Podcast

Yamalı Tövbeler ve Nesimi'nin SGK Primi

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde olası bütün nefret suçlarını ruh hali ile ilişkilendirmekle kalmayıp, üstüne bir de bütün hepsinin şaka olduğunu ispatlamaya kalkışıyor. Nesimi'nin brüt maaşını merak etmeyi ihmal etmeyen ikili, ses nodülünü karizmatikleştiren endüstriyi hedef alıyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.337 kelime · ~12 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim Aynen öyle

Elveda, ben sana sürüklenemem. Kaybolup yılları feda edemem. Çekip gittim mutlu ol diye. Bir daha ateşi körükleyemem. Sanırım programı terk etmeye hazırlanıyorsun şu an. Ben gerçekten iyi hissetmiyorum. Yanarım külden öteye geçemem. Sönüp gitti mutlu ol diye. Ne yalancıyım ne de melek. Sana dünyanın sonu gerek. Kurtulur elbet sarmadıysa muhabbet.

O senin ruh halinle alakalı. Bütün tövbelerin yamalı. Bütün tövbelerin yamalı. Of! Of! Muhteşem bir şiir bu. Hangi şaire ait? Bu sondan eklemeli. Dil Ailesi'nden geliyor. Mustafa Sandal etkisinde gelişen yeni Türk şiiri. Uğral Altay, Dil Ailesi'nin Sıva 2-2 giyinen çocuğu olarak da kabul görebilir. Ama şarkının felsefesi nasıl Samet? O senin ruh halinle alakalı. Bitti.

Transkriptin tamamını oku

Evet. Bu bir açıklama ve her şeyi açıklıyor aslında. Yani günün birinde herhangi bir kişi bir eyleminden sorumlu olmamak istiyorsa bunu şöyle açıklayabilir. O benim ruh âlimle alakalı bir şeydi. Ben sorumlu değilim ki. O benim ruh âlimle alakalı. O an öyle hissettim, öyle söyledim. Yani evet. Bir yandan da muhteşem bir şarkı. Şarkı halini biliyoruz Mustafa Sandal'dan. Güzel bir şarkının şiir versiyonuyla açtık muhabbeti. Şarkıda da bahsedildiği gibi bazı şeyler bazı şeylerle alakalıdır. Bazı şeyler de bazı şeylerle alakalı değildir. Çok kapsamlı, haklı, tutarlı bir cümle. Kesinlikle öyle. Kesinlikle öyle. Tıpkı hayat gibi. Aynen öyle kardeşim.

Mesela Samet, hayatta her şeyi böyle kabul edebiliyor muyuz? Hayatta hiçbir şeye kızmadığımız bir noktaya gelebilir miyiz? O senin ruh halinle alakalı, bu benim ruh halimle alakalı. Dünya yuvarlaktır çünkü benim ruh halim böyle söylüyor. Bence pedofili çok samimi bir şey çünkü bu benim ruh halimle alakalı. Suriyeliler çok kötü sıçıyor. Diğer insanlara göre çok daha feci sıçıyorlar. Bu benim ruh halimle alakalı. Böyle bir dünya mümkün mü?

Her şeyin göreceli olduğu, herkesin her fikri, yani bazı nesnel şeylerde bile görecelilik varmış gibi, kendi fikrini böyle, bence su 100 derecede kaynamıyor demiş gibi. Çünkü bu senin ruh halinle alakalı. Bu benim ruh halimle alakalı. Çok iyiymiş ya, bu böyle devam edebiliyor mu işte her konuda ama? Yani böyle nasıl anlatsam bilmiyorum. Mesela kendime daha bir fikri söylemek istiyorum. Bence Twitter çok tırt bir yer Samet. Çok tırt bir yer çünkü çekirdeğinde şu fikir var, herkes eşit.

