
2.323 kelime · ~12 dk okuma
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Şunu hatırladım, Ankara'da bindiğim bir otobüsün İnstagram'ı vardı. Öyle mi? Evet camlarında İnstagram'ın logosu ve İnstagram ismi vardı. İnstagram ismi de plakası bu arada. Plakayı yazdığımızda İnstagram'a otobüsün İnstagram'ı çıkıyordu ve otobüs şoförünün falan değil. Baya otobüs selfie çekmiş gibi fotoğraflar vardı. Otobüs kendini tanıtıyor. Otobüs kendini böyle çok yakışıklı çekmiş ve altına özlü söz yazıyor gibi şeyler vardı. Muhteşem bir profil bu arada.
Yani böyle içeriden fotoğraflar yok, şoför ya da işte otobüse binenler değil, otobüsün fotoğrafları. Evet, otobüsün fotoğrafları böyle karanlık yolda giderken işte aydınlıkta yeni gıcır gıcır üstüne yeni cila atılmış haliyle falan böyle. Öyle bir Instagram profili olan bir otobüs var. Ben şu an bir otobüs takip ediyorum mesela. Çok iyi. Peki story atıyor mu mood falan yazıp böyle? Story atmıyor ama ara sıra post paylaşıyor işte. Yollar bilmem ne mi hasta. Kızlar şöyle şeylerden hoşlanır. Balık burcuları eklersin falan. Öyle şeyler paylaşıyor ara sıra. Çok enteresan. Ben de sana bir otobüs hikayesi anlatayım. Bundan yıllar önce Ayvalık'ta denize gideceğiz. Eniştem, kuzenlerim vs. böyle 5-6 kişiyiz. Orada yanlış bir kelime seçimi oldu ama bence istemeden hayatın çok kısa bir özeti yapıldı.
Eniştem doğru yere geldiğimizde şoföre şey dedi, şoför bey dedi duracak var dedi. İnecek var demedi. Duracak var dedi. Durakta inmek istiyorum da demedi. Yok yok duracak var. Durmak isteyen biri var dedi. O an bir düşünce aldı beni. Tabii ki yani orada kast edilecek kelime inecek var. Ama bazen gerçekten hayatı şunu söylemek gerekiyor. Duracak var. Hayatta bazı ilerleyecek şeyler var. Bazı şeyler de duracak şeylerdir. Susma haykır duracaklar vardır demek istiyorum. Aynen öyle kardeşim
Bir dil sürçmesi daha geldi benim aklıma. Bir arkadaşım keskin sirke küpüne zarar diyeceği yerde keskin kürpe sikine zarar demişti. Bu da böyle tek satırlık bir anı olarak bu podcast'ta kalsın istedim. Duracak var diyeceğim bu noktada. Bu arada keskin sirke dediğin an içinden sik geçen bir şey geçeceğini anladım. Öyle değil mi? Keskin sirke dediğinde biri kesin sikten bahsedilecek. Kesin sikten bahsedilecek yani. Bu arada tekrar soralım biz sikten bahsedebiliyor muyuz?
Abi bahsettiğim bir konu vardı senin. Demiştin ki insanların özel hissetmeye, özel hissettirilmeye ihtiyaçları var. Bu daha makro bir mesele olarak da karşımıza çıktı. Söz gelimi muhtar adayları ya da belediye başkan adayları bizi sanki böyle çok özel hissettireceklermiş de önlerinde seçim gibi bir engel varmış gibi davranmıyorlar mı? Hani şu seçim bitse de bir an önce size özel hissettirsem gibi bir hevesleri yok mu sence de? Evet, bir de çok yüksekten atıyorlar gibi. Bu genel olarak insanların böyle seçimle böyle bir bağı oluyor. Her şey o seçimden sonra çok aşırı değişecek, çok aksi yönde ilerleyecek gibi bir hevesi oluyor. Muhtar adayları da böyle. Evet. Yani bir muhtar olarak bir mahalleyi en fazla ne kadar değiştirebilirsin? Maksimum ne yapabilir ki yani? Yani bu şey gibi bir şey. Atıyorum çok lokal bir yerde istediğin değişimi yap ama çevresi aynıdır ya bir kere. Her şeyden önce böyle bir şey var. Sen ikametgah vereceksin ya. Evet. Sen ikametgah vereceksin. Sen insanlara açılan davaların belgelerini insanlara teslim edeceksin. Bu kadar. Hatta şöyle yani masanın üzerinde siz bakın diyeceksin yani. Hani şey demeye gerek var mı? Ek işim değil, tek işim. Yani tek işin bu olmasın. Git bale kursuna yazıl. Kızını İspanyolca kursuna gönder. Ne bileyim bisiklet sür tekrar. Evet ya. Ahşap oy. Ahşap oy. Hani bunlara çalış ya da ne bileyim mihriban sözler yaz Google'a. Bir şey daha öğren. Ek işim değil tek işim.
