
3.166 kelime · ~16 dk okuma
Merhaba, Trend Hopi'nin 21. bölümüne hoş geldiniz. Ben Nevşim Mengü. İlk bölümü 19 Mart'ta yayına almıştık. Üçüncüyü tamamlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Amacımız gündemdeki konuları zamanın bu derece önemli olduğu bir dönemde size böyle hap gibi yani nasıl başladı, nasıl gelişmeler oldu, nasıl sonlandı hap gibi vermekti. Aldığımız geri bildirimlerde amacımızı gerçekleştirebildiğimizi gösteriyor.
Podcast, Amerika Birleşik Devletleri'nde özellikle 2014 senesinden beri hızla genişti. Türkiye'de daha yeni yeni büyümeye başlıyor. Dinleme rakamlarımızın da aynı paralelde olduğunu söyleyebiliriz. Evet, kısa bir güncelleme yaptıktan sonra yeni bölümümüze başlayalım. Konumuz Twitter.
Twitter 12 Haziran'da bir açıklama yayınladı ve Rusya-Çin Türkiye'de 32.242 hesabı kapattığını duyurdu. Rusya için bilmiyorum ama Türkiye'de kıyametler koptu. Türkiye'de 7.340 hesap kapatıldı ama yankısı daha fazla oldu.
Twitter aslında bu çalışmayı tabiri caizse Stanford Üniversitesi'ne ihale etmiş, üniversite 10 yıl boyunca data toplamış ve bu 30 küsur bin hesabın iktidarlarca Twitter gündemini manipüle ettiğini tespit ettiği hesapları kapattığını açıkladı. Bu hesaplarla ilgili detaylı bir rapor da kamuoyuyla paylaşıldı. Rapor 23 sayfa. Sizler için 23 sayfayı didik didik okudum ben. Raporla ilgili çok konuşuluyor da işte genellikle insanlar konuşur ama raporu okumaz ya. Raporda diyor ki, binlerce hesap aynı gün neredeyse aynı anda açılmış. Bu hesaplar organize bir şekilde HDP ve CHP'ye saldırı için kullanılmış. 2017 rejim değişikliği referandumunda Recep Tayyip Erdoğan'a destek, Türkiye'nin Suriye operasyonuna destek için kullanılmış. Şimdi ne var bunda diyeceksiniz fakat diyor ki Twitter, genellikle doğru olmayan bilgileri paylaşmışlar. CHP ile ilgili doğru olmayan bilgiler, HDP ile ilgili doğru olmayan bilgileri paylaşmışlar.
Rapor için bilimsel değil diyenler var fakat şimdi 23 sayfalık rapora bakınca bu tespit ettikleri hesapların hareketlerini tek tek incelediklerini görüyoruz. Hesaplar günlerce diyelim hiç tweet atmazken bir anda aynı konuda aynı hashtaglerle aynı tweetleri atmışlar. Raporda bu network'ün 2014 yılında kurulduğu etkinliğinin de 2020'de iyice arttığını görüyoruz. Mesela işte bu hesaplar Lokman Ertürk diye bir Twitter kullanıcısını sık sık organize şekilleri tweetlemişler. Recep Tayyip Erdoğan'ın resmi hesabını hep mentionlamışlar. Birbirlerini RT ederek, mentionlayarak, aynı hashtagleri paylaşarak Twitter'da sahte gündem oluşturmuşlar. Twitter böyle tespit etmiş. Platform diyor ki biz kötü niyetli insanları bu platformdan atarak gerçek bir toplumsal tartışmanın önünü açmak istiyoruz.
Şimdi burada altını çizmek lazım aslında. Twitter bu zamana kadar ifade özgürlüğünün neredeyse sonsuz olduğu platformlardan bir tanesiydi. Hani baktığımız zaman zaten hep böyle Facebook biraz daha sağda, Twitter biraz daha solda bir görüntü çiziyordu malum. İşte Twitter'ın kurucusu Jack Dorsey'de. biraz böyle hippie yaşam tarzına sahip birisi, işte sürekli işe yürüyerek gidiyor, geliyor, çok uzun mesafe yürüyor, bütün gün sadece su içiyor, akşam altıda tek öğün yiyor, işte onda da et yiyor falan böyle kafasına göre değişik birisi ve ifade özgürlüğüne inandığını söylüyor. Fakat Mart ayında
İşte şöyle bir politika değişikliğine gidiyor Twitter. Twitter diyor ki, yanlış haber, yalan haber, yanlış bilgi paylaşımının önüne geçeceğiz. Ve böyle bir politika değişikliği, strateji değişikliği yapıyor. Bunun sonuçlarını sadece Türkiye değil, Amerika Birleşik Devletleri'nde de gördük. Geleceğim oraya. Twitter'ın nasıl, neden bunları yaptığını İsviçre'de yaşayan bilgisayar mühendisi, doktor öğrencisi ve Twitter üzerine çalışan Tuğrulcan Elmas, Cüneyt Özdemir'e anlattı.
