Podcast

Laikliğin Ele Gelişi ve Torbacı Yasa (Renklendirilmiş)

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Samet ve Fethi bu bölümde seçimde muhtarlık galibiyeti olan tüm partileri tebrik ederken, siyasi figürlerin hangi yaşlarda nerelerde saklanması gerektiğine dair niş bilgiler veriyor. Uyuşturucu kullanımıyla alakalı yurtdışarı kimi yasaları incelerken, muhafazakârların kullanmaktan imtina ettiği tüm aygıtları tanıtıyor.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.750 kelime · ~14 dk okuma

Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.

Evet, seçimler oldu. İller ve ilçeler paylaşıldı. Yerel teşkilatlanmanın çekirdeği olan mahalleler de muhtarlarına kavuştu. Evet, Bursa gelsin. Sonra da Isparta, Kütahya ve Batman'ı alalım. Evet, oy oy. Yüzde yüzde. Bazı siyasi teşkilatlar sevindi, bazıları üzüldü. Ama son kertede Demokrasi Bayramı, Samet her yanımızı sardı.

Isıttı bizi Demokrasi Bayramı. Fakat bu süreçte Samet Doğu Perinçek'in ölçeksiz bir neşesi vardı. Yani böyle kazanılmış muhtarlıklardan falan bahsetti. Şöyle bir haber var önümde okuyayım istersen. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek 31 Mart seçimlerinin sonuçlarına katıldığı canlı yayın programında değerlendirdi. Perinçek bu seçimde Vatan Partisi'nin kazanımları olduğunu ifade ederek muhtarlıklar kazandık. Uşak'ı, Adana'sı, Sivas'ı, Türkiye'nin her yöresinden tabanlı muhtarlık seçimlerinde Vatan Partisi önemli başarılar kazandı. Kırsal kesimden, köylük alandan, merkezlere doğru iktidar amacıyla bir halk hareketinin nüveleri de oluşmaktadır dedi. Sen bu habere denk geldin mi Samet? Denk geldim. Orada değildim belki ama ekran başındaydım.

Transkriptin tamamını oku

Kendisi zaten Türkiye siyasi arenasının neşeli yüzü olarak bilinir. Ben kendisini bu vesileyle bir kez daha tebrik etmek istiyorum. Sadece en başta şunu hatırlatmak isterim kendisine. Bu saydığı Uşak, Adana, Sivas bunlar il. Bunlar mahalle ya da köy değil. Öncelikle bunu hatırlatmak isterim. Belki dikkatimden ufacık bir an da olsa kaçmıştır diye düşünüyorum. Ufak bir hatırlatma. Ben kendisini gerçekten tebrik etmek istiyorum. Kendisi biliyorsun çünkü Selçuklulardan beri siyasi aranımızda önemli bir kişilik. O zaman Samet mikrofon sende. Sen şu an Doğu Perinçe'ye dilediğin gibi, istediğin gibi, kendine ket vurmadan, otosansüre gerek kalmadan, kalbinden geçtiği gibi teşekkür edebilirsin. Tam olarak şu anda mikrofon sende. Ben bu teşekkürü ederken arkaya belki 32. günün jenerik müziğinden bir şeyler koyulabilir. Evet, kısık sesle bir müziğin üzerine. Pek saygıdeğer Kadir Şinas, Türkiye'nin aydınlık yüzü, bugün buralara gelmemizde büyük emeği olan çok sayın Doğu Perinçek, sizleri muhabbetle selamlıyor, bu seçimlerde kazandığınız büyük başarıyı tebrik ediyorum.

Şüphesiz ki bugün meyvesini veren kazanımlarınız yıllarca verdiğiniz mücadelenin bir sonucudur. Yıllardır kâh o yanda, kâh bu yanda verdiğiniz siyasi mücadele olsun, ekranlarda sinir harbi geçirip saçlarınızı dikeltmek pahasına ettiğiniz hakaretler olsun, işte alçak, puşt bunların hepsini gördük, benzersiz birisiniz. Bazıları bu mücadelenizin yer yer anlamsız, yer yer ne alaka düşünün, yer yer absürt olduğunu savunsa da doğru bildiğinizden vazgeçmeyip bizlere bu seçimde hediye ettiğiniz muhtarlıklar için müteşekkir olduğumuzu bildirmek isteriz. Üç muhtarlık ne demek? Umarım bu hızla 3145 yılında da bu seçimde açtığınız gediklerden hızla ilerleyip cumhurbaşkanı olursunuz. O günleri belki biz göremeyiz. Biz o gün belki oralarda olamayız. Ama siz gördüğünüz kadarıyla oralarda olacaksınız. Türkiye'yi bu aydınlık gelecekten mahrum bırakmamanız ümidiyle. Aynen öyle kardeşimin burnu tıkalı sesi Samet.