Abi bu muhtarlarda sezdiğim bir durum var. Teşkilatlanmanın derecesi küçüldükçe, yani ülke, il, ilçe, semt, belediye, köy ya, o böyle gider ya, küçüldükçe iddia büyüyor. Matuşka gibi saydın bunları yani. Evet, nasıl saydım ama tek atımda çok iyiymiş. Aynen. Hiçbir cumhurbaşkanı adayı şey demez mesela, ver yetkiyi düşünme gerisini falan tarzı muhtar adayı cümleleri var ya. Evet, bu kadar büyük oynamak zorunda mıyız ya biz bu oyunu? Ver yetkiyi gör etkiyi. Neden yani? Neden bu kadar? Aspirin değil mi? Bir tane de muhtar adayı olmamış biri.
Ve ilan vermiş muhtar adayı değilim diye. Bu çok inovatif mesela. Yani Unkapanı Mahallesi muhtar adayı değilim. Niye diye sormayın, kafanızı boşa yormayın demiş mesela. Allah Allah, cidden aday değil mi? Aday değilmiş ve neden aday değilsin diye de bana sormayın demiş yani. Beni yormayın demiş. Peki bu şakanın maliyeti ne kadar? Kaç tane afiş bastırmış, cebinden ne kadar para çıkmış? Mesela sana sorayım Samet, sen bir komedyensin. Bir şaka için cebinden maksimum ne kadar para çıkar mı?
Ben şakanın maliyetini sıfıra indirmeden o şakayı yapmam. Yani şöyle bir söylemiş, Unkapanı Mahallesi muhtar adayı, parantez değilim, kapa parantez. Niye diye sormayın, kafanızı boşa yormayın. Yapmayın bunları demiş yani. Muhtar olmamakla anılmak istemiyorum demiş. Allah Allah. Galiba bu şakacılık ek işi değil, tek işi.
Ne demiş başka? Bir muhtar adayı şöyle bir şey demiş mesela Samet. Değişime buradan başla. Metru altında you are here vardır. Şu an buradasınız. Değişime buradan başla. Tam buradan yani. O noktadan. Bulunduğu yerden. Bu çok kişisel gelişim cümlesi aslında. Değişime buradan başla. Önce kendini değiştir. Ya yoldan çekil ya da yeni bir yol aç. Herkes evinin önüne birazcık böyle özen gösterse daha temiz evler olur. Ben sana bir kişisel gelişim kitabı söylemek istiyorum. Ben bunu kitapçıda gördüm. Muhtar adayları için de güzel bir fikir olabilir. Kitabı aldım elime Samet. Ön kapağında bir ayna var.
Baya maliyetten kaçınmamış, kitabın ön kapağına bir ayna yapıştırmış. Ayna, dümdüz bakıyorsun, kendini görüyorsun. Kitabın adı şey... Dünyanın en cesur insanı. Her bakan görüyor. Cesur yeni insan.
