Podcast

S3E21: Tahsilat

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Özgemiz, dilenmemiş özürler için son bir çağrıda bulunuyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.537 kelime · ~8 dk okuma

Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?

Alo Kayıp Eşya Bürosü, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour! Kayıp Eşya Bürosu'na hoş geldiniz!

Nasılsınız bakalım bürosunun gülleri? Siz bu bölümü dinlediğinizde büyük ihtimalle çarşaf çarşaf pusulalara çoktan mühür basılmış herkesin il, ilçe belediye başkanları, belediye meclisi, muhtarı, ihtiyar heyeti belirlenmiş olacak diye düşünüyorum. Vatana millete hayırlı olsun. Yedi, yedi, yedi. Amin. Ne diyeyim? Vallahi konuyla ilgili heyecanım bu kadar. Görüşmediğimizden bu yana ben dahil etrafımdaki herkes, arkadaşlarıyla, dostlarıyla psikolojik bir savaş halinde, artık gezegenlerden mi dersiniz, iklim krizinden mi, siyasal İslam'dan mı, belki de hepsi birden, kaşla göz arasında herkes herkesi kırıyor, hop bir laf sokuyor, oradan bir şey yapıyor ve hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar. Oldum olası sinirlerimi zıplatan bir durum. Halının altına süpürenler.

Transkriptin tamamını oku

Gözüm üzerinizde oğlum, ne yaptığınızı görüyorum ha. Geçen gece yine saat 3'e doğru TikTok'ta oradan oraya zıplarken bir filtre çıktı önüme. Hani böyle yüzünü algılayıp alnının ortasına bir soru yapıştırıyor. Sonra videoyu açtığında cevaplar çok hızlı tıkır tıkır tıkır tıkır geçiyor ve rastgele bir tanesinde duruyor ya. Birbirinden alakasız bir sürü konu başlığı için böyle falımsı filtreler var. İşte, bendeki 3 red flag ne? Ya da 2024'te başıma ne gelecek? Tipine göre hangi siyasi partisin ki? Valla MHP çıktı bu arada, ne alaka?

Hangi bahar karakterisin dizi oğlan falan. Böyle gidiyor. Neyse, genelde komik içeriklere vesile olan bu filtrelerin arasına küçücük, mini minnacık bir bıçak gizlenmiş o gece. Filtrenin üzerinde The Apology You Need yazıyor. Yani ihtiyacın olan özür be, ah be! Ah, ameliyatlı yerime denk geldi. Ameliyatlı yerime denk geldi, gece gece sikeyim ya. Oğlum biraz dikkatli kullanın şu mecrayı ya.

Bir trigger warning koyun, bir şey koyun. Yattığım yerde götüm delik deşik oldu be, puh. Filtrenin kullanıcılara sunduğu cevapların hepsini görmeye çalıştım. Yarım saat boyunca baştan baştan çektim videoyu. Baştan baştan çektim. Tüm özürleri görebilmek için yaptım bunu. Ama sadece maalesef şu üçünü yakalayabildim. Yani buraya bırakayım, ihtiyacı olan alsın da bence. Bana en ihtiyacın olan zamanda seni yüzüstü bıraktığım için özür dilerim. Mimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimimim Seni koruyup kollamadığım için özür dilerim. Seni bırakıp ona gittiğim için özür dilerim. Yani... İhtiyacım olan özürler bunlar değil.

Açıkçası bunlar çok böyle... Nasıl diyeyim? Ağlak. Çok ağlak. Hani anca anneye babaya söylenirse belki bir nebze anlamlı olabilir. Hani seni koruyup kollamadığım için özür dilerim. O işte hakikaten bir dokunur yani ama elin adamı gelip seni bırakıp ona gittim affet dese e siktir git orospu çocuğu hakkımı helal etmiyorum dersin. Bir de güzel küfrettiğin için bir ferahlama gelir. Çok da güzel olur.

Benim ihtiyacım olan özür böyle nasıl desem böyle çok daha hafif bir özür benim istediğim özür yani böyle olağan hani sonrasında sırda pat pat pat yapıp canın sağ olsun be öyle bir karşılık verebileceğin özürler duymak istiyorum ben. Mesela bazı özürlere hiç ihtiyacım yok. Öyle her şeyden özür bekleyen birisi değilim. Lütfen yanlış anlaşılmasın yani. Bir mağduriyet yok ortada. Ben o küçük özürleri zaten değerlendiriyorum. Onları dolapta dünden kalan empatiyle güzel bir soteliyorum. Biraz işte anladım ben onu. Serpiyorum üstüne. İki diş. İkisi algılamam gereken bir şey yok. Kendiyle ilgili bir durum.

