
3.456 kelime · ~17 dk okuma
İngiltere tahtının varisi Guyler Prince Charles'ın küçük oğlu Harry, gönlünü Amerikalı bir oyuncuya Meghan Markle'a kaptırdı. Çift Mayıs 2018'de evlendi. Çiftin bir sene sonra 6 Mayıs tarihinde Archie adında bir oğlu oldu. Ancak çiftin kraliyet yaşantısı çok da uzun sürmedi. 19 Şubat 2021'de tüm kraliyet görevlerinden istifa ettiklerini duyurdu.
Çiftin gözlerden uzak kendi hayatlarını yaşayacağı tahmin ediliyordu ki Meghan Markle'ın Oprah Winfrey'e verdiği röportaj ortalığı karıştırdı. Dünyanın konuştuğu o röportaja ve sonrasına bakacağız. Trendtopia'ya hoş geldiniz. Ben Nevşim Mengü.
Oprah Winfrey, Amerikalı çok ünlü bir televizyoncu hatta belki de en ünlüsü demek yerinde olur. Yıllardır kendi programını yapan Winfrey, Amerika Birleşik Devletleri'nde en güvenilir kişi anketlerinde uzun yıllardır hep birinci sırada çıkıyor. Güveniliyor, seviliyor. Winfrey programının yanı sıra böyle özel röportajlara da imza atıyor. Sporcu Lance Armstrong da doping kullandığına ilişkin ilk röportajını Oprah Winfrey'e vermiş. O zaman da yer yerinden oynamıştı. 1993'te YouTube ve benzeri platformlar hayatımızda yokken Michael Jackson'la yaptığı röportaj yayını yaklaşık 90 milyon kişi tarafından izlendi.
Meghan Markle'ın doğduğunda ne kadar karanlık olacağının konusundan bahsediyorlar. Ne? Ve... Seninle o konuşma kim var? Ne? Yani... Bir konuşma var. Bir saniye, bir saniye. Şimdi dur. Birçok konuşma var. Seninle bir konuşma var mı? Harry'le. Bebeğin ne kadar karanlık olacağına? Belki. Ve bunun ne anlamı var ya da ne görünüyor. Ve benimle konuşmanın kim olduğunu söylemeyeceksin? Bence onlara çok zararlı olacaktır.
Markle'ın annesi Afrikalı-Amerikalı, buna istinaden kraliyet mensuplarından biri ki Markle ismini vermedi. Bebeğin ne renk olacağını, siyah olup olmayabileceğini Prince Harry'e sormuş. Bu arada biraz kurcaladığımızda İngiliz kraliyet ailesinin daha önce Afrikalı mensupları olduğunu görüyoruz. 18. yüzyılda Kral 3. George ile evlenen Portekizli kraliçe Charlotte da bir tarafından Afrikalı.
Biz yine günümüze dönelim. Markle'ın röportajı bir başka televizyoncunun başını yedi. Ünlü sunucu Piers Morgan kendi programında Markle'ın söylediklerinin tek kelimesine inanmadığını, Markle'ın ilgi çekmeye çalıştığını söyledi. Morgan'a çok tepki geldi. Programdaki bir başka sunucu Morgan'a çıkışınca Morgan stüdyoyu terk etti ve anlaşılan şovundan da istifa etti. Bir röportaj nelere mal oldu? BBC Türkçeden İrem Köker bize Londra'dan başka detayları da verecek.
