
3.180 kelime · ~16 dk okuma
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Samet bugün seninle bir oyun oynayacağız. Ben biraz mızıkçıyım ama kol bozuk. Söyleyeyim. Şimdiden söyleyeyim ben bunu. Şimdi sana sayacağım dertlerden hangisi daha büyük bir dertse onu seçeceksin. Böyle böyle senin için en büyük dert neymiş biz buna ulaşmış olacağız. Güzel, kolaymış. Başlayalım. Hiç pilav yememiş olmak mı? Hiç Radiohead dinlememiş olmak mı? Hiç pilav yememiş olmak. Hiç pilav yememiş olmak mı? Zeynep Bastık'la hiçbir şekilde düet yapamayacak olmak mı? Hiç pilav yememiş olmak.
Hiç pilav yememiş olmak mı? Oy verdiğim belediye başkanının seçilmesine rağmen mazbatasının inatla verilmemesi mi? Vanlı olmak. Vanlı olmak mı? Bütün tarih bilgini Murat Bardakçı ve İlber Ortaylı'nın Fatih Altaylı yayınlarına borçlu biri olmak mı? Ortalama bir televizyon izleyicisi olmak.
Ortalama bir televizyon izleyicisi olmak mı yoksa Kadıköy'de ettiğin herhangi bir sohbette yanlışlıkla cinsel yönelim demek yerine cinsel tercih demiş bulunmak mı? Büyük hata. Kurtarılamaz. Geri dönüşü çok zor. Evet. Çok fazla senin ne olmadığını açıklaman lazım ondan sonra. CHP'li belediyelerin istihdam ettiği 3 kişilik bir kontenjan var. cinsel yönelim denmezse cinsel tercih denirse araçlarla geliyorlar bağdaş kurup oturuyorlar ve diyorlar ki yalnız o tercih değil o tecrübelerimizle şekillenen bir şey şeklinde öğreti veren bir kontenjanı var CHP'li belediyelerin. Neyse devam ediyorum.
Kadıköy'de ettiğin herhangi bir sohbette yanlışlıkla cinsel yönelim yerine cinsel tercih demek mi? Yoksa başının Emine Erdoğan tarafından hiç sevilmemiş olması mı? Kadıköy'de ettiğim herhangi bir sohbette etc. Kadıköy'de ettiğin herhangi bir sohbette yanlışlıkla cinsel yönelim yerine cinsel tercih demek mi? Yoksa Anıtkabir'de ailenle yürürken çok duygusal bir anda iyi de bence onun hataları da var yaptığı demek mi?
Anıtkabir'de ailemle yürürken bir takım gereksiz cümleler söylemek. Nejat İşler ve Özlü Söz içeren herhangi bir Instagram postunu yanlışlıkla like'lamak çok kötü. İnanılmaz kötü. Aşırı kötü. Ben mesela seni öyle görsem biraz bir düşünürüm. İki hafta benimle podcast kaydetmezsin bence. Bir mesafe alırsın bana. Evet, birazcık bir mesafe girer aramızda diye düşünüyorum. Geçen gün bir cümle gördüm, altına Nejat İşler yazmışlar.
Şöyle bir cümleydi. Abi şu hayatta her şeyi anlıyorum da işte sevgilisinin ayaklarından fiskobillik fıstıklı yalamayanı da ne bileyim falan diye aptal bir cümle var. Şimdi bunun altında like'ım olsa yanlışlıkla ne kadar kötü. Hiç geri dönüşü yok yani. Ben artık onunla tanınırım falan.
Rezalet bir hal alır yani. Bu arada Samet tam da sana göre bir haber var önümde. Evet. Haber şöyle diyor. Bir dönem Gümüş Yük Spor'un başkanlığını yapan Nejat İşler. Amatördeyken rahattım. Orada işler temizdi. Buralar karışık. Top değil başka şeyler oynanıyor. Ben her gün ölümü düşünüyorum. Öleceğini bilen tek varlık biziz. O yüzden bıraksınlar bu işleri dedi. Kim ya? Muhatabı kim bu adamın şu an? Ve bitmedi. Devam ediyor Neşet İşler. Oyuncu mutlu musunuz sorusunu da değilim. Mutluluk uzak bir ülke diye yanıtladı.
