Podcast

336: Seçil Erzan'ın Suçu Ne?

Trend Topic

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Türkiye gündemi içlerinde Fatih Terim, Arda Turan, Emre Belözoğlu gibi isimlerin de olduğu hayali fon dolandırıcılığını konuşuyor. Sanık Seçil Erzan suçlamaları kabul de ediyor. Peki tek suçlu Seçil Erzan mı? Medyada Fatih Terim Fonu olarak ifade edilen dosyanın ana hatları ve hiç duymadığınız detayları bu bölümde.

Türkiye Tarihinin En Büyük Manipülasyonunun Kısa Hikayesi - Cüneyt Akman



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

6.167 kelime · ~31 dk okuma

Herkese merhaba, bu kaydı 28 Kasım'da alıyoruz. Önceki bölümde Starbucks mücahitlerini konuşmuş, Starbucks boykotunun arka planını incelemiştik. Gösterdiğiniz yoğun ilgi nedeniyle teşekkür ederim. Bir iki dinleyicimiz Starbucks sponsor mu oldu sana diye sormuş, efendim keşke.

Starbucks boykotunun saçmalığını bedavaya anlattık size. Fakat şunu söyleyeyim, eğer bir şirket Tren Topik'e sponsor olursa bundan sizin haberiniz olur. Yani aksi türlüsü sizleri yanıltmak olur. Ayıptır ya, yani gizli gizli reklam anlaşması yapıp bir şirketi övmek. Reklam sponsorluk anlaşmaları okurdan, izleyiciden, dinleyiciden gizlenmez. Olsa anlarsınız yani.

Bu bölümde konumuz medyada Fatih Terim fonu olarak sunulan dolandırıcılık davasının sanığı Seçilerzan olacak. Türkiye kamuoyu günlerdir bu isim hakkında konuşuyor. Bu kişinin yaptıklarını hayretlerle izliyor, dinliyoruz. İddia göre kurduğu Ponzi sistemle futbolcuları dolandırmış, topladığı milyonlarca dolar parayı da iç etmiş. Futbolcular da o kadar salakmış ki Seçilerzan'ın kağıt parçalarına yazdığı yalan yanlış belgelere inanmışlar.

Transkriptin tamamını oku

Herkes de paralar nerede diye soruyor. Hikayenin detayları bilinmeyince, değerli toplu izah edilmeyince, paraların nerede olduğu sorusu da yanıtsız kalıyor. Haliyle mağdurlara da el birliğiyle salak muamelesi yapıyoruz. Seçil Erza'nın bu suçu işlerken Fatih Terim'den de yardım gördüğü, Futbolcuların da Fatih Terim tarafından Erzan'a yönlendirildiği söyleniyor. Peki tüm bu anlatı, hakikati ne kadar yansıtıyor? Dava dosyasındaki tüm belgeleri, WhatsApp yazışmalarını, telefon görüşme kayıtlarını, BDDK ve Denizbank Teftiş Kurulu raporlarını ve iddianameyi okudum. Tarafların avukatlarıyla görüştüm, tanıkları dinledim. Bunca mesainin ardından Seçil Erzan'ın hikayesini benden dinleyeceksiniz.

Zihninizi manipüle eden bunca bilgi kirliliği karşısında hakikate ne tepki vereceksiniz bilmiyorum ama bence konuyu araştırırken benim yaşadığım dehşeti siz de hissedeceksiniz. Bildiklerinizi unutun. Ben Ozan Gündoğdu. Hazırsanız başlayalım.

Türkiye Seçilerzan adında bir banka müdürünün içlerinde Fatih Terim, Arda Turan, Emre Belezoğlu gibi futbolcuların da olduğu bir grup insanı Ponzi finansman yöntemiyle dolandırma hikayesini konuşuyor. Nedir bu Ponzi? Buna cevap arayarak başlayalım. 5 yıl kadar önce Star TV'de yayınlanan Babil dizisinin 2. bölümünde bir iktisat hocasını canlandıran Halit Ergenç Ponzi'yi şöyle anlatıyor öğrencilerine. Kolay yoldan para kazanmak istiyor musun?

İşte Charles Ponzi insanları bu soruyla kandırdı. Ve onu takip eden binlerce insan da senelerce milyonlarca insanı aynı soruyla dolandırdı. Saadet zinciri dediğimiz olay insanlara hayal satar arkadaşlar. Bir koyup yüz alma hayali. Seçil Erzan şeytani bir ponzi sistemi kurmuş ve buna inanmak isteyenleri mi kandırmıştı? O, Titan Saadet Zinciri, Çiftlik Bank ve diğerlerinin son halkası mıydı? Yoksa olay göründüğünden farklı mıydı? Hadi Seçil Erzan'ın hikayesine daha yakından göz atalım.

Setilerzan 1976 yılında Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde dünyaya geldi. Yoksul bir ailenin tek kızıydı. Babası pazarcılıkla ailenin geçimini sağlıyor, annesi de ev hanımı. Setilerzan'da liseyi Çorlu'da okuyor, üniversite eğitimi için Kocaöl Üniversitesi'ne gidiyor, burada işletme eğitimi görüyor. Bu haliyle memleketteki 3 milyon işletme mezunundan biri durumunda.

Fark yaratması lazım yani. Eğitim bittikten sonra memleketi Çorlu'ya baba evine geri dönüyor. İş arıyor ama Türkiye 99 depreminin yarattığı ekonomik darboğazı yaşıyordu. Bir sene kadar iş aradıktan sonra 24 yaşında Denizbank Çorlu şubesinde şube müdürü sekreteri olarak göreve başladı. Göreve başladığı yılın Kasım ayında 14 banka batacak. 2001 Şubat'ta ise Türkiye tarihinin en büyük finansal krizi yaşanacaktı.

Seçilerzan tüm bunlar yaşanırken bankanın çorlu şubesinin müdürünün sekreteriydi. Gözünün önünde yaşandı iflaslar. Ardından bankada gişe personeli oldu. Fakat Seçilerzan'ın bireysel yatırımlar oldukça ilgisini çekiyordu. Böylece aynı şubenin asistan müşteri danışmanı, ardından bireysel bankacılık portföy yöneticisi ve son olarak bireysel danışmanlık görevine yükseldi. O artık

finansal piyasaların işleyişi hakkında fikir sahibi olan bir fondanışmanıydı. En son bankanın şube müdürü olarak kariyer basamaklarına tırmandı. Bu yükselişte de bileğinin hakkını verdi. Yani kariyer yolculuğunda bu anlamda izaha muhtaç bir veriye rastlamadı. 2009 yılında şube müdürü olduğunda 9 yıllık şube kariyeri olan bir kişiydi. Yani böyle gökten zembille müdür yapılmadı.

Müdürlük hakkıydı. Çorlulu bir ailenin evladıydı. Lisans eğitimi için gittiği koca eldeki 4 yılı hariç tutulursa hayatı boyunca Çorlu'dan neredeyse hiç çıkmamıştı. Şubede 9 yıl geçirmiş, her kademede görev yapmıştı. Üstelik bu 9 yılın 5 yılında müşterilerin danışmanlığını yapan bir kişiydi.

