Podcast

36: Pandemide Eğitim Bilmecesi

Trend Topic

6 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bakanlık tarafından kararlar alınmış olsa da; veli, öğretmen ve öğrenci içinde endişe ve kaygılar devam ediyor. Yeni eğitim öğretim yılı alınan kararlar ve bunlara rağmen kafalarda sorularla başlıyor...



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

2.786 kelime · ~14 dk okuma

Covid-19 salgını Mart ayından itibaren hepimizin hayatını değiştirdi. Salgının en ağır etkilerinden biri eğitim öğretimde oldu. Okullar 13 Mart tarihinde kapandı. Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin evden eğitim öğretime devam edebilmesi için EBA yani Eğitim Bilişim Ağı'nı kurdu.

Bu bir TV yapılanmasıydı. İnternet eğitimiyle de desteklendi. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk 29 Mart'ta CNN Türk'te Hakan Çeliğin sorularını yanıtladığında EBA TV ilk deneme haftasını tamamlamıştı. Bakan ilk haftada geliştirilmesi gereken alanları şöyle özetlemişti. Bizim için bir haftada üç televizyon kanalı kurmak, yani üç ayda bile yetiştiremezsiniz denilen bir teknik durum vardı. Ulaştırma Bakanlığımızın ve ilgili bütün kuruluşların TRT'nin de desteğiyle biz bunu bir haftada kurduk. Ve bir test yayınına başlayalım dedik ilk bir hafta. Yani bu hafta test yayınıydı, birinci hafta. Türkiye'nin hiç böyle bir deneyimi yok. İlk kez yapıyoruz. İlk kez kamera karşısına çıkan öğretmenler var ve

anlatacaklarını aslında 15 dakikada anlatacak, 5 dakika bitince bitti diyorsun anlatacakları. Şimdi oturup bunlarla çalışıyoruz tekrar. Gönüllü öğretmenler, inanılmaz gayretliler. Çaba gösteriyorlar. Hata yapıyorlar çünkü kamera kolay bir şey değil. Milyonlarca insanın izlediği bir durumdan söz ediyoruz. Bir İngilizce öğretmeninin NBA TV'deki kedi öğretme videosu sosyal medyada oldukça paylaşılmıştı.

Transkriptin tamamını oku

Tabii A planı 30 Nisan'a kadar okulların kapalı kalması ve sonrasında tekrardan eğitim öğretime başlanmasıydı. Ancak pandeminin etkisinin devam etmesi sebebiyle bu süreç uzadı. Bilim Kurulu'nun tavsiyeleri doğrultusunda ve Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde kabine toplantısında ortaya çıkan görüşler çerçevesinde uzaktan eğitimin 31 Mayıs'a kadar devam etmesi kararlaştırılmıştır. Ve bu bir taraftan da sınıf geçme konusunda bakanlığın bir karar alması gerektiğini ortaya çıkardı. Sınıf geçmeyle ilgili birinci dönemde alınan notlar geçerli olacak.

Ve öğrencilerimiz not ortalamaları kaç olursa olsun sorumlu olarak bir üst sınıfa geçecekler. Belki EBA, internet destekli eğitimlerle birlikte etkili olmaya başlayacaktı. Fakat sınıfta kalmanın kalkmasıyla birlikte öğrencilerin tabii ki motivasyonu düştü, dersleri takibi azaldı. Milliyetin Bakanlığının elinden gelenin en iyisini yaptığını varsaysak bile evlerde, ailelere de önemli derecede sorumluluklar yüklendi. Sessiz ortam, internetin hızının yüksek olması, öğrencilerin dersleri sınıftaki gibi takip etmesi gibi konular aileleri zorladı.

Gün içinde anne baba işteyken çocuklar okuldaydı. Pandemi sürecinde ebeveynler evde çalışırken çocuklar bir taraftan dersleri takip etmeye çalışıyordu. Tabii ülkede sadece çekirdek aile olarak yaşayanlar yok. Kalabalık aileler içerisinde yaşayan çocukların da derslerine konsantre olması, dersleri takip etmeleri oldukça zordu. Belki de sınıfta kalmanın kaldırılmasında bu ve benzeri süreçler etkili oldu.

