Podcast

Büyük Patlamadan Önce Ne Vardı?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Büyük Patlamadan önce ne vardı? Bu konuda pek bir şey bilmiyor olsak da, Büyük Patlama'nın nasıl başladığına dair birçok şeyi öğrendik. Fakat, öncesi hala bir muamma bizim için. Ancak arayışımız devam ediyor ve Büyük Patlama öncesinde neler olabileceğine dair birçok teori de geliştiriliyor. Hatta bazıları epey olası da görünüyor. Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde o teoriler üzerine konuşuyor, Büyük Patlama öncesinde ne olabileceğine dair birlikte sorguluyoruz.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.562 kelime · ~8 dk okuma

Çok ama çok zor bir soru soracağım size. Fakat bu soruyu sorabilmem için sizi bir yere götürmem gerekiyor. Oraya giderken de bazı şeylerden kurtulmamız lazım. Eğer yapabiliyorsanız ve şu an araç kullanmıyorsanız şöyle sakin bir yere oturup gözlerinizi kapatmanızı rica edeceğim bunun için. Şayet sakin bir yer bulabilmeniz çok mümkün değilse de sadece gözlerinizi kapatmanız yeterli olacaktır. Zira burada ihtiyacımız olan tek şey zihnimiz. Hazırsanız başlayalım.

Öncelikle bu zamana kadar sahip olduğunuz her şey, şu anda içinde bulunduğunuz ev, araba, eşya, kıyafet, etrafınızda, hayatınızda artık ne varsa hepsini ama hepsini atın. Kurtulun hepsinden. Tamam da nereye atalım be bar diye soracaksınız ki haklısınız. Bir kara delik açalım yanı başımıza. Korkmayın.

Size zarar vermez bu kara delik. Şahsınıza özel kozmik çöp kutunuz diyebiliriz onun için. Şimdi neyiniz var neyiniz yok. Atın içine her şeyi. Gitti mi hepsi? Gözden kayboldular mı? Güzel. Öyleyse devam edelim. Şimdi insanları da atın oraya. Ailenizi, arkadaşlarınızı, tanıdığınız tanımadığınız herkesi. Korkmayın korkmayın. Geri gelecek hepsi. Ama çok kısa süreliğine ortadan kaybolmaları lazım.

Transkriptin tamamını oku

Evet. Herkesi. Doğmuş, yaşamış, yaşayan herkese attık mı? Şimdi tüm canlıları da ekleyelim buna. Daha önce yaşamış, yaşayan, tüm tek hücreli veya kompleks canlılar, hayvanlar, bitkiler… Hepsi kara deliğe gitti mi? Hmm… Ne kaldı geriye? Bir tek siz ve koskoca, bomboş bir dünya. Güzel. Ama daha bitmedi.

Şimdi vitesi arttıralım. Dünyayı da atın. Evet evet. Koskoca gezegene de atın kara deliğin içine. Olur mu öyle şey demeyin. Olur olur. Atın siz. Beni dinleyin. Tüm insanlık ve yaşam tarihiyle birlikte o koskoca dünya kara deliğin tekinliğine doğru yol alırken bir el sallayın arkasından. Gitti mi? Süper. Ne kaldı geriye? Siz ve koskoca bir boşluk.

Uzay boşluğundayız şu an. Nasıl görünüyor ama evren? Buradan daha parlak değil mi tüm yıldızlar ve gezegenler? Muhteşem bir manzara. Ancak üzgünüm, bu manzarayı bozmamız lazım. Evet, onları da atıyoruz. Tüm gezegenler, yıldızlar, tüm gök cisimleri.

Kara delikler, nötron yıldızları, bunları oluşturan tüm parçacıklar, hatta neden oluştuğunu dahi bilmediğimiz karanlık madde ve karanlık enerji. Büyük patlama anında oluşmuş her ne varsa atıyoruz kozmik çöplüğümüz olan bu kara deliğe. Öğrendiğimiz, bildiğimiz ya da bilmediğimiz her şey yok artık. Tabula rasa. Peki öyleyse. Hazırsanız sorumuz geliyor.