Ağabey aynı röportaj içerisinde gümüşlük spor, ölüm, öleceğini bilen tek varlık olarak insan ve mutluluk isimli bir ülkeden bahsetmiş Nejat İşler. Sen ne düşünüyorsun? Nejat İşler'in Endüstriyel Futbolu'yla bugün tanışmış olması gerçekten dikkatimden kaçmadı. Bu senelerdir var Endüstriyel Spor. Neden böyle yeni tanışmış gibi davranmış onu tam anlayamadım. Bu kombin çok az insana nasip olur bu arada yani. Ben kimsenin hiçbir sohbette bu kadar manidar olmaması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü öyle olursa sohbet akmaz yani. Her insan bu kadar manidar laflar etme telaşında olursa bir sohbette, o sohbet akmaz, akışkan olmaz. Yani düşünsene, hayattaki herkes neşet işler. Sen bana bir şey soruyorsun. İşte soruyorsun, bu konuda ne düşünüyorsun diyorsun. Ben de diyorum ki, abi düşünce bir coğrafyadır. Bizler o coğrafyadaki çiçekleriz falan filan. Sürekli böyle laflar ediyorum. İlerler mi sohbet? İlerlemez. Abi hayatta bazen Ebru Polat olmak gerekiyor.
Çünkü önümdeki bir haberde şöyle bir bilgi var. Ebru Polat, kendisiyle görüşmek isteyen kişileri kastederek, ya şu beleşçi tayfa, bir uzak durun be kardeşim. Görüşelim görüşelim, ha okey. Benim de işim gücüm yok, durduk yere sizinle görüşeceğim. Ya sabır, demiş. Hangisiyle sohbet daha rahat ilerler bu arada abi? Hangisiyle mesela upuzun sürecek bir podcast dizisine başlayacaksın? Nejat İşler mi, Ebru Polat mı? Abi cevap veriyorum, Ajdar.
Kesinlikle Ajdar. Necatişler biraz başımızı şişirir. Ebru Polat da arkadaşlarına müşteri gibi davranıyor belli ki. O da biraz manyak olabilir. Cevabım Ajdar. Hayata dair sahici olmasa da dertleri var. Sohbete akıtabiliriz. Peki sence Ajdar bugüne bugün bir singer-songwriter mı? Ya da Ajdar bir ozan mı? Ne bileyim metropol ozanı mı Ajdar? Ağacılar Türkiye'nin çok küçük bir özeti. Ağacıları bir pilot bölge olarak görebilirsin. Onu böyle genele yayınca Türkiye çıkıyor. Sürekli bir şeyler yapıyor. Yaptığı şeylerin işe yararlılığını hiç sorgulamıyor. O yüzden de çok işe yarar şeyler yaptığını düşünüyor. Çok önemli olduğunu ve sürekli onu birilerinin bitirmeye çalıştığını düşünüyor. Kendi değerini ölçeceği bir ölçek olmadığı için kendine dev aynasında bakıyor. O yüzden ölçüsüzce kendini seviyor. Dünyayı yöneten insanlarla sürekli kavgalı ve etkileşime bayılıyor. Türkiye.
Bu. Aynen öyle kardeşim. İnternetten tanışıp aşık olduğu kişiye kendisini bekar, kocasını kuzeni, çocuğunu kız kardeşi, annesini teyzesi olarak tanıtan Erva isimli kişi stüdyoda da bu yalanlarına devam etti. Abi Shakespeare'den Bir Müge Anlı Yayını Rüyası kitabının özetini okudum. Ne düşünüyorsun? Can Yücel çevirisi de Yalan Rüzgarı diye çıkmıştır hatta. Öyle bilinir. Bu kadar kapsamlı yalan söylerken ortak küme oluştururdum ben mesela. Yani istemeden de olsa oluşurdu. Mesela halam aynı kalırdı. Mesela iki dünyada halamı ortak yapardım ki belli bir şekilde o yalanı devam ettirebileyim. Bu başka bir dünya yaratmış kendini. Hiç kimse olması gereken pozisyonda değil, doğru pozisyonda değil. Kaleci'yi almış, Forvet'e koymuş. Burada çok net bir paralel evren üretme teşebbüsü var yani. Müthiş bir çaba. Yazarak çalışmak lazım. İsmini de değiştirmiş yalanda. Erva deyince bakmıyor. Ben o videoyu izledim. Birileri Erva deyince o kadına bakmıyor yani. Çok iyi. Çok uzun süre sürdürmek zorunda olduğun bir yalan oldu mu senin mesela bunun gibi?