Her bakan kendini görüyor, yukarıya bakıyor. İşte çok cesur insan, en cesur insan. Bundan etkilenen var mı ya? Samet bundan etkilenen varsa her şeyden etkilenen vardır kardeşim. Çünkü bu çok fena yani. En azından bir kişi görsün değil mi onu? Çünkü dünyanın en cesur insanı bütün insanlar olamaz. Bir de mesela aynaya baktığında, aynaya baktığının farkında olmaması gerekiyor bundan etkilenebilmesi için. Ya oradakinin kendini görünce
''Aa benim'' diyebilen insanın aynadan haberi yoktur. Değil mi? Orada aynayla sıfırdan tanışması gerekiyor. Peki şey yapabilir miyiz? Hani bir ayna yerleştirsek sokağımıza, üstüne de yazsak. Dünyanın en nitelikli muhtar adayı. Her geçen kendini görse mesela bence yeter. Samsun'da bir muhtar adayı, Samet, şöyle bir afiş bastırmış. ''Atarsanız ekime, atmazsanız sikime.'' Yine sik dedik.
Siksiz güldüremez olduk Samet. Bak bu çok kötü. İlk bölümlerde konuşuyorduk sanat kimin içindir. Evet. Göz içindir, kulak içindir, için içindir. Şimdi sanatı sikimize taşlarımıza sürdük. İnanamıyorum ya. Gerçekten yazıklar olsun. Bizim birbirimize davranışlarımıza da yansır. Ben çok rahatsızım. Ben seninle beş hafta önce daha iyi anlaşıyordum. Evet. Biz böyle giderse iki haftaya meme ucu sıkarak iletişim kuracağız. Böyle olmaz. Yok yani.
Şu an dinleyenler ne yaptığımı anladı mesela anlamaması gerekiyordu. Doğru söylüyorsun. Bak başka bir muhtar adayı da şöyle katılıyor sohbete. Kimseyi ayırmaksızın herkese eşit şekilde hizmet edeceğime söz veriyorum. Kimseyi ayırmaksızın? Yani sen o kadar kişiye hizmet etmeyeceksin. Senin o kadar büyük bir kitlen yok ki. Evet ya. Kimseyi ayır ya birini de ayır. De ki sen daha niteliklisin de. Evet. Senin evranı ben kırmızı kalemle dolduracağım de. Mesela. Bir şeyler de yani, kimse sana kızmaz. Sen niye onun bilmem ne belgesini daha özenle hazırladın, benimki niye kırış buruş demez yani. Samet biz bu arada muhtar seçiyoruz, biz etik şampiyon seçmiyoruz.
Burada bir şeyin ayırdığına varalım. Hani hangimiz daha barış taraftarı, hangimiz daha kapsayıcı, hangimiz şampiyon, hangimiz kimseyi sikmeye çalışmıyor diye bir soru yok. Yani muhtar seçiyoruz. Dumbledore seçmiyoruz. Bir noktada bir durmamız gerekiyor.
Dumbledore dese ya, atarsınız ekime, atmazsınız sikime kadar diye afişler asılsa böyle. Hogwarts'a inanılmaz olur. Şuna ne diyorsun peki? Un, yağ, şeker var. Alaç ama helvacı lazım.
Soy ismi Helvacı diye düşünüyorum. Muhtemelen. Muhtemelen öyledir. Soy ismiyle ismiyle çok şaka yapan var. İsmi Mesut ise işte yok Mesut olacak. Helvacı ise işte un, yağ, şeker, helvacı lazım. Burada kontekst de yok artık. Evet. Yani şunlar şunlar var. Hadi helvacı lazım. Bir tuhaf yani soy ismi mesela alelade bir şey olan bir insan da böyle bir şey deneyebilir mi? Helvacıdan daha da alelade olan bir şey. Soy ismine bağlı. Mesela? Fethi Yıldırım. Fethi Yıldırım bugün muhtar adayı. Tamam. Ve kendi ismini kullanarak bir slogan yazdın.
Hangi mahallenin muhtar adayıyım? Tunalı Hilmi. Yeldeğirmen'in mahallesi muhtar adayısı. Yeldeğirmen'in fethi. Abi bu arada Bağcılar, belediye başkan adayı Bağcılar'a deniz getirmeyi vaat etmiş. Gerekli miymiş? Önden bir anket çalışması yapılmış mı? Yani gerçekten Bağcılar'a deniz lazım mı? Bir de her belediye deniz getirmeye kalksa yani ülke yeterince bölünmez mi bin parçaya? Bölünmesi bir kenara Samet çok maliyetli. Ben yine muhasebe gözünden bakayım. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Ya da mesela Ayvalık Belediye Başkanı şey diyor mu? Burada denizle yaşadık çok güzel. Ben bir süre denizsiz bir proje denemek istiyorum. Ayvalık'ın denizini kurutacağım. Desene mesela. İşte Venedik'teki su sorununu çözeceğim. Başıboş su kalmayacak. Başıboş sular.
