
1.997 kelime · ~10 dk okuma
Sulukar Sulukar Herkese Kutlu Olsun. Sulukar Sulukar Sulukar Sulukar Herkese Mutlu Olsun. Sulukar isimli şarkımızla, güzide şarkımızla başladık bu yayına. Dikkatli kulaklardan kaçmamıştır diye düşünüyorum. Neden böyle bir şarkıyla başladık Fethi? Yani Samet kar üzerine yazılmış tonlarca şarkı var. Efendim karlar düşüyor, düşüyor, düşüyor, ağlıyoruz falan. Su üzerine de yazılmış çok şarkı var. Yazamayan yerlerde var. Mesela Afrika.
Evet. Enteresan şarkılar ve enteresan coğrafyalar var. Biz de Ankara'da yaşıyoruz. Dedim ki neden Sulukar üzerine bir şarkı olmasın? Çünkü bir geçiştir Sulukar. Aşık olmakla olmamak arasındaki o ince çizgi, işe girmekle girmemek arasındaki ince çizgi. Ama şu da bir gerçek, kar yağmadan önce Güzide, Ankara'mızda mutlaka Sulukar yağar. Sulukar bizim için ne o, ne o. Tam arası griyi temsil ediyor değil mi? Kesinlikle öyle, doğru.
Aynen öyle kardeşim. Yahu kadın beni dinle, kendine gel hey. Ben erkeğim, hemen önümde eğil, diz çök. Bak kızıyorum, evinde otur, çocuk doğur hey. İşin gücün yok mu senin? Bir sıcak çay dök. Allah Allah dinlemiyor, kendini şaşmış. Tövbe estağfurullah, aşmış bu aşmış.
Birleşin arkadaşlar, erkeklik gidiyor elden. Birlikten kuvvet doğar, henüz vakit erken. Zil çalıyor etekleri çıldırmış, saçı uzunlar. Toplanalım, tedbir alalım, henüz vakit varken.
Yani bana Siri'ye yazılmış gibi geldi. Şimdi kadın cephesinden de cevap yok ya full. Ne yapsa yaranamayacak kadın. Ben öncelikle bu şarkıya hiç katılmıyorum. Hiç aynı fikirde değilim. Hiç aynı fikirde değilim çünkü erkekler de saç uzatabilir. Ben bu şarkıya ayna tutmak istiyorum. Bu şarkı kadınlar hakkında ne düşünüyorsa Allah onlara üç katını versin falan. Bu suç değil mi ya? Şu şarkı suç değil mi? O metin bir suç. Suç değil mi? Suç olması lazım yani. Yani bu kadar olamaz. Yoksa bulacağız papazı, biz çıkaramayız bu yazı. Bu yazı erkeklik bitecek gibi davranmış. Bir lig var, erkekler de bu ligden düşecek, bir an önce düşmemeleri lazım gibi. Erkekliğin erkeği elinden alınacak gibi bir korkusu var İbrahim Tatlıses'in bu şarkıda gördüğümüz üzere. Bu arada kadınların yapabildiği 4 eylem var şarkıya göre. Çocuk doğuracak, çay demleyecek,
Bu arada sözleri ben Google'da... İkiymiş, dört de değil. Yani Google'da aratıyorum. Bu muhtemelen yanlıştır ama şarkının bestecilerini söylemek istiyorum sana. Lütfen. Goran Bregovic, Sezen Aksu, Andrew Marvel. Bu şarkının. Bu şarkının altında böyle bir bilgi çıktı Google'da aratınca.
Ne söylesem bilemedim. Umarım Goran Bregovic'e bu bestenin sözlerini tercüme etmişlerdir. Bak hani yaptığın beste böyle bir yere gidiyor, sen ne diyorsun diye. Umarım bir WhatsApp grubunda fikrini almışlardır. WhatsApp grubuna bak. Goran Bregovic, Sezen Aksu, İbrahim Tatlıses ve kadınlar. Gaza kapanıyor ama. Ya Sezen Aksu böyle bir şey yapmış olabilir çünkü böyle cinsiyetler üzerinden şakalaşmayı severdi. Evet. Rahmetli eder gibi. Şey çok sert yalnız. Yetmez ama erkek. Yetmez ama erkek. Sadece şeyi tuhaf hani kadına yapılan bu siri muamelesi. Evet değil mi? Hani bak cevap da vermiyor. Çocuk Doğur Hey koşma formatında yazılmış. Seksizimle hece ölçüsüyle. Kadın döven şarkılar. Kadın sesi hiç değemeyecek şarkılar. Asla. Gelişmekten çoktan vazgeçmiş ülkeler. Gelişmesi teklif dahi edilemeyen ülkeler.
