
2.099 kelime · ~10 dk okuma
Ya sonunda yarın ilk kez buluşacağız. Çok heyecanlıyım. Sen bir de bana sor. Şimdiden dişlerim kaşınmaya başladı bile. Ya, utandırmasana. Çok tatlısın küçük cadım benim.
Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlere sonunu asla tahmin edemeyeceğiniz, çok ilginç ve bir o kadar da tüyler ürpertici bir olaydan bahsedeceğim. Ne tür manyaklarla aynı toplumda yaşadığımızı duymaya hazırsanız, başlayalım mı? 21 Ağustos 1993 günü Nebraska'da dünyaya gelen Sidney Love, neşesiyle ailesine mutluluk getirmişti. Çocukluk yılları oldukça hareketli geçen Sidney, hiç yerinde durmuyor, anne babasının peşinde koşturup duruyordu. Nihayet Sidney okul çağına geldiğinde ailesi rahat bir nefes aldı.
Çünkü kızları enerjisini yönlendireceği bir şeyle tanışmıştı. Spor. Sydney sporun her dalına ilgi duyuyor. İleride profesyonel bir sporcu olmaktan başka hiçbir şey düşünmüyordu. Ancak maalesef işler planladığı gibi gitmedi. Ve daha lisedeyken hayatını tamamen değiştirecek acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kaldı. Omurga eğriliği teşhisi konulan Sydney'nin pek çok fiziksel aktiviteyi yapması yasaklandı.
Bu, onun ayrılmaz bir parçası olan spora veda etmesi anlamına geliyordu. Gelecekten tek beklentisi profesyonel bir sporcu olmak olan zavallı Sidney'nin bu hayalinin asla gerçekleşmeyeceğini kabul etmesi hiç kolay olmadı. Yaşamının hiçbir anlamı kalmadığını düşünüyor, geleceğe dair hiçbir umut beslemiyordu. Bu durum onu gitgide yalnızlaştırdı. O eski, neşeli ve hareketli Sydney gitmiş, yerine depresif ve mutsuz bir kız gelmişti. Zaman zaman anksiyete atakları yaşıyor, bazen sarsıcı depresyonlar geçiriyordu. Artık 18 yaşına gelen Sydney, ailesiyle birlikte yaşamak istemiyor, kendisine ait bir dünya kurmayı planlıyordu. Bunun için bir an önce para kazanmaya başlamalıydı.
Liseden mezun olduktan sonra üniversiteye devam etmeyerek bir yapı markette çalışmaya başladı ve nihayet ailesinden ayrı bir eve taşındı. Hayatından sporu çıkarmak zorunda kalan Sidney, onun yerine sosyal medyayı koydu. Orada aktif olmayı seviyor, kafasını bu şekilde dağıtıyordu. 2017 yılına gelindiğinde o sıralar çok popüler bir eş bulma uygulaması olan Tinder'ı denemeye karar verdi.
Kadınlardan hoşlanıyor fakat çevresinde flört edebileceği bir kadın bulmakta zorlanıyordu. Bu uygulama sayesinde farklı kişilerle tanışabileceğini ve romantik bir ilişki yaşayabileceğini düşünmüştü. Ve olanlar oldu. Sydney, Tinder profilini oluşturduktan kısa bir süre sonra Audrey isimli bir kadınla eşleşti. Ve ikili uygulama üzerinden mesajlaşmaya başladı.
Bu mesajlaşmalardan sonra telefon numaraları alındı. Kısa mesajlaşmalar uzun yazışmalara, uzun yazışmalar dakikalarca süren telefon konuşmalarına döndü. Sidney, Audrey ile konuşurken yüzünde güller açıyor, kalbi adeta pırpır ediyordu. Depresif ruh hali değişmiş, hayatına bir heyecan gelmişti. Herkese Audrey'den bahsetmek, sürekli onun hakkında konuşmak istiyordu. Yakın arkadaşlarına Tinder'daki tanışmalarının ve sonraki konuşmalarının tüm detaylarını anlatmıştı.
