Podcast

Ortaya Karışık #2 Kayıp Eşya Danışmanlık A.Ş.

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Özgemiz danışmanlıkta bu hafta aşk üçgenleri, depresyon ve ekonomik bağımsızlık gibi konuları derdest ediyor - en azından deniyor...

“Bu podcast yayını komedi, toplum ve kültür başlığı altında, şamatasına kaydedilmiştir. Dinleyenlerine profesyonel 1 yardım sunmamaktadır. Delirmeyin. Kendini darda hisseden dinleyicilerin, nerede yanlış yaptım diye düşünmeleri, net bir cevap bulamıyorlar ise gidip bir profesyonele sormaları büyük önem arz etmektedir.
Arz ederim.
Kayıp Eşya Bürosu Genel Müdürü Özge Özel"



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.497 kelime · ~12 dk okuma

Hadi, Pegasus'ta görülecek daha çok yer, gezilecek daha nice rotalar var. 150'den fazla şehirde maviliklere dalmak, doğayla baş başa kalmak, farklı kültürlerin izini sürmek, uygun fiyatlarla uzakları yakın etmek var. Herkes hadi deyince gidebilsin diye 20 yıldır Pegasus seni hayallerine ulaştırmak için var. O zaman hadi, Pegasus'la... Peki, şimdi nereye?

Alo, kayıt eşya bürosu, buyurun. Bir saniye, aktarıyorum. Herkese merhaba, hello, bonjour, kayıp eşya bürosuna hoş geldin ya. Büromuze. Boşver be. Elalım, nı, dı, sı, dı.

BİROS'UNUN BİRTANELERİ! NASILSINIZ? O NEÇE HAFTADA O YA? NASIL BİR HAFTADA BİZE VURDU GEÇTİ? YİNE HAYATTA KALDIĞIMIZ İÇİN BİLE OMZUMUZDAN ÖPMEMİZ GEREKEN BİR HAFTAYDI TABİKİ. BİZ BU KAYDI ALIRKEN HAFTA HALA DEVAM EDİYOR TABİ AMA BU KAYDI 18 TEMMUZ PERŞEMBE GÜNÜ ALIYOR. BİR DE OZAGÜNDOĞDU OLMAM PEKİ. BU KAYDI 18 TEMMUZ PERŞEMBE GÜNÜ ALIYORUZ. BEN ÖZGE ÖZEL. HAZIRSANIZ BAŞLAYALIM.

Transkriptin tamamını oku

Öncelikle YKS sonuçları açıklanmış. Hadi gazanız mübarek olsun. İstediği puanı alamayan, mezuna kalan, bu yüzden benlik algısına, buna benlik derler, E'yi kapatmamız gerekiyor. Bütün arkadaşlarım bir yerlere girdi, bir ben gerizekalıyım sanırım gibi çarpık çırpık, efendime söyleyeyim salak salak cümleler yüklenmiş tüm Goncagüller'e kocaman bir moral alkışı almadan şuradan şuraya gitmem. Right now!

Bu moral alkışından Karabük Üniversitesi ve Yozgat Bozok Üniversitesi yeni öğrencilere de yararlanabilir. Arkadaş ortamlarında az zorbalanmayacaksınız maalesef. Ah ah internet gözün kör olsun internet. Beni soracak olursanız, valla... ...sürekli bir şeyler okuyorum, izliyorum. Gazeteci ve editörlerin ve sosyoloji mezunlarının... ...erkek egemen bir sektörde kadın olmak nasıl bir şey? Peki feminist misiniz Özge Hanım? Zor olmuyor mu böyle? Erkekler bulkum gibi değil mi? ...den öteye gidemeyen sorularına bakarken... ...üstümü başımı parçalamamak için... ...kendime hakim olmaya çalışıyorum.

Tüm bunların haricinde günde iki üç cümle şaka yazabilirsem, Rabbime secde ediyor, yetmiyor, evde cem dönüyor ve hatta belki kendimi de vaftiz ediyorum. Öyle bir dağrılıyorum Allah'ı dört bir koldan bıktırıyorum kendimden. Ellerim kırılaydı da yaratmayaydım. Nereden üfledim ruhumdan? Buna dedirtiyorum. Belki de Rabbime şaka şaka. Evet, çarpılmak veya çarpılmamak. İşte bütün mesele bu.