İran, şimdi röportajda en çok öne çıkan ne oldu? İngiltere'de ne konuşuldu? Bu ırkçılık meselesi mi? Irkçılık meselesi konulardan bir tanesi tabii. Ağırlıklı olarak böyle dört mesele vardı zaten. Bir tanesi ırkçılık ki en önemli konulardan birisi bu. Diğeri akıl sağlığı meselesi. Bir başka konu tabloid basın. Tabloid basında özellikle Meghan Markle'ı hedef alan yayınlar ki buna saldırgan ve ırkçı olarak Meghan Markle kendisi de bizzat bu şekilde tanımladı bu yayınları. ve kraliyet ailesi üyeleriyle ve kraliyet monarşi ile olan ilişkileri ve dördüncü başlık altında da bazı kraliyet ailesi üyelerine, ki burada biraz tahtın veliahtı Prens Charles ön plana çıktı, bir takım isimli ve doğrudan bir takım iddialar ortaya atıldı. Bu dört ana başlık üzerinden aslında bir miktar hala tartışılmaya devam ediliyor. Şimdi bir tanesi işte Meghan Markle çocuğum ne kadar siyah olur diye Harry'e sormuşlar dedi. İsimini vermedi. O kim? Kraliçe mi? Kocası Philip mi? Kocası Philip de nazi bağlantıları olduğu için eski direkt olağan şüpheli mi oluyor?
Yani aslında şöyle, Kraliçe 2. Elizabeth'in amcası tahtı bırakan krallığın bir takım bağlantıları olduğu iddiaları tarihsel olarak gündeme gelmişti. Prens Philip'le ilgili hani böyle bir gündeme gelen ya da hani tarihsel olarak nasıl söyleyeyim hani bir şekilde etiketlendiği pek doğru değil açıkçası. Ama kim olduğunu söylemediler mülakatta. Hangi kraliyet ailesi üyesi ya da kraliyetin hangi çalışanları çünkü sonuçta kocaman bir
kurumdan bahsediyoruz ve orada sadece Kraliyet Ailesi üyeleri değil, onların bir takım özel sekreterleri, gündelik işlerini devam ettiren danışmanları vs. de söz konusu ki bu kadro aslında monarşinin kuralları ve protokollerin devamından sorumlu olan isimler de bu kadro. Dolayısıyla Prens Harry açıkça mülakatta da söyledi, bu kişi Kraliçe 2. Elizabeth değil ya da onun eşi Prens Philip değil dedi. Hala kim olduğunu bilmiyoruz. Tabii ki çok spekülasyon yapılıyor kim olmuş olabileceğine dair. Ama kim olduğunu henüz açıklanmadı. Prens Harry de açıklamayacağını ve bu konuşmaların detaylarını çok da fazla anlatmaktan rahat olmadığını, rahatsız hissettiğini söyledi mülakat sırasında da. Dolayısıyla bu konuda bir netlik yok. Yani bu hani Meghan Markle röportajında başka söylediği şeyler... ...işte bana protokol kurallarını öğretmediler diyor. Evlendim, pasaportumu aldılar. İşte hani böyle birdenbire bir cendereye girdim diyor ama sonuçta... ...ya bizlere tabii çok acayip geliyor. Hele şunu anlayabiliyorum. Bir Amerikalı aktrist, genç bir kadın... ...hani Amerikan kültürü tam bunun tersi değil mi? İşte daha fazla hani özgür olma, kendini yüksek sesle ifade etmeyi teşvik eden bir kültür. Şimdi Royal Family de bunun tersi.
Yani hiçbir konuda konuşmuyorsun ve hani bütün iraden bu kraliyet ailesi denilen yapının, kuruluşun şehir bir parçası oluyor aslında. Acaba Meghan Markle Amerikalı olduğu için mi bu kadar şaşırdı? Yani İngilizler buna daha alışkın da Amerikalılar için çok şok edici oluyor herhalde bu kurallar jenderesi. Tabii bambaşka bir yapıdan bahsediyoruz burada. Sonuçta 1200 yıllık bir kurum. İlterem monarşisi dediğimiz şey. Haliyle çok ciddi kuralları, çok ciddi protokolleri, çok ciddi kalıpları var. Aslında böyle söylemek gerekir.
