
3.234 kelime · ~16 dk okuma
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Çeçenistan'da çok hızlı ve çok yavaş müzik yasaklandı diye bir haber var. Hayda, nasıl yani? Çeçenistan Kültür Bakanı Dadayev, Kadirov'un talimatıyla yürürlüğe sokulan karar kapsamında şarkıların dakikada 80 ila 116 vuruşluk bir tempoya uygun olarak çalınması gerektiğini bildirdi. Çok niş bir yasak değil mi ya? Güç denemesi gibi. Dur lan bir hızlı yürümeyi yasaklayayım, bakayım yapacaklar mı? Ulan valla yavaşladılar ya, çok iyi ya falan diye olabilirler.
Allah Allah nasıl yani? Şimdi Çeçenistan'da Ece Seçkin'in Follow Me, Follow Me, Aşk Nerede Burada şarkısını dinleyemeyecek miyiz? Dinleyemeyecekler. Çeçenistan'a gidersen aklın da olsun abi. Ece Seçkin yok. Ece Seçkin olmayan bir coğrafyadasın artık. Çok sıkıntı. Ben gitmekten vazgeçtim. Planım da yoktu zaten ama şu an kara listeye aldım Çeçenistan'ı kesinlikle.
Bu arada emin değilim o şarkı tam uyuyor mu bu ölçülere ama ölçmemiz lazım. Bunun için bir kurul oluşturuldu muhtemelen. Tek tek ölçecekler. Sen yavaşsın, hızlan gel. Sen uygunsun, çal gibi bir muamele yapılacak benim anladığım. Çeçenistan Kültür Bakanlığı'nın 79 bpm'den daha yavaş ve 116 bpm'den daha hızlı tempodan çekincesi tam olarak nedir? Neden aralık tam olarak 80-116 arası şeklinde belirlenmiş?
YouTube'dan mesela birden 200'e kadar bütün BPM'leri dinlediler. Şimdi iyi, şimdi çok kötü. Bu biraz hızlı, burada karar kılalım diyerek mi seçmişler bu aralar? Hakikaten bunu ben de çok merak ettim. Acaba o süreç nasıl gerçekleşti? Tek tek mesela 78 BPM'lik tüm şarkılar alındı. Bunlar da baya kötü. 80'e çekelim, şunu gibi bir şey mi oldu? Ben halkıma çok yavaş ya da çok hızlı dedirtmem gibi bir liderlik tarzı da olabilir bu.
Kuzey Kore'de saçların santiminin belirlenmesi gibi bir şey yani. Düzenli düzenli dursunlar önümde diye düşünüyor insan bir kere. Gücü eline geçirdi mi insan, ona da karışır gibi. -"Neler neler yapmaz." diyoruz. -"Bunlara bir güç ver, bunlara bir beylik vereceksin." Önce annelerini satar bunlar. Doğru. Neler neler yapmazlar. Önce asarlar, sonra arkalarından ağlarlar falan.
Tamam da Samet, Çeçenistan'ın bir Halk TV'si yok mu? Tepki olarak tartışma programlarında 40 BPM ile üzülüp 130 BPM ile coşmamışlar mı? Kupaların, tişörtlerin üzerine illegal BPM'leri numerik, rakamsal bir şekilde yazıp satmamışlar mı paket halinde? Yapılırdı burada yani. Kesin yapılırdı. TC Çapulcu Abdülbek isimli Facebook kullanıcısı bu tweetini beğendi. TC Kadirov ve 4 arkadaşın dahil bu podcast'ı yasakladı. Aman Çeçenoğlan, yandım Çeçenoğlan. Şarkıyı hızlı bulup damda yatmayı tercih eden oğlan. TRT sunucusu gibi söyledin. Evet. Çünkü TRT'de böyledir ya, birazdan okunacak türkünün nakaratı bu şekilde ifade edilir, öyle geçilir ya böyle şarkıya. Dilimi bağlasalar... Tanıtım yapılır ya şarkının önce kısmeti. Önce tiz sonra pes söylenir onlar. Dilimi bağlasalar... Evet, evet. İlk geceler daha tizden sonrası daha pes olur yani. Sevemez kimse seni. Değil mi? Bu şekilde. Keşke Çinistan'da bununla ilgili bir yasa da çıksa ya da Türkiye'de. Arkadaşlar, şarkı tanıtımlarına önce tiz sonra pes başlayamazsınız. Nasıl başlarsanız öyle devam edecek diye bir yasa da çıksın.
