
3.785 kelime · ~19 dk okuma
İnsanın kendini anlaması bir ormanın içinde yürümek gibi. Kendi adımlarımızla açacağımız patikalarla kendi yolumuzu çizmemiz gerek. Ben Pınar Sabancı. PodB Medya ile beraber hazırladığımız psikopatikada bu yolları beraber keşfediyoruz.
Merhaba. Yeni yıl yaklaşıyor. Haliyle yine bazı beklentilerimiz olacak yeni yıldan. Çünkü böyle alışmışız.
Çocukluğumuzdan beri hep yeni yıla dair hayaller, beklentiler, listeler konulmuş önümüze. 31 Aralık gecesi bir ocağa dönerken mucizevi bir değişim olmayacağını bilsek de alışkanlıklarla genelde yeni yıla yönelik kararlar alıyoruz, hedefler koyuyoruz önümüze. Bu kötü bir şey de değil bu arada. Yani doğru şekilde alındığında bu kararların çok yapıcı bir yönü de var. Yeter ki bu beklentileri abartmayalım. Yeni hedeflerin peşinde koşarcasına büyük adımlarla ilk günden kendimizi korkutup avla atmayalım. Bunu zaten konuşacağız. Peki neden yeni yıl ve yeni kararlar?
Her şeyden önce yılbaşı geride bıraktığımız seneyi gözden geçirmek, geçen yılın üzerine düşünmek için güzel bir fırsat. Geriye dönüp yıl boyunca neler öğrendiğimizi, deneyimlediğimizi, karşımıza çıkan zorluklarla nasıl başa çıktığımızı gözden geçirmek için bir yılın bitişinden daha sembolik bir gün düşünemiyorum açıkçası. Ama yeni yılın başlangıcında yalnızca geçirdiğimiz yıla bakmıyoruz. Hatta dediğim gibi bundan daha çok önemsediğimiz başka bir yeni yıl ritüeli var.
Bu da gelecek yıl için kararlar almak, hedefler ve niyetler belirlemek. Çünkü yeni yılın başlangıcı bize hep arzuladığımız bir şey sunuyor aslında. Yeni bir başlangıç hissi, umut, olasılık duygusu. Geçen sene istediğimiz gibi geçmemişse bile belki diyoruz, belki seneye hayatımın kontrolünü elime alabilirim.
Kimimiz için bu yeni yılda hayatımıza yeni bir rutin eklemek oluyor. Kimimiz için bir şeyleri bırakmak veya küçük ya da büyük bir hedefe ulaşmak oluyor. Her yılın başlangıcında tutacağımıza uygun sözler veriyoruz kendimize. Ama genel olarak benim hep gözlemlediğim, birçok insandan duyduğum şey de şu.
Yeni yılda yeni kararlar alınıyor ama aradan bir iki ay geçtikten sonra bu kararlar uygulanmamaya başlıyor. Bu da psikolojik açıdan insanı yoruyor haliyle. Yani sanki bu başarısız olduğumuz yeni bir alanmış gibi. Aslında hiç istemediğimiz şekilde yıla yılgın ve bitkin başlamış oluyoruz yani.
O yüzden ben bu bölümde yeni yılın büyük değişiklikler getirmesi şart mı? Veya yeni kararlar almayı düşünüyorsan onlara nasıl daha sadık kalabilirsin? Veya en başta hedefler belirlerken nelere dikkat etmelisin gibi sorular üzerinden konuşmak istiyorum. Şimdi ilk olarak şunu söyleyebilirim ki bu yeni yıl kararlarımızı birbirimize gayet benzer temalardan seçiyoruz aslında.
Cornell Üniversitesi'nin ve Chicago Üniversitesi'nden iki araştırmacı bir araya geliyor. İnsanların yeni yıl kararlarının en çok neler hakkında olduğunu araştırıyorlar. Buna göre yeni yıl kararlarımızın %55'i sağlık konulu. Ne gibi mesela? Tahmin edersin egzersize, spora başlamak, sağlıklı beslenmek, daha sağlıklı rutinlere sahip olmak gibi aktiviteler bunlar. %34'ü işe, paraya ya da daha genel çerçeveyle kariyer ilişkin konularla ilgili.