Uzun lafın kısası, aileler endişeli bir şekilde bu seneki eğitim-öğretim sürecini tamamladılar. Artık yeni eğitim-öğretim yılının arefesindeyiz. Ebeveynler endişelerinin giderilmesini umuyorlar. Özel okullar 17 Ağustos'ta telafi eğitimine online olarak başladı. 31 Ağustos'ta ise devlet okullarında online telafi eğitim başlıyor. Telafinin ardından da 21 Eylül'de sınıflara dönüş olacak en azından plan bu şekilde. Bilim kurulunun tavsiye kararları neticesinde

aşamalı ve seyreltilmiş bir modelle 2020-2021 eğitim öğretim yılına da başlıyoruz. Buna göre 31 Ağustos 2020 tarihinde okulları uzaktan eğitimle açıyoruz ve öğretim yılımıza da bu şekilde başlamış oluyoruz. 21 Eylül'de bilim kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitiminde başlamasına karar vermiş bulunuyoruz. Dileyen özel okullar tabii ki 17 Ağustos pazartesi günden itibaren uzaktan eğitim araçlarıyla eğitim faaliyetlerine başlayabilecek.

Peki sınıflara dönüş nasıl olacak? Hürriyet Gazetesi'nin tecrübeli eğitim yazarı Nuran Çakmakçı yeni eğitim öğretim yılı ile ilgili detaylı bir haber hazırladı. Çakmakçı'nın haberini özetlemek gerekirse. Her şey yolunda giderse ilk olarak okul öncesi ilkokul birinci ve ikinci sınıflar okula başlayacak. Okuma yazma öğrenecek birinci sınıflara öncelik tanınacak. İlk olarak bu grup yüz yüze eğitime başlayacak çünkü okuma yazma öğrenmede yüz yüze eğitim zorunlu görülüyor.

3 hafta bu öğrencilerin durumuna bakılacak. Her şey yolunda giderse bu kez sınava girecek öğrenci gruplarına öncelik verilecek. Yani 8. ve 12. sınıflar okula çağrılacak. Bu 3 haftanın istenen şekilde tamamlanması sonrasında 5. ve 7. sınıflar okula alınacak. Öğrenciler 2 gün okula gelecek. Aynı sınıftaki öğrenciler gruplara ayrılacak ve bu şekilde sınıflarda olacaklar. Geri kalan zamanda ise uzaktan eğitim takip edilecek.

Ders süresi 40 dakikadan 30 dakikaya indirilecek ancak okulda öğrencinin geçirdiği saat dilimi arttırılacak. 8. ve 12. sınıflar cumartesi günü de okula gelecek ve ders takviyesi yapılacak. Öğretmen yoklama alabilecek, ödev verebilecek, öğrencisinin o sırada ekrana bakıp bakmadığını, dersi dinleyip dinlemediğini görebilecek. Tabii veri gizliliği gereği veli muvaffakatnamesi de alınacak. Bu arada EBA ve televizyon üzerinden eğitim devam edecek. Plan bu şekilde ama bunun için virüsün kontrol altında olması gerekiyor. Covid-19 virüsü ne kadar kontrol altında onu başka bir bölüme bırakıyoruz. Şimdilik eğitime odaklanıyoruz. Mini Eğitim Bakanı Ziya Selçuk sizlere bir öğretmen olarak yazıyorum diyerek bir dize tweet attı.

