle bir şey oluyor, yani bizim internet sitemizde boş kadeh var, bildiğin boş kadeh.
Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan arıyor yetkili, o boş kadeyi kaldırın. Niye diyoruz? Ya ben o kadeyi görür de şarap içmeye özenirsem? Şimdi itiraz edemiyorduk çünkü iki uyarı gelirse lisansımız ve ruhsatımız iptal olacak.
Şimdi hal böyleyken nasıl bir gelecek öngörüyorsunuz diye sorduğumda da eski Dubai gibi yapmak istiyorlar dediler. Eski Dubai bilmeyenler için hatırlatalım biraz gevşedi şu an ama pasaportla yabancıların alkol alabildiği bir sistemden ancak Müslümanlara yasak olan bir sistemden bahsediliyor. İleride bazı marketlere metrekare bahanesiyle alkol satışı yasağı getirilebilir. Beklenti olarak söylüyorlar. Yani şimdi hani evet büyük marketlerde şu an alkol satılıyor. Ben de sabah yine aldım. Birçok belki marketlerde satışı ama bakın mesele ne biliyor musunuz? Bugün satış yapılması meselesi değil. Şu an Türkiye'deki herkesin kafasına alkol yasağı kavramını soktular. Biz bir yıl önce böyle bir şeyi tartışmıyorduk bakın.
Şu an tartışıyoruz ve seviniyoruz. Ah işte alışveriş merkezlerinde ya da işte marketlerde artık alkol serbest. Seviniyoruz. Niye seviniyoruz ki? Bu zaten bizim hakkımızdı. Şimdi zaten istenen şey buydu. Yani bizim bunu kanıksamamız.
Belki bugün bir şey olmayacak. Belki tekrariyetin alkol satışı devam edecek. Ama bundan iki ay sonra, bundan üç ay sonra, bundan beş ay sonra biz artık bu bilgiyle, bu kanıtsamayla işe girişeceğiz. Şimdi burada bütün mesela şarap üreticileri şunu söylüyordu. Ya Barış bize uyuşturucu satıyor gibi davranıyorlar.
Ben onlara diyeyim ki uyuşturucu satanlara daha iyi niyetle davranıyorlar hatta. Öyle bir şey yok. Ama bizim gerçekten çok kötü insanlar olduğumuzu düşünüyorlar. Yani devleti kastediyor, AKP hükümetini kastediyorlar ve muhalefete kızgınlar. Ve bugün baktığımızda neden kızgın olduklarını daha kolay anlıyorum. Çünkü diyorlar ki ya muhafazakarlardan da oy alacağız iddiasıyla.
gün gün yaşanılan her şeye sessiz kaldılar. Ve bir dikkat çekici durum da muhalefetin suskunluğu. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'e bu yasak soruldu. Akşener, bu bir tür gündem değiştirme diye değerlendirdi. Şimdi bu tartışmalar cambazabak tartışmasıdır.
çok ııı usluplu bir şekilde ııı alkol satışının engellenmiş olması Ramazan ayında ııı bunu vay niye yasakladınız denilmesi başka bir mesele. Iıı denilmemesi esnaf açısından başka bir mesele ama kapanmayla bile bakın neyi tartışıyoruz? Kapanmayla birlikte esnafa Stopajları sıfırlayacaklar mı? Vergilerini uzatacaklar mı? Elektrik paralarını geriye itecekler mi? Çalışan başına on bin lira bir yıl ödemesiz, faizsiz kredi verecekler mi?
İhtiyaç sahibi ailelere adam başı kişi başına 500 lira verilecek mi? Bu taleplerin konuşulması gereken tam kapanmada alkol satışının yasaklanıp yasaklanmamasının konuşulması tam bir cambaza bak meselesidir. Dolayısıyla biz asıl mevzuları kapatmak üzere ortaya konan bu tür tuzaklara düşmememiz lazım. Çünkü zaten esnafın alkol satanı da satmayanı da iflasın eşiğinde. Alkol satmayana ne yapılacak? Onunla ilgili bir bilgi var mı? Yok. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuyla ilgili konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, içki satışını yasaklayanları Allah'a havale ediyorum dedi.