Bir de abi ritim çok değişken bir şey yani. Şimdi denetime geldiler mesela biz 80 bpm'de çalıyoruz. Davulcu Allah muhafaza bir ritmi çekse birazcık yani. Herkes karakolluk olacak durduk yere. Anlatamazsın da derdini işte orada. Bizim davulcumuz dün gece az uyumuştu falan filan. Yemezler yani. Bu gerginlikle yaşayamaz yani oradaki müzisyen. Abi şey de diyemezsin yani, bu yaptığımız şarkıda işte önce hızlı gideceğiz, sonra son hecede yavaşlayacağız, sonra tekrar toplayacağız gibi şeyleri de müsaade etmiyor. İkinci Bahar gibi bir şarkı olmayacak Çeçenistan'da yani. Olmayacak. Olmayacak çünkü değişim var içinde. Evet. Net değil. Net şarkı zorunluluğu da gelmiş olması lazım. Bence aynı Kültür Bakanlığı birazcık cesareti varsa şarkı içerisinde ton değiştirmeye de müsaade etmez. Yani ya başladıkları şeyi bitirsinler ya da böyle ortaya bir şey atıp da kaçmasınlar bence.
Modülasyon karşıtı bir KYK oluşturuluyor. Aynen. Antimodülatif bir müzik anlayışı. Abi bu arada şeyi söyleyeceğim. Mesela sokak bekçilerine, polislere bir tempo duyarlılığı mı kazandıracaklar? Yani mesela Absolute Kulak bekçi mi istihdam edecekler? Müziği aşmış kulağa son derece başarılı polisler mi görev alacak bunda? Hiç anlayamadım. Yürütülecek, nasıl yürütülecek? Tamam, koydular kuralı. Bir de bunun yürütmesi var ya, kolluk kuvvetleri.
Nasıl böyle decibel ölçme gibi? Muhtemelen ritim ölçme, bpm ölçen cihazlar çıkacak. Bunlar da gidecekler, kapıdan ölçecekler mekanda işte. Kıdemli bekçiler ama onu ölçmeden anlar. Ölçmeden anlar, der ki bu iyi, bu geçsin, bu hızlı, bu kalsın falan der yani. Karar sesini de anlar. Kesinlikle anlar yani. Kıdemli bekçiler bu işi bilir gibi geliyor bana.
Şunu da fark ettim. Çeçen Rap diye bir tür doğmadan önü kesiliyor bu yasakla beraber. Ben bunu biraz olumlu buldum. Abi bu arada Kıdemli Güvenlik mi dedin? Sen az önce bir şey dedin. Ne demiştin? Kıdemli Bekçi. Bu bir Twitch yayıncısı mı? Kıdemli Bekçi. Her ay yeni şarkı çıkartıyor abi. Değil mi? Evet, evet. Ne çağırıyor böyle? Önümüzdeki hafta Comagene Çiğ Köfte açılışında. Şahane. Elinde böyle tempo ölçerle çağırma hareketi gibi böyle ikonikleşmiş, onunla birlikte anılan bir hareketi de var mı bu kişinin? Böyle birini mi hayal ettin? Güzelmiş ama sevdim. Abi tempo ölçer cihazlar sence gerçekten kullanılır mı? Yani bir yaptırma olacaksa çünkü ölçmeleri lazım bunu. Hani kaydedilip yayınlanacak şarkılar için kesin geçerlidir diye tahmin ediyorum ama sahneleri de bağlayacak mı? Çok muğlak bir işe soyunmuş bence Çeçenistan Kültür Bakanlığı. Keşke bana önceden bir danışsalarmış. Yani ne bileyim.
Bununla uğraşacaklarını mesela yerine vaktinde kaçırılan kültürel değerleri, arkeolojik çalışmaları, heykelleri ülkeye geri getirecek faaliyetlerde bulunsalarmış keşke. Samet, peki sanat hayatı boyunca Çiçenistan'ın belirlediği mevcut BPM tempo aralığına sadık bir şekilde yaşamış sanatçılarımız kimler? Hani aklına kimler geliyor? Ben Kaya'nı düşündüm. Ben de bazen düşünüyorum Kaya'nı.
