
1.794 kelime · ~9 dk okuma
Türkiye, yılbaşı sonrası pandemi tedbirleri çerçevesinde uygulanan sokağa çıkma yasağındayken, gündeme bomba gibi düşen haber Boğaziçi Üniversitesi'ne atanan yeni rektör Merih Blue oldu. Atama ve sonrasında gelen tepkilere bakacağız. Tren Topi'nin 63. bölümüne hoş geldiniz. Ben Neviçin Mengü.
Melih Blue, Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atandı. Şimdi genel bir çerçeve çizelim. 1982 Anayasası ile 1982-92 yılları arasında rektör atamaları, yükün önerisiyle Cumhurbaşkanı tarafından yapılıyordu. 1992'de yapılan kanun değişikliğiyle üniversitelerin daha bağımsız olmaları amaçlanmıştı. Artık üniversiteler kendi içlerinde seçim yapıyorlardı. YÖK'e 6 isim bildiriyorlardı. YÖK bu sayıyı 3'e düşürüyordu ve Cumhurbaşkanı bu 3 isim arasından atamayı yapıyordu. 2016'da çıkartılan kanun hükmünde kararname ile sistem başa sardı. Seçimler iptal edildi. YÖK'ün önerisiyle Cumhurbaşkanı atama yapmaya başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 2016 senesinde yaptığı akademik yıl açılış konuşmasında bu KHK'nın sinyalini vermişti. Görünüşte demokratik olan rektörlük seçimleri, üniversitelerde gruplaşmaları, hizifleşmeleri, kırgınlıkları artıran bir işleve bürünmüştür. Üniversite içinde zaten Çok yıkıcı bir şekilde yaşanan bu süreç Gökün ve Cumhurbaşkanı'nın takdiriyle Daha da sıkıntılı bir boyut Almaktadır Bunun için Rektör atamalarındaki mevcut usulden vazgeçilmesi Üniversitelerimizin de Ülkemizin de Yararına olacaktır diye düşünüyoruz Erdoğan, Ocak 2018'de katıldığı Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği konuşmasında da üniversiteyi çok sertleştirmişti. Kabul etmek lazım ki Boğaziçi Üniversitemiz halen de ülkemizin en prestijli, en önemli yüksek öğretim kurumlarından biridir. Bununla birlikte Boğaziçi Üniversitemizin bizim gönlümüzden geçen konuma ulaşamadığını da belirtmek durumdayım.
Çünkü bu üniversitemiz biraz önce Mevlana hazretlerine atıfla ifade ettiğim hususta açıkçası biraz zayıf kalmıştır. Bu ülke ve bu milletin değerlerine yaslanamadığı için küresel bir marka haline gelme çabalarında da hedeflerine tam manasıyla ulaşamamıştır. Çok seslilik ile kendi ülkesine ve milletine yabancılık arasındaki çizgiyi doğru çizmeden de bunu başaramayız. Batı ülkelerindeki üniversiteler soruyor. Çok sesli değil mi? Peki bunlardan hangisinin sürekli kendi devletine, kendi halkının değerlerine karşı faaliyet yürüttüğünü duydunuz, gördünüz. Böyle bir şey var mı?
Bakınız ülkemiz tefekkür ve aksiyon hayatının önemli simalarından olan Nurettin Topçu bir Sorbon mezunudur. Nurettin Topçu Sorbon'daki doktorasını birincilikle tamamladıktan sonra yapılan mezuniyet töreninde isteği sorulduğunda üniversitenin giriş ve çıkış kulelerine Türk bayrağı asılmasını talep etmiştir. Mesele bu. Ruh. Bir başka ifadeyle dünyanın en iyi üniversitelerinden eğitim görmekle yerli ve milli duruş sahibi olmak asla birbirine zıttı değildir. Çünkü asıl mesele fiziken nerede olduğunuzdan ziyade zihin olarak nerede durduğunuz meselesidir.
Bu konuşmadan sonra Erdoğan'ın atadığı rektör Prof. Dr. Mehmet Özkan bir paylaşımda bulunmuştur. Boğaziçi Üniversitesi yerli ve milli değerlere yaslanamadığı için beklediği yere gelemedi dedi. Sayın Cumhurbaşkanı'nın atadığı rektör bir tweet yayınladı. Tweet de şöyleydi. Türkiye'de birinci, uluslararası alanda 190. sıradayız. Peki gelelim Mehmet Özkan'ın atanmasına. 12 Temmuz 2016'da yapılan rektörlük seçimlerinde üniversitenin aynı zamanda rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu oyların %86'sını rekor kırarak almıştı.
