
2.811 kelime · ~14 dk okuma
Sevgili dinleyici, uykumu kaçıranların yeni bölümünde bir aradayız. Ben aslında bugün hiç podcast kaydetmek istemiyordum. Bugün podcast kaydetmeye söz vermiştim. Ama çok geç oldu ve ben bugün çok yorucu bir gün geçirdim. Ve bu podcastı kaydedecek gücü hiç kendimde bulamıyordum. Ama sonra düşündüm ki uykumu kaçıranlar bölümünde ben tam da beni yoran, uykumu kaçıran konuları konuşmaya çalışıyorum.
Ve uyumadan önce aklıma takılan, bugün beni yoran, bugün canımın hiç podcast kaydetmek istememesine sebep olan kafamdaki sorunları seninle paylaşabilirim. Çünkü belki sen de benzer problemlerin içinden geçiyorsundur. Aslında anlatacağım problem birebir benim başımdan değil ama çok sevdiğim bir insanın başından geçiyor. Ve ben bazen kendimi bununla ilgili çaresiz hissediyorum.
Sorun şu ki, bu bahsi geçen çok sevdiğim insan bazen etrafındaki insanlara karşı çok anlayışlı oluyor ve arkadaşlarının ona, onun bu iyiliğinden faydalanarak kötü davrandığını düşünüyorum. Ve ne yaparsam yapayım müdahale de etmeyi istemediğim için bir miktar doğru arkadaşlığın kurulmadığı süreçlere maruz kalmak zorunda kalıyorum. Ve tam da bu noktada arkadaşlık nedir? İyi arkadaş kime denir? Kötü arkadaş nasıl bilinir? Kötü arkadaşlıklar nasıl bitirilir? Ya da iyi arkadaşlıklar da biter mi gibi sorular kafamı meşgul ediyor. İşte bütün bunların içerisinden gelip seninle kafandaki arkadaşlıkla ilgili düşünceleri paylaşmak istiyorum.
Ve bunu yaparken, bugün uykumu kaçırırken bir yandan da araştırmamın sonucunda elde ettiğim bir takım bulguları da seninle paylaşmak istiyorum. Çünkü uykumu kaçarken sadece kendi düşüncelerim içerisinde kalamayabiliyorum. Arkadaş neye denir sahi? Bugün bunu düşünüyordum. Arkadaş birbirinin arkasını kollayan, birbirinin arkasında durabilen, aynı arkayı paylaşan aslında anlamına geliyor sanki arkadaş. Peki, arkadaşlıklarımız eğer birbirimizi kollamaya yaramıyorsa, birbirimize daha fazla sıkıntı yaratıyorsa ve biz o arkadaşlıkta canımız yana yana veya hani böyle
...üzüle üzüle, sinirimiz bozula bozula duruyorsak... ...o arkadaşlığı sürdürmenin gerçekten bir anlamı var mı? Ama bir yandan da... ...hangi noktada vazgeçersin? Yani ne kadar süre... ...ne kadar miktarda... ...karşıdaki insanı uyarmalısın? Ya da bu bir romantik ilişki değil ki... ...ayrılasın. Ama arkadaş ayrılığı denilen bir şey de var bir yandan. Böyle bütün bunları düşünüyordum.
Sonra şunu fark ettim. Kaç arkadaşımız aslında arkamızı kolluyor bizim? Yani kaç arkadaşımıza gerçekten sırtımızı yaslıyoruz ve ona göre hacklediyoruz? Sonra belki de aslında arkadaşlık kavramının kendi hayatlarımızda yıllar içerisinde ne kadar değiştiğine de değinmek gerekir diye düşündüm. Çünkü arkadaş dediğimiz belki küçükken bir oyun arkadaşı. Çok büyük bir duygusal destek yok. Sadece iyi vakit geçirme var. Ve daha ödül üzerinden kurulu, iyi vakit geçireyim, iyi hissedeyim üzerinden kuruluyken
Zaman içerisinde bağlanma hiyerarşisinde ebeveynlerin yerini alan ve gerçekten kendi kimliğimizi tanımlayan bir yere geliyor. Arkadaşlarımız uğruna o kadar çok şeyden vazgeçiyoruz ki. Bu podcast'ı dinlerken belki sen de fark edersin nelerden caydın ya da nelere başladın sırf arkadaşlarının gözüne girebilmek için. Ya da arkadaşlarından Utandığın için nelerden vazgeçtin? Neleri söylemedin? Neleri gizlemeye çalıştın? Ya da hangi davranışlar bugün olsa asla yapmazdın ama sırf arkadaşların mutlu olsun diye yaptın?
