
2.214 kelime · ~11 dk okuma
Merhaba, ben Fethi. Gitar çalmadığım, beste yapmadığım zamanlarda muhasebe tutmaya bayılıyorum. Ben Samet. Boş zamanlarımda gitar çalıyorum, şakalaşıyorum. Çok fazla boş zamanım var.
İşsizim. Burası aynen öyle kardeşim. Yayının ömrü yettiğince birbirimize katılacağız, nadiren katılmayacağız. Ne bembeyaz, ne simsiyah. Green'in şık tonlarında yüzeceğiz. Tıpkı hayat gibi. Aynen öyle kardeşim.
Ağabey karşımda şöyle bir haber var şu an. Amcasının cenazesini aldı, yıkama esnasında hayatının şokunu yaşadı diye. Allah Allah. Sence ne yaşamıştır mesela? Düşünelim. Cenazeyi yıkıyorum, bir şokla karşılaşıyorum. Benim aklıma ilk gelen şey, yıkadığım kişinin amcam olmadığını fark etti şimdi muhtemelen. Yıkayana kadar da fark edilmemiş gibi bir durum var. O da çok zor. Çok zorlama. Ne olmuş? Şaşkına çeviren olay Adana'da meydana geldi. Şaşkınlığımız bir nebze yatıştı. Teşhis edilmeden alınan cenaze başkasına ait çıktı. Teşhis edilmeden cenaze almışlar. Teşhis etmemişler cenazeyi. -"Koy bunu." demiş yani. -"Sar bunu." -"Bunlardan bir tane bana sar." demiş. -"Bu ne bu? Bu uzun mu?" -"Bu uzundu benim amcam." demiş. Uzunlardan bir tane sarmışlar anladığım kadarıyla.
Cenaze yıkama sırasında vefat eden amcası yerine tanımadığı bir kadını gören. Kadın. Kadın. Amcasını yıkarken onun değil amcası olmadığını, kadın olduğunu fark ediyor.
Not only but also. Not only but also. Çok tuhaf, çok enteresan. Burada amcanın ölmeden önce bir cinsiyet beyanı ve göze aldığı belli süreçler yok ise bu açıklanamaz. Yani bu kadar mı teşhis etmediniz?
Tamam, tesis etmezsin. Bu amcana benziyordur. Alırsın, sonradan fark edersin amcan olmadığını da hiç tesis etmemek biraz bir ihmal gibi geldi bana. İhmali bırak. Bu düpedüz saygısızlık. Başta amcaya saygısızlık. Bir de şu aşama çok belirsiz. Şimdi aldılar ölü bedeni, dediler ki bu bizimki. Evet. Götürdüler, yıkıyorlar.
Yıkarken dediler ki bu bizimki değil, ek olarak kadın. Bir de peşinden de şöyle bir beyanı var. Şikayetçi olacağım. Kimden? Kimden neyden? Kimden ya? Sen teşhis etmemişsin. Bu benim amcam diye. Senin bir beyanın yok öncesinde alırken. Sen bu teşhisi yapmamışsın. Şikayetçi olacağım. Karışıklık hastane morgunda düzeltildi. Nasıl? Nasıl düzeltildi? Neyle düzeltildi? Çünkü oraya tek birini getirdilerse amcanın vücudu hala orada yok. Evet. Bu arada naaş değil mi? Vücut diyorum ama. Naaş. Naaş. Evet. Amcanın naaşı zaten yok. Birinci sorumu soruyorum. Kimden şikayet?
Mork görevlisi olması lazım herhalde ama onun bir memuru vardır muhtemelen orada. Mork başında bir memur vardır. O teşhis edip veriyordur ama burada sanki tek ihmal onun değil yani şikayet yanlış yere gibi geldi bana. Doğru yani yanlış yere oluşu doğru kesinlikle. Bu haberin bir de devamı vardır kesinlikle.