Ve birebir oranda olaylar öyle gelişti diye onu güzelce karıştırıyorum. O suyunu çekiyor, empatisini içine iyice. Çok fresh, sağlıklı bir yemek oluyor. Ama bazı özürleri gerçekten etimle, kemiğimle duymaya ihtiyacım var. İstek değil, ihtiyaç. Hatta alacağım var ulan, alacağım var. Bayağı bu benim alacağım yani. Bana özür borçlu olan, bana borçlanan özürler var. İsim de veremedim şimdi. İçeride çok özrüm birikti çocuklar benim. Valla onların tahsilatı için illa kapıya icra memuru mu yollayalım, nasıl yapalım ya? Karşımdaki suçunu kabul edecek, diz çökecek, köpekler gibi pişman olacak! Ayaklarımı öp köpek! Özür dilemenin böyle bir şey olduğunu zanneden bazı, cahil de demek istemiyorum ama yani, bazı bireyler var. Hiç alakası yok aşkım. Sen beni kırdın ya, bu kadar. Kırdın arkadaşım, farkında mısın?

Farkında değilsin ki söylüyorum. Bak sen farkına var diye ben senin karşısına geçmişim. Diyorum ki sen beni kırdın arkadaşım diyorum. Söylediklerin, yaptıkların ve hatta yapmadıkların benim canımı sıktı ya. Kalbimi kırdı, kafamı meşgul ediyor. Hayvan gibi iş yapıyorsun. Böyle bir şey olabilir mi ya? Ya ayılık ettim hakikaten. Düşünemedim. Özür dilerim.

De geç bu kadar. Bu kadar ha. İhtiyaç duyduğumuz özür de bu kadar. Sonra da iyi peki lan tamam gel gezelim diyeceğiz ve konu kapanacak. Ya tüm bunları ben yapabiliyorsam sen de yapabilirsin yani. Ben senelerce işlemediğim suçlar için, hiç de sorumlu olmadığım davranışlar için birilerinden özür diledim. Onları kırdığım için. Yani demek ki ben de dilemeyebilirmişim ama ondan sonra düşünüyorum yani gerek var mı? Bir yerim mi eksildi özür dilediğimde? İşte karşı tarafın da yüreği soğudu. Güzel bir yetişimimiz oldu. Demek ki okey yani. Vallahi ruh eşi muheşe hikaye. İnsanın bu hayatta bir tane özür eşi olacak. Dünyanın en basit şeyiymiş gibi. Halıya takılmış ya da ne bileyim damacanaya fazla basmış da iki damla su taşmış bardaktan gibi bir olağanlıkla... Uyy öyle mi hissettin ya? Üzüldüm öyle hissettiğine. Niyetim o değildi aslında. Özür dilerim.

diyecek en az bir adet özür eşi bana anlatma sebeplerini anlatma aşkım anlatma ayılığın altında yatan duyguları yok mazeretlerini bahanelerini kim sana zamanında aynı ayılıkları yapmış da bunlar oradan sana kalmış bu arada herkese öyleymişsin bir tek bana böyle değil misin hiç ilgilenmiyorum ki aşk bahçem bana ne ilgilenmiyorum tamam sen zor bir dönemden geçiyorsun en çok sen zor bir dönemden geçiyorsun biz kolay kolay dönemlerdeyiz Hep biliyorsun. Bizi biliyorsun. Zor dönemde bizim işimiz olmaz. Bizim dönemlerimiz kolaydır yani. En çok sen biraz farklısın galiba. Biraz böyle delişmen gibisin. Biraz böyle eski sağ solu belli olmayan mı diyeyim uyumsuz böyle dalgaların tersine kulaç atan böyle sürüdeki kara koyun gibi bir şeysin sen. Tamam. Tamam. Sensin. Bu sürüdeki kara koyun sensin ve biz beyaz koyunlara bir özür borçlusun. Maalesef. Evet.

Aynen. Nasıl yapalım? Aşkım. Mesela seni de mağdur etmeden. Şu an ödeyebilecek gibi misin özür borcunu? Şu an ödeyebilecek gibi değilsen, durumun yoksa mesela müsait olduğunda şey yapalım. Hiç sıkıntı değil gerçekten. Ama çok geciktirme. Çok geciktirme. Neden? Çünkü faiz işliyor. Evet. Faiz bindikçe sadece ettiğin ayılık için değil, ayılık ettiğini söylediğimde verdiğin tepki için ya da özür dilemediğin, beni anlamadığın her bir gün için, bunlar için hep günlük faiz tıkır tıkır işliyor vallahi.

