
3.043 kelime · ~15 dk okuma
17 Mart, Türkiye siyasi tarihinde yeni bir dönüm noktası olarak tarihe geçecek iki önemli gelişme oldu. HDP'ye kapatma davası açıldı ve HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun milletvekilliği düşürüldü. Mecliste inanılmaz bir gün daha yaşandı. Detayları aktaracağız. Tren Topi'ye hoş geldiniz. Ben Nevşin Mengü.
Önce Ömer Faruk Gergerlioğlu ile başlayalım. Barış istediğim için, Kürt meselesinde adil bir çözüm istediği için işinden ihraç edilen 30 yıllık bir hekimim. Bundan dolayı bana terörist dediler. 28 Şubat döneminde de terörist dediler. Başörtüsünü yasağına karşı büyük bir mücadele sergiledim. Yine terörist dediler. Her devrin zalimi terörist dedi bana. Allah'a şükür ben haktan hukuktan ayrılmadım. Ne kutsal bir iş yapıyoruz derdim. Candır arkadaşlar. Can kurtarmak. Biz can almak için değiliz.
Ki nefret için yaşamıyoruz. Merhamet, vicdan ve hak için yaşıyorum ben bu dünyada. Bunun peşinde koşuyorum ve bize kalkıp böyle iftiralarla uğraşıyorlar. Ömer Faruk Gergerlioğlu, meclise girdiğinden bu yana başı sıkışan herkesin yanına koşan, yetiş diyenin derdine derman arayan bir isim olarak biliniyor. Uzun yıllar mazlum dert çatısı altında insan hakları savunuculuğu yapmış olan Gergerlioğlu, dinlediğiniz gibi KHK ile devlet memurluğuna son verilmiş bir hekim. 2017'de ihraç edilen Gergerlioğlu, 2018'de HDP'den Kocaeli milletvekili seçildi. Kısa sürede meclisin en aktif milletvekillerinden biri oldu. KHK'lılar, harbiyeli öğrencilerin yargılanması, cezaevinde hükümlülerin koşulları konularını hem sosyal medyadan hem de meclis kürsüsünden yorulmadan duyurdu.
Bakın bu hukuksuzluklarla bir yere gidemezsiniz. Ayhan Bey'den sonraki Mazlumder başkanıydım ben. Biz Mazlumder'deyken 367 krizine karşı sonuna kadar mücadele etmiştik. 2008'di AK Parti'ye kapatma davası açılmıştı. Ben Mazlumder genel başkanıydım.
Sabah ilk açıklamayı ben yaptım. Bugün hani bir bakanınız var ya ona buna küfrediyor. O gün size ağız dolusu küfrediyordu. Ben gücün yanında değilim. Hak eksenindeydik. Allah'a şükürler olsun. Hiç de şaşmadım bu eksende.
Özlem zengin. Bana demiş ki gergerli oğlu bu meclisi terörize ediyor. Değerli arkadaşlar ben size sorarım. Bu mecliste tek biriniz bile beni herhangi bir kavga gürültüde gördü mü? Ben iki buçuk yıldır insan hakları ihlallerini anlatırım buraya. Çıkarım kürsüye insan hakları ihlallerini anlatırım. Ama insan haklarını ihlallerini anlatmamız demek ki birilerini rahatsız ediyor. O zaman ben şunu söyleyeyim.
Ünlü sosyolog, yazan, çizen ve genç yaşta katledilen hayran olduğum insan Ali Şeriati der ki ben sizi rahatsız etmeye geldim. Evet, ben de sizi rahatsız etmeye geldim. Partimizin de söyledikleri belki sizi rahatsız ediyor ama biz bunun için varız. İnsan hakları ihlallerini vurgulamak için varız. 19 Aralık'ta biz burada çıplak arama yok derken Sayın Özlem Zengin inanamıyorum öyle bir şey yok derken
Sincan cezaevinde çıplak arama vardı. Okuyayım size, vicdanınıza elinizi koyun dinleyin. Bir mektup Sincan cezaevinden geldi. Bugün ise koğuş aramasında oldu her şey. Yine hakaret ettikleri için gerginlik çıktı ve darp edildik. Sonra tecrit hücresine götürdüler zorla. Orada da işkence yaptılar. Çıplak arama için üstümüzü başımızı yırttılar. Bu sırada darp gördük, ölümle tehdit edildik, küfredildi bize diyor. Burada birileri çıplak arama yok derken, En son çıplak arama iddialarının peşine düşmüştü. Çıplak arandığını ileri süren kişilerin seslerini duyuruyordu. Hatta Cansu Şimşe'ye verdiği röportajda bu meselenin belki de milletvekilliğine mal olacağını söylemişti. Bir kısmı 7-8 yıl önce yaşadıkları hadiseyi ancak şimdi ilk defa bana anlattıklarını söylüyorlardı. Bizi cesaretlendirdiniz Ömer Bey diyorlardı.