Öyle bir zamanda arkadaşlıklarımız önemli hale geliyor ki kimliklerimizin oturmaya başladığı, yeni yeni oluşmaya başladığı, yeni yeni böyle farklı özelliklerin kimliğimize eklenmeye başladığı noktada arkadaşlıklarımız da giderek daha fazla önlem kazanıyor. Ve her bir arkadaşımızdan aslında biraz alıp oraya koyuyoruz. Ve zaman içerisinde, yetişkinlikte arkadaşlıklarımız daha da farklı bir yere evriliyor. Her arkadaşımızla müthiş bir duygusal paylaşım yapmıyoruz belki. Bazı arkadaşlarımız sadece aktivite arkadaşı. Yani mesela çok güzel futbol oynuyoruz onlarla. Çok eğleniyoruz. Ya da sinemaya gidiyoruz. Gerçekten çok güzel beraber film izlemek. Konserlere gidiyoruz, partiye gidiyoruz.
Ama bazılarıyla baş başa oturuyoruz ve hayatımızı paylaşıyoruz, içimizi açıyoruz. Belki hayatımızı hiç kimseye açmadığımız tarafları o insanlara açıyoruz. ve içimizi açtığımız insanlarla beraber çok eğlendiğimiz insanlar birbirinden farklı olabiliyor. Mesela iş arkadaşları ediniyoruz. Daha az samimi olduğumuz belki ama günümüzün önemli bir kısmını geçirdiğimiz. Bazı arkadaşlarımızı yılda bir kere görüyoruz belki ama yılda bir kere sanki böyle her güne bedel gibi hiç ayrılmamışçasına sanki o bir yıl hiçbirimizden uzak kalmamışçasına kavuşuyoruz, konuşmaya başlıyoruz ve
Nerede olursa olsun direkt muhabbet kendi kendine devam ediyor. Hiç araya zaman girmiyor. Ama mesela bazı arkadaşlarımızla da oturuyoruz ve beş cümleden sonrasını kurmakta güçlük çekiyoruz. Eee daha daha nasılsından öteye gidemiyoruz.
Peki iyi arkadaş, yani bu kadar çok çeşitli arkadaş varken iyi arkadaş dediğimiz nedir? Arkadaş neye denir? Yani iyi arkadaş neye denir? Aslında arkadaşların tanımında karşılıklık var tabii ki bütün ilişkilerde olduğu gibi. Karşılıklı olarak birbirine karşı bir yakınlık hissetme. birbirini önemseme, birbirinin ihtiyaçlarını görme, giderme ve önemseme var. Aynı zamanda birbiriyle iyi vakit geçirme hali var. Yani ben karşımdaki insanla iyi vakit geçirirken karşımdaki ben nasıl sıkılıyorsa oradan iyi bir arkadaşlık çıkmıyor zaten.
Ve arkadaşlıklarda aslında hem çok çeşitli arkadaşlığa sahip olabileceğimiz için ve belki birçok arkadaşlarının yerini doldurabileceğimizi düşündüğümüz için arkadaşlıklar bazen çok da kolay bozuluyor. Ama bazı arkadaşlar var ki o arkadaşlarının yerini kimsenin dolduramayacağını biliyoruz ve onlar da gerçekten zamana karşı direniyor. Peki, arkadaşlar neden biter? Hiç düşündünüz mü? Zaman içerisinde tabii ki farklı yönlere evrilebiliyoruz, farklı yollara. Farklı ilgiler anlarımız gelişiyor.