Siz şu an neredesiniz? Uzay boşluğu demeyin. Sonuçta büyük patlamayla ortaya çıkan her şeyi yok sayıyoruz artık. Peki neresi burası? Ya da hangi zamandasınız? Tamam. Şimdi gözlerinizi açabilirsiniz. Off.

Çok zor değil mi? Gerçekten de sorulabilecek en zor sorulardan birisi bu. Belki de cevabını asla bulamayacağımız o soru. Biliyorum, bu çok ama çok can sıkıcı bir durum. Ama sınırları zorlamayı seviyoruz değil mi? Bugüne kadar imkansız dediğimiz birçok sorunun cevabına bir şekilde ulaştık insanlık olarak. O nedenle o soruyu bir daha soralım ve neler bildiklerimize birlikte bakalım.

Evet. Büyük patlamadan önce ne vardı? En basit haliyle şunu sormak gibi aslında. Biliyorum aynı şey değil ama bir düşünün. Bilinçli yani düşünebilen bir hayvan olmasaydık ne olurdu? Bilmiyoruz. Çünkü bilinç sahibiyiz. En basitinden bu soruyu sorabilecek bilince sahibiz. İşte büyük patlamadan önce ne vardı sorusu da buna benziyor.

Büyük patlama öncesinde ne olduğuna dair elimizde pek bir şey olmasa da nasıl başladığına dair birçok şey biliyoruz. Daha önce bol bol konuştuk. Fakat ne bildiğimizi ve bu bilgiye nasıl vakıf olduğumuzu bir özetleyelim. Büyük patlama olduğunu biliyoruz. Zira gözlemlenebilir evrenin bir zamanlar çok daha küçük ve sıcak olduğunu, üstelik genişlemeye devam ettiğini de keşfettik.

Bu genişlemenin de yaklaşık olarak ne zaman başladığını bulduk. 13.77 milyar yıl kadar önce. Yaklaşık 50 yıldır da CMB'den yani Cosmic Microwave Background Radiation ya da Türkçesi ile Kozmik Mikrodalga Arkaplan Işıması'ndan da haberdarız. Evrenin tarihine dair görebildiğimiz ilk fotoğraf olur kendileri.

Aslında bu fotoğraf bildiğimiz büyük patlamadan yansıyan ışımanın fotoğrafıydı ve evren henüz bebekken, büyük patlamadan henüz 300 bin yıl kadar falan geçmişken ortaya çıkmıştı. Bu da evrenin şimdiki yaşının %0.003'üne denk geliyor. Bunu bir insanın ortalama yaşam süresiyle karşılaştırdığımızda biz doğduktan 10 saat kadar sonra çekilmiş bir fotoğraf gibi düşünebiliriz.

Tabi gördüklerimiz sadece 300 bin yıl sonrasına uzansa da bu süre içinde de olan bitenle ilgili bildiklerimiz de oldukça fazla. Büyük hadron çarpıştırıcısı gibi parçacık hızlandırıcılarda büyük patlamadan sonraki bu 300 bin yıl boyunca evrenin ne denli sıcak olduğunu anlayabiliyoruz. Örneğin kurşun elementinin çekirdeklerini çarpıştırdığımızda 7 trilyon santigraf gibi sıcaklıklar gözlemleniyor. Bu sayede evren henüz saniyenin trilyonda biri kadar bir yaştayken nasıl bir ortam olduğuna dair gözlemler yapabiliyoruz. Evet. Elimizdeki gerçekler bunlar. Evren henüz 10 üzeri eksi 13 saniye yaşındayken nasıl olduğuna dair elimizde kanıtlı bilgiler var. Bunu bir saniye düşünmek lazım. Zira bunları keşfedebilmemiz bile gerçekten harika bir şey. İnsanın sınır tanımazlığının da bir örneği.