Para biriktirmek, borçlarını kapatmak, daha organize çalışmak, yeni bir beceri öğrenmek gibi örnekler mesela. Yüzde beşi ise sosyal hedefler. Aileyle, arkadaşlarla daha çok vakit geçirmek, başka insanlara yardım etmek, hayatının tadını çıkarmak gibi meseleler yani. Mesela düşün, sen daha önce bu türden karar almış mıydın yeni yılda? Bence mutlaka bir döneminde hayatının almışsındır diye düşünüyorum. Peki aynı kararı her yeni yılda tekrar tekrar aldın oldu mu?
Bunu diyorum çünkü her insan yeni yılda aldığı kararları kararlı bir biçimde uygulamakta zorluk çekebilir. Bu gayet normal bir durum. Çünkü bu bahsettiğim araştırmadaki diğer bulgulara göre de zaten insanların yalnızca %8'i yeni yılda aldığı kararları yıl boyunca sürdürebiliyor. %64'ü ise ki yaklaşık bu işte üçte ikisi demek insanın, daha bir ay geçmeden yılbaşında aldıkları kararları bırakıyorlar. Yani bir nevi yeni yılda yeni karar vermek nasıl bir gelenekse bu kararları bırakmak da en az onun kadar bir gelenek olmuş durumda diyebiliriz. Ama tabii işin tatsız yanı şu ki yılbaşında bir umutla aldığımız bu kararları uygulayamadığımızda umudun yerine bir umutsuzluk alabiliyor. Kendimize kızabiliyoruz, başarısız olduğumuzu düşünebiliyoruz.
Çünkü bir kararı almak onu uygulamaktan çok daha kolaydır genelde. Ve bu yüzden Mart ayının sonlarına geldiğimizde yılbaşında koyduğumuz hedefi tamamen unutup eski alışkanlıklarımızı dönmemiz de gayet olası. Bu durumun belli başlı nedenleri var tabii ki, bundan bahsedeceğim. Ama önce kısaca yeni yılda yeni kararlar almanın büyüsünden bahsetmek istiyorum biraz.
Yeni bir şeye başlama düşüncesi en yaygın şekliyle yeni yıl zamanlarında görülüyor. Bir Ocak bize motivasyonel bir güç sağlayan yeni bir başlangıcı temsil ediyor aslında genelde. Buna son zamanlarda popüler psikolojide yeni başlangıç etkisi adı veriliyor hatta. Ama hayatında yaşadığın başka anlamlı olaylar da yeni bir başlangıç yapıyormuşsun hissini verebilir sana. Mesela evlilik kesinlikle bunlardan biri. Sosyal anlamda yeni bir kimlik edindiğin, hali hazırda taşıdığın kimliğin yanında bir de eş kimliği eklediğin bir başlangıç. Veya anne baba olmak da yine yeni bir başlangıç olarak anlamlanabileceğim bir olay.
İşten ayrılmak olabilir, yeni bir işe girmek, üniversiteye geçmek gibi birçok şey başlangıç etkisi yapabilir. Yani psikolojik açıdan bakıldığında anlamlı olaylar veya sembolik günler, metaforik de olsa, bir nevi hayata rize tatma görevi görebiliyorlar. Dediğim gibi bugünlerden en evrenseli de yılbaşı tabii ki. Yani spor salonu üyeliklerinin Ocak ayında artması ya da çok sayıda insanın yeni yılda sigarayı bırakma kararları alması tesadüf değil bu yüzden. Bu türden sembolik tarihlere temporal landmark yani zamansal dönüm noktaları da deniliyor.
Bu benim de sevdiğim bir tanım. Nasıl ki bir yere giderken Google haritalarda gitmek istediğimiz mekanı, yer işaretlerini ekleriz. Ve yönümüzü de bu sayede daha kolay buluruz ya hani işte zamansal yer işaretleri, dönüm noktaları da biraz böyle. Doğum günü mesela yeni bir dönemin başlaması için önemli bir noktadır. Bazı şeyleri yaş üzerinden, öncesi sonrası olarak düşünürüz.
Diyetlerin pazartesi başlaması, bazen aybaşı başlaması bunlar hep sembolik tarihler üzerinden oluşturduğumuz değişim noktaları. Yani belirli tarihler bir başlangıç noktası görevi görüyor. Geçmişten bir kopuşu ve ileriye dönük bir yenilenme hissi oluşuyor bir anlamda. ve hedeflerimize, isteklerimize yönelik motivasyonumuzu artırabiliyorlar böylelikle. Çünkü aslında sembolik tarihler geçmişteki benle, gelecekteki ben arasında net bir ayrım yapabilmemizi sağlıyor. Bilişsel olarak geçmişteki hatalarımızı eski halimize havale ediyoruz.
