
2.641 kelime · ~13 dk okuma
2023'te bu topraklarda hiç kimse artık doğal gaza para ödemeyecek. Öyle bir noktadayız artık. Bugüne kadar yurt dışından getiriyorduk. Bugüne kadar dışa, dışa bağımlıydık. Dövizle dışarıdan gaz almak zorundaydık. Ama şimdi öyle bir derdimiz yok. 2023'ten itibaren artık dünyanın tabiri caizse özellikle Avrupa'nın
Böyle bekledik bekledik sonunda köşeyi döndük hissini yaratan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği müjde oldu. Karadeniz'de Türkiye'nin bulduğu doğal gaz rezervi ve yarattığı etkilere bakacağız. Değerli Kardeşlerim Yarın Malum Perşembe Ardından Cuma İnşallah Cuma Günü Tüm Milletimize Bir Müjdeyi Vermekle Karşı Karşıya Olacağımızı Tahmin Ediyor Ve Buna İnanıyorum Ve Şuanda Bu müjdenin bizde hayalleri rüyası içerisindeyiz. Cuma günü inşallah bu müjdeyi tüm milletimize vermek suretiyle Türkiye'de yeni bir dönemin açılacağına da şimdiden inanıyorum. Bu düşüncelerle tabii açıklarsam bu işin heyecanı her şeyi kaybolur. Onun için açıklamamakta fayda var diye düşünüyorum.
Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi'nin yazısında verdiği detaylara göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kalyon Güneş Teknolojileri Fabrikası'nın açılışında bir müjde vereceğini söyleyince, hazırlıkları yapan ekip bir an, eyvah yoksa burada mı açıklayacak diye panik olmuş ama Cumhurbaşkanı Cuma günü dediği için rahatlamışlar. Erdoğan, müjde vereceğim dedikten sonra Berat Albayrak da Türkiye'yi eksen değiştirecek diye tweet attı. Bu iddialı açıklamalar merak seviyesini arttırdı. Euronews, Türkiye'nin Akdeniz'de doğalgaz bulduğu haberini geçerken Bloomberg, bulunan gazın Karadeniz'de olduğunu googladı.
Çarşamba gecesi Türk televizyonlarında tartışma programları felaket ateşliydi. Yorumlar daha açıklanmamış müjdeyi yorumluyor, açıklanmamış müjdeye sevinmeyenler eleştiriliyordu. Cuma günü geldi çattı. Gözler kulaklar Cumhurbaşkanı'nın saat 15'te yapacağı açıklamaya çevrildi. Cuma günü sabahı Uluslararası Haber Ajansı Reuters'ın geçtiği haber Türkiye'nin Karadeniz'de 800 milyar metreküp doğalgaz bulduğu şeklindeydi.
Bir yandan da Merkez Bankası dolar satıyordu. Türk lirasının dolar karşısındaki seviyesi 7.20'lere gerilemişti. Saat 15.15'te Erdoğan müjdeyi açıkladı. Aziz milletim, evet, sevincimizi hep birlikte yaşamak için şimdi müjdemizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye, tarihinin en büyük doğal gaz keşfini Karadeniz'de gerçekleştirdi.
Fatih Sondaj Gemimiz 20 Temmuz 2020 tarihinde başladığı Tuna bir kuyusundaki sondajında hamdolsun 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi keşfetmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sonra da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Karadeniz'de doğalgazı bulan Fatih Gemisi'nden toplantıya canlı bağlandı. Ne doğu ne batı yeni eksen Türkiye mesajını verdi. Tabi bugünün bizim için ekstra şöyle bir anlamı var.
Milletimizin tarihinde Ağustos ayı hepimizin malumu zaferler ayı. Malazgirt'ten Mohaç'a kadar büyük taarruzdan Sakarya'ya kadar hakikaten Ağustos ayında çok büyük şanlı zaferlere imza atmışız. Bugün yine bir Ağustos ayında 10 yıllardır süregelen özellikle enerji alanında ülkemizde hep ifade edilen makus talihini tarihe gömdüğümüz büyük şanlı bir zafere imza attığımız Aslında bir sürece de şahitlik ediyoruz. Bu süreçle birlikte inşallah özellikle enerji başlığı olmak üzere ekonomi olmak üzere ülkemiz savunma sanayinden birçok alana büyük ve güçlü tam bağımsızlık yolculuğunda çok büyük bir adım at. Bugün buradaki bu potansiyelle birlikte inşallah gündemimizden cari açığı değil, cari fazlayı konuşacağımız, döviz fazlasını konuşacağımız yeni bir döneminde inşallah başladığını, yeni bir sürece girdiğimizi de ben şu son saat içerisindeki bilgilendirmelerde elhamdülillah görmüş oldum. Ve Allah'ın izniyle Türkiye artık yeni bir döneme giriyor ifade ettiğiniz gibi.