Değil mi? Bir kere risk almadı hiç. Ne yavaş ne hızlı biri. Mimikler hep öncelikliydi kayağında. Bu senin, bu benim, bu da bizim şeklinde bir pay dağıtıcılığı vardı. Bu güller senin için. Peki ya bu gönül ikimizin? Bütün videolarını izledim. Kayağında esas dert vesikalık ve gamzeler. Plana bir bakıyorsun, kayağının saçıyla başlıyor, kayağının çenesiyle bitiyor.
Sürekli böyle planlar. Tempodur, orkestrasyondur, kara rakorudur falan hep sonradan gelen şeyler. Gerçi yani Allah rahmet eylesin. Buradan bütün sevdiklerine başsağlığı diliyorum. İnşallah yeni kayağınlar bir an önce filizlenir Türkiye pop müziğinde. Bu acımız bir nebze olsun diner diye düşünüyorum. Yazlığı da var ayrıca Balıkesir taraflarında. Müze yaptılar mı yoksa asırlardır yalnız mı o ev? Buna bir bakalım bir bölümde. Birlikte mi bakalım? Ya ben bu yönde bir yemin ettim dönemem Samet. Ya beraber bakacağız ya da hiçbirimiz. Kayağan olsa muhtemelen böyle bir cevap verirdi. Bir merağa mahkum ettik her şeyi derdi mesela. Az konuşuyordu ama bir sevdanın analizini de hakkıyla yapıyordu Kayağan. Şimdi gel de inkar et.
Seninle her şeye varım ben. Kayaan müziğinde bir de şey gibi bir nida vardı. Çok şarkısında vardı bu. Evet, evet vardı bu. Yani İbrahim Tatlıses'in popçu hali gibi bir şey vardı böyle. İbrahim Tatlıses uzun havasına girer gibi Kayaan'dan böyle durduk yere sesler çıkarıyordu.
Orada bence İbrahim Tatlıses'le Kayağan'ı ayıran bir nokta var. Kayağan kaptandı. Kayağan denizlere açılmış bir kaptandı. İbrahim Tatlıses'in mağarada doğmuştu. Olayı yoktu. O daha kırsal bir insandı. Ama Kayağan daha deniz insanıydı. Ben o mağaraları da ona bağlıyorum. Mesela ani bir dalga gelse ya da bir buz kütlesi gelse nasıl anlaşır kaptanlar Samet?
Daha epik yani. Daha bağıracak, duyuracak sesine. Denizsel, susal bir anlaşma. İbrahim Tatlıses'inki daha inşaat ameliliğiyle alakalı. Bu arada Kayahan konusunda bir konuya daha dikkatini çekmek istiyorum. Dikkat ettiysen, Kayahan'ın şarkılarına miras hukukunun çözemeyeceği ya da bir üst mahkemeye başvurmamızı gerektirecek hiçbir gri alan yok.
Yani her şey belli. Onu veriyorlar ellere, onu vuruyorlar. Ona sevdanın yolları, diğerine kurşunlar. Bütün dağıtım belli. Öbürsüne Balıkesir'de yazlık falan. Öyle paylaşılmış her şey. Çok statik, belirli, sınırları çizilmiş bir paylaşım var Kaya'nın. Mesela Kaya'nın aşk konusunda meydana getirdiği çözümcülüğü ben Türkiye'de yeni anayasa konusunda göremiyorum.
Nicel meselelerde de zaman aralığı ne kadar astronomik olursa olsun, Kaya'nın da net bir ifade var. Asırlardır yalnızım. Bu muhtemelen böyle değil, bu doğru değil. İnsan ömrü malum. Ama akıllarda soru işareti kalmıyor. İşte ben böylesini seviyorum abi şarkı yazımının. Böylesi bana daha adam gibi geliyor. Adamlık geldi şu an. Anladın mı? Muğlak gelmiyor yani. Belirsiz gelmiyor. Anlatabiliyor muyum? Adam gibisi böyle olurmuş gibi geliyor bana. Aynen öyle kardeşim adam gibi devam ediyor. Hiç muğlak devam etmiyor öyle adam gibi devam ediyor. Mesela tam bu bağlamda bu bağlamda adamlık bağlamında düşünelim. Hangi şarkı o zaman madam gibi? Samet bu arada adamdan daha adam madamlar, madamdan daha madam adamlar vardı. Ey Edip, Adana'da pide ye. Ben de böyle bir tekerlemeyle katkıda bulunmak istedim, teşekkür ederim. Yani sonrasında şey demesinler, bu yayın öyle bir yayındı ki sanki adamdan daha adam madamlar yokmuş, madamdan daha madam adamlar yokmuş gibi bir çıkarım olmasın yani. Yanlış anlaşılmasın. Ben şey anlamında söylemiyorum bunu.