Bu da bize temiz bir sayfaya başlama hissini veriyor ve motivasyonumuzu arttırabiliyor. Peki, madem yeni yıl burada anlattığım gibi kararlarımızı uygulamada bize motivasyon sağlıyor, o zaman neden yeni yıla girerken aldığımız bu kararları yıl boyunca uygulamakta zorlanıyoruz? Ve madem öyle, Uygulanabilir kararlar almak ve onlara yıl boyunca sadık kalmak için nelere dikkat etmemiz iyi olur? Biraz madde madde ilerleyeyim burada. 5. Öncelikle ne istiyorumdan önce neden istiyorum? Yeni yılda yeni kararlar almak, yeni hedefler koymak özünde kendimizden bir şey istemektir aslında. Yani bir ricada bulunuyoruz kendimizden.
Ama genelde ne istediğimizi biliriz de o şeyi neden istediğimizi bilmeyiz. Ki bu da yeni yılda aldığımız kararlara sadık kalamamamızın aslında başlıca nedenlerinden biri. O zaman nasıl kararlar almalıyızdan önce aldığımız kararın arkasındaki motivasyonu konuşalım bence. Yani ben bunu aslında neden istiyorum? Çünkü bu motivasyonun gerçek, net ve inandığımız bir motivasyon olması burada önemli nokta. Bazı şeyleri arkalarında gerçek bir motivasyon olmadan isteyebiliyoruz biz. Yani insan olmak böyle bir şey aslında. İstemek her zaman çok bilinçli bir motivasyonla gerçekleştirdiğimiz bir şey değil. Mimetik arzudan bahsetmiştim hatta daha önceki bölümlerde. İsteklerimiz çoğu zaman başkalarını taklit üzerinden, bilinçsizce belirleniyor.
ve gerçek anlamda motivasyonun olmadığı bir kararı sürdürmenin de ne kadar zor olduğunu sen de deneyimlerinden bilirsin eminim. Özellikle de uzun süreli bir sadakat gerektiren bir kararsa bu, bir süre sonra külfet olarak görmeye başlayabiliyoruz onu. Arkasında gerçek bir motivasyon olmadan uygulamaya çalıştığımız kararlar sevmediğimiz, aslında yapmak istemediğimiz bir işle sırf geçinebilmek için çalışmak gibi oluyor bir yerden sonra bir nevi. Ama motivasyonumuzu anladığımızda, bulduğumuzda, netleştirdiğimizde bunu kararlarımızla uygulama ve istediğimiz değişimi elde etme yolunda kullanabiliyoruz. Motivasyonumuzu, yola çıkma amacımızı hatırlamak yolda bize güç veriyor. Ve özellikle de en uzun vadedeki getiriden çok daha kısa vadeli düşünmek de bu kararlara uymamıza teşvik eder bizi yani.
Mesela spor yapıyorum çünkü ileri yaşımda, 70-80 yaşında olduğumda mobil, enerjik, hareketli olmak istiyorum diyelim. Uzun vadede daha sağlıklı olmak istiyorum yani. Bu çok güzel bir hedef ama sporun hemen sonrasındaki getirilerine de odaklanabiliriz. Çünkü eğer sadece 70-80 yaşımdaki geleceğim noktayı düşünürsem bu davranışı ertelemem çok mümkün. Belki o an spor yapmanın zor geldiği günler olacak. Ama eğer hemen sonraki kazançlarına odaklanırsam
Bunu sürdürmem daha mümkün yani. Bu sayede endorfin, serotonin seviyelerim artacak mesela. İşte rutin bir şekilde spor yapmaya başladıktan kısa süre sonra fiziksel ve psikolojik olarak kendimi daha iyi hissetmeye başlayacağım. Daha enerjik, genel olarak daha mutlu olacağım. Çalışırken odaklamam daha mümkün olacak. Kas oranım artacak. İşte bu da bedenimin işlevini artıracak yine bir süre sonra.
gibi gibi sporun arkasında yatan motivasyonları düşünebilirsin mesela. Ve tabi bir diğer noktada motivasyonlarımızın ve hedeflerimizin değerlerimizle, hayata dair bakışımızla uygun olması da önemli. Daha önce bahsetmişim James Clear'ın Atomik Alışkanlıklar kitabından. O da der ki altta yatan inançları değiştirmediğiniz sürece alışkanlıklarınızı değiştirmek güçtür. İşte bu altta yatan inançlarımızı belirleyen şey büyük oranda değerlerimiz. Yani hayatta önem verdiğimiz, önemli gördüğümüz şeyler.
