
2.316 kelime · ~12 dk okuma
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Çağla Şikel buzdolu fıçının içine girdi ve ekledi. Aslında kimse üşümez, siz kendinizi üşütüyorsunuz. Zihninizdeki üşüme kalıplarını yıkmanız gerekiyor. Soğuğa değil, eşsiz nefesinize odaklanın. Çünkü soğuğun dayanılmaz olduğunu düşünen sadece zihnimiz. Çok enteresan değil mi? Hayatımızda olan bütün fizyolojik olayları sadece zihnimize indirgeyerek yatsıyabilir miyiz? Mesela karnım acıktı. Aslında karnımı acıktırıyorum kendi kendime diyerek. Ölebilir miyim mesela yemek yemeyip?
Öyle söylüyor. Çağdaş Hikel'e göre öyle. Bu arada eşsiz açlığın da farkına var bir an önce. Açlık bize sürekli dışarıdan empoze edilen bir fikir. Belki de aslında o kadar da aç değilizdir. Hiçbirimiz. Belki de ölenler... Bak zorlanıyorum söylerken. Ağır konulara geçtik Çağdaş Hikel yüzünden. Belki de ölenler ölmedi.
öldüklerini düşünüyorlar. Çünkü eşsiz nefesleri onları artık hayattan bunaltmış bir duruma getirmiş artık. Şımarmışlar. Lale devri gibi düşün. Sürekli eşsiz nefes al, eşsiz nefes ver. Ki Çağdaş Hikaye bunu yaşıyor sanırım. Enteresan bir demeç. Acıkmıyorsak başka neleri yapmıyoruzdur da öyle zannediyoruzdur mesela. Osurdum mesela. Benim eşsiz nefesim döne dolaşıp başka birinin burun ceplerine giriyor. Burunlarımızın cephi var Samet. Bu arada baksana iki tane ceple gezmiyor mu burunumuz? Evet. Bu aslında şu an birazcık alaya alarak bahsettiğimiz konuda belki Çağla Şikel haklı ve belki sadece bu yöntemle ölümsüzlüğü bulacak. Böyle böyle. Ölüm fikrini zihnden atacak ve Çağla Şikel birdenbire ölümsüz olacak. İnanamıyorum. Burada anlattığına göre böyle bir çıkış yolu var. Bunun bir ihtimali var mı sence? Çağla Şikel'e göre bence var. Şimdi ben de şöyle bir uzamının uzamının uzamını açayım. Sana Çağla Şikel'i haklı olduğunu düşündürten şey aslında senin ruhun. Çağdaşikel haksız ama sen zihnindeki Çağdaşikel kalıplarını yıkmıyorsun. Hala aynı Çağdaşikel kalıplarıylasın Samet. Ve artık Çağdaşikel'e değil eşsiz nefesine odaklanmanın vakti geldi bence. Çünkü Çağdaşikel'in sana haklı olduğunu düşündüren senin zihnin. Belki de Çağdaşikel'in eşsiz nefesi kadar eşsiz nefesler alıp vermiyoruz Fethi. Evet ama bu fakirlikle de alakalı olabilir. O bizim gelir durumumuzla mı alakalı? Ya maaş bordurumuzla, yamalı tövbelerimizle... Ben bir insanı değerlendirirken, bu Çağla Şikel olsun olmasın ama bu kadar hayatı zihin üzerinden, ideal üzerinden tarif eden biri için konuşmuş olayım. Markete gidildiğinde o tereyağı, peynir, reçel, oreonun önünde bekleme süresi bir insanın sınıfsal profilidir benim için.
Yani o insana kulak verdiğimiz zaman duyduğumuz şey değil, o insanın iki fiyatı kıyaslarken sergilediği performanstır benim için sınıf. Ben şuradan anladım zaten senin sınıfını. Sen Çağla Şikel'i markete giden biri olarak tanımladın kafanda. Buradan anlaşıldı zaten. Senin nerede olduğun buradan anlaşıldı. İyi de abi insanlar markete gidip almaz mı ihtiyaç duyduğu şeyleri? Bazı insanlar diye küçültebiliriz belki. Çağdaşıkel olmadığımız için oluyor tüm bunlar. Tüm konuştuklarımız biz Çağdaşıkel değiliz diye. konuşuluyor. Burada kaç bölümdür podcast kaydediyoruz? Çağla Şikel değiliz. Doğru ama şöyle düşün mesela saat sabah dört. Evet. Evde olmayan bir şeye ihtiyaç duydu Çağla Şikel mesela. Nasıl temin edecek bunu? Nasıl tedarik edecek? Temin ettirtir diye düşünüyorum ya Çağla Şikel. Gerçi yani 700 bölüm Cennet Mahallesi'nde oynamış birinde bazı deformasyonlar olur gibi yani zihninde. Bu da onların bir göstergesi olabilir. Bu arada Çağla Şikel'e üşümekten bahsettiren medya Tarkan'a hangi sorularla geldi?
