Podcast

Hayal Kırıklığını Ben Nerden Bileyim?

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Hiç hayal kırıklığına uğradınız mı? Hiç, bir olayın beklediğiniz gibi gitmediği oldu mu? Peki ya hiç inanmaktan vazgeçtiniz mi? Psikolog Dr. Gizem Sürenkök, Ben Nerden Bileyim serisinin yeni bölümünde hayal kırıklıklarımız hakkında konuşuyor.

Instagram
Twitter
Facebook
YouTube
Linkedin



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.241 kelime · ~11 dk okuma

Hiç hayal kırıklığına uğradınız mı? Böyle çok sabrettiğiniz, hep olsun istediğiniz ama bir türlü ulaşamadığınız o hedeften, o hedef ne olursa olsun vazgeçmek zorunda kaldınız mı? Artık o hedefe dair hayal bile kurmadığınızı fark ettiğiniz bir an geldi mi? Belki yıllardır üzerine titrediğiniz bir ilişki, belki hep hayal ettiğiniz o gelecek, belki çok basitçe üzerine çalıştığınız bir proje.

Hayal kırıklığını hisseden kişi o kadar iyi bilir ki bu duygu kızgınlıktan, mutsuzluktan, belki başka bir sürü olumsuz duygudan çok farklı. Hayal kırıklığı. Neredeyse bir taş gibi yüreğimize oturan ve tekrar hayal etmeyi çok zorlaştıran bir duygu. Hayal kırıklığından çıkmak, Farklı bir kafa yapısını gerektiriyor. Bugün bu podcast'te ben sizinle hem hayal kırıklığına hem de hayal kırıklığından nasıl uzaklaşmayı konuşmak istiyorum. Eğer hazırsanız hadi gelin başlayalım.

Ben psikolog Dr. Gizem Sürenkök. Ben Nereden Bileyim serisinin bu yeni bölümünde hayal kırıklığını ben nereden bileyim diye soruyoruz. Hadi hep beraber bunun hakkında konuşuyoruz. Hayal kırıklığı diğer bütün duygulardan farklı diyerek başladım bu podcast'a. Eğer daha önce hiç hayal kırıklığı hissettiyseniz, neden bahsettiğimi çok iyi biliyor olmalısınız.

Transkriptin tamamını oku

Hayal kırıklığı hissettiğimizde o duyguya eşlik eden bir sürü başka duygu var. Ama hayal kırıklığı hepsinden farklı. Neden hayal kırıklığı diğer duygulardan farklı diye sorarsanız, her şeyden önce hayal kırıklığı beklentilerimizin karşılanmaması ile ilgili. Ve diğer birçok duygudan farklı olarak hayal kırıklığı spesifik bir olaya özgü. Yani daha mesela mutsuzluk duygusunu genel olarak hissedebiliriz ya da böyle bezmişlik halini. Ama hayal kırıklığı umduğumuz bir şeyin yoluna gitmemesinden ortaya çıkan bir duygu.

Ve başka bazı duygulardan bağımsız olarak hayal kırıklığı daha kompleks. Yani üzüntü kendi başına olabilirken, kızgınlık kendi başına var olabilirken, hayal kırıklığı daha katman katman içimizde işlenen bir duygu. Üstelik de hayal kırıklığının bilissel bir tarafı var. Eğer zihnimizde neyin beklentimize göre gitmediğini yani beklentilerimizle gerçekler arasındaki ayrımı zihnimizde işleyemiyorsak zaten hayal kırıklığı duymayız. Bunu yapabildiğimiz için hayal kırıklığı duyuyoruz. O yüzden hayal kırıklığının o bilissel kısmını es geçebilmek de çok zor. Hayal kırıklığı diğer duygulardan bağımsız olarak

aslında olumlu bir tarafı da sahip. Şimdi böyle söyleyince şaşıracaksınız. Ama hayal kırıklığı hissetmek aslında bize değişmek için, gelişmek için, farklı şekilde yaklaşmak için bir fırsat sağlıyor. Her duygu böyle değil maalesef. Peki bizi de neler hayal kırıklığı uyandırabilir?

