Podcast

Keyifli Mutsuzluğumuz I Bölüm 8

Misafir Odası

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Biz kimiz? Hangi örgütteniz? Amacımız ne? Tutanaklara geçsin. Biz mutlu sonlara inanmayız. Pelerin takmayız. Biz Şen ailesi ve dostları, sonumuzu düşünmesek de ölüm var, biliriz...

Bu bir son değil sevgili hayali kitlem. Bu dağınıklık iyi. Biz misafir odalarımızdan çıkıp elbet birbirimizi buluruz. Merak etmeyin.



Ortak Yapımcı: Yağmur Dolkun I Dolkun Production

Ses Tasarım ve Miksaj: Metin Bozkurt

Müzik: Okan Kaya

Proje Süpervizörleri: Tülin Özen, Tansu Biçer

Proje Koordinasyon: Şevval Balkan

Ses Tasarım Editörleri: Tolgacan Bozca, Cemre Dalyan, Batuhan Kösegil

Reji Asitanları: İpek Turgay, Sıla Kenar

Afiş: Onur Sipahi

Bölüm Konuk Oyuncusu: Meriç Rakalar (Kemal), Mislina Kurtuldu (Zeynep), Tülin Özen (Fayruz)







Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.649 kelime · ~8 dk okuma

Misafir Odası'nda geçen hafta. Hoş geldin. Soyun. Dur ya, bir soluklan Umay. Soyun Kemaledi.

Ben hemen nasıl moda gireyim şimdi? Ya boşver moda falan hadi, suyunu... Eğer okuduğunuz bir iki tane yaşam koçluğundan bozma romanla gaza geldiyseniz ya da Instagram'da psikoloji alıntıları falan paylaşıyorsanız bana bu tip bir takılmayla kendimi cezalandırdığımı söyleyip romantik bir ilişki tavsiye edeceksiniz. Ben de size diyeceğim ki... Yatağa geçelim. Entropi. Ne? Yok bir şey. Entropi dedin. Parfümün diyorum. Çok güzel kokuyor.

Entropi diyeceğim. Sürekli artıyor. İşte tam da bu yüzden lokal düzenler genel düzensizlik tarafından yenilmeye mahkum oluyor. Anne? Umay, kızım beni şimdi polis tutukladı. Ne? Entropi diyorum kızım. Ay sen de mi ya? Ben de. Entropi diyorum hayatı daha iyi yapmaz. Onu mümkün kılar. Yani gitmem gerektiğini mi düşünüyorsun?

Transkriptin tamamını oku

Kontrol etme. Bırak dağınık kalsın. İzin ver diyorum sadece. Ben öldüm Umay. Ben gerçek değilim. Bu yaşadığımız an, bu da gerçek değil. Duvara karşı filminden hatırladığım bir sahne sadece. İşte oradayız hayal ilk iklim. Hayal ve gerçeğin birbirinden ayrıldığı o noktadayız.

Siz kimsiniz? Polis tutanaklarına göre sorgu boyunca iştaharşene bu soru soruldu durdu. İştaharşen bu soruyla coştukça coştu. Belki de en başından beri ihtiyacımız olan buydu hayali kitlem. Birinin bize siz kimsiniz diye sorması ve tutanaklara geçirmesiydi. Biz kimiz gerçekten? Tutanaklara geçsin biz sabahın köründe çatı kenarlarında intiharın eşiğinde ölüme tutkunlarız. Ülgen iner misin oradan?

Ülgen. İnmeyeceğim. Sen neden geldin ki zaten buraya? Sana şu vazoyu getirdim, hediye edecektim. Aptal, çiçeğin için işte. Çok güzelmiş. Ama çiçeğim öldü. Tamam, yenisini ekeriz vazoya, hadi. Gerek yok, gerek. Babamın kutusunu falan çıkarmışsın bir de buraya. Totem yaptım. Kutuyu burada veda edeceğim. Yine ne totemi Ülgen? İn şuradan yavrum. Abla. Herkes gibi olmak istiyordum. Beceremedim.

Ülgen, herkes gibiyiz zaten. Değiliz, karmakarışız. Herkes karmakarışık lan. Herkes karmakarışık. Herkes saçmalıyor zaten. Gerçekten bak. O zaman bu hayat bok gibi bir şey. Ben buna dayanamıyorum. Yani uğraşmanın da bir anlamı yok. Ülgen!