Sen ne gördün? Yani ne görüyorsun? Sence Twitter'da manipülasyon yapılıyor mu? İnsanlar siyasi amaçla ya da ticari amaçla Twitter'ı nasıl kullanıyorlar, nasıl manipüle ediyorlar? Bize anlatır mısın senin gördüğün durumu? Şimdi Twitter manipülasyonu çok aşırı yaygın bir şey.
Ve tabii sadece Türkiye değil yani 2016 Amerika seçimlerinden beri Twitter sürekli troll hesapları kapatıp bunların verisini araştırmacılarla paylaşıyor. Benim de bu veriye ulaşımım var. Rusya olsun, Çin olsun, İran olsun, Somaliden bile var böyle 20 tane ülke sayabilirim. Ve Twitter'ın kuralı şu. Siz bot hesap açabilirsiniz, anonim hesap açabilirsiniz, birden fazla hesap açabilirsiniz. Ama birden fazla hesap açarak kamuoyu yaratamazsınız. Böyle birbirinizi likelayamazsınız, retweetleyemezsiniz. Böyle gruplar hazırlayamazsınız. Bunlara troll hesaplıyorlar, bunları banlıyorlar. Ama ben burada sahte trend çalışmalarına bakıyorum. Çünkü trendler kamuoyunu açıp ve bunun verisi de kamuoyunu açıp ve bu veriyi kendiniz çekebiliyorsunuz.
programlama vasıtasıyla veya özel araçlarla ve ben bunu bir buçuk sene önce yaptım zaten trend manipülasyonu herkesin malum yani herkes biliyor tweet arttır ya da ne bileyim bilmem ne 5 bin atama şeklinde nasıl yapıyorlar bunu anlatacağım şimdi bu bir sektör Bunun bir sektörü var. Güvenlik açığından doğmuş bir sektör. Twitter ve Stanford raporunda bu geçmiyor. O yüzden ben size bağlanıp bunu anlatmak istedim. Bu çeşitli hackerlar, hacker mı denir, kodlamayı bilen mi diyeyim. Bazı hesapları ele geçirmiş ya da kendileri açmış ikisi beraber. Hesapları da şu şekilde ele geçirmiş. Ya takipçi kazanç sitelerinden insanları anlamışlar. İnsanlar bunlara şifrelerini vermişler.
Bu şekilde o insanların hesaplarını ele geçirmişler. Ya da çeşitli zararlı app'leri bu kişiler telefonlarına kurmuşlar. Bu app'lerde onların adına tweet atıyor. Ama şurada enteresan bir nokta var. Bu kişiler hala Twitter'ı kullanmaya devam ediyorlar. Çünkü bu hackerlar insanların hesabından tweet atıyor.
ve en fazla 3 dakika içinde bunları siliyor. Troll'le gerçek hesabı nasıl ayırıyorlar? Yani neye göre mesela diyelim o 7 milyon da Erdoğan her şeyini destekliyor. AK Parti'nin her türlü şeyini destekliyor. Hatta belki de kamuoyu baskısı yaratması için diyebilir ki AK Parti teşkilatı biz şunu yapmak istiyoruz.
Ayasofya'nın açılması için tweet kampanyası yapalım. Şimdi bunda ilegal bir şey var mı? Yani o çizgi nerede o kırmızı çizgi, net çizgi? Nerede o trole kayıyor? Nerede gerçek insan olarak kalıyor düşünce özgürlüğü açısından baktığında?
Bana kalırsa o çizgi onlar için de bence de bulanık. Ama Twitter'ın Terms of Service dediğimiz kurallar yazısında açıkça belirtiliyor. Eğer birden fazla hesap açıp belli bir şeyin popüleritesini arttırırsanız bu kurallar dışıdır diyor. Bunu yakalayınca hemen kapatmıyor çünkü gerçek insanları kapatma ihtimali çok fazla.