Bu yüzden verdiğin kararları değerlerinle uygun olmasına özen göstermen önemli. Göten'in de dediği gibi, davranış herkesin kendi yüzüne gösterdiği bir aynadır. Ve özümüzle uyuşmayan bir davranış kalıcı olamaz. Hani sen kendine iyi gelebileceğine, kendine iyi bakmaya hak ettiğine, değerli olduğun için, kendin için emek vermen gerektiğine inanmadığın sürece mesela, bu anlamda hiçbir zaman yapıcı bir davranışı alışkanlığa dönüştüremezsin. Öncelikle hedeflerinin değerlerine, inançlarına uyuşması gerekir. Peki gelelim ikinci maddemize. Motivasyonunu hallettiysek yeni yılda aldığımız kararların kendisi hakkında konuşalım biraz da. Genel, büyük ve soyut kararlar uygulamayı zorlaştırır. Yani ne demek istiyorum? Her şeyden önce eğer yeni yılda kendini yeni kararlar alırken ama aradan bir ay geçtikten sonra bu kararları tamamen bırakmış bir şekilde buluyorsan belki de kararların fazla genel, fazla büyük veya soyuttur. Belki de pek gerçekçi de değildir.
Mesela, yine istatistiksel olarak en sık belirilen kararlardan biri olarak yeni yılda kilo verme hedefini ele alalım. Çok sıradan bir karar gibi görünüyor ilk başta. Ama aslında kilo vermek bir eylem değil, edinilecek bir alışkanlık da değil. Aksine kilo vermek, süreç içinde gerçekleştirdiğimiz davranışların, edindiğimiz beslenme alışkanlıklarının sonuçlarında aslında.
Yani egzersiz yapma davranışı geliştirmek, sağlıklı ve kararında beslenme gibi alışkanlıklardan bahsediyorum burada. Yani bu alışkanlıkların sonunda ulaştığımız bir sonuç bu. Şimdi tüm bunları bir kenara bırakıp sadece olmasını istediğimiz sonuca mesela kilo vermeye odaklanırsak yani böylesine büyük, soyut, genel kararlar alırsak bir konuda Bu pek yol gösterici olmaz bizim için. Yani aslında net aksiyon planı yapamadığımız bir yeni yıl kararı baştan yenilgiyi kabul etmek gibi bir şey. Bu yüzden bu kararları büyük bir amaç üzerinden belirlemek yerine
Bunu küçük ve birbiriyle uyumlu parçalara ayırmak kesinlikle iyi bir yöntem. Ne gibi mesela? Yine aynı örnek üzerinden ilerliyorum. Çünkü biliyorum ki birçok kişinin kararı böyle olacak. Yani araştırmalar bunu gösteriyor. Kilo vermek istiyorum demek bu haliyle uygulanabilir değil. Yani çünkü kilo vermek bir eylem değil. Ama bu hedefi her gün 15-20 dakika yürüyüş yapmak veya her öğüne sağlıklı bir salata, sebze eklemek gibi gerçekçi başlangıç hedeflerine çevirebilirim mesela.
Ufak, uygulanabilir, ölçülebilir adımlarla ilerlemek aldığımız kararı alışkanlık haline getirmek için çok önemli çünkü. Bir de ufak kararlar hayatında istediğim değişikliği getirir mi ki diye sorabilirsin. Daha önce rutinler bölümünde bir uçak örneğini anlatmıştım. Yani nasıl ki bir uçağın rutasını sadece bir derece değiştirdiğimizde yolculuğun sonunda o uçak dünyanın bambaşka bir şehrine inebiliyorsa Alışkanlıkların hayatımıza etkisi de böyle. Ufak alışkanlıklara yeni alışkanlıklar eklemek, her yeni yılda yeni bir davranış kazanmak bizi yolun sonunda bambaşka bir yere getirebilir. Ve bununla beraber bir diğer önemli noktaya gelelim. Kontrol edilemez kararları uygulamak imkansızdır. Yeni yıl kararlarının uygulanabilir olması için kararlarımızın yapısına dair önemli bir konu daha var. O da hedefimizin kontrol edilebilir olması.
Kontrolümüzün dışında olan şeyler hakkında hedefler koymak gerçekçilikten uzaklaşmak demek çünkü. Mesela yeni yılda bir sevgilim olsun istiyorum, yeni birini bulacağım türünden bir karar. Aslında kontrolünün dışında yanları olan bir hedef, bir istek içeriyor. Yani yeni yılda bir dating app kullanmaya başlayacağım veya daha çok sosyalleşip yeni insanlarla tanışmaya açık olacağım diye bir karar verebilirsin. Çünkü bu gayet uygulanabilir bir plan.