Ve bu aslında sadece İngiltere kraliyet ailesi değil, İngilizler de toplum olarak, devlet olarak çok geleneklerine, göreneklerine, konulmuş kurallara, protokolere çok bağlı bir ülke. Amerikalıların tarzı çok daha farklı. Bunu söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Tabii şu var, kraliyet ailesi de kendi içerisinde ve geçen zaman dönemi içerisinde çok ciddi değişimlere uğradı aslında. Örneğin Prenses Diana'nın ölümünden sonra bir takım protokollerin değiştiği, belki tekrar yazıldığı hani orada
o eski sıkı sıkıya bağlı olunan bir takım kuralların esnetildiğini ve o günlerden bugünlere gelindiğini biliyoruz. Mesela Prenses Diana ile Prens Charles'ın boşanma süreçleri ki Prens Charles tahtın veliahtı. Arkasından Charles'ın boşanmış bir kadınla evlenebilmesi, arkasından Prens Harry'nin torun olarak aileye boşanmış Amerikalı bir gelin getirebilmesi vs. Aslında bütün bunlar da biraz kraliyet ailesi protokollerinin gevşetildiğine işaret ediyor. Tabii Meghan Markle tarafında tam neler döndüğünü spekül etmek zor. Fakat kendisi de hani bana çok fazla protokol öğretilmedi dedi. Bazı şeyleri örneğin İngiltere Ulusal Marşı'nın
Google'ladım, öğrendim gibi ifadeleri var. Dolayısıyla kültürel olarak her ne kadar aynı dili konuşsalardı ve özünde Amerika Birleşik Devletleri'nin bugün oluşturan eyaletlerden bir kısmı geçmişte Britanya sömürgesi olmuş olsa da kültürel olarak iki ülke, iki toplum arasında çok ciddi uçurumlar ve farklar da mevcut. İngiliz halkı ne düşündü Mega Marka'nın röportajıyla ilgili? Kimi haklı buluyorlar?
Şimdi bu ilginç bir soru. Röportajdan hemen sonra yapılmış bazı kamuoyu araştırmaları var. Bunlardan bir tanesi YouGo diye çok büyük bir şirket, çok da güvenilir bir şirket. Onun hemen yaptığı bir araştırma var. Şimdi orada şöyle bir tablo karşımıza çıkıyor. Birkaç çok basit soru soruyorlardı. Bunlardan bir tanesi, kraliyet ailesi Meghan Markle ve Prens Harry'e adil davrandı mı?
Şimdi burada %32 evet davrandı diyor, hayır davranmadı diyenlerin oranı da %32. Bu dikkat çekici. Yani bir bölünme ya da bir fikir ayrılığı olduğunu söyleyebiliriz. Fakat işin biraz daha detaylarına girdiğimiz zaman yaş grupları arasında çok ciddi bir uçurum söz konusu.
Örneğin 65 yaş ve üstü grup bu tartışmada ya da bu süreçte kraliyet ailesinin yanında dururken ve Meghan Markle'ı çok inandırıcı bulmazken, bu daha genç kuşağa, özellikle 18-24 kuşağına indiği zaman tam tersi bir hal alıyor ve 18-24 kuşağının aslında Meghan Markle'ı daha inandırıcı buldu ve kraliyet ailesinin haksızlık yaptığını düşünüyor. Dolayısıyla bu kuşaklar arasındaki farkı not etmekte fayda var. Herkes şimdi yaşına yakın kişiyle empati kuruyor herhalde burada. Evet, yani onu demek mümkün. Bir de tabii şu da söz konusu. Şimdi, Biltere Monarşisi çok toplumun içerisine girmiş, çok siyasi yapıda, ekonomide, toplum içerisinde çok nüfuz etmiş, 1200 yıllık bir yapıdan bahsediyoruz. Ve bu toplumun içerisinde doğan insanlar ya da burada yaşayan insanlar, hani
Orada öyle bir aile, orada öyle bir yapı var gözüyle bakıyorlar. Bununla doğuyorlar, bunun içine doğuyorlar. Bunu bir tespit olarak koymak gerekiyor. İngilizler dediğim gibi şeylerine, geleneklerine, göreneklerine çok bağlı bir topluluk. Fakat bugüne kadar özellikle sosyal medyada ya da bir takım dijital platformlarda yaptığımız tartışmaları gördüğümüz zaman bu olayla birlikte aslında bir genç kuşak belli bir oranda ya bizim niye monarşimiz var? Hani bu kuruma ne gerek var gibi bir sorgulamaya geçtiklerini de görüyoruz. Bugün yeni bir şey mi İngiltere'de yoksa hani zaman zaman ne bileyim işte yakın tarihte de zaman zaman işte anti monarşistlerin değil mi hani siyasette bile seçiliyorlar. Monarşiye karşı olan başbakan var vesaire yoksa şimdi bu yeni kuvvetlenen bir şey mi?
