Podcast

401: Uçaklar Neden Rötar Yapıyor?: Trend Topic #Neymiş

Trend Topic

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Trend Topic dinleyicilerine müjde! Trend Topic #Neymiş serimizde, gündemin hızında algı yaratıp kaybolan trend topic’lerin ne olduğunu özetleyeceğiz. Bu bölümüzde sorumuz; “Neymiş bu rötar sorunu”. Hazırsanız başlayalım!



Bu podcast, On Dijital Bankacılık hakkında reklam içerir. Bankacılık On'la Rahat. Dünya Döndükçe EFT-Havale- Fast Ücreti Yok. ON Mobil'i _ndir!
Bu podcast, Pegasus hakkında reklam içerir. Yeni seyahat rotanı planlamak için hemen https://www.flypgs.com/ ’u veya Pegasus Mobil uygulamasını ziyaret et!
Bu podcast, Garanti BBVA hakkında reklam içerir.

See Privacy Policy at https://art19.com/privacy and California Privacy Notice at https://art19.com/privacy#do-not-sell-my-info.

Bölüm Transkripti

1.569 kelime · ~8 dk okuma

Herkese merhaba. Önce bir kendimizi kutlayalım. Trend Topik'te 400 bölümü geride bırakmışız. Bu da 401. bölüm olmuş. Bir podcast serisi için ulaşılması kolay olmayan sayılar bunlar. Türkiye'nin en çok dinlenen haber içerikli podcast serisi Trend Topik hepinize teşekkür eder. Asalım bayrakları.

Ya sevgili dostlar, siz de farkındasınızdır, uçaklarda çok fazla röter oluyor. Yani, 3-5 ay önceye kadar olmayan bir şey 2024 yazına damga vurdu diyebiliriz. Ayak ucundan çıkın! 12.50'de uçacak uçak! Saat kaç oldu? Saat kaç?

Hemen her gün önümüzde rötar yapan bir uçağın birkaç yolcusunun isyan ettiği görüntüler düşüyor. Ya benim öyle, sizin de öyle mi bilmiyorum. Ya peki ne oldu da bu rötar meselesi patladı? Ben bir şeyler öğrendim, gelin size de anlatayım. Ben Ozan Gündoğdu, bu bölümün sorusu belli. Neymiş bu rötar sorunu?

Transkriptin tamamını oku

Ben oldukça makul bir müşteriyimdir. Genel olarak ilk tercihim çirkefleşmek değildir ama hizmet sektörü çalışanlarıyla da iyi geçinmek gerektiğine iman ederim. O yüzden ilk seçeneğim çirkinleşmek olmaz. Ama Türkiye'de yeri geliyor gerçekten. Yani diş göstermek gerekiyor maalesef.

İstanbul-Galata, Beyoğlu'nun yeni turistlik merkezlerinden biri. Bizim Pod B'nin stüdyosu da orada. Kay'da geldim, biraz da vaktim var. Oturdum bir kafeye, bir Türk kahvesi içeyim dedim. 200 lira. Neyse, artık içeceğiz. Yanımda bir bardak su getirdiler sağ olsunlar. Su dışarıdan. Yahu hava 40 derece. Sıcacık bir su. Ilık bile değil ya.

Bu suyun soğuğunu getirebilir misiniz diye rica ettim. Getirdiler. Sağ olsun suya bir tane buz atmışlar. Ya su hala sıcak. Soğuk suyunuz var mı kardeşim dedim. Varmış. Ya ben zaten mütevazi bir yerde olsam beklentimi düşürürüm. Ona göre sipariş veririm. Harcamam da ona göre olur. Siz 200 liraya kahve içiriyorsunuz bana. Yanındaki bir bardak suyu bari soğuk getirin be kardeşim. Tatile gitmişsiniz. Afedersiniz eşek yüküyle para ödemişsiniz. Otele bir gidiyorsunuz. Klima bozuk.

Neredesiniz? Antalya'dasınız. 40 derece sıcağın alnında klimasız bir oda. Oturduğun yerde şıp şıp terliyorsun. Terleyerek geçirdiğin her saat orada olma bedeli olarak bir de sizden 500 lira para alıyorlar. Şaka gibi. Paranla rezil olmanın vücut bulmuş hali gibisin.