Bazen araya sadece coğrafi mesafeler giriyor ve öylece kopup gidiyoruz. Bazen de arkadaşımızın bencil bir insan olduğunu ya da ikiyüzlü bir insan olduğunu ya da bizi manipüle ettiğini fark ediyoruz. Bazen artık arkadaşımızın ihtiyaçlarını gideremez oluyoruz ya da arkadaşımız bizim ihtiyaçlarımızı gideremez oluyor. Bazen bir fark ediyoruz ki arkadaşımız bizi asla anlamamış aslında. Ya da arkadaşımız bizi kullanmış kendi emelleri için. Ya da bu arkadaşımıza biz hep destek olmuşuz ama o bize hiç destek olmamış. Ya da aslında biz arkadaşımıza hiç güvenmemişiz hiçbir noktada. Ya da o bize güvenmemiş. Fark ediyoruz ki bize hiç içini açmamış. Başka insanlarla derin konuşmalar yaparken bizi hep yüzeyde bırakmış. Ya da arkadaşım benim mutluluklarıma sevinmiyor. Benim başarısızlıklarıma seviniyor tam tersi. Ya da benimle öyle bir rekabet içine giriyor ki ben iyi olduğumda bu onun için iyi olmuyor.
Bazen mesela beni hor gören, küçümseyen başka insanların yanında benimle alay eden arkadaşlarım oluyor. Bazen mesela arkadaşıma verdiğim sırrı bir başkasından duyuyorum ve böylece aslında bana hiç güvenemeyeceğimi fark ediyorum. Bazen benim hep alttan aldığım bir arkadaşlıkta benim hiç alttan alınmadığımı fark ediyorum. Bazen karşımdakinin her türlü oyunbozanlığına, mızıkçılığına tamam derken Ben bir kere oyunbozanlık ettiğimde birden yıkılıyor arkadaşlarım. Bazı arkadaşlarım bana hiç iyi gelmiyor. Enkörü tarafımı açığa çıkartıyor. Bazı arkadaşlarım benim onlar için yaptığım iyilikleri görmüyor. Bazı arkadaşlarım gerçekten bazı kötü özelliklere sahip ve bu özellikleri bu kadar yakından görmek bana iyi hissettirmiyor. Bazen gerçekten kötü kalpli bir arkadaşım olduğunu fark ediyorum.
Bazen de arkadaşım tarafından çok fazla yargılandığımı düşünüyorum. Arkadaşım bana tepeden bakıyor. Benim davranışlarımı sanki beni hiç bilmezmiş gibi, niyetimi hiç anlamazmış gibi değerlendiriyor. Ve benimle empati kurmuyor. Bu farklılıkları duyuyorsunuz değil mi? Arkadaşımın bencil oluşuyla ilgili saydığım bu sebepleri,
Çoğu zaman arkadaşlar tam da bunlar yüzünden bitiyor. Yani coğrafi mesafeler yüzünden biten arkadaşlar da var ama genelde sağlam arkadaşlar bunlara dayanıyor. Ya da mesela eskiden her gün konuştuğum, her gün mesajlaştığım arkadaşımla bugün ben iki ayda bir mesajlaşıyorsam bu arkadaşlığının sonunu getirmiyor. Kendi kendime şunu söyleyebiliyorum, yani onun da bu aralar işi var. Çocuğu oldu, bana vakit ayırabilecek durumda değil. Ya da yeni bir işe girdi, o iş gerçekten çok yoğun. Belki de aklına gelemiyorum her dakika.
Ve bunu kişisel algılamayabiliyorum. Yani sağlam bir arkadaşlıkta arkadaşımın davranışlarını kişisel algılamayabiliyorum. En önemlisi bu. Yani ona iyi niyetle yaklaşıp her ne oluyorsa aslında bir şekilde onu aşabileceğimize inanıyorum. Sağlam bir arkadaşlık değilse hem olan biteni kişisel algılama ihtimalim artıyor hem de arkadaşımın niyetinden daha kolay şüphe ediyorum.