Peki şimdi gelelim sıfır noktasına ve ondan da öncesine. Şunu baştan açıkça ifade etmek lazım. Büyük patlama öncesine dair hiç ama hiçbir şey bilmiyoruz. Söylenenler ve bizim de bugün söyleyeceklerimiz sadece spekülasyondan ibaret. Fizikte inanılmaz bir sıçrama yaşanmadığı sürece de bu böyle kalmaya devam edecek. Bu kesin. Bilim bize bu zamana ait hiçbir şey söylemiyor.

Buna yönelik çalışmalar yapıyor bilim insanları ve bazı fikirleri de var. Ama kanıtlayamıyorlar. En azından şimdilik. Ama dedim ya insanlık sınır tanımıyor diye. Dolayısıyla büyük patlamadan önce ne olduğuna dair bazı fikirlerimiz var elbette. Ve bu fikirlerden de bahsedebiliriz. En temelde bildiğimiz şey şu. Keşfettiğimiz fizik yasaları büyük patlama ile doğdular. Yani bu yasaların olmadığı bir zamandan bahsediyoruz.

Dolayısıyla büyük patlamadan önce ne olduğunu bildiğimiz fizik yasalarıyla açıklayabilmek mümkün değil. Anlayacağınız bu noktayı, patlama öncesini ve ilk anlarını bugünkü bilgilerimizle tanımlamaya çalışmak bizi yanlışa götürecektir. Ancak arayışımız devam ediyor ve büyük patlama öncesinde neler olabileceğine dair birçok teori de geliştiriliyor. Hatta bazı açıklamalar epey olası görünüyor.

Kısa bir aradan sonra onların üzerine konuşacağız sizlerle. Evet hazırsanız büyük patlamadan önce ne olabileceği üzerine konuşmaya başlayabiliriz. İlk açıklamamız statik evren modeli. Bu modele göre evrenin ne bir başlangıcı ne de bir sonu var. Evren her zaman var olmuş ve hep aynı şekilde kalmıştır.

Evet, evren sürekli genişliyor. Fakat bu teori evrenin genişlediği kadar yeni madde yaratıp görünümünü ve yoğunluğunu koruduğunu öne sürüyor. Bunu şöyle düşünebilirsiniz. Bir yandan evren genişlerken diğer yandan boşluklarda yeni yıldızlar, galaksiler ve diğer maddeler oluşuyor. Bu sayede evrenin genel yapısı ve görünümü hep aynı kalıyor. Yani eski galaksiler birbirinden uzaklaşırken aralarındaki boşluklarda yeni galaksiler oluşuyor.

Ancak 1960'larda yapılan gözlemler, özellikle de kozmik mikrodalga arkaplan radyasyonunun keşfiği steady state yani statik evren teorisinin büyük oranda geçersiz olduğunu gösterdi bize. Yani elde var sıfır. Diğer iki fikir ise buna göre daha dinamik bir patlama öncesi durum öngörüyor. Mesela birincisi, çoklu evrenlerle ilişkide. Başka bir evren mümkün. Çoklu Evrenler Teorisi bölümünde de konuştuğumuz bu teori şunu söylüyordu. Aslında bizim evrenimiz, başka evrenlerden oluşan bir sistemin parçası olabilir. Ya da CGIM teorisi veya Brain teorisi gibi yine bizim deneyimlediğimizden çok daha fazla boyutu hesaba katan teoriler mevcut.

Örneğin sicim teorisi evrendeki temel parçacıkların titreşen küçük sicimler olduğunu öne sürer. Bu sicimlerin titreşimleri farklı parçacıkları oluşturur. Sicimlerin titreşimlerini tam olarak açıklayabilmek için evrenin bizim bildiğimiz 4 boyutu yani 3 uzay ve 1 zamanın ötesinde ek boyutlara sahip olması gerekir. Bu ek boyutlar genellikle bükülmüş veya kıvrılmış şekilde düşünülür ve bu yüzden biz onları doğrudan algılayamayız. Sicim teorisi bu ekstra boyutların büyük patlama sırasında genişlemediğini, bu yüzden gözlemlenemediğini öne sürer. Brain teorisi ise evrenimizin büyük bir membran üzerinde yer aldığını ve başka membranlarla etkileşime geçebileceğini öne sürer.