Hep aslında dönem dönem olan bir şey. Yani bunun şeyleri de var. Bunun bir takım sivi toplum kuruluşları var. Bir takım düşünce kuruluşları var. Hani bu monarşinin kaldırılması gerektiğini düşünen ve ülkenin yönetim sisteminin değişmesi gerektiği için hani aktif şekilde çalışmalar yürüten. Fakat İngilizce'de bir laf vardır. Bazı şeyleri söylemek yapmasından daha kolay. Bu durumda biraz böyle. Zaman zaman işte bu Prenses Diana olayı daha sonra işte bir takım
Harcamalarla ilgili şeyler, bütçe konuşmaları sırasında vs. bu böyle gündeme gelir. Birileri ya bu aileye ne gerek var, neden bunu tutuyoruz der. Hani bu böyle bir tartışma. Fakat hala ve hala ne olursa olsun toplumun büyük çoğunluğu, özellikle Kraliçe 2. Elizabeth'e çok büyük bir saygı ve sempati beslemeye devam ediyor ve bunun içinde genç kuşak da dahil olmak üzere. Ve monarşinin devamından yana bir tutumları söz konusu.
monarşi ve kraliyet ailesinin önündeki en büyük, buradaki yapılan yorumlarda ön plana çıkan şey, en büyük sıkıntılardan bir tanesi bu genç kuşağa ulaşma ve onların bu aileye, bu yapıya, bu yönetim sistemle ilgili olan görüşlerini nasıl değiştirileceğine dair bir tartışma yapılıyor. Dolayısıyla bu önümüzdeki döneme ilişkin ciddi bir sıkıntı. Tabii şurada şunu özellikle vurgulamak gerekiyor. Belki de en önemli kısımlardan bir tanesi. Ben de bu ülkeye gelip taşınana kadar çok anlamadığım bir şeydi. Ama monarşinin başındaki isim, bugün belki çok uzun zamandır, altmış küsur yıldır Kraliçe 2. Hizmet'ten bahsediyoruz. Monarşinin başındaki isim çok tarafsız.
siyasete bulaşamıyor, siyasi konularda görüş bildiremiyor, çok seramonik, çok tarafsız ve hepsinden önemlisi toplumu bütünleştirici bir rolü var. Ve bu rol çok önemli bir rol. Toplumun kutuplaştığı, toplumun sinir uçlarına dokunduğu fay hatlarıyla, dikişleriyle oynandığı dönemlerde Kraliçe 2. Elizabeth'in böyle bir bütünleştirici, birleştirici bir rolü var.
Çok yakın bir geçmişten örnek vereyim. Geçen yıl Mart ayında Covid pandemisi yüzünden İngiltere çok uzun süre hükümet kapanma başlatmak istemedi. Buna biraz rakamları takip etti, daha farklı politikaları uygulamaya çalıştı vs. işe yaramadı ve sonunda bir hafta içerisinde biz tam kapanma sürecinin içine girdik. Ve o dönemde ciddi bir moral bozukluğu, hayal kırıklığı, işte insanlar bir gün işe gittiler, o gün çalıştıkları pub'ın kafenin kapanacağını öğrendiler vesaire böyle bir ciddi toplumsal bir moral bozukluğu yaşanmaya başladı.