adamlık şöyle iyidir falan anlamında değil. Ben ayırmıyorum, insanla ayırmıyorum. Sadece ben bunu söyleyeyim... Senin için insan önemli. İnsan önemli, evet. Adammış falan önemli değil. Yok, yok, yok. Hiç. Sevmem de. Bahsederini sevmem yani. Olduk olmadık, her şey işte bu adamlık, adamsın. Bana biraz yıpratıcı geliyor. Yani değişim dilde başlamalı. Evet. En başta. Önce adam gibi konuşmayı öğrenmemiz lazım. Doğru, evet. Adamlık şart. Onu söylemezsek olmaz. Ama güzel cümleymiş bu arada. Adamlığın yolu bazen madamlıktan da geçebilir. Yani adamlık ölçeğini gelin baştan düşünelim diye çok güzel bir yere sevk ediyor aslında insanları. İşte senin şu an vardığın nokta, İsmail Türüt ve Judy Butler'ın bu dünyada anlatmak istedikleri şeylerin bütününün kesiştiği nokta.
Bu noktada İsmail Türüt de bunu söylemeye çalışıyor, Cudi Battı da onu söyleyeyim. Bu arada Çeçenistan'daki tempo konusunda olduğu gibi bu adamlık meselesinde de bir ölçek belirlesek, az adamlık ya da çok fazla adamlık yasaklansa, bir standart olsa bu işin, diğeri çok yoruyor çünkü tam böyle çok adamlık yapıyoruz zannediyoruz, çok çok adamlık meğerse madamlık oluyormuş. Dünya gibi düşün işte. Erken keşiflerde batıya batıya batıya gitmişler ama en doğuya ulaşmışlar ya. Cinsiyet meselesi de böyle Samet, geoit bir mesele yani. Geoit bir mesele. Abi sonuna dönecek olursak madame gibi bir şarkı Kayağından olmak zorunda mı yoksa genel mi? Genel düşünelim bence. Mesela Ebru Gündeş'in Adam Olsaydın isminde bir şarkısı var abi. Basit bir mantık önermesinden yola çıkarak bu şarkının madame bir şarkı olduğunu düşünüyorum.
eleştirinin dışarıdan yöneltildiği çok belli. Yani bir erkeklik sempolosyumu varmış da orada biri çıkıp adam olsaydın demiş gibi değil bu şarkı. Ebru Güneş diyor ki sen adam olsaydın. Ben bunu bunu yaparak senden daha adam bir tavır sergiliyorum bu hayatta diyor ki Ebru Güneş'e dikkat et bazı tavırları çok adamdır. Adamdır. Evet duruşludur. Adam gibi bir kadındır. Denebilir mi bilmiyorum riskli sular. Ben bunu söylemeyeyim sen söylemiş ol olur mu?
Neyse, bu arada... Ben mi kötü olayım kardeşim? Tercihen. Şaka yapıyorum tabii ki. Bu arada Ebru Güneş'in seçtiği partnerlere dikkat et abi. Bir gözünün önüne getir. Çok kibar, çok zarif, naif insanlar. Mesela Osman Tanerkır. Bu programda bir Osman Tanerkır övmemiştik. O da oldu, onu da yaşadık. Ama Samet, naif değil mi? Güler yüzlü değil mi? Hayatta bazı tatları yaşamadan... Ölmeyelim. Osmantan Erkır'da biraz ölmüş olalım. Öyle. Bence çok kibar biri. Doğru. Güzel biri. Art niyetli biri değil Osmantan Erkır. Bu benim düşüncem. Bu arada Adam Olsaydın şarkısı şey gibi bir şey mi? Adam olsaydın yakalanmazdın. Onca şey yapmana rağmen gibi bir şarkı mı? Kime yazmış bilmiyorum da. Benim şu anda aklıma sen bunları söyledikten sonra Türkiye'de faaliyet gösteren bir banka, O bankanın logosu, o bankanın renkleri gelmedi. Gelmedi değil mi? Şu an her şeyi düşünüyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nde faaliyet gösteren bir banka haricinde. Diyeyim, devam edeyim. Bu arada dedin ya kime yazıldı diye. Evet. Bahsettiğimiz kişi Mazhar Alanson olsaydı şu an bu soruyu yanıtlamak çok kolay olacaktı. Çünkü biz muhtemelen Mazhar Alanson'un bir şarkısını bir kadına yazdığını düşünecektik.