Bir söylüyorsun olmuyor, iki yok, üç yok, çıldıracaksın. Sorunun çözülmüyor. Bu arada Ruslar şemkiriyor, onların sorunu çözülüyor. Sen Türk başına böyle odanın içinde şıp şıp derliyorsun. Buna 36 saat katlanıyorsun, mecbur ne yapacaksın? E sonunda tepen atıyor, alıyorsun yatağını otelin yemekhanesine götürüyorsun. E bu güzel icraatla da televizyonlara çıkıyorsun yani. Defalarca söyledi, odasının kliması onarılmadı. Yatağını otel yemekhanesine taşıdı.

Türkiye'de turizmin ve bağlantılı yeme içme sektörünün geldiği aşamaya ilişkin çarşamba günü tren topikte uzun uzun konuşacağız ama bugünkü konumuz yine aynı sektörle bağlantılı. Uçaklardaki röter çilesi. Bir veri, 2023'te Sabiha Gökçen'den kalkan uçakların %58'i hiç röter yapmamış. Bu sene bu oran %39'a gerilemiş.

Neden? Ne oldu da rotörler böylesi arttı? Nedeni genelde uçak firmalarında aranıyor ama baktığınız yeri değiştirin. Uçaklarda değil, yanlış yere bakıyorsunuz. Peki nereye bakmalısınız? Kafanızı çevirin ve kuleye bakın. Hava trafik kontrolörleri bizlere bir şey demeye çalışıyor. Onlara kulak verelim. Bu insanlar çok enteresan bir mesleğin mensubu. Türkiye'de bu işi yapan yaklaşık 2000 kişi var. Türkiye'deki İHA'lar, SİHA'lar dahil havalimanı kullanan her uçan aracı bu insanlar indirip kaldırıyor. Türkiye'nin hava sahası bu 2.000 kişiye emanet. Bu 2.000 kişi Türkiye'deki 59 havalimanında görev yapıyor. Çalıştıkları yerler havalimanındaki kuleler ama bu kişiler de hava yolu çalışanı falan değiller. Yani böyle Pegasus çalışanı, AJ çalışanı, TH çalışanı değil bu insanlar. Bu insanlar devlet hava meydanları işletmesinin personeli. Yani kamu personeli bu kişiler.

Nasıl hava trafik kontrolörü olabilirim diye soran genç dinleyicilerimiz olabilir. Kısaca özetleyeyim. Gençler, basit bir iş değil bu bir kere. Evet, parası güzel, birazdan geleceğiz ona. Ama basit bir iş değil. Yani o parayı söke söke hak ediyorsunuz yani.

Önce 26 yaşını doldurmuş olmanız lazım. Üniversite mezunusunuz zaten. Onu hallettiniz. Sınavlara giriyorsunuz. Baya böyle pilotların geçtiği sınav. Yani öyle basit bir sınav değil. İşe giriş koşulları, mesleki yeterlilik sınavları, eğitim süreci, lisanslandırma ve sağlık kriterleri bir pilotla eşdeğer. Sınavları geçtiniz mi? Kontrolör olmuyorsunuz. Şimdi sınavlardan sonra bir buçuk yıl eğitim alacaksınız. O da bitti mi?

Yine bir sınav. Geçtiniz. Şimdi artık kontrolör oldunuz mu? Yok, henüz olamadınız efendim. Şimdi bir yere görevlendiriliyorsunuz. Bir buçuk yılda orada staj yapıyorsunuz. Yani kontrolör olmak için ciddi bir bedel ödemeniz gerekiyor. Enteresan bir sistemleri var. Dedim ya bunlar kamu personeli diye. Kamu personeli bunlar ama parayı bunlara devlet ödemiyormuş. E kim ödüyor? Nasıl finanse ediliyor yani? İşte Türkiye'nin hava sahası kullanılırken havayolu şirketleri Türkiye'ye belli bir miktar para veriyor. Aslında bu kişilerin maaşları havayolu şirketlerinden tahsil ediliyor.