İyileşiyorum ya. İyileşiyorum. Sizleri kendi deliliğime daha fazla ortak etmek istemiyorum. Bu şekilde değil en azından. Benim bunu stilize etmem gerekiyor. Bunu stilize edeceğim bir forma sokup... ...sahne sanatları ve performans alanında sergilenebilir kılacağım. İşte afiş fotoğrafı, bilet linki falan. Ancak o zaman belki deliliğime bir tık ortak olabilirsiniz. Sunumsuz yakalanmak istemiyorum. Siz bir tanelerim, belli nimetlerim, bürosunun güllerine.

O zaman müsaadenizle hazırsanız bu hafta taze gelen dertlerinizin götüne birer tekme sallamaya geçebiliriz. Buyurun. Hemen ilk sorumuzu aşna fişna klasöründen çekip çıkaralım. Abla, demiş Antalya'dan Funda, ablasının gülü. İş yerindeki biri benden hoşlanıyor, bense başkasını unutamadım. Ne yapmalıyım, demiş. Sade Funda'yla kalsa iyi. Derdi bu olan ne çok takipçimiz, dinleyicimiz varmış ya. El ele tutuşsalar ekvatoru tam tur...

Neyi abartmayayım şimdi? Ekvator'a dönemezler de. Ya bir 60. enlem belki olabilir. Hani Rusya-Norveç hattında bir tur dönebilirler. Kaç kilometre bilmiyorum. Sınavdan yeni çıkmışlar. Hesaplayıp yazsınlar. Aslında buna bu kadar şaşırmam da saçma. Çünkü bundan tam 20 yıl önce İsmail Yeka insanımızın bu derdine kendi sanatında yer vermiş ve kamuoyunda hatır sayılı bir görünürlük yaratmayı başarmıştı. Peki nasıl tercüman olmuştu bu hislerimize? Dilerseniz hatırlayalım.

Beni beğeneni ben ben beğenmem. Benim beğendiğim ise beni beğenmez. Yoksa ben tipsiz miyim he? Hop diyorsun hiç aldırmıyor. Hop diyorsun dönüp bakmıyor. Başkaları ne yapıyor şap ayarlıyor. Yoksa ben zurna mıyım he? Ah büyük Üstat. Üstat, yurtsever kardeşlerin deli fişeği, sürme gözlüsü İsmail Yeka. Bilemedik, kıymetini bilemedik.

Sevgili maaş borculu aşk böcekleri, sevgili SGK'sı tamdan yatan gönül kuşları, sevgili Sodexo fatihleri, gönlünüzde bir başkası varsa, iş yerinizde sizden hoşlanan birisinin olup olmaması, inanın hiçbir önem arz etmiyor, demeyi çok isterdim. Yalan! Yalan! Öncelikle sizden hoşlanan bu kişi, sizden yalnızca iş yerinizde mi hoşlanıyor, yoksa mesai bitiminde, yıllık izinlerde, resmi tatillerde de sizden hoşlanmaya devam ediyor mu? Bunu bir öğrenmemiz lazım.

Yalnızca mesai saatleri içinde size yanlayan bir ofis flörtünüz varsa tebrik ediyorum. Belli ki onun da unutmaya çalıştığı biri var. Gördünüz mü ne çok ortak noktanız var. Hiç deyta falan çıkmadan sigara arasında bu kişiyi sıkıştırın, alın karşınıza, açık açık konuşun bence. Ona deyin ki, bakın bayım sizinle açık konuşacağım. Bana olan ilginizin farkındayım. Sabah 9, akşam 5 arası olduğu da dikkatimden kaçmadı. Belli ki geride bırakmaya çalıştığınız biri veyahut birileri var.

Burada bir afallayıp defansa geçmeye çalışabilir, ona imkan tanımayın. Yo yo yo, açıklama yapmak zorunda değilsiniz bayım. Ben sizi çok iyi anlıyorum. Benim de unutmaya çalıştığım bir hayalet gibi peşimde dolaşan eski bir hatıra var. Gelin, iki medeni insan gibi birbirimizin dikkatini dağıtalım. Ne dersiniz? Yılbaşında birbirimize bu kişilerin parfümlerini hediye edelim. Mesela onlarla gittiğimiz yerlere bir kere de birlikte gidelim. Ağzımıza birer parmak bal çalalım, hayat kısa.