Bu bir. İkincisi üye sayısını azaltmak istemiyorlar çünkü rapor veriyorlar aktif üye sayısının. Evet. Biznes şeyleri. Ve üçüncü de bunları direkt kapatmıyorlar ama gizliyorlar. Yani bu tweetleri göremiyorsunuz ya da bu hesapta bir gariplikler test ettik bakmak istiyor musunuz diye yazıyorlar. Ya da takipçisi iseniz ya da onlar sizin takipçisi ise takipçi listesinden siliyorlar. Hashtag çalışmalarının, yani benim kendim şu an analiz ettiğim kısmın herhangi bir partiyle bir alakası yok. Partiler üstü bir sıkıntı ve bir güvenlik açığı. Twitter bunu kabul etmiyor, onun yerine suçu sadece tek bir entiteye atıyor. Ve bunu nasıl biliyorum? Çünkü geçen de bir fizyoterapiste 5000 atama diye bir hashtag vardı mesela. Benim arkadaşım fizyoterapiste sordum, bu nasıl yani siz mi yaptınız, bu nasıl oldu falan dedim.
O da şey dedi, arkadaşların WhatsApp grubunda toplandı, sonra bir Twitter sosyal medya şirketiyle anlaştılar ve bu hashtag çalışmasını yaptılar. Daha sonra herhangi bir sorun çalamadılar ve durumu meclise götürdüler, bir milletvekiliyle buluşup ve bu şekilde ancak sorun çalabilirler. Yani aslında bir sektörün tek bir üniteye yıkılması var bu durumda. Bu konulara uzun zamandır kafa yoran ve ifade özgürlüğü için mücadele veren bir başka isim de Yaman Akdeniz. Yaman Akdeniz Medyaskop'ta Burak Tatarin'in hazırladığı özel yayında şöyle diyor. Hesaplar tabii isimleri tam gözükmediği için yayınlanan bilgilerdi. Bu hesapların diğer troll ağa denebilecek ağlarla olan bağlantısı veya nereye kadar gittiği bu hesapların bağlantısı siyasetin hangi gruplara
hükümet tarafında bağlı oldukları, siyasal parti anlamda bağlı olduklarını şimdilik bilmiyoruz. İkinci bilmediğimiz konu ise tam olarak bunun şu anda aktif bir troll olmadığını bilmiyoruz. Baktığınız zaman tweetlere hep eski tweetler, dolayısıyla hani twitter kolay bir Hedef seçmiş gibi de gözüküyor bir taraftan. Yani şu anda çok aktif olmayan veya hiç aktif olmayan bir trol anı. Futbol tabiriyle şut ve gol yapmış durumda. Ama tabii hükümet tarafını çok rahatsız edeceğini düşünüyorum. Twitter bunu sürdürebilir mi? Siz nasıl görüyorsunuz?
Bütün veriler Twitter'ın elinde olduğu için ve tabi burada biz haberlerde daha çok troll lafı geçmekle birlikte aslında bunların büyük bir kısmı bot hesap dediğimiz otomatik olarak ortaya aynı tarihte aynı saatte benzer takipçilerle ortaya çıkan ve tekrar tekrar aynı hesapları, aynı tweetleri atan ve işte aynı resim veya işte büyük harflerle yazılmış hesaplar vs. Bunları teknik olarak tespit etmesi mümkün. Ama bunu tabii çok geriden gelerek yapması da bunun çok etkili olmayacağının göstergesi. O bakımdan biraz da eleştirmek istiyorum ben Twitter'ı.