Diyebilirsiniz ki bizim Türkiye'de böyle finans ediliyor da acaba diğer ülkelerde nasıl finans ediliyor? Aslında hepsi böyle. Avrupa bölgesindeki 41 ülkenin yöntemi bu. Bizim devlet hava meydanları işletmesi de bu 41 ülkeyle birlikte Euro Control adlı bir üst kuruluşa bağlı. Zaten bütün bu işleri Euro Control organize ediyor. Peki maaşlar ne durumda? Şimdi gençler merak ettiğiniz soruya geldik. Maaşlar ne durumda?

Kontrolörler güzel para kazanıyorlar. Hakkını verelim. Zaten anaların ak sütü gibi de halaldir. Hiç sorun değil bence. Ama şimdi dünyayla Türkiye'yi kıyaslayınca işler biraz çetrefil boyut kazanıyor. Şimdi dünyada bu işi yapanlar 20 bin dolara kadar aylık. Bakın dikkat edin. Kulaklarınızın pasını silin.

Aylık 20 bin dolara kadar para kazanabiliyor. Yani Türk lirası cinsinden bir ayda 650-700 bin lira para kazanabilirsiniz kontrolör olarak. Avrupa'daki ortalama ücretler 8 bin euro ile 10 bin euro arasında. Yani Avrupa'da Almanya'da çalışan bir kontrolör yaklaşık ayda 300 bin liradan fazla para kazanıyor. Şimdi, peki Türkiye'deki vaziyet ne? Şimdi Türkiye'deki vaziyet biraz daha düşük tabii. Türkiye'de bir hava trafik kontrolünün aylık geliri 85 bin TL civarında. Bu eskiden bayağı iyiymiş bu arada arkadaşlar. Yani 2000'li yıllarda, 2010'lu yıllarda falan bayağı güzel paralar kazanıyorlarmış ama giderek erimiş bu para.

E şimdi 85.000 TL o da iyi sayılır memleket şartları için neye isyan ediyorlar demeden önce bir düşünün. Şimdi biraz empati yapalım. Avrupa'da 10.000 Euro kazanmak dururken, başka ülkelerde 20.000 Dolar'a kadar gelir elde etmek varken neden Türkiye'de 2.500 Euro'ya çalışayım ki? Böylece bizim kontrollerlerin bir kısmı yurt dışındaki iş tekliflerini değerlendirip gidiyor.

E şak diye de yeni kontroller alınamıyor. Kolay değil. Üç yıllık bir eğitim süreci falan var. Öyle insanlar da sırada beklemiyor. Ben de kontrol olacağım, ben de kontrol olacağım diye. Haliyle ne oluyor? Mevcut kontrollerlerin üzerindeki iş yükü artıyor. Ya bu zaten aşırı stresli bir iş. Düşünsenize. Aynı anda 15 uçağı indirip kaldırıyorsunuz. Zaten nefes alacak haliniz yok. Bu esnada bu 15 uçak oluyor 20 uçak. E kardeşim ne oluyoruz ya? Diyor insanlar haklı olarak. Peki ne yapıyor kontrollerler? Kısa bir aradan sonra onu da anlatayım.

Şimdi ne yapıyor kontrolörler demiştik. Grev yapmaları yasak. Grev yapsalar hakikaten bütün sistemi kilitlerler. Yani üretimden gelen güçleri aşırı fazla. İş yavaşlatmaları da yasak. Ama öfkeliler de... Onlar da bir karar alıyorlar. Hayran kaldım. Çok enteresan bak. Ne yapıyorlar biliyor musunuz?

İnisiyatif almadan çalışacağız diyorlar. Bütün kurallara, bütün kaidelere uyacağız. Uluslararası standartlar neyse biz de o standartlara uygun olarak çalışacağız. Şimdi nasıl, gözünüzün önüne getirin, bir örnek vereyim. Eğer bir uçak yere teker değdirdiğinde havadaki uçağa iniş izni verilebilmesi için yere inen uçakla havadaki uçak arasında en az 6 deniz mili mesafe olması gerekiyormuş.