Herkesin bir söz söyleme hakkı var. Herkes konuşabiliyor. Herkes şey diyebiliyor. Kırmızı bence güzel bir renk. Bence bu gece güzel geçti. Ben bu geceyi bir şiire benzetiyorum. Bütün insanlar bunu söyleyebiliyor. Şimdi ben bunu çıkıp söylediğimde yargılandığım zaman mahkemelerce şunu söyleyip sıyrılacak mıyım yani? Bu benim ruh halimle alakalıydı. O gün öyle konuştum deyip çıkabilecek miyim ya da ne bileyim hani daha farklı bir konu açayım. Bir geçiş müziği

Samet, dünya üzerindeki bütün canlıların her konu hakkında fikir beyan etmesi, üstelik herkesin kendinde rahatça flört etme hakkı görmesi bence edepsizlik. Gerçekten hak edenlere edepsizlik. Bunların hepsi bir şaka Sakın aldanmasınlar Hepsi goy goy hepsi Abi ben bir süredir takip ediyorum, herkes stand-up yapıyor. Yolda gördüğümüz, karşılaştığımız, yanlışlıkla omuzumuzu çarptığımız insanların hepsi stand-upçı. Bence bu kadar çok stand-upçı olmaması gerekiyor. Bu kadar çok stand-upçı varsa dinleyici olmaması gerekiyor. İzleyici olmaması gerekiyor. Hah! Lafı G diye yaklaştırdın şimdi işte. Doğru. Gerçekten doğru. Hepsi goy goy hepsi

Samet, Arabistan'da müziğin yasak oluşu, oradaki bürokrasinin, oradaki oturmuş siyaset kültürünün, düşünen insanların zır cahil, kötü niyetli olduğu anlamına gelmiyor. Bence ortamı koklamışlar. Mesele gerçekten kötü. Belli standartlar yakalanmıyor. Çok kötü yani, tarif edilemeyecek kadar kötü. Bu zarif insanlar dediler ki bu coğrafyada da çalınmayı versin ya. Ruh dediğin belli coğrafyalarda var, belli yerlerde yok. Bunların hepsi bir şaka, sakın aldanmasınlar. Abi bazı kızların instagram profilleri çok şey değil mi ya? Şey işte... Yani... Abi şimdi ben de... Bunların hepsi bir şaka. Abi aslında nekrofili o kadar da şey değil gibi geliyor. Hepsi goygoy, hepsi uydurma.

Abi İsrail bu işi biliyor. Hangi işi diye sormuyorum Fethi. Çoğu işi biliyor. Bunların hepsi bir şaka. Hepsi goygoy, hepsi uydurma. Abi benim bazen var ya, kimsenin rızasını almadan herkesin ağzına pop. Bunların hepsi bir şaka. Önümde bir haber var Fethi. Bir bisküvi firmasının veliahtı önce sesini kaybetmiş, sonra da albüm yapmış. Şey gibi mi yani Samet? Önce altınını, gümüşünü kaybetti, sonra simyacı oldu. Tam olarak böyle bir şey yani. Balık tutmayı öğrenmiş gibi yani. Önce balık elinden alınmış. Bu haber bana

Haber başlığı en baştan zaten bir bisküvi firmasının veliahtı diye başlayınca, veliaht kelimesi zaten çok sınıfsal bir şey. Biz mesela anamızın babamızın oğluyuz ama veliaht değiliz ya, o başka bir şey. -"Veliahtın V'si büyük değil mi? Böyle bir anlama geliyor yani." Öyle olması lazım yani. Büyük harflerle bir haber. Sınıfsal bir haber gibi geldi bana. Bir insan önce sesini kaybetmişse ve sonradan albüm yapmışsa bu bir başarı öyküsünden ziyade çok güzel bir prodüksiyon gibi geliyor bana.