Diğer taraftan da bu detaylı daha farklı çalışmalar da yapmak lazım. Twitter'ın kime bot veya kime troll dediğini daha iyi anlamak lazım. Bir partinin sempatizanı olan bir kişiye de troll diyor mu demiyor mu? Bunlar gerçek kişiler mi değiller mi? Gerçek kişi olup tuttuğu siyasi parti lehine tweet atan insanların hesaplarını kapatmasını da açıkçası çok da doğru bir bulmuyorum. Ne derlerse desinler bu hesaplardan. Yani fanatik Galatasaraylıyım diye benim hesabım kapatılmış olması veya işte fanatik olarak bir siyasi partiyi tutuyorum, destekliyorum diye hesabım kapanmaması lazım ama anladığım kadarıyla
Ağırlıklı olarak bunlar bot dediğimiz hesaplar. Bir veya bir grup veya bir kişi tarafından yönetilen ve otomatik tweet atıp işte algı oluşturmaya çalışan hesaplar. Dolayısıyla gerçek anlamda troll olarak nitelendirdiğimiz ismini soyadını bildiğimiz kişiler değil bunlar. Bu yaşananlardan sonra kimi kullanıcanların oh yeşil toplar gitti diye sevindiğini gördük ama aslında bu kapatılan eski bir network ve Twitter tüm hükümet yalnız hesapları falan kapatmış değil, yeşil toplu hesaplar olduğu gibi duruyor. Twitter'ın bu hamlesine Türkiye epeyce kızdı yani Türkiye'de iktidar epeyce kızdı. İlk açıklamayı Fahrettin Altun yayınladı. Bir dikkat çeken detay da Altun'un yayınladığı açıklamanın altındaki imzaydı. Altun açıklamayı Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanı diye imzalamış. İlginç. Altun'un Twitter'dan yaptığı açıklamasının linkini açıklamalarda bulabilirsiniz. Ben kısaca özetleyeyim. Kapatılan hesapların sahte hesapları olduğu ve bu hesapların tek bir merkezden yönetildiği iddiası
gerçek dışıdır. Yani AK Parti'nin bir troll yapılanması yoktur diyor ya da en azından bu kişiler o kişiler değil diyor herhalde. Hesapların kapatılması kararına dayanak olarak öne sürülen bir takım dökümanların da bilimsellikten uzak taraflı ve siyasi sayıklarla oluşturulduğu açıkça görülmektedir. Merkezi ABD'de bulunan bir şirketin almış olduğu kararı, ideolojik yaklaşımlarını bilimsel veri olarak pazarlamaya kalkışan bir takım eşhas tarafından hazırlanmış raporla meşrulaştırma çabası tarihi bir skandaldır. Şimdi malum Stanford Üniversitesi internet gözlem merkezinde yapılmış bu araştırma. Stanford'da en itibarlı üniversitelerden bir tanesi ama tabii Türkiye burada
Kartını çekiyor. Yani Fahrettin Altun'un ifadelerinden onu anlıyoruz. İşte dış güçler, dış mihraklar bizi zayıflatmaya çalışıyor. Kartını çekiyor. Söylemin alt metninde. Alt metninde de değil, üst metninde onu görüyoruz. Şöyle devam ediyor Fahrettin Altun. Tek bir teknik kanatı sunulmaksızın, tamamen varsayımlardan hareketle ilgili ilgisiz, birçok sosyal medya hesabını aynı potada eritme amacı taşıdığı açık olan bu adamın atılması, yine somut dayanaktan yoksun şekilde
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin ve bir siyasi hareketin zan altında bırakılması kabul edilemez. Şeffaflık ve ifade hürriyeti kılıfına saklanmış bu ceberut yaklaşım bir kez daha göstermiştir ki Twitter bir ticari sosyal medya kuruluşu olmanın ötesinde belirle bir siyasi ve ideolojik yaklaşımı benimseyen bu yaklaşıma uymadığını düşündüğü tüm kullanıcılara ve aktörlere çamur atmaktan çekinmeyen bir ideolojik kara propaganda makinesine dönüşmüştür. Çok yakın geçmişte, özellikle ABD'nin de şahit olduğumuz tartışmalar da düşünüldüğünde, Twitter'ın siyaseten Türkiye Cumhuriyeti'ni konumlama arzusu, kuruluşun PKK ve FETÖ gibi Türkiye'ye düşman yapıların kara propaganda faaliyetlerine kol kanat germe isteği ve Türk siyasetini dizayn etme hevesi net bir şekilde görülmektedir. Geçmişte bu tür yollara tevessül etmiş birçok yapının nihayetinde nasıl bir akibetle baş başa kaldığını bu şirkete hatırlatmak isteriz. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti hiçbir surette sahteciliğe, manipülasyona, ve dezinformasyona geçit vermeyecek. Ülkemizde ve tüm dünyada her zaman hakikati, hür düşünceyi ve dijital farkındalığı güçlendirmek için çalışmaya devam edecektir." demiş Fahrettin Altun. Şimdi tabii işin enteresan tarafı günün sonunda bu mecrayı kullanmak zorunda mı? Biz değiliz. Hükümet de zorunda değil. İşte saray çalışanları da kullanmak zorunda değil. Türkiye'de pek hala işte sarayda kendi sosyal medya mecrasını çıkartıp sunabilir, insanlar isterse bunu kullanır. Ama Twitter'ın işte öte yandan bu zamana kadar cezbedici tarafı ifade özgürlüğünün olmasıydı. Herkesin hemen hemen her istediğini söyleyebilmesi ve burada bir toplumsal tartışmanın yaşanabilmesi ve burada insanların gündem oluşturabilmesi, bireylerin tek tek sesini duyurabilmesi. Aslında işte Twitter'ı Twitter yapan bu. Şimdi Twitter bu son hamlesiyle şunu yapmaya çalıştığını söylüyor.