elim ayağım titriyerek sinirden ağlayarak yazıyorum o yaşadığım o vahşi muameleleri diyen kadınları okuyordum ben. Hani ben niye bu işin üstüne gittim? Can sonu niye ben bu işin üstüne gittim? Hatta böylesine üstüne giderken bana saldırılar terörist işte vatan haini şu bu falan denirken ben içimden de hasbihal ettim. Ben bunun üstüne gidersem belki vekilliğime mal olabilir diye düşündüm.
Bir iç muhasebe yaptım açıkçası. Gitmeye devam edeyim mi yoksa durayım mı? Hayır dedim ben bir insan hakları savuncusuyum. Ey Ömer sen bunun üstüne gitmelisin. İnanın ki bu muhasebe oldu benim içimde. 17 Mart günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Ömer Faruk Gergerlioğlu'yla ilgili mahkeme kararı genel kurulda okundu.
Meclis Başkan Vekili Celal Adan, Gergerlioğlu'nun vekilliğinin düşürüldüğünü açıkladı. HDP'nin meclisteki sandalye sayısı 55'e düştü. Sayı düştü fakat bu kalan milletvekillerinin de ne kadar daha mecliste kalabileceği belirsiz. Bu notu düşüp devam edelim. Gergerlioğlu karar okunduktan sonra meclisten yapılan Periskop yayınında barış istediği için milletvekilliğinin düşürüldüğünü söyledi. Gergelloğlu milletvekilliğinin düşürülmesi kararını HDP milletvekilleri hak, hukuk, adalet sloganları atarak protesto etti. 90 bin oyuyla buraya geldim. Anamın ak sütü gibi bileğimin hakkıyla kazanarak buraya geldim. Partimi bir milletvekiliyim ve hiçbir yere gitmiyorum.
Karar okunduktan sonra AK Partililer genel kurulu terk etti. HDP grubu meclis kürsüsünün önünde oturmaya başladı. Gazeteciler de meclis genel kurulundan çıkarıldı. Eski Beşiktaşlı futbolcu, AK Parti milletvekili Alpay Özalan, Gergerlioğlu'nu zorla meclisten çıkarmaya çalıştı. Arbede yaşandı. Araya CHP'li milletvekilleri girdi. Şimdi biraz başa dönelim. Belki merak ediyorsunuz. Gergerlioğlu bir milletvekili ve aslında dokunulmazlığı var. Nasıl oluyor orada? Yargılanıyor. Vekilliği düşüyor.
Benim aldığım ceza bir retweetten kaynaklanan bir ceza, bir haberi retweet etmişim. Bu haber halen yayında, bu haber bir barış çağrısı, bu haber için bir erişim yasağı yok, bu habere bir dava açılmış değil ve başka retweet edenlere herhangi bir soruşturma açılmış değil ve bana böylesine uydurup bir ceza verildikten sonra da milletvekili seçildiğimde de benim yargılamamın durması gerekiyordu. Yargıtay'ın hakimleri Demokratik toplum düzenine yönelik açık ve kapalı bir tehdit içeren bir tweet demiş buna. Ya Allah aşkına benim tweetim demokratik topluma nasıl bir tehdit içermiş? Demokratik toplum mu yıkılmış? Dört buçuk yıldır bu haber yayında demokratik topluma bir şey mi olmuş? Ve böyle hukuksuz bir şekilde yargılama devam ettikten sonra istinafta onandı ve yargıtayda da bire karşı dört oyla onaylandı.