Tutanaklara geçsin. Sanık Umay Şen'e soruldu. Neden ülgeni tutmak yerine kendisi de atlamaya kalktı? Bu bir blöf müydü? Ters psikoloji miydi? Yoksa toplu bir cinnet anı mıydı?

Abla ne yapıyorsun? Hiç. Abla dikkat et çünkü düşeceksin abla. Yok ya ben düşündüm. Sen haklısın Rügen. Madem bu hayat eninde sonunda bok gibi bir şey... ...ve inan benim de senden bir gram farkım yok. Ama saçmalama. Senin işin var, evin var, kariyerin var. Önünde yepyeni bir yol var. Yol falan yok ya, yol falan yok. Gidince de misafir olacağım orada ben biliyorum. Burada da misafirim zaten ben. Ama saçmalama. Abla bak sen güçlüsün. Güçlü falan değilim ben.

Güçlü falan değilim. Kimseye yaklaşmıyorum. Kimseye hayatımı almıyorum. Bütün hayatı başkasının misafir odasında gibi yaşıyorum ben. Sıkıldım Ülgen. Ben gerçekten kendimden de sıkıldım. Yok ya. Abla tamam. Abla tamam dur. Abla dur. Bırak beni. Abla bırakma. Bırakacağım. Bırak. Ben almayacağım. Bırak. Abla hayır ya. Dur. Susma bana. Abla sakin ol. Sakin ol. Sakin ol. Yeter. Tamam. Tutanaklara geçsin. Belki blöf olarak başlamıştım ama... ...bir noktadan sonra kontrolü bıraktın.

Entropi işte. İhtimaller arttı, roller değişti. Kim abla, kim kardeş, kim haklı, kim haksız karıştı. Ve zamanın büküldüğü bir noktada... ...Ülgen'le birbirimizi kurtardığımız karmakarışık bir evren oluştu. Abla. Efendim. Atlamayalım. Ne yapacağız peki Ülgen? İkimiz de bir yere gidemiyoruz. Kutuya atalım.

Ne bu şimdi yeni bir totem mi? Totem değil, değil. Öyle atamazsın oğlum kolay. Ben kaç kere denedim olmuyor. Tamam. Beraber atarız. Saçmalama oğlum çok üzülürüz be. Evet ama yükümüz hafifler. Öyle mi diyorsun? Tamam.

Atalım ne olacaksa olsun. Atalım ne olacaksa olsun. Abla bu arada boş ver. Yani hayat ev sahibi olmak için çok saçma zaten. Ne? Dedin ya bu misafirim diyorsun yani. Vay be Rüyam. İşe yaradı ha. Ne işe yaradı? İşte teras, ölüm, bu ambiyans, intihar. Metafor, bilmiyorum. Tutanaklara geçsin. Sanık Umay Şen'e kutuyu neden attığı soruldu.

İzin verdim dedim. Metafora. Boş vermeye. Kardeşime izin verdim. İşte. Ülgen'le kutuyu yükleniyoruz. Son kez bakıyoruz ona. Ülgen içinden bir fotoğraf alıyor. Ailece gittiğimiz tek otel tatilinden bir fotoğraf. Bu yeter bize abla. Gerisi gidebilir bence. Atıyorum. Ulan

ne ses etti be ya! Efendim Zehra teyze? Yok Zehra teyze korkma sana gelmezdi ya. Ne ihtiyaç sahibi. Zehra teyzeciğim sembolik bir şey o. Duymuyor galiba. Evet. Duymuyor. Küfür mü ediyor? Ne diyor? Zehra teyze ağzına da yakışıyormuş küfür. Sert çıktı Zehra teyze ya. Annem nerede bu arada? Karakolda. Karakolda mı? Bu sefer de eyleme katılmış. Eyleme mi?

E ne yapacağız o zaman? Gideceğiz Ülgen. Gideceğiz abla. Siz kimsiniz? Hayatın bölünmez bütünlüğünü, yıkma cesaretini nereden alıyorsunuz? Entropiden alıyoruz memur bey. Karakolun önündeyiz. İştaharşen her noktada polise mukavemet gösteriyor. Örgüt şüphesiyle gözetim altında serbest bırakılmasına karar veriliyor.