İki membran çarpıştığında bu olay bir büyük patlamaya neden olabilir. Yani evrenimiz başka bir boyutta bulunan bir membran üzerinde var olabilir. Ve büyük patlama bu membranların etkileşimi sonucu gerçekleşmiş olabilir. Özetle bu bakış açısına göre evrenimiz başka boyutlarda var olabilir ve büyük patlamada bu boyutlar arasında bir geçiştir.

Evrenin öncesine dair son fikirse sonsuz genişleme modeli. Çoklu evrenlerle biraz paralel görünse de bu düşüncede evreni sudaki kabarcıklar gibi düşünebiliriz. Patlayan, dağılan ve diğerleriyle birleşen baloncuklar. Bu kapsamda bizim evrenimiz çok daha geniş bir yapı işindeki bir baloncuktan ibaret olabilir. Ve bizimkiyle birlikte sayısız evren, su birikintisi gibi düşünebileceğimiz bir ana evrenin

Evren içindeki evrenciklerden birisi yani. Biliyorum. Bugünkü bilgi birikimimiz ve sahip olduğumuz teknoloji ile bu fikirlerin herhangi bir şekilde kanıtlanması pek de mümkün değil. O nedenle bunları birer yasa olarak değil de düşünce olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Hele ki zamanın sıfır olduğunu düşündüğümüz o anda zamanın sıfır olduğu bile şüpheliyken, dahası 10 üzeri eksi 13 saniye öncesinde evrenin neye benzediğine dair bir bilgimiz de yok. O nedenle herhangi bir fikrimizin tahmin olduğunu söylemek bile çok iddialı olacaktır.

Fakat bu şifreleri kırmak için birçok şey yapılıyor. İlk hedefimiz yüksek enerjilere çıkmak. O anı ve öncesini anlamak için parçacık hızlandırıcıları kullanıyoruz. Ancak şimdiye kadar erişebildiğimiz enerji miktarı ve yaptığımız keşiflerin çok daha ötesine geçmemiz gerekiyor. Önümüzdeki dönemde büyük hadron çarpıştırıcısından çok daha büyük bir çarpıştırıcının hayata geçirilmesi planlanıyor. Belki de bu yeni çarpıştırıcı bazı cevapları bulabilmemizi sağlayacak.

O nedenle şu anda konuştuklarımız ve düşündüklerimizi tamamen değiştirecek şeylere de hazırlıklı olmamız gerekebilir. Ya da belki de bu zamana kadar duyduğumuz ve bize çok saçma gelen bazı fikirlerin de doğrulandığına tanık olabiliriz. Kısacası bu konuyla ilgili bilimin kesin bir cevabı bulunmuyor maalesef. Size cevap verdiğini söyleyenler ise en basit tabiriyle yalan söylüyor.

Evet, birçok şeyi biliyoruz. Dedik ya, büyük patlamadan 10 üzeri eksi 13 saniye sonrasına kadar neler olup bittiğine dair bir resim bulunuyor elimizde. Bu bile tek başına çok devasa bir keşif. Fakat kabul edelim, her şeyi de bilmiyoruz şu an. Bilimin güzelliği ise işte tam da burada. Neyi bilmediğimizi de bize net olarak gösteriyor.

Benim şahsi ümidimse şu. Sorduğumuz o büyük soruların cevaplarının bulunma anlarına burada buluşan bizler de canlı canlı tanık olabiliriz. Hepsine olmasa da bir kısmına. Benim insanlığın tek derdinin bu anlam arayışı olması gerektiğine dair ütopik bir inancım var. Peki ya sizin?

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)