Podcast

78: Merkez Bankası Başkanı değişti. Dengeler alt üst..

Trend Topic

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Daha bir hafta önce açıklanan ekonomi reform paketinin dumanı tüterken Merkez Bankası başkanı değişti. Gelişmeleri Deva Partisi Merkez Komitesin'den Ömer Gencal ile değerlendiriyoruz.



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.289 kelime · ~11 dk okuma

Merhabalar, ben Nevşin Mengü. Yeni bir bölümle karşınızdayım. Ne haftaydı ama ard arda sıcak gelişmeler, beklenmedik gelişmeler. Hangi birisini takip edeceğimizi şaşırdık. Bu bölümde ekonomiyi ele alacağız. Deva Partisi'nden Ömer Gençal'la konuşacağım. Ömer Gençal zaten sektörden gelen birisi, finans sektöründen gelen birisi. Şimdi de Deva Partisi'nin yönetiminde koşturuyor. Bir ayağı Ankara'da, bir ayağı İstanbul'da. Aslında biz Ömer Gençal'la bu röportajı Perşembe günü yaptık. Bu röportajda daha çok Ömer Gençal'la şunun üzerinde durduk. Hem Naci Ağbal'ın yani Merkez Bankası eski başkanının para politikası kurulu kararı uyarınca baz faizi 200 puan arttırması, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı ekonomi reform paketi, bunlar arasındaki çelişkiler, bundan sonra ne olacak bunun üzerine uzun uzun konuştuk. Ancak sonra şak diye adeta hiç beklemediğimiz bir gelişme oldu. Bir gece yarısı kararnamesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Naci Abal'ı görevden aldı.

Naci Abal bu görevden alma kararına bir tweet atarak teşekkür ederek karşılık verdi, hayırlısı olsun dedi. Yeni atanan Merkez Bankası Başkanı ise eski AK Parti Milletvekili Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu. Kavcıoğlu eski bir milletvekili olmasının yanı sıra bir başka özelliğiyle daha dikkat çekiyor. Kendisinin tez danışmanı Erişah Arıcan.

Bu neden dikkat çekici diyecek olursanız Erişah Arıca'nın aynı zamanda eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın da tez danışmanı olduğunu biliyoruz. Şahap Kavcaoğlu göreve geldikten sonra bir açıklama yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kanunla belirlenmiş görev ve yetkiler çerçevesinde enflasyonda kalıcı düşüşü sağlama temel hedefi doğrultusunda para politikası araçlarını etkin bir şekilde kullanmaya devam edecektir. Enflasyondaki gerileme, ülke risk primlerindeki düşüş ve finansman maliyetlerindeki kalıcı iyileşme yoluyla makroekonomik istikrarı olumlu etkilerken, yatırım, üretim, ihracat ve istihdama arttırıcı sürdürülebilir büyüme içinde gerekli koşulların oluşmasına katkı sağlayacaktır." dedi. Bu şok edici atama kararı. Ve yeni başkanın yaptığı bu açıklamaları Ömer Gençal'la değerlendiriyorum.

Transkriptin tamamını oku

Evet Ömer Gençal ne diyorsun? Merkez Bankası Başkanı bir gecede değişti. Bekleniyor muydu bu ya? Bekliyor muydunuz siz böyle bir şey? Şöyle söylemek lazım. Son faiz artırımında özellikle 200 basmanlık faiz artırımında açıkçası mevcut koşullardaki iktidarın ya faiz neden enflasyon

sonuçtur söylemini bir kenara bırakıp halktan özür dilemesini ya da bu teorinin yine arkasında kalıp bu teoriyle birlikte mevcutta aslında yükselen faiz dolayısıyla Merkez Bankası'nın başkanını bir şekilde görevden almasını bunu Sayın Genel Başkanımız bu olay olmadan önce zaten belirtti. Bu konuyla ilgili açıkçası piyasaların beklentisi de zaten yüz bas puanlık olduğu halde iki yüz bas puanlık bir faiz arttırmanın Sayın Naci Bey'in Naci Abal'ın görevden alınması için önemli bir kilit unsur olduğunu düşünüyoruz. Açıkçası böyle bir beklenti içerisinde çok fazla olmamakla birlikte senin cumhurbaşkanlığının o ikilem içerisinde ya bir noktayı ya diğer noktayı seçmesi söz konusu olacaktı ki Demin de söylediğimiz gibi faiz neden, enflasyon sonuçtur. Bu söylemi tarafını herhalde seçti ki... Şey yazmış, Erdal Sağlam diyor ki, aynen şeyi doğrulamak için, Erdal Sağlam şöyle yazmış, yaklaşık iki ay önce bir toplantıda Cumhurbaşkanı'nın eleştirileri üzerine ABAL'ın doğru bildiğim uygulanabilir politika bu, bu politika istenmiyorsa görevimden alın.