İşte bu kadar basit. Hayat size parasetamoller veriyorsa için bürosunun gülleri. Hiç ikinci kez düşünmeye ihtiyacınız yok. Belli ki bir yeriniz ağrıyor ama henüz farkında değilsiniz. Uyuşturun! Bu arada bu kişinin müdürünüz, şefiniz üstünüzde olmamasına ve bekar olmasına da dikkat edin. Tamamen iş hukuku ve sözleşme festi ve tazminat açısından söylüyorum.

Ha yok eğer 7-24 sizden hoşlanan biriyse bu ve içinizde bu kişiye şuncacık bir ilgi bile beslemiyorsanız, bunu da yine karşı tarafa söyleyin. Çünkü onun da bunu bilmeye hakkı var diye değil. Sizin ondan hoşlanmadığınızı öğrendikten sonra da ilgiye ve flörte devam ediyor mu? Yoksa nazlandığınızı mı düşünüyor? Bunu anlamak için belki de gelecekteki sapığınızla tanışmak üzeresiniz. Öyle değil mi? Bunu da bilmek lazım.

Günün sonunda, özetlemem gerekirse bürosunun bir tanelir, sırf ilgiye ihtiyacınız var diye elin kızı inan, elin oğunu inan, elin dey deminen muhattap olmayın. Değmez. Vallahi değmez. İlk buluşmada ödeyeceğiniz hesabına gidin kendinize güzel bir masaj ısmarlayın. Happy endingsiz. Aman diyeyim dışarıda çünkü içine ne koyuyorlar belli değil. Kısa bir reklam arasından sonra kaldığımız yerden devam etmek için burada olacağız. Su için arada, hemen su için.

Derdinize gelen uçan tekme Kayıp eşya danışmanlık Geldik sıradaki soruya. Depresyonum kayboldu, nasıl bulabilirim diye muhteşem bir soruyla gelmiş sevgili Nesli. Ah, ah Neslim. Ah, ah, ah Neslim. Ah, kaç kere söyledim. Şu depresyonla işin bittiğinde nereden aldıysan oraya bırak diye kaç kere konuştum. Hiç. Bir kulaktan giriyor, diğerinden çıkıyor. Ben eşek başıyım çünkü burada.

Ben kimim ki hizmetçiyim ben? Alışmışsın ekmek elden su gölden. Elalemin kızı annem diyor yorulmasın diyor. Bugün de depresyonu ben hazırlayayım. Donatıyor sofrayı. Dedi iş yuzlarla efendim duygu durum bozukluklarıyla. Nesli hanım kaç yaşına gelmiş hala bana soruyor depresyonum kayboldu diye. Nerede çıkardıysan orada. Hadi çeke git. Hadi çeke git gözüm. Git soğan doğra. Gerizekalı.

Eğer bu küçük tiradımdan sonra göğsünün ortasında bir sıkıntı oluştuysa birkaç kere başa al al, dinle neslim. Çünkü depresyon magneti gibi bir tirattır bu. Sen hiç başka hiçbir şey yapma. Dur, depresyon seni bulur. Eğer üzerinden 24 saat geçtiyse ve yine de gelmediyse yine panik yapmadan sakince kayıp ihbarında bulunuyorsun Ethem dedeye. Hemen onu da paylaşayım. Bir kapının arkasına gidiyorsun evde ve şu duayı üç kez tekrarlıyorsun.

etem dede etem dede gömleği keten dede depresyonumu bul getir sana üç göbek atam dede. İnanışa göre etem dede kaybolan şeyleri en kısa sürede görebileceğim bir yere bırakıyor ve daha önce bakmamış olduğun bir yeri sana hatırlatabiliyor yani. Bir türlü bulamadığınız her şey için kullanabilirsiniz bu arada bu yöntemi. Kısmetiniz, yaşam amacınız, aidiyet duygunuz, kaybolan yıllarınız gibi gibi gibi. Dinliyorsunuz değil mi? Burak, Elif, Yıldız, Furkan, Nermin. Bak buralar hep size de yarayan şeyler. Siz de benzer sorular sormuşsunuz. Siz de deniyorsunuz. Soracağım haftayı hepinize soracağım. Ethem'de de kaybettiğiniz şeyi getirdikten sonra yalnız vadettiğiniz göbeği atmanız çok çok büyük bir önem arz ediyor. Onun da altını çizmiş olalım. Türbesi olan zatlarla uğraşmaya

Gelmez. Valla yamulup kalmayalım. Üç göbek atmaya erindik diye. Evet.