Onaylandı ama bir üyenin çok ciddi itirazına rağmen onaylandı. 21 sayfalık metnin 16 sayfası sadece itiraza ayrılmıştı. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi Gergerlioğlu'nun milletvekili olmadığı dönemdeki Twitter paylaşımı nedeniyle 2018'deki kararında PKK propagandası yapmak suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası vermişti. İstirafın kararı hukuka uygun bulmasının ardından dosyayı değerlendiren Yargıtay 16. Ceza Dairesi 19 Şubat'ta cezayı onamıştı.
Bunun üzerine dokunulmazlığı bulunan Gergerlioğlu için hazırlanan tezdeke 11 Mart'ta meclis başkanlığına gönderilmişti. Gergerlioğlu bu arada ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Gergerlioğlu başvurusunun bir örneğini de meclis başkanı Mustafa Şentop'a gönderdi. Başvuruda Gergerlioğlu'nun yasama dokunulmazlığı kazanmasına rağmen yargılamaya devam edilmesinin anayasanın 83. maddesine aykırı olduğu belirtildi. Somut olayda da başvurucu dokunulmazlıktan yararlandırılmamış ve hakkındaki dava devam etmiş ve bunun sonucu olarak da ifade özgürlüğüne müdahale edilmiştir denildi.
Mustafa Şentop, Anayasa Mahkemesi kararının yatay etki edeceğini, bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararını beklemeye neden olmadığını söyledi ve kararı mecliste okuttu. Değerli milletvekilleri, Anayasanın 76. maddesi kapsamında milletvekili seçilmeye engel bir suç teşkil eden Anayasanın 84. maddesinin ikinci fıkrası gereğince Bilgiye sunulan kesinleşmiş mahkeme kararı doğrultusunda Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun milletvekilliği düşmüştür. Birleşime 10 dakika ara veriyorum. Karar okunduğu ortalık iyice karıştı. Gergerlioğlu daha önce de söylediğim gibi meclisten çıkmama kararı aldı. Sonuna kadar buradayım direneceğim dedi. Gergerlioğlu direnme kararını anlatırken de 1994'teki görüntüleri yapsınlar kendileri bilir. 1994 görüntüleri olur dedi.
Peki 1994'te ne olmuştu? 3 Mart 1994'te aralarında Leyla Zana, Hatip Dicle, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Orhan Doğan'ın da bulunduğu çok sayıdaki Demokrasi Partisi milletvekilinin mecliste dokunulmazlığı kaldırılmıştı. Milletvekili olmalarına karşın dokunulmazlıkları olmadığı gerekçesiyle milletvekilleri 17 Mart 1994'te tutuklanmıştı. Aralarında Sırrı Sakı'nın da bulunduğu bazı milletvekilleri bir süre mecliste kalarak direnmiş, ancak bir süre sonra meclisten çıkarılarak tutuklanmışlardı. 2007'de yaşamını yitiren Orhan Doğan'ın meclis kapısı önünde başına bastırılarak polis aracına bindirilmesi ise yıllarca konuşulan görüntüler arasında yer almıştı.
Türkiye'de zihinlere kazınan bir görüntünün baş aktörüydü. 2 Mart 1994'te meclis kapısında sivil polislerin elsesinden bastırarak eski bir otomobile soktuğu görüntünün baş aktörü. Yargılandı, mahkum oldu. 10 yılı aşkın süre hapis yattı. Hapisten çıkışları da en az meclis kapısından götürülüşleri kadar olay oldu. Bölücülük suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılan DEP milletvekillerinin başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski DEP milletvekillerinin adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine hükmetmişti. Yargıtay 2004'te mahkumiyet kararı bozulunca eski DEP milletvekillerini cezaevinden tahliye etmişti.