Abi ben bir de şeyi tam olarak anlayamadım. Muhtar adayları Vatan Partisi muhtar adayı olarak mı lanse edilmiş bu süreçte? Abi ben 4 senelik siyaset bilimi, lisans eğitimi dahilinde şöyle bir şey öğrendim. Şimdi seçimlerde il adayları var.

Ya şu siyasi partinin il adayı, belediye başkan adayı. İlçeler de var, ilçe belediye başkanı adayı ama muhtarlar senin benim gibi insanlar. Yani bir dava dosyası ya da bir tebligat mahalleliğe ulaşamayınca bu muhtarlığa bırakılıyor. Kişi muhtarlığa geliyor, belgesini, seçim pusulasını alıyor. Bu esnada abi muhtar tükenmez kalemi uzatıyor mahalleliğe. Yani çay ikram ediyor iş çok uzun sürecekse.

Esas olarak bir tükenmez kaleme hakimiyetidir muhtarlık. Olayı budur. Siyasi irade gerektiren bir meselesi yok. Sosyal demokrat kalemi şöyle uzatır, muhafazakar demokrat böyle uzatır şeklinde gerçekten bir fark yok. Yani bu işin sağı solu ortası yok.

Az evvel ben sözünü kesmek istemedim ama aşırı muhafazakarlar tükenmez kalem kullanmıyor olabilir. Misvak kullanıyor olabilir onun yerine. Ufak bir, sadece bir soru işareti koyayım buraya. Onu gidince evde araştıralım. Çünkü tükenmezlik Allah'a mahsustur diye biliyorum ben. Tükenmezlik Allah'a mahsustur bu bir. İkincisi de aşırı muhafazakarlar ama son derece. Muhafazakarlar zaten aşırı muhafazakarlıkları gereği Samet, ana rahminden bile çıkmak istemez.

Çünkü muhafaza anne karnında başlar. Bir muhafazakar için bir hareket oluştuysa sıfır noktasında artık sonraki hareketlerde o bir numaralı hareketin korunması gerekiyor. Eylemsizlik. Anne rahmi. İster eylemsizlikle ister anne rahmi. Hangisi sende varsa referans olarak alabilirsin. Kendini de muhafaza etme isteğiyle mi öyle yapıyorlar yani? Anne rahminden çıkmıyorlar. Ama bu bir başka videonun konusu. Perinçe'ye dönersek muhtemelen bu onun çok büyük bir zaferi. Yani devrimi tükenmez kalemle başlattı belki. Belki bu sadece bizim şu an gördüğümüz bir şey bu arada. Mücadele yıllardır veriliyordu sonuçta. 2019'daki seçimde belki sınıf başkanlıkları, apartman yöneticiliği, azalık, Survivor adaylığı gibi başarıları da mevcuttu. Belki bizim dikkatimizden kaçtı.

Abi bu arada sana başka bir coğrafyadan, yine yıllar süren başka bir mücadeleden bahsetmemi ister misin? En az Doğu Perinçek'inki kadar ısrarcı, sistematik bir mücadele. Kim bilir ne geliyor? Şöyle bir haber, Almanya'da kişi başı 25 gram kullanım ve 50 gram üretimi serbest hale getiren esrar yasası yürürlüğe girdi. Böyle bir haber var önümde. Abi ne diyorsun bu bahsettikleri gramajlar 25 gram, 50 gram aylık mıdır, yıllık mıdır? Yani günlükse eğer çok sıkıntı.