Bazen de arkadaşlıklar arkadaşımın bana karşı ilgisinin şekil değiştirmesiyle değişiyor. Aslında evet, romantik ilişkilere dair yapılan araştırmalar arkadaşlıklardan doğan ilişkilerin en sağlam ilişkileri olduğunu gösteriyor. Ama eğer ben arkadaşıma karşı bir ilgi duymuyorsam, ama arkadaşım benden hoşlanıyorsa, işte bu da arkadaşlığımın bitmesine sebep olabiliyor. Çünkü benim onun duygularına verebilecek bir karşılığım yok. Ama bir kere bana bunu hissetmeye başladıktan sonra onun için de geri dönüş çok zor.
Buradan da hep o çok sorulan, iki insan özellikle heteroseksüel insanlar için bir kadınla bir erkek arkadaş olabilir mi sorusu. Cevabını biliyoruz. Cevabı evet. Bir kadınla bir erkek arkadaş olabilirler. Birbirlerine karşı hiçbir şey hissetmeden hayatlarını sürdürebilirler. Burada erkeklerin biraz daha fazla kadınların arkadaşlığa dair ilgisini yanlış anlayabildiklerini gösteriyor çalışmalar ama bunun hiç olmadığı ilişkiler de tabii ki mevcut. Bir de bu podcast için böyle minik bir hazırlık yaparken şeyi gördüm. Hani böyle arkadaşızdır ama etraftaki herkes, yastığınızda bir şey var galiba.
Derya, onunla ilgili bir çalışmada, bunun arkadaş çiftlerinin ilişkisinin ne kadar etkilediğini araştıran bir çalışmada, eğer ki insanın her ikisinde de birbirine karşı bir ilgi yoksa, başka bir niyeti yoksa, dışarıdan yapılan bu yakıştırmalardan hiç etkilenmedikleri bulunmuş. Ama ikisinden birinde veya her ikisinde de başka bir niyet varsa yani bir acaba varsa onların akıllarında da dışarıdan yapılan yakıştırmalar onları etkilemiş. Bu da enteresan küçük bir detay olarak okuduğum ve size paylaşmamak istediğim bir şey oldu. Peki sevgili dinleyici, varsayalım ki arkadaşlarımızın bize iyi gelmediğini fark ettik.
ve artık bu arkadaşlıkta kalmak istemiyoruz. Arkadaşlıklar nasıl biter? Yani çok zor değil mi? Arkadaşımızla girip konuşmamız ve hemen artık bu ilişkide kalmak istemiyorum dememiz. Gerçekten yani o konuşma nasıl yapılır? Nasıl söylenir? Kimi insanlar çok nazik bir şekilde yapabiliyorlar bunu? Ama birçoğumuz başka yöntemler seçiyoruz. Mesela bazılarımız hiçbir şey söylemeden
onunla vakit geçirmekten bir anda vazgeçiyoruz. Aramıyoruz, plan yapmıyoruz, dışarı çıkmıyoruz. Herhangi bir şekilde onlarla temas kurmuyoruz. Onlar bize mesaj attıklarında hep müsait olmadığımızı dile getiriyoruz. Onlar bize yazdıklarında çok daha sıcak cevap vermiyoruz. Ve genel olarak onlarla hislerimizi, gelecek planlarımızı, hayallerimizi, problemlerimizi paylaşmıyoruz.
Zaman içerisinde karşımızdaki insan da bizim bu duruşumuzu anlamaya başlıyor ve böylece arkadaşlığımız bitiyor. Bazen de karşılıklı oturup neden artık anlaşamadığımızı, neden artık uyumlu olmadığımızı, neden bu arkadaşlığın devam etmesinin arkadaşıma ya da bana iyi gelmediğini konuşuyoruz. Sen iyi bir insansın ama bizim artık arkadaşlığımız yürümüyor diyoruz belki de. Ama bu konuşmaları yapmak gerçekten o kadar da kolay değil. Çoğu zaman bir şekilde birilerinin kalbi kırılarak bitiyor. Yine de bana sorarsanız bu konuşmayı yapmak en iyisi. Her ne kadar bundan kaçınsak da. Bazen de aslında ilk anlattığıma benzer bir şekilde giderek daha soğuk, giderek daha formal, giderek daha mesafeli bir şekilde yaklaşıyoruz arkadaşımıza. Ve yakınlık azaldıkça aslında arkadaşlık da tanışıklığa dönüşüyor.