dediğini biliyorum diyor. Böyle demiş. Yani 200 bas puan da arttırmış. Cumhurbaşkanı da görevden almış. Naci Abal da görevden aldı Sayın Cumhurbaşkanı diye teşekkür ederek ayrıldı.

Yani sonuçta bir takım duyumlar tabii ki olabilir ama bu duyumların daha ötesinde genel mantalite, genel fikir şu andaki iktidarın açıkçası hala faiz neden enflasyon sonuçtur göstergesine daha fazla kaydığına göre bu görevden almanın herhalde çok büyük bir sürprizi olması gerek. Zira yapılan faiz artırımın sonrasında da bir takım medyada senin de çok iyi bildiğin gibi bu kararın ciddi eleştirileri ve bu konuyla ilgili önemli bir takım açıklamalar söz konusu oldu. Yeni Şafak ve Sabah'ta özellikle. Evet. Yani bu medya organlarındaki doğrudan nacibeyi alan hedefler sonuç itibariyle çok da hedefini şaşmadı diye gösteriyor. E bu şey mi? Hani Serhat Albayrak'ın ya Sabah gazetesi. Sizin aldığınız duyum hani o zaman hala Albayrak'ların herhalde cumhurbaşkanı üzerinde veya ekonomi politikası üzerinde bir ağırlığı mı var acaba? Cumhurbaşkanı hala

Belki Berat Bey ayrıldı ama onlara mı soruyor ya da medyaları aracılığıyla Cumhurbaşkanı'na mesaj mı veriyorlar acaba? Ne dersin? Böyle bir duyum aldığımızı söyleyemem çünkü böyle bir duyum açıkçası çıkmaz diye düşünüyorum dışarıya. En azından biz çok fazla duyumlarla da hareket eden bir parti değiliz. Biz mevcuttaki gerçekleşen olaylar üzerinden bir takım mantık yürüterek çıkarsamalar yapıyoruz. O nedenle hali hazırdaki medyanın gücünü bürokrasi üzerinde ciddi anlamda hakim kılmak, bunun tahakkümünü göstermek demek ki sonuç veriyor diye düşünüyoruz. Bunun ilerleyen dönemlerdeki sonuçlarını hep beraber yaşayıp göreceğiz. Ama şunu söylemekte fayda görüyorum. Dün alınmış olan, dün gece yarısı hatta sabaha karşı 2'de alınmış olan bu karar, pazartesi günlerinden itibaren piyasalarda çok ciddi fiyatlamalara sebep olacak. Evet, o da söyleniyor. İnsanlar bankacıları aralara koyup döviz alıyorlarmış. Hafta sonu olduğu için, piyasalar kapalı olduğu için falan. Öyle şeylerin olduğu da yazılıyor, çiziliyor, bilmiyorum.

Bunlar çok ahlaki ve etik değil ben öyle düşünüyorum. O nedenle bu gibi hareketler aslında çok tasvip edilecek hareketler değil. O nedenle mevcuttaki risklerin zaten hangi yöne gittiğini görerek vatandaşların çok daha önceden bu konuyla ilgili önlem alıyor olması gerekirdi. Sadece vatandaşlardan daha da ziyade kurumların çok daha önceden önlem alması gerekiyordu diye düşünüyorum. O nedenle bu tarz hareketler tabii ki biraz ahlak dışı, etik dışı. nedenle ben çok tasvip etmiyorum. Bunun da ötesinde... Sizsiz olun yapmayın diyorsun. Ama insanlarda ne yapsın yani para kaybediyor insanlar durduk yerde. Şimdi düşünsene bir faiz kararına güvendin diyelim ki yani bir iş insanısın sen yıllarca profesyonel finansiye yöneticilik yaptın çok büyük şirketlerin. Değil mi şimdi diyelim CFO'sun vermiş grup sana al bizim paramızı yönet diye. Sen de böyle bir merkez bankası kararı aldı, faiz kararı alındı diyorsun. Ona göre parayı yönetiyorsun, yönlendiriyorsun. Şak bir gecede her şey değişiyor. Şimdi ne olacak? Mesela pazartesi günü... hafta başında ya da neyse birdenbire belki yeni başkan toplar para politikası kurulmuştak diye düşünür faizleri. Ne yapacaksın? Çok daha öncesinde önlem alacağım. Mevcuttaki trend açıkçası ekonomik gidişat Türkiye'sinin veya mevcut Türk varlıklarının nereye gittiğiyle ilgili gayet açık bir sinyal veriyordu zaten. O nedenle bunu son dakika yapmak yerine çok daha öncesinde yapmak her