Ve o dönem hükümet Kraliçe 2. Elizabeth'in kapısını çaldı ve dedi ki, halkın morale ihtiyacı var, bir ulusa sesleniş konuşması yapar mısınız? Kraliçe de bunu kabul etti. Aşağı yukarı 4-4,5 dakikalık bir konuşmaydı. Kendi hayatından örnekler verdi, 2. Dünya Savaşı'nı anlattı. ve gerçekten hani biz bunu da atlatırız, biz ulus olarak neler atlattık bunu da atlatırız, bozmayın moralinizi hani birlikte beraber hep beraber ulus olarak bunun üstesinden geçeriz tebalı bir konuşma yaptık ve onun inanılmaz toplumsal bir etkisi oldu. Bunu da ayrıca not etmek istedim. Mesela hükümet alem ederse böyle bir konuşma yapıyor kraliçe değil mi yoksa kendi kendisine yapabilir mi? Şöyle hani kendi kendisi çıkıp hadi ben bugün bir basit toplantısı düzenleyeyim. Bunun da tabii ki bir takım protokolleri var. Sonuçta kendisinin belli programları vesairesi var tabii ki. Ama gelenek olarak bu tarz bir durumda hani hükümetin kraliçeden böyle bir şey istemesi daha uygun görünüyor, öyle söyleyeyim. Brexit konusunda mesela ful tarafsız kaldı Kraliçe değil mi? Hiçbir şey söylemiyor. Ne düşünüyor, nedir, ne değildir falan. Bilmiyoruz. Oy da kullanmıyor zaten. Dolayısıyla ne düşündüğünü bilmiyoruz. Tabii zaman zaman böyle özellikle tablo yutmasında çıkıyor işte Kraliçe bunu istiyor, Kraliçe şunu istiyor falan diye ama hani biz kendi ağzından, kendi şahsımdan çok fazla bir şey duymadık. Çok fazla demeyeyim. Hiçbir şey duymadık bu konudaki görüşünle ilgili.
Şimdi Harry, Meghan meselesine dönecek olursak, şu anda statüleri Kraliyet Ailesi'nden tamamen ayrıldılar ve hiç para alıyorlar mı Kraliyet Ailesi'ne mevsul olarak? Maaşları, bir şeyleri var mı? Yani bildiğimiz kadarıyla yok. Bunu da nereden biliyoruz? Prenses Harry ailesinin kendisinin finansal desteğini kestiğini söyledi ve kendi annesi yani Prenses Diana'dan kalan bir takım varlıklarla ve mal varlığıyla yaşamlarını idame ettirdiklerini belirdi.
Bütün bu yaptığımız her şey bu hayata anneme borçluyum gibi bir ifadesi var. Dolayısıyla tam o varılan anlaşmanın çok fazla detayını bilmemekle birlikte buradan maddi olarak herhangi bir kraliyet ailesinden bir şey almadığı Bu çıkarımına varabiliriz. Tabi bir de diğer konu da güvenlik meselesi. Meghan Markle bunu çok sık gündeme getirdi röportajda. Korumaları da olmadığını söyledi. Dolayısıyla koruma talepli, ölüm tehditleri var dedi, ailemi korumak istiyorum dedi, prenseri çok göz önünde oğlum, Archie'den endişe ediyorum vs. dedi. Anladığımız kadarıyla ki o koruma tartışması daha
Meghan Markle ve Prens Harry Kraliyet Ailesi'nden part time'a geçip Birleşik Krallık dışına taşınacaklarını söyledikleri zaman başlamıştı. Kim bu insanları koruyacak diye. Şu an anladığımız kadarıyla korumaları da yok ve kendileri koruma ihtiyaçlarını bir şekilde karşılıyorlar. Yani aslında hani pahalı bir şeyleri var, hayat tarzları var. Şurada söyleniyor ya işte para kazanmak için mi bu röportaj? Mesela bu röportajı yapmak için kaç para aldılar CBS'den, bunu biliyor muyuz? Bilmiyoruz ama kendilerinin dediği en azından hani hem Oprah Winfrey hem Meghan Markle mülakatın hemen başında dediler ki bu mülakat için herhangi bir para alınmadı dediler. Fakat tabii İngiliz basınında bununla ilgili çok spekülatif, çok çeşitli iddialar ortaya atıldı ama bu iddiaların doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Kendileri de en azından Meghan Markle ve Oprah Winfrey almadıklarını, bunun için herhangi bir para alışverişi olmadığını söylüyorlar.