Biz insanların, sade vatandaşın sesini duyurabildiği bir yer olmaya devam etmeyi istiyoruz. Dolayısıyla biz güçlü rejimlerin, antidemokratik illiberal eğilimleri olan rejimlerin gelip burayı manipüle etmesini ve özgür düşünceyi susturup gündemi değiştirmesini istemiyoruz. Bunun için o adımları atıyoruz diyor Twitter. Türkiye farklı bir yerden bakıyor.
Enteresan. Şimdi tabii şunu gördük. Türkiye ne yaptı? Fahrettin Altun böyle bir tweet attı. Fahrettin Altun'un attığı bu tweetin haricinde sosyal medyada da bir kampanya başlatılmış olduğunu gördük. Çok ilginç. Tabii bunu işte hükümet biz organize etmedik, vatandaşlar kendi organize olmuş diyebilir. DigitalDictatorJack diye bir hashtag. Bu hashtagle çok çeşitli hesaplar aynı mesajı attılar. Diyorlar ki...
Demiş ki bütün bu hesapların hepsi, Jack, düşüncemi özgürce tweetleyemiyorum. Çünkü hesabımı kaldıracağından korkuyorum. Demişler ve Digital Dictator Jack, yani Digital Dictator Jack diye bir de hashtag kullanmışlar. Mesela işte kimler bu tweeti yazmış? Bakıyorum, Egele diye bir profil, yeşil nokta var. Ve Osmanlı turası, avatar fotoğrafı. Son Osmanlı diye bir hesap mesela kullanmış. Başka bir kullanıcı, yine yeşil toplu.
Türk Bayraklı hepsi aynı hashtagle aynı tweet'i yazmışlar. Böyle bir sesini duyurma çabası gördük. Aynı zamanda Twitter'da. Bu da enteresan. Bu tabii kim tarafından yönlendirildi? Saray tarafından mı, hükümet tarafından mı? Yoksa insanlar kendi kendilerine mi örgütlendiler ve aynı tweet'i attılar? Bunu bilemiyoruz. Bir de tabii şunun çok yazıldığını görüyoruz. Özellikle hükümeti destekleyen hesaplar diyorlar ki... Ya işte hükümetin duruşunu destekleyen hesapları. Suriye operasyonunu destekleyen hesapları kaldırıyor Twitter. İşte gördünüz mü Türkiye'nin ilerleyişini durdurmak istiyor. Yazan, böyle düşünen de kişiler var. Tartışmanın bir ucunda da AKP Gençlik Kolları var. Zira Twitter'ın raporuna göre diyor ki, bu hesaplar AKP Gençlik Kolları tarafından yönlendirilmekte. Öyle olduğunu anlıyoruz diyor.
AKP Gençlik Kolları Başkanı Ahmet Büyükgümüş. Rapor, gençlik kollarını suç örgütü gibi göstermeye çalışıyor, diyor. Büyükgümüş, Anadolu Ajansı'na röportaj vermiş ve demiş ki, Twitter'daki hesapların kapatılmasına neden olan raporu yazan kişilerden birinin favladığı tweetleri incelemenizi öneriyorum. Herhangi bir bilimsel temele dayanmayan bu raporu hazırlayanların beğendiği tweetler niyeti açık ve net bir şekilde belli ediyor. Aynı haberi defalarca yayınlayan BBC News'a kaç puan? Sanki önemli bir zafer kazanmış gibi haberi gündemde tutmak için büyük bir gayret gösteriyorlar.