Haliyle bankanın Çorlu şubesinin müdürlüğü için de kötü bir tercih denilemez. Fakat Çorlu şubesindeki kariyerin sonunda Seçil Erzan artık 35 yaşındaydı. Ve Çorlu ona küçük geliyordu. Gözü daha yükseklerdeydi, hayalleri vardı, hırslı biriydi. Çorlu'dan çıkıp Denizbank'ın Bahçeşehir şubesine tayin çıktığını öğrendiğinde bu nedenle çok mutlu oldu. Artık o 10 yıl önceki şube müdürünün sekreteri Tıfıl Seçil yoktu. Koskoca Bahçeşehir Şubesi Müdürü Seçil Erzandu. Baba evinden çıkmış, İstanbul finans piyasasına gidiyordu. Çorl'dan sonra kendi kariyeri için büyük bir görevlendirmeydi bu. Ve artık 35 yaşındaydı. Hayatının kırılma noktası da o yıl yaşandı. Bankadaki görevi gereği yıllardır bireysel danışmanlık yapıyordu. Kendi tasarruflarıyla da finansal piyasalarda parasını değerlendiriyordu.

Yani kenarda köşede biriktirdiği biraz parası da vardı. Borsayı da yakından takip ediyordu. Son zamanlardan haberdarız. Bu yeni halka arızalarda manipülasyon çok olur. Çıkmadan önce reklamların da etkisi kuvvetli olur. İşte Erzan o dönemde dedikodu gazetesine servis edilen bir hisse hakkında yanlış tüy alıyor. Seçil Erzan'ın savcılıktaki ifadesini takip edelim.

2011 yılında teyzemin oğlunun yatırım söylemleri üzerine Hatek isminde spekülatif bir kağıt alıp borsaya girdim. Aldığım bu kağıt 3 günde battı ve 1 milyon TL zarar ettim. Ben her fırsatta bu zararı nasıl karşılarım diye düşünmeye başladım. Ne olmuş diye kağıdın tarihini kurcaladım. Bu kağıt 13 Mayıs 2011'de. 7.22 TL fiyatla borsaya açılıyor. İlk 30 günün sonunda 10 Haziran'da fiyat 9.73'e kadar tırmanıyor. Yani 1 ayda %34 kar. Dolar da sabit. Yani dolar bazında %34 kar elde etmişler. Bu kağıdı satın alanlar ilk 1 ayda. Peki, 10 Haziran'da 9.73 olan bu kağıdın sadece 2 hafta sonra 24 Haziran'daki fiyatı ne oluyor?

4.25. Yani iki haftada yarı yarıya kaybediyor kağıt. Bu çok büyük bir batık. Sonraki dönemlerde de kağıt toparlanamıyor ve 1 liranın altına kadar düşüyor. Seçil Erzan da haziran ayında 1 milyon TL'sini bu kağıdın peşinde kaybediyor. Ancak bu batık onun kulağına karsiyonu da kaçırıyor. Borsada bu hızda kaybetmek mümkünse bu hızda kazanmak da mümkün.

O halde bu batık kurtarılabilir. Umutsuz olma seçil. O da umutsuz olmuyor, enseyi karartmıyor. 5 ay sonra Florya Denizbank Şubesi'nde şube müdürü olarak atandım. Bu benim için büyük mutluluk vericiydi. Her şey yolundaydı. İşimi de çok seviyordum. Fakat önceki zararımı kapatmak adına tekrar hisse senedi satın aldım. Aldığım bu kağıt da batınca zararım iyice büyüdü. O zamandan bu zamana kadar tanıdığım, güvendiğim insanlardan yatırım vaadinde bulunarak para aldım.

Seçil Erzan yatırım vaadiyle para alıyor, bu parayı değerlendiriyor ve kendisine yatırım yapanlara da para kazandırıyordu. Bu esnada Seçil Erzan da kazanıyordu. Önce batığını kapadı, sonra kara geçti. Kazanç vaatleri ise hiçbir zaman bugünkü gibi %3, %100, %500 değil, daha normal olacaktı.

Bu sayede ailesinin Bolca'daki arsasına bir villa yaptırabilmiş, koluna Rolex saat takabilmiş, kendisine konforlu bir hayat sürebilmişti. Fakat hiçbir zaman dolar milyoneri de olamadı. Yani sınıf atlayamadı. Buna karşın belli bir standartta yaşamaya da alıştı. Çünkü 2011 yılının sonunda Flora Şube Müdürü olmasıyla çevresi de değişecekti Seçil Erzan'ın.

Şube müşterilerinin portföyü, önceki şubesi Bahçeşehir'e göre çok daha büyüktü. Zaten daha çorludan çıkalı iki yıl olmamıştı. Her banka şube müdürünün yapması gerektiği gibi, Florya'ya tayin olduktan sonra şubenin müşterileriyle tanıştı. Kendisi bir dolar milyoneri değil, maaşlı bir banka çalışanıydı ama her gün muhatap olduğu kişiler kendi çapında önemli iş insanlarıydı. Üstelik işi gereği bu kişilerle kurduğu diyalog da para üzerineydi. Bir banka müdürü olarak özel müşterilerin hesaplarına erişebiliyor, bu müşterilere tavsiyeler veriyordu. Bu esnada banka denetimlerinde de oldukça yüksek skor elde edecekti. Performansı da çok iyiydi.

Bir yılı bu şekilde geride bıraktıktan sonra Seçil Erza'nın hayatını kökünden değiştirecek bir başka olay daha yaşandı. Erzan'ın bankası Denizbank, 25 Mart 2013 tarihinde... ...Gağızsaray'la 4,5 milyon dolarlık bir sponsorluk anlaşması imzaladı. Anlaşma gereği, Gağızsaray'ın maaş ödemeleri de Denizbank'tan yapılacaktı. Gağızsaray takımının karargâhı da Florya'daydı. Ve Sesil Erzan'ın şubesi Florya'ydı. Şimdi, Gağızsaraylılar veya futbolla ilgisi olan herkes diyelim bilir ki... ...Florya, Metin Oktay tesisleri demek, 20 yıldan uzun süredir Fatih Terim demekti.

Fatihlerim için karargah gibi bir yer Florya. Her çalışanını, yukarıdan aşağı her kademesini kendisi belirliyor. Zaten takımın tesisinin içinde adamın evi var. 2017-2018 sezonunda şampiyon olduktan sonra o her zamanki düşmanlarına karşı yaptığı zafer konuşmalarında buna vurgu yapıyordu İmparator Fatihlerim. O sadece teknik direktör değil, Florya'nın tek patronuydu. Florya'nın sihri zaten kendi içindedir.

Biz orada bir grup Florya'yı ezbere biliriz. Orası 90 dönümdür. 9 metrekarede otursak diğer 89 dönümü biliriz orada. Bakmadan. Bu Florya'nın tam olarak Fatih Terim'in karargahına dönüşme süreci 2000'den sonra yaşanıyor. UEFA Kupası başarısı Terim'i bir ulusal kahramana dönüştürüyor ve takımda da inisiyatifi artıyor. Fatih Terim ilginç bir karakter. Bazen burada Türkçe'de kelimelerin duygu yüklü olduğunu söylüyorum ya.

Fatih Terim ismi de duyguyuklu. Adamın büyük hayranları var, aynı büyüklükte haterları var. Söz konusu Fatih Terim olunca kimse bu meseleyi umursamamazlık edemiyor. Ya siyah ya beyaz bir şeyin tarafını tutmaya zorlanıyoruz. Fakat herkesin fikri var da hakikat ne? Kimse hakikatte ilgilenmiyor. Hikayeye devam edelim. Böyle bir karakter duruyor yani karşınızda. Peki, Seçil Erzan nasıl bir karakter? Dava dosyasını karıştırırken Seçil Erzan'ın karakteri hakkında fikir verebilecek bazı WhatsApp yazışmaları dosyaya delil olarak konulmuş. Konuyu kavramamız açısından faydası olmasa buraya almazdım fakat ilgimi çekti. Bu yazışmalardan anlıyoruz ki Seçil Hanım'ın mesela bir Nursel ablası var. Kimdir bu Nursel abla? Anladığım kadarıyla Seçil Erzan bu kişiden spritüel danışmanlık alıyor.