Artık ne doğu ne batı yeni eksen Türkiye söyleminde yeni bir sürece inşallah gidiyoruz. Hazine Bakanı Berat Albayrak'ın Türkiye'nin cari açığını bitireceği yorumunu yaptığı müjde buydu. Fatih Sondaj gemisi Karadeniz Ereğli'nin 175 kilometre kadar kuzeybatısında Romanya ve Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölge sınırlarına yakın Tuna 1 bölgesinde 320 milyar metreküplük bir doğal gaz yatağı bulmuştu. Ne var ki piyasalar müjdeyi pek de müjdeli bulmamıştı. Dolar hızlıca 7.30'ların üzerine çıktı. Borsa tekrar düşüşe geçti. Piyasalar değil ama Türk televizyonları müjdeyi beğenmişti. Bütün bunların kökeninde ekonomik güç var. Yani ekonomik anlamda ortaya koymuş olduğunuz
etki, inisiyatif ve geleceğe dair potansiyel ne kadar güçlüyse karşınızdaki hasımların alacağı pozisyonlar da ona göre oluyor. Yani güçlü bir Türkiye fotoğrafıyla karşı karşıya kaldığını bilen hasımlar Türkiye ile mücadele etmek yerine anlaşmayı tercih edecek. Şöyle söyleyelim öncelikle, tabii bu iş çok hafife alınacak bir iş değil açıkçası. Çünkü bulunan rezerv hakikaten 320 milyar metreküp. Şu andaki hesaplarımıza göre yani aşağı yukarı 55 milyar metreküple 45 milyar metreküp arasında değişiyor Türkiye'nin kullanımı yıllara göre. Yani Dünya Bankası işletmeler için
önümüzdeki dönemde iki tane risk görüyor açıkçası. Bir tanesi finansal risk yani finans yapılarının yeniden düzenlenmesi, bir tanesi de istihdamla ilgili, borçluluk yapılarıyla ilgili bir risk görüyor. Onun için öncelikle bu bulunan gazın hem mikro bazlı işletmeleri üzerinde ciddi etkileri oluşacak önümüzdeki dönemde hem de makro bazlı. Sayın Hazine Bakanı da söyledi bugün özellikle cariye açık bağlamında etkisi olacak.
Peki, yorumcuların bu kadar beğendiği gelişme piyasayı neden etkilememişti? Daha önce çıkan haberler bulunan gazın çok daha fazla olduğuna dairdi. Belki bir neden buydu. Ama asıl nedeni Murat Yetkin, Yetkin Report sitesinde kalemi aldı, yazısını da aktardı.
Yazı şöyle, Türkiye'nin 2019'daki doğalgaz tüketimi yaklaşık 45 milyar metreküptü. 2020'de koronavirüs, Covid-19 salgını nedeniyle bunun biraz altında gerçekleşebilir ama kalacağını ve önümüzdeki yıllarda biraz artacağını varsayarsak 320 milyar metreküpün Türkiye'nin ancak 6-7 senelik doğalgaz tüketimine karşılık geldiğini görürüz. Tabii 320 milyar metreküplük gazın hepsini birden çıkarmak da mümkün değil. Bir karşılaştırma yapmak için söyleyeyim. Kıbrıs Rum hükümetinin yıllardır çıkarmaya çalıştığı ancak Fransız ve İtalyan şirketlerince dahi ekonomik bulunmadığı için üstlenilmeyen doğal gaz yataklarının büyüklüğü 1.7 trilyon metreküp olarak tahmin ediliyor.