Büyük Gümüş bunu yazmış. Bu raporun yazımında çalışan iki Türk var. O iki Türk'ün profilleri de Twitter'da ifşa edildi. Onu gördük hükümeti destekleyen hesaplarca ve bu kişilere de işte sert yorumlar yazıldığını gördük. Bu Twitter gündemi akar giderken bu konuda güvendiğim bir isme döndüm ben. Kadir Has öğretim üyesi Akın Ünver. Akın Ünver bu konuyla ilgili uzun süredir çalışıyor ve hatta acaba Rus troller Türk siyasetinde etkili mi değil mi diye böyle kapsamlı bir çalışma da yapmıştı. Ünver bu konuyla ilgili bir tweetsel yazmış. Tweetsel İngilizce, o nedenle Türkiye'ye çevirerek özetliyorum. Akın diyor ki, biz de Twitter'da bu tip organize hareketleri üzerine çalışıyoruz, inceliyoruz bunları. Evet, Twitter'da bunlar var. Fakat hükümet tarafından yönlendirilenler olduğu kadar, muhalefet tarafından da yönlendirilenler var. Muharif gruplar tarafından da yapılan gündem manipülasyonu var. Son 8 aydır pek bir faaliyet göstermeyen bu network'ü devre dışı bırakmışlar. Bunun neye yarayacağı belirsiz. Durduk yerde arı kovanına çomak soktular, diyor Akın. Şimdi Akın'ın da hakikaten haklı olduğu noktalar var. Çünkü işte ben organize hareketleri önleyeceğim. İşte yanlış haberi, yanlış bilgiyi önleyeceğim. Demek hakikaten bir gayya kuyusuyla uğraşmak demek oluyor yani.
Burada anlaşılıyor ki Twitter, güçlü olan taraf, bu tip işte Rusya gibi, Çin gibi rejimler ya da Türkiye'deki gibi illiberal eğilimlere olan hükümetler, bu güçlerin elinde para var, pul var ve dolayısıyla trol orduları kuruyorlar ve Twitter'da diğer sesleri bastırıyorlar. Bunu engelleyeceğim diyor. Ama mesela işte işin öbür tarafı da var. Birtakım belki başka muhalefet grupları da buldukları kaynakla benzer yöntemleri uyguluyor. Peki o ne olacak? İşin bu da bu tarafı var.
Bir de şöyle bir iş var. Bugüne kadar Twitter'ın, daha önce de söylediğim gibi özelliği, düşünce özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne sonsuz yer vermesiydi. Şimdi acaba bakalım böyle bir sansür mekanizması Twitter'ın cazibesini yitirmesine neden olacak mı? Bunu da göreceğiz. Twitter'ın bu politikası tabii sadece Türkiye'ye yönelik değil. Aslında kıyametler Amerika Birleşik Devletleri'nde koptu. Amerika Birleşik Devletleri'nde nasıl koptu hatırlayalım. Daha yeni oldu zaten.
Minneapolis'de ırkçılık karşıtı olaylar başladığı zaman, Amerikan Başkanı Donald Trump, Minneapolis valisi hemen harekete geçmeli, ulusal muhafızları derhal devreye sokmalı diye bir tweet attı. Altına da ekledi, şöyle bir tweet eklemiş, ''Yağma başlarsa vurma da başlar.'' diye. Twitter bu tweete uyarı koydu ve ''Bu tweet şiddeti öven bir tweettir.'' ifadesini iliştirdi. Trump, Fox News'a verdiği röportajda tweeti şu şekilde açıklamıştı.
Bu, iki şey anlamına gelir. Çok farklı şeyler. Birincisi, eğer saldırı varsa, kesinlikle saldırı yapacaklar. Ve bu bir tehdit değil. Bu gerçekten bir hakikattir. Çünkü bu olarak oluyor. Diğeri ise, eğer saldırı varsa, kesinlikle saldırı yapacaklar. Ve bu da bir tehdit olarak kullanılıyor. İkisi de kullanılıyor.
Başka bir sefer de Trump'ın elektronik oy kullanmanın sakıncalı olduğunu söyleyen bir tweetinin altına Twitter elektronik oyla ilgili güvenilir bilgiler içeren bir link yerleştirdi. İngilizce tabirle fact check yani doğrulama, bilgi doğrulama. Ve dedi ki Twitter işte Trump böyle diyor ama bakın gelin siz elektronik oy kullanmayla ilgili asıl bilgiler burada diye bir not düştü. Trump buna daha da kızdı.