Bu konuyla Abdurrahman Dilipak ilgileniyordu, sizi ona bağlıyorum hemen. Hakikaten bu konuyla çok ilgiliydi, bir süredir yok piyasada, öyle demecini falan görmüyoruz. İlkokulda Dolap Adam yapıyorduk ya abi. Dolap yazıyorduk, sonra D ile P'nin uçlarını birleştiriyorduk falan. O yaptığımız Dolap Adamların hepsi Abdurrahman Dilipak'a benziyordu. Bu da çok ilginç bir ayrıntı olarak. Gerçekten ha. Lütfen büyük resmi gör Türkiye'm. Bunu lütfen gör. Bunu böyle bir not olarak buraya iliştirip, şunu diyeceğim, bu haberde benim dikkatimi çeken şu oldu, ben kişisel olarak 50 üretip 25 tüketebiliyorsam, arada kalan 25'i satıyor. Ben torbacıyım demek ki ya.

Bu yasa, insana torbacılıktan başka bir seçenek bırakmıyor. Yani şimdi Samet, ben de orada şunu düşündüm. 50'lik var, biz bunu üretebiliyoruz. 25 var, biz bunu tüketebiliyoruz. Kalanını biz etnografya müzesinde sergilemeyeceksek eğer, ne yapıyoruz bu kalan 25'i abi? Muhtemelen satıyoruz. Evet. Kişi kendinin torbacısıdır gibi bakılabilir bu durumda.

Abi seçimlerle alakalı şöyle bir haber var önümde, aktarıyorum tabi. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'in ondan çoban bile olmaz dediği yeniden Refah Partisi Azizye Belediye Başkan Adayı Emrullah Akpınar seçimi kazanmasının ardından kepenek giyerek ilçede tur attı. Abi şimdi Türkiye bir ülke olarak bir çağdaş sanat müzesi gibi şu an. Neyi kastediyorum? Ona çoban bile olmaz demişler. Adam seçimi kazanıp büyükşehir belediye başkanı olmuş ve kepenek giymiş. Bir performans var böyle. Kepenek bu arada bilmeyenler için çoban üniforması. Çobanın dres kodu. Çobanlar buluşmasında giyilmesi önem arz eden standart.

günün birinde yakışıklı çoban diye bir popçu çıkarsa bir tiktoker çıkarsa onunla gezecek her yere gidecek öyle düşünün. Evet onun giydiği o nasıl itfaiyecinin kırmızı bir tayt değil kırmızı bir tayt ne onaylıyorsun beni orada. İtfaiyeci mi dedin ben süpermen dedin zannettim ikisini hep ben karıştırırım. Aklın sürçmüş.

Dinlerken beni senin aklın sürçmüş. Ne diyordum abi? Yani bir şey diyeceğim. Şimdi sence Emrullah Akbuna şunu mu söylemek istiyor? Benden büyükşehir belediye başkanı olsa çoban haydi haydi olur. Onu kesin yapabilirim. Çünkü artık belediye başkanıyım. Bak görüyor musun? Kepenek de giydim. Hani sen bana dedin ki x olamazsın. Ben gittim x artı 10. oldum hani böyle hacmen geniş sorumluluk sahibi bir meslek edindim al şimdi gör beni bakalım kepenekte giyiyorum gibi bir şeyim çok saçma bir de ama meslekler arasında böyle hepsi birbirini içeren bir kümeleşme olmaması lazım yani mesela cumhurbaşkanı olduk

Atıyorum yazılımcı da mı olduk o anda? Yani bu böyle hepsini kapsıyor olmaması lazım en üstteyiz diye. Yani çobanlık apayrı bir meslek, belediye başkanlığı apayrı bir meslek. Aynen öyle. Ayrı uzmanlık alanları bunlar. Ama şimdi ülkenin kültürel kodlarında da var. Mesela şey hikayesini biliyorsundur. Bir anne çocuğuna diyor ki senden adam olmaz. Adam bunu ispatlamak için kaymakam oluyor.

Kaymakam oluyor annesinin yanına gidiyor diyor ki bak ben kaymakam oldum. Annesi de diyor ki ben sana adam olamazsın dedim. Haydi haydi. Ya tutarsa? Ya tutarsa aynen. Ama bence burada asıl olay büyük bir şey olmak ya bürokrat olmak. Evet doğru. Artık diyor ki ben bunu olduysam her şeyi olabilirim. Çünkü yönetici oldum.

Doğru. Böyle bir kamu yönetimi travması var bu coğrafyanın. Yani bir şey olabileceğini ispatlamak için şak diye kaymakam oluyor. Ama yani burada şöyle bir örtük bir anlamda yok mu? Çobanlık koyunları idare etme ya. Bir idari görev, bir belediye başkanlığı, bir başbakanlık insanları idare etme ve bu halka çok fazla koyun muamelesi üzerinden edebiyat yapıldı ya. Böyle bir örtük anlamı var mı bunun yoksa biz mi çok Aziz Nesin okuduk?