Dünyanın en büyük doğal gaz yataklarına sahip Rusya'nın, tahmini değil, kanıtlanmış rezervleri 50 trilyon metreküp. Onu 33.8'le İran, 23.8'le Katar istiyor. Yani 320 milyar metreküp küçümsenecek bir başarı değil ama maalesef Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığını bitirecek bir miktarda değil. Siyaset bilimci Emrah Gül sunarda işin başka bir tarafına dikkat çekiyor ve konuyla ilgili attığı tweetinde şöyle diyor. Bulunan rezervin cari açığa olumlu etkisi yıllık tahmini 700 milyon dolar civarı olacak. Türkiye her yıl turizmden kazandığı 35 milyar doların çoğunu bu yıl Avrupa Birliği ülkelerine pandemi verilerine inandıramadığı için kaybetti.
Şimdi söyleyin, hukuk devleti mi daha faydalı, doğalgaz mı? Sadece bu yılın ilk 6 ayında Türkiye'nin tahvil piyasasından 7 milyar dolar hisse senedi piyasasından 4 milyar dolar tutarında yabancı yatırımcı çıktı. Bunun da önemli bir nedeni ülkede yatırım koşullarının kalmaması, öngörülebilirliğin olmaması. Emrah Gülsünar böyle yorumluyor.
Bir de tabii daha önce çok fazla müjde verilmiş olması meselesi var. Sabah Gazetesi 2019 yılında şöyle bir haberi sayfalarına taşımış. Tekirdağ'da Türkiye'nin 5 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılamaya yetecek büyüklükte olduğu belirtilen 286 milyar metreküplük doğal gaz bulundu. Yeni Şafak Gazetesi yine geçen yılın Mayıs ayında Trakya'da 20 trilyon metreküplük doğal gaz rezerve bulunduğu haberini vermiş.
Bunun yanında gazı bulmak tabii daha işin başlangıcı. Bundan sonra kuyu başlarının yapılması, kaç kuyuysa ona göre yanma testlerinin yapılması, sonra menfold yerleştirilmesi, deniz terminali yapılması ve sonra da terminalden karaya 150 km hat çekilmesi gerekiyor. Bu her bir aşamada ayrıca bir maliyet demek oluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan müjde açıklamasını yaparken bu kuyunun bir başlangıç olduğunu, başka kuyuların varlığından da emin olduklarını söylemişti. Belki başka kuyularında bulunması Türkiye açısından işin rengini değiştirebilir.
Ancak şu aşamada Tuna 1'de bulunan doğalgazın tek başına Türkiye'yi enerji bağımlılığından kurtarması ve cari açığını kapatması zor görünüyor. Bulunan doğalgaz kuyusunun Türkiye'nin pek çok sorununa deva olmayacağını söyleyen gazetecilerden biri de Çağlar Cilara. Biz hangi kaynağımızı doğru kullanabildik ki? Bu 300 milyar metre küplük doğalgaz Türkiye'nin yeni umudu haline gelsin. Bakın bizim toprağımız en az Karadeniz açıklarında bulduğumuz bu 300 metre küplük doğalgaz kadar kıymetli. Eğer işletebilseydik doğru işletebilseydik kendi toprağımızı 300 milyar metre küplük doğalgaza ihtiyacımız bile kalmayacaktı. Bizim kendi coğrafyamız
Denizimiz, limanlarımız en az Karadeniz açıklarında bulunan 300 metre küplük doğalgaz kadar kıymetli. Ama doğru işletebilseydik. Yıllardır yanlış politikalar yürütülüyor. Ki bugün çiftçinin hayvancılıkla uğraşan insanların yaşadığı sorunlar, problemler ortada. Çok ciddi bir krizle karşı karşıya Türkiye. Ve bugün döviz fiyatlarının geldiği noktada aslında bu krizin bir göstergesi, bir çıktısı. Kimse inkar edemez krizi.
Biz kendi tarım ve hayvancılık gibi diğer ülkelere göre dünyanın birçok farklı ülkesine göre avantajlı durumda olduğumuz alanları iyi kullanabilseydik bugün 300 milyar metre küplük doğal gaz bu kadar heyecanlandırır mıydı bizi? Şimdi konuyu hep televizyonlara çıkan uluslararası ilişkiler uzmanı, güvenlik uzmanı, stratejistler, ekonomistler, emekli askerler ve gazeteciler yorumladılar. Ben o yüzden konunun gerçekten uzmanı olan bir konuk ağırlamak istedim. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden emekli petrol ve doğal gaz mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Satman. Kısa bir aradan sonra devam ediyoruz.