Aralarında Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Leyla Zanan'ın da bulunduğu bazı isimler, sonraki yıllarda kapatılan Demokratik Toplum Partisi, kendini fesheden Barış ve Demokrasi Partisi ve yerine kurulan Halkların Demokrasi Partisi'nde milletvekili, parti yöneticisi ve belediye başkanı olarak görev yaptılar. 2019 yerel seçimlerinde Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ahmet Türk, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldığı yerine kayyum atandı, onu da hatırlatmış olalım. Gergerlioğlu milletvekilliği düşürdükten sonra Halk TV'de Şirin Payzın'a konuk oldu. Çok ağır ve hukuksuz bir karar ama böyle bir kararla milletvekilliği düşürülmez. Ben yine bu milletin vekiliyim. Beni millet seçti, millet buraya gönderdi. Millet alır. Böyle ucuz yargı kararları ya, dönem sonunu, anayasayı dinlemeyen Meclis Başkanı'nın kararlarıyla bir milletvekilinin milletvekiliği alınmaz. Benim oldukça aktif bir milletvekili hayatım oldu. İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesiydim. Adalet Bakanlığı'na en çok soru önergesi veren milletvekiliyim. İnsan Hakları Komisyonu'na giden tüm Türkiye başvurularının 3'te 1'i sadece benden gitti. Ve tüm insan hakları ihlalleriyle iktidar partisini bayağı bunaltmıştım ve bizden bir intikam alındı.
Gelelim aynı günün bir o kadar önemli gelişmesine. HDP milletvekilleri Ömer Faruk Gergerlioğlu ile birlikte mecliste direnişlerini sürdürürken bomba haber Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından geldi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP'nin kapatılması istemiyle anayasa mahkemesine dava açtı. Bültenimize sıcak bir gelişmeyle başlıyoruz. Siyasette tansiyonu yükselten haberler peş peşe geldi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı HDP'nin kapatılması talebiyle dava açtı. İddianame Yüksek Mahkeme'ye gönderildi. İddianame de aralarında Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ında bulunduğu 600'den fazla HDP'li hakkında siyaset yasağı isteniyor. Ayrıca HDP'ye verilen hazine yardımlarının durdurulması, HDP'nin tüm mal varlıklarına tedbir konulması isteniyor.
İddianamede Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü toplumun huzur ve güveni için HDP'nin temelli kapatılmasının hukuksal zorunluluk olduğu söyleniyor. Davalı parti hiçbir milli meselede Türkiye'nin yanında yer almamış, karşısında kim varsa onların safında yer almayı tercih etmiştir denilen iddianamede. PKK, KCK silahlı terör örgütüne eleman temin etmekte HDP'nin aktif rol oynadığı savunuluyor. HDP kongreleri örgütün propagandasının yapıldığı teröristlere saygı duruşunda bulunulduğu PKK kongreleri şeklinde cereyan etmiştir denilen iddianamede HDP terör örgütü PKK KCK'yı açıkça desteklemekten öteye geçerek onun bir organı gibi faaliyette bulunmuştur deniyor. HDP'yi açtığı kapatma davasıyla adı bir anda gündem döne çıkan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin oldu. Şahin, Çorum İmam Hatip Lisesi ve 9 Eylül Hukuk mezunu, Şahin'in Yargıtay'da muhafazakar kanaatteki üyelerden biri olduğu biliniyor. 16 Aralık 2013 tarihinde Yargıtay üyeliğine seçilen Bekir Şahin, Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 30 Mayıs 2019 tarihinde Yargıtay 14. Ceza Dairesi Başkanlığına seçildi. Şahin 4 Haziran 2020 tarihinde Yargıtay Büyük Genel Kurulunca gösterilen adaylar arasından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına seçildi. Şimdi top anayasa mahkemesinde 15 üyeli anayasa mahkemesinin kapatma kararı alabilmesi için karar oturumuna katılan üyelerin üçte ikisinin oyu gerekiyor. Tüm üyeler katılırsa HDP'nin kapanması için 10 üyenin oyu gerekecek.