Ne diyebilirsiniz? Bunu ancak bu şekilde ifade edebilirim sanırım. Yani İslami bir manevi danışman değil ama tümüyle İslam dışı da değil. İşte, spritüel danışman. Sesilerzan, 28 Eylül 2022 tarihinde, lütfen bu tarihi unutmayın, 28 Eylül 2022'de, Nursel ablasına WhatsApp'tan şunları yazıyor. Canım günaydın, mutlu bir gün olsun. Bugün çözmem gereken çok önemli bir sorun var. Öğlen bir görüşme yapacağım, her şey ona bağlı. Bana yardımcı olur musun bebeğim?

O gün çözmesi gereken sorunun neyle ilgili olduğuna cevap vereceğiz. Ama önce Nursel ablanın mesajını okuyalım. Günaydın canım. Toplantı nerede olacak? Birazdan seansa gireceğim de hemen şifa indireyim. Bir de şeyi soracağım, bu işi kolaylıkla çözebilmem için kim ya da kimler bana katkı sağlayabilir? De lütfen, yarısı bende. Seçilerzan'da Nursel ablanın şifa indirmesi için toplantının yerini yazıyor. Canım benim, şubede olacak. Levent Büyükdere Caddesi.

Şimdi bu kişi nasıl tanımlanabilir bilemedim ama işte spritüel danışman diyelim. Danışmanımız Nursel abla bu arada profesyonel. Yani Seçil onun müşterisi. Şifa indiriyor, dua okuyor, Seçil'e dinletiyor ve parasını da alıyor. Mesela Seçil Erzan kötü bir şey yazınca

İptal, iptal, iptal yazıyor. Seçil Erzan da devam ediyor. İptal, iptal, iptal. Nedenini anlayamadım ama yani vaziyeti kavramamıza yardımcı oldu diye düşünüyorum. Şimdi kahramanımız Seçil Erzan bu haliyle Fatih Terim'le ilk kez Terim'in karargahında Florya Metinoktay tesislerinde görüşüyor. Sene 2012.

Bu size garip gelebilir ama bankacılık faaliyetinin bir parçasıdır bu. Şubenin önemli müşterileri banka müdürü tarafından tanınmak durumundadır. Sadece önemli müşterileri değil, bölgenin ileri gelenleri de. İşte bu münasebetle görüşüyor Seçilerzan ve Fatih Terim. Yani ilk tanışma Seçilerzan'ın banka müdürü olması dolayısıyla yaşanıyor. Terim bankanın hem müşterisi hem de kabul edersiniz ki bölgenin ileri geleni.

Seçil Erzan'ın gözünden Fatih Terim'in nasıl göründüğü az çok belli de Fatih Terim'in gözünde Seçil Erzan sizce nasıl biri? Bir kere şık bir kadın. Rolex saati falan. Öyle takım elbiseleri güzel. Kılığı kıyafeti yerinde. Belli ki zeki biri. Bankanın şube müdürü. E tıpkı Terim gibi kendisi de yoksulluktan gelmiş. Demek ki hırslı buralara kadar gelmiş. E banka da bizim banka.

Sağ olsun kızcağız ilgili de. Böylece Seçil Erzan da Fatih Terim tarafından seviliyor. Terim belli ki bu para pul işlerine sen bakıver demiş. Çünkü ilginç gelebilir, Fatih Terim'in bir mobil bankacılık hesabında olmadığını öğrendim. Yani bu işlerin hiçbirisini kendisi yapmıyor. Daha önce de kendisi yapmıyormuş. Yani adamın bankayla çok böyle teması yok. Zaten hayatını bir komutan olarak sürdüren biri Fatih Terim biliyorsunuzdur. Bu para pul işlerini de Seçil Erzan'a veriyor.

Buyur sen bunları yap diyor. Fatih derim de ne safmış denebilir. Öyle değil. Bugünden bakınca zihnimiz bulanıyor da Seçil Erza'nın hikayesi 2022 yazına kadar gayet parlak arkadaşlar. Seçil Erza'nın savcılıktaki ifadesi şöyle.

Ben Fatih Terim'den son adı altında bu zamana kadar para almadım. Ancak 2012 yılından itibaren tüm bankacılık işlemleriyle ilgilenirdim. Tam olarak Fatih Terim'in finansal danışmanı bendim. Şöyle ki, Fatih Terim ile ilgili bu zamana kadar çok sayıda finansal işlem yaptım. Ancak bu zamana kadar hukuka aykırı hiçbir işlem yapmadım.

Eğer 2012 yılından itibaren Fatih Terim ile ilgili herhangi bir usulsüz işlem yaptığım iddia edilirse bu konuda her şeyi detaylı olarak her zaman açıklarım. Kesinlikle Fatih Terim ile ilgili herhangi bir usulsüzlük yapmadım. Fatih Terim beni kızı gibi sever, sayardı. Yani Fatih Terim sizin bizim gibi böyle işi olduğu zaman bankayı arayan ya da ne bileyim banka şubesine giden biri değil. O seçili arıyor, kızım diyor böyle böyle şeyler var. Tamam ben hallediyorum. Hikaye buradan ibaret. Başta dinlediğiniz fon meselesini açıklayacağım. Orada doğru söylüyor. Bu fon işi bambaşka arkadaşlar. Onun için biraz sabredin. Bakın henüz 2013 yılındayız. ve Seçil Erzan başarılı bir beyaz yakalı ve gözünü daha yükseklere dikmiş bir forföy yöneticisi. Aynı zamanda fazla strese girdiğinde spritüel bir danışmandan hizmet satın alıyor, böyle şeylere de inanıyor.

Yani böyle lisede söylerlerdi, Tiki Concon da bir tipi var. Şube maaşının çok üzerinde bir harcaması var. Çünkü zaten 2023 yılında yaptığı işi, yani yatırım danışmanlığını, fon yöneticiliğini 2013 yılında da yapıyor. Yani uzun zamandır zaten bu işlerin içinde. Ve zaten milletin tanıdığı, bildiği bir kişiye dönüşüyor. Yani banka şube müdürlüğünün yanı sıra bir de bu şekilde para kazanıyor Seçil Erzan.

Bu arada bu yasal değil. Onu söyleyelim. Yani normalmiş gibi algılamayın. Ne var canım? Hem banka müdürü, hem fonya... Hayır, bu yasak. Ama burası da Türkiye. Yani herkes normal karşılıyor bu faaliyeti. Yani herkesin bildiği, normal saydığı, ekonomist kadın dediği biri şeklinde algılanıyor Seçil Erzan.