Abdurrahman Bey merhabalar. Bu mücdenin bir takım detayları paylaşıldı hükümet yetkilileri tarafından. Ama bir de işin teknik detayları var. Bunun üzerine farklı farklı açıklamalar yapanlar var. Şimdi bu gaz ne kadar derinde, nasıl çıkartılacak, nasıl işlenecek, nasıl dağıtılacak, nasıl oluyor bu iş? Tabii bu doğal gaz sektörü yaklaşık olarak
19. yüzyılın başından itibaren gündeme gelmiş. Özellikle ABD'nin yaptığı hamlelerle teknolojiler geliştirilmiş. 20. yüzyılda özellikle de
İkinci Yan Savaşı'ndan sonra doğalgazın önemi daha fazla olmuş. Ondan sonra da enerjinin özellikle çevreye yaptığı bu karbon etkisi dolayısıyla doğalgazın daha temiz yanma emisyonunu sağladığından dolayı doğalgaz daha çekici hale gelmiş ve bütün dünya doğalgaza dönmüş durumda. Doğalgaz ve petrol aslında nitrokarbon olarak 2050'li yıllara kadar Bütün dünyada hala hegemonyosunu süzülecek diye bilinen iki tane fosil enerjiden kaynaklanıyor. Biz kendi bu Tuna 1'de bulunan, hani gaza gelirsek spesifik olarak, bu ürünler derinlikleri çıkarması zor mudur, kolay mıdır? Olay şu aslında, doğalgaz, bildiğiniz hava gibi bir şey yani bir yerde. Ama yer altında bulunduğu zaman çok yüksek basınçlı bir ortam içinde bulunuyor.
Ve dolayısıyla siz öyle bir kuyuya geldiğiniz zaman, tıpkı bir balonu hani bir iğneye patlattığınız zaman nasıl hava kaçarsa, siz bir kuyuya geldiğiniz zaman da yer altındaki formasyonlarla yüksek basınçta olan gaz kuyuya doğru akar ve siz bunu üretirsiniz. Şimdi bu ürettiğiniz doğalgaz aslında dünyada baktığınız zaman çok değişik derinliklerde bulunuyor. Bazen karada, bazen denizde bulunuyor. 1000-1500 metre derinlikten başlayıp 8-10 bin metre derinliğe kadar olan yerlerde doğalgaza rastlanmış durumda ve üretiliyor. Bu arada da doğalgaz aslında yapı itibariyle sadece kendisi doğalgaz olarak gelmiyor.
Bir de hidratlar diye, doğalgaz hidratlar diye bir enerji kaynağı var. O da aslında denizlerin, özellikle derin denizlerin, okyanusların diplerinde termodinamik koşullarının uygun olması durumunda. Yani yüksek basınç ve düşük sıcaklık olması durumunda. Hani sıfır derece olması gerekmiyor, sıfır derece santigrat olması gerekmiyor. Ama oradaki su buzlaşıyor. Buzlaştığı zaman, buz ama bizim bildiğimiz buz değil, bu gözenekli buzlar, onun içinde de doğalgazlar olabiliyor.
doğalgaz sıkışmış bir şekilde bulunuyor. Bunlar da doğalgaz hidatları olarak bulunuyor ve bu doğalgaz hidatlarının da hem bizim Akdeniz'de hem de Karadeniz'de olduğu da bilinmekte. Şimdi doğalgazı demek ki bir normal doğalgaz olarak üretebiliyorsunuz. Bir de böyle bu şekilde hidatlardan ama hidatlardan üretim teknolojisi henüz gelişmişti. Bazen de petrol sahalarında bulunuyor. O petrol sahaları da basınç düştüğü zaman oradaki hidrokarbonlar, sıvı olanlar
gazlaşıyorlar ve onu da doğalgaz olarak üretiyorlar. Yani yazda itibariyle 1000 metrelerden başlayıp 7-8 bin metreye kadar alan yer altındaki ortamlarda bunu üretebiliyorsunuz. Hem karada hem de denizde. Tabii denizde olduğu zaman sorun şey olmaya başlıyor. Denizin bir su seviyesi var, su derinliği var. Mesela Karadeniz'de bizimkiler başarılı ve müjde olarak tanımlanan çalışmada yaklaşık 2 bin metrelik bir su seviyesinin altında
1500 metre kadar daha da derine inip, oradaki karasal ortamda doğalgazı keşfetmiş durumdalar. Bizimkiler bunu tabi müjde olarak sayıyorlar. Doğrudur, aslında bir müjdedir bu. Çünkü Türkiye tükettiği enerjinin %70'ini ithal ediyor, doğalgazın %99'unu ithal ediyor ve her türlü enerjiye ihtiyacı olan bir ülkeyiz biz şu anda. Dolayısıyla yerli kaynak olarak da doğalgazın devreye alınması her zaman için güzel bir olay. Hakikaten de müjde olarak sayılmalı.