Ama bir sevgilin olması yalnızca seninle değil karşına çıkacak kişinin duygusal dünyasıyla da ilgili. Birini bulabilirsin ama o henüz kendisini bir ilişkiye adamaya hazır olmayabilir. Yani senin kontrolünde olmayan yönleri olan kararlara yalnızca kendi eylemlerin ölçüsünde etkin olabilir. O yüzden kontrol edilemez kararlar belirlemek yerine o kararlara hizmet edebilecek yani vesile olabilecek adımlar belirlemen daha yerinde olur.
Ve gelelim kararlarımıza sadık kalmamamızın bir diğer nedenine yani üçüncü maddeye. Bu da yine çoğu zaman plansız bir şekilde ilerlememizden kaynaklanıyor. Elimizde aldığımız karara dair bir yol haritası olmadığında kendimizi kaybolmuş hissedebiliyoruz. Bu yüzden hedeflerini belirlemek için son dakikaya kadar beklememen iyi olur. Yeni yılda ne istiyorsan bu hedefe ulaşmanın kapsamlı bir planını yapabilirsin önceden. Ki bu da hedefine bağlı kalmana yardımcı olacaktır.
Önünde bir yol haritası bulunması zorluklarla karşılaştığında sana yol gösterebilir. Böyle durumlarda ne yapabileceğini önden düşünmüş olursun böylelikle. Bu yüzden lütfen ana planına yedek planları yani B planları eklemeyi de unutma. Mesela hedefin haftada 3 kez 20 dakikalık koşulara çıkmak mı?
Diyelim ki çok yoğun bir haftadan geçtin veya hasta oldun. Arka arkaya dört gün koşmayı kaçırırsan haftanın geri kalan günlerinde ne yapacaksın? Ne olursa olsun o plana sadık kalmam lazım diye düşünüp geri kalan üç günün tamamında dinlenme günü bile ayırmadan koşuya çıkarsan Hem planın gerçekçiliğine zarar verirsin hem de hedefin senin için külfete dönüşmeye başlayabilir. Veya haftalık bir planın yoksa hastalığın ardından rutininden uzaklaşıp kopabilirsin. Bu yüzden kendine karşı şefkatle yaklaşarak planına alternatif planları, B ve C planların eklemende işe yarayabilir.
Her zaman, her durumda planına %100 sadık kalmak için de kendine çok yüklenme yani. Unutma, gerçek değişimleri yapan uzun vadedeki davranışlarımızın toplamıdır. Bir gün, bir hafta her şey planına uygun gitmedi diye kendine yüklenip sonradan pes etmek, boşu boşuna yolundan vazgeçmek anlamına geliyor. Gelelim dördüncü maddeye. Bir şeyi bırakmak, bir şeyden kaçınmak gibi negatif kurulmuş kararlar değil, aksine pozitif eylem odaklı kararlar vermek diyeceğim burada da. Ki ben bundan çok bahsederim her zaman. Araştırmaların bize gösterdiği önemli bir şey var. Bir şeyden kaçınmak gibi bir hedefe ulaşma olasılığımız, bir şey yapmayı temel alan hedefe ulaşmamızdan çok daha düşük bir ihtimal. Bunun birkaç sebebi var.
İlki, bir şeyi bırakmak demek alışkanlık örüntümüzde bir boşluk açmak anlamına geliyor. Bu yüzden bıraktığımız davranışın yerine bir alternatif eylem koymadığımızda eksiklik ve yoksunluk hissedebiliyoruz ve tekrar eski halimize dönmemiz kolay oluyor. İkincisi ise bir şeyden kaçınma kararı alarak aslında kendimize bir şeyi yasaklarız. ve yasağı çiğnediğimiz ilk anda kendimizi başarısız hissedebiliriz. Yasak temelli bir kararın içinde B planı veya öz şefkat pek yoktur çünkü. Bu da ilk açamamızda kendimizi kötü hissettirip en başa döndürebilir bizi. Bu yüzden nelerden kaçınılması gerektiğine odaklanmak yerine eylem odaklı olmak her zaman daha iyidir. Mesela fast food'dan kaçınmak veya işte gece geç saatlere kadar uyanık kalmayı bırakmak gibi şeylerden kaçınma arzum varsa
tarz isteklerini daha olumlu eylemlerle ifade edebilirsin. Yani daha uygulanabilir parçalara bölebilirsin. Örneğin fast food yemekten kaçınmak yerine haftanın iki veya üç günü mevsim sebzeleriyle bir şeyle hazırlanmak gibi bir rutin koyabilirsin kendine. Veya işte daha önce dediğim gibi günde iki öğün ne yersen ye, önden büyük bir salata veya sebze çorbası içmek gibi bir şey ekleyebilirsin rutinine. Eylem odaklı böylesi bir karar zaten otomatik olarak senin fast food'a yönelmeni azaltacaktır.