Aynı zamanda banka müdürü, titri de var. Dediğim gibi, finansal piyasalarda para sahipleri adına para yaratıyor kadın. Ne yapıyor mesela? Hele bir ev buluyor, bir de fon kaynağı buluyor, alıyor, satıyor, komisyonunu alıyor. Kimi zaman borsaya giriyor, kendisinde tasarrufları var. Mesela Bolcaada'da ailesinden kalan bir arsaya ev yaptırıyor. Yani öyle bir finansal gücü var. Hatta Fatih Terim'i ve ailesini Bolcaada'daki evinde misafir ediyor. Öyle bir yakınlık kurulmuş. Düşünün, 2013'ten başlıyor, yıllar geçiyor. 14, 15, 16, 17, 9 yıl geçiyor.

Ve bu esnada böyle çevresindeki insanların güvenini tesis edeyim de ondan sonra dolandırayım gibi bir art niyeti yok. Yani zaten bu işleri yaparak para kazanacağını umuyor. O zamandan bu zamana dek Seçil Erzan'la bu eşrafın pek sorunu yok. Nereden uyduruyorsun denebilir.

Ya bu kadın hiç mi borç takmamış bu 10 yılda birine denebilir? Bilemiyorum. Takmışsa da kimse bu 10 küsür yıl boyunca ne Cimer'e bir şikayette bulunmuş, ne BDDK'ya bir şikayet gitmiş, ne de Denizbank'a. BDDK raporunda BDDK baş burakıplığı bankaya yazılı sorular sormuş ve yazılı cevaplar istemiş. BDDK sormuş, bu kişiye ilişkin hiç mi şikayet almadınız? Bankanın BDDK'ya cevabında şu ifadelere yer veriliyor.

Seçil Erza'nın muhtelif şahıslardan fiziken ve nakten para teslim aldığı ve teslim ettiği yönündeki iddialarla ilgili olarak olayın ortaya çıktığı 7 Nisan 2023 tarihine kadar şubede görev yapan diğer personel ve başkaca kişiler tarafından, teftiş kurulu başta olmak üzere banka birimlerine ve diğer personeline yapılmış bu yönde bir başvuru, ihbar veya şikayet bulunmamaktadır. Bankamızın müşteri şikayetlerinin iletildiği kanallar vasıtasıyla bankamıza ulaşmış bir başvuru, ihbar veya şikayet bulunmamaktadır. Mağdur olduklarını iddia eden kişiler de yine aynı şekilde Seçil Erza'nın kendilerini oyaladığını iddia etmelerine rağmen 7 Nisan 2023 tarihine kadar bankamıza, BDDK'ya, CİMER'e herhangi bir başvuruda bulunmamışlardır. Bakın 10 yıl boyunca Seçil Erzan hakkında ne Cimer'e, ne BDDK'ya, ne Denizbank'a tek bir şikayet gitmiyor. Durumu doğru kavrayalım. 2011'in sonunda Florya'da bir banka müdürü olarak tanındığınız bir muhitte aynı zamanda fondanışmanlığı, para alımı, satımı vs. gibi işler yapıyorsunuz.

Tüm bunları ona para veren kişiler de farkında. Yani bir banka müdürü var, onu anladık. Aynı zamanda bu banka müdürü böyle para alıp satıyor, para işletiyor fiilen. Herkes bunun farkında. Herkes bu işlemin gayri resmi yapıldığının da farkında.

Ama aralarında bir güven ilişkisi test edilmiş, müdür hanım belli ki biliyor bu işleri denmiş, e para da kazandırıyor. Seçil Erzan'ı, evet banka müdürü olduğu için biliyorlar ama bu kişi aynı zamanda belli bir komisyon karşılığında insanların paralarını da işletiyor. Bunun yasal olmadığı belli de dediğim gibi burası Türkiye. Ahlaken bir sorun görülmüyor bu durumda. Alan memnun, satan memnun. Seçil de para kazandırıyor insanlara. Peki, ne oldu da Seçil Erzan şeytani bir ponzi planıyla parçamıza çıktı? Yoksa ortada şeytani olan başka şeyler mi vardı? Bunu kısa bir aranın ardından konuşalım.

Seçil Erza'nın hayatı 2010'lu yıllarda bat açıka geçiyor, gidiyor. Finansal piyasalar ne kadar dalgalıysa Seçil Erza'nın finansal durumu da o kadar dalgalı. Bitcoinler, hisse senetleri, fonlar, faizler. Bir aşağı bir yukarı. Bunların hiçbirine yatırım yapmak yasa dışı değil bu arada, yanlış anlamayın. Gayrimeşru bir durum yok. Siz de yatırım yapabilirsiniz fakat Seçil Erza'nın banka müdürü olarak

Başkanısının özel işlerini üstlenmesi yasa dışı. Ama millet de tanıyor bunu. Yani işler 10 yıl kadar yolunda gidiyor. Dediğim gibi burası Türkiye. O kadar yasa dışılık gayri ahlaki sayılmıyor. O dönemde bu ponzi dedikleri iş de yok. Hatta bence Aralık'tan sonraki ponzi işi de tartışmalı da oraya geçelim. Yani 10 yıllık bir ponzi sistemi 2023'te çökmüyor, onu demeye çalışıyorum.

Bu Ponzi de olduğu söylenen bu fon işi 2022 Aralık'ta başlıyor. Yani daha oraya gelemedik. Fakat, bu arada Ponzi nedir? Başlangıçta bir cevabını arayalım demiştik. Yeri geldi şimdi, onu bir açıklayalım. Babil dizisindeki derse geri dönelim. Bak şimdi. Arkadaşlar! Ben şimdi size desem ki, ben bir iş kurdum. Ve bu iş çok iyi kar getiriyor. Bundan sonra parayı kodamanlar kazanmayacak. Hepimiz paylaşacağız. Ama bunun karşılığında siz bana şimdi başlarken işe biner lira para vereceksiniz. Ve ben size söz veriyorum, her ay bu bin liranıza yüz lira faiz vereceğim. Bana bu parayı verir misiniz? Veririz hocam, vermez miyiz? Yaşayın be!

Böylece 100 kişiden 1000'er lira toplanıyor. Ne etti? 100.000. Bu 100.000'e bir ay sonra ne kadar faiz işleyecek %10'dan? 10.000 lira. 100.000 lira topladığınız bu kişilere toplamda 10.000 lira faiz ödeyeceksiniz. İlk yatırımcıları ödediniz. Bal tuzağını yediler. Tadına baktılar. Etrafta anlatılmaya başladı mı bu? Başladı. Sizin elde ne kaldı?

100 bin lira toplamıştınız, 10 bin ödediniz, 90 bin kaldı. Reklamınızı yapmaya devam ettiniz. Faizi yiyenler de etrafa anlattı. Şöyle kazandık, böyle kazandık falan. 300 kişi daha geldi. Biner lirasını daha yatırdı. Sizin cebinizde 90 bin lira kalmıştı ya. Artık 390 bin lira var efendim. O ayda 40 bin lira faiz işledi, ödediniz tatlı tatlı, ne kaldı 350 bin. Sonra bir daha, sonra bir daha. Hepsi birden parayı çekmeye kalksa vaziyet kötü olur ama şimdilik işler yerinde, sizin keyfiniz yerinde, namınız da yürüyor. Sizler girdiniz, siz büyük bir ailesiniz, para kazanıyorsunuz. İnsanlar konuşur arkadaşlar, herkes birbirine söyler. Sizi gören, duyan herkes... ...alt sırada olduğu gibi sisteme dahil olarak. Bu koskocaman bir piramit oluyor yani. Sistem böyle işliyor. Hocam, şöyle oluyor yani. Yeni gelenlerin parasını alıyorsunuz... ...siz eskilerin faizi olarak veriyorsunuz. Aynen öyle. Havuz oluyor ve durmadan sistem işlemeye devam ediyor yani. Doğru, doğru. Bu kadar aptalı bulabilir miyiz gerçekten? Soru bu zaten.