Ama bu iş bu kadar da kolay değil tabii. Yani rakam hani 320 milyar metreküp olarak ifade ediliyor. Buna rezerv denilir ama ben bunun rezerv olarak tanımlanmasının pek doğru olmadığını düşünüyorum. Buna potansiyel desek daha iyi. Yani yer altında şu kadar dedi o algaz var. Çünkü rezerv üretim miktarına yönelik bir olay. Yani ben ürettiğim zaman bu ancak benim rezervim oluyor. Üretemezsem yer altında da kalabiliyor.
Doğal gaz sahalarında yaklaşık olarak yerinde bulunan sizin o keşfettiğiniz potansiyelin, iyimsel koşullarda %70 kadarını falan üretebiliyorsunuz. Eğer 320 milyar doğruysa demek ki 250 milyar metrekubine bunu üretebiliriz diyebilirsiniz. Tabi şu da tartışılabilir, 320 milyar metrekub acaba hangi varsayımlarla belirlendi onu gerçekten bilmiyorum teknik olarak da bilmiyorum dediğim ben akademik olarak biliyorum bunun nasıl hesabının nasıl yapılacağını da. Hangi varsayımlarla böyle bir rakama ulaşıldığı konusunda pek fazla bir yorum yapmak durumunda değilim. Diğer kuyularda da daha fazla doğal gaz olduğunu tahmin ediyoruz diyor. Aslında diğer kuyularda değil de daha derine inilmesin durumunda yine farklı formasyonlar bulunabileceğini ifade ediyorlar.
Aslında yanlış da bir şey değil. Neden biliyor musunuz? Her zaman için bizim petrol sektöründe şöyle bir inanış var. Özellikle Türkiye Petrolleri Yönetiminde eskiden biri vardı bu. İşte Azerbaycan'da yani Hazar Denizi'nden uzanan, ta Romanya'ya kadar Karadeniz'e geçerek uzanan bir alanda belli bir bazen oldu. Hidrokarbon bazeni oldu ve burada da petrol ve doğal gazın olabileceğini hep söylüyorlardı. Ve aslında yalan da değil çünkü Romanya hem petrolü karada üretebiliyor hem de Karadeniz'de
Şu anda bizim bulduğumuz, keşif yaptığımız bölgeye yakın onların sularında, deniz sularında doğalgaz üretimi yapıyorlar. Dolayısıyla biz de bunu yapabiliriz. Ve bu da doğalgazın bizim için derinlik olarak bakıldığında şu anda bir tek kuyuyla derdik ama çok daha fazla kuyularla veya çok daha derine inmemiz durumunda dile getirilen potansiyel rakamlar çok daha yüksek. 2 tp aval çıkışından çıkarıp bunu potaşa ulaştırabiliyor mu yoksa nasıl olacak?
Tabotaşı ulaştırmakta da olabilir veya doğrudan da satabilirler. Hatta tabotaş da bir aracı, bir kuruluş olarak onun iletimle ilgileniyorsa şöyle yapacaksınız. Şu anda mesela Türkiye'de Kuzey Marmara, bizim doğalgaz sahamız var. Hamidabad'da, Trakya'da doğalgaz sahamız var. Burada siz kuyulardan üretiyorsunuz bunu. Yüzeyde bazı tanımlardan geçiriyorsunuz. Doğalgazı arıtıyorsunuz daha doğrusu. Mümkün olduğu kadar. Doğalgaz çünkü kullanıcıya metan olarak gitmesi gerekiyor.