Veya işte mesela hayatındaki bazı şeylerden şikayet ettiğin bir yıl geçirdin ve yeni yılda artık şikayetçi olmayı bırakacağım gibi bir karar aldın. Böyle bir karar almak yerine bir şükran günlüğü tutacağım ve her gün minnettar olduğum üç şey yazacağım diyebilirsin mesela. Yani bırakmak isteyeceğim bir şey varsa bunu hangi eylemlerle gerçekleştirebileceğini düşünüp yeni yılda bu eylemleri alışkanlık haline getirmeyi deneyebilirsin. Peki bir sonraki maddeye geçeyim o zaman. Geldik 5'e. Ama önce sana bir sorum var. Sence gerçekleştirmekten keyif aldığın bir eylemi sürdürmek mi daha kolaydır? Yoksa senin için önemli olan bir eylemi sürdürmek mi?
Başta bahsettiğim Cornell ve Chicago Üniversitelerinin ortak araştırmasında bu soruyu da sormuşlar katılımcılara ve katılımcıların çoğu aldıkları kararların hayatları için öneminin de kararı uygulamaktan alınan keyfin de benzer etkiye sahip olduğunu düşündüklerini söylemişler. Peki araştırmacılar ne diyor diye sorarsan. Katılımcıların inandığının aksine araştırmacılar yalnızca zevk almanın yaptığımız şeyden keyif almanın planlara uzun vadeli sadık kalmayı arttırdığını bulmuşlar. Başka bir deyişle bir şeyin sırf bizim için önemli olduğu için plana sadık kalacağımızı varsaymak bir yanılsama aslında. Aksine, asıl önemli olan edinmeye çalıştığımız alışkanlıklarımızdan ne kadar keyif aldığımız, alabileceğimiz. Bu yüzden yeni yılda yeni bir karar alırken bu kararın sana keyif verecek, uygularken zevk alacağın bir karar olmasına özen gösterebilirsin.
Yani bir şeye hızlıca ulaşabilmek için kendine eziyet etme. Rutinler böyle oluşmaz. Yavaş yavaş keyif alarak gidebileceğin bir yol çiz kendine. Gelelim 6'ya ki bu maddede ilk konuştuğumuz motivasyon meselesine geri dönüş yapmak istiyorum. Çünkü çok önemli bir nokta tabii ki motivasyon kararlarımızın arkasında.
Yeni yıl kararlarını aldığımız Ocak ayında motivasyonumuz genelde yüksek oluyor. Ama zaman içinde işte Mart ayına geldiğimizde mesela çoğumuz bu motivasyon parıltısını kaybedebiliyoruz. Yani çünkü onu sürekli diri tutmak zordur açıkçası. Bu yüzden zaman zaman o ilk motivasyonumuza geri dönmek, hatırlamak, gerektiğinde onu güncellemek, üzerinde değişiklikler yapmak faydalı olabilir.
Mesela bununla ilgili bir günlük tutmayı faydalı buluyorum ben. Örneğin diyelim ki yeni yılda daha sağlıklı bir yaşam süreceğim gibi bir karar aldın. Bu hedef uğrunda yaptıklarını, verdiğin mücadeleyi, başarılarını yazıya döktüğün bir günlük tutabilirsin. Yeni edindiğin alışkanlıklarını, işte bu alışkanlıkların sana kendini nasıl hissettirdiğini yazdığın bir defterin olursa, bazen kendini ilhamsız, işte motivasyonsuz hissettiğinde, başvurabileceğin güzel bir kaynak olurlar. Yani böylelikle daha en başından beri bu kararı neden aldığını, neden uyguladığını hatırlatırlar bunlar sana.