Sadece bir soru. Ah ne desem ki Samet? Yani anlasalar keşke benim söyleyeceğim lafları. Keşke benim söyleyeceğim laflar doğru yere ulaşsa. Türkiye'de benim gölgem namussuzların gölgesinden daha uzun olmadıkça bana burada eğitim seviyesinden falan bahsetmeyin. Bana burada böyle şeylerden bahsetmeyin.

Hulk TV'ye çıkan kızgın akademisyen taklidiniz çok güzeldi. Aynen kısa boylu kızgın akademisyen. Sinirli böyle. Bir de şöyle bir muhalif tarzı var ya, yani beni konuşturmayın. E konuş. Konuş abi. Konuş o zaman şu an. Bir ara onun şey versiyonu vardı, ben buraya bir çantayla geldim, bu çantayı açarsam hiçbir kelle duramaz. İşte bütün kelleri kopar. Bana bu çantayı açtırmayın. Ne olabilir? Ne var abi o çantada? Bir flaş bellek olsun.

Tamam mı? 10 tane A4 kağıdı olsun maksimum. Cebine atarsın. 2 tane dosya olsun. Bunlar nasıl bir masaya konduğunda herkes mahvolabilir ki? Böyle bir dönem yaşadık Türkiye televizyonculuk tarihinde. Ben bu çantayı açarsam hiçbirinizin konuşacak yüzük almaz. Açma lütfen. Biz burada hep beraber güzeliz.

Biz burada eksildiğimiz zaman o kadar da güzel olmayacağız. Dolayısıyla yapma bunu. Madem koyun muhafazası konusunda böyle genel geçer bir kriterimiz var, hakikaten bütün seçimleri doğrudan çobanlar arasından yapalım. Hiç bu bürokratlar falan filan hiç girmesin seçimlere. Bir de teşbihte büyük bir hata var yani. Sanki Türkiye'de en son yapılacak benzetme gibi. Çünkü Süleyman Demirel'in lakabı çobanlı. Kendisi de çoban. Doğru. Çobanlı lakabı.

çocukluğunda çobanlık yapmıştı. Defalarca başa geldi yani başbakanlık, cumhurbaşkanlık kaç kere gitti geldi. Yani çobanı küçümseyici bir anlamda kullanabileceğimiz bir coğrafyada yaşamıyoruz bence. Doğru ama çok kez de küçümseyecek anlamda kullanıldı bir yandan. Mesela bir manken mi vardı sanatçı mı şey demişti direkt olarak benim verdiğim oy çobanın verdiği oyla bir mi?

Bak işte. Burada meşruiyet tartışması açılmıştı yine. Doğru. Ondan sonra yani şey diyenler de olmuştu. Evet asla bir değil çobanınki iki sayılsa keşke diyen de oldu. Haa tersine. Buna katılan da oldu. Aynen bu bence çok temelde çekirdekte bir köylü kentli tartışması. Bu arada Cumartesi günü sergim var Akbank Sanat'ta. Köylü kentli tartışmasını odağına alan bir contemporary art şeyi. Piriz çalıştım bu sefer. Ne çalıştın? Piriz. Pirizler üzerinden köylü kentli tartışmasını anlatmak istiyorum. Yalnız her pirize bakma bazıları mekanın pirizi. Sanat değil. Anladım. İşlevi doğrultusunda bazıları sanat piriz. Anladım. Nasıl geldik buraya bilmiyorum ama... Sanat priz. Sanat priz, evet. İleride böyle bir firma açmak istersen aklında kalsın yani. Bence bu konudaki asıl eksiğimiz Süleyman Demirel hala. Yani onun bu konuda, bu tartışmanın bir tarafı olmaması bu konuları çok uzatıyor. Yok onun oyu buna eşit miymiş, yok o çoban mıymış falan filan. Yani Süleyman Demirel olsa muhtemelen tarihe geçecek, absürt bir laf edecekti.

Ve onunla anacaktık tüm bu yaşadığımız dönemi. Ama öyle olmadı yani. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanlığı yaptı, yapmadı mı yani? Susuyorsun. Bence konuş. Susma! Konuş! Sayın bezmenler, lütfen açar mısınız efendim kapıyı?