Eylemleriyle kapatma kararına yol açan HDP'lilere de 5 yıl süreli siyaset yasağı verilebilecek. Anayasa Mahkemesi temelli kapatma yerine davaya konu edilen fiillerin ağırlığına göre hazine yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakma kararı vermeye de etkili. 2010'daki anayasa değişikliği uyarınca olası bir kapatma kararında siyasi yasak alan isimlerin milletvekilliği düşmüyor. Bu nedenle AK Parti ve MHP'nin dokunulmazlıkları kaldırarak yargılamaların yapılması, mahkum olan isimlerin vekilliğinin düşürülmesi yolunu izleyebileceği söyleniyor. Daha önceki bölümlerde de bahsetmiştik. Anayasaya göre mecliste üye tam sayısının yüzde beşine tekabül eden 30 ismin vekilliği düşer ya da 30 sandalye eksilirse ara seçim yapılması zorunlu. Kulislerde bu yolun izlenerek ara seçim yerine erken seçim kararı alınabileceği, HDP'nin kapatılması sonrasında erken seçim yapılmasının tasarlandığı yolundaki iddialar
konuşuluyor. Türkiye'de HDP'den önce son kapatma davası 2008'de AK Parti'ye açılmıştı. Hakkında 2007'de kapatma davası açılan DTP'de kapatılan son parti olmuştu. Kararı dönemin anayasa mahkemesi başkanı Haşim Kılıç açıklamıştı. Değerli basın mensupları Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının on altı on bir iki bin yedi günü iki bin yedi iki sayılı iddianamesiyle
Demokratik Toplum Partisi'nin Kapatılması istenilmekle Gereği görüşülüp düşünüldü 1. Demokratik Toplum Partisi'nin Eylemleri yanında Terör örgütü ile olan bağlantıları da değerlendirildiğinde Devletin Ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki Fiillerin İşlendiği bir odak haline geldiği anlaşıldığından Anayasanın 68 ve 69. maddeleriyle 2820 saylı siyasi partiler kanunun 101 ve 103. maddeleri gereğince kapatılmasına. Anayasa Mahkemesi 2008'den sonra HDP ile aynı çizgideki DTP ve DEHAB kararlarına imza attı. 2009'da DTP'nin kapatılmasına karar veren mahkeme, 2010'da DEHAB davasında partinin kendini feshetmesi nedeniyle davayı düşürdü. Yargıtay başsavcısının hamlesinden sonraki gün gözler MHP'nin kongresine çevrildi. Bahçeli, HDP bir daha başka bir isimle açılmamak üzere kapatılmalı dedi.
Türkiye'nin karşısında hizalanmak muhalefet değildir. Millet başka bir şey, zillet başka bir şeydir. Türkiye'yi uçuruma çekmenin adı demokrasi değildir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne saldırı ve suikastın adı özgürlük değildir. İnsanlık değildir.
insan hakları hiç değildir. Ünlü terminliği devletimizi ancırlamak için ittifak kurmak, yakılan ağaçları yakanlarla tekraren dikmek bölücü milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelen fezlekelerinin önüne arkasına bakalım demek siyaset değildir, adamlık değildir. Neyine bakacaksınız? Fezlekelerin önünde hukuk, arkasında adalet vardır. Yetmiyorsa bu sizlere önünde millet, arkasında devlet olduğunu mutlaka göreceksiniz. HDP, Türk demokrasinin çerçevesini sarmış mayın tarlasıdır.
CHP, Türk siyasetine tutunmuş 5. kol faaliyetidir. İyi Parti, Türkiye'nin kötülüğüne hizmetkarlık yapan, siparişle kurulan, uzaktan kumandayla kontrol edilen, melanet bir projedir. Sözde Kürdistan projesinin yanında mıdır, karşısında mıdır?
İyi parti kararını netleştirmelidir. FETÖ ve PKK ile kol kola yürümeye devam edecektir, tamam mı diyecektir. HDP siyasi kisveye bürünmüş suç örgüsüdür. Herhangi bir isimle açılmamak üzere kapatılması tarihe, millete, adalete ve gelecek nesillere namus görevidir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın HDP'nin kapatılma istemiyle hazırladığı iddianameyi dün itibariyle Anayasa Mahkemesi'ne göndermesi hakkın, hukukun ve adaletin sesidir ve bu gelişme milletin yüreğine su serpmiştir. MP liderinin bu konudaki tavrı zaten biliniyor. Daha önce defalarca HDP'nin kapatılması için Devlet Bahçeli çağrıda bulundu. Zaten Yargıtay hamlesinin de Bahçeli'nin çağrılarından sonra gelmesi dikkat çekti. Asıl önemli olan muhalefetin tavrı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'ndan yorum geldi. Kılıçdaroğlu şunları söyledi.