Ve bir sonraki adım, yedinci maddemiz, geçmiş hatalarımızdan ders çıkarmak. Diyelim ki her yeni yılda kendin için aynı kararları aldığını fark ediyorsun. Defalarca denediğini ve başarısız olduğunun farkındasın. Öyleyse yapman gereken şey, geçmişte neyi neden yapamadın? Bunlar üzerine biraz dedektiflik yapmak. Hangi stratejiler etkiliydi mesela? En az etkili olanlar hangileriydi peki? Geçtiğimiz yıllarda kararlılığını korumana ne engel oldu?
Çünkü değişime nerede direniş gösterdiğimizi incelemeden yine aynı kararları alırsak, başarısızlık nüksetmeye, tekrarlamaya devam edecektir tabii. Böyle durumlarla mesela kendine karşı dürüst davranabilirsin. Nerede hata yaptığını, neden başarısız olduğunu bir gözden geçir. Hatta hedeflerini yeni stratejilerle güncelleyebilirsin bunun sonucunda da.
Ve gelelim son, yani 8. maddeye. Belki de en başta söylemem gereken şeyi sona bıraktım. O da yeni yıla gereğinden fazla anlam yüklememek. Yeni yıl en nihayetinde, takvimde sadece bir gün. Kerameti kendinden menkul bir gün değil yani. Ona bu değeri biz atıf ediyoruz.
Evet, bu türden sembolik günler bize gerçekten de yeni bir başlangıç motivasyonu verebiliyor. Yani bu yüzden bu tür günlerden faydalanmak işe yarayabilen bir durum. Ama yine de yeni yılın bir sihirli değnekle gelmediğini de aklımızda bulundurmamız gerekiyor. Çünkü zamansal dönüm noktalarına dair anlattıklarım özünde birer placebo etkisi. Yani gerçekte var olan bir şey değil o. Soyut kavramlar üzerinden anlatıyorum. Yani bu anlara güç atfeden bizleriz bu dönüm noktalarına.
Yeni yıldan hareketle değişim motivasyonunu zihnimizde yaratan bizleriz ve bu kararları, bu planları uygulayan da yine bizler olacağız. Ayrıca bir şeyleri değiştirmek için yeni yılı beklememize de hiç gerek yok. Eğer hayatımızdaki bir şeylerden sıkıldıysak, istediğimiz zaman yeniden başlamaya karar verebiliriz. Yeni bir sayfa açmak eğer yeterince istersek, bir gece uyuyup ertesi sabah uyanmak kadar basit bile olabilir. Yeni yıla yüklediğimiz anlam gibi herhangi bir günü de anlam yüklemek mümkün olmalı sonuçta değil mi? Yani öyle düşünürsek. Peki o zaman. Aklında tutman faydalı olacak bir şey daha var. Değişimin, dönüşümün bir süreç olduğunu lütfen unutma. Bu süreç kolay değil, biliyorum. Ama değişim kararına, seni iten motivasyona yol boyunca dönüş yapmak sana enerji verecektir.
Ha tabii bir de bu yolculuktan, süreçten keyif almaya, onun keyfini çıkarmaya çalış. Sürdürülebilirlik için belki de en önemli nokta bu çünkü. Bölümün sonuna gelirken seninle kendi yeni yıl kararlarımı paylaşmak istiyorum. Yani düşündüğümde ben neler istiyorum yeni yılda kendimden diye. Aklıma şunlar geliyor. İlk olarak daha sakin, daha yavaş bir hayat diyeceğim. Yani durup nefes almayı kendime hatırlatmak. Özellikle zor zamanlarda insan kendini fazlaca çalışmaya adayabiliyor. Hani duygularla başa çıkmak, onları başka şeylere konsantre olup uyuşturmaktan daha zor olduğu için.
Yani özellikle bu son aylarda işte podcast, aylık sahne söyleşileri, yaşadım demek için ne yapmalı programı, kitap, seminer, sunumlar derken epey fazla çalışıyorum. Pek vaktim olmuyor kendime. Akşam uyuyana kadar çocuklar yatıyor, sonra oturuyorum tekrar yazmaya, çalışmaya devam ediyorum uyuyana kadar. Ve eğitim hayatımda yine devam edeceği için aralarda durmayı, molalar almayı kendime hatırlatmak istiyorum. Çünkü bunun da çok önemli olduğunu biliyorum. O yüzden yeni yıldan beklentimi isteyeyim. Daha doğrusu kendime hatırlatacağım nokta bu diyebilirim. Bir diğeri de bir kitap yazıyorum bir süredir. Yavaş yavaş yazıyorum haliyle. Diğer işlerimi de tamamlamam gerektiği için. Acelemde yok açıkçası. Bir şey ortaya çıktığı zaman teslim ederim diye düşünüyorum zaten.