Aslında hep bu ailenin biraz şey değil miydi, isyankar çocuğu değil miydi? Küçükken de böyle partilere katılıyordu falan, seviyordu o işleri biraz böyle, değil mi? İsyankar bir tipti sanki. Öyle, yani geleneksel bir kraliyet ailesi üyesi profiline pek sahip olmadığını söylemek mümkün. Hatta tartışmalı bazı şeylere de, olaylara da ulaşmıştı geçmişte. Tabii şöyle bir durum var, şimdi toplumsal olarak da bakıldığında Prens Harry ve Prens William anneleri inanılmaz derecede sevildiği için ve ki Prenses Diana'nın lakabı halkın prensesidir, anneleri çok sevildiği için aslında toplum tarafından da onların yadigarı olarak görülüyorlar. Ve biraz böyle daha bir hoşgörülü yaklaşım var çünkü Prenses Diana'dan bu ülkeye kalan en kıymetli iki şey gözüyle bakılıyor.
Tabii genç olmaları, arada ciddi bir kuşak farkı olması çok büyük bir trajediyle, çok genç yaşta yanılmıyorsam, Prens William 15-16 yaşındaydı, Harry de 11-12 yaşındaydı annelerini kaybettiklerinde. Ve çok da tatsız bir sürecin sonunda annelerini kaybetmişlerdi. Dolayısıyla böyle biraz toplumsal olarak da koruyup kullanan, Kraliyet ailesi içerisinde daha sempatik bakılan ve iki kardeşin de daha sonra yapmış oldukları çalışmalarla zaten o Kraliyet ailesi halktan kopuk, o 90'larda özellikle Prenses Diana'nın yaşamını kaybettiği dönemde yüksek sesle dile getirilen Kraliyet ailesi halktan kopuk imajını silinmesinde ya da şöyle söyleyeyim azalmasında çok ciddi çabaları oldu bu iki prensin. Örneğin akıl sağlığı meselesine başta biraz değindik ama akıl sağlığı burada hakikaten çok büyük bir mesele ve son birkaç yıldır çok ciddi kampanyalar yapılıyor ve bu devletin sivil toplum kuruluşlarının sağlık
alanında çalışan örgütlerin vesairenin birlikte yaptıkları kampanyalar ve şu deniyor hani bu başınızın ağrıması kadar normal eğer kendinizi iyi hissetmiyorsanız yardım alın buralardan buralarda ücretsiz yardım alabilirsiniz ve bu akıl sağlığı kampanyası farkındalığı yaratma döneminde çok önemli bir şey oldu kraliyet ailesi bu kampanyaya sahip çıktı Prens Harry ve Prens William'ın eşi Cambridge Düşesi Catherine Middleton Televizyonlarda bir mülakat verdiler ve iki prens orada annelerinin ölümünün ardından yaşadıkları travmaları anlattılar ve nasıl destek aldıklarını anlattılar. Bu çok önemli bir şeydi ve bu ilk defa oluyordu. Kraliyet ailesi üyeleri de, aslında alt-meddi bütün o kampanyanın şuydu. Bakın, kraliyet ailesi üyeleri dahi böyle bir şey yaşayabilir, sizin de yaşamanız normal.
Orada çok samimi bir şekilde annelerin ölümüyle nasıl baş ettikleri, nasıl destek aldıkları yanlarında, kim olduğu, ne hissettikleri ve bunların hayatlarının nasıl şekillendiğini çıkıp televizyonlara çok samimi, çok net bir şekilde anlattılar. Dediğim gibi bu daha önce Kraliyet Ailesi'nde görülen bir şey değildi ve bu iki kardeşin böyle bir... Aslında Kraliyet Ailesi üyeleri de insan, bunu tırnak içi söylüyorum. İmajının güçlenmesinde çok önemli rolü oldu ikisinin de.