Tarkan'ın çok üstüne geldiler değil mi? Çok yordular Tarkan'ı. Tarkan Amerika'ya kaçana kadar Tarkan'ın üstüne geldiler. Normalde insanların ağzına uzatılan mikrofon Tarkan'a gelince onun götüne uzatıldı. Çok uzun süre böyle oldu. Baya baya götüne uzatıldı bu arada. Ve hep aynı soruyla geldiler Samet. O soruyu sen mi söylemek istersin ben mi?
Herkes şunu merak etti, başka soruların arasında bir de o soruyu sorma. Bütün medya şöyle şeyler yapıyordu. Tarkan, kuzu kuzu süper şarkı olmuş, muhteşem albüm, çok iyi insanlarla çalışmışsınız. Bir de top musun? Tarkan, az önce cümlede eşcinsellik dedik ya, içinden ben de ben de dedin mi? Yamalı sevdalar derken erkeklerden mi bahsediyorsun? Hemen hızlı bir cevap alabilir miyiz? Tarkan, erkekler mi daha iyi yoksa erkekler mi? Tarkan, burada herkesin huzurunda anüsü cümle içinde kullanır mısın lütfen?
Tarkan sana bir söz öbeği versek, virgülü sen nereye koyacaksın sen seçsen. Geyik avı. Sen virgülü nereye koyarsın ve neden? Tarkan top mu değil mi? Az sonra. Kusu kusu kusu kusu kusu kusu kusu. Tüm röportajları böyleydi ya. Böyleydi, gerçekten böyleydi. Sürekli böyle sorular soruyor. Adam Karma albümünü yapmış. Bu adam daha ne yapsın size? Bu adam daha size ne üretsin? Karma albümü Türkçe pop külliyatının veda hutbesidir.
Tarkan mesela şimdi ben bir cümle kurayım. Mesela Ali bir eşcinsel. Sen bu cümleyi duyarken rahatsızlık hissettin mi? Tamam çok rahatsız olduysan Ahmet Kaya ve PKK hakkında da konuşabilirim. Böyle bir şeyi vardı ya Türk medyasının. Tarkan iki meseleden bahsetmek zorunda. Ya PKK...
Ya da geylik. Başka hiçbir konuda fikre alınmadı Tarkan'ın. Hatırlar mısın o dönemi? Bir de yani o döneminde de Prime dönemi yani şu an en fazla dinlenen eserlerini verdiği dönem yani. Her şeyi üretiyor ama kimseye yaranamıyor. Herkes şunu merak ediyor. Tarkan bir arkana bakabilir miyiz? Böyle manyaklık olamaz yani. Ama Tarkan da bir yandan tam aksini şarkılarda o kadar yaşattı ki hakikaten insan oturup da bir düşünüyor. Tarkan birilerinin belindeki kemer oldu abi. Evet doğru. Saçındaki toka oldu. Doğru. Nefesi olup içine doğdu ki Çağla Şikel'e göre o biraz daha farklı bir mesele. Hep böyle aşk, tutku, DNA'lar birbirine karışıyor. Böyle Luna Park bir Aqua Park. Hormonların yüzdüğü bir Aqua Park Tarkan. Belki de o yüzden merak ettiler özel yaşamında nasıl biri diye. Bir geçiş müziği
Abi bu arada Giritli dedeler her ne kadar çağınırmak filmlerinde çok mutlu, çok sempatik, çok uzun yaşayan, işte zeytinyağlı gıdalar tükettiği için bir o kadar sağlıklı insanlar gibi anlatılsa da bence Giritli dedeler de en az diğer insanlar kadar yeri geldiğinde antipatik. Giritli dedeleri çok sempatik sunanlar kimler? Başta Çağnırmak, ondan sonra bugüne kadar bu mübadele hikayesini sırf karşı tarafta daha rahat flört edebilmek için satan Kırşehirliler. Yani hep anlatıyor ya insanlar böyle, biz de Giritliyiz, biz de Makedonuz, şöyleyiz, böyleyiz. Bir anlatı oluştu Samet. Bu arada Kırşehir'i Kırşehirlilere tenzih ediyorum. Yani burada vurgulamak istediğim şey... Kırşehir var, Kırşehir var. Kır şehrini gel, aşka kanalım seninle... Ben öyle hatırlıyorum o şarkıyı. Neyse, Ayvalık'ta şöyle bir olay oldu Samet, kısaca anlatayım. Dört tane Giritli dede durakta oturuyorlardı, birbirleriyle sohbet ederken yanlarından iki tane muhtemelen liseye giden, o yaş grubunda iki tane kız geçti. Biri onlara baktı, gözlerini şişirdi böyle, yanındakine döndü şey dedi, ''İyi parça!'' dedi.