Yani bugün bu podcastı kaydetmeden önce onu düşünüyordum. Hayal kırıklığı. Benim aklıma tabii ki öncelikle ilişkiler geliyor. Romantik ilişkiler, ebeveyn çocuk ilişkileri. Arkadaşlıklarımız, bazen iş ilişkileri. Mesela ilk hayal kırıklığını kaç yaşında yaşıyoruzdur? Düşünüyorum. Hayal kırıklığı, çocuklukta mesela ebeveynlerimizin... Hayal ettiğimiz gibi davranmadıkları. Diyelim ki dondurma almak istiyoruz ama izin vermiyorlar. Hissettiğimiz duygu gerçek bir hayal kırıklığı. Ya da mesela bir oyuncağımız var. Kırılıyor. Biz düşünüyoruz ki annem her şeyi halleder. Annem bunu halledemiyor. Hayal kırıklığı. Aslında çok erken yaşlarda hayal kırıklığını hissetmeye başlıyoruz. Ve hayal kırıklığını eşlik eden çok önemli bir duygu var bence.

Türkçe'de tam karşılığı bunun var mı emin olamıyorum. Eğer bu podcastı dinlerseniz ve bu duygunun Türkçe karşılığını düşünüp bana söylerseniz çok mutlu olurum. Ben bulamıyorum. Böyle şey gibi. Ben bu insanı böyle hayal etmemiştim. Bu insanın benim gözümdeki yeri çok farklıydı. Şimdi baştan onu konumlandırmak zorunda kalacağım. Hem böyle mesela babam her şeyi bilir duygusuna sahipsinizdir ve bir şey sorarsınız bilemez. Ve babam her şeyi bilmiyormuş.

ya da işte annem her şeyi iyileştiremezmiş ya da sevgilim benim canımı yakabiliyormuş benim kalbimi kırabiliyormuş gibi duygulardan bahsediyorum İngilizcesi disillusioned yani karşındaki insanın dediğim gibi o illüzyonun kırılması dağılması gibi o zamana kadar o illüzyonu koruyabilmişsin Hayal kırıklığı o kadar bununla ilişkili ki en çok aklıma gelen ve sanırım o podcast'ı dinleyen herkesin de kafasında ilişki kurabileceği durum hani böyle çok anlam yüklediğimiz, üzerine çok uğraştığımız hatta yani neredeyse üzerine titrediğimiz ilişkilerin zaman içerisinde yıpranıp kaybolması ya da bir insana verdiğimiz önemin, değerin o insana dair beklentilerimizi arttırması ve daha sonra o beklentilerimiz karşılanmadığı için bizim hayal kırıklığıyla baş başa kalmamız. Sanki öyle bir şey ki bu ilişki iyiye gittikçe bizim beklentilerimiz artıyor. Ama beklentilerimiz arttıkça hayal kırıklığına uğrama ihtimalimiz de artıyor.

Böyle bakınca hayal kırıklığına uğramak aslında ilişkilerin çok doğal bir parçası. Yani böyle düşünmek lazım bence. Hayal kırıklığı böyle kabus gibi kendisinden fellik fellik kaçmamız gereken bir duygu değil. Zaman zaman ilişkiler içerisinde hayal kırıklığına uğrayabiliriz. Mesela diyelim ki bugün benim doğum günüm olsun ve ben bu doğum günü için arkadaşlarımdan, eşimden bana özel bir sürpriz yapmalarını bekliyor olayım ya da özel davranmalarını bekliyor olayım fark etmez.

Ve bunu yapmamış olsunlar. Bu bir hayal kırıklığı. Ben ilişkimi bundan dolayı bitirmek zorunda değilim. Ama hayal kırıklığımı paylaşabilirim. Hayal kırıklıklarını paylaşmakla ilgili zorluk yaşadığımızı düşünüyorum. Ama bu konuya sonra geleceğim zaten. Hayal kırıklığı bir insan üzerinden, bir ilişki üzerinden olabileceği gibi bazen de hiç bizim elimizde olmayan durumlar üzerinden de olabiliyor. Mesela pandemi döneminde diyelim ki evlenmeyi planlıyordunuz.

Ama tanrım patladı ve her şey yasak geldi. Bunu yapamadınız. Bu da çok büyük bir hayal kırıklığı. Ama bunun bir bireyle ilişkisi yok. Bunun hiç kontrolümüzde olmayan durumlarla ilgisi var. Ya da mesela belki bir proje için bir yere başvurdunuz, bir iş başvurusunda bulundunuz ve reddedildi. Bunun sizinle ilgisi olması gerekmiyor. Belki başvurduğunuz yerde olağan dışı bir durum var. Belki siz çok iyisiniz ama yine de başvurunuz reddediliyor.