Bu kadar insan aptal olabilir mi? Soru gayet yerinde. Bu kadar aptal olunabilir mi? 1981'deki bankerler krizinde de, 90'larda yürüyen Titan Saadet zincirinde de gördüğümüz tam olarak buydu. Ortada bir yatırım falan yoktu. Eski alacaklıların faizi, yeni gelenlerin ana parasından ödeniyordu. Yeni gelenler durduğunda, onları kışkırtmak için faizler arttırılıyor, böylece sistemin ömrü kısalıyordu.

Faizler yeterince yükseldiğinde ve yeni gelenler de artık ayağını kestiğinde sistem çöküyordu. Ödemeler aksamaya başladığı anda panik başlıyor ve alacaklılar kapıya dayanıyordu. Artık sizin için tüğme vaktiydi. Bu esnada sistemi kuran siz paraları alıp kaçıyorsunuz. Peki, Seçil Erzan'ın yöntemi bu muydu? Paraları toplayıp kaçacak mıydı? Seçil Erzan örneklerini bankerler krizinde ya da Titan'da gördüğümüz bir Ponzi sistem mi kurmuştu?

Bu soruya cevabımız hem evet hem hayır. Ne demek istediğimi izah edeyim. Seçil Erzan bir ponzi sistem kurmaktan ziyade borcunu borçla kapatmaya çalışan bir batık. Seçil Erzan'ın banka müdürlüğünün yanında yürüttüğü fon danışmanlığı ya da fon işletmeciliği işleri 10 yıl kadar sorunsuz sürdü. Bu zamana kadar ponzi yoktu. Bu sürede anlattığım gibi bir piyasa insanı olarak yatırım fırsatlarını değerlendiriyor, para kazanıyordu. Çevrese de para kazandırdığı için itibarlıydı. O yüzden güven tesis etmişti.

Fakat 2022 yılına girildiğinde, Türkiye'nin dalgalı finansal piyasalarında zarar etmeye başlamıştı. Zararı arttıkça da daha fazla risk alması gerekti. Peki, nasıl daha fazla risk alacaksınız? Nasıl? İşte bu soruya verilen cevap, vadeli işlem opsiyon piyasası, kısa adıyla WIOP'tu. 2013 başından bu yana Türkiye'de açılan bu piyasada, gelecekteki fiyat üzerine yatırım yapabiliyorsunuz.

Bunun için bir fon kaynağıyla sözleşme yapmanız lazım. Fakat eğer gelecekteki fiyat üzerine yatırım yapıyorsam, belki gelecekte benim de daha çok param olacak, ne belli, o zaman bugünkü kısıtlı paramla değil de gelecekteki paramla yatırım yapabilmeyi çok isterdim. O halde fon kaynağıma yatırdığım belli bir teminat karşılığında elimdeki paranın daha fazlası varmış gibi yatırım yapabilirim. Çünkü bu teminata dayanarak fon kaynağı bana kredi verecektir.

Ya durun durun özür dilerim. Bu çok karmaşık bir mesele. Bunu uzmanından dinleyelim. Finans uzmanı Emrah Lafçı, İntegral Forex TV adlı YouTube hesabında anlatmış. Bak ben ne yapmış oldum? 200 bin lira teminat vermek suretiyle 2 milyonluk bir sözleşme yapmış oldum. Bunun adına biz kaldıraç diyoruz. Cebimde sadece 200 bin lira var.

Ama 2 milyonluk 3 ay vadeli bir sözleşmenin altına girebildim. Normalde giremem. İşte 1'e 10, 1 kaldıraş var. Bu sefer anlatabildik mi? Yine olmadıysa ilgilisi vaziyeti araştırsın. Ben kısa bir örnekle derdimi anlatayım. Diyelim ki 100 liranız var. %10 getire hayalini kurduğunuz bir hisse alacaksınız. Hayalinizin gerçek olacağına da inanıyorsunuz. Ve 100 liraya 10 lira kazanacağınıza neredeyse eminsiniz.

Gidin spot piyasada 100 liralık hisse alın ve bekleyin %10 kazandığı zaman oh geçmiş olsun avantanızı aldınız 10 lira kazancınızı cebinize koydunuz. Ama durun. 10 lira mı? %10 mu? Ya bu çok sıkıcı bir kazanç değil mi? Spot piyasayı boş verin. Size Las Vegas lazım. Bu işin en iyi kasinosu olan Wyop'da daha fazla kazanabilirsiniz. Nasıl? Şöyle.

100 lirayı bir hisse almak yerine fon kaynağına, mesela bir bankaya, teminat olarak yatırın ve kaynağınızla bir sözleşme yapın. Deyin ki bankaya, param sende, bana kredi aç ve hissenin gelecekteki fiyatına 200 lira yatırdığımı hayal et. İyi de bendeki para 100 lira, nasıl olacak 200 liralık yatırım? İşte buna kaldıraş diyoruz.

Bu örnekte 100 liranızı teminat göstererek 200 liralık işlem yapar ve aslında 200 liralık yatırım yaptığınız için %10 kazandığınızda 20 lira kazanmış olursunuz. Ooo müthiş. Gerçek getiri oranınızda %10 değil %20 olur. Ooo harika. Kazanırsanız şahane de kaybederseniz çok kötü.

Fakat vadeli işlem opsiyon piyasaları, Setilerzan gibi biri için biçilmiş kaftandı. Piyasa kaldıraşlı işlemlerle kendi kapasitesinin çok üzerinde işlemler yapmaya imkan veriyordu. Şimdi böyle bir piyasada güçlü bir manipülatör ne kadar para kaldırır siz düşünün. Bazen okuyorsunuz ya, biz günü %5 kazançla kapattı diye. He diyorsunuz, %5. Bir gün için fena kazanç değil. Şimdi bunu kaldıraçlı düşünün. 1'e 10 kaldıraçla %5 değil, %50 kazanırsınız bir günde. Şimdi bazı kağıtlara özel çalışın. Kağıt bir günde %20 değerlendi diyelim. 1'e 10 kaldıraçla siz %200 kazanırsınız.

Sadece bir günde bakın, 100 lira koyar, bir bakarsınız paranız ertesi gün 300 lira olmuş. İmkansız diye bir şey yoktur. Seçil Erzan bu piyasayı bilen kişiydi. Tümüyle kumarhaneye dönmüş bu çarkın içinde de şansa ihtiyacı olduğunu inanıyordu.

potemleri vardı, spritüel danışmanları vardı. Hatırladınız mı Nursel ablayı? Sesilerzan'ın toplantısına şifa indiriyordu hani. Yazışmanın tarihini unutmayın demiştim. Hatırladınız mı onu? 28 Eylül 2022. Neden önemli bu tarih? Çünkü borsa tarihimizin gördüğü en büyük manipülasyonun gerçekleştiği Eylül ayının sonuydu o tarih. Halbuki o ayın başında işler son derece parlak görünüyordu.

Hatta o kadar ki Nurettin Nebati bile borsaya çağırıyordu insanları. Tarih 10 Eylül 2022. Borsamız haftayı dolar bazında 17 yılın en güçlü rallisiyle geride bıraktı. 3.521 puanla haftayı sonlandırdı. Açıklama Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati'den geldi. Bakan sosyal medya hesabından yaptı değerlendirmeyi. Sermaye piyasalarımız her geçen gün güven tazeliyor. Geleceğe güvenle bakıyor vurgusu yaptı. Bakan, borsa İstanbul'un halka açık şirketler ve yatırımcılar açısından her geçen gün daha da cazip hale geldiğini söyledi.