Bu hikayede her şey var. Bu hikayede yaşanmamışlıklar da var. Belki pedofili de var. Birçok şey var. Giritli dedeleri artık o kadar övdük ki bu hikayeyi bile şu an bizi dinlerken yakıştıramayacak insanlar vardır diye düşünüyorum. Saçmalama, Giritli bir dede böyle yapar mı? Liseye giden birine bakıp da iyi parça der mi? Samet dedi. Der.
der. Bunu onlar ayrıca der. Hani ben eşitlemeye çalışıyordum. Onları sen girdi daha da bir itin götüne. Ben denge sevmem. Benim de buna benzer bir fikrim var. Bence biz bir arada mutlu mesut yaşayamayız. Acilen bir düşman bulmazsak. Biz bir düşman bulmazsak siksen the city. Asla mutlu ve huzurlu yaşayamayız. Bize bir düşman gerek Samet. Her konuda bu böyle. Seks, antropoloji, paleografya,
Babalarımız. Her konu. Virginia Woolf. Kadın komedyenler. Beşiktaş taraftarları. Her konuda bize bir düşman gerekiyor. Katılır mısın? Bu konuyla alakalı bir alıtı yapma. Ben bir şiir okuyacağım ama kitabı bulamıyorum. James Joyce'un bir kitabında şöyle bir şey geçiyordu da. Aslında çok vatansever insanlardır. Sadece hangi vatan olduğunu göstermeniz gerekiyor diyor.
Bence bazı iyilikler sadece kazanılmalı. Asla önceden bilinmemeli, önceden, deneyimden bağımsız bir şekilde bir insanda var olmamalı. İnsanlar iyi olmayı hak etmeli. Doğru. Doğru. Sadece bulunduğu bölgeyle, yaşadığı ırkla... Şu an ben bir kamu spotu çekiyorum da... Samet Ottü de kamu spotu okudu.
Taban puanı yetiyordu Samet'in puanına. O zamandan beri kamu spotları üretir. Bu arada Samet, normalde oturup podcast kaydettiğimiz yerlere nazaran çok rahat bir yerde oturuyoruz bugün. Ben ziyadesiyle şaşkınım. Önceden podcastı kaydettiğimiz yer, Uğur Dündar'ın birdenbire basıp da... ...bu koşullarda podcast kaydedemezsiniz diye üzerimize geleceği bir yer gibiydi. Şu an Beyaz Show'da gibiyim.