Bazen arkadaşımızla kötü bir konuşma yapıyoruz. Kötü şekilde konuşuyoruz. Onun kalbini kırıyoruz, onu incitiyoruz, onu küçümsüyoruz, onu alay ediyoruz. Başkalarını da küçük düşürüyoruz belki. Ve böylece bitiyor arkadaşlarımız.
Bazen de slow fading dediğimiz şeyi yapıyoruz. Yani o kadar yavaş, o kadar fark ettirmeden uzaklaşıyoruz ki böyle mesajlarını özellikle soğuk bir şey söylemiyoruz. Özellikle bir anda böyle keskin bir şey söylemiyoruz ama o kadar. Ne kadar yavaş yavaş yavaş yavaş uzaklaşıyoruz ki birbirimizden. Geriye dönüp baktığımızda, ya biz artık niye konuşmuyoruz dediğimizde ikimizin de genelde bir sebebi bile olmuyor. Yani böyle tam nokta atışı tespit edebildiğimiz bir problem bile olmuyor. Bazen de en kötüsü. Ghosting yapıyoruz arkadaşımıza. Gerçekten hiç olmamış gibi. Her yerden çıkarttığımız her yerden. Engellediğimiz, hiçbir iz bırakmadığımız.
hiçbir şekilde aynı ortamlarda bulunmadığımız bir arkadaşlık bitişi yaşatıyoruz. Bu podcast'ın başında arkadaş dediğin niye vardır, ne işe yarar, arkadaşlık ne demek diye sormuştum. Aslında arkadaşlıklar birincisi bize keyif verdikleri için varlar. İkincisi alma verme dengesinde oldukları için. Biz o keyfi alırken keyfi verebildiğimiz için. Biz destek verirken destek alabildiğimiz için varlar.
Arkadaşlıklarımız bize geçmişte kim olduğumuzu hatırlattıkları ve gelecekte de bize geçmişten hep bir anı sunacakları için varlar. Arkadaşlarımız aslında zor anlarımızda orada olmak için, zor anlarımızda, hayatın geçirdiği bütün krizlerde yanı başımızda olup bize o yolda, yolda aşk etmek için varlar. Ama arkadaşlıklarımız tamamen gönüllülük esasına dayalı bir şekilde varlar. Ve biz onlara emek harcadıkça, zaman harcadıkça varlar. Biz orada olmak istediğimiz için, biz orada olmaktan keyif aldığımız için varlar. Bunu hissetmediğimiz noktada zaten gerçekten devam edemiyoruz. Bir de tabii ki gerçek arkadaşlıklar. Karşılıklı saygıya, takdire,
özene dayandığı için varlar. Ben karşımdaki arkadaşıma özen gösteriyorsam, ona saygı duyuyorsam, onu takdir ediyorsam ama bunun karşılığını hiç göremiyorsam o zaman o arkadaşlığın devam etmesi gerçekten çok zor. Ve aslında günün sonunda faydasız hale geliyor. Ben o arkadaşlıktan fayda değil de hep zarar görüyorum.
Tabi bir de şu ana kadar galiba bahsetmediğim arkadaşlıklar içerisinde anlaşmazlıklar, çatışmalar ya da yanlış anlaşılmalar olabilir. Arkadaşlıklar içerisinde yalan olabilir, kandırılmalar olabilir. Kötü niyetle olanları bir kenara bırakalım. Gerçekten yani birbirimizi doğru anlamadığımız, birbirimizi kırmak niyetiyle hareket etmediğimiz noktada kırıldığımız şeyler de olabilir. O yüzden çok büyük bir karar vermeden önce her şeyden bence önemlisi birkaç soruyu sormak lazım kendimize.