%99-98 oranında metan ve dolayısıyla onun o birleşimini bir yerde düzelterek, mümkün oldukları metan oranını yükselterek veya istermeyenlere azaltarak tüketiciye veriyorsunuz. Ama bunun içinde bazı donanımlar, yüzeyli bazı donanımlardan geçmesi lazım. O yetmiyor. Ondan sonra bunu boru hattına vermeniz lazım. Ki aslında BOTAŞ'ın aracılığı orada başlıyor zaten. Boru hattına bunu verirken kompresörlerle basınçlandırıyorsunuz. Boru hattını istediğiniz yere taşıyorsunuz. Bu Türkiye'nin içinde de olabilir, Türkiye'nin dışında da olabilir. Örneğin Türkiye'den şu anda ta Arnavutluğa kadar giden veya Avusturya'ya gitmesi planlanan boru hattımız var. Bu boru hatlarında doğal gazı da basınçlandırarak
iletebiliyorsunuz, binlerce kilometre gidiyor. Yani bizim şu anda Azerbaycan'dan gelen 1800-1900 kilometre uzunlukta boru hattımız var, Şahdeniz'inden geliyor. Ondan sonra bunlar basınçlandırılmış kompresör istasyonlarında, en sonunda boru hattlarında iletiliyor. Yani biz Karadeniz'de de bulsak şimdi bunu, bir yerde botaşa gelebilmesi için öncelikli olarak orada, yüzeyde, kuyuların olduğu bölgelerde ki bir kuyuyla olmaz bu. Onlarca, belki de yüzlerce kuyu denilmesi gerekiyor. Tabii yüksek bütçeler burada söz konusu olacak. Bu kuyulardan gelen doğalgaz, belli üretim platformlarında toplanacak. Yani üretim depolarında toplanacak. Oradaki kompresör istasyonlarıyla hazırlanmış olan bor hatlarını verecek. Bu bor hatları denizde tabii döşeniyor olacak. Tıpkı biliyorsunuz Türk akımı veya mavi akım gibi bize Karadeniz'in kuzeyinde Rusya'dan gelen doğalgaz var biliyorsunuz.
Ona benzer yöntemlerle boru hattları karalara verilecek. Karalarda da eğer Botaş'a verilecekse Botaş tarafından alınacak. İstenilen boru hattına tekrar başka bir boru hattına verilecek ve satılacak veya tüketiciye iletilecek. Gördüğünüz gibi hiç de kolay değil Türkiye'nin önünde. Türkiye sadece bu doğalgaz keşfe yaparak çok önemli bir aşama yaptı. Bu aşamada ne oldu biliyor musunuz?
Yerli, tamamen Türk emeğiyle, Türk gemisiyle, Türk elemanlarıyla bizim yerli kaynaklarda bir doğal gaz keşfi denizde yapılmış oldu. Karada yapılmıştı zaten ama denizde de ilk defa yapıldı. Daha önce Akçakoca'da, Silivri'de, Kuzey Marmara gaz sahasında bizim bazı deneyimlerimiz vardı ama bu deneyimler hiçbir zaman %100 Türk yerli katkısıyla gerçekleşmemişti. O bakımdan bunu çok sevindirici bir haber olarak bakmak lazım.
Ama bundan sonraki aşamalarımız hiç de kolay değil. Örneğin denize boru hattı döşenmesi bile başlı başına son derece modern teknolojileri gerektiren donanımlar ve aynı zamanda bütçe istiyor. Bunun için de Türkiye'nin yeni adımlarını da geneltmesi gerek. Veya batılılarla o teknolojiye sahip kurumlarla, şirketlerle bir araya gelerek yepyeni projeler geliştirmesi gerek ki aslında bunlar da o kadar kolay değil. Çok iyi anladım, çok teşekkürler. Estağfurullah, rica ederim.
Verilen doğalgaz müjdesi şimdilik Türkiye'nin finansal görünümünü pek de değiştirmemiş görünüyor. Müjdenin verildiği Cuma gününün akşamı Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu FİÇ, Türkiye'nin kredi notunu BB- olarak açıkladı. Görünümü ise durağından negatifi revize etti. Evet, artık kısmet başka müjdelere diyelim. Dinlenme rakamlarını yakından takip ediyoruz. Yaklaşık 100 ülkeden dinleyicilerimize ulaşıyoruz. Tabii Türkiye'nin ardından Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Hollanda, İngiltere ve Kanada geliyor. Hafta içinde listelerde Kanada'yı, Avustralya'yı oldukça zorladık. Belli günler Kanada'yı geçti. İki ülke arasında tatlı bir rekabet var. Bu vesileyle Türkiye dışından bizi dinleyen herkese de selam gönderelim.
ve bölümü noktalayalım. Yeni bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.