Herkes merakla ilk buluşmalarını bekliyordu. Sonunda o gün geldi çattı. Sidney, Audrey'i ilk kez 14 Kasım 2017 günü gördü. Heyecandan kalbi çıkacak gibiydi. Audrey arabasıyla evine kadar gelerek onu almış, dairesine giderek baş başa kalmayı teklif etmişti.
Sydney normalde yeni tanıştığı birinin evine gitmeyi kabul etmezdi. Ama Audrey'e hayır diyemiyordu. O gece onunla evine gitmiş ve gittiğine de hiç pişman olmamıştı. Geceleri o kadar güzel geçti ki ertesi akşam tekrar buluşmaya karar verdiler. 15 Kasım günü mesai çıkışı koşa koşa eve giden Sydney bir an önce hazırlandı.
Evden çıkmadan önce Snapchat hesabında randevuma hazırım notuyla bir fotoğraf paylaşmayı da ihmal etmedi. Ama maalesef bu fotoğraf onun son paylaşımı oldu. Ertesi gün işe gelmeyen Sidney'i arayan patronu ona ulaşamadı. Annesi de kızını arıyor fakat ulaşamıyordu.
Her an telefonla yaşayan Sidney için bu anormal bir durumdu. Polise başvuran ailesi kızlarının kayıp olduğunu bildirdi. Sidney'nin dairesine gelen polisler etrafı aradıklarında yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hemen fark ettiler. Sidney Louf'un çantası, cüzdanı, gözlüğü ve arabasının anahtarları dahil her şey yerli yerinde duruyordu.
Sydney dışarı çıkarken yanına alması gereken hiçbir şeyi almadan mı çıkmıştı? Ya da evden aniden çıkmış veya zorla çıkarılmış olabilir miydi? Polisin evde karşılaştığı bir diğer detay da oldukça önemliydi. Eve geldiklerinde Sydney'nin kedisinin oldukça aç olduğunu fark etmişlerdi.
Ailesi bunun normal olmadığını, Sydney'nin kedisine çok düşkün olduğunu, onu asla aç bırakmayacağını, birkaç günlüğüne bir yere gittiğinde bile kedisi için bakıcı tuttuğunu söylüyordu. Onlara göre sadece bu bile Sidney'nin başına bir şey geldiğini anlamak için yeterliydi. Ailesi ve arkadaşları Sidney'nin o gece Audrey'le buluşacağını biliyor, baş şüpheli olarak onu görüyordu. Fakat ellerinde bu kadına dair polise verebilecekleri hiçbir bilgi yoktu. Bu sırada Sidney'nin arkadaşlarından Brooklyn'in aklına dahiyane bir fikir geldi. Audrey'i nerede bulacağını çok iyi biliyordu.
Brooklyn hemen Tinder'a girerek Sydney'nin profiline çok benzer sahte bir hesap oluşturdu. İşe Sydney'ye benzeyen sahte bir profil fotoğrafı seçerek başladı. Ardından doldurması gereken kişisel bilgiler ve ilgi alanları gibi kısımları da Sydney'ninkilere göre düzenledi ve beklemeye başladı. Çok fazla beklemesi gerekmedi. Çünkü istediği eşleşme kısa bir süre içerisinde gerçekleşti. Audrey yemi yutmuş, Brooklyn'in sahte profilini sağa kaydırmıştı.
Brooklyn, Audrey ile bir süre mesajlaştıktan sonra Audrey'nin telefon numarasını istedi. Konuşmaya oradan devam etmeyi teklif etti. Ben de senin sesini duymak için sabırsızlanıyorum küçük cadım benim. Zaten bir an önce kızla yakınlık kurmayı bekleyen Audrey bu teklifi hemen kabul ederek numarasını paylaştı. Fakat telefonu hiç çalmadı. Brooklyn numarayı hemen polise iletti. Ve onlardan arkadaşının ortadan kaybolmasına sebep olan bu kadını bir an önce yakalamalarını ve Sydney'i bulmalarını istedi. Artık iş polisteydi.