Anayasa siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır, diyor. Ne demektir? Siyasi, ekonomik, toplumsal görüşleri her siyasi parti kendisine göre yorumlar ve kamuoyuyla paylaşır. Halkın desteğini alan siyasi parti yaşar. Halkın desteğini almayan siyasi partiler tarihin çöp sepetine atılırlar. Dolayısıyla biz siyasi partilerin kapatılması, siyasi partilerin sonlandırılması gibi bir süreci bırakmak zorundayız eğer demokrasiyi savunuyorsak.
HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar süreçle ilgili bir basın toplantısı düzenlediler. Dediler ki HDP'ye oy veren 6 milyon kişi vardı. Şimdi bu hamleden sonra bu sayı 12 milyon oldu dediler. bir tweeti retweet etmesinden kaynaklı Kocaeli milletvekilimiz sevgili Ömer Faruk Gergerlioğlu sadece bu sebepten dolayı bir cezaya çarptırıldı ve bundan dolayı da dün parlamentoda milletvekilliği düşürüldü. Bu tam bir darbe anlayışıdır sevgili arkadaşlar. Bugünkü iktidarın AKP hükümetinin küçük ortağıyla birlikte
on beş Temmuz'da meclisin çatısına bomba yağdıranlarla aralarında hiçbir fark kalmamıştır. Çünkü bunun da adı darbedir. Halkın iradesini gasp etme darbesidir. Dün akşamdan itibaren bize oy verenlerin sayısı altı milyondu. Dün akşamdan itibaren on iki milyona yükseldi. Bizim oy oranımız
yüzde on bir buçuk on ikiydi. Dün akşam itibariyle bizim oy oranımız yüzde yirmilere yükseldi. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Evet. Biz Türkiye halklarının Türkiye toplumunun gerçek gündemiyle ilgilenen bir partiyiz. Bugün halkın gündemi nedir? Halkın gündemi açlıktır.
Halkın gündemi sefalettir, yoksulluktur, işçinin, esnafın, kadının yaşadığı zulümdür ve AKP hükümetinin bu gündemi değiştirmek ve bu gündem üzerinden de partimizi kriminalize etme çabalarından öteye gitmeyeceğini ifade etmek isterim. Hiç kimse herhangi bir kaygıya, herhangi bir şüpheye kapılmasın. Halkların Demokratik Partisi var olduğu sürece halkın yanında, halklarımızın yanında olmaya ve demokratik siyaseti yürütmeye devam edecektir. Şimdi önümüzde bir Nevroz var. Bu hafta sonu Türkiye'nin birçok yerinde büyük coşkuyla, büyük moralle Nevroz Bayramımızı kutlamaya hazırlanıyoruz.
ve tüm Türkiye halklarını başta Kürtler olmak üzere tüm Türkiye halklarını Nevroz alanlarında birlikte halay çekmeye omuz omuza birlikte demokrasi mücadelesini vermeye buradan bir kez daha bu daveti yapmak isterim ve bu çağrıyı yapmak isterim. Gelişmeleri yorumlayan çok Ayşe Çavdar ve Aysu Dakölemen Medyaskop'ta yaptıkları Şimdiki Zaman programında bu iki gelişmeyi masaya yatırdı. Ayşe Çavdar, HDP dışındaki muhalefetin pasif kaldığı görüşünde. Orada muhalefet de var. Bir gün kendi başına bunun geleceğini, gelmeyeceğini garanti edemeyecek bir muhalefet. Neden? Çünkü aynı gün içerisinde Enis Berberoğlu'nun başına gelmiş bu olay zaten ve onun iade edilmesi, bir de üstelik yeni bir fevzekeyle tekrar edilmesi gibi bir tartışma da var. Buna rağmen meclis koltukları bomboştu Aysu'da.