Şimdi, yerdeki ile havadaki arasında alt deniz mili mesafe olması lazım. Ama diyelim ki 5.8 deniz mili mesafe var. Bu zamana dek bizim hava trafik kontrolleri inisiyatifi kullanıyor, yine de o uçağı indiriyorlar. İn kardeşim, boşver. Altı da olmayıversin. 5.8 olsun. Ama böyle bir inisiyatif aldıklarında, olası bir kaza, kırım meydana geldiğinde bunlar da sorumluluk almış oluyorlar. Dolayısıyla stres yükleri artıyor bu inisiyatif alarak çalıştıkları için.

E havadaki uşağa izniş izni verilmeyince o da bir tur dönüyor. Ek bir yakıt maliyeti. E trafik sıkış tepiş oluyor. Yerdeki de kalkış için izin alamıyor falan filan. Yani trafiği katlayan bir şeye dönüşüyor bu. Mesela çok enteresan bakın görünce, daha doğrusu duyunca, bana anlatılınca hayretler içinde kaldım.

Antalya Havalimanı'ndaki pistin bir kısmı kuleden görünmüyormuş. Bakın, kuleyle pist arasındaki görüş mesafesinde yapısal bir sorun varmış. Zamanında inşaat ihalesi alelacele bitirilirken, böyle Türk işi, böyle bir sorun oluşmuş. Yıllardır kontrolörler Antalya'da inisiyatif olarak çalışıyorlarmış ama artık öyle yapmıyorlar. Diyorlar ki, biz pisti görmüyoruz kardeşim, risk alamayız diyorlar. Hayda!

Böylece 2023'te Antalya Havalimanı'ndaki uçakların %40'ında rötar yaşanırken, 2024'te Antalya Havalimanı'ndan kalkan uçakların %65'inde rötar yaşanıyor. Hele ki sezon öncesi. Of, sezon patlamış durumda. Peki ne istiyor bu insanlar? Aslında ne istedikleri uzun mesele ama özetle maaşlarında %50'lik bir iyileştirme ve özlük haklarının yeniden düzenlenmesini istiyorlar. Bunun devlete ek bir maliyeti de yok diyorlar. Kardeşim zaten parayı havayolu şirketleri veriyor, memlekete de döviz getireceğiz biz bu sayede diyorlar. Aslında haklılar da gerçekten mantıklı. İyi de o zaman niye zam yapılmıyor bu insanlara ya da niye özlük hakları düzenlenmiyor?

Bunu sorduğum devlet hava meydanları işletmesi yetkilileri diyor ki, biz kontrolörlerin maaşını arttırırsak, işletme personeline de zam yapmak zorunda kalırız. Bu kontrolörler seyrüsefer daire hizmetleri diyorlar, seyrüsefer hizmetleri bu personelden. E biz bunlara zam yaptığımız zaman işletme personeline de zam parası artmalı. İşletme personelin parasını devlet ödüyor. Haa, şimdi onu arttırınca o da artacak ya. E işte böyle.

Neden rötar yaşıyoruz? Sorusunun cevabını vermiş olduk. Aslında çözümü gayet basit. Seyri-sefer hizmetleriyle işletme hizmetlerini birbirinden ayıracaksın. Seyri-sefer hizmetleri için ayrı bir kurum kuracaksın. Nitekim zaten 40 ülkede, euro kontrole bağlı 40 ülkede vaziyet bu. Fakat bizdeki vaziyet işletme ve seyri-sefer hizmetleri aynı kurumda. Yani devlet hava meydanları işletmesinde. Haliyle seyri-sefer hizmetleri dairesinin maaşlarını arttırınca işletmeyi de arttırmak gerekiyor. Buna da yanaşmıyorlar. E bunu da bir sorun olarak kimsenin önüne getirmiyorlar. Böyle sorunları çözme kabiliyetimizi de azaldı. Organize olamıyoruz. Kurumlarımız çalışmayınca herkes inisiyatif alarak çalışıyor. İşte bu şahede, Bilgi Üniversitesi'nden profesör Mehmet Eltuğ'dan ifadesiyle Pakistanlaşıyoruz. Pakistanlaşma. Belki bu kaydı dinleyen sizler de çalışırken sürekli inisiyatif almaya zorlanıyorsunuzdur. Ne dersiniz? Benden bu kadar. Hoşça kalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)