Yani büyük iddialar, küçük karakterler yani yanlış zaman yanlış insan denklemi. Bence muhtarlara şunu öğretelim. Muhtar adaylarına şunu söyleyeyim. Arkadaşlar size bir tükenmez kalemi yetiyor.
Sizin insanları kucaklamanıza, bütün cinsel yönelimlere kucak açmanıza, herkes olduğu gibi kabul etmenize gerek yok. Siz mesela homofobik olabilirsiniz, mesele değil. Çünkü siz pusula imzalayacaksınız. Transfobik olabilirsiniz ya da sokak hayvanlarından nefret ediyor olmasın. Ben bunu kabul etmiyorum. Kırmızı çizgin ora mıydı Fethi yani? Öncekiler hiç değil miydi kırmızı çizgin? Seni linç ettireyim mi burada? Ettirsene beni linç ya.
Şimdi peki biz podcast mahallesine muhtar adayı olsak. Aynen öyle kardeşim olarak. Mesela burası kocaman bir köy. Güzel. Diğer podcastlerle de yarışacağız. İşte biz muhtar olacağız diye. İki sorum var. Öncelikle bizim sloganımız ne olur? Adam adama. Erkek erkeğe bir sohbet için. Şimdi insanlar, podcast dendiğinde Samet, zannediyorum ki kişisel gelişim, bireysel meseleler bunlara çok odaklılar. Yani dünkü maçı kim almış, asgari ücret ne kadar olmuş gibi sorulardan ziyade kendileri bu hayatta nasıl daha iyi adımlar atarlar buna kafa yoruyorlar. Demek ki bu fazla dinleniyorsa kişisel gelişim odaklı sloganlar yazabiliriz. Çok mantıklı. Mesela aklına gelen bir slogan var mı?
Sırf biz değil, hepimiz özeliz. Biz şu an yeterince özel değiliz, bize oy verilirse daha özel oluruz. Benim okuduğum dört yıllık siyaset bilimi bu kadar işe yarayabildi. Daha çok para mı? Hayır. Ünvan mı peki? Hayır. İnsan gibi hissetmek için. Aynen öyle kardeşim. Çalmaya geliyoruz. Gönülleri çalmaya. Aynen öyle kardeşim. Biz çok kıymetliyiz. Daha kıymetli olabiliriz. Aynen öyle kardeşim. Kendinizi özel hissetmiyor musunuz? Hissedin.
Aynen öyle kardeşim. Biz değil ben diyorsan... Aynen öyle kardeşim. Daha iyi bir biz için, benim daha güzel kurulması, daha iyi bir benlik, aynı zamanda çöplerin doğru vakitte atılması diyorsan, aynen öyle kardeşim. Muhtarlık adaylığı gibi başlayıp belediye başkanlığı adaylığında karar verdin. Yarı yolda öyle bir şey oldu. Yükselttin böyle, araziyi genişlettin. Hakkı gözetip, hakkıyla hizmet etmek olsun nasibimiz inşallah. Aynen öyle kardeşim.
Ha! Başın düşerse dara, aynen öyle kardeşimi ara. Çok güzel. Bunu aynı anda yapma şansımız vardı. Başın düşerse dara, aynen öyle kardeşimi ara.
Samet, yayının bu bölümünde ben sana bazı şarkı sözleri vereceğim. Sen bu şarkı sözlerini duygu durumuna göre, kimin sesinden duysak, nasıl duysak bize daha çok etki eder? Hangi şekilde işitmek daha güzel olur? Bu konuda fikir verirsen çok mutlu olurum.
Çok güzel, tamam. Mesela önümde şöyle bir şarkı var. İmparator olmayı canım, kolay mı sandın? Dünyaya kazık çaktım, duyulsun adım. Doğada hiç değişmeyen bir kanun var, güçlüler yaşasın diye ölür zayıflar. Kral da benim, sultan da benim, bin kere ölsem yine gelirim. Zayıfı da ezerim, rüşvet de yerim, tüm sofraları da hazır yerim.