yöneticinin, şirket yöneten her profesyonelin bence yapması gereken en önemli görevidir diye düşünüyorum. Bunun çok daha öncesinde yapılması çok daha mantıklı olan bir aksiyon. O yüzden son dakika yapılması, özellikle de böyle bir olay riski ortaya çıktıktan sonra yapılması bana göre ahlaki değil. O nedenle bunu çok tasvip etmem mümkün değil.

Pazartesi günü dediğim gibi gerçekten ciddi bir varlık fiyatlarında elime görme ihtimalimiz çok yüksek. Ben göreceğiz diye düşünüyorum. Hatta bana soranlara özellikle Türk Lirası ile ilgili değil, DTH'lerin durumunu soranlara da şunu söylüyorum. Biliyorsunuz DTH'ler toplam mevduat içerisinde %55'ti. Muhtemelen yarınki Türk Lirası'nın değer kaybıyla birlikte bu oran %60'lara kadar çıkacak. Biz 8.50'lerden 6.90'lara kadar Türk Lirası'nın neredeyse %20'lere kadar değerlendiğini görmüştük. Naci Bey'in döneminde çok büyük bir kredibilite açığını Naci Bey en azından bir miktar kapatmayı başarmıştı. Fakat bu kredibilite açığı mevcut koşullarda yeniden oldukça büyük bir şekilde devam edecek. Ben şunu benzetmesini yapayım. Bu kredibilite açığı belli bir yamayla en azından kapatılabilirdi. Şimdiki o açık öyle bir yırtıldı ki mevcuttaki yamadın da çok kolay kolay bunu bu açığı kapatabileceğini çok düşünmüyorum.

Artık bundan sonra mevcut merkez bankası başkanını değiştirip, dünya cümlü bir merkez bankasını da tekrardan merkez bankasının başına getirirseniz, bu kredibilite açığının kapanması çok çok uzun bir süre alacak. En büyük korkum bu. O nedenle sadece ve sadece kur anlamında değil, özellikle Türk ekonomisinin Dolarizasyonu ve dolara bağımlı olması dolayısıyla enflasyonda da ciddi seviyeler göreceğiz. Görme ihtimalimiz son derece yüksek olacak diye düşünüyorum. Şimdi tam oraya gelmişken enflasyon dedin ya burada tabii yeni Merkez Bankası Başkanı Şahapkavcıoğlu yazılı bir açıklama yaptı diyor ki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kanuna belirlenmiş görev ve yetkiler çerçevesinde enflasyonda kalıcı düşüşü sağlama temel hedefi doğrultusunda para politikası araçlarını etkin bir şekilde kullanmaya devam edecektir demiş.

verdiği bu mesajı nasıl okumak lazım? Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kanununa göre dediğine göre burada hatırlatmakta fayda görüyorum. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kanununa göre zaten başkanların görevden alınması söz konusu olamaz. O nedenle de kanun hükmünde kararnamelere burada işaret etmek istiyorum. Kanun hükmünde kararnamelerle mevcut koşullardaki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın kanunu çiğnenebilir.

ve bunun ötesinde alınacak kararlara yukarıdan bir müdahale yapılabilir diye düşünüyorum. O yüzden zaten kredibilite açığını söylüyoruz. Bu kredibilite açığı mevcuttaki görev süresi 4 ay geçtikten sonra alınan Merkez Bankası Başkanı ile birlikte çok daha açılmıştır. Diyor ki yatırım, üretim, ihracat ve istihdamı arttırıcı sürdürülebilir büyüme içinde gerekli koşulların oluşmasına katkı sağlayacak bu yeni politikamız diyor.

Anlıyorum ne demek istediğini. Diyorsun ki sen öyle diyorsun da ne diyorsun arkadaş? Neden bahsediyorsun? Bunun için ne yapabilir mesela Şahapkavcıoğlu, Naci Ağbal'ın yapmadığı? Anlaşılan herhalde faiz düşürecekler. Öyle anlaşılıyor. Faizin düşürülmesi böyle bir etki yaratacak mı? Nasıl yaratacak anlamadım ki teknik olarak.