Ağabey ben mesela insanları uzunca bir süre sosyal bilimlerle çok ilgilendiğim konusunda kandırdım sana. Yani bir şekilde sohbet etmek için, ne bileyim kampüse entegre olmak için, insanlar çay içerken orada bir özne olarak barınabilmek için bu yalanı sürdürdüm. Mesela Ransiye mi? Aa Fuko mu? Bayılırım falan dedim.
Hoşuma gitmeyen, benden olmayan sosyal bilimcilere derste referans verenlerin sözünü kestim. Bağırdım, afra yaptım, tafra yaptım. Kendimi bir dönem Meclis TV'deyim. İnsanlar da benim öfkemi seviyor, oy alabilmem de buna bağlı.
gibi böyle bir takım hareketler yaptım. Peki Samet senin uzun bir süre sürdürdüğün bir yalan oldu mu? Kant tartışması, kanlı bitti gibi bir şey anlattın az evvel. Onu andırdı. Benim uzun süren yalanım şöyle bir şey vardı. Ankara'daki eski mahallemde, eski oturduğum mahallede bizim sokağa girince bir teyze durdurmuştu beni. Beni çok iyi tanıyormuş gibi sohbete başlayınca ben özgüvensiz bir birey olarak kendi bilgimden şüphe edip kesin tanıyorum da ben unuttum diye. çuvaldızı kendime batırdığım için bu duruma kendimi inandırarak sohbete devam etmiştim. Bu arada sohbet çok ayrıntılı ilerliyor. Yani onun beni tanıdığına ikna edecek çok ilginç ayrıntılar alıyordum yani sohbetten. İşte müzik işleri nasıl gidiyor diyor. İşte annenler geliyor mu buraya diyor. Annemler burada değil falan. Müzik de var sende, anne de var. Yani her şey uyuşuyor ama Samet'ten bahsetmiyorum.
Artık ayrılırken annenlere selam söyle Aykut dedi bana. Kadın için sen en başından beri Aykuttun. Evet. Anne, müzik falan ama hep Aykut çerçevesinde. O kadar inandırmıştım ki kadının beni tanıdığına orada da şunu düşündüm. İsmimi yanlış hatırlıyorum. Bu kadın beni tanımıyor olamaz. Kesin ismimi yanlış hatırladı diye düşündüm. Ama o aşamadan sonra ben Aykut değilim gibi bir çıkıntılık da yapamadım ona. O yüzden ona da Aykut olayım diye düşündüm. Öyle hayatıma devam etmiştim. O yalanı baya bir devam ettirdim ben. hayatının bir dönemini baya official, resmi olarak, aykut olarak geçirdin yani. Bir dönem hakikaten o bir süreçti yani. Ben bir süre birilerine aykut oldum ya. Dünyada o kadar insan var Feth. Çok fazla insan var. Ben herkese, Samet niye olayım yani? Ben birine de aykut olayım. Ne olacak ki? diye düşündüm.
Abi şu hayatta yalan söylemeyen insanın kendi geçmişini kurcalamasına hiç gerek yokmuş. Sanıyorum ki Nietzsche'nin bir lafı bu. Baya güzel ve doğru bir laf, özlü bir laf. Zaten Nietzsche boş konuşmaz. Orada hepimizin alması gereken bir mesaj vardır yani. Şapkamızı önümüze koymamız gerekiyor. Nietzsche deyince bir de akan sular durur mesela. Hiç Nietzsche dedin mi evde? Demedim. Bir kere dene. Ercan Saatçi bile günde iki defa doğruyu gösterir. Bu da Nietzsche'ydi sanırım. Ya Facebook...