Sıradaki soru Dila'dan geliyor. Bu herhalde Dilaver'in kısaltmasıydı gibi düşünüyorum. Dilaver sormuş. Hem istifa etmek hem tazminat almak istiyorum. Nasıl yapacağız Özgem? Demiş sevgili Dilaver. Sevgili Dilaver yani bu kadar mı denk gelir? İnanamıyorum. Hemen büromuzun avukatı, adaletin Yılmaz savunucusu, belgesel ve dizilerin son telif bükücüsü enişteniz Sayın Nurdan Bayraktaş'a bağlanıyoruz.

Hayda! Ama oldu mu şimdi Nurgül? Yemin ederim yüzümü yere eğdi bu danışmanlıkta. Öf!

Dila ver, biraz bekletiyorum canım benim. Hatta küçük bir yoğunluk var. Hadi bakalım. Hayır, dedik, arayacağız dedik. Neyse. Ayrılıyormuşum

Nuri'den. Şu an, bu yüzden. Evet, enişteniz geri arayana kadar artık kimle konuşuyor bilmiyorum. Biz bir sonraki soruyu cevaplayalım. 33 yaşında babamdan para aldım, çok koydu demiş. Kim bilir nereden? Meryem. Lokasyon vermemiş. Bu bir soru değil, tabii farkındayım. Bu bir cümle, bir beyan. Koydu, yüklem. Ne koydu? Para almak, özne. Bu örnekte bir fiilimsi grubu özne olmuş. Para almak. Master ekiyle isim fiil. Kimden para almak? Babamdan. Dolaylı tümleci. Ne zaman? 33 yaşında zarf tümleci.

Sevgili Meryem, ne zaman karşıma yanıtlamakta güçlük çekeceğim bir dert çıksa, işte bu şekilde zaman kazanmaya ve beynimin kıvrımlarında küçük bir yürüyüşe çıkmaya çalışırım. Evet, dert gibi dert. Ekonomik bağımsızlığın tadını bir kere aldın mı, babadan para istemek çok koyar. Hele ki 30'undan sonra. Onca zaman geçmiş, kim bilir en son ne zaman para almışsın. İnsana böyle bir değersizlik, bir demir kubuzluk, bir kısa malboroğulluk çöker.

Anlasabiliyor muyum? Halbuki çözüm o kadar basit ki bir tanelerim. Çözüm şu, babanızdan para istemeyi asla bırakmayacaksınız. Hiç ihtiyacınız olmasa bile, belirli aralıklarla durduk yere para isteyeceksiniz, parasını alacaksınız babanızın. Rakıları çekip çekip, kaç yaşında olursan ol, sen hep benim küçük kızımsın demeyi biliyordu. O halde o da kaç yaşında olursanız olun, harçlığınızı elinize sayacak, cebinize koyacak. Zaten bakın, babanızdan uzun süre para almamanız sizden çok ona zarar verir.

Biliyor musunuz? Çünkü ben ekonomik özgürlüğümü kazandığım ilk sene babamdan para almayı bıraktığımda benim babam termal otelciler tarafından dolandırıldı. İnanabiliyor musunuz? Neden? Bir sabah uyandı ve dedi ki benim babam, sekiz köşe kasketiyle, kızım benden artık para almıyor, bana ihtiyacı yok. Ben kimim o zaman? Bu hayattaki amacım ne? dedi ve gitti pazarda önünü kesen ilk termal otelciden hisse satın aldı. Havalara girmeseydim ve ondan harçlık almaya devam etseydim hiç bunlar yaşanmayacaktı.