Bu da hayal kırıklığı. Yani aslında sizinle veya karşınızdaki insanlarla birebir ilişkisi yok. Her hayal kırıklığı kontrol edebildiğimiz veya karşımızdaki insanın kontrol edebildiği şekilde gelişmiyor maalesef. O yüzden her hayal kırıklığının peşine düşüp onu geri çeviremiyoruz da bazılarıyla gerçekten oturup kalıyoruz. Ve onu proses etmek aslında bizim büyümemizi sağlıyor. Buraya da daha sonra geleceğim.

Bazı hayal kırıklıklarımız da bu arada bizden ve koşullardan da bağımsız toplumsal normlarla ilgili. Yani mesela toplum bizi belli bir şekilde beklentiye sokuyor ve o beklenti karşılanmadığında hayal kırıklığına uğruyoruz. Yani şey gibi, mesela belli bir yaşa kadar evlenmem gerek, belli bir yaşa kadar çocuk sahibi olmam gerek. Ya da... Ah aklıma bu geldi, iyi ki geldi. Çünkü çok sık duyduğum bir şey. Eşimle haftanın üç günü sevişmem gerek. Yo, değil aslında. Bu, bizi dışarıdan duyduklarımızın soktuğu beklenti. Ama o beklenti karşılanmadığında, müthiş bir hayal kırıklığı yaratıyor. Halbuki, sevişmek çok çifte özgü bir durum. Yani, bazı çiftler ayda bir sevişiyorlar ve bundan mutlular. Bazı çiftler, Haftada beş kez sevişiyorlar ve mutlular. Yani aslında o beklenti benim ilişkime hiç uymuyor. Ama ben o beklentiyi alıp getiriyorum ilişkiye ve mutsuz oluyorum. Hayal kırıklığına uğruyorum. İşte belki burada tam bu noktada şu ana kadar anlattığım farklı farklı hayal kırıklıkları içerisinde bir durup şunu düşünmek lazım. Ben beklentilerimi neye göre oluşturuyorum? Beklentilerim benden kaynaklı beklentiler mi? Beklentilerim karşımdan kaynaklı beklentiler mi? Yani karşımdaki insandan kaynaklı beklentiler mi? Beklentilerim bugüne kadar

...bana empoze edilen, toplum tarafından, ailem tarafından ya da... ...başka bir şeyler tarafından empoze edilen beklentiler mi? Mesela... ...kardeşlik ilişkisi. Geçenlerde... ...bir podcast'ta kardeşlik ilişkisinden bahsettiğimde çok mesaj geldi. Bunun hakkında daha fazla konuşur musunuz diye.

Bununla ilgili bir bölümü kaybetmeyi düşünüyorum ama şu an aklıma şu örnek geliyor Kardeş dediğin birbirini kollar Kardeş dediğin hep birbirinin arkasında olur Gerçekten bir baksanıza etrafınıza Kaç tane kardeşin birbirini kolladığını görüyorsunuz? Hele de yeni jenerasyonlarda böyle mi gerçekten? Belki eskiden o aile şirketleri, aile işleri Ekonomik olarak kazanılan paranın paylaşıldığı dönemler var ama Şimdi çok daha bireysel hayatlar sürdürüldüğünde gerçekten o kadar entegre mi kardeşler birbirine? Ama eğer biz beklentimizi geçmişten getirilenlere göre belirlersek, hayal kırıklığına uğramamız çok olası değil mi bu kardeşlik ilişkisinde? Ya da mesela romantik partnerimize dair duyduğumuz beklentiler, işte o hep çok konuşulan ruh işi, işte

Ben daha konuşmadan beni anlamalı. Ben üzüldüğümde her daim tam olarak yanımda olmalı ve benim aradığım desteği hiç kusursuz bir şekilde bana sağlamalı. Ya da hiç tartışmamalıyız. Ya da işte az önce bahsettiğim bol bol sevişmeliyiz. Gerçekten gerçek ilişkiler böyle mi? Eğer bu beklentilerle girersek biz ilişkilere, hayal kırıklığına uğramamız gerçekten çok olası değil mi sizce de?

Yani hiç kavga etmemeyi bekleyerek girersek bir ilişke, ilk kavga ettiğimizi nasıl hissedeceğiz? O yüzden o beklentilerin nereden şekillendiğini fark etmek. Ancak kendimizde kurduğumuz açık iletişimle ortaya çıkıyor. Yani farkındalığımızı arttırarak. Bu soruları açık açık kendimize sorarak, hayal kırıklığına uğradığımız durumları bir önümüze koyarak,