Abi Devlet Bahçeli'nin başına gelenler ne olacak? Yani yüzüne gelenler, yüzüne olanlar. Seçim gecesi gördüm ama mecazen değil baya. Devlet Bahçeli'nin başına gelenler hakkında ne düşünüyorsun? Abi sanırım bu konuda çok geç kaldık. Biraz geciktik. Çok tazeyken tüketmemiz gerekiyordu Devlet Bahçeli'yi. Bana biraz öyle geliyor. Ya şey mi diyorsun abi, ya sevmeyi bilmedik yıllarca Devlet Bahçeli'yi ya da sevince geç kaldık. Böyle Hakan Taşıyancı bir metotla mı bakmamız gerekiyor? Evet, tam olarak öyle yani. Bence biraz geç kaldık. Şimdi başka şeylerle karıştırarak yememiz gerekecek mecbur. Bu arada seçim günü ben de biraz öyleydim. Bir uyandım, her yer kırmızı olmuş. Böyle layıklık ele geliyor falan ekrana biraz baktığımda. Çok alışık olduğum bir tablo değildi. Yani ziyadesiyle farklıydı gerçekten. Önceki tecrübelerime dayanarak söylüyorum çok farklı bir gece geçirdik. Ben önceki tecrübelerime artık dayanamıyorum.

Ben artık onları benden alın, onlar benim tecrübem olmasın istiyorum. Evet, bir tecrübe intiharı yapmak istiyorsun bu hayatta. Abi peki bir şey soracağım. Devlet Bahçeli bir gıda olsa, az önceki konuşmanda bahsettiğin gibi, biraz şey imasında bulundun ya, tüketmeye tüketmeye şekerlendi ya da işte maruz kala kala artık böyle ne bileyim ıspanak yemeği ise o ertesi günü böreğin içinde göreceğiz falan gibi bir şey oldu. Peki Devlet Bahçeli'yi evde nerede saklarsın abi?

Dolapta mı saklarsın, fırının içine mi koyarsın yoksa buzdolabında mı muhafaza edersin? Ben devlet bahçeliği ve Türk sağ siyasetini aslında genel olarak ama devlet bahçeliği özelinde bunu çok net söyleyebilirim. Çocukların ulaşamayacağı bir yükseklikte saklamayı tercih ederim. Sonra çünkü çocuklar onu bir şey zannedip yiyebiliyor. O da doğru bir şey değil yani boğulurlar falan. Çok soğukta saklamamak gerekiyor bir de çünkü yediği ayazı unutmuyormuş ben öyle okudum. Bilmiyorum. Peki Samet senin yediğin ayazı unutman şako mu?

CHP'nin bu başarısından sonra da ahlaksızlık aldı yürüdü bilmiyorum takip ettin mi fark ettin mi alanında çok ünlü bir rock gitaristi var Robert Flipp Ne yapmış abi Robert Flipp? 77 yaşındaki Robert Flipp Only Fans açtı Robert Flipp Evet Only Fans açtı CHP'nin kazandığının hemen ertesi günü. Bilmiyorum bunlar arasında bir bağlantı kurmamak akıl karı mı? Al buradan oku bu işi, al buradan gör bu işi. Ne nereye gidecek buradan anla bu işi. Ne neye vesile oldu gör. Yıllardır diyordun değilsin değilsin diye. Seçim oldu gör şimdi, yaşa şimdi. Al şimdi otur sindir şimdi. Ben ne anlatıyordum sana?

Hande Fırat ne anlatıyordu sana yıllarca? Al şimdi böyle gör. Koca Robert Philip be. Akademik prograk dedik biz buna be. Akademik prograk. King Crimson dedik, Starless dedik. Adam gitti, onlifans açtı. Yaşa şimdi bu dünyada.

Gerçekten yazıklar olsun daha birçok belediye mazmatasını almadı. Düşün yani. Öyle bir durumda sen daha hemen o haritayı kıpkırmızı gördüğün an soyun, video çek, onlifans aç. Bu dünyanın çivisi çıktı Fethi. Çivisi çıktı. Ahlaksızlık emeklemiyor artık Samet. Ahlaksızlık ayağa kalktı. Ahlaksızlık postürünü düzeltti, yürüyor şimdi. Rezillik. Rezillik. Yaşananlar tam bir rezillik bence.