Bu işin geri dönüşü olur mu? Yani yarın öbür gün Harry ile Meghan, ya biz yanlış yapmışız, biz ettik sen etme dese kraliçe kabul eder mi? Tamam olsun, hadi verdim title'ınızı geri, gelin bakalım. Öyle bir şey var mı? Öyle bir şey mi? Ya tabii kraliçenin böyle bir yetkisi var. Şunu da unutmamak lazım. Evet, bahsettiğimiz İngiltere, dünyanın en eski monarşisinden bahsediyoruz. Dünyanın en göz önünde olan bir aileden bahsediyoruz. Ama günün sonunda ki Buckingham Sarayı'nın da
mülakatla ilgili yaptığı açıklamada bu vurgu çok fazla vardı. Bu bir aile meselesi. Yani sen nasıl kendi ailende bir sorun yaşıyorsun ve onu aile içinde çözmeye çalışıyorsun, ben nasıl ailemde bir sorun yaşadığım zaman kendi ailem içerisinde çözüm, bunda öyle bakmak gerekiyor. Günün sonunda bu bir aile meselesi ki Buckingham Sarayı da bunun altını çok kalın bir şekilde çizdi. Açıklamanın en son kısmında Harry, Meghan ve Archie denildi hiçbir ünvan kullanılmadan aile içindeki hitap isimleriyle. O önemli bir mesaj olarak görüldü burada. Dolayısıyla bu günün sonunda bir aile meselesi. Aile meselesi de yani sonuçta gidiyor, işte Meghan neyse Oprah Winfrey'e röportaj veriyor, bütün dünya üstüne konuşuyor. Simple bir aile meselesi de değil maalesef. Yok, senin soruna yanıt olarak aile meselesi, yani Kraliçe Elizabeth'le tam sonuçta babaannesi. Oradaki özel ilişki, oradaki kişisel ilişki nasıl şekillenir? Bunları çok da fazla bilmediğimiz dinamikler. Dolayısıyla Kraliçe'nin böyle bir etkisi var. Yarın işler nasıl olur? Bunu bugünden söylemek.
Peki şey burada hani anladığım kadarıyla İngiliz gazeteleri bir ay falan, bir hafta bir buçuk hafta boyunca özünde ağırlıklı olarak bu meseleyi konuştular değil mi? Gündem kilitlendi. Ya sen keşke bir ay dediğin zaman düzeltmeseydin. Çünkü biz haftalardır üstünde tepiniyoruz bu konunun eğer amiyane bir tabir kullanmak gerekirse.
Meghan Markle ve Prens Harry Amerika'ya gittiler, Los Angeles'a yerleştiler. Zaten böyle ucundan ucundan bu takip edilen bir konuydu. Sonra bir anda Oprah Winfrey gibi çok ünlü bir Amerikalı gazeteci, Amerika'da hip hop kültürün önemli ikonlarından birisine mülakat verdikleri duyuldu. Ya da verecekleri duyuldu. Ve biz oradan başladık. Biz derken, tabloid basın özellikle, Böyle bir mülakata olacak, ne diyecek? İşte Meghan çok konuştu, sonra pişman oldu. Yok Harry şu kısımları kullanılmıyor mu? Bin tane, bin tane, bin tane neler neler yazıldı, çizildi. Ta ki mülakata kadar zaten biz o döneme kadar bütün tabloyut basının manşetlerinde o meşhur kelime oyunlarıyla vesaire biz bunu oraya kadar ne diyeyim şeyi yükseltmişlerdi heyecanı böyle filmin son sahnesine getirilir gibi. Ve onun sonunda da mülakat yapıldıktan sonra yine devam etti. Çünkü kraliyet tarafındaki yansımaları şudur budur, nasıl olacak, nasıl bitecek diye. Aslında hala da muhtemelen devam etme potansiyeli vardı. Ta ki bizde biraz gündem artık değişmeye başladı.