Eğitim, çocuğun iç çekişini, kahkasını, öğretmenim diyişini duyarak, saçını okşayarak, omuzuna dokunarak, kaş göz işaretiyle çaktırmadan uyararak, birlikte eğlenerek ve teneffüste üşümesin diye montunun önünü kapatarak yapılır. Uzaktan eğitimde bunlar yok, olmayacak da. Uzaktan eğitime biz her detayıyla hazırız ve en iyisini yapacağız ama sınıf ortamının, okul ikliminin ruhunu ekranlara üfleyemeyiz. Ne yapsak eksik kalır. Bu yüzden bizim eğitim öğretimi layıkıyla devam ettirebilmek için okullara dönmemiz, yüz yüze eğitime başlamamız lazım. Yüz yüze eğitime 21 Eylül'de başlayabilmemiz sizin elinizde. Gece gündüz çalışıyoruz. Teneffüste oynanacak temassız oyunlar bile hazır.

Detaylara bu kadar titizlikle hazırlandığımız bu süreçte hala maskesiz ve mesafeyi hiçe sayan insanları görmek bizi derinden üzüyor. Okulları birlikte açacağız derken samimiyiz. Sizleri bu sorumluluğa ortak olmaya çağırıyoruz. Sizsiz başaramayız. Lütfen maske takın, mesafenizi koruyun ki okulları açıp işimizi yapabilelim. Çocuklar okullarına kavuşsun, çocuklarımız ve öğretmenlerimiz adına rica ediyorum. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk bunları dedi.

Öğrenciler, malum ülkenin geleceği. Bu salgında öğrenci olmak da gerçekten zor. Online eğitim çözüm mü? Her öğrencinin her zaman internet erişimi yok. EBA sisteminde her öğrenci aynı şekilde konsantre olamıyor. Küçük öğrencilerin başında anneler babalar beklemek zorunda kalıyor. Bu veliler için zor. Hele de çalışan veliler için. Mart ayından itibaren çoğu iş yeri de uzaktan çalışmaya geçtiği için veliler bir nebze idare edebildi ama şimdi de çalışan anne babalar da iş yerlerine geri dönüyorlar. Eğitim sosyoloğu Levent Eraslan, uzaktan eğitimin artık dünyanın yeni gerçeği olduğunu söylüyor ve neler yapılması gerektiğini anlatıyor kendi açısından. Mart ayıyla başlayan dönem, birinci evrenizde tatil geldi. Şimdi tekrar okuldan açılacak. İkinci dönemle beraber

Bazı durumlar var. Bunlardan bir tanesi hazırlık. Hazırlık süreçlerinde öğretmen hazırlıklarını 3'e ayırabiliriz. Öğretmenlerin mental hazırlığı. Çünkü ben de öğretmenlikten gelen bir akademiksiyim. Sınıf içerisinde ders anlatmak ile işte bir elektronik, dijital arayüzle ders anlatmak arasında çok fark var. Bu yüzden öğretmenlerin mental olarak bir hazırlık yapmaları. İşin motivasyon sürecine dahil olmaları gerekmektedir.

İkincisi öğretmenlerin teknolojik hazırlıklarıdır. Bu da çok değerlidir. Çünkü uzaktan eğitim dediğimiz öğrenenle öğretenin bir arayüzle bir araya geldiği bir yapı. Bu yüzden bu arayüz dediğimiz bir teknoloji.

Burada sadece tablet yok. Burada bakın kameralar, mikrofonlar, kuvvetlendirilmiş Wi-Fi ağları gibi teknolojik altyapı hazırlıkları da var. Ve en önemlilerinden bir tanesi pedagojik hazırlıktır. Çünkü uzaktan öğretimde kullanılan yöntem, teknik, stratejiler kullanılan taktikler o kadar farklıdır ki sınıf ortamından çok çok değişiklik artırırlar. Bu yüzden öğretmenlerin özellikle uzaktan öğretim sürecinde kullanılacak yöntem ve tekniklere dönük de bir hazırlık yapmaları gerekir. Tabii bu süreçte bir diğer yapı ailelerdir. Aileler uzaktan eğitim sürecinde ev ortamını bir öğrenme çevresine dönüştürmek zorundadırlar. Ve bu yüzden de planlama, iletişim ve sabır diyorum çok önemli.