Yetkililer bu telefon numarasını araştırdıklarında hattın sahibinin Audrey değil, Bailey Mary Boswell isimli bir kadın olduğunu tespit etti. Belli ki Audrey yalnızca bir takma isimdi. Polisler hemen kadının adresine gittiler fakat Bailey evde yoktu. Komşulardan öğrendiklerine göre Bailey bu dairede yalnız başına değil Aubrey Clifton Trail isimli bir adamla birlikte yaşıyordu.
Aralarında neredeyse 30 yaş bulunan Bailey ve Aubrey çifti, para karşılığı seks yaparken tanışmış ve birlikte yaşamaya başlamışlardı. Bailey için Aubrey, onu bu hayattan kurtaran Sugar Daddy, Aubrey için Bailey ise genç ve güzel bir sevgiliydi. İkisinin de geçmişi oldukça kirli ve karanlıktı. Fakat özellikle Aubrey'nin sabıkası çeşitliydi.
Silah soygunundan hırsızlığa, dolandırıcılıktan insan kaçakçılığına kadar pek çok suç işlemiş, suç kariyerine genç yaşta başlamıştı. Birlikte yaşamaya başladıktan sonra da huyları değişmedi. Bailey ve Aubrey çifti soygun, hırsızlık ve dolandırıcılık yaparak geçiniyordu. Bunlar Bailey ve Aubrey'nin yalnızca bilinen suçlarıydı.
Kimsenin aklına gelmeyecek diğer suçları, Sidney'nin sonunu getiren, olayları dinleyen herkesin kanını donduran diğer detaylarsa henüz kimse tarafından bilinmiyordu. Polisler Bailey ve Aubrey'nin dairesine geldiklerinde daha içeri girmeden yoğun bir çamaşır suyu kokusuyla karşılaştı. Üstelik bu koku, komşuların bazılarının sağlıklarını tehdit edecek kadar yoğundu. Evin içinde bulunan litrelerce çamaşır suyu, naylon örtü, plastik kepçe gibi eşyalar, odalardan birinin dikkat çekici şekilde temiz, diğerlerinin daha pis olması gibi detaylar polisin şüphelerini artırdı. Sydney'nin telefonundan alınan son sinyalin buranın oldukça yakınında olduğunun tespit edilmesiyle birlikte, Bailey ve Aubrey baş şüpheli ilan edilerek ülke çapında aranmaya başladılar.
Sidney Love'un kayboluşu medyanın da oldukça ilgisini çekmişti. Televizyonlarda neredeyse her programda bu konu konuşuluyor, gazete ve dergilerde Sidney hakkında yazılar yayınlanıyordu. Medyanın ilgisinden ve polisin baskısından bunalan Bailey ve Aubrey bir sonraki hamleleriyle herkesi şaşırtmakla kalmadı, kendilerini de sonlarına bir adım daha yaklaştırmış oldu. İkili sosyal medyada yayınladıkları bir videoda Sidney'nin kaybolmasıyla hiçbir alakaları olmadığını iddia ediyor, polisin ve medyanın kendilerini yok yere hedef göstermesi sebebiyle evlerine bile gidemediklerinden yakınıyor, hatta Sidney için üzgün olduklarını belirterek ailesine teselli bile veriyorlardı.
Bu videodan bir gün sonra Aubrey tek başına yayınladığı videosundaysa kendisinin hırsız ve dolandırıcı olabileceğini ama asla bir katil olmadığını söylüyor, bir kez daha suçsuz olduklarının altını çiziyordu. Fakat bu videolarla ne halkı ne de polisi kandırabildiler. Video çekmek için kullandıkları telefonlarının sinyalini takip eden polis ikinci videonun yayınlandığı günün akşamında yani 30 Kasım'da ikiliyi yakalayarak tutukladı. Şimdi kısa bir ara verelim. Döndüğümüzde dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bailey ve Aubrey yapılan ilk sorgularında Sidney Loof'un kayboluşuyla hiçbir ilgileri olmadığını iddia etmeye devam etti.