Samet, zenginlerin genel bir huyu vardır. Bir anda vasat olan, avam olan onlarla birlikte zenginleşir. Onlarla birlikte anlam kazanır. Ben bu haberde de bunu kokladım. Çünkü insanın hayatının normal akışında seyreden şey şudur. Ses gider, müzik biter. Ses vardır, müzik devam eder. Mesela ben efendi gibi sesimin kısıldığını hissettiğim anda grubumdan 2 yıl izin istiyorum. Kalkıp da şey demiyorum yani, benim sesim gitti, ben hadi bir albüm yapayım. Böyle bir motivasyon yok ki yani. Düşünsene bir insanın sesi açık, tamam mı? Bir anda kısılıyor. Heyecanlanarak odaya geliyor. Öyle bir baktı giderken yüzüme yaralı yaralı. Böyle o kısıklıktan keyif alır bir yerde. Dengü şarkıları söylüyor. İmkansız, yaşanamaz. Böyle bir şey olamaz. Ona bunu söyleten şey zenginliği. Maddi varsıllığı. Biz o varsıllıktan yoksun olduğumuz için biz çünkü nasıl insanlarız? Yaptığı şeylerden şüphe duyan, başını önüne eğmiş. Ortalama ölçüde kaygı sahibi. Bazı şeyleri beceremeyen, bazı vitaminlerini eksik almış hayatı boyunca. Bu tip insanlarız biz. Ama şöyle bir şey var, mesela yeterince fakirsen albüm yaptıktan sonra ölebilirsin bile. O albüm süreci öyle bir süreç. Yani yaşadık onu. Sametçim ben daha da derin bir pazarlık yapayım seninle. Belli şarkıları kaydet ve öl. Yani albüm dediğin şey 10 şarkı, 12 şarkı. Yeri geliyor 15 şarkı. Bu son dönemlerin single EP kültürleri de buna dahil. Koy iki tane şarkını, ondan sonra intihar et. İntihar timingi olan bir şey bence. Bunu seçebilirsin. Mesela bizim albümde hangi şarkılar gerekliydi? Var birkaçtan gerekli bir şarkı. Ama atıyorum İnsan ve Deniz, tamam mı? O kaydetmeden de ölebilirsin. Çünkü bazen eksik kaydetmek, Samet, işi daha seksi kılabilir. Mesela düşünsene... Yaşasaydı neler yapacaktım? diye anlatırlar yani daha sonra. Mesela doğru ya da işte nasıl anlatsam dört tane albüm kaydedip intihar etmek mi yoksa efendi gibi bir tane malerme gibi tamam mı şık bir iş ortaya koyup şak diye intihar etmek mi ikincisi daha iyidir. İnsanlar sanıyorlar ki üretkenlik berekettir bu bizi daha seksi yıkılar fakat bu yalan. Sanat biraz reşitiktir Samet. Dolayısıyla ne kadar az şey koyarsan ortaya, ne kadar kemik erimesi barındırırsa o şey, o kadar bahsederler. Ben sana açık konuşuyorum. Sen bu konularda hep açık konuşan bir insan oldun. Ben de bu özelliğini hep takdir ederim zaten senin. Sen arkadan bakıldığında yürürken, döndüğünde sağa sola inanılmaz yakışıklı gözüküyorsun Samet, biliyor musun? Önden ne kadar bilmiyorum, onu tartacak vaktim olmadı. Ama arkadan yürürken, o kulak mesela dönüyor ya gideceği yere,

Allahım diyorum ya şu adamı koy Gürşan Mubikoğlu ile bir filme. Yemin ediyorum parlar diyorum ya. Benim de bu senin hakkındaki yorumun, fikrin. Abi sen daha yakışıklısın, sen daha seksiysin bence. Bu benim fikrim. Ama namus da önemli. Sen çok namuslu bir adamsın, ben gerçekten şerefsizin önde gideniyim yani. Hani ikimizin tıyneti karşı karşıya gelse, bir kuyumcu baksa ikimizin tıynetine, sana bakar der ki ooo, aaa, weee. Çok iyiymiş hemen satın alayım bunu der bana da şey der ya bunu da araba lastiğinden yapmışlar abla getirmeyin böyle şeyler der. Bahsettiğim şey benim karakterim. Podcast öyle bir yere evrildi ki şu an karşılıklı iki İbrahim Tatlıses birbirine elini öptürmemeye çalışıyor. Ben buradan bunu anlıyorum. Abi sen kendinden fakir diye bahsediyorsun ama dedikleri doğru sen bir hırsızsın çünkü benim kalbimi çalalı bayağı olur.

Türkçe rock müzikte nodül, faranjit, sinusit, balgam, baba sevgisinden yoksun büyümen... Bunlar bir matah yani, iyi muamele görüyor. Farkında mısın? Nedense öyle bir şey var. Sesini kaybettikten sonra albüm yapmak Türkçe müzikte o kadar da yeni bir şey değil. Çok önceden beri yapılan bir şey. Mehmet Erdem senelerdir mesela sesi olmadan albüm yapma hevesinde. Bu arada Mehmet Erdem iki kişi.