Çünkü çocuk öğrenme, öğretme sürecinde evde, evde onu kontrol eden, çevreye hazırlayan aile. Bu yüzden de anne ve babaların sabırlı olması, planlı olması ve okulda çok sık iş bil içerisinde olmaları gerekmekte. Çocuklarımızdan önereceğiz. Çocuklarımız tabi bu süreçte önemli yapı ve nesne, aynı zamanda özne durumundalar.

Bakın bir evde televizyon çok sık eğlenme aracı olarak kullanılıyorsa öğrenme aracına dönüşmesi çok zordur. Ne yazık ki Türkiye'de öyle. Bir tablet oyun aracıysa sonra öğrenme aracına dönüşmesi çok zor olabilir. Bu yüzden çocuğun motive olması, belirtilen ders saatinde ekran karşısına geçmesinin tamamı çocuğun motivasyonuyla ilgilidir.

Bu yüzden anne ve babaların mutlaka ve mutlaka her ikisinin de bu konuda istikrarlı bir strateji belirlemeleri gerekmektedir. Çünkü bu bir boşaldığı zaman, bir gittiği zaman çocuk öğrenme sürecinden korkmakta ve tekrar gelmesi zor olmaktadır. Ders öncesi hazırlıklar, ders esnası durumlar ve ders sonrası Değerlendirmeler çok önemlidir. Yani çocuk sadece ekrandan dersi dinlemeyecek. Bizde bunun alıştırması, araştırması ve tekrarlaması vardır.

Eğitimciler aynı zamanda çocukların sağlıklı gelişimlerine katkı olarak sosyalleşebilmeleri için okul ve sınıf ortamının faydalı olduğunu söylüyor ama içinde bulunduğumuz özel durum öğretmenleri de tedirginleşti. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası EğitimSEN, Türkiye genelinde 2.239 öğretmenle yaptığı pandemi koşullarında eğitim başlıklı araştırmanın sonucunu kamuoyuyla paylaştı. Öğretmenlerin %96.4'ü COVID-19 salgını sürerken eğitim öğretimin başlatılması halinde kendi sağlığının ve ailesinin sağlığının tehdit altında olacağını düşünüyor. Eğitimciler kalabalık sınıf sorunu, okullardaki fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri sürerken fiziki mesafe ve diğer tedbirlerin hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını söylüyor.

Ankete katılan eğitimcilerin tamamına yakını pandemi döneminde eğitime ayrılan bütçenin ve okulların ihtiyacı olan ödeneklerin arttırılması gerektiğini ifade ediyor. Şimdi olaya bir de veliler cephesinden bakalım. Çocukları okuyan bir veli, Murat Günenç ile konuşacağız. Murat Günenç merhabalar. İki tane oğlunuz var değil mi? Kaç yaşlarındalar? 6 ve 11. Neredeyse ikisi de oraya gelecekler. Şimdi bir tanesi ilkokul 1'e mi başlıyor bu sene o zaman? Bir tanesi ilkokul 1'e başlayacak, evet.

Şimdi birincisi, geçen sene Mart ayından itibaren 11 yaşındakiyle ne yaşadınız? Bu uzaktan eğitim meselesi sizi yordu mu? Yordu, oldukça yordu. Çünkü büyük olan 11 yaşındaki ata, dersini çok seven, derse derste öğrenen dediğimiz bir tip de öğrenci. Ciddi bir performans problemi gördük. Ki o nesil dijitale çok hazır bir nesil. Biz de anne baba olarak kafamızda, ya zaten oyunlar oynuyorlar, arkadaşlarla dijitalde sosyalleşiyorlar.

bu uzaktan eğitim bizi çok etkilemez diye düşündük ama gerçekten kendi oğlumuzun öğrenme tekniğinin dijitalden öteki yüz yüze eğitime daha yatkın olduğunu böyle bir ay, bir buçuk ay geçip ilk sınavlarına girdikten sonra fark ettik. Ve şeyde dank etti açıkçası yani her ne kadar öğretmenler ve eğitim materyalleri kaliteli seviyeye çekilmek istense de ki işte özel bir, iyi bir özel okula oluyoruz kendi çapımızda. Öğrencilerin muhtemelen kendi içindeki farklılıkları sebebiyle bir fil kendi çocuğumuzda yaşadık. Herkesin öğrenim şekli farklı.