Burada kötü niyet olduğuna inanıyor muyuz? Arkadaşım benim gönlümü almak için, bir şeyleri düzeltmek için uğraştı mı? Ben arkadaşımla tekrar konuşmak, görüşmek istiyor muyum? Arkadaşıma karşı yakınlık hissediyor muyum? Bu arkadaşlık beni daha iyi bir insan yapıyor muydu yoksa...
Kötü taraflarımı mı açığa çıkartıyordu? Bu arkadaşlıkta benim kalbim ilk kez mi kırılıyor yoksa daha önce de benzer şekilde kırıldı mı? Ben bu arkadaşlık içerisinde yargılandığımı, küçük düşürüldüğümü hissediyor muyum? Sonuç olarak bu, şu anda içinde bulunduğumuz anlaşmazlık yerine bırakabileceğimiz bir şey mi yoksa Bundan sonraki hayatımız için gerçekten üzerinde hiçbir şekilde anlaşmaya varamayacağımız bir fikir ayrılığımı gibi soruları sormak lazım. Ama diyelim ki bütün bunları yaptınız ya da bütün bunları yapacak gücünüz bile yoktu ve bu arkadaşlık bitti. Çünkü bazen de öyle oluyor. Bazen de gerçekten bu arkadaş arkadaş değilmiş diyoruz. Bu arkadaş benim için uygun bir insan değilmiş diyoruz. Bu arkadaş olmasa da olur diyoruz.
Ama bazen de çok kalbimiz kırılıyor ve çok etkileniyoruz. Rüyalarımıza giriyor, benlik algımızı değiştiriyor. Gerçekten öz saygımızı etkiliyor. Bir daha arkadaş olamayacakmışız gibi hissediyoruz kimseyle. Var olan bütün arkadaşlarımızı sorguluyoruz. Bunların hepsinin çok normal olduğunu bir hatırlayalım isterim. Çünkü arkadaş ayrılıkları da romantik ayrılıklar gibi bir yaz sürecine itiyor bizi.
O yüzden eğer sen de bir arkadaş ayrılığı geçiriyorsan ya da bir arkadaş ayrılığına gitmek üzereysen önce gerçekten kalbinin kırk olduğunu ve bunun ayrılmayı isteyen taraf olsan dahi bunun gerçekten çok anlaşılır olduğunu, bir yas tutacağını çünkü arkadaşınla birlikte olduğun zaman sana dair bir parçanın o arkadaşınla beraber kalacağını ve arkadaşın artık hayatında olmadığında Onunla birlikte o parçanın da belki seninle olmayacağını maalesef kabul etmemiz gerekiyor. Artık o arkadaşımızla olduğumuz halimizde değiliz. Ve bu kendi başına bir yaz sebebi zaten. Sonra eğer yapabiliyorsak bir closure, defteri kapatma aksiyonu almamız lazım. Yapabiliyorsak bir konuşma, olmuyorsa bir mesaj.
O da olmuyorsa belki yazılmış, hiç gönderilmesi gerekmeyen bir küçük mektup. O da olmuyorsa oturup bir başka arkadaşımıza anlattığımız ve o arkadaşımızla kendimizce oluşturabildiğimiz, bir an yana koyup anlamlı hale getirebileceğimiz puzzle parçalarını birleştirme deneyimi. Bu bir iyi geliyor. Çünkü bazen çok havada kalıyor her şey. Biz niye yaşadık, ne oldu? Ne zaman başlamıştı aslında bu ayrılık bizim aramızda? Bir de şey gibi ya, romantik ayrılıklarda aşağı yukarı insan biliyor yani ne kadar sürede buraya geldiğini çoğunlukla. Ama arkadaşa ayrılıklar bazen çok uzun sürüyor. Yani bazen iki sene, üç sene giderek kopan ama hani böyle bir türlü tam kopmayan bir arkadaşlık içerisinde oluyorsun. Ne zaman başlamıştı bu süreç diye sorduğunda bazen cevap veremiyorsun. O yüzden o şey önemli. Bir resmi oturtmak.
