Podcast

Yanlış İnsan Doğru Zaman : Uykumu Kaçıranlar #1

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Yakın İlişkiler'in yeni serisi Uykumu Kaçıranlar'ın ilk bölümünde Dr. Gizem Sürenkök doğru zamanda karşımıza çıkan yanlış insanlardan bahsediyor.

Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.454 kelime · ~7 dk okuma

Bu gece ayakta kalıp kafama takılanları sizinle paylaşmak istedim. Kafama takılıp uykumu kaçıranlar diyelim. Bu podcastta psikolog, doktor, gizem süren kök değilim ben. Podcastta gizemim sadece. Ve benim aklıma takılanlar belki sizin de aklınıza takılıyordur diye, belki sizin de uykunuzu kaçırıyordur diye bugün bunları size anlatıyorum.

Bugün araba kullanırken bir şarkı çalmaya başladı Spotify'da. We're not supposed to be lovers şarkının adı. Ve bir şekilde çok etkiyordu beni o şarkıyı dinlemek. We're not supposed to be lovers. Hiç aşık olmamalıydık diye düşündüm. Yani ben öyle anladım. Direkt öyle anlamayabilirdim aslında ama öyle anlamak geldi içimden sanırım.

Ama devam ediyor. We're not supposed to be lovers or friends. Ne aşık olmalıydık, ne de arkadaş olmalıydık. Ya da hiç aşık ya da arkadaş olmamalıydık. Böyle insanlar var sanki, değil mi? Yani etrafımızda hiç denk gelmesek ya da denk gelsek bile... Aslında bizim hayatımızda olmasalar daha iyi olacak. Ama bir şekilde bir yolunu bulup...

Transkriptin tamamını oku

Hayatımıza girmeyi başarmışlar ve hani böyle sanki sızmışlar hayatımızın içine. Öyle kabulle, anlayışla, hoşgörüyle almamışız bile onları hayatımızın içine. Bir şekilde girivermişler. Ve girmeseler daha iyiymiş bir yandan da dönüp bakınca ama girmişler işte.

Bir şekilde onlara o sevgiyi vermeye başlıyoruz. Anlayışı. Arkadaş oluyoruz belki. Belki sevgili oluyoruz. Ve bir yandan o duygu hep içimizde. Yani aslında sevgili olmasak daha iyiydi. Aslında bu ilişki hiç başlamasa daha iyiydi. Neden ben bunun içerisindeyim ki olmasam daha iyiydi?

Ama bir yandan sırf başlamış olduğumuz için ya da işte sırf bir kere sevdik diye diyelim çıkamıyoruz o ilişkin içerisinden orada kalmaya devam ediyoruz. Ve canımız yansa da bundan çok hoşlanmasak da bir şekilde kendimizi o ilişkin içerisinde bir türlü göremesek de hatta gözümüzü kapatıp geleceği hayal ettiğimizde o insanı geleceğimizde görmesek de o insan bir şekilde bizim hayatımızda varlığımız sürdürmeye devam ediyor. Peki nereye kadar? Yani nerede durmalıyız? Düşününce çünkü şey diye bir şey var gibi geliyor bana. Doğru insan doğru zaman. Yanlış insan doğru zaman. Doğru insan yanlış zaman.

Hem böyle bazı insanlar bizim için yanlış ama hayatımıza öyle bir zamanında geliyorlar ki öyle bir yerine temas ediyorlar ki biz onlara o kapıyı açıyoruz. Açmamız gerekiyor gibi hissediyoruz. Başka zaman olsa hayatta açmayız o kapıyı. Şey gibi düşünün hani böyle bu eskiden vardı artık kalmadı onlar ama kapı kapı dolaşıp satış yapan böyle işte ne bileyim tencere tava ansiklopedi seti elektrikli süpürge satan insanlar vardı.

Böyle kapıyı çalarlar ve bilirsin, teminlemiştir annen baban zaten açma kapıyı çocuğum. Ama bazen boş bulup açarsın ve açmış bulursun. Yani bir kere artık açtığın için karşıdaki insanı dinlemek zorundasındır. Kapıyı geri kapatamazsın. Bunun gibi bir şey aslında bu ilişkiler bence. O kapıyı açmış bulunuyoruz ve karşımızdaki insan konuşmaya başlamış bulunuyor. Hayır yani ben seni dinlemek istemiyorum. Aslında bu kapıyı hiç açmasam daha iyiydi diyemiyoruz bile. Sonra bir bakıyoruz, biz o ansiklopediyi almışız.