Tabii ki bu haksız olduğumuz anlamına gelmiyor hayal kırıklığına uğramakta. Birçok hayal kırıklığı gerçekten karşımızdaki insanın ya da bizim daha farklı davranmamızla çözülebilecek olan durumlar. Ve böyle olduğunda hayal kırıklıklarını konuşmuyor olmak, Gerçekten bizi daha çok yıpratıyor. İlişkide hayal kırıklıkları hakkında konuşmak aslında çok önemli. Karşımızdaki insana beni hayal kırıklığına uğrattın demek değil. Ama ben şu konuda hayal kırıklığına uğradım demek önemli bir şey. Çünkü hayal kırıklığına uğramış olmamız gerçek. Bu duygu gerçek. Zaten hayal kırıklığına uğramış olmayı bastırdığımız zaman başka problemler ortaya çıkıyor. Öncelikle her zamanda söylediğim gibi içinde bulunduğumuz duyguyu kabul etmemiz lazım. Tanımlayabilmemiz lazım. Üzülüyorum, kızgınım. Bunların daha ötesinde. Hayal kırıklığına uğradım. Artık hayal etmekte zorlanıyorum. Beklentilerim karşılanmadı. Ben bu ilişkiden başka şeyler ummuştum. Şu an başka şeyler görüyorum.

Ben bu insanın bu davranışları sergilememesini bekliyordum ama öyle olmadı. Ben bu insanın daha düşünceli olmasını istiyordum ama düşüncesizce davrandığını fark ediyorum. Bunlar benim hislerim, ben bunları kabul edebilirim. Ben bunları kabul ettikten sonra, bu duyguları kendi içimle çözümlemeye çalışırken, karşımdaki insanla bu duyguları paylaşabilirim aslında. Yani şu davranışın beni gerçekten incinmiş hissettiriyor. Çünkü burada görülmediğimi hissediyorum. Ve bu da hayal kırıklığı duygularına yol açıyor. denilebilir aslında. İlla sen beni hayal kırıklığına uğratıyorsun, sen benim hiçbir beklentimi karşılamıyorsun gibi bir yerden yaklaşmamız gerekmiyor. Bir de tabii ki ilişkilerde oturup var olan beklentilerin nereden kaynaklandığını da konuşmak lazım. Yani ben mesela partnerimden beklediğim davranışları bu ilişki içerisinde mi geliştirdim yoksa mesela belki önceki ilişkilerimden ya da önceki başka türlü deneyimlerimden getirdiğim beklentiler mi bunlar?

Karşımdaki insan benim beklentilerimden haberdar mı? Karşımdaki insanın benim aklımı okumasını mı bekliyorum yoksa açık açık ona söylüyor muyum? Mesela bir arkadaş ilişkisinde. Arkadaşım ne kadar sık görüşmemizi benim beklediğimi biliyor mu? Ya da mesela ben yeni bir işe başlayacakken ondan bir telefon almayı umduğumun farkında mı?

Ya da mesela, kardeşim hayatındaki olayları benimle paylaşmasını benim beklediğimi biliyor mu? Veya daha da önemlisi belki, kardeşim hayatındaki olayları benimle paylaşmak istiyor mu? Ben o beklentimin onun hayatının gerçekliği içerisinde uygun olup olmadığını hiç değerlendirdim mi? Çünkü beklentilerimiz var, gerçekler var. O gerçeklerde benim beklentilerimin hiçbir yeri yoksa, Zaten bu beklentilerim hiçbir zaman gerçekleşmeyecek ve ben her daim hayal kırıklığı içinde kalacağım. O yüzden bunu bir düşünmemiz lazım. Benim beklentilerim bu insana, bu duruma, bu koşula uygun mu? Çünkü eğer ben beklentilerimi doğru yere çekmezsem hep mutsuz olacağım. Bunu bu arada romantik ilişkilerin genel gidişatı içinde söylüyoruz. Mesela o ilk aşık olduğumuz dönemde karşımızdaki insanı o çok idealize ettiğimiz, çok aşık olduğumuz, her yaptığı hareketi güzel gördüğümüz o dönem var ya idealizasyon deriz buna. İdealizasyon zaman içerisinde bitiyor. Çünkü gözümüzün önündeki perde kalkıyor. Karşımızdaki insanı kusurlarıyla görmeye başlıyoruz. Ama buna hiçbir sakıncası yok. Hep hiçbirimiz mükemmel değiliz. Hepimizin kusurları var.

Tam bu noktada aslında beklentilerimizi gerçekle... ...denkleştirmek önemli. Ben karşımdaki insandan ne bekleyebilirim? Karşımdaki insanın ailesinden ne bekleyebilirim? Mesela karşımdaki insanın ailesi... ...mesafeli bir aile ise... ...zaten çok yakın ilişkiler kurmuyorsa... ...ben onlarla inanılmaz kanka olmayı bekleyemem. Yani çünkü bu... ...mutsuzlukla sonuçlanacak. Bu insanlar bunu karşılamayacaklar ama ben bu beklentiyle giriyor olacağım buraya.