Ne yaptınız o zaman? Başında mı durdunuz sürekli? Atanın şey sıkıntısı yoktu. Yani derse girme ve ödevi yapmama sıkıntısı yoktu. Biz öğrenme sıkıntısı olduğunu fark ettikten sonra oturup biz de öğrenmeye ve öğrenmesine faydalı olmaya çalıştık. Dersleri paylaştık. Bir kısmını eşim, bir kısmını ben, biz de hatırladığımız kadarıyla yeniledik ve oturup onunla gerçekten konu anlatım videoları izledik farklı kanallardan. Ödevlerinin yanında, çalışmalarının yanında biz de onunla beraber sanki bir öğretmen destekçisi gibi bulunmaya çalıştık.

Öyle olunca tekrardan eğitime döndü aslında çocuk. Yani ilk başta şeyi fark ettik, raydan çıkmaya başlamıştı. Ya ben bunu yapamıyorum. Küçücük, yaştaki çocuk çok kolay geçebiliyor ona. Ben bunu yapamıyorum giderken, tekrardan ha, yapabiliyorum aslında, birebir de dinlemem gerekiyormuşla. Tekrardan okula bağladık aslında. Memnun olduk sonunda.

Şimdi aslında bu şöyle bir şeyi anlatıyor bize. Öğretmenlik normalde profesyonel bir meslek. İnsanlar bunun için bir eğitim alıyor, formasyondan geçiyor ve hakikaten de zor bir meslek. Fakat şimdi şu anki öğretmenlik mesleği de uzaktan eğitim için dizayn edilmiş değil. Yani değil mi? Aslında öğretmenler bunun için formasyon görmüyor. Siz bir şekilde öğretmenlik formasyonunu kendi kendinize

almaya çalıştınız o zaman. Hani bir öğretmenin görevini yüklenmeye çalıştınız. Ama bir öğretmen kadar da efektif olmayabilirsiniz her zaman. Çünkü işiniz bu değil. Değil tabii. Yani bir de işte aile, öğretmen ve öğrenci üçgeninin önemi bir kere daha bize dank etti. Yani bizim anne baba olarak da öğretmenin yerini de almamız gerekiyor. Çünkü dediğiniz gibi bir formasyon yok. Yanlış bir öğretim de yapabiliriz. Ama aynı zamanda şey de, bardağın öbür tarafı, yani her şerde bir hayır var. Şeyde fark ettik, biz hiçbir şekilde

tamamen de eğitim kurumlarına bırakmamamız gerekiyor bu eğitim kısmını. Çocuklarımızla alakalı bence bunu da yapıyoruz. Yalnız değiliz bu noktada biz aile olarak. Bir ayağımız bunun içinde olması gerekiyor ama tamamında olmamamız gerekiyor. Dediğiniz mesela öğretmenler uzaktan eğitim formasyonuna uygun mu? Biz bile değiliz.

Biz de hepimiz işlerimizi farklı metotlarla yapmaya çalıştık ama tanımadığımız insanlar ile iletişimde bile ne kadar zorlanıyoruz. Biz mesela şu anda bile onu yaşıyoruz muhtemelen. Kim bilir öğretmenlerimiz ne kadar zorlandı. Öğrenciler ile iletişimde uzaktan küçücük bir dörtkenden onları görme konusunda ki 6, 8, 10, 11 bu yaş çocukların çok kolay ilgilerinin dağılabildiğini biliyoruz. Zor bir süreç geçirdik yani o 3-4 aylık süreçte eğitim özelinde çocukların hayatlarında zor bir süreç olduğunu inanıyorum.