Ama nereye kadar? Nerede idrak etmeliyiz ki? O ansiklopediyi hiç almamalıydık. O kapıyı hiç açmamalıydık. Bana öyle geliyor ki, bu tip aydınlanmalar... Hani bu ansiklopedi yanlış ansiklopedi, bu insan yanlış partner falan... Bunlar böyle bir anda olmuyor. Yani evet, bir anda düşüyor aklınıza belki. Ben çok yanlış bir şey yaptım ama... Aslında böyle küçük küçük biriken detaylar... Mesela bir gün bir söz duyuyoruz.

Bunu nasıl söyledi ya? Böyle bir şey gerçekten düşünüyor muydu? Böyle düşünen bir insanı ben gerçekten hayatımda istiyor muydum? Diyoruz belki. Başka bir gün mesela birine karşı bir davranışını görüyoruz ve o da içimize sinmiyor. Sonra...

Başka bir gün bir tartışmada bir şey yapıyoruz ve ona verdiği karşılıktan hoşlanmıyoruz. Küçük küçük birikiyor, birikiyor. Ve biz diyoruz ki, hayır yani ben bunu yapamam, ben istemiyorum bu insanla daha uzun süre birlikte olmayı istemem. Ama bir yandan da halihazırda içine girmiş olduğumuz için o ilişkinin bir şekilde bir cins, bir duygusal yatırım yapmışız çoktan.

O yüzden de bu tip farkındalıklar biriktikçe bir anda çıkması o kadar kolay olmuyor. Biraz daha böyle bir denememiz gerekiyor. Yani aslında bu iş pek de yürümüyor. Bir konuşuyoruz, konuşmamız yetmiyor. Tekrar konuşuyoruz. Sonra tekrar barışıyoruz. İkna olmaya çalışıyoruz. Aslında kendimizi ikna etmeye çalışıyoruz. Yani o ilişkinin çok da yanlış bir kararı olmadığına. Çünkü yanlış bir karar aldığımızı kabul etmek de çok zor. Yani bir şekilde mesela o ansiklopedi örneğinden gideceksek. Ansiklopediyi almışız bir kere. Ve annemize açıklamamız lazım. Ansiklopediyi niye aldığımızı. Çünkü kandırıldık veya bir şekilde...

İkna edildik, çocuk gibi demek istemiyoruz. O ansiklopediyi almış olmamız için mantıklı bir sebebimiz olmalı sanki. Onu bulmaya çalışıyoruz. Çoğu zaman bulamıyoruz. Ve çoğu zaman bir şekilde gerçekten ikna edilmiş olduğumuz için ya da sadece hayır demeyi başaramadığımız için o ansiklopediyi almış oluyoruz.

Peki ya hayır demek çok mu zor? Yani bazen düşünüyorum da birçok zaman bir ilişkiye başlamanın ilk anları hayır diyememek kaynaklı oluyor. Yani birini kıramadığımız için belki bir date'e çıkmaya okey oluyoruz. Başka zaman bizi arıyor. Bazen çok da konuşmak istemiyoruz ama kıramadığımız için konuşmaya başlıyoruz. Mesajlarına cevap veresimiz çok olmasa da... ...a hadi kıyamıyorum deyip cevap vermeye başlıyoruz. Bir şekilde bu insan bize hiç uygun olmasa bile... ...bu tip etkileşimler bir süre sonra alışkanlık yaratıyor ve... ...bir bakıyoruz onun içindeyiz aslında.

Çünkü şöyle bir şey var, bu bazen kabul etmesi zor ama en kötü ilişki bile bir alışkanlık yaratıyor ve bir şekilde bütün sistemlerimiz o ilişkiye adapte oluyor. O ilişkinin bitmesi sonucunda canımızın yanması, onu özlememiz, ...bir şekilde o ilişkinin olumlu taraflarını hatırlamaya çalışmamız da bu yüzden. Çünkü o ilişkinin varlığına alışmış oluyoruz... ...ve o ilişkiyi kaybetmek istemiyoruz, çok iyi gitmiyor olsa bile. Başka bir de işte, o insan bizim için uygun değilse bile... ...bazen o insanın olmadığını aklımız kabul etse bile... ...alışkanlıklarımızdan dolayı o insandan ayrılamıyoruz. Ama şu bir gerçek ki...