Facebook'un yalancısıyım. Neyse abi yani dediğim gibi özetleyeyim sana bu hayatta hiç yalan söylemezsen geçmişine dönüp de ben burada ne demiştim demene gerek kalmaz. Çok da güzel bir laf tavsiye ederim bakarsın. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Ağabey bu arada Shakespeare dedik ya bölümün başında benim aklıma bir anı geldi. Müsaadenle anlatmak istiyorum. Mikrofon senin Fethiciğim. Burasını kendi evin gibi düşün. Burası adeta senin evinmişçesine. Teşekkür ederim ağabey çok sağ ol. Şöyle bir hikaye ağabey lisedeyiz. Lise 3. Böyle enteresan karışık zamanlar işte gömlekler dışarıda, boynumuzda olması gereken kravat kafamıza takılmış ve sallıyoruz. Böyle bir tuhaf bir hormon ekolizeri.
Yani enteresan hormonlar salınıyor falan, kendimiz de değiliz. O dönemlerde işte o yaştaki bir çocuk derslerini ne kadar umursarsa biz de o kadar umursuyoruz, öyle bir aşamadayız. Bir gün edebiyat sınavı olacak, kağıtlar dağıtılıyor. Bilirsin kağıda ilk bakanlara, kağıda henüz bakamayanlar serzenir. Der ki söylesene oğlum ne çıkacakmış falan diye.
Abi kağıtlar geldi, çok arka sıralarda bir arkadaşım vardı. Bana böyle kanlı gözlerle baktı böyle yani son dakika alınacak 5 puan vardır ya. O istekle, o şevkle baktı. Fethi dedi, Fethi Shakespeare'i kim yazmıştı lan dedi.
-"Shakespeare kimindi ya?" dedi. -"Oğlum söyle de kesin çıkar Shakespeare." dedi. -"Kim yazmıştı Shakespeare'i?" dedi. -"Ben de Allah." dedi. Shakespeare'i yazsa yazsa Allah yazmıştır. Çünkü biliyorsun yani... Her şeye kadir olan O'dur. Yani Shakespeare'de muhtemelen Allah yazmıştır diye düşünüyorum. Ya da edebiyat tarihçisi. Onu da O düşünsün. Onu da O düşünür artık. Bu da bizim meselemiz olmayı versin de. Kim demiş Süheyla'ya vurulmuşum diye? Yüksek kaldırımda güpe gündüz. Bu da bir Shakespeare şiiridir. Bu arada bu şarkı bir parantez açayım. Eskiden oynanan bir oyun vardı kağıt katlayarak kim kiminle nerede ne yapıyor hatırlar mısın? Katlardık işte şu hoca bununla burada kumsalda şöyle yapıyor falan böyle bir kıkırdardık. O şarkı da öyle bir şarkı ya. Yer değişiyor time and space sürekli oynuyor ama bir cüretkar hareketler var yani. O şarkı da ona benzetiyorum o da ayrı.
Recaizade Mahmut Ekrem'i kim yazmıştı? Samet, Recaizade Mahmut Ekrem'i yazdıran yüce duygu araba sevdasıdır. Arabaya duyulan sevgidir, hayranlıktır. Arabaya hastayım. Arabaya aşığım ya. Aşığım ya ben. Araba kurtarma ekibi demek istiyorum. Abi bir de şeyi sorayım, Reşat Nuri Güntekin'i Halil Ergün mü yazmıştı? Aynen abi. Bu arada bizim kız da çok azimli. Çok sıkı hazırlanıyor bu sene.
Bizim evde annem sürekli Yaprak Dökümü izliyor bir süredir. Telefondan, televizyondan ve YouTube'dan ayrı ayrı takip ediyor. Yani üç ayrı yerinde o maratonun. Ben bir süredir takip etmeye çalıştım ve şunu fark ettim, ailenin başına gelmedik kalmadı ama Halil Ergün asla kaş boyasından ödün vermedi. Abi ben de şeyi dikkat ettim mesela, Yaprak Dökümü deyince aklıma geldi. Dikkat ettiysen Yaprak Dökümü, Türkiye dizi tarihinde inanılmaz cüretkâr bir diziydi.