Bu sırada bir yandan geriye dönük telefon sinyallerini tarayan yetkililer, Sydney'nin kayıp haberinin geldiği gün, şüphelilerin telefon sinyallerinin evlerinden yaklaşık 320 kilometre uzaktaki bir kırsal alandan geldiğini tespit etti. 4 Aralık günü bu araziyi arayan polisler, maalesef Sydney Loof'un parçalanmış bedeniyle karşılaştı. Genç kadının bedeni testereyle 14 parçaya ayrılmış, her biri ayrı çöp torbasına koyularak arazinin farklı noktalarına atılmıştı. Yapılan incelemede, Sidney'nin bedenine ait 13 parça bulundu. Ancak sol üst koluyla, kalp ve böbrek gibi pek çok iç organı ele geçirilemedi. Polise göre, Sidney Loof'un vahşice katledilmesinin sorumlularının Bailey ve Aubrey olduğu açıktı. Fakat bu ikili hakkında ele geçirdikleri son delil, dosyanın gidişatını etkileyecek, Sidney Loof cinayetinin daha önceden planlanmış bir cinayet olduğunu da ortaya çıkaracaktı.
Tinder buluşmalarının gerçekleştiği 14 ve 15 Kasım günleri, Bailey ve Aubrey çevredeki pek çok yapı marketi ziyaret etmiş, testere, falçata, çamaşır suyu ve çöp torbası gibi malzemeler satın almıştı. Tüyler rüpertici olan bir diğer noktaysa, bu alışverişlerin bir kısmını Sydney'nin çalıştığı yapı marketten yapmış olmalarıydı. Sydney o sırada Bailey'i tanıdığı ancak henüz Aubrey'i tanımadığı için Aubrey, Sydney'nin iş yerine yalnız başına girmişti. Güvenlik kameralarında markete giren Aubrey'nin Sydney'nin yanından geçtiği açıkça görülüyor, hatta ona dönüp bir bakış atmayı da ihmal etmediği anlaşılıyordu. Ve sonunda iyice köşeye sıkışan çiften beklenen itiraf geldi. Aubrey itirafının içeriğini pek çok kez değiştirmiş olsa da, beyanlarının her birinin iki ortak noktası vardı.
İlki, Sidney'i Kazara öldürdüğü, diğeri ise bu olayda Bailey'in hiçbir suçunun olmadığıydı. Ancak diğer tüm çabaları gibi bu zavallı çabası da kimse tarafından inandırıcı bulunmamış, ciddiye alınmamıştı. Zira tüm deliller bu savunmanın tam aksini gösteriyordu. 11 Haziran 2018'de Bailey Boswell ve Aubrey Trail'ın yargılanmasına başlandı.
Çift suçlamaları kabul etmese de birinci derece cinayet, cinayet işlemek için komplo kurmak ve ceset kalıntılarını uygunsuzca imha etmekle suçlanıyor, savcılık haklarında idam talep ediyordu. Duruşmalar esnasında savcılık tanığı olarak dinlenen üç genç kadının beyanları bu ikilinin korkunç bir yüzünü daha ortaya çıkararak salonda bulunan herkesin kanını dondurdu. Aubrey Trail şeytani bir seks suç tarikatı kurmuştu ve bu sapkın oluşumu Bailey Boswell ile birlikte yönetiyordu. Kadınların anlattıklarına göre bu sapkın ikili Bailey'nin sahte Tinder profili üzerinden genç kadınlara erişiyor ve onları ağlarına çekiyorlardı. Her birine haftalık 200 dolar veriyor, kuaför ve kıyafet gibi masraflarını karşılıyor, saçtıkları bu paralar sayesinde onların kendilerine iyice bağlanmalarını sağlıyorlardı.
Ayrıca anlattıklarına göre Aubrey son derece manipülatif biriydi. Kimle nasıl konuşması gerektiğini çok iyi biliyor. Karşısındaki kişiyi kolaylıkla etkisi altına alabiliyordu. Demek bugün senin doğum günün. Ve bu gece senin kadar güzel bir kadını yalnız bıraktılar öyle mi? Yani doğum günleri çok da önemli değil zaten.