bomboştu. Ön sıralar doluydu yalnızca. Eee az sayıda eee şey eee vekil Çağlayan'daydı. CHP milletvekili Urfa'da esnaf ziyareti yapıyordu. Bu esnada. Şimdi burada tehdit altında olanın bak yani eee şunu söylemeye çalışıyorum. Iktidar çok açık bir şey söylüyor. Ben usulen yanlış bir şey yaptığımı biliyorum. Bunu da benim oluşturduğum kurumlar değil mi? Benim oluşturduğum kurul oluşturduğum kurullar
kurumlar teşkil ediyorlar diyor. Iktidar bunu söylüyor. Ana Muhalefet Partisi bundan zaten bir kez ııı tırnak içinde mağdur olmuş. Değil mi? Bir kez başına gelmiş orada. Ve başka bir Muhalefet Partisi'nin üstelik o Muhalefet Partisi de üçüncü Büyük Partisi şeyin ııı meclisin üçüncü Büyük Partisi, üçüncü Büyük Parti'nin başına da aynı şey getiriliyor. Ve meclis koltukları neredeyse bomboş. Bir vekilin
Vekilliği düşürülüyor. O şu anda orada. Bir şekilde bugün şey tartışması da vardı, polis girecek mi girmeyecek mi, nasıl olacak vesaire falan diye. Yarın göreceğiz. Yarın bütün o vekillerin oralarda olup olmayacaklarını da göreceğiz. Hiç değilse keşke yarın olsalar.
ve izin vermeseler polis müdahalesine böyle bir hikaye. Ömer Faruk gergerli olma değil, meclise böyle bir polis ya da asker müdahalesine keşke izin vermeseler, en azından direntilerini gösterseler. Niye söylüyorum bu, niye önemli? Çünkü bir dahaki seçimlerde eğer olursa öyle seçimler, seçimlerde bize gelip diyecekler ki biz güçlendirilmiş parlamenter sistem kuracağız. Onun için sizden desteğinizi istiyoruz. Böylece demokrasi güçlendirilmiş parlamenter sistemimizde olacak. Hepimiz de bunda çok eğleneceğiz falan diyecekler. Biz de ona inanacağız. Hükümete yakınlığıyla bilinen bir gazeteci Hadi Özışık, kendi YouTube kanalında bu konuyu Metin Özkan'la masaya yatırdı. Şimdi şuna bakalım sevgili Hadi. Bakın, burada şu fotoğrafta
Özellikle Enes Kenter'den başlayarak söyleyelim. Abdurrahman Bidici, diğer isimler. Hepsi FETÖ, PYD-YPG destekçisi isimler. Bu bir konferans. Burada ne yapıyorlar? Türkiye'yi masaya yatırmışlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı masaya yatırmışlar. Türkiye'nin kara propagandasını yapıyorlar. Ve bunlar kırmızı bültenle aranıyorlar. Yani şunların hiçbirisi ne vakıf ne dernek ne ben varsa bile Amerika'da bilmem ama Kırmızı Bülten'le aranan isimlerle siz orada geçmişsiniz en alt köşeye bu insanlarla sohbet ediyorsunuz, Türkiye'yi karalıyorsunuz. Belki o FETÖ'cülerin cezaevine girerken çıplak arandığı iddiasını bir kez daha orada dile getiriyorsunuz. Bu işleri köpürtüyorsunuz. Anne işte onu diyorum. Köpürtüyorsunuz, gündeme getiriyorsunuz. Türkiye'nin kara propagandasını yapıyorsunuz.
Bu algıda da varmak istedikleri nokta şu. Biz PKK'ya terör örgütü demiyoruz. Demiyorlar, Pervin Buldan açıklamalarında var. PKK bizim için terör örgütü değildir diyor. Eee terörü de destek vermiyoruz. Şimdi birincisine inandık, ikincisine.
İkincisine inandık, üçüncüsü ne? Üçüncüsü de ne? Biz Türkiye Partisi olacağız. Ya Türkiye Partisi olacaksanız bakın, Türkiye Cumhuriyeti devletinin birliği, beraberliği, Türk milletinin bağımsızlığı, bayrağı, vatanı, bölünmezliği, toprağı üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde namus ve şeref yemin ediyorsunuz. Bu ettiğiniz yeminin arkasında durmak zorundasınız.
Gergerlioğlu ve HDP'ye de birazdan geleceğiz. Kapatma davasındaki ana temel gerekçe şu. Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetler. Türkiye yeniden bir 90'lar havasına girmiş görünüyor. Bundan sonraki gelişmeleri de analiz ederek sizlere aktarmayı sürdüreceğiz. Tren Topi'yi PodMedia ile hazırlıyoruz. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.