Biraz önce değindiğimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın akademik yıl konuşmasının ardından 29 Ekim 2016'da yapılan düzenleme çerçevesinde rektörlüğe seçimde aday dahi olmayan Mehmet Özkan atandı. Evet, Özkan'ın görev süresi doldu ve bu sefer Boğaziçi'ne rektör olarak kurumun dışından farklı bir üniversiteden Hariç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu atandı. Kısa bir ara verelim, sonra devam edeceğiz.
Üniversitelere rektör atamalara zaman zaman gündem konusu oluyor. Gerek Ahmet Nece Sezer, gerek Abdullah Gül, gerek Recep Tayyip Erdoğan, çok defa üniversiteler tarafından seçilen ve en fazla oyu alan adayları değil, farklı adayları seçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan aslında bir gecede Boğaziçi ile beraber beş üniversiteye daha rektör ataması yaptı ama en çok ses getiren Boğaziçi oldu. Daha önce Haliç ve İstinye Üniversitelerinde rektörlük yapmış olan Blue'nun daha önce attığı tweetler gündem oldu. Blue'nun 2019 yılında attığı bir tweet şöyle. Bugün girişimcilik bir tecrübelerimi paylaştım. Üniversitemiz öğrencileriyle. En ilgi gören övdüm. Eğer iş fikrinizi annenize anlattığınızda anlıyorsa o işi yapmayın oldu.
Blue'nun bu tweet'e cinsiyetçi bulundu. Blue'nun anneleri aşağıladığı konuşuldu. Aslında burada Blue'nun söylem tarzı eleştirilebilir ancak demek istediğini örneklendirelim. Annenize ya da babanıza podcast içerik üretiyorum dediğinizde büyük ihtimalle podcast'in ne olduğunu hemen anlamayacaklardır.
Yani Blue aslında dünyayı ve trendleri takip edin, bunları örnek alın demek istiyor ama tabii tweette yaptığı anlatım bozukluğu, imla hataları da göze çarpıyor. Blue'ya öğrenciler itiraz ederken gazeteci Ayşe Böhürler şöyle bir tweet attı. Ne kadar haksız bir haber Boğaziçi Üniversitesi yeni rektörü Melih Blue'nun Google Scholar'da belirttiği ilgi alanları. Competitiveness of cities, sectors, regions, clusters. Bu alanlara ilgisi olan akademisyenler arasında kendisi dünya çapında en çok atıf alan akademisyen.
Gerçekten Blue çok atıf alan bir akademisyen miydi? Bu sefer Blue'nun yazdığı makaleler ortalığa saçıldı. Ortaya saçılan makalelerde Blue'nun tırnak içine almadan başka akademik çalışmalardan alıntılar yaptığı yazıldı. Blue'nun yazdığı İngilizce metinler sosyal medyada eleştirildi. Blue'nun bu İngilizce ile Boğaziçi'nde nasıl rektörlük yapacağı sorgulandı. Blue'nun rektörlüğüne karşı çıkışı yüksek sesle dillendiren öğrenci grubu Boğaziçi Dayanışması'ydı. Dayanışmadan İdil Berivan Blue'ya neden karşı çıktıklarını anladı. Peki CHP adayı olmuş olsaydı, ya da HDP adayı olmuş olsaydı yine itiraz eder miydiniz?
Şu kritik aslında bizim için, şu anda iktidarda olanlar AKP'liler ve bu iktidarlarını kullanıp okullara müdahale etmek istediklerini düşünüyoruz. Bu sebeple yandaş olan kişilerin okullarımıza müdahale etmesini, yönetici olmalarını istemiyoruz. Çünkü bizim okulumuz, biz yönetmeliyiz, öğrencinin söz hakkı olmalı diye düşünüyoruz. Tamamen dışarıdan atanmış, hükümet otoritesi kullanılarak atanmış birini okulumuzda kabul etmiyoruz aslında yönetici olarak.
İtiraz sesleri gitgide yükselirken Melih Blue sosyal medya hesabından bir açıklama yayınladı. Açıklamada Blue, Boğaziçi'nin taraf olmadığı problemlere malzeme yapılması en çok Boğaziçi'ne zarar verir. Unutmayalım ki hepimiz aynı gemideyiz. Üniversite olarak bizi asıl işimiz olan bilimsel üretimden uzaklaştıracak her türlü girişime birlikte karşı gelmemiz gerekir dedi. Sorunların şeffaf şekilde konuşularak çözüleceğine inandığını söyledi. Böyle bir yönetim tarzı olduğunu savundu.