Hiç bunlar olmamış gibi kaldığımız yerden devam etmeye çalıştığın anlar da biniyor mu üstüne? Derken dağ gibi oluyor mu senin borcun, narkisosunun gülü? E sen de ortadan kayboluyor musun sonra? Bir anda bu borçlar biriktiği için, suçluluk hissettiğin için. E sonra sen ortadan kaybolunca ne oluyor? Bendeki kırgınlık yerini şöyle cayır cayır bir öfkeye bırakıyor.

İşte istemeden de olsa seni kırdığım için, haklısı haksızı her şeyi bir kenara bırakıp özür dilediğim için, böyle zamanlarım için ben kendimi keriz gibi hissetmeye başlıyorum. Değil mi? Bir de bu var. Sonra ben senden ne oluyor? Bir anda soğuyorum. Bak, gördün mü? Nereden nereye bir özür dilesem bunların hiçbiri olmayacak. Kanka ben özür dilenecek hiçbir şey yapmadım. Biliyorum.

Ben de yapmadım. Önemli de değil. Önemli değil. Mağdur, suçlu yok o. Çıkın o kafadan. İnsan tüm ayıpları bilerek yapabilir mi ya Allah'a? Sen deccal soyu musunuz? Tabii ki bilmeden yaptınız. Dileyin şu özrünüzü çocuklar be. Allah Allah ya. Sonra yine biz uğraşıyoruz seansa. Yok bu özrü beklemeyelim. Bu özür hiçbir zaman gelmeyecek. Onun kendiyle ilgili problemlerini bana yansıtmasından ben sorumlu değilim. Yok içimizde çözelim, affedelim, salalım, bağımızı kesip atalım, suya an... Hayır, işin kötüsü... Bu konuda ne kadar çok tecrübe edinirseniz, o kadar hızlı adam harcamaya başlıyorsunuz ha, dikkat edin. Hadi yallah, kestim gitti. Bireylere kendi kişisel hayatlarına başarılar diyorsunuz. E o da bir noktadan sonra yıpratır. Bundan sonrası ara ara böyle işte ne bileyim, bazen rakı masalarında, bazen telefonun. Geçen sene bugün fotoğraflarında akla düşen şu cümleden ibaret oluyor. Vay be, benim de böyle bir arkadaşım vardı.

Özür dilemeyi bilmeyen ama yediği bokların farkında olan herkes için harika bir kitap önerim var. Bilmiyorum, bana yardımcı olmuştu. Biz de annemizin karnından özür dilemeyi öğrenerek, egomuzu bir kenara bırakarak çıkmadık. Zamanla öğrendik. O yüzden bu kitabı sizlerle paylaşmak istiyorum. İlgisini çeken olursa okuyabilir. İş Bankası yayınlarından bir eser. Yazarı Anna Wagenhoff'un, yanlış bilmiyorsam yaklaşık 15 tane kitabı var. Hatta daha fazla bile olabilir. Aynı yayın evinden çıkmış.

Kitabın adı İnci Özür Dilemeyi Öğreniyor İlk Okuma Kitabım. 4-8 yaş arası için yazılmış. Resimli kitap. Resimleri de çok hoş. Konusu şöyle. İnci, arkadaşının boyadığı yumurtayı yanlışlıkla kırdığında korkuya kapıldı. Hemen kabukları toplayıp kimse görmeden yok etti. Önce her şeyi itiraf etmeyi düşündü. Ancak arkadaşının ona küseceğinden korkup bunu herkesten sakladı.

Bu güzel öykü de İnci'nin pişmanlığına, korkusuna, itirafına ve özür dilemesine tanık olacaksınız. Bu kitap çocukların özür dilemekle ve davranışlarının sorumluluğunu almakla... ilgili cesaret geliştirmesini öğütlüyor. Kitabı okuyup severseniz serinin devamına da bir göz atabilirsiniz. İnci'nin teselliye ihtiyacı var. İnci'nin keyfi yok. İnci bazen üzgün olabilir. Nasıl? Bence çok iyi bir başlangıç bu konulara girmek için. Ne diyorsunuz? Ha çocuklar? İnci özür dilemeyi öğreniyor. Overshare neydi diye kafası karışmış olan varsa bu bölümdü. Birosu'nun gülleri. Kafası karışık diğer arkadaşlarınız, arkadaşlar Overshare neydi diye sorarsa da yine bu bölümün linkini derin dondurucu bölümünden sonra paylaşabilirsiniz. Benden bu haftalık bu kadar. Kayıp Eşya Birosu. Özge Özel. Sevgiler.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)