Biraz önce kaldıracı dinlediniz. Sevgili dostlar, Temmuz 2022'den Eylül 2022'ye kadar geçen sadece iki ayda bankacılık hisseleri yüzde kaç arttı biliyor musunuz? Yüzde 150 arttı. Şimdi bunu kaldıraçlı düşünün. Bire on kaldıraç, bire oo acayip bir kar.

Borsa İstanbul Anı Endeksi bunun da etkisiyle %50 büyüdü. Son 17 yılın en büyük rallisi deniyordu buna. Nasıl oluyordu peki bu? Ekonomist yazar Cüneyt Akman, 21 Eylül 2022'de bu büyük manipülasyonun teknik detaylarını para analiz sitesinde kaleme aldı. İlgilisi için yazıyı açıklama arkasında bırakıyorum. Ben size bu yazıda anlatılanları özetlemeye çalışacağım. Olan şuydu, adım adım gidelim.

Önce bazı hisseleri spot piyasadan alın. Ne oldu? Şimdi siz o hisseyi aldınız ya. Hele hissenin değeri arttı değil mi? Çok güzel. Bu çok yaygın bir iş zaten. Ama tezgah ikinci ve üçüncü adımda kuruluyor. İkinci adım. Şimdi elinizdeki hissenin değeri arttı. Değeri artan bu hisselere gidin bankaya teminat olarak gösterin. Müthiş! Bu sayede Viyopt'a kaldıraşlı işlemler yapın. Diğer yandan da hisseyi spot piyasadan toplamaya devam edin. Ne oldu? Hisseyi toparlıyorsunuz, hissenin fiyatını yükseltiyorsunuz. Hem spotta kazanıyorsunuz hem vadeli de kazanıyorsunuz. Spot piyasada şişirdiğiniz ortayı kaldıraçlı piyasada gole çeviriyorsunuz. Hisse iyice şişiyor, şiştikçe teminatınız artıyor, bankadan daha çok para çekebiliyorsunuz. Hisse yine değerlendi, teminatınız böylece arttı. Çektiğiniz parayı yine hisseye yatırdınız, hisse yine değerlendi, teminatınız yine arttı. Sonra yine, sonra yine. Kazanacağınızı da bildiğiniz için

giderek daha fazla risk aldınız. Bankadan çektiğiniz para böylece daha da büyüdü. Teminat arttıkça daha büyük tutarlarla yatırım yapabilirsiniz. Misal 1'e 3 kaldıraşla 100 liralık teminatınızla 300 liralık yatırım yapabiliyorsunuz. İyi de o 100 lira olmuş 150 lira. Değil mi? Teminatınız da arttı. O zaman 1'e 3 kaldıraşla işlem büyüklüğünüz 450'ye çıkıyor. Zaten işler kontrol altında, haftalardır süren bir tezgah var. E bu tezgahın peşine biz de takılalım.

vaziyeti kavrayan dinleyicilerimiz şu soruyu sorabilir. Ya e bu bankaların işine gelmez ki. Manipülatif bir hareketi teminat kabul edip piyasaya kredi pompalamak çok risklidir bankalar için. Tamam belli ki bir tezgah var ve kamu bankaları bu tezgahı fonluyor da özel bankalar neden ses çıkarmıyor? İşte bu haklı soru, bu rallinin bir sonu olacağına ilişkin dedikoduların artmasına neden oldu.

Herkes özel bankalardan bir işaret beklemeye başladı. Derken korkulan oldu ve Akbank emekli sandığı 150 milyon liralık Akbank hissesi sattığını kamuya aydınlatma platformu yani KAP'a duyurdu. Böylece panik başladı. Rale'nin bittiğini düşünen küçük yatırımcılar ellerindeki hisseleri satmaya başladılar.

13 Eylül 2022 Borsa'da kara bir tablo yaşandı. Bankacılık hisseleri o gün %7,5 değer kaybetti. Kaldıraç oranınız yüksekse ve bu kayıpta terste kaldıysanız, korkunç bir kayıp yaşayacaksınızdır. %7,5 değer kaybetti. 1'e 2 kaldıraçta yakalanırsanız %15 kaybedersiniz. 1'e 4 kaldıraçta %30. Peki o süreçte kaldıraç oranları nereye kadar çıkmıştı? Sıkı durun. 1'e 20. Las Vegas diyorum ya, roulette atın daha yaz riskli yani.

Ama yatırımcılar bu oyunun hileli olduğunu görüyor, ganimetten pay almaya çalışıyordu. Tabii 1'e 20 kaldıraç hesap ettiğiniz zaman paranızın tamamını kaybedip borçlu hale geliyorsunuz. O yüzden bu aracı kurullar falan da toplantı üzerine toplantı yapmıştı, biz bu hesaptan nasıl kurtulacağız diye. 20 Eylül'de ise, yani 13 Eylül'den bir hafta sonra, bahsettiğim teminat meselesine dur denildi.

Bağdat harap olduktan sonra, zaten millet parayı pulu götürdükten sonra, 21 Eylül 2022'de Bloomberg Ejder'e yayınlanan sabah raporunu şöyle açıyordu Açıl Sezen. Piyasalar açısından dün özellikle Borsa İstanbul adına baktığımızda tarihi günlerden biri yaşandı demek mümkün. Dün sabah da detaylı olarak konuşmuş ve yaşanan sıkıntının temelini, gerekçelerini paylaşmaya çalışmıştık. Dolayısıyla gün içerisinde bu anlamda hem yatırımcıları hem aracı kurumların içinde bulunduğu tabloyu derleyip toparlayabilecek bir düzenleme beklentisi olduğundan bahsetmiştik. Dün bununla ilgili gelen düzenlemeye baktığımız zaman özellikle bankalar ve bu dar tahtalar üzerinde vadeli işlem platformu üzerinden pozisyonlanılmış dar tahtalar üzerinde teminatların hesaplanmasındaki risk parametrelerini değiştirecek bir düzenleme ile şu an itibariyle sorun aşılmış görünüyor.

Sorun aşılmıştı ama Bağdat'ta harap olmuştu. Seçil Erzan ise hem danışmanlık yaptığı kesimlere büyük zararı uğratmış hem de parasını işlettiği kimseleri batırmıştı. İşte Erzan, Eylül ayının sonundan itibaren tefecilere sığınmaya başladı. Ekim ve Kasım aylarında yüksek faizle tefecilerden borç alarak batığını kurtarmaya çalıştı. Yana yakıla, faizle borç istiyordu. Ne tip bir faizle peki? Seçil Erzan'ın savcılıktaki ifadelerinden takip edelim.