Üzerine çalışmaya hedeflediği başlıkları dört maddede ele alan Blue, üniversitenin dünyadaki yerinin ilk beş yüzün dışına düştüğünü, sektörle işbirliğinin ve bilgiyi ticaretleştirecek ekosistemin geliştirileceğini belirtti. Blue'ya öğrenciler ve akademisyenler itiraz ederken, destek hükümete yakın medya saflarından gelmekteydi. Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan, Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atanması tartışmalarına neden olan Prof. Dr. Melek Blue'ya sosyal medya hesabından, ''Boğaziçi sadece elitistlerin değil, milletindir. Allah muvaffak etsin.'' sözleriyle destek verdi.
Süreçte en çok konuşulan açıklamalardan biri de Deva Partisi kurucu üyelerinden Bahar Saygılı Ekşi'nin tweet'i oldu. Ekşi tweet'inde, ''Tanıdığım çok değişik fikirlere sahip, açık ve öngörülü bir rektör, Türkiye'de akademik olarak alanında en çok atıfı alan, lisansı ottu, yüksek lisans ve doktorası Boğaziçi'nde olan birinin Boğaziçi'ne rektör olarak atanmasını çok haklı buluyorum, Melih Buluğ hocama tebrik ediyorum.'' dedi. Babacan yüksek sesle atamaya karşı çıkarken Bahar Saygılı Ekşi'nin bu desteği hem şaşırttı hem de tepkiye neden oldu. Ekşi kendini, tweetini Blue'ya olan kişisel sevgisinden kaynaklandığını söyleyerek savundu. Bahar merhabalar. Merhabalar Nevşik. Teşekkür ederim bana konuşmayı seçtiğin için. Şimdi tam ne tweete atmıştın sen? Ben de açayım bakayım bir yandan ama herhalde ezberindedir. Şöyle bakalım.
Yani ben tweet attığımda saat 4.20'ydi. Bebeğimi emzirmeye kalkmıştım. Haberi tweet okudum tabi gece uyanınca. Haberi görünce de direkt paylaşım yaptım. Melih Bulu'yu tanırım. İşte hem akademik yönden hem kendi özel hayatımda da iyi birisidir ve tebrik ederim Boğaziçi'nin atanmasını yazdım. Ama tabi olayın gün içerisinde inanılmaz bir ses getireceğini hesaba katarak, düşünerek yazılmış, bu kadar detaylı düşünerek yazılmış bir tweet de değildi açıkçası.
Kendisini gerçekten yakından tanırım, yani nikah şahidimdir. Ailede görüştüğümüz aile dostluğumuzdur. Dolayısıyla ben herhangi bir şeyi gözeterek yazmadım tweeti. Yani başka bir düşünceler içerisinde planlayarak yazdığım bir tweet olmadı.
Şahısı tebrik ettim ki gerçekten beni tanıdığım Melih Bulu Hoca olabilecek en demokrat, en adil, öğrencilere en yakın davranabilecek rektörlerden birisi. Bu konuyla ilgili bir şüphem olarak yazmadım ancak tabii parti mensubu olmam dolayısıyla, partinin kurucular kurulu üyesi olmam dolayısıyla da Tabii parti politikamıza da ters düşüyor gibi algılandı Twitter tarafından. Boğaziçi'li öğrenciler diyorlar ki, dün de öğrencilerle konuştum ben, ya biz burada Melih Bulu odur budur bunun ötesinde atamanın böyle olmasını istemiyoruz biz diyorlar. Tepeden inme, Cumhurbaşkanı birini atıyor, o geliyor, biz buna karşıyız diyorlar. Şimdi sen de diyorsun ki hani Boğaziçi'nin elektör atanmasını çok haklı buluyorum deyince, Burada hani öğrenciler de tepki gösterdi sana anladığım kadarıyla. Evet, evet. Yani ben dediğim gibi bu mesela bu atılmalı iş tekniği 2016 yılından beri ülkemizde uygulanıyor zaten. Birçok üniversite, sadece Boğaziçi Üniversitesi'ni düşünmeyelim. Birçok üniversitede bu var. Ben Boğaziçi Üniversitesi'nin bu denli ses getirebileceğini hesaba katarak
paylaşmadım. Boğaziçi'yle arkadaşlardan da eğer onu kırdıysam özür dilerim ancak atama şekli ortada zaten ve biz parti olarak Deva Partisi olarak da bu yöntemin karşısındayız. Ben eğitim politikalarında da çalışıyorum. Yani en başta buna karşı olan kişilerden birisiyim. Çünkü gençlik, spor ve eğitim tarafında daha çok aktifim.