Twitter'ın tavrı Trump'ı öfkelendiriyor. Trump, Twitter ifade özgürlüğünü boğuyor diye de bir tweet attı ama nafile. Trump Twitter'a hem kızıyor, hem bu platformdan ayrılamıyor, zira 82 milyon takipçisi var ve onlarla iletişimde kalmayı istiyor. Hatta şunu da hatırlatıyor aslında bu işin uzmanları, İşte ilk bu 2016'da seçim kampanyası başladığı zaman, pek çok diğer adaylar, sosyal medyayı bu kadar kullanmayabilmeyen adaylar, kendi Twitter'larını kullansın diye bir takım kişilerle anlaştı. Bunları şirketlere ihale etti. Ama Trump Twitter'da çok uzun süredir, çok aktif olduğu için orada takipçileriyle ve dolayısıyla seçmenleriyle bir bağ kurmuştu zaten. Trump'ı bir yerde iktidara taşıyan da attığı tweetler oldu aslına bakacak olursanız. Bu da işte kaderin bir celvesi. Fakat Trump yasa kılıcını çekmeye çalışıyor.
Trump diyor ki sosyal medya platformları bu platformda yazan her şeyden bir yayıncı gibi sorumlu olsun. Bunun için yasa değişikliği peşinde. Halihazırda Amerikan yasalarına göre bu platformlar paylaşımlardan sorumlu değil. Paylaşımları yapan bireyler yazdıklarından sorumlu. Trump bunu değiştirmek istiyor. Sıkıştırmak istiyor yani sosyal medya mecralarını. Ha tabii bütün sosyal medya mecralarıyla Trump'ın arası kötü mü? Çok da öyle değil. Şunu hatırlayalım. Donald Trump'la Facebook'un CEO'su Mark Zuckerberg bir yemek yemişti. Ve Zuckerberg bu nedenle bayağı da eleştirilmişti. Yani Twitter'la tartışıyor, itişiyor Trump ama mesela Facebook'la böyle bir durum söz konusu değil. Şimdi fakat tabii Twitter'a Donald Trump hedef gösterince bu sefer kendi seçmenleri, Trump taraftarları da Twitter'a yönlenmiş durumda. Diyorlar ki Twitter tek taraflı davranıyor.
...bizim içeriklerimizi engelliyor, solcuların içeriklerini engellemiyor diyorlar. Böyle bir tartışma Amerika Birleşik Devletleri'nde de var. Şimdi tabii burada aşağı yukarı işte kurallar belliydi bu zamana kadar. Daha önce de söylediğim gibi... ...şiddet içerikli tweetleri kaldırıyordu Twitter. Bir dönem işte IŞİD büyürken... ...IŞİD'in de Twitter'ı bir kara propaganda aracı olarak kullandığını ve buradan... ...işte bir takım şiddet içerikli videolar paylaştığını görmüştük. Twitter bunun önüne geçmeye çalıştı. Ama daha önce de dediğim gibi Mart ayındaysa...
başka bir politikaya geçmiş gibi görünüyor Twitter. Sosyal medya platformları artık çoğu zaman yegane iletişim araçlarımız artık böyle bir çağda yaşıyoruz. Öte yandan Facebook mesela bünyesinde aşırı sağcı, zaman zaman şiddet öven gruplara izin verdiği göz yumduğu için eleştiriliyor. Facebook'ta aşırı sağcı grupların faaliyetleriyle ilgili İngiliz The Guardian gazetesi bir araştırma yapmıştı. Guardian, bir milyon kullanıcıya islamofobik mesajlarla ulaşan taraftar toplayan ve bundan para kazanan bir organizasyonla ilgili detayları yazmıştı. Guardian'ın bu araştırması sonrası Facebook bir takım şiddeti öven içerikleri kaldırdı ama kontrolü çok zor. Mesela Mayıs ayında 38 Facebook grubunda koronavirüs İslamcıların batı medeniyetini yok etmek, için ortaya çıkardığı bir virüs diye paylaşımlar yapılmış. Yani bunu neresinden tutacak? Neresini kontrol edecek Facebook? Bu işler nasıl olacak? Hakikaten çok zor. Dijital yaşamın avantajları da var, dezavantajları da var. Sosyal medyada dezenformasyon. Nerede başlıyor, nerede bitiyor? Kim neyi ne kadar paylaşabiliyor? Medeniyet olarak şimdi bunlara yanıt arıyoruz.
Çantopi'yi POG.me medyayla hazırlıyoruz. Yeni bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.