Şöyle bir beyanı var. Buradan cenazeyi almaya geldim ve görevliye evrakı verip amcamın cenazesini aldım. Cenazeyi buruk mezarlığında yıkamaya götürdüğümüzde fark ettik ki aldığımız cenaze bir kadına aitti. Buruk mezarlığında. Bu bir sıfat.
gibi böyle hani kalbi kırıklar bir yeri der gibi. Karşımda buruk mezarlığı. Karşımda buruk mezarlığı. Ya bu bana şey gibi de geliyor Samet söylemeyeyim diyorum ama bir metin yazarının oyunu gibi de geliyor. Çünkü biliyorsun şu an okuduğumuz haberlerin çoğu metin yazarlarının düşlerinden ibaret ya. Hani haberin gerçeklik boyunu şey yapamadım. Başımdan bir gün içinde bu kadar şey geçse ben sinirlenirim bu arada.
Hani amcamın cesedini alacağım, götüreceğim ki başka biri saptamış amcam olduğunu, yıkarken diyeceğim ki bu amcam değil. Hadi kadın olmasını geçiyorum. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Dava nasıl gidiyor? Aslında acaba amcası o zamana kadar kadınmış da o an fark ediyor da olabilirler. Ben çünkü mesela amcasıyla çok görüşmeyen çok insan tanıyorum. Amcasının kadın olduğunu belki çok geç fark etmiş de, öldükten sonra fark etmiş de olabilirler.
Bu da bir soru işareti olarak. Yanımızda dursun ama sonraki cümlesi çok güzel adamın. Onu okumak isterim. Şaşkınlığı çok güzel bir yerden, çok primitif bir yerden veriyor. Şöyle diyor. Amcam zannettik, kadın çıktı. Ya Samet bu kabul edilebilir değil.
Şeyle de açıklanamaz yani. Amcanın biyolojik cinsiyetinden vazgeçmesiyle de pek açıklanabilir durmuyor. Çünkü şöyle mantıksal hatalar var. Ben cinsiyet değiştirdiğini bilmediğim amcamı neden yıkıyorum? Doğru. Ne oldu da ben bir anda samimiyetin dozajını artırıp onu yıkama aşamasına geldim?
Ne oldu küstüm, ne oldu sonra yıkamaya karar verdim. Bence bunun içinde bir dümen var. Kesinlikle bir dümen var. Şöyle olabilir mi? Kendileri saptamıyor değil mi? Memur saptıyor amcasının cesedini. Evet, o evrak vermiş, memur da naaşı vermiş. Şimdi biliyorsun sevgili Samet, memurlar işleri kolaylaştırmazlar, zorlaştırırlar. Bu genelde böyledir. Şu anda görevini ifade eden memur hakkında ileri geri konuşuyor muyum acaba ben?
Yok değil mi? Bu benim yorumum sonuçta. Ya memurun gıcıklığına gelmiş olabilir ya da sıkılmış olabilir memur yaşadığı hayattan. Yıllardır kaydetmek istediği bir altrak albümü olabilir memurun ve bu işini artık suistimal etme noktasına taşımış olabilir memur.
Yeter be! Yıllardır doğru cesetleri koyup veriyorum. Bir kere de şunu mesela amcası diye vereyim gibi küçük bir eylem. Memurun da hayatına renk gelsin. Memurun yüzü gülmesin mi? Gülsün lütfen.