Muhalefet önümüzdeki seçimlerde muhafazakar oylara da tarip olduğu için alkolü içkileri savunur bir pozisyonda görünmek istemiyor. Muhalefetin bu kokmaz bulaşmaz halini eleştirenler az değil, eleştirenler de oy hesabı yaparken anayasal hakları bile çiğneten bu muhalefet ne işe yarar diye soruyor. Konuyu Murat Yetkin de kendi YouTube kanalında şu şekilde değerlendirmiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan Ramazan günü Türkiye'de bir Ramazanda içki satışının patlamasına yol açan iktidar unvanını da aldı. Evet Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde ileride tarih kitapları böyle yazacak. 2021 Nisan ayında içki satışları patladı Türkiye'de diye yazacak. Ne gerek vardı?
Ne gerek vardı? Ha şimdi bu da Ali Babacan Deva Partisi Genel Başkanı gazeteci Deniz Zeyre'ye sözcü gazetesi için yaptığı mülakatta önemli bir şey söyledi. Dedi ki bu bir tuzaktı. Bunu tuzak olsun diye yaptılar.
Muhalefet partileri alkolü içki satış yasağına karşı çıksın, alkolü içki satışını savunsun. Böylelikle Ramazan günü bizde işte muhalefet görüyorsunuz. İslam'a karşı efendime söyleyeyim içki yasağına karşı çıkıyor, içki satışını istiyor. Muhalefetten böyle bir ses çıkmadı. Kimden çıktı o ses? Esnaftan çıktı. Türkiye Esnaf Sanatkarlar Konfederasyonu, Büfeciler Odası aklınıza kim geliyorsa ayaklandılar. Marketler, Önce bir serbest bırakıldı, şahiyat sayıldı. Hadi millet tekrar hücum etti diyorum. AK Parti iktidarı döneminde Ramazan'da içki satışının patladığı yıl oldu 2021. Bu isabetsiz karar yüzünden. Çünkü bu kararlar hep belli propaganda mekanizmaları tarafından öneriliyor Cumhurbaşkanı'na. O da kabul ediyor. Etmeyebilir.
Yani bunu işte o hani pelikan grubu filan deniyor ya böyle propaganda grupları oluşturuldu. Onlara mensup bazı kişilerin mesajlarından da sosyal medya mesajlarından da görüyoruz. Öyle bir şey olmamasına rağmen efendim işte görüyorsunuz muhalefet batı hayranlığıyla neler yapıyor, alkol savunuyor filan diye. Hayır Ali Babacan doğrusunu söyledi. Dedi ki bu zaten muhalefete bir tuzak kurmak amacıyla. Ama ne oldu?
Muhalefet bir sesini çıkarmadı bu konuda. Esnaf patladı. Esnafla karşı karşıya geldi. İyi mi oldu? İyi olmadı elbette. Ama biliyorum ya birbiri arkasına böyle isabetsizlikler, hani beceriksizlik mi diyeceğim yoksa paldır küldür iş yapma artık önünü arkasını düşünmeden iş yapma aşamasına mı geldi Adalet Kalkınma Partisi?
Evet bugün kendi Jingle'mızla değil Cem Karaca ile veda ediyoruz. Bugün 1 Mayıs tüm işçilerin, emekçilerin bayramını kutluyoruz. Trendtopiyi pod bir medyayla hazırlıyoruz. Bir başka bölümde görüşmek üzere.
Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır. Ancak bu böyle gitmez, sömürü devam etmez. devam etmez yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde 1 Mayıs, 1 Mayıs İşçinin, emekçinin bayramı 1 Mayıs, 1 Mayıs İşçinin, emekçinin bayramı Devrimin şanlı yolunda İlerleyen halkın bayramı Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.