Sermaye düşmanları alacağınız olsun. Tam tersi işler abla. Tamam tamam dur ya. Sermaye dostları yuh size yuh. Uşakları daha iyi almam neyse. Valla çok domuz bunlar Zeynep. Sorma abla. Ama bak o genç komiser çok temiz yüzlüydü ya. Hemşire çıktık bir de Rizeli'ymiş o da. Valla sen rica edince bıraktı da aldık Fayruz'u yoksa yanmıştık. Canım Fayruz. Anne.

Çocuklar, gerek yok demiştim gelmenize. Yanında olmak istedik anne ya. Anne ben özür dilerim. Ay çocuklar bak şimdi hiç özrüm falan zamanı değil. Benim hastaneye gitmem lazım. Ne oldu, iyi misin? Ali ameliyata girecekmiş. Önemli değil dedi ama yanında olmak istiyorum. Biz de gelelim. Evet anne, hadi gidelim. Böyle cümbür cemaat mi? Evet anne, ne olacak ya?

Fairuz, senin gidecek yerin var mı? Bağırmana gerek yok abla, anlıyor zaten. Ben otelde kalırım. Ay, otel falan olmaz. Otel falan olmaz. Yürü, bizle geliyorsun. Ah, canımsız Taş abla. Bu kız da bir öğrenemedi adımı ya. Ay çocuklar, çok iyi oldu böyle be. Böyle arada bir, hep birlikte görüşelim karakolda.

Biz kimiz? Hangi örgütteniz? Ben, annem, Ülgen, Fairuz, Zeynep, Ali Bey... Bu gitgide büyüyen kalabalık hangi örgütten? Hastane önünde bekleyişimiz gösteri ve yürüyüş yasasına aykırı mı? Kemal arıyor. Bu konuşma tutanaklara aynen geçiyor. Kızım neredesin? Sen aramadın bütün gün. Evet ya, arayamadım. Bir hastane işi çıktı da. Sabah haber vermeden gizlice çıkmışsın. Sonrasında insan bir mesaj atar bari.

Ya çok acelem vardı. Evet ama yani Umay, odadaki vazoyu çalmışsın. Hemen anlamışlar mı? Yani vazoyu çalana kadar beni uyandırabilirdin diyorum. Evet. Uyandırabilirdim, haklısın. Bu kadar mı? Dün ne konuştuk biz? Hani haklıydın? Ne söyleyeyim Kemal, evet haklısın. Hırsızlıklar, kaçmalar, işe de gitmemişsin doğru dürüst bu hafta. Şunun bir adını koyalım bence. Londra için de benim için de doğru insan değilsin.

Doğru insan mı? Evet, beni de oyaladın. Ne oyalaması be? Bencilsin. Ama kendi hayatını mahvedince pişman olacaksın. Ben söyleyeyim kızım, insanın hayatında böyle fırsatlar devamlı çıkmaz. Sen bunları söylemek için mi aradın şu an beni? Hayır, mahçupsundur belki diye aradım ama o kadar salaksın ki. Neyse, sana kayıp dünyanda başarılar diliyorum Umay.

Biz en güzel cevap evde aklına gelenler, lafı yediğine koyamayanlar, öylece sessiz kalanlar mıyız? Kemal dur kapatma. Evet dinliyorum Umay Hanım. Sigaranı da yürüttüm Kemal onbaşı. Ne sigarası be?

Valla doğru insan lafı bende. Acayip sigara yapıyor diyorum. Ne? Ben kesinlikle doğru insan değilim Kemal. Valla bak. Ben bütün hafta babamın hayaletiyle konuştum biliyor musun? İki kere karakola gittim ben Kemal. Biri kardeşim biri annem için. Hap aldım üstüne. Evli bir adamla öpüştüm. İmamın üstüne kustu. Ne saçmalıyorsun ya? Kesme sözümü.