Acilen uzaklaşmam gerek. Bir yer var, oradan kaçmam gerek. İlk başta seviniyorsun, ah ben erkeğim ya, bana söylemiyorlar diye. Ama buradaki şey, her an genişleyebilecek bir küme. Çay demle, çocuk doğur, dizinin dibinde otur, bir yandan beyler biz de sıkıntıdayız, acilen defansa gelmemiz lazım, bu kadınlar çay demlemiyor diye yan yana gelen bir halk olmadı şu zamana kadar.
Çünkü bir toplumu yan yana getirecek daha esaslı şeyler vardır. Mesela Fransız ihtilali. İnsanlar aç. Yemek yok. Ve fırıncılar, esnaf, kendi faturasını kesen bütün esnaf grupları diyorlar ki şaha gidelim. Bir konuşalım. Açılın kapılar. Ama baktığında yani kime şikayet edecek? E derken ne diyecek? Ya çay da koymuyor, çocuk da doğurmuyor bu. Allah Allah kendini şaşmış durumda bir süredir. Öyle görünüyor yani buradan. Buna acilen bir cevap şarkısı yazılmalı. Peki böyle bir ihtilal olabilir mi? Yani erkekler ayaklanıp kadınlara karşı tüm kadınları katlettiği saraylarında. Bunlar olsa olsa ihtimal olur.
İhtilal olmaz. Çünkü biliyorsun aslında Fransız ihtimali. O da ölmek mi dersin? Çünkü bu şarkı kadına ölmek dışında bir seçenek bırakmıyor gibi. O da soylu kesmek mi dersin? Söyle canım ne dersin diye tunç uyaklı bir...
Lonca. Lonca. Lonca Evcimik. Abi eskiden Evcimik bana makarna çeşidi gibi gelirdi biliyor musun? Numun Ankara Evcimik. Bir şeyin küçüğü gibi Evcimik. Evet ufağı gibi. Biraz boyu da kısaydı yonca Evcimik'in acaba ona mı nazire? Bu da Evcimik bir tip. Evcimik bir şey yani. Cimcime gibi bir şey yani Evcimik. Erkek olursa Horasan, kız olursa Evcimik. Evcimik gibi. Ağabey, sesli harf, özellikle soy isimindeki sesli harf insanı vezir de eder, rezil de eder. Mesela? Mesela Muhsin Ertuğrul. Şimdi bu soy isimin hiçbir bağlamda kaybetme, başarısız olma gibi bir lüksü yok. Yani şöyle bir haber okuyamayız bence. Muhsin Ertuğrul'un son metni rezalet. Hiç olmamış.
Böyle bir şey olmaz ama kutsi hiçbir zaman bir standart vaat etmiyor. Doğru. Ki soy isim galiba kutsi. Öyle olmalı. Soy ismi mi kutsi? Yani öyle olmalı. Bilmiyorum ki. Kutsi diye isim de olabilir aslında ya. Kutsi. Ya da ismi kutsal da kısaltmak için mi kutsi diyorlar? Ben bunu şöyle yanıtlamak istiyorum. Kaçamak cevaplar vermek istemiyorum. Ya evet ya da hayır demek istiyorum. Hadi sen o zaman evet ya da hayır de bize. Aynen. Ben bu soruya acilen evet ya da hayır diyeyim ki adamlığım ortaya çıksın benim. Şey diyerek kaçmaya çalışmayayım. Ya Samet bu çok boyutlu bir konu.
Hani buna sadece evet ya da hayır diyerek içinden çıkamayız olmasın. İstersen bir soru daha sorayım. İkisine birden evet ya da hayır. Zaten erkek olan böyle yapmalı hayatında. Benim biraz tıynetim varsa ben buna derim ki hayır ya da bir dakika evet ama içimden ne geliyor? Mesela Samet bu soru da bir social structure, bu da bir sosyal yazılım. O yüzden şuna bir şiir okuyarak cevap vereyim.