Melis Öztürk Şenel isimli şahıs bir yakınımın arkadaşıdır. 2022 yılında bir gün o kadar çok sıkışmıştım ki kendisinden 80 bin dolar nakit para aldım. Ertesi gün benden 160 bin dolar olarak geri aldı. Bakın bir günde dolar cinsinden %100 faiz. Bakın bu kişi fon vaadiyle kandırılmıyor. Zaten dikkat etmeniz gereken nokta burası. Bu para fon vaadiyle toplanmıyor. Zaten ortada henüz böyle bir hayali fon yok. Tefecilik bu. Günde %100 faiz. Tefeciye düşüyor kadın. Başka bir tefeci Süleyman Aslan. Süleyman Aslan isimli tefeciden Moci ile birlikte gidip 10 milyon lira aldım. 14 milyon lira olacak şekilde geri ödedim. Ayrıca Süleyman Aslan bana 1 milyon 350 bin dolar fazla para vermişti. Sonra bu parayı da 2 milyon 650 bin dolar olacak şekilde çok daha fazla bir parayı Süleyman Aslan'a ödedim. Bu zamana kadar Süleyman Aslan'a çok daha fazla faiz ödedim.

Bu bahsedilen kişiler tekinsiz tipler bu arada. Bir görüntü kaydında Seçilerzan'ın saçı başı dağılmış, belli ki kadın darp edilmiş, zorla yüzüne kamera tutuluyor ve bir tefeciye deyim yerindeyse yalvarıyor. Ya 1.60 boyunda 50 kilo bir kadından bahsediyoruz bu arada. Evin önüne mermi konuyor, evi basılıyor, ölüm tehditleri almaya başlıyor. Bir biçimde bu tefeci kıskacından kurtulmaya çalışırken bu fon meselesi aklına geliyor.

Zaten bu fon alayını 2022 Aralık'tan sonra vaat ettim. Zaten normal şartlarda bu fonun bu kadar kısa sürede %30-%40 kar edeceğine kimse inanmazdı. Ancak öyle sıkışmıştım ki çok fazla faiz parası dağıttığım için insanlardan fon vaadiyle para alıp benden istedikleri fazla faizleri ödemeye çalıştım. İçinde kamu kaynaklarının da kullanıldığı, siyasi iradenin de yönlendirdiği bir borsa manipülasyonunda batan Seçil Erzan tefecilere düşüyor ve ardından en yakınlarından başlayacak şekilde bir hayali fon yaratıyor. Ortada bir fon falan yok halbuki. Fona para yatırdığını düşürenler aslında Seçil Erzan'a faizle borç satan tefecilere ödeme yapıyor.

Yani bilmiyorlar ama vaziyette öyle. Oradan alıyor Seçil, tefecilere veriyor. Böylece Seçil Erzan kendisine güvenen aile yakınlarının, dostlarının kapısını çalıyor. Diyor ki bir fon var, kandırıyor insanları. İçinde Fatih Terim de var, Sabancı da var. Siz de gelin, siz de kazanın.

Aynı şekilde onları da daha fazla para vereceğim vaadiyle kandırmıştım. Şu anda bu durumu anlatırken çok utanıyorum. Burhan amcayı çok severdim. Onları kandırdığım için çok pişmanım. Amacım başkasından alıp önceki borcumu ödeyip kurtulmaktı. Ama daha da bir çıkmaza girdim. Geçen cuma intihar etmeyi düşündüm. Ama onu da beceremedim.

Setilerzan'ın 2022 Aralık'ta kurduğu hayali fon aslında yolun sonuna gelindiğinin en açık göstergesiydi. Bu fona ponzi denir mi? Emin olun emin değilim. Yani işi daha bir uzmanına sormak lazım. Çünkü benim gördüğüm kadarıyla ortada 10-15 kişiden para toplanmış. Ya ponzi dediğiniz şey yüzlerce insandan toplanır.

Seçil Erzan belli ki tefeci sıkıştırdıkça birini kandırmış, oradan almış, oraya vermiş, oradan almış, oraya vermiş. Kendince bir sistem kurmuş. Başka çaresi de kalmamış. Aralık ayında toplanan paraların vadesi, Şubat ayında gelecek. Seçil Erzan da diyor ki, ben bir iki ay içerisinde bir mucize yaratmalıyım. O stresle yaşıyor.

Bu bunalımdan çıkış yolu olarak bir mucizeye ihtiyacı olduğunu biliyor yani. Kime yazacak? Nursel ablasına yazacak. Artık başka da çaresi kalmamış. 26 Şubat 2023 tarihinde Seçil Erzan ile Nursel ablanın diyaloğu şöyle. Dün benimle ilgili nasıldı? Ben kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Salı için çok panik olmaya başladım. Dün üç yerden olumsuz cevap geldi. Elim ayağım tutmuyor. Ben alanındaki tüm negatif enerjilere çalıştım. Gayrimenkullerin üzerindekiler de dahil. Sen malına mülküne sahip çık. İnsanlara da taahhütler verme gerçekten. Allah'ın yardımcıları yanında olacaktır. Şimdi yanımdaki kişiler hasta teyze için bilgi veriyorlar da bana. Şu an mesajlaşamayacağım. Gireceğimiz yere de yaklaştık. Sonra konuşuruz canım.

Nursel Abla'nın hasta teyze dediği kişi Seçil Erzan'ın annesi. Kendisi beyin kanaması nedeniyle felçli. Erzan'ın da gündelik hayatının gündemlerinden biri annesi. Nursel Abla'ya da sık sık annesinin durumunu soruyor. Nursel Abla spritüel alemden haberler alıyor belli ki. Babası da 2020 yılında COVID döneminde rahmetli olmuş.

Şubat ayından sonra Seçil Erza'nın ödemeleri aksamaya başlıyor. Zaten deprem ve seçim arasına sıkışmış finansal piyasalar tam anlamıyla durgunluk yaşıyor. Bankalar kredi musluklarını tamamen kapatmış, inanılmaz bir belirsizlik ortamı var. Seçil Erza'nın kaynakları da kurumuş.

Fon vaadiyle kandırdığı kişilere para ödemek için tefecilere gidiyor. Tefecilerin faizini ödeyebilmek için daha fazla insanı kandırıyor. Artık Fatih Terim'in de adını kullanmaya başlıyor. Fatih Hoca da bu fona yatırım yaptı diyerek Arda Turan, Emre Belezoğlu gibi oyuncuların güvenini kazanıyor.

Halbuki Fatih Terim'in kızının ve damadının fondan haberi var ama dava dosyasındaki delillere göre Fatih Terim'in olaydan haberi yok. Dediğim gibi delillere göre haberi yok. Hatta Fatih Terim'in muhtemelen WhatsApp'ı falan bile yok. Nereden biliyoruz? Çünkü seçiler zamanında Fatih Terim WhatsApp üzerinden değil, normal Messenger üzerinden yazışıyorlar.

Adam tümüyle sen yönet benim paramı, arada gel hesap ver demiş. Anlamıyor bu işlerden belli ki. İşte öyle vermiş, teslim etmiş. Raporlarda da bu hayali fonun adı Fatih Terim fonu diye geçmiyor. Yani dava dosyasının hiçbirinde böyle bir ifade yer almıyor. O medyanın isimlendirmesi. Evet, güzel isim bence de. Yani yapılabilir. Yapanları suçlamıyorum.

Şubat ayının sonundan itibaren Seçil Erzan'ın paraları ödeyemediği dedikodusu yayılınca hem tefeciler hem de fon vaadiyle kandırılanlar soluğu Seçil Erzan'ın kapısında alıyor. Ama Erzan'da para yok. Erzan'da para olmadığını da biliyorlar. Anlıyorlar çünkü. Kadın sıfırı tüketmiş. Paranın Erzan'da olmadığını anlayınca ne yapacaksınız? Şimdi siz birine borç verdiniz. Bu borçlu batmış. Ne yaparsınız? Siz ne yaparsınız?