Böyle bir şey olabilir ama yine de altını çiziyorum. Bu haberin gerçekliği düşünülüyor. Burada isim soy isimli verilmiş. Gerçeklik biraz artsın diye ama isim soy isim şu an uydururuz zaten. Genelde böyle haberlerde baş harf verirler ya, E, A. Burada hepsinin ismi soy ismi yazıyor bu haberde. Şimdi ben söylemeyeceğim ama onlar kendilerini biliyor. Onlar kendilerini biliyorlar zaten. Amcaların cesedini yıkadıklarından beri. Ben şimdi burada isim verip kimseyi rencide etmek istemiyorum. Ama burada isimleri yazıyor. Parantez içinde yaşları falan da yazıyor. Yani ben hayatımda bundan daha derin bir rencidasyon zaten görmedim. Hani amcamın cesedi diye veriliyor. Bir bakıyorum, meğerse bir kadın... Peki şey ne olacak Samet? O kadının cesedini saptamaya çalışan aile. Hani onlar da amcayı mı aldılar? Onlar da muhtemelen amca da onlara gitti gibi bir şey olmuş. Aralarında rock yapmaları lazım şu an. Amca ile bu kadın arasındaki bağıntı... Şöyle bir hikaye mi acaba? Bir kaza oldu, iki ölü var. Biri amca, biri kadın. Bu bir çanırmak filmi değilse eğer gerçek olabilir. Birileri amcayı aldı kadın diye, birileri kadını götürdü amcası diye. Onların trajedisinden hiç bahsedilmemiş. Hiç bahsedilmemiş ama medya böyle bir şey değil mi kardeşim? Bir trajediyi alır göklere çıkarır. Ah medya, ah medya. Ah medya, ah medya. Tıpkı...
Hayat gibi. Kardeşim. Aslında buradan çok güzel bir dizi senaryosu çıkabilir, bu iki ailenin trajedisinin ortaklaştığı. Ah be abi, kütüphanedeler böyle, terslerine çalışmışlar. İkisinin de kucağında bir naaş var, böyle götürüyorlar. Ah işte yere düşüyor naaşlar, çok özür dilerim ya deyip böyle şeyleri bağırsak kalp falan topluyorlar, böyle kollar karışıyor. Bir yandan çocuk ama flört etme derdinde değil mi?
Uzuvları toplarken, sen kaça gidiyorsun ya? Hiç de rastlamadım sanırım. Benim amcamın beyni, alayım onu ben. Tarzında şeyler, diyaloglar oluyor. En sonunda şu halde buluyoruz ikisini. Vücutlar zaten karışmış. Böbrek, bağırsak, kalp, beyin hepsi artık biri amcanın, biri teyzenin. Çocuk şunu diyor karşıya, hazırlık oku bence ya. Çok keyifli yani hazırlık, lise 5 gibi. Bence direkt olarak bölüme geçme zaten. Hani o kadar da mantıklı değil. Bir sene ver ya kendine derken amcanın dili, ölmüş amcanın dili kütüphanede yeri düşüyor böyle, yeri yuvarlanıyor. George Orwell oku ya. Bayağı iyi bir yazar. Amcasının naaşını çalan kızın babasıyla kütüphanede flört etti diye bir haber olsa... Daha mı cazip, yoksa bu mu cazip? Daha cazip. Bu olması gerekiyordu. Niçin? Çünkü ortada bir aşk hikayesi var her şeyden önce. İşte! Şimdi yani... İşte! Atıyorum, Napolyon filmi yapıyorsun. Ortada aşk yok, maşk yok, bütün gün savaş izliyoruz. Olur mu? Olmaz. Hemen orada koyacaksın oraya aşığını, bilmem neyini falan filan. Dramatik bir yapıyı genişleteceksin. Ben senin bu söylediklerini nekrofili olmamana bağlıyorum. Bence sana bunu söyleten şey senin nekrofili olmaman. Çünkü az evvelki hikaye kimileri için çok gotik, kırık bir aşk hikayesi bence. Yani cenazesinde... Cenaze yok bu arada değil mi? Tespit var sadece. Alıyor, bakıyor, diyor ki amcam değil, üstelik kadın.
Ya kimleri için bize göre, bizim zihin dünyamıza göre daha cazip olabilir mi diye düşünüyorum. Peki sana ben başka bir şey sorayım. Şöyle bir şey söyleyeyim. Sen amcan diye aldın. Bunu mecburiyetten yapıyorsun. Amcanla görüşmüyorsun bile sana kalmış o iş.
Ve amcanı alıyorsun, yıkıyorsun. Yıkarken bakıyorsun ki amcan değil. İçten içe şunu der misin? ''Ya şuraya kadar gelmişiz, gömelim gitsin.'' der misin? ''O da ölü, o da ölü.'' der misin? Şimdi sevgili Samet, biliyorsun ki satranç bittikten sonra bütün taşlar aynı kutuya konur. Domates de cilde çok iyi geliyormuş. Gerçekten mi? Ben de yeni bir bilgi vereyim. Saçmalıyorsun.