Ben raporlarını açtım, okudum. Öyle mi? Mehmet Erdem ve Nodülü. Mehmet Erdem, Nodülsüz, eksik bir Mehmet Erdem yani. Faranjit rock yapıyor diye biliyorum ben. Sinüzit metal. Atmosferik sinüzit metal. Bir yandan şöyle bir durum da var. Şimdi kötü insanlar, karaktersiz insanlar, bunlardan bahsediyoruz. İşte 11 Eylül. İşte efendime söyleyeyim Türkçe rock müziği. Yine de dünya o kadar kötü bir yer değil. Savaş Aya'ya bakar mısın? Bir düşünür müsün Savaş Aya'yı? Evet. Çıktı mı ekrana Savaş Aya? Bay bay bay.

Getirdi mi gözünün önüne? Gözünün önüne geldi. Ne yaptı Savaş Ay? Hiç albüm yapmadı mesela. Heh başka? Küsleri barıştırdı. Evet. Bunlar yeterli şeyler. Savaş muhabiri gidi mesela. Ne tetikledi Savaş Ay? Neden Barış Ay değil de Savaş Ay mesela o insan? Söyleyeyim mi? Adam kendindeki nodülü, ses tellerindeki deformasyonu fark etti. Ne Ankara'da bir mekan açtı,

Ne bir dönem felsefeyle ya da tiyatroyla uğraşmaya heves etti, ne böyle türlü Davudi içerikler peşinde koştu, ne de bizim gibi oturdu saatlerce podcast kaydetti. Küsleri barıştırdı. Dakikalardır Savaş Ay'dan bahsediyoruz. Z kuşağını asla yakalayamadığımız podcast bölümümüzle devam ediyoruz. Ya bu nödül, bu yoksulluk, efendime söyleyeyim sinüzit bilmem ne bu fakirlik temalı şeyler nedense Türkiye gibi coğrafyalarda bir anda ilişkiler bir hale aldı asfalt gibi yani yol gibi neden böyle oldu bilmiyorum ama ben buradan bir davette bulunmak istiyorum bir çağrıda bulunmak istiyorum sende buradayken metnin başta şu lütfen lütfen

Nodülünüz mü var? Bu sizi yani belli konularda daha kabiliyetli hissettirmesin. Bu bir rahatsızlık, hastalık bu. Bunun şifası da var. Bu iyi bir şey değil. Benim sırf dişim kanal tedavisine ihtiyaç duyuyor diye ben bugün her şeyi dişlemeye başlarsam bu hoş olmaz. Bırakalım sanatı sanatçı yapsın, bırakalım şemsiyeyi şemsiyeci yapsın. Yeter ki onursuz olmasın aşk. Aynen öyle kardeşim.

Ağabey Savaş Ay mesela albüm kaydetmedi dedik yani küsleri barıştırdı dedik. Muhabir yeleğini giydi, belli bir ses sıkıntısı vardı. Muhabir yeleğini giydi, belli bir şekilde kendi misyonunu yüklendi, hayatına devam etti ve kimseye de sormadı yani bunun için. Ben muhabir yeleğini dedim, kendim giydim dedi üstüme. ''Kendim giyerim, kendim çıkartırım, yelek benim, kime ne?'' dedi yani. Exactly. Sordular yaptığın yayınla hoş musun diye. O da dedi ki ''Yani beni pek bağlamıyor çünkü reyting odaklıyım.'' dedi. Gayet analist bir yorum yaptı. Ya bu konunun özeti Samet, şöyle bir çizelim, altını çizelim. Hani ''Ben bu muhabir yeleğini kendim giydim, kime ne?'' Böyle nesimi edasıyla yaşanmış bir hayat gibi geldi bana. Kimseye müdanası yok.

Öyle bir karakter yani. Nesimi'deki bu açıklama yapma gereği duymama, şeffaf olmama hali ama böyle heroik yani kahramanca açıklama yapmama hali Savaş Ay'da da var diyebilir miyiz? Aynısı. Direkt aynısı var ya. Aynı karakter özelliklerine sahip gibi yani.