Ama nihayet bir süre sonra onu teslim ettiğimde, bir süreyi yalnızca merak ettiğim konularda, gönlümden geçen istediğim kitapları okumak istiyorum. Yani kurgu romanlar, şiir kitapları, aklımda olan mazi tarih kitapları... Sırada bekleyen, heyecanla okumayı beklediğim o kadar çok şey var ki... Üzerine yazmak, anlatmak için yaptığım okumalar azalınca ben de yeniden buna dönebileceğim. Umuyorum kitap kulüplerine devam edebileceğim. Belki beraber de okuduğumuz kitaplar olur.
İşte o süreci, o zamanı da dört gözle bekliyorum. O da umarım yeni yılda gerçekleşecek diye düşünüyorum. Üçüncü dileğim de şu. Zaten ben bu nezaket görüşmelerini çok azalttım. Ama tekrar hatırlatıyorum kendime. Bana iyi gelmeyen, kendimi iyi hissetmediğim, sıkıldığım, içinde bulunmaktan keyif almadığım sosyal ortamlarda daha az yer almak diyebilirim buna da.
İnsanız, yani zorunluluklarımız var. Bazı ortamlara girip çıkmamız gerekebiliyor. Bu iş ortamı olabilir. Eşimizle paylaştığımız ortamlar olabilir. Onun iş zorunlulukları olabilir. Birçok şey olabilir sonuçta ve tabii ki bunları da yerine getirmemiz gerekiyor. Biz sosyal canlılarız ve ortamlara da ayak uydurabiliyoruz ve uydurmamız da gerekiyor bazı zamanlarda. Tabii ki yer yer böyle şeyler olacaktır ama bunu azaltmak benim için yine geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine önemli olacak bu yıl.
Buna ek olarak daha çok spor ve öz bakım diyebilirim. Sanırım. Çünkü bazen çalışma dönemleri çok yoğunlaştığında onlar da kaynayabiliyor arada. Öz bakımdan kastım da işte keyif için journaling belki sadece yazı yazmak aklından geçeni böyle bir akışta hani aklına ne gelirse onları yazmak, kağıda dökmek. Meditasyon olur işte. Ya da sakin, bomboş geçen bir gün mesela. Yani hani onu özlediğimi fark ettim son zamanlarda tempom çok artınca.
Hani bir günü kendi kendime belki yapılacaklar listemdeki sonsuz listeleri, maddeleri düşünmeden sadece bomboş sokaklara bakınarak, etrafa gezinerek geçirmek diye düşündüm. Daha çok böyle günler eklemeye çalışacağım. Çünkü benim hafta sonlarında çocuklarla geçtiği için öyle oluyor. İşte hafta işleri zaten çalışmam gerekiyor derken pek buna vakit ayıramadığımı fark ettim.
Başka ne var? Görmediğim, senelerce aklımda olan birkaç yeri artık görmek ve birkaç macerayı tamamlamak istiyorum. Peru, Kamboçya, Afrika, atalika yolu hikingi de bunlardan bazıları mesela. Aynı zamanda Türkiye'de de Mardin gibi, Göbekli Tepe gibi, Kars gibi görmek istediğim çok yer var.
Onlar da sırada. Tabii ki hepsi olamaz ama umuyorum en azından bir iki üç tanesini görebilirim bu yıl. Bakalım, göreceğiz. Ama tabii ki her şeyin başında da klişe biliyorum ama klişe olmasının çok önemli bir sebebi var. Sağlık, sağlık, sağlık diyorum. Sağlık yerinde olsun, her şey hallolur. Peki sen?
Senin bu yeni yılda kendin için, hayatın için aldığın kararlar ne? Neler istiyorsun yeni yıldan ve yeni yılda kendinden diye sorayım. 2023'te yaptığın neler sana iyi gelmişti mesela ve 2024'te neleri daha iyi yapmak istiyorsun? Bu hedeflere ulaşmanın hayatını nasıl etkileyeceğini düşünüyorsun? Ve elbette bu hedefler senin için neden önemli? Motivasyonun nereden geldiğini biliyor musun yani?
Bunlar bugünlerde kendine sorabileceğin sorular bence. Belki yeni yıla kadar bunları düşünmek istersin. Bir sonraki pratikada birlikte yürüyene dek harika bir yeni yıl akşamı ve kararlarının peşinden gidebildiğin daha da harika bir yeni yıl dilerim. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.