Teessüf ediyorum. O zaman başka bir şarkıyla devam edelim. Şöyle bir şarkı geldi aklıma. Alla beni pulla beni al koynuna yar. Şahane. Gözüm senden başkasını görmez oldu yar. Zaten biliyorsundur şarkıyı. Buna ne dersin abi? Senin için dağları deler yol açarım yar. Senin için denizleri kuruturum. Senin için gök kubbeyi yerlere çalarım. Kuzum benim. Birbirimize ne güzel mesajlar verdik. Niye öyle oldu? Canım iste canım bile sana kurban biliyor musun?
Neden bu ses abi? Karadenizliyim. Öncelikle. İkinci olarak, hizmet kokan bir şarkı. Böyle anmak istedim. Şunu yapıyor, bunu yapıyor, böyle... Evet, evet. İşte, Mecidiyeköy'e metrolar yaparım yar. İste, metro altında bile Wi-Fi veririm yar.
O zaman şu şarkıyla devam edelim Samet. Bize neler neler öğrettiler sevdalar üstüne. Aldatıldık aldatıldık sevda böyle değil. Biliyorsunuz. Evet. Bir rengin şarkısı. Bunu kimden dinlesek? Bu aslında tezahürat gibi bir şarkı gibi geldi şu an sana okuyunca. O yüzden ben bir Aziz Yıldırım sesi denemek istiyorum bu şarkıya. Tamam. Bir deneyelim bakalım nasıl olacak.
Bize neler neler öğrettiler bize. Sevda üstüne, Fenerbahçe sevda üstüne. Ağlatıldık, ağlatıldık. Hiç öyle değilmiş. Onu sonradan söylediler bize. Beni burada konuşturuyorsun. Ondan sonra ne masallar, niller söylediler bize öyle dünya üstüne. Öyle değilmiş olarak sonradan hep anlattılar. Bunların hepsini etrafta bir sürü satılmış köpekten biz böyle şeyler dinledik. Doğu mufetti. Doğu mufetti.
Doğru mu? Ufalan ufalan. Kolu kanadıkı kuşlar gibiyiz. Kanarya gibi kaldık burada. Ayrı diyarlarda bize saadet nasip şimdi böyle uzak diyarlarda. Böyle mi olduk şimdi? Şimdi böyle mi olduk? Bizim hayatımız öyle değil. Bizim hayatımız biraz stresli. Stresli. Sizin ne güzel hayatınız varmış ya.
Samet şöyle bir fikrim var, bu sefer ben sana bir şarkıyla gelmeyeyim. Sen aklında bir şarkı varsa onu istediğin ses tonuyla bize söyle. Hani güzel bir eşleşme varsa aklında dinleyelim. Ben Serdar Utaç'ın bir şarkısını söylemek istiyorum kendi sesimle. Kendi sesinle, tamam hadi bakalım. Gidiyorsun iki kapı öteye, dönüyorsun bir acemi köleye. Güvenirsen her önüne gelene, yüzün aklanmaz ha.
Sana bir önerim olacak. Hayatından mikropları at. Bu canda görür aşkı yok edeni efendi gibi haddini bilen. Haddini bileceksin. Sen kimsin ya? Sen kimsin? Görünce gözüm aşkı hak edeni öpesim geliyor. Zavallı değil haysiyeti olanı içinde yüce şahsiyet olanı.
Görünce gözüm... Aşkla yok olanı... Coşasım geliyor! Değerli kardeşlerim, bu kardeşiniz... Haftaya çe...
Aynen öyle kardeşim. Sonu gelmeyen bir şey zaten. Hep konuşuyoruz. Yani inşallah ömür boyu devam edecek bir şey ama kötü bir haber vereyim sana. Bu bölümün de sonuna geldik. Ne? Evet, bu bölüm de bitmek üzere. Dinleyicilerimize vermek istediğim bir mesaj var mı? Neyden uzak dursunlar? Mesela kaygı, ansiyete, pedofili var mı? Hakkına gelen birkaç örnek. Hayatından mikropları at. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim.
Aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim...
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.