Erzan'ın diğer sıfatına yüklenirsiniz. Nedir o? Banka müdürlüğü sıfatına. Fakat alacaklıların elinde belge falan yok. Bankadan para isteyeceksiniz de, ee belge yok. Son on küsür yıldır olduğu gibi, burada da tarafların bildiği üzere iş Seçil Erzan'ın işiydi, bankanın değil. Zaten paralar pastanede teslim ediliyor, evde teslim ediliyor, bir aracı aracılığıyla teslim ediliyor falan filan.

Fakat, Seçil Erzan'da para yoksa belki bankada alınabilir bu batan para. E bir umut. Belli ki birkaç avukat da bunların kanına girmiş. Ya biz bu parayı bankadan alırız falan. Şimdi dava dosyasını delil olarak sunulan Arda Turan ve Seçil Erzan arasındaki o telefon görüşmesine gidelim. Mart ayının sonundayız artık. Peki Fatih Hoca'nın alacağı mı var bu durumda? Ona bakmam lazım. Hayır bu hayır. Buse Terim'in de parası varmış. Birlikte mi girdi onlar? Yazdım onları yazdım. Kızcağız son parasını vermiş Seçil.

Of! Bak şimdi, ben sana olanları anlatıyorum. Sana ne bağırıyorum, ne küfrediyorum, farkında mısın? Sana son, son, son insani olarak yaklaşan insan benimdir belki. Seçilciğim, biz yarın Hakan Ateş'e gideceğiz. Diyeceğiz ki, abi bak bana böyle böyle bir liste var. Sen bana şimdi bu listeyi atacaksın. Böyle böyle paralar var. Diyeceğim ki ben, zaten en büyük mağdur benimle Emre Börezoğlu şu anda. Hı hı.

Diyeceğiz ki, bu durum büyümeden Denizbank'a yakışan, çünkü biz Denizbank'a güvenerek sizin bize gönderdiğiniz personel hata yaptı, biz bunu en iyi şekilde halletmeye çalışacağız. Ama bunun için bizim neye ihtiyacımız var Seçil? Senin listene. Bu yöntem yani bir biçimde çarpık çurpuk da olsa elimizde bir belge olsun biz o belge ile bankaya gideriz yöntemi Mart ayında alacaklılar arasında yayılıyor. Böylece alacaklılar seçiler zandan öyle ya da böyle imzalı belge toplamaya çalışıyorlar.

Sosyal medyada gördüğünüz o çoğu belge bu şekilde. Yani parayı verirken değil, para zaten kayıt dışı verilmiş. Zaten ortada bir suç ortaklığı var. Daha sonra belki bankadan para alırız hayaliyle Seçilerzan'dan toplanan belgeler onlar. Yani kimsenin o belgelere inandığı falan yok. Kimsenin demeyelim hadi belki bir iki tane vardır ama yani genel olarak o belgelerin çoğu Nisan ayında hazırlanmış, Mart ayında hazırlanmış belgeler. Zaten o yüzden Denizbank Teftiş Kurulu raporunda da o meşhur ifadelere yer veriliyor.

Nitekim iddiaya konu eylemler, ortalama zekaya sahip bir kişinin dahi dikkatini çekmeye yetecek ve sunulan dokümanların banka sisteminde üretilmesinin imkanı olmadığının farkına varmasını gerektirir niteliktedir. Rapor burada diyor ki kimse salak değildi. Bankanın teftiş raporunun bu ifadesi aslında bu gerçeği vurgulamak için söyleniyor yani. Bankadan para almak istiyorlar anlayacağınız odur yani. Bankadan para almak istiyorlar. Bunu anladık da bankanın ne günahı var? Ortalama zekaya sahip biri bunların banka belgesi olmadığını anlar diyor rapor.

Zaten bu kişiler de düşük zekalı tipler değiller. Yani sosyal medyada tabi bu ifadeler biraz böyle gümbürtüye gitti. Millete böyle hakaret etmek için bir bahane oldu ama gerçekten düşük zekalı tipler değiller. Bu hukuki bir ifade. Yani engelli değilseniz, bir zihinsel engeliniz yoksa anlarsınız demeye çalışıyor. Bu belgelerin çoğu el yordamıyla bankaya giderken elimizde bir yazıl döküman olsun, parayı belki bankadan alırız umuduyla alınmış belgeler. Ya siz salak mısınız diye sorulsa, para alabilmek için evet ya salağız diyecekler.

Belli ki bir avukattan falan da akıl alınmış, dava sürecinde dayanak yapacağınız bir şey lazım denmiş, bu nedenle millete salak deyip günahlarını almayalım. Ne salağı, hatta fazla uyanık oldukları için o belgeleri ellerinde. Şimdi o belgeleri dayanak yaparak, dava sürecinde parayı bankadan tahsil etmeye çalışıyorlar. Seçilerzan'da para olmadığını biliyorlar ama buna rağmen başka türlü bir algı yaratıyorlar. Yani futbolcuların davası Seçilerzan'ın cezalandırılması değil, paralarını kurtarmak. Dolayısıyla davacı taraf vaziyeti bankayla ilişkilendirip bankadan para almaya çalışıyor. E tabii bu gömbürtüde belki biz de faizimizi de alırız diyerek rakamlar şişiriliyor, benim 5 milyon borcum var, benim 4 milyon alacağım var falan filan. Sadece ana para değil, haliyle rakamlar davada uçuşuyor.

İşte Seçil Erzan, Nisan ayında tutuklandı ve davasının ilk duruşması geçen hafta görüldü. Duruşmada şunları söyledi Erzan. Evimi bastılar, silahla tehdit ettiler, mermi gösterdiler, işten attıracağız diye tehdit ettiler. İnsanların hepsi kağıt parçası istiyorlardı çünkü o kağıtlar ben size borçluyum demekti. Amacım orada ben size parayı ödeyeceğim demekti. Bu salondaki herkes benim etimden, sütümden faydalandılar. Ben sadece canımla kaldım. Ben bankadan para alıp vermesem de kendi malımı satıp onlara para verdim. Ben kaçmadım, gitmedim.

ve savunmasını bence kendi hikayesini anlatacak bir özetle bitirdi. Bu düzen şeytani bir düzendi. Seçil Erzan'ı da şeytan dürtmüştü. Ben bu dosyayla geçirdiğim onca saatten sonra ortada tek bir kişinin suçunu değil, kolektif bir suç görüyorum. Bu şeytani düzenin suça sürüklediği bir kadını görüyorum. Seçil Erzan suçlu mu? Elbette. Peki ya onu gasp edenler, tehdit edenler?

MIT başkanını tanıyorum, senin hayatını bitireceğim diyenler. Bana daha çok para vereceksin diyenler. Sen bana çok kazandırdın, menajerime de kazandıracaksın diyenler. Günlük %100 faizle para satanlar, çeteler, mafyalar, Türkiye'nin geldiği bu hal, onun bu durumunu istismar edenler. Onlar Seçil Erza'nın suça sürüklenmesine yardımcı olmadılar mı? Peki ya borsa manipülatörleri? Bu manipülasyonlarla milyarlarına milyar katanlar.

Tüm bunlara göz yuman siyasi irade. Hepsi suçsuz. Seçil Erzan mı suçlu? Tren Topi'yi Podbimedia'yla beraber hazırlıyoruz. Bir sonraki bölüme kadar biriniz 10 olsun ama o 10'unuz da sizi mutlu etsin. Çok teşekkürler, hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)