Peki şimdi özel okula veriyorsunuz ATA'yı. ATA özel okuldaydı geçen sene. Özel okullar size mesela para geri ödendi mi hiç? Ne bileyim servis parası, yemek parası falan bunlar ayrıca ödeniyor ya normalde. Bunları geri alabildiniz mi? Nasıl oldu? Onları geri aldık, evet. Onları geri aldık. Ek hizmetleri geri aldık ama eğitim kısmı zaten eğitimin kesintiye uğratılmadığı için onunla ilgili bir geri dönüş olmadı.

Şimdi nasıl olsa bu senede online olacak eğitimde çocuklarına özel okula vermediler. Devlet okulundan devam etsin, nasıl olsa uzaktan eğitim dediler. Siz ne yaptınız, özel okul devam mı? Bizde özel okul devam. Tercih meselesi diyeceğim. Yani ben kendim devlet okulu bitirmiş bir nesilim. Andalusya'sı formasyonundan çıktım. Devlet okullarının formasyonunu tercih eden belli olabilir. Biz mevcut düzende, mevcut ortamda ve mevcut imkanlarımızda tekrardan özel okul formasyonunu online bile olsa tercih ettik.

Bunun gerekçesi nedir? Yani mesela şöyle ki, kimi özel okullar ekstra online dersler koyuyorlar galiba bildiğim kadarıyla değil mi? Kendi içlerinde bile bir farklılık var. Şimdi biz de arkadaş gruplarında buluşup konuştuğumuz zaman herkesin farklı yoğurt yiyişi var o noktada. Kimisi dediğiniz gibi ekstra koyuyor, kimisi devlet programına paralel programlar yapıp, zaten fiziken yaptığı programları devam ettirmeye çalışıyor. Kimisi de daha da az yapan bile vardı geçen sene, öyle diyeyim bazı özel okullarda.

Ama eğitimin tek ayağının öğretmenden öğrenciye geçen ve okulun süzgecinden geçen içerik olmadığını düşünüyorum. Yani bizim seçtiğimiz okulun genel formasyonu, networkü, mezun olduktan sonra olmasını düşündüğümüz bir ailenin parçası, bir vakıf okulu, o gibi dinamikleri olduğu için hala o ailenin bir parçası olarak öğretimine uzaktan bile olsa, hibrit bile olsa, fiziken de olsa devam etmesini uygun gördük. Çünkü sadece o bilgi alışverişinin dışında olan bir eğitim düzeni var. O sebepten dolayı devam ettik.

Küçük şimdi ilkokul 1'e başlayacak. Kritik bir sene okuma yazma öğrenecek. İlkokul 1'ler anlaşılan bir şekilde okula gidecekler. Çünkü işte Milli İyilik Bakanlığı diyor ki okuma yazma yüz yüze olmalı. Bu konuda endişeli misiniz? Yok. Endişe ötesi. Yani öbürü de süt kokuyor daha, 11 yaşındaki. Ama işte yanında oturup bir şey öğretebiliyorsunuz. Çünkü sınıfta durma formasyonunu aldı. En azından 5-6 senedir ama... Yani ilkokula ilk defa başlayacak olan Eren, onda... Hiç yok. Geçen sene o da gitti anaokulu. Eğlencesine günde 2-3 saat zoom yaptılar. Şakalaştılar, eğlendiler, şarkılar söylediler. Bir takım bir şeyler yaptılar. Ama ilkokul farklı bir nokta. 7-8 saatlik bir dersin online performansa dönmesi gerekiyor. O çocuğun o sandalyeye oturması gerekiyor. Çok zor görüyorum. Hele ki geçen seneki büyükte yaşadığımız tecrübeyi de düşününce çok endişe verici. Bir de nasıl başlarsanız öyle gidiyor. Ben ona da inanıyorum.