Meğerse o peygamberine yazmış olacaktı. Ama şu an sorunun bu haliyle bu denklem dahilinde yanıtlamak çok güç. Bak mesela Çeçenistan'da artık şarkı kime ithaf ettiğinin de bir önemi yok. Ulvi bir şarkı da olsa yavaşsa yasak, bitti yani. Net, bu konuda çok net. Bence ama yine de bir esneme payı vardır bu tip kuralların. Genelde öyle oluyor çünkü. Mesela ben askere girerken eşyaların arasına böyle basit ağrı kesici gibi ilaçlar koymuştum. Denetim esnasında
Şöyle bir bakışı olur ya o sorumlu askerin, hani ben bunu görmemiş olayım, hadi geç, tamam olur. Bu da benim inisiyatifim, benim adamlığım gibi bir bakışı olur ya. Bence o 80 bpm'in altındaki kimi şarkılara atıyorum, 60 bpm ama peygamberine yazılmış. Ya da 80 değil ama 78 yani 80'e yakın. O noktada öyle bir memurun inisiyatifi vardır gibi.
Ağabey zaten iltimas konusu sadece bu konuyla da ilgili değil. Birçok konuyu kapsayacak şekilde olaylara yön verebiliyor. Sıkıntı bir konu yani. Ben mesela Türkiye'de Galatasaraylı bir kültür muhafızının, diyelim ki kültür muhafızları var Türkiye'de, müziğe de müdahale ediliyor. Ama Galatasaraylı bir kültür muhafızının dediğim gibi simgenin herhangi bir şarkısına müdahale edeceğini düşünmüyorum. Çünkü ne bileyim, işin bir de duygusallık tarafı var. Bir de işte fanatiklik boyutu var, tutulan takım, o takım gol attığında çalan şarkı vs. vs. Duygular bu işin olmazsa olmazı. Kayağın örneğinde tomar tomar görebiliriz bunu. Yani duygusallıksa konu, hislerse, aşksa konu, kalpse, Kayağın'da bunu görebilirsin. Yanıyorum sanırım.
Fanatizmin Simge Bilimi isimli kitabınızda bunları anlattınız, okuduk biz de, feyizlendik. Sevgili Samet, simge bilim dedin, benim de şunlardan bahsetmem gerekiyor artık. Simge bilim bahsinde, bu zamana kadar simge bilimciler hep dünyayı yorumlamaya çalıştılar. Yaparlar, bunlar öyle insanlardır. Ne zaman bir simge bilimci görsem, şu an sokaktan bir simge bilimci çevir mesela,
Genelde dünyayı yorumluyorlar. Anca yorumluyorlar. Dünya şöyledir, dünya böyledir. Ben biraz da bir simge bilimci olarak dünyayı değiştirme telaşındayım. Sanırım beni diğer simge bilimcilerden ayıran en temel nokta da bu. Fark burada biraz yani.
Devlet Bahçeli Mehmet Şimşek hakkında şöyle bir beyanatta bulunmuş, yepyeni bir haber. ''Türk milletini yerel halk ifadesiyle değersizleştirmeye hizmet eden müfsit zihniyetin son günlerde maruz kaldığımız skandalların asal sorumlusu olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir.'' Abi bu arada müfsit kahvaltılık gevrek değil miydi ya? Ne alaka Mehmet Şimşek? Hani Bahçeli yoksa artık konuşmalarına ürün mü yerleştiriyor?
Süper, artık Bahçeli'nin zaten emekli olup reklamlarda oynadı. Sadece ürün tanıttığı bir dünyaya uyanmak istiyor. Twitch videoları açsın, Kurt videoları izlesin, biz de onu izleyelim. Abi Twitch bağlamında değil ama biz bu yayın izleyenleri izleme olayını az da olsa yaşamadık. Mesela bir süre CHP izleyen Muharrem İnce izledik.