Hadi biz yine ucuz kurtulduk. Meryem, ya şimdi baban sırf sen ondan para almadığın için ne yapacağını bilemeyip pavyonlarda at yarışlarında yerse parasını? Meryem, hiç bu şekilde düşünme. Ya bir sabah uyansa ve saçlarını, bıyıklarını ve de kaşlarını kızla çalan o siyahla, o Adnan Oktar siyahıyla boyasa? Ha?

O zaman daha mı iyi? Kimse anası babası gözlerinin önünde varoluş krizlerine girsin istemez bürosunun gülleri. O yüzden üç demeden beş demeden az az sık sık paralarını almaya devam edin derim. Ben küçük bir haraca bağlayın annenizi babanızı arada siz de onların cebine sıkıştırırsınız. Al bakalım genç adamsın çorba içersin falan deyip bu şakaya dayılar gibi gülersiniz karşılıklı olur biter. Hayat kısa paralar uçuyor.

Evet, tekrar bir eniştenizi arıyorum. Puh! Umrumda değil, iyi ki bitti Omuzlarımdan koca bir yük gitti Şu an ben ne yapacağımı bilemez bir durumda oturuyorum, şu an danışmanlıkta. Hayır, var sırada sorular. Ben böyle olacağını bilseydim haftaya ayırdığım sorulara şu an cevaplardım ama onlar için ayrıca bir konsept yaptım. Gelecek haftaki soruları düğün özel bölümü olarak kurguladım. Çünkü maşallah hepiniz de evlilik sezonuna girmişsiniz. Nereden baksanız 5-6 tane evlenmek üzere olan, nişan takmış, söz kesmiş, bürosunun gülleri var. Tebrik ediyorum.

Öncelikle tabii ki Allah mesut etsin ama bilseydim böyle olmazdı. Neyse eve gidince konuşacağız bu konuyu eniştenizle. Konuşacağız bakalım. Kapatamıyorum bölümü. Oturduk kaldık burada. Kocaeli'den Melek yazmış. Batının şeriatı demokrasi isimli yazımı paylaşır mısın abla milli gazetede. Ozan Gündoğdu hala burada mı?

Evet, Melek bu kadar mı denk gelir? Şu an yanımda Türkiye'nin ilk üç tarafsız habercisinden bir tanesi Ozan Gündoğdu var. Çağırdım geldi bu kadar olabilir. Çağırdım derken yani hani Ozan, Ozan, Ozan, Ozan zuhur etti. Evet Ozan, Melek diyor ki milli gazetede bir yazım yayınlandı. Paylaşır mısın abla? diyor bana. Milli gazetedeki yazısının başlığı. Batının şeriatı demokrasi. Kalbimiz acı kadar sloganlar biriktirir. Ey hainlerin meskeni ey haramilerin gölgesi dünya kıblesi tek bir olana düşman kim varsa demiş. Ne düşünüyorsun bu konuda? Batı'nın şeriatı demokrasi ilginç. Yani demokrasiye inanıyoruz. Biz mesela Müslümanlar İslam'a inanıyorlar. Onların şeriatı İslam şeriatı. Batı'dakiler de demokrasiye inanıyor tırnak içinde. Onların da şeriatı demokrasi. İyiymiş. Yani İslam şeriatından daha iyi gibi görünüyor. Öyle de demeyelim. Dur neyse şimdi seni de şey yapmak istemiyorum. Çok teşekkürler. Ben teşekkür ederim. İyi ki geldin. Pislik. Beni dalga geçip gönderiyorsun ya.

Görmek isteyen gözlere ne ibretler vardır diyelim. Melek'cim umarım gönlün olmuştur. Umarım seni de kazanabilmişizdir. Melek, çok teşekkürler Ozan. Görüşmek üzere, sağ ol. Ozan Gündoğdu'yla birlikte kayıt aldım. Enişteniz olacak köpek hala geri aramıyor, farkındasınız değil mi? Yazıklar olsun. Bak üç kere aramışım. Kalbin taş mı kesti be adam? Şu an benim başıma bir şey gelmiş olsa mesela. Ben burada tansiyonum düşmüş olsa ve yere kapaklanmış olsam ben o zaman ulaşamayacağım bu kişiye. Bu sevgilim dediğim koynuma aldığım bir yılanmış bu. Çok kötü.