Bir anda Beyaz Şov'a konuk olmuş gibi olduk. Ben seni ilk defa bu kadar rahat otururken görüyorum bir podcast kaydında. Ben çok uzun zamandır ilk defa bu kadar rahatım zaten. Gerçekten böyle koma pozisyonundayım yani. Öyle bir rahatlıkla podcast kaydediyorum. Bence insan bu kadar rahat olmamalı. Bu benim kendi fikrim. Ben de mesela insan bu kadar rahat olmamalı noktasında değilim de insan rahata alışmışken bir anda kendini çok rahatsız bir yerde bulmamalı. Derler ya Allah kimseyi kardeşim gördüğünden geri koymasın derler ama buna çok tezat örnekler de var. Bu zamana kadar çok rahat, keyifli bir iş sürdürürken bir anda kendini inanılmaz zor, inanılmaz rahatsız bir sahada sergileyen, bir anda buna heves eden belli kişiler de var bence. Mesela bize bir örnek verebilir misin? Bunların arasında kimler var aklına gelen? Yani Erdal Beşikçioğlu. Ya şu zamana kadar muhteşem bir tiyatro geçmişi. Üzerine Behzat Ç. bölümleri. Derken bir anda, bir saniyede Eti Meskut, Cumhuriyet Halk Partisi belediye başkan adayı olarak karşımıza çıkması. Yani tamam tiyatro rahat bir disiplin midir bu anlamda söylemiyorum ama kalifiye olduğu alan ya, mutlu olduğu alan, başarılı olduğu alan ya ne oldu da bir anda bu kariyerin iğmesi bir anda belediye başkanı adaylığına geçti ne oldu? Belki o benim demin bahsettiğim gibi o rahatlığı hak etmediğini düşünüp daha rahatsız bir pozisyona geçmiş olabilir çünkü muhtemelen
podcast'ı bitirdikten sonra ben de aynı şeyi yapacağım. Bence ama mesela ben bunun özelinde şunu söylemek istiyorum. Özgür Özel, Erdal Beşikçioğlu'nu halka tanıtırken, ben ona baktığımda Türk polisi görüyorum gibi sözler söyledi. Benim aklımda bir soru işareti var. Yani CHP'de hakikaten Behzat Çeyik'i aday gösterdiğini düşünüyor olabilir. Yani orada içeride ne konuşuldu tam bilmiyoruz. Erdal Beşikçioğlu'ndan onların da haberi olmamış olabilir gibi bir hissiyatım var. Çünkü bir de çok fazla ünlü aday gösteriliyor halkın sevdiği karakterler olsun falan diye. Buna kökten bir çözüm bulma taraftarıyım ben. Ne öneriyorsun bize? Keşke şöyle bir şey olsa yani tüm ünlülerin olduğu tek bir parti olsa CHP'dir, TİP'tir, İyi Parti'dir bu ünlülere hiç yaklaşmasa. Bütün ünlüleri bir tane partide toplayalım. Akasya Durağı Partisi olsun. Akasya Durağı Partisi. Çok iyi.
Doğru mu anladın? Böyle full ünlüler ve her seçimde bir ünlü aday gösteriyorlar. Bence çok mantıklı. Altın Kelebek Partisi mi olur artık? Ne yaparlarsa yapsınlar. Bunlar olsun ve tüm ünlüler orada olsun. Beni ünlü yönetsin istiyorum diyen insanlar doğrudan o partiye baksın. Oradan istediği bir ünlüyü seçsin. Benim görüşüm bu yönde. Yani daha metodik bir tartışma olsun. Hani şu parti bir ünlü gösterdi değil de ben bu seçimde gerçekten bir ünlüye mi oy versem?
Diyenlerin tek adresi olsun Akasya Durağı Partisi. Bence böyle olmalı. Bu girdaptan bizim çıkış yolumuz bence bu. Yani hımm piriştina mı soner arıca mı gibi bir denklemde kalalım. Adresimiz belli olsun. Kesinlikle belli olsun. O zaman da artık işte o ünlülerin arasından hangisi daha polise benziyor, hangisi polis rolü oynamış arasından seçeriz. Erdal Beşikçioğlu mu olur? Yakışıklı Güvenlik mi olur? Biz artık onu onların arasından seçmeye başlarız.
Benim böyle bir çözüm önerim var. Hatta çok hevesliysek buna gideriz partiye efendi gibi üye oluruz. Akasya Durağı Partisi'nde hangi ünlü aday gösterilecek o mekanizmada da yer alırız. Tabii ki. Fikrimizi beyan ederiz. Ki ben yakışıklı güvenliği daha çok isterim. Ben de Eti Meskut'a yakışacak bir aday olduğunu düşünüyorum ben. Peki Özgür Özel o noktada da şey diyecek mi? Ben bu arkadaşıma baktığımda yakışıklı bir güvenlik görüyorum diyecek mi? Yani Erdal Beşikçioğlu'na yaptığın aynısını ona da yapar mı sence?