Böyleyken tweetimin tabii ki de haklı buluyorum kelimesiyle beraber başka boyuta geçmiş olması ayrı bir şey ama zaman zaman ilk başta tepki de görmedi tweet ama gün içerisinde bir baktım önce take hesaplardan ve daha sonra tüm kitlelere yayılan bir retweet işte bozguna uğradım ama maalesef başıma geldi üzücü bu şekilde Twitter'a gündem olmak istiyorum. Siyasette oku Bahar Ekşi. Şimdi sen Melih Hoca'yı tanıyorum, ben seviyorum. Demokrat bir insan. İyi diyorsun ama tabii ki anladığım kadarıyla diyorsun ki atama yöntemine ben de karşıyım diyorsun. Melih Hoca'yla konuştun mu? Melih Hoca ne diyor? Tanıdığınız ya, siz de belki tebrik etmek için konuşmuşsundur.
Tabii yani tebrik ettim ve o da işte hayırlısıyla inşallah en iyi şekilde, layığıyla yapacağını söyledi bu işi. Ki benim de ondan şüphem yok. Ama tabii öğrenciler, işte öğretim görevlileri, ben Boğaziçi'li değilim. Orada daha fazla bir ekol var tüm diğer üniversitelere bakıldığında.
Birazcık oradaki yüklenmeden kaynaklanan, şahsına yönelik işte intihal yaptı, şudur budur bir sürü hakkında haberler çıkıyor. Bu yöntemle atanmalar gerçekleştiği sürece kim doğru insan, kim yanlış insan açıkçası onu da kavrayamıyoruz biz. Bir de öyle bir durum var. Ben aslında siyasi olarak değil, daha insani tarafını kullanarak bu tweeti attım ama tabi artık herkes o kadar gergin ki bu konularda. Yani en ufak bir kıvılcımdan alev alıyoruz. Acaba Melih Blue neden Cumhurbaşkanı tercihi oldu?
Kafalardaki bir soru bu. Tabii kendisinin daha önce AK Parti'den milletvekili aday adayı olması, üniversitenin içinden bir öğretim görevlisi olmaması, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Boğaziçi Üniversitesi'ne olan eleştirilerini ekleyince her ne kadar kendini yetiştirmiş ve yetkin biri olsa da üzerine tabii bir sıfatı yapıştırmış oluyor. Bulu'nun 2019 Temmuz'unda TV100'de Nazlı Bola'ya verdiği bu röportajla şirketlerde torpil üzerine yaptığı bir açıklama var. Bakın Bulu ne diyor? Torpil olmak ayrı bir şey. Yani siz işte birbirini bir yere sokuyorsunuz. Benim tabii torpil olacak bir şeyim de yok yani mevkiim de yok en azından. Torpil genelde herhalde
Daha böyle büyük kurumlara insanları sokmada, ya işte şurada dursun falan hani bir etli sütlüye dokunmadan dursun tarzında yapılarda oluyor ama genelde hani torpille girilen bir işten de zaten bir şey olmuyor. Çünkü insanlar, siz iyi bile olsanız, torpille geldiği şey var ya, o sizin üzerinize yapıştığı zaman artık... ...ondan bir türlü de kurtulamıyorsunuz. Modüvasyon da bitiyor, çalışma arzusu da yok oluyor. O yüzden gençlerin bence torpille bir yere girme şeyinden mutlaka uzaklaşmalarını ben şiddetle öneririm. Hak ederek girin bir işe. Torpiliniz olsa bile torpili kullanmayın, siz kendi bileğinizin hakkıyla girin. Kesinlikle ben bunu öneririm gençlere.
Blue rektörlük koltuğuna oturdu ama işi zor. Her ne kadar üniversite dışından kendisine destek olsa da hem öğrenciler hem de akademisyenler rahatsız. Bu süreç Blue için kolay olmayacak gibi görünüyor diyelim ve bölümü sonlandıralım. Trento B-Pod B-Media ile birlikte hazırlıyoruz. Yeni bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.