Yavaş yavaş, yavaş yavaş kopuyor o bağ. Bir anda kesip atmak gerçekten çok zor. İnsan ilişkilerinden bir anda çıkmak. Ki bu arkadaşlıkla için de geçerli değil mi düşününce? Bu gece uykumu kaçıran bir başka düşünce de bu belki. Yani mesela bir arkadaşlık ilişkisine o yatırımı yapıyoruz. O insan için birçok felaket yapıyoruz. O insanla

...ortak hedefler koyuyoruz, ortak planlar yapıyoruz. Sonra birkaç sene sonra o insan hayatımızda kalmıyor. Ve biri bize dese ki... ...sen bunları yapıyorsun ama, bütün bu felaketleri yapıyorsun ama... ...birkaç sene sonra hiç adını bile anmıyor olacaksın. Hayatın hiçbir yeri olmayacak. Kalbinde sadece bir kalp kırıklığı olarak... ...yer edinmiş olacak. Çünkü siz arkadaş olacak insanlar değilsiniz. Siz aslında...

Hayata aynı bakan, aynı düşünen, aynı şekilde yaklaşabilecek insanlar değilsiniz deseler birileri bize. O anda buna ikna olmayız ki. O anda bir kere o ilişkinin içine girmişiz ve o bizi iyi hissettiriyor. Neden çıkalım? Çünkü o anda öyle bir şeye ihtiyacımız var. Yani aslında düşününce bütün ilişkilerin altında ...bir motivasyon var. Bizi o ilişkinin içerisinde tutan... ...o ilişkinin bize temas ettiği bir nokta var. Bir ilişkiden çıkamıyorsak bu soruyu sormak lazım. Bu ilişki benim için... ...nereye karşılık geliyor? Bu ilişki benim hangi ihtiyacımı gideriyor ki... ...ben bu ilişkide kalmak istiyorum? Bu insan nasıl bir boşluk dolduruyor ki... ...ben bu insanla ayrı kalmak istemiyorum? Bunu bulduğumuz zaman, o motivasyonu, o boşluğu... ...o ihtiyacı bulduğumuz zaman aslında... Onları başka türlü karşılamayı öğreniyoruz ve bu ilişkiden çıkabiliyoruz. O yüzden de hep kendinle iyi bir ilişki kurmak, kendini daha iyi tanımak, daha sağlıklı kararlar almana ve sana iyi gelmenin ilişkileri daha kolay bitirmene yardımcı oluyor.

Bir de sanki o içeride, İngilizce got feeling diye geçen... ...hani böyle içeride seninle konuşan senin o öz sesin... ...onu duymak, ona kulak vermek... ...sana ne anlatıyor? Bir şeylerin iyi gitmediğini mi anlatıyor? Bir sınır ihlali var onu mu anlatıyor? Mudo değil misin onu mu anlatıyor? Ne anlatıyorsa o iç sese... ...o seni huzursuz eden duyguya bir kulak vermek lazım. Çünkü aslında oralarda başlıyor.

O huzursuzluk hali birikiyor, birikiyor, birikiyor. Ve o insanın yanında kendimizi iyi hissetmediğimizi fark ediyoruz. Gitgide mesafe koymaya çalışmamız o yüzden. Ki bunu romantik ilişkilerde hayal edemiyorsak arkadaşlık ilişkisini hayal etmek daha kolay.

İlk başlayan soğukluk, zaman içerisinde açılan o mesafe. Tam da bu, bu şekilde genişliyor, genişliyor, genişliyor. Ve biz karşımızdaki insana artık dokunamaz, temas edemez, onu anlayamaz, onu hissedemez hale geliyoruz. Gerçekten zor ama bir yandan bu ilişkilerden çıkmak. Doğru insanla partner olmadığımızı, doğru insanla arkadaş olmadığımızı kabul etmek gerçekten zor.

Bu ilişkilerden çıktıktan sonra ama farkındalığı çok güzel oluyor. Evet, biz gerçekten arkadaş olmamalıymışız ya da biz gerçekten sevgili olmamalıymışız. Çünkü ben o değilim. Ben o ilişkideki halim değilim aslında. Ben bambaşka bir insanım. Ben orada düşündüğüm şeyleri düşünmüyorum normalde. Orada davrandığım gibi davranmayı sevmiyorum normalde. O farkındalık gerçekten bence çok iyi geliyor ve bizi olgunlaştırıyor, bir adım ileriye götürüyor.

İşte böyle sevgili dinleyiciler. Gerçekten uyumadan hemen önce bu podcastı kaydettim. Ve umarım benim bu gece aklıma takılanlar ve kendimce toparlayıp size aktardıklarım sizle de bir yerlere temas eder. Eğer sizin uykunuzu kaçıran bazı düşünceler varsa, böyle üzerine düşünüp de içinden çıkamadığınız sorular, Bana her zaman yazabilirsiniz bu yeni seride onlara da yer vermeyi. Sizin uykunuzu kaçıran düşüncelerle kendi uykumu kaçırıp bu podcastlerde size ulaşmayı isterim. Herkese çok sevgilerimi gönderiyorum.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)