Mesela internetin erken dönemleriydi sanırım işte, eve bilgisayar alıyorlardı falan. İşte Halil Ergün bir siteye tıklıyor, bir şey gösterecek. Tıklar tıklamaz yanlışlıkla bir porno sayfası açılıyordu. Böyle bir sahne vardı. Acaba yanlışlıkla mı? İşte bilemezsin. Onu da bilemiyoruz. Bilemezsin. Neyse işte hemencecik üstesinden geliyorlardı böyle, kapatıyorlardı sayfayı falan. Ya bilmiyorum Reşat Nuri Güntekin bunu mu hayal etti? İşte ben de bu noktada takılıyorum.
Adamın metnini yıllar sonra dizi yaptılar. Dizide bir sahne var, işte yanlışlıkla porno sayfası açılıyor, kemküm ediyorlar. Tercüman-ı Ahval gazetesinde yanlışlıkla porno sayfasını açmışlar. Evet, evet. Nes şu anda tavla oynuyor diye bir haber çıkıyor Servet-i Fünun'dan böyle.
Neyse ama baktığında yaprak dökümü sıcak bir aile ortamıydı. Ta ki o cücüklü adam, hatırlar mısın? Aileye dahil olana kadar bir cücüğü vardı böyle. Ondan sonra dağıldı zaten. Abi o dönem cücüklüler piyasayı birbirine kattı.
Bu konuda ben çok doluyum. Hazır fırsatını buldum, konuşacağım. Lütfen abi, dilediğin gibi. Bu Keremcan falan da öyleydi. Bak Keremcan çok fena efendi taklidi yapıyordu. Hiç böyle onun yakışıklılık, karizmatiklik seviyesinde olan insanların yapmadığı bir taklitti o. Çok efendi taklidi yapmasına rağmen adama kimse güvenmiyordu. Cücüklüydü çünkü. Abi cücüklülerin tek silahı cücük değildi. Cücüklülerin bir silahı daha vardı, ince kravat.
Türkiye'ye yandan ince kravat, dikkat et, Keremcan'la birlikte geldi. Hatta cücükle birlikte dağıtılıyordu. Nerede bir cücüklü, orada işte yok ya. Kravatı da biraz daha ince takayım. Hem efendiyim, hem zıpçıktayım. Belki cücüğü de Altın Yıldız'dan aldı bu adam. Bilmiyoruz ki. Sarardan alıyor belki bu adam. Belki tutkanla yapışıyor. Bilmiyoruz ki. Cücük bu sonuçta. Abi, bir yandan cücüklüler dedin ya. Bu ekibin sözünün geçtiği bir dönem aralığı var. 2006-2010 arası.
Cucukluların ustalık dönemi, kanuni dönemi. Artık sınırlar en geniş halini almış. Artık cucuklular her yerdeydi. Alternatif rockçılık mı dersin, dizi oyunculuğu mu dersin. Her yer, yani sanat camiasına peşkeş çekilmişti. Her yerde bir cucuklu vardı. O dönemi hatırlamanı istiyordum.
Cücük işçi çalıştırılıyordu o zaman her yerde sigortasız. Neyse ki abi Sosyal Güvenlik Kurumu bir takım önlemler aldı da artık cücüklüler hiçbir yerde istihdam edilmiyor. Ya lazımdı abi gerekliydi kim ne derse desin. Mesela son döneme bakıyorum. Doğru adımlar atıldı abi bu ülkede.
Yani öyle köktenci bir yerden, radikal bir yerden her şey yanlıştı, yapılan her şey çok kötü diyemeyiz. Yani bunu sadece cücüklülerin azalışından bile anlayabiliriz. Yani bu kesinlikle SGK işi. Yani sektörlere orantılı dağıtıldılar.
O yüzden de artık pek görmüyoruz. Abi kesinlikle haklısın. Bu arada bir soru. Ben yarın seninle buluşurken bir bakıyorsun ben bıyıklar falan her şey gitmiş. Bir tek cücük var çene yakınlarında bir yerde. Bir cücüğüm var. Ne yaparsın? Bıyık yok. Yok. Sakal da yok. Yok. Bir tek cücük var. Bir tek cücük. Böyle geldin. Böyle geldim. Takım elbise bir de ince kravat. Abi öncelikli olarak yani öğle saatlerinde yayınlanacak olan bir dizide böyle yakışıklı bir öğretmenini, rehber öğretmenini falan oynayacağını düşünürüm.