Ben yapabileceği bir şey olduğunu düşünmüyorum Reşit. O nedenle bu yazılan çizilenlerin sadece bir umut, bir iyi temennilerden öteye geçemeyeceğini düşünüyorum. Bu iyi temenniler maalesef geldiğimiz noktada ekonominin bu kredibilite açığını sadece para politikası değil, maliye politikası anlamında da çok fazla sağlayamaz. Zira ekonomide daha önce hep konuştuğumuz kavram hukukun üstünlüğü, kural bazlı yaklaşım, kurallara riayet eden bir yönetim, bunu içselleştirmiş bir iktidar diye hep belirttik. Böyle bir çerçevede hukukun üstünlüğünü herhangi bir şekilde kural bazlı yaklaşımı reddeden ve günübirlik bir takım uygulamalarla

Parantez içerisinde politikalar denemiyorum çünkü bunlara politika denmesi mümkün değil. Günü kurtarmaya çalışan bir yönetim anlayışıyla maalesef mevcuttaki bu açıklamaların sadece iyi niyet açıklamasının ötesine geçemeyeceğini düşünüyorum ben. Daha önce senle konuştuğumuzda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni elefon paketini açıklarken artık fiyat istikrarı bizim için önemli değil yolundaki ifadesini aktarmıştın. Ne düşünüyorsun hani Merkez Bankası'nın 200 bas puanlık faiz artırımıyla Bu ikisi çelişmiyor mu demiştim. Sen de demiştin ki ya herhalde Cumhurbaşkanı promptöre bakmadan söylediği bir cümle o demiştin. Ama şimdi herhalde Merkez Bankası Başkanı bir gecede değiştirilince Cumhurbaşkanı'nın söylediği şey bir yere oturuyor mu diyelim? Ne diyelim? Promptöre bakmadığı ve içinden geçirdiği, aklından geçirdiğini herhalde uygulamak için 3-4 gün sabretti diye söyleyebiliriz Sayın Cumhurbaşkanım. Peki o zaman Cumhurbaşkanı'nın açıklamış olduğu ekonomi paketinde ne var? Ne çıktı oradan? Ne gördün? Sen nasıl değerlendirdin?

Bu son kararla artık o ekonomi paketinin hiçbir önemi kalmadı diye düşünüyorum. Zira hep üstüne uyguladığımız kural bazlı yönetim, hukukun üstünlüğü kavramları tamamen bir gecede, bir kanunda kararnameyle ortadan kalkabiliyor demek ki. Bugün yapılacak olan politikalarda özellikle iktidarın harcama tarafında kendisine elini kolunu bağlayacağı bir kararın yarın öbür gün tamamen ortadan kalkabileceğini, beğenmediği herhangi bir unsur olursa ve bunun yeni bir kanun içinde kararnameyle tekrar değiştirilebileceği konusunda önemli bir sinyal verdi bu son kararlar. O yüzden ekonomik anlamda ekonomi paketinin, ekonomi reform paketinin ki hep daha önce de söylüyorum yani reform içi bomboş bir kelime Türkiye'de. Kullanılması gerçekten tüketile tüketile neredeyse bomboş bir hale geldi. O yüzden reform paketi denmesi bence bundan sonra

pek mümkün değil. Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz diye bir güzel atasözümüz var. Biz uygulamalara bakıyoruz. Uygulamalarda da geldiğimiz nokta açıkçası... Peki, uygulama diyorsun. İktidarda diyor ki, ya kardeşim siz her şeyi eleştiriyorsunuz da bak dünya küçülürken biz büyüdük, al buyur işte. Nasıl bu? büyütüyoruz. Biz ona Türkiye ekonomisini diyorlar. Çok güzel. Nasıl büyüdük? Büyüdüğümüz zaman istihdam nasıl arttı? Arttı mı? Geniş tanımlı işsizliğin daha önce de konuştuğumuz gibi TÜİK tarafından da bizim daha önce üzerine vurgu ile yaptığımız gibi yüzde otuzların üzerine çıktığı