Önemsiz olur mu? Senin kadar güzel bir kadının dünyaya girişi yılda bir gün değil, her gün kutlanmalı. Ya teşekkür ederim, çok tatlısın. O arkadaşlarının hiçbiri seni hak etmiyormuş. Gel, sana çok güzel bir sürprizim var. Aubrey, çeşitli manipülasyonlar ve paranın gücü sayesinde etkisi altına aldığı kişileri, bir sonraki adımda zihin okuma ve uçma gibi doğaüstü güçleri olduğuna inandırıyor ve kendine iyice bağlıyordu. Tarikata dahil ettiği kadınların kendisine vampir cici baba olarak hitap etmesini isteyen Aubrey, baş cadısı Bailey'i bir an bile yanından ayırmıyor, bu iğrenç oluşumu birlikte yönetiyorlardı.
Beyni yıkanarak tarikata alınan genç kadınları ise cadılar olarak adlandırıyor, onları çeşitli suç organizasyonlarında ve seks partilerinde kullanıyorlardı. Ancak bu kadınların vampir cici baba Aubrey ve baş cadı Bailey'e karşı belli rütin sorumlulukları da vardı. Örneğin başka erkeklerle konuşmaları yasaktı. 3 saatte bir nerede olduklarına dair bilgi vermeleri gerekiyordu. Ancak ilerleyen zamanlarda kadınlardan istekleri artmaya ve değişmeye başladı. Aubrey, doğaüstü güçlerinin daha da kuvvetlenmesi için cadılarından kendisine kurban bulmalarını ve onlara işkence etmelerini istiyordu. Ayrıca tarikatta yükselebilmeleri için bir insanın son nefesini solumaları gerektiğini söylüyor, yani açıkça cinayet işlemelerini istiyordu.
Mahkemede ifade veren bu üç genç kadın, ikilinin tuhaf ve korkunç hisseklerinin artması üzerine onlardan uzaklaşmaya başladıklarını ve bir şekilde kaçarak kendilerini kurtardıklarını söylemişti. İlk günden itibaren öldürmeyi planladıkları Sidney Love ise maalesef o kadar şanslı olamadı ve bu iki ruh hastasının korkunç ve hastalıklı zihninin kurbanı oldu. Mahkeme devam ederken çok ilginç bir olay daha yaşandı. Bir duruşma esnasında Aubrey ayağa kalktı ve bir anda... Durun! Beyli suçsuz! Ve ben hepinizi lanetliyorum.
Kimsenin anlam veremediği bu şok edici an sonrasında Aubrey hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Ancak Aubrey'nin bu son denemesi de başarısız oldu ve ne kendisinin ne de Bailey'nin ceza almasına engel olamadı. Aubrey Trail, birinci derece cinayet, cinayet işlemek için komplo kurmak ve ceset kalıntılarını uygunsuzca imha etme suçlarından ölüm cezasına çarptırıldı. Bailey Boswell ise, yargılama yerinin değişmesi, yargıçlardan birinin davadan çekilmesi ve bir yargıcın aksi görüş beyan etmesi gibi bazı hukuki sebepler dolayısıyla aynı suçlardan hüküm giyse de idam değil, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Şu anda Bailey Boswell, Nebraska Kadın Islah Merkezi'nde cezasını çekmekte. Aubrey Trails'a Tekümseh Eyalet Ceza İnfaz Kurumu'nda ölüm hücresinde tutuluyor. Bu dava başından sonuna kadar her bir ayrıntısıyla beni hayrete düşürdü. İğrenç bir tarikat kurarak genç kadınları kandıran ve onları kullanan bu manyaklara nasıl insan diyebiliriz ki? Peki ya zavallı Sydney'nin suçu neydi? Yalnızca yeni insanlarla tanışmak istemesi miydi yani? Bu olay beni gerçekten çok üzdü.
Kendi halinde yaşayan masum bir genç kızın böylesi canavarca hislerle ve planlanarak katledilmesini, sonrasında cesedinin parçalara ayrılarak çöp torbalarıyla ortaya saçılmasını kabul edemiyorum. Maalesef çağlar değişse de, zaman geçse de, manyakların, canilerin, katillerin soyu tükenmiyor. İnternet ve sosyal medyada olduğu kadar normal hayatta da uyanık olmayı ve yeni tanıştığımız kişilere hemen güvenmememiz gerektiğini unutmamamız gerekiyor sanırım. Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Hadi bakalım.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.