Podcast

117 - Gary Heidnik'in Cehennem Çukuru

Karanlık Dosyalar

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Kendi kilisesinin vaizi Gary Heidnik dışarıdan oldukça mülayim ve dindar bir insan gibi görünse gerçekte tam bir manyaktı. Kendisinden güçsüz gördüğü kadınlara eziyet etmekten zevk alan Gary, sonunda içindeki iğrenç dürtülere yenik düştü ve şeytani planını uygulamaya başladı. Kaçırdığı 6 kadını evinin bodrumuna açtığı devasa bir çukurun içine zincirleyen Gary, zavallı kadınlara yapmadığını bırakmayacaktı. Peki bu 6 kadın bu cehennem çukurundan kurtulmayı başarabilecek miydi?

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Kevser Yağcı Biçici
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar:
Sandra: Şevval Balkan
Josephina: Hazal Beril Çam
Baba: Metin Bozkurt
Gary Heidnik: Kadir Can Değer




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

2.385 kelime · ~12 dk okuma

Bizi niye burada tutuyor? Neden böyle zincirledi? O kötü şeyleri bize niye yapıyor Josephine? Çok canım acıyor, biz ona ne yaptık? Sandra, Sandra tamam. Sakin ol lütfen, sakin ol. Bak, söz veriyorum sana, söz veriyorum. Kurtulacağız buradan. Merak etme tamam mı?

Sakin ol, Sandra. Sakin ol, gel. Tamam, sakin ol. Kızlar!

Özlediniz mi beni bakalım? Eee? Nerede kalmıştık? Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün size Kuzuların Sessizliği filmindeki Buffalo Bill karakterine ilham veren dünyanın en acımasız seri katillerinden birini Gary Heidnik'i anlatacağım. Ne dersiniz? Gerçeklerin filmdekinden çok daha korkunç olduğu bu kan donduran hikayeyi duymaya hazırsanız başlayalım mı?

Transkriptin tamamını oku

Gary Heidnick 1943 yılında Ohio'da dünyaya geldi. Dışarıdan anne baba ve iki çocuktan oluşan dört kişilik sevimli bir aile gibi görünseler de Gary maalesef korkunç bir anne babaya sahipti. Gary'nin çocukluğu her ikisi de alkolik olan anne babası yüzünden oldukça sağlıksız bir ortamda ilgi ve sevgiye muhtaç geçmişti. Şiddetli geçimsizlikten muzdarip ebeveynleri Gary üç yaşına geldiğinde nihayet boşanmaya karar verdi.

Bunun üzerine Gary ve kardeşi annesiyle birlikte yaşamaya başladı. Fakat hali hazırda alkol sorunu olan annenin bir de akıl hastalıklarıyla mücadele etmeye başlaması üzerine zavallı çocuklar babası ve üvey annesinin yanına yerleşmek zorunda kaldı. Bu hiç iyi bir haber değildi. Zira Gary'nin babasıyla ilişkisi hiçbir zaman iyi olmamıştı. Ve olacağı da benzemiyordu. Belli travmalara sahip tüm çocuklarda olduğu gibi sevgisiz bir hayat yaşayan Gary de gece uyurken yatağını ıslatıyordu.

Fakat babası çocuğunun bir derdi olduğunu görüp ona yardımcı olmak yerine onu rencide etmeyi tercih ediyor. Bu sorunu onu cezalandırarak çözebileceğini düşünüyordu. Yedi yaşına geldin hala yatağa işiyorsun gerizekalı. Defol buradan. Özür dilerim baba. Bıktım senin sidiğinden. Özür dilerim baba. Yapmayacağım ne olur. Gir şu dolaba.

Babası onu sadece sözleriyle aşağılamakla kalmıyor, rezil olmasını da istiyordu. Bu sebeple Gary'i yatağını ıslattığı her gecenin sabahında kirli çarşaflarını pencerenin dışına asarak tüm mahalleye bu durumu ilan etmeye zorluyordu. Aileden yana yüzü gülmeyen Gary maalesef arkadaşlık konusunda da başarılı olamadı. Neredeyse hiç arkadaşı yoktu. Okulda kimseyle iletişime girmiyor, kızlarla sohbet etmekten itinayla kaçınıyordu. Özellikle ağaçtan düştükten sonra kafasında meydana gelen şekil bozukluğuyla sürekli dalga geçilmesi, hepten içine kapanmasına sebep oldu.