Hatırlamadığımız günler, hiçbirimizin ilkokul 1 ya da 2 yılları ama öğrenmeyi, merak etmeyi, sınıf arkadaşınla arkadaşlık kurmayı oralarda fiziken öğreniyoruz. Oradan bir koptuk mu, nasıl gelecek, ne edecek? Çok bugün bilinmezlik, bir numaralı kaygı konumuz. Biz ve bizim gibi aileler için. Peki, yüz yüze eğitim, yani ilkokul 1'ler sınıflara çağrılacak, öyle anlaşılıyor. Salgın konusunda endişeli misiniz?

Evet, endişeliyiz. Tercih etmediğimiz bir şey. Açıkçası çok okuyan bir aileyiz o noktada. Eşimin formasyonu da buna uygun. Medikal şeyleri okuyoruz. Her ne kadar o birinci sınıf yaş grubu, hastalanma riski neredeyse yok derece kadar az ama ciddi bir taşıcılık riski olabiliyor onların da. Çalışma ortamına bakıyoruz. Çalıştığımız kurumsal şirketler, müşterilerimiz, kendimiz sosyal mesafe yönergeleri var.

Servisi olacak. Orada bir sosyal mesafe nasıl sağlanacak? Sınıfı olacak. Bunlar zaten o yaş çocuklar üst üste alt alta birbirlerine sokuluyorlar, kafa kafaya veriyorlar. O nasıl sağlanacak? Öğrenci, öğretmen arasındaki sosyal mesafe nasıl olacak? Bir kılık kıyafet giyilecekse, bir mahze giyilecekse çocukların bu noktada öğrenme açıklığı nasıl olacak? Bunlar hep kafamızda büyük sorular. Peki. Murat Gönen çok teşekkür ederim. Miniklere sevgiler. Biz teşekkür ederiz. Çok sağ olun.

Türkiye'de durum bu. Peki başka ülkelerden ne gibi örnekler var? Onları da aktaralım. Almanya'da okullar açıldı. Öğrencilerin ve öğretmenlerin maske takması zorunlu. Öğretmenler bu durumdan şikayetçi. Tüm gün maske ile ders işlemenin neredeyse imkansız olduğunu söylüyorlar.

İskoçya'da okullar 18 Ağustos'ta açıldı. Okulda sosyal mesafe uygulamak şart değil. İngiliz Eğitim Bakanı Gavin Williamson, virüsün okullarda yayıldığına dair çok az bulgu var dedi. Hükümet okulları tamamen açma taraftarı. Hükümet bir dizi önlemle sunuyor. Bu önlemler şöyle. Kendisinde ya da ailesinde semptom görülen öğrenciler bir süre okuldan uzak tutulacak. Öğrenciler ellerini sık sık yıkamak için teşvik edilecek. Sınıflar çok sık temizlenecek. Eğitim günü kısalmayacak ancak toplu aktiviteler azaltılacak. Fransa'da okullar arada 22 Temmuz'da açıldı. Anaokullarında sosyal mesafe zorunluluğu yok. İlkokullar birer metre sosyal mesafe uyguluyor. Ortaokul ve liseler sosyal mesafe uygulayamıyorsa maske zorunlu.

Belçika'da yapılan bir araştırma ise belki velilerin yüreğine su serpebilir. Yapılan araştırmaya göre öğrenciler Covid-19 virüsünü okuldan çok evde kapıyor. Belçika'da okullarda 378 korona vakası görülmüş. 270'i öğrenci, 108'i öğretmen. 4715 kişi ise semptom gösterdiği için karantinaya alınmış. Karantinaya alınanlardan 11 öğretmen ve 36 öğrenci virüse okulda maruz kalmışlar. Geri kalanlarsa okul dışında enfekte olmuş.

Belçikalı doktorlar virüsü kapan kişi ev halkının %10'unu %20'sini enfekte ediyor. Bu oran okullarda çok daha düşük diyor. Evet yeni eğitim, öğretim yılı hayırlı olsun diyelim. Çentopi, FodB Medya ile beraber hazırlıyoruz, onu hatırlatmış olalım. Yeni bir bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)