Gerçekten mi? İyi mi geliyormuş? Peki şöyle bir hikaye ne dersin? Samet biraz vegan üzelim. Amcası sandı, domates kadın çıktı. Bu sene de vegan üzelim. Bu sene de vegan üzelim.
Amcası zannettiği domates, kadın çıktı, mezarlıkta yetiştirilmiş bir domates var önümüzde. Bu adam da kafasını takmış, demiş ki amcamın mezarından yetişen domatesi yiyeceğim. Niye? Benim amcam çok espiriliydi, çok şakacıydı. Yanakları al aldı, ben ondan çıkan domatesi yemek istiyorum dedi. Tamam mı?
Amcamdan çıkan domatesi yemek istiyorum, başlıklı. Gözleri senin gibi baksın. Neden olmasın abi? Sonuçta mezarlığın mantığı ne Samet? Domates çıksın, onu yiyelim mi? Bu değil, tamam. Ben buna geleceğim. Mevcut olanı soruyorum. Mezarlığın mantığı ne? Ölülerimiz dışarıda kokmasınlar, yerleri belli olsun. Ölülerimiz camiye girmesinler.
Katılmıyorum bir kere çünkü mezarlıkta bir Huşu var. Huşu mezarlığı. Huşu bir Hentai ismi değil. Huşu eski bir kelime. Yeniler bilmez. Hemen anlatayım. Huşu, zarif bir sessizliktir ama sesin olmayışı demek değildir. Belli unsurlar var. Sesleri duyuluyor. Kavak Ağacı, Cahit Berkay... Gönlümüze, kalbimize hitap eden isimler. Burada huzur bulursun. Tamam mı? Ben huzur bulurum. Evet. Dikkatliysen Çelik demedim, Cahit Berkay dedim. Neden? Huşu, anladın. Tamam. Oradaki bence ana olay ölülerimizin bitkileşmesi. Ölülerimizin bitki olmasını istemiyor muyuz? Ölülerimizin bitki olmasını mı istiyorduk bu vakte kadar? Benim haberim yok muydu? Bencesi bu. Bu bencesi. Sen farklı düşünebilirsin. Şöyle düşün. Mesela biri ölür. Hemen neden üstüne çiçekler konur Samet?
Altına konamayacağı için gibi bir Yalva-Çural şakası yapabilirim. Hangi sandalye yazıp yüz alan zıpır çocuk? Bence orada şöyle bir olay var Samet, form değiştirsin, biz onu öyleyken görelim. Amcam da kavak ağacı oldu. Belgin teyzeydi, hanımcık çiçeği oldu. Demeye çalıştığım şey şu, bu haber önemli, bu haberi okumak lazım. Bir dönüşüm olsun istiyorsun. Ölüler ölü olarak kalmasın, bir dönüşüme. Evet. Ki ben hayatın bir loop pedalı olduğunu anlayabileyim. Yani o şuna dönüşür, bu buna dönüşür. İşte eşkıya filminden benim anladığım buydu mesela. Fazla da kurcalamadım. Bence bu anlama geliyor. Ve bir insan, hatalıysam söyle, etik bir yanlış varsa da söyle, amcasının mezarından çıkan domatesi amcasını çok seviyorsa keyifle yer.
Ben bir tereddütle yaklaşırdım. Amcamı yiyorum şu an hissiyatına kapılır mıyım diye bir ufak düşünürdüm. Yine yerdim. Yemezdim değil ama uzunca bir düşünürdüm. Şu anda acaba amcamı mı yiyorum içten içe? Onun bir metaforu mu yani bu domates? Ben amcamı hep yemek mi istedim gibi bunları düşünürdüm. Bir geçiş müziği
Cenaze aracı şoförüyle de tartışma yaşamışlar. Neden? Cenaze aracı şoförü haklı olarak şöyle bir şey demiş, niye teşhis etmeden cenaze alıyorsunuz kardeşim? Bunu da haber değeri olarak koymuşlar buraya. Onu der abi artık o noktada yani. O noktada der, hayır bir de şoförün de üstüne yürümüşler yani. Amcamızı isteriz, amcamızı isteriz.