Peki bir şey soracağım Samet, Robert Philip neler paylaşıyor OnlyFans'ta? Benim hakkımda direkt şöyle başlıklar geliyor işte, ''Two gorgeous brunettes are crying during a King Crimson song.'' falan işte ne bileyim, bunun gibi başlıklar mı? Nasıl içerikler? Valla ben 77 yaşındaki bir dedenin götünü görmek için bütçe ayırmadığım için, kendi bütçe planlamamda o kadar zengin olmadığım için, Tam bakamadım ama bir duyuru videosu koymuş kendi kanalına. Çükünü götünü falan gitarla kapatmış ve çıplak. Gibson markası dava açsa yeri. İyi de Samet, bir şey diyeceğim. Bunlar yıllar önce yapılmadı mı abi? Ne bileyim Erkin Koray'ı gitarıyla, Orhan Gencebay'ı sitarıyla görmedik mi çok cüretkar şekillerde? Bunlar sırf erken ve vintage nude'lar olduğu için bu yüzden mi para kazandırmıyor? Yazıklar olsun ayrıca. Bu insanlar bunları yaptılar vaktinde. Tek günahları OnlyFans olmaması mı? Gerçi Dede Korkut da o kadar anlattı ama bir Pod B olmadığı için insanlar bölüm bölüm dinleyemediler bunu yani. Dinleyemediler. İşte bu kötü oldu. Keza Hz. Osman dönemi. Anca o zaman tefrika edildi metinler. Keşke o dönemde böyle podcast birliktelikleri olsaydı da insanlar açıp açıp dinleyebilselerdi. Ya nereye bağlayacağım ya? Bu soru kendineydi değil mi?

Orhan Gencebay'ın bodybuilding yaptığı senelerde kimse bodybuilding yapmıyordu. Bodybuilding ismini bile Orhan Gencebay'ın bulduğundan ben şüpheliyim. Kaşgarlı Mahmut döneminde Türenk mi vardı be? İsa döneminde Potby mi vardı? Yoktu. Dinleselerdi insanlar. Hayır bir şey diyeceğim, şimdi o insanlar para kazanamadı bundan. Ama baktığında Robert Fripp şimdi açtı parasını da kazanıyor. Başka bu arada bir şey soracağım. Bu ülkede kimler vardı Newt atan, sanat insanı, entelektüel müzisyen? Nefise Karatay biliyorum ama yok o değil. Pardon.

Nefise Karatay'ın adı ve soyadı çok nude atıyor gibi değil mi? Evet. Çok duyurdu bize kendini. Doğru. Şu an neyle meşgul bilmiyorum. Bilmiyoruz. Nefise Karatay vardı. Mehmet Ali Erbil'i çok net hatırlıyorum. Liman Eli'yi hatırlıyorum. Bir ara doktordan atacağı fotoğrafı sosyal medya mağduru olarak Twitter'a atmıştı yanlışlıkla. Yiğidim aslanım nude mu atıyor gibi bir noktaya gelmiştik ülkece. Bu güzel şakaymış sana.

Bunu sevdim. Bu şu an mıydı? Freestyle mıydı bu? Yok hayır bu benim çok eski bir tweetimdi. Eski bir tweetin? Evet eski bir tweetinin selamı var. Özür dilerim. O zaman Samet bu şarkıyı senin şakanla birlikte benimle birlikte söyler misin? Hadi lütfen.

Samet, benim nude atamadığım bir sosyal medya, benim sosyal medyam zaten olmamıştır. Ne bağırıyorsun? O cümlenin başındaki benim yanlıştır yani. Çünkü benim için bana ait olacak olan sosyal medya, iyi dinle dediğimi kaç kelime vardı soracağım.

Cümlenin başından sonuna kadar. Benim nude atamadığım bir sosyal medya bir kere benim sosyal medyam değil. Bunu söyleyeyim. Üstelik bu seçimde çok muhtar kazandım. Bu akşam hüzünleri evde bıraktım. Kör kütük galip oldum. Umurumda değil. Bu arada anne karnından bu yana da muhafazakarım. Ekstremli muhafazakarım. Aşırı muhafazakarım. Nasılım Samet? Türkiye gibisin kardeşim. Aynen öyle kardeşim.

Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)