Ya da diyelim ki, benim arkadaşım çok da öyle telefonla konuşmayı sevmeyen bir insan. Görüştüğümüz zaman inanılmaz samimiyiz, inanılmaz içteniz. Ama telefonla konuşmayı, mesajlaşmayı başaramıyoruz. Çünkü karşımdaki insanın karakteri buna uygun değil. Ben ondan bana bu özeni göstermesini ısrarla beklersem hayal kırıklığına uğrayacağım çok açık. Çünkü o bunu karşılayabilecek bir insan değil. Peki ben bu noktada ne yapmalıyım? Aslında önemli olan soru bu. Hayal kırıklığı bana

İlişkimi yeniden değerlendirme şansı veriyor ya da durumu yeniden değerlendirme şansı veriyor. Biraz karışık anlattım, biraz ilişkilere gittim ya da başvurulara gittim, geldim ama aslında günün sonunda aynı yere varıyorum. Hayal kırıklığı bana içinde bulunduğum durumu yeniden değerlendirme fırsatı veriyor. Ben bu ilişkiyi, bu gerçeklikle sürdürmek istiyor muyum? Ben beklentilerimi, bu ilişkinin gerçeklerini indirgemeye veya çıkartmaya neyse hazır mıyım? Ben bu başvurularda reddediliyorum. O zaman ben bu durumu alıp ya doğru yerlere başvurmadığımı, Ya da başvurumun yeterince iyi olmadığını fark edebilecek farkındalığa sahip miyim? Bunu yapabilecek miyim? Çünkü bunu yapmadıkça aynı yolları aşındırıp duracağım. Özellikle ilişkilerde dönüp dönüp aynı duvarları toslamamız birazcık da bundan.

Hayal kırıklığı denilince benim aklıma bir de umutsuzluk geliyor. Çünkü bazen o kadar çok hayal kırıklığına uğruyoruz ki günün sonunda hissizleşiyoruz. Hani biraz şöyle bir yerden, hayal kırıklığı varsa umutta varmış gibi. Çünkü hayal kırıklığına uğrayabilmem için biraz beklentimli olması lazım, biraz umudumlu olması lazım. Mesela değişim beklediğimiz bir ortamda o değişim olmayınca hayal kırıklığına uğruyoruz.

Ama bir sonraki değişim ihtimalinde içimde bir şeyler heyecanlanıyorsa demek ki benim hala umudum var. Demek ki hala hayal kırıklığına uğrayabilirim. Ama hayal kırıklığına uğradığım zaman biliyorum ki umudum devam ediyor. Özellikle umudumu kaybettiğim, hissizleştiğim, artık çok da üzülmediğim, artık çok da umursamadığım noktalarda kaybediyoruz ilişkileri.

O yüzden de o savaşları yapmalı mıyız? O yolları gitmeli miyiz? Kendimizi o kadar yıpratmalı mıyız? Sorularını biraz daha öncesinde sormak önemli. Çünkü o hisseşme hali, umudunu tamamen kaybetme hali, artık umut etmeme hali daha yıpratıcı olan, daha üzücü olan, daha çok bizi sorgulatan hal.

İşte böyle sevgili dinleyiciler. Hayal kırıklığı denince benim aklıma bunlar geldi. Birazcık toparlayıp anlatmak istedim size. Çünkü hayal kırıklığı bence çok insani, çok yoğun ve çok sık hissettiğimiz bir duygu. Bazen bu ülkede yaşadığımız için sık yaşadığımız bir duygu.

Bazen dünyanın belirsizliği içerisinde çok sık yaşadığımız bir duygu. Bazen toplumsal normlar sebebiyle çok yaşadığımız bir duygu. E zaten ailede ya da romantik ilişkilerde sıklıkla hissettiğimiz bir duygu. O yüzden hayal kırıklıklarımızı sanki böyle bir araya getirsek baya baya baya uzun bir yol olur gibi. Eğer siz de bu duyguyu sık yaşıyorsanız umarım o podcast biraz olsun bu duyguya daha farklı bakmanızı

Ve hayal kırıklıklarınızı aslında daha şefkatle sarıp sarmalamanızı sağlar. Çünkü dediğim gibi hayal kırıklıklarının öğrenebileceğimiz çok şey var. Hepinize sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)