Mesela Samet, bu noktada amcayı yanlış teşhis eden memur var ya, bu memurun hayatı bir şarkı olsa, bu memuru anlatan bir şarkı, önüne gelen birinin kadını olmasına rağmen birinin amcası diye sarıp gönderen bir memur var, ne olurdu bu insanın şarkısı? Düşünelim, hemen düşünelim. Mesela... Boşvere boşvere ne hale geldik Her yüze güleni biz dost bildik Geçti günler mevsimler Neredeydik nerelere geldik Bu olabilir bence. Çünkü bir boşvermişlik var kesinlikle davranışların. Kesinlikle var. Bence şöyle bir şarkı olabilir. Fatih Saparman'ın şöyle bir şarkısı vardı. Dertlerle yoğrulmuşum benim için fark etmez.
Amcan mı, değil mi? Amcası mıymış, değil miymiş, kadın mıymış, erkek miymiş, beni ilgilendirmiyor. Bunu benim için çal, Yıkıklar'ın bestesi. Sen de söyle, sözlerin kurşun olsun, benim için fark etmez. Gerçekten o memuru gördüm şu an. Amcan mı, değil mi, umurumda değil. Sekiz köşe kasketini takmış memur. Derdi dağlardan büyük.
Melodisi nasıl bu şarkının? Melodisini hatırlasam keşke. Benim için fark etmez gibi bir şey vardı ama öncesi sonrası yok bende. Bir tek bu kısmı kalmış aklımda. Şöyleydi böyleydi benim için fark etmez. İşte kaybedecek neyim var benim için fark etmez. Her şeyi yakacak vaziyette yani. O memur o gün orada kendini bile sarıp verir. Öyle vazgeçmiş hayattan. Verir bu arada, verebilir. Yani sabrının ne kadar taştığına bağlı gerçekten. Hani şaka bir yana, espri bir yana birini tespit ettiğini söyleyip, buyurun amcanız deyip onun bir
Kadın çıkması kesinlikle orada bir şey barındırıyor bence ya işi umursamamak ya sıkılmışlık ya başka bir dert var ya da gelenlere sinir oldu. Bunlar çünkü şoförü de dövmedi mi? Öyle yazıyor haberde. Memur da hissetmedi mi bu agresyonu? Yani birazdan şoför dövecek.
bir ekip var. Dolayısıyla aman vereyim şunu çıksın benden. Ama hiçbir şey düşünmezsin ya geri gelmeyecekler mi? Ya bu insanlar onun amcası olmadığını anladığında geri gelmeyecek mi Samet? Verdikten sonra da yani bir sigara yakıp hiçbir şey umurunda olmadan Fatih Kısaparmak dinlemiş olabilir. Neden olmasın? Olabilir bu orada evet. Merdivenleri inip elma yiyip geri çıkmış olabilir yani. Öyle bir yapısı olabilir. Neyden keyif alır acaba bu insan? Birazdan yanlış teşhisle kadın bedenini göndereceğim amcalara diye... 🎵Gönül ister aradığını🎵 🎵Hep mi bekler hiç mi bulamaz🎵 Bu da olabilir mesela. Bu durumun şarkısı.
Samet, vallahi ilk bölümün sonuna gelmişiz. Böyle de laps diye tanışmadan haber okuduk ama. Olsun, zamanla tanışırız bence. Ben Fethi. Ben Samet. Aynen öyle kardeşim isimli podcastimize ilk adımımızı böylece atmış bulunuyoruz. PodB Media üzerinden sizinle sık sık buluşacağız. İlginç haberler sunacağız, anılar anlatacağız. Hatta bu sohbete yer yer gitarımız, müziğimiz de eşlik edecek. Zamanla tanışacağız. Bir sonraki bölümde görüşmek isteriz. Aynen öyle kardeşim.
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.