Bilmiyorum da nasıl değişti. Bence bir kadın cinayetiyle değişti. Dolayısıyla hani şu an biraz bunun... Ya ben de o kadın cinayetine YouTube'da değindim. Çok acayip. Değil mi? Bir polis miyavur tarafından öldürülmüş. Daha sonra hani benim dikkatimi çeken, benim değindiğim kısım ve Türkiye'de özellikle hükümete yakın basın da onun üzerinde çok tepindi. Cinayetin ardından kadınlar eylem yapıyorlar. Geceleri sokaklar işte bizi tekinleyip falan diye. Polis çok sert kadınları yerlerde sürükleyerek müdahale ediyor.
Yani çok çarpıcı. Hani Türkiye'de gördüğümüz zaman hep eleştirdiğimiz bir şey. İngiltere'de bir de Covid-19 bahanesiyle galiba değil mi? Doğru. Açıkçası insana biraz şunu dedirtiyor. Sanırım sadece coğrafya değil, cinsiyetle kadar biraz. Ve bu olay bir haftadır aşağı yukarı aslında gündemin tepesinde ve Cumartesi günü bir eylem çağrısı yapıldı. Çünkü şöyle oldu, bu 3 Mart'ta yanılmıyorsam, Mart'ın hemen başında kayboldu Sarah Everett adında 33 yaşında bir kadın.
Ve o dönem kapı kapı polis bir arama çalışması başlattı ve o arama çalışması sırasında da o bölgede yaşayan insanlara şu söylerdi, lütfen kadınlar tek başınıza akşam dışarıya çıkmayın. Ve bu biraz bir infial yarattı desem doğrudur. çıkmamamı söyleme, beni koru gibi kadınların bu yönde bir talebi oldu. Zaten sosyal medya üzerinden gruplar, platformlar vesaireler kuruldu ve Cuartesi akşamı için sokakları tekrar elde edelim, reclaim the streets adı altında bir eylem yapılması gündeme geldi. Tabii ki COVID şu an benim gibi çok ciddi bir
Tam kapanma döneminden geçiyor İngiltere. 12 Nisan'a kadar da bu tam kapanma dönemi devam edecek. Ondan sonra kademeli olarak normale geçiş olacak. Şu an zaten şey yasak. İki farklı evde yaşayan insanın bir araya gelmesi yasak. Bunun tek istisnası o iki farklı evde yaşayan insanlardan biri yalnız yaşıyorsa, diğeri onun destek balonu olabiliyor. Dolayısıyla öyle bir kalabalık toplama zaten yasak. Ama organizatörler, polisle de bunun pazarlığını yaptı. Organizatörlerin iddiasına göre polis çok sıcak bakmadı bunun yapıcı bir şekilde yapılmasına vs. derken, Cumartesi günü toplanmaya siz Covid kanununu ihlal ediyorsunuz diye müdahale edildi. Gördüğüm kadarıyla dört kişi gözaltına alındı ve odan çıkan görüntüler tartışmayı aslında başka bir boyuta getirdi. Bu sefer de ya kadına şiddet için toplanan çoğu kadın gruba polis şiddeti uyguluyor noktasına geldi. Londra Emniyet Teşkilatı'nın başında da ilk kez bir kadın var bu arada. Birkaç sene önce atanmıştı. Ona ciddi bir istifa baskıları var ama o da istifa etmeyeceğini söyledi. Ama İçişleri Bakanı devreye girdi, rapor istedi ve bu konuyla ilgili bir gözden geçirme Emniyet Teşkilatı'nın olacaklığı bitecek. Şimdi biz bu tartışmaların içerisindeyiz. Teşekkür ediyorum İrem Köker. Kolay gelsin. Sağ ol. Çok teşekkürler. Bir röportaj nelere mal oldu? BBC Türkçe'den İrem Köker bize Londra'dan başka detayları da verecek.
Bölümü tamamlıyoruz. Trend Topiği Podvimedia ile birlikte hazırlıyoruz. Yeni bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.