bir ortamda nasıl büyüdüğümüzü bize lütfen anlatsınlar diye ben açıkçası bekliyorum. Zira bu konuyla ilgili yapılan detaylı analizlerde stokların büyüdüğü, bu stoklara bağlı olarak da Türkiye'de büyüme rakamlarının ortaya çıktığı bir gerçek. Yani üretilen üretilmiş ama satın alınmamış. Üretilmiş kenara konulmuş. Kenara konulmuş. Sermaye stoğu artmış gibi gözüküyor. Yani bunu açıkçası bu konudaki büyüme rakamlarının krediyle olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle kamu bankalarının Nisan, Mayıs, Haziran aylarında çok ciddi kredi paketleriyle piyasaya önemli bir kredi arzı yaptığını, bu kredi arzını alan şirketlerin, şahısların bunları nasıl değerlendirdiğini, tüketimin nasıl arttığını hepimiz görüyoruz. Önemli olan zaten büyüme değil.

Refah artışı dediğimiz nokta. Refah artışı olmadan gerçekleşmiş bir büyümenin hiçbir önemi yok. Yani şey diyorsun hani sen kişi başına düşen milli ilgilerin artması, işsizliğin düşmesi, asıl bunlara bakmak lazım. kişi başına düşen gelirin artması ve kişi başına düşen gelirin nasıl adaletli dağıldığı önemli. Yani refah artışından herkes acaba kapsayıcı bir şekilde bu kapsayıcı büyüme, kapsayıcı refah artışıyla birlikte faydalanabiliyor mu? Buna bakmak lazım. Bunun da olmadığı son derece aşikar gün gibi ortada. O yüzden büyüme rakamları %1 olmuş, 5 olmuş, 2 olmuş çok önemli değil. Büyümenin detayları, refahın artışı ve kapsayıcılık önemli.

Peki Ömer teşekkür ederim. Var mı eklemek istediğin bir şey? Yani şunu da kesin dikkat etmek lazım, şuna bakmak lazım, şunu takip etmek lazım dediğin. Türkiye'ye çok zor günler bekliyor Nevşin. O nedenle bundan sonraki dönemde vatandaşlarımızın bir kere daha ciddi ciddi düşünüp gerçekten işin ehli, bu konuyla ilgili hesap veren şeffaf bir yönetime, bir anlayışa, bir mantaliteye yönelmesi ve şu anda bulunmuş olduğumuz cumhurbaşkanlığı başkanlık sisteminin de işlemediğinin bir kere daha altını çizerek üzerine tekrar düşünmesi gerektiğini düşünüyorum.

Üç buçuk yıldır bu sistemde yönetiliyoruz. Üç buçuk yıllık sistemde borç stoğunun nereye geldiği belli, büyüme rakamlarımız belli. Bazen pandemiyi öne süren politikacılar oluyor. Pandemi olmasaydı da bizim trend olarak gittiğimiz nokta belliydi. Cari açığın geldiği nokta belli, bütçenin durumu belli. Bunların hepsi keyfi bir yönetimin, kural bazlı olmayan bir yönetimin Türkiye'yi ne noktaya getirebileceği konusunda büyük sinyaller veriyor.

Bu konuyla ilgili daha kötüye hazırlıklı olmak gerektiğine inanıyorum ben. O yüzden vatandaşlarımızı bir kere daha düşünmeye davet ediyorum. Ömer Gencal, gelişmeleri böyle değerlendiriyor. Tabii öte yandan kulislerde kaynıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaklaşan AK Parti kongresinde hem parti yönetimini hem de kabineyi değiştirmesi bekleniyor.

Söylenti çok. Eski Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın bakan olabileceği, Hazine ve Maliye Bakanlıklarının ayrılacağı bir bakanlığa Naci Ağbal'ın getirilebileceği söyleniyor. Bu bir kulis bilgisi. Berat Albayrak'ın Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak yeniden yönetime dönebileceği bir kulis bilgisi. Bunlar hep kulis bilgileri, dedikodular. Hangisine kadar gerçek bilmek çok zor. Bir gerçek var ki ne olacak ne bitecek bunu tek bilen kişi muhtemelen sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan. Ancak şimdi hem siyaset hem de piyasalar. Cumhurbaşkanının yapacağı bu kabine değişikliğine, AK Parti yönetiminde yapılacak değişikliğe kilitlenmiş durumda. Onu da takip ediyoruz. Onunla ilgili gelişmeleri de detayları ve yorumlarıyla size aktaracağız. Bir başka bölümde görüşmek üzere.

Unutmayın Tren Topiği pod bir medyayla hazırlıyoruz. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)