Diyesim geliyor. Yalçın Küçük müdür? Yalçın Küçük'ün öyle bir anısı vardı sanki ya. Evet evet. Neydi abi? Huyki Cevizoğlu'nun programında etrafına bakmaya başlıyor. Cevabı arıyor gibi hareketleri var falan. Hiçbir şekilde cevap vermeye bir şey ediyor. Ben size bir şiirimi okuyacaktım ama o kitabı getirmemişim falan diyor. Çok iyi ya. Huyki Cevizoğlu da soru sordum efendim gibi bir şey söylüyor böyle.
ben sizin her sorduğunuz soruya cevap vermek mecburiyetinde değilim diye. Yalçın Küçük'e sormuşlar, Yarin'le hoş musun? Yalçın Küçük de her soruya yanıt vermek zorunda değilmiş yani. Yalçın Küçük de demiş ki, ya tutarsa? Sen bu argümanın öldüğüne inanıyorsun da doğurduğuna niye inanmıyorsun? Yalnız bu Samet, bu diğer soruları da yanıt olarak verilebilir bu arada. Şefeti Bey vergi borçları arttı, ne yapacaksınız? Ya ben bir şiir okuyacaktım da kitabı bulamıyorum. Kitabı bulamıyorum.
Ya da şey olsa mesela işte ey İsa biz bu noktada ne yapacağız? Buna bir yanıt yok mu? Ya ben bir ayet okuyacağım da kitap yanımda değil. Kaç kere söyledim ben çıkarken şu kitabı alayım diye. Süper bahaneler ya. Abi aklında olan bir bahane var mı mesela şunu şöyle geçiştirmiştim dediğin? Bahaneden bol bir şey yok. Ben her şeyi bahane olarak kullanabilirim. Yani derdimi anlatacak kadar yalan söyleyebiliyorum öyle söyleyeyim.
Aynen öyle kardeşim. Böyle yalanlar demişken senin de kesin lisede attığın yalanlar da vardır. Ergenlik yalanları ya da olaylar. Lisede çok teorik bir tartışmaya girmiştim bir hocayla, onu hatırladım. Devamsızlık hakkımız vardı ya, ben de arkadaşımla sohbet esnasında şey demiştim, benim daha devamsızlık hakkım var, daha 10 gün falan gelmesem oluyor dedi. Rehberlik hocası bana şey demişti, devamsızlık hakkı diye bir şey yok. Devamsızlık hakkı diye bir şey yoktur dedi. Ne varmış sattı müdafaa.
Peki olan şey ne? Evet ben de onu sordum yani. Devamsızlık hakkı diye bir şey vardır diye ben de tartışmaya girdim. Güzel, people tartışması. Var mıdır yok mudur? O da işte herhangi bir bahanen olduğunda okula gelmeme durumunda sadece bir yaptırım uygulanmıyor. Bu bir hak değildir dedi. Allah Allah. Durduk yere felsefi bir tartışmaya başladık. Hakikaten durduk yere. Bir de yani koca eğitim sisteminde senin dikkatini bu hata mı çekti? Yani bütün kesirler, efendime söyleyeyim, trafik dersi, anlatım bozuklukları, tabii vatandaşlık dersi, bunların hepsi oldu, hepsi tamam. Endoplazmik retikulumlar çözüldü. Gol giyeci, simcik mi diyeceğiz, aygıt mı diyeceğiz, bu da tamam, hepsi tamam. Ney, az vodka mı varmış, ne varmış? Bu kalıp, böyle bir kalıp Samet, yani bu yoktur. Nedir peki? Devamlı gelmeli sanki. Evet, gelmeli. Bir geçiş müziği
Bir de Karadeniz'in pasif agresyonuna dair bir anımı anlatayım. Lisede kantinciyle şöyle bir anım olmuştu. Kantinden bir şey alıyorum. Ben tam alırken kantine 3-4 arkadaşım tepişerek girdi. Böyle yere düşenler falan oldu. Cipsleri falan devirdiler üstlerine. Ergenlik, ergenlik. Kanımız deli akıyor biliyor musun? Öyle bir zamanlar. Birkaç tanesi böyle her şeyi devirdiğinin farkına vardı ama yerde hani özür dileme yerinde bile değil yani tamamen yerde olduğu için kantinciyle göz göze geldi kantinci hiç istifini bozmadan tamamen sakin bir şekilde olayları izledi olaylar sakinleşince bir ses kesilince şöyle bir hareket yaptı yazar kasaya bastı o çiling diye açıldı o yazar kasa
diye o yazar kasa açıldı, içinden 5 lira aldı, geri kapattı. Sonra dedi ki, al bu 5 lirayı, sıç bu dükkanın içine o zaman dedi. Al bu 5 lirayı, sıç bu dükkanın içine. Şimdi Samet, akıllara iki soru geliyor. Birincisi, anlattığını sıç buranın içine, pasif agresif. İkinci soru, neden 5 lira? Şöyle bir gözdağı daha iyi olmaz mıydı? Al bu 200 lirayı, sıç bu dükkanın içine.