Bence yapmalı. Erdal Beşikçioğlu'na yaptığı her şeyi diğer ünlülere de yapmalı. Ayrıca yakışıklı güvenliğe baktığında yakışıklı güvenlik görmemek de bir hastalıktır. Değil mi? Sıkıntılı bir şeydir yani. Yakışıklı güvenliğe baktığımızda hepimiz yakışıklı güvenlik görmek zorundayız. Peki biz Erdal Beşikçioğlu'na baktığımızda öncelikle böyle bir polis görmek durumunda mıyız bu Özgür Özel'le alakalı bir mesele mi? Özgür Özel'le alakalı bence çeşitli durumlara göre ya Erdal Beşikçioğlu'na baktığımızda valide görebiliriz. Valide? Erdal Beşikçioğlu'na baktığımızda valide görebilir miyiz? Fethiciğim oradaki D'de ayrı yazılınca valide görebiliriz. Haa oku da baban gibi kaymakam olma şakası.
Aynen öyle kardeşim. Efendime söyleyeyim başka ne roller oynadı Erdal Beşikçoğlu? Gogol'un delisini görebiliriz. Bunların hepsini görebiliriz. Hangisini tercih ettiğimize bağlı olarak. Orada herkesin önüne çıkıp Özgür Özel şey de diyebilirdi. Ben bu adayımıza baktığımda Vinc'in tepesinde bir deli görüyorum da diyebilirdi. Yine de alkışlanırdı. Şeydi diyebilirdi, ben gölge etmeyin başka ihsan istemiyorum da diyebilir mesela. O da bir seçenek. Ya bütün bunların ışığında Samet. Hepsini göz önüne aldığında. Türkiye tiyatro tarihi, tiyatro geçmiş olan insanların bir anda yerel teşkilatlanmalara dair söz söyleme becerilerini kendilerinde hissetmelerine neden olan aptal özgüven. Onları aday gösteren siyasi mekanizmalar, bütün bunlara baktığında onlara armağan etmek istediğin bir şiir, bir şarkı var mı? Onlara Yakışıklı Güvenlik'ten Ah Sana Vah Sana'yı hediye etmek istiyorum. Buradan yakın geçmişte politik figür olarak gördüğümüz tüm insanlara bu şarkıyı buradan armağan edelim. Yakışıklı Güvenlik'ten Ah Sana Vah Sana mı? Evet. Bitti bahaneler. Tükendi cümleler. Güldüğüme bakma neler çektim ben neler.
Kalbimde kırılmadı kalmadı ki bir yer. Hepsi hikaye, sildim teker teker. Dert değil anlasana, yetti bunlar bana, değişmem demiştin. Haline baksana. Ah sana, vah sana. Yine Samet kendi sesinde hala bu arada. Arada yazarım ama ismini kalbimden silmiştim oysa. Ah sana, yazık sana. Kıyamazdım sana ama farkın yok seninde, yürü yol bitmez sana.
Sonlarda birazcık kafiyeden, ritimden birazcık şaştık gibi oldu. Ama bu şarkıyı tüm siyasi figürlere iletmek istedim. Ya bu çok içten bir metin. Çok keyifli bir metin. Zaten o sonda uyak, redif kalmadı dediğim bölümde öfke de var artık. Sarkastik bir moda da geçiyor. Ama dinlerken fark ettim. Öncesinde hiç düşünme şansım olmamıştı. Çok keyif alıyorum şu an.
Bu sohbetten. Erdal Beşikçioğlu üzerine konuşmak da bayadır hayalimdi. Her insana hitap edecek bir konu başlığı bulayım da bir an önce konuşayım istiyordum. Buna vesile oldu. Teraki Perver'den tut CHP'ye kadar. Tamer Karadalı'dan tut Çağla Şikele kadar. Herkesin kendi nasibini bulabileceği bir şarkı diyebilir miyiz? Kesinlikle öyle. Aynen öyle kardeşim
Ah sana vah sana dedi Samet. Bu şarkıyı da Türkiye siyasi ikliminden nasibini alan bütün siyasetperver kişilikler, aynı zamanda da bir anda belediye başkan adaylığı konusunda kendinde cesaret bulan devlet tiyatrocuları odağında... Sikin bu nasıl bir konuşma? Odağında ne o nakış? Çok güzel
Fristan. Aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim...
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.