İlk fikrim bu olur. Selena'dır, sihirli annemdir. Kesin Samet'in tayini bu dizilerden birine çıktı derim. Sonra sana bir biri ısmarlarım ve yavaş yavaş anlatırım. Samet 2006 geride kaldı. Bak yeni moda kirli sakal artı cücük. Seni bir şekilde bu hatadan vazgeçirmeye çalışırım. Başta dostun olarak. Samet gel yapma bunu diye telkinde bulunurum açıkçası.
Bu konuda ben bir yanlışı düzeltmiş olayım. Şu anda seyirciler beni görmediği için şeklimden, şemalimden o kadar haberleri olmayabilir. Ben cücük bırakınca Keremcem ya da Nev gibi bir görüntü kazanamam. Yani o mümkün değil bir kere. Çünkü bunun için birkaç fazla kilom var. Bu kiloyla o cücük buluşunca en fazla böyle geek bir YouTuber olurum. Birbirimize soğuk şakalar yaparız. En fazla bu olabilir yani. Spiderman'e dair çok fazla bilgi yüklenir birdenbire. Bir anda uyanırsın Witcher biliyorsun. Evet, bunları biliyorum. Minecraft falan. Minecraft biliyorum, Twitch'te yayın açıyorum. Hemen öyle olurum yani. Muhabbetim sıkıcılaşır. İkincisi, cücük bırakma kararı almış bir insanı tatlı dille öyle bir ısmarlayarak falan vazgeçiremezsin. Doğru. Olmaz. Artık bazı şeyler göze alınmıştır. O insan bir şeyleri göze almış, bu dünyada gözü kalmamıştır artık. Abi cücüklü istikrarlı diye bir şey var. Hangi işi yapıyor olurlarsa olsunlar bak başladıkları motivasyonla devam ediyorlar. Mesela Kerem Cem'in oynadığı dizilere bak 1. bölüm 176. bölüm aynı gülümseme var. Doğru. Hani öyle bir gülümseme ki kıza şey diyor hani beni sen zaten seviyorsun ama ailen de tanısa beni çok sever. Öyle bir gülüş var ve istikrarlılar gerçekten inanamıyorum. Aman abi cücük bir kitaptı okuduk bitti. Ya Mor ve Ötesi'nin bu konu özelinde olmasa da çok esaslı bir tespiti var. Şöyle diyor Mor ve Ötesi, ''Biz bir kabusu yendik.'' Şimdi bu, bu konu özelinde de söylenebilirdi. Cucuk meselesi de bir kabus gibiydi ve bitti. Yani kollektif düş dünyamız bir cucuk atlattı. Geçmiş olsun öncelikle hepimize. Kapanış döneminde Nevin sanırım sahneye alkollü çıktığı güne denk geliyor. O gün cucuk tamamen silindi, haritadan silindi. Yani son gün Nevin artık sahneye alkollü çıktığı gün olarak kayda geçti. Cucuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler demek istiyorum.
Gönlüm! Cücük Sakalı tek başına sahneye çıkıp şey dese bir sıkıntınız var mı lan benimle alakalı? Ben o kadar şey yaptım ama sizi de büyüttüm dese ya cücük tek başına böyle. Neyse sözümüz meclisten dışarı her insan belli hislere kapılıp sahneye alkolü çıkabilir. Herkesin de buna kredisi vardır zaten. Kötü bir Hilber Ortaç taklidi yapayım.
O nevin alkollü çıktığı o Antalya'daki seyircisinin de Allah belasını versin. Öyle seyirci mi olur? Gitmiş de burgerciden burger istiyor gibi adama yok yine aşağı falan. Lanlar terbiyesizler. Olacak iş değil yani. Hiçbir adam sarhoş çıkar. Ne olmuş sarhoş? Sanki çıkmıyor mu o Megadethler falan filan böyle Avrupa'da orada burada ayık ayık mı çıkıyorlar?
Kahve içip mi çıkıyor? Ya saçma sapan şeyler canım. Hayır canım ne alakası var? Hiçbir alakası yok. Yani bir kere böyle şeyleri tartışmaya bile ben al ederim. Yani saçma sapan şeyler. Kimse kusura bakmasın.