Başka bir dönemde mesela yeni AKP'yi izleyen eski AKP'lileri izledik uzun uzun. Bilmiyorum Samet, çok karışık kafam. Sen bana neyden bahsedersen bahset, ben onu mutlaka güncel ve politik bir şeye bağlamam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Buna İsmail Saymaz Sendromu derler. Öyle mi? Evet, evet. Tıpta öyle geçer. Samet, ben başka bir ülkede yaşayamam.
Ya bu kadar şeyler oluyor ne bileyim komik ya. Hakikaten ülke komik, enteresan. Yani beni koysalar şimdi İrlanda'ya bir yere. Hayatta yapamam. Hele İsveç'te hiç yapamam Samet çünkü hiç istemiyorum ben İsveç'te yaşamayı. Ya geceleri böyle ağlamakla olmuyorum İsveçli olmadığım için.
Başka ülkeler aradı az evvel FETÖ. Çok istiyorlarmış. Özellikle ikimizi çok istiyorlarmış. İsveç özellikle istiyormuş bu arada. Gelin biraz da burada bize yük olun diyormuş. İsveç günde iki kez arıyor, öyle söyleyeyim. Ağabey açma, yok de. Ankara'da muhasebeciymiş de, fena mutluymuş de, maaşı her şeye yetiyormuş de, yani kedi tüyünden falan sıkılmamış de. Yani poşet hışırdat, duymasınlar seni. Bir şey yap ama yok de. Ben yokum yani, istemiyorum. Çünkü buranın insanı çok geyik.
Buranın insanı çok matrak, buradaki ortam hiçbir yerde yok çünkü Samet. Benim fikrim bu. Twitch yayını dedik ya az evvel, ben Türkiye'deki ilk Twitch yayınını İbo Show'da yapıldığını düşünüyorum bu arada. İbrahim Tatlıses, Osman Yağmur Dereli ve Mehmet Ali Erbil okey oynadılar bir süre.
Öyle mi? Okey oynadılar. Şarkı yok, türkü yok, muhabbet yok. Adamların oyun oynamasını 20 kemancı, seren serengil ve televizyon izleyicileri ve hatta stüdyoda da konuk izleyicileri oluyordu İboşov'un biliyorsun. Onların hepimiz birlikte biz onların okey oynamasını izledik. Sabuha diyoruz, sabuha!
Çok öncü bir yapımdı İboşov. Abi ben İboşov'u ilerleyen yılların politik akışı adına gerçekleştirilen böyle kültürel bir oryantasyon süreci olarak yorumluyorum. Çünkü dikkat et İboşov pilot bir birliktelikti abi. Devamında Türkiye'nin kocaman bir İboşov'a dönüştüğünü gördük mesela.
Çok hızlı geçişler vardı mesela 4 dakika önce dansöz izleyip kendinden geçen insanlar 4 dakika sonra bir acı çekme seansına katılıyorlardı. İboşov'da bir ara herkesin durduğu böyle kemancıların böyle dem ses verdiği ve konukların meditasyon yapar gibi ağlayıp bağırdığı anlar vardı. Bunlara kuliste ne veriyorlarsa, reklam aralarında stüdyo sümük kokuyordu ağlamaktan. Her taraf sümüktü. İbrahim Tatlıses'in takım elbiselerini hatırlıyor musun? İlerleyen yıllarda kurulacak, serpilecek olan merkezsel partilerin bayrakları gibiydi. Bazen dümdüz de mandalina gibiydi.
Değişiyordu. İbrahim Tatlıses'in Cool Lime zamanlarıydı. İçinden 5 bardaklı Cool Lime çıkıyordu. Bardaklarını dörtte birine koyuyorsun, üzerine su ekliyorsun. Öyle yoğun bir İbrahim Tatlıses'ti. Egzotik bir meyve gibiydi ama surat ve tavırlar hariç. Surat ve tavırlar hep aynıydı. Bazen böyle köşeye çekilip ağlıyordu, bazen kahkaha atıyordu ve bu geçişlerin arasında 10 bilemediğin 20 saniye vardı. Böyle bir duygu sirki gibiydi. Bir roller coaster'dı yani.
Yedim ben evladım, yedim ben evladım. İboşov bir dönem bir tepsi şerbetli tatlıya benziyordu. Herkes öyleydi. Ara sıra bir genç popçu geliyordu. Genç popçu Ayça geliyordu. Onların yanında jelibon gibi kalıyordu. Abi ben İbrahim Tatlıses'in bir tweetini unutamıyorum. Onu burada anlatmak istiyorum. O zamanlar Fenerbahçe'de Emenike adında bir futbolcu vardı ve önemli bir maçta Fenerbahçe mağlup olmuştu. Emenike, Emenike ettin bizi rezilike.