Aha. Alo. Sen beni niye aramıyorsun rezil ediyorsun stüdyolarda? Ya özür dilerim, şu raporla alakalı çok acil bir konuşmam gerekiyordu. Onun şeyi açamadım. Neyse tamam, sonra konuşacağız. Çok özür dilerim. Estağfurullah, tamam. Böyle yapınca da kıyamıyorum. Hay Allah'ım. Allah'a ne dersin olur mu? Özür dilerim gerçekten. Önemli değil, tamam sevgilim, şey yapma. Bir an şey oldu, benim de boşuma denk geldi. Bir sorum var. Sor aşkım.

Bir saniye. Hemen soruyorum. Birini, yani biri yazmış. Hem işinden istifa edip hem de tazminat almak istiyor. Mümkün mü böyle bir şey? Yavrum cidden vaktim yok. Geri şey yapmam lazım. Çok ufak bir mola vermiştim. Cidden soruyorum. Tamam, peki. Kusura bakma.

Dilaver çok özür dilerim. Yani inan ki ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok mahcubum sana karşı. Hiç böyle oldu mu? Evet, hayal kırıklığı içerisine kapatıyorum bölümü. İnanın böyle olsun istemezdim.

Yani... Hayır, eve gideceğim, bir de yüz yüze bakacağız. Hiç bunu da düşünmüyor. Neyse. Evet. Evet, artık burada kapatıyorum. Kayıp Eşya Danışmanlık AŞ'den bu haftalık bu kadar. Haftaya aynı gün, aynı saatte görüşmek üzere. Ben Özgü Özel. Her zamanki gibi sevgiler.

Başkasıyla konuşuyordum. Başkasıyla ne konuşuyor olabilirsin? Biz seninle sözleşmedik mi? Ben seni aradığımda açacağım demedin mi bana? Evet. Ya benim başıma bir şey gelmiş olsaydı o sırada?

Şu kayıtta olduğunu biliyordum ama ne olmuş olabilir? Ya bayılsaydım oradan. Tansiyon birden düştü mesela. Hastaneden bir hemşire arıyor. Mesela. Neyse. Hiç konu sen değilsin. Sen artık değilsin. Hiç ilgiyi kendisine toplamaya çalışmaz. Sorun şu. Bir dinleyicim bana demiş ki hem istifa etmek istiyorum hem de tazminat almak istiyorum diye kızacağız gayet içten. Hepimiz istiyoruz. Haklı. Sen de avukat olarak belli ki Nurdan çünkü meşgul.

Daha önemli işleri var. O yüzden sana sormak istedim. Hem istifa hem tazminat. Bu arkadaşımız bir kızcağız değil mi? Yani Dila yazmış. Ben Dilaver'in kısaltması gibi de olabilir diye düşündüm. Ama tabii Dila da olabilir. Ama bilmiyoruz yani. Hiçbir şey yazmamış yani. Yani Dilaver'se askere gidebilir. Yani askere gidiyorum diye istifa ederse tazminat olayı var. Geçen bir arkadaşım yaptı bunu. Bazı koşulları var. Sanırım bedelli de oluyor mu olmuyor mu emin de değilim. Oluyor. Bedelli de oluyor. Sana sormadık. Sen sus be. Evet.

Kızsa, kızsa zaten evlensin, evlensin. Evlendiğinden bir yıl içerisinde istifa ettiğinde kıdem tazminatı alıyorsun. Yuva kuruyorum dediğin zaman tazminat mı veriyorlar? Ben çocuk doğuracağım, ben bu ülkeye kadın olarak çocuk doğurma görevimi yerine getirerek... Tazminatı aldıktan sonra diyelim ki... Ben artık çalışmıyorum. Yani takibini yapmıyorlar sonuçta doğurdun mu, doğurmadın mı, evlendin mi, evlenmedin mi? Gerçi bir patron orada gelebilir hani. Doğurmak diye bir şartı yok. O sadece şey hani kanunun ruhu şey. Ben evleniyorum ve ben artık kocama bakacağım. Bu da bir iş. Ve ben hani artık topluma böyle bir fayda sağlayabilirim.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)