Şimdi de işte değilim. Bu arada hastanedeyim biliyor musun? Daha tanışmadığım biri için endişeleniyorum ki kendisi annemin sevgilisi. Annenin ne alaka? Evet annem aynen öyle. 56 yaşında sevgili yaptı. Yetmedi gitti eyleme katıldı. Annem de yanlış değil mi Kemal? Bitti mi? Bitmedi. Nereye bitiyor? Daha kardeşim var. Dün az kalsın kendini öldürecekti. Sırf yalnız kaldım diye. Kardeşim de hassas, naif bir erkek bu arada. Yanlış değil mi o da Kemal? Ha bir o da değil. Ben de onunla birlikte atlamaya kalktım. Biz yanlışız Kemal. Biz tipik yanlış bir çekirdek aileyiz. Oh be!

Şimdi bitti. Kapattın mı? Yok. Buradayım da... ...ben bir şey oldum. Ne oldu? Tahrik oldum. Ne?

Otele mi gitsek beraber? Evet, ben o otele gideceğim tabii ki Kemal. Hadi ya. Ama sensiz.

Biz kimiz, hangi örgütteniz, amacımız ne? Tutanaklara geçsin. Biz mutlu sonlara inanmayız, pelerin takmayız. Biz Şene ailesi ve dostları, sonumuzu düşünmesek de ölüm var, biliriz. Anne, sen iyi misin? Ben iyiyim de, Ali. Ne oldu Ali Bey'e? Bu gece hastanede kalması gerekiyormuş. Bazı değerleri iyi değil. Hay Allah. Gel otur şöyle.

Anne, al şu suyu iç. Ben iyiyim çocuklar. Bu saatten sonra bir şeyden korkacak değilim. Kızım, ne o? Sigara mı elindeki? Evet, kaldı öyle elimde. Ne içebildim, ne atabildim. Hadi, yak da içelim hep beraber. Anne? Ver işte. Verin madem. Ben yakayım, siz yakınca.

Ne diyor şair? Boş laf bunlar, hepsi bahane. Halim ne kötü ne şahane. Memur Bey, halimiz bu. Keyifli mutsuzluk. Delirmeden ve gitmeden beraber yakılan bir sigara. Ay

çok fenaymış. Umay, nasıl içiyorsunuz bunu? Anne bak şöyle. Annem gelmiş. Çekiyorsun.

Her şeyi de bil ya, her şeyi de bil. Ay ben direkt dışarı üflüyorum. Anne, biz babamın kutusunu attık. Ha, iyi yapmışsınız. Bu fotoğraf kaldı. Ay ne güzel çıkmışız. Zeynep, Fairuz bakın. Biz ailecek tatildeyken. Ay ne tatlı çıkmışsınız. Ülgen, biz eve gidip biraz uyuyalım mı? Sonra yine geliriz. Tamam, evet. Ama sen kendi evine git. Ya merak etme, ben yalnız kalırım bizim evde artık. Vay be, çarptı ha çocuklar. Ülgen, bir şey mi koydun içine? Pardon, orada sigara içmek yasak yalnız. Biliyoruz. Ama ne yapalım görevli bey, içimizden geldi. İyi dedin abla.

Ya bir ara maça mı gidecek? Gidelim valla. Hep beraber bağırırız. Düşüncesi, duygusu, içerisi, dışarısı... Karıştı hep. Bu sefer bir şarkı çalmıyor. Biz keyifli mutsuzlar korosu olarak hep bir ağızdan söylüyoruz. MFA, mazeretim var asabiyim ben. Bu dağınıklık iyi hayali ikitler.

Biz misafir odalarımızdan çıkıp elbet buluruz birbirimizi. Merak etmeyin. Güneş yavaş yavaş doğuyor. Kendinize iyi bakın hayali kitlem. Hoşçakalın.

Misafir Odası bir Pod B medya yapımıdır. Ortak yapımcı Yağmur Dolkun. Yazan Volkan Çıkıntıoğlu. Yöneten Tunç Şahin. Ses tasarım ve mikser Metin Bozkurt. Müzik Okan Kaya. Proje süpervizörleri Tülin Özen, Tansu Biçer. Proje koordinasyon Şevval Balkan. Ses tasarım editörleri Tolga Can Bozca, Cemre Dalyan, Batuhan Kösegil. Reji asistanları İpek Turgay, Sıla Kenar. Afiş, Onur Sipahi.

Oyuncular Umay Aslı İnandık Ülgen Güven Murat Akpınar İştar Derya Alabora Kemal Meriç Rakalar Zeynep Mistina Kurtuldu

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)