Şeklinde bir tweet'i vardı İbrahim Tatlıses'in ki bence kayda değer yani. Abi hiç çalışılmamış bir kafiye bu ya. Ray Malifalitico muydu? Aynen. Onun gibi bir kafiye yani. Hiç anlamsız. Çok baştansa ama o şey miydi peki abi? Fenerbahçe'nin ligden çekildiği bir sene miydi? Abi ligin Fenerbahçe'den çekildiği, çekilmeden önce de cama rujla elveda yazdığı senelerden biriydi yalnızca yani. Tek bir sene de değildi o. Abi İbrahim Tatlıses Fenerbahçe'ydi mi bir de yani? -"Abi İbrahim Tatlıses bir başkasıdır." deyip bu konuyu huzura erdirmek niyetindeyim. Bence burada bitsin. Çünkü İbrahim Tatlıses, İbrahim Tatlıses bile değildir. Sen karşısına geçsen desen ki sen İbrahim Tatlıses'sin. Başlayacağı cümlenin ilk kelimesi, şerefsizim. İkinci kelimesi de değilim. Olur mu?
Duygu yoğunluklu bir insan, dramatik bir insan. Kendi olduğunu bile bence kabul etmeyecek bir insan. Hayır o Fenerbahçeli'yi şu yüzden soruyorum biraz da. Yani bu adam ölümlerden döndü. Bir programda söylediği 10 türküde olanlar mesela sırasıyla işte Fırat kenarına ev yapıldı, yıkıldı, çocuklar boğuldu, sevdiğini eller aldı, kaynanası zalim çıktı, Hayım Poyraz çocuğunu geri vermedi, muhtar anasını kaçırdı. Bu dertler yetmedi. Bu adam bir de Fenerbahçeli.
Abi bak bu dertlere kayağında rastlayamazsın. Çeçen pop müziğinde de rastlayamazsın. Çünkü bunca derdi 80-116 bpm arasına sığdıramazsın. Ben yine tipik huzursuz bir liberal gibi konuşacağım Samet ama acaba Çeçenlerin bir bildiği mi var ya? Hani bu uygulamayı ortaya koyarken gerçekten bildikleri bir gerçeklik var o coğrafyayla alakalı, oranın insanıyla, demografik yasasıyla alakalı da böyle bir yasa mı çıktı? Bir de bu sınırlamı Burhan Çeçin de kapsıyor mu? Kapsayacak mı? Onu merak ettim. Madem buralara kadar geldik, şunu söylemek istiyorum. Çeçen ölsün, sar gelin aman. Bir geçiş müziği... Samet, Eskişehir nasıl bir yer?
Muhteşem bir yer, kültür başkenti. Peki Eskişehir'in olmazsa olmazı nedir? Çiğ börek. İkincisi?
5 Mayıs'ta Sinarit Baba'nın F-Stop'ta vereceği konser. 5 Mayıs'ta? 5 Mayıs'ta. Eskişehir'de? Eskişehir'de. F-Stop'ta? F-Stop'ta. Hangi grubun konseri? Sinarit Baba. İnanmıyorum. 5 Mayıs'ta Eskişehir'de F-Stop'ta Sinarit Baba konseri mi var? Aynen öyle kardeşim. Samet, Eskişehir'e gitmiş bir insan.
Eskişehir'in kültür etkinliklerine katılmış bir insan nereye de gitmeli ki süreci tamamlasın? Akıllara Ankara geliyor. Peki Ankara'da yakın zamanda şöyle gönül rahatlığıyla gülebileceğimiz, keyif alabileceğimiz bir etkinlik var mı? Olmaz mı? Söyle. Olur. Var mı? Olur tabii ki. Şahanesin. 28 Nisan'da benim tek kişilik stand-up gösterim var Haymatlos Mekan'da. Nerede? Haymatlos Mekan'da demiştim. Ne zaman?
28 Nisan Pazar. Kimin? Samet Karadeniz'in. Niçin? Onu da bak hiç düşünmedim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim Aynen öyle kardeşim
Aydan aydan kal beyim. Aydan aydan kal beyim.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.