Ağabey sorması ayıp. Sen bugün buraya gelmeden keremdin mi? Ben kayıt bitince keremcem çünkü. İstersen beraber keremebiliriz. Bu topa giriyoruz değil mi? Kesin. Ben müsait zamanda cücüğümü bırakıp keremcem sevgili kardeşim. Allah izin verirse bir süredir keremmedim çünkü. Aaa keremmedin mi? Nasıl ya? Ağabey insanlar doğarlar, keremirler ve ölürler. Sen neden bu yasanın aksi yönünde hal ve davranışlar sergiliyorsun ki? Ne itti seni buna?
Kardeşim keremcem diyorum işte yani. Bir rahat bıraksana artık. Ne bu acele? Ben sana kerenmeyeceğim mi dedim? Samet, yani bunu ben görmezden gelirim, yakınların da görmezden gelir ama kerenmediğin günler boyunca senden kerenmedi vergisi kesiliyor. Bunu ben söyleyeyim de senin maliyeci bir dostun olarak bilgin olsun yani.
Yani abi sen bu Kerem Medivergisi'ni ödemekle mükellefsin bu hayata karşı. Ek olarak Kerem Medivergisi yapılandırılmıyor bu arada. Ya bence bir an önce Kerem, yani bir an önce Keremmen lazım. Abi af çıkmaz mı peki yani bir süre daha Keremmezsem?
Abi keremmediğin günler çarpı 2 artı yükselen burcunun ışığında seçtiğin uğurlu rakam bölü keremsizlik maaşı aldığın günler eksi 3 artı keremdiğin son 3 aya ait keremildi mührü damga vergisi. Bunun hesabı böyle abi kaç çıkıyor seninki hesaplayınca? Ağabey ben zararda çıktım, bayağı bir zarardayım. Bu hesaba göre çok zarardayım. İstersen ben bir süre daha bekleyeyim, illaki af çıkacak. Ayrıca ben anneme doğum saatimi de sordum bu konuyla alakalı. Doğum haritamda Kerem Cem'den çok kayağın çıktı. O yüzden yani o şekilde ayarlamam lazım. Yükselenim falan da yalın. Yalın çıktı yükselenim. Yalın çıktı benim yükselenim. Ki kendisinin hiç yükseldiğini göremezsin yalının. Öyle de bir popçudur kendisi. Düşün yani. O nedenle bu konuyu çok da kurcalamamanı salık veririm ben bir dostun olarak. Abi yalın dediğin kişi, yalın diyerek alıntıladığın zat, Türkçe sözlü pop müziği geleneğinde siyaset bilimi tartıştıran ilk kişidir bu arada. O yüzden yalın derken biraz daha dikkatli olmanı branşım adına senden talep ediyorum. Kalbimin orta yerinde bu nasıl bir cumhuriyet? Seninki nasıl bir hakimiyet ben anlamadım diyerek duygusal cephe savaşlarında da yepyeni bir meşruiyet sorunsalına ışık tutmuştur bu insan yani bunu yapmıştır. Bunu da eklemeden geçemeyeceğim. Abi senin de böyle eklemeden geçemeyeceğin bir veri yoksa eğer istersen bölümü yavaş yavaş bitirebiliriz ne dersin?
Ondan önce biraz daha feodal ilerliyordu bu işler bu arada. Yani Murat Evgin falan vardı, Şeyh Vaysam vardı. Yalın, efendiler yarın biz kalbimizin orta yerinde bir cumhuriyet yeşertiyoruz diyerek bambaşka şeyler müjdeledi bize. Hakikaten bu güzel pop müziği bizlere verdi. Ellerine sağlık diyelim o zaman yalın. Hadi durma, kutla bu zafer senin. Yüreğine sağlık yalın. Yalan dünyadaki tek safirin. Onu kaybetme, onu kirletme.
Hırsınla süsleme. Zaferin büyüğü küçüğü olmaz ya. Zafer zaferdir. Kafaya takma ya bunları.
Aydın Aydın Kardeşim Aydın Aydın Kardeşim
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.