Yalnız abi böyle insanlarda bir özellik var. Mesela pat lafı sokuyor gidiyor ya, ben yaptım. That's none of your business. Peki bir şey soracağım. Nesimi hangi sektörde istihdam oldu abi? Yani Nesimi'nin primi nereden yatıyor? Sigortası ne zaman başladı? Emeklilikte neye takılıyor? Kendisine sorsak şey der, takılırım takılmam, benim SGK'm kime ne falan der ama gerçekten... Nesimi'nin ses tonunu bir daha yapar mısın bize? Sonu ne? Orkuduşu bir yerden yatıyor işte. Ama ben mesela Nesimi konusunda hakikaten çözemediğim tek konu istihdam. Hayatını nasıl idame ettiriyor? Bir markete gittiğinde peynir reyonunda kaç dakikasını harcıyor Nesimi? Herkese bu sorunun cevabını farklı bir şekilde verip, sana ne, sana ne deyip geçtiği için muhtemelen bu sorunun cevabını alamayacağız. Hazır cevaplıktan mı? Bir tür Nasreddin Hoca mı? Aleviyelik mi? Halkozanlığı mı? Analistlik mi? Metafor uzmanlığı mı?

Deli huyundan ya da suyundan mıdır anlamadım bu işi. Ne bu çılgınlık ne bu kalbin can çekişi. Bence SGK'sı biraz eksik yatıyor, o yüzden de aksi biraz yani. Sürekli herkese böyle ters gidiyor gibi o şiirden anladığımız öyle bir şey var. Mesela şöyle, Nesimiye demişler hoş geldin, gelmedim ki demiş.

Bunun gibi bir aksilik değil mi? -"Evet, gelmedim." demiş. -"Olmaz." demiş. Direkt negatiften başladığı için sohbete iletişim kurması güç biri gibi. Mesela böyle biri Söğüt özünde barınamaz Samet. Böyle biri Söğüt özünde istihdam olamaz çünkü... Şöyle anlatayım, mesela süpervizörü yanına geldi, dedi ki, ya nesiyim, son 6 ayın finansal verilerini istemiştim. Bir de önümüzdeki 5 ayın forecast'ı falan. Benim raporum, veririm vermem. Belki de çalışmadım bile.

Hoş olayım olmayayım rapor benim kime ne dese gerçekten Söğütöz'ün de Çay yolunda Koru metrosuna gidemez ya Nesimi bu tavırla. Sürekli bir diss atma hali var değil mi? Evet evet hep bir aksi. Nesimi biraz sinirli abi başka gidelim Şaha gibi.

Nesimi'ye demişler mesela, kıdemini alacak mısın ayrılırken, ihbar tazminatı falan? Ya bir yıl göreceli bir kavram, kıdem benim tabisi demiş. Öyle de zevk uşağı bir Nesimi. Nesimi'nin yârine sormuşlar mı peki yani Nesimi hakkında bir şey? Ya o kadar hep ona yârini soruyorlardı, onun yâri ne biçim, onun bir beyanı var mı yani? O da evde gördüğü mobbingleri anlatmış mı? Kendi dolduruyor, kendi içiyor, sıfır şeffaflık, rahatsızım falan demiş mi? Bu arada Nesimi'yi sadece bu şiiriyle

algılıyoruz ya işte ben doldurur ben içerim günah benim kime ne bu biraz yanlış ya belki de hakikaten bu şiiri yazarken başı ağrıyordu adamcağızın dişi ağrıyordu onu da hakikaten bilmiyoruz ya. Belki kakası vardı. Bu arada abi dikkatimi Nesimi erken aplikasyon dönemini bize biraz müjdeledi. kah çıkıyor yeryüzüne puan veriyor 5 üzerinden 4.6 servis güzeldi ama yemek kötüydü kah iniyor yeryüzüne sosisler sertti aynen seyrediyorum şu an alemi diye yorum bırakıyor işte trivago minik bir tur programı işte böyle puanlıyor ediyor bence burada inanılmaz argeci bir ruh var keşfetmeyi çok seviyor gidiyor puanlıyor hani siz affedersiniz de sikime çıkarsınız göklere ben çıkıyorum gibi bir tavrı da var

Aynen öyle kardeşim. Abi Nesimi'ye demişler ki işte bir bisküvi markasının veliahtı sesinin kısıldığını anladıktan sonra albüm yapmaya karar vermiş. Sen ne düşünüyorsun demişler. Nesimi ne der böyle bir noktada? Nesimi böyle bir durumda der ki yeter benim üstümden artık şakalaştığınız o sizin ruh halinizle alakalı bir durum der. Bütün tövbeleriniz yamalı der. Aynen öyle kardeşim.

Aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim... Aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim...

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)