Sonra ben bu ilişkiden, bu arkadaşlıktan neler öğrendim? Neler benimle kaldı? Ben ne istemiyorum bundan sonraki arkadaşlık ilişkilerimde ya da nelerden vazgeçebilirim ya da vazgeçemem bir sonraki arkadaşlık ilişkimde? Bu soruları sormak önemli. Bu soruları benden daha önce duymuş olmalısın sevgili dinleyici romantik ilişkilerden bahsederken. Ama arkadaşlık ilişkilerine de önemli bu soruları sormak. Ve bir de tabii ki şu anki diğer arkadaşlıklarıma bakmak. Romantik ilişkilerden farklı olarak belki bu noktada diğer arkadaşlıklarımın sağlığını
iyiliğini de bir değerlendirmem lazım. Neredeyim? Başka toksik arkadaşlıklar var mı hayatımda? Ya da diğer arkadaşlıklarımla benim yanlış yaptığım, bu biten arkadaşlığımın öğrendiğim ve daha iyi yapabileceğim davranışlar var mı? Buna da bir bakmam gerekiyor. Ve sonra da, belki de ilk başta da yapmam gereken şey, benim arkadaşlıklara ihtiyacım olduğunu ve her zaman arkadaşlıklara ihtiyacım olacağını hatırlamam lazım.
Arkadaşlık kurmak hiç kolay değil. Gerçekten çok sık dinlediğim, çok sık duyduğum bir problem. Artık arkadaşa dinlemiyorum. Belli bir yaştan sonra arkadaşa dinlemek zor. Doğru, belli bir yaştan sonra romantik ilişki kurmak gibi arkadaşlık kurmak da çok zor.
Doğru arkadaşlarla karşılaşmak zor. Doğru ortamlara girmek zor. Ya da karakterlerimiz oturduktan sonra arkadaşlıklar kurarken gereken o fedakarlıkları yapmak, kendimizden yer yer vazgeçmek ya da işte o sınırları belirlemek zor. Doğru. Ama bir yandan da her yaşta arkadaşlık devam ediyor ve her yaşta farklı çevrelerde arkadaşlar bulmak mümkün. Hatta bu noktada belki de artık hayatımızın ilerleyen yaşlarında eskiden baktığımız faktörlere bakmadan yeni benliklerimize uygun arkadaşlar edinmek de önemli. Bugünkü gizeme hitap eden arkadaşlar bulmam lazım. Ki belki 20 yaşındaki gizemi hala anlayan ve 20 yaşındaki gizemi bana hala hatırlatan arkadaşlarım kalmalı hayatımda. Ama bir yandan 40 yaşındaki gizemin keyif aldığı şeyleri de yapabilecek.
Belki bu yaştaki değerlerime de yakın olabilecek yeni arkadaşlar da edinebilirim. Böylece arkadaşlıklarımı genişletebilirim. Arkadaşlıklarımı genişlettikçe ben kendi benliğimi de genişletebilirim. Ve olmak istediğim insana biraz daha yakın hale gelebilirim. Yani aslında sanırım en önemlisi bize iyi gelmeyen o artık kurumuş yaprakları ya da dalları budamak. Böylece yeni açabilecek dallara
yeni açabilecek tumurcuklara alan sağlamak. Böylece kendi mental sağlığımızın ve hayat kalitemizin aslında daha iyiye gitmesi için alan açmak en önemlisi. Umarım bu podcast arkadaşlıklar üzerine düşünen dinleyicilerime çok iyi gelmiştir. Çünkü ben hepimizin bir yerlerde arkadaşlıklarıyla ilgili bir takım sorgulamalar yaptığına inanıyorum. Çünkü arkadaşlıklarımız hayatımızın gerçekten önemli bir parçası.
Eğer sen de bu podcast'te kendine dair bir şeyler bulduysan paylaşabilir, bana bir mesaj atabilir ya da bu kanalı takipe alabilirsin. Dinlediğin için çok teşekkür ederim. Herkese çok güzel bir hafta diliyorum.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.