Abi benim de lisede, bu arada lisedeki felsefe hocamın eşi sünnetçiydi benim. Evet. Yani dolayısıyla mazeret hakkı vardı. Ve Çükçü'nün eşiydi lakabı. Bayağı. Çükçü'nün eşi. Çükçü'nün karısı diyenler de vardı. Ben katılmıyorum. Ben eş. Peki şöyle bir şey olabilir mi? Yani sünnetçi miydi yoksa atıyorum cerrahtı da sünnette mi yapıyor öyle bir şey miydi? Şöyle söyleyeyim kendisi cerrah ama sünnet konusunda da böyle bir yüksek lisans seviyesine geldiği için... Evet aynı şeyden ordu da mustaripte o yüzden sordum aslında. Öyle mi? Var mıydı böyle bir durum? Tabii tabii. Yani genel cerrah bir taneydi orduda. Herkes işte sünnetçi diye birbirine söylüyordu yani. Ama cerrahtı. Genel cerrahtı ya, orada bir taneydi adam. Bizde de felsefe hocamızın eşiydi. Ben bir yere kadar tartışma üslubunu koruyacak şekilde hocamla zıtlaştım. Derste şey dedi, arkadaşlar, felsefe de bilim gibi ilerleyen bir şeydir. Hadi bakalım. Hayır dedim. Yanlış yere bastı. Orada dur, şu an sanki annemden bahsediyorsun.
Çok sinirliyim. Hocam dedim, felsefe ilerlemez. Birikir. O birikenler içerisinde bir hat kurmak bize kalır. Hat kurmaya da biliriz. Fakat tarihi dedim, lokomotif gibi okuyacaksanız buyurun ilerletin dedim yani. Dedi ki, Fethi dedi, yani bu böyle. Bak dedi, kitapta da bu yazıyor. Felsefe ilerleyen bir şey. Birikir dedim ben. Abi, şöyle bitireyim konuyu. Felsefe sınav kağıdı önümüzde. Beş tane soru var. İşte Sokrat neden yalnız? İşte Ariston neden kafası bu kadar açık? Koleje mi gitti? Bir sürü.
Felsefe sorusu. Abi aldım tükenmez kalemi. Önce yazacaktım. Dedim yakışmaz ya. Yakışmaz. O kadar da değil. Yakışmaz. Hani şimdi annem de öğretmen. Tanışıyorlar arkadaşım. Olmaz. Felsefe yazdım. Virgül koydum. İlerlemez yazdım. Birikir yazdım. Börkteki 70-80 punto. Kağıdı da koydum hocanın önüne. O zamandan beri aramız bir bozuktu ve bana o sınavdan 14 verdi. 14 vermiş ama. 14'ü aldım. İsmini falan yazdın diye herhalde. Muhtemelen. Felsefe yazdım diye 10 verdiler ki. Hani her derste çünkü o dersin adını bir yazınca 5 puan almamız lazım. Geometri falan. Bence de.
İsim, soy isim beşer puandan 10 bence. O dersin adında yazarsan 15. Aynen, diğerleri de şaşar puandan. Zaten beşer puan, şaşar puan. Nesimi'ye demişler ki, aldığın puandan memnun musun? Nesimi de demiş ki, bu ders benim. Benim, ben bir şey okuyacaktım. Ama kitabın yanında getirmemişim demiş.
Sulu kar dedik. Lise dedik. Bilim dedik. Birikir dedik. 5 lira dedik. Felsefe dedik. İlerlemez dedik. Sıç dedik. Çükçü dedik. Karısı dedik. Ve Aynen Öyle Kardeşimin bir bölümünün daha sonuna geldik. Tıpkı hayat gibi. Aynen Öyle Kardeşim. İstersen az evvel çükçünün karısı diye bahsettiğim bir felsefe hocası vardı. Ondan özür dileme şansım var şu an. Olur, çok isterim. Çünkü benim için bir anıyla vedalaşmak, bir şekilde döne dolaşa o anı üzerine bir şarkı yazmaktan geçer. Benim artık bu anıyla vedalaşma vaktim geldi Samet. Kısmet bugüneymiş. Bugüneymiş. İstersen çükçünün karısı için yazdığım şarkıyı burada bütün dinleyicilerimizle paylaşayım. Lütfen sessizlik. Felsefenin akıbeti.
Çok ısrarcı bir şekilde Felsefe ilerler demiştin Alay edip gülerek Beni rezil etmiştin Felsefe ilerlemez bir ikir Bunu sana apaçık bir şekilde söylemiştim Ben bunu okumalarımdan biliyorum Aynı zamanda işinin yaptığı işi Biliyorum O bir çükçük
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.