14 yaşındayken babasını zorlamasıyla Virginia'daki bir askeri okula kaydolan Gary, 17 yaşına geldiğinde Birleşik Devletler Ordusu'na katılmaya karar verdi. Burada da aldığı eğitimler neticesinde ordu hastanesinde çalışmaya başladı. İşinde başarılıydı. Komutanları tarafından örnek gösteriliyordu. İlk defa hayatındaki her şey iyi gidecek gibiydi ki... Bu kez de sağlık sorunları baş gösterdi. Sık sık başı ağrıyor, midesi bulanıyor, görme bozukluklarından şikayet ediyordu.

Nitekim yapılan muayeneler sonucu Gary'e bir çeşit mide rahatsızlığı ile birlikte şizofreni teşhisi konuldu. Bunun üzerine 1962 yılında yani henüz 19 yaşındayken ordudan zorunlu olarak terhis edildi. Müthiş bir hayal kırıklığı ve çaresizlikle baş başa kalan Gary ne yapacağını bilemez haldeydi. İlk olarak sivil hayatta da hemşirlik yapabileceğini düşündü.

Bunun üzerine Pensilvanya Üniversitesi'nde aldığı eğitimden sonra Cotswill Gaziler İdaresi Hastanesi'nde çalışmaya başladı. Fakat buradaki performansının ordudaki ile uzaktan yakından ilgisi yoktu. İşe sık sık geç kalıyor, umursamaz tavırlar sergiliyor, hastalara oldukça kaba davranıyordu. Ve sonunda buradaki işinden kovuldu. Ama bu duruma çok üzülmüş gibi görünmüyordu.

Çünkü zaten ordudan terhis edildiği gün içinden bir şeyler kopmuş, geleceğe dair beslediği minicik umutlarını da o gün yitirmişti. Yaşadığı bunalımlarla birlikte sahip olduğu psikolojik rahatsızlıklar da hızla ilerliyordu. Gary bundan sonraki yaşamı boyunca tıpkı annesi ve kardeşi gibi sık sık psikiyatri hastanelerine girip çıkacak, sayısız kez intihara teşebbüs edecek fakat annesinden farklı olarak bu teşebbüsleri başarısızlıkla sonuçlanacaktı. Gary artık mesleğine devam edemeyeceğini anlamıştı.

ve farklı bir yol denemeye karar verdi. Bulduğu bu yeni yol hem artık dizginleyemediği hakimiyet arzusunu besleyecek hem de onu zengin edecekti. 1971 yılında Philadelphia'ya taşınarak Tanrı'nın bakanları Birleşik Kilisesi'ni kurdu ve kendi kilisesinin vaizi oldu. Başlangıçta yalnızca 5 müridi ve 1500 doları olsa da pes etmedi. Vaazlarına düzenli olarak devam ediyor, sözleriyle her geleni etkisi altına almayı başarıyordu. Sevgili kardeşlerim! Bugün sevginin gücünü ve hoşgörünün büyüklüğünü hatırlamak için buradayız.

İsa Mesih bizlere sadece Tanrı'nın sevgisini göstermekle kalmadı. Aynı zamanda birbirimizi nasıl sevmemiz gerektiğini de öğretti. O, düşmanlarımızı bile sevmemizi, onlara iyilik yapmamızı isterdi. Tanrı'nın sevgisi hepinizi kucaklasın. Amin. Sabırlı çalışmaları ve stratejik hamleleri neticesinde zamanla hem takipçi edinmeyi hem de aldığı bağışlar sayesinde 500 bin doların üzerinde para toplamayı başardı. 1986 yılına gelindiğinde kiliseye devam eden kişilerin sayısı dikkate değer bir şekilde artmış, geride kiliseyle birlikte zenginleşip refaha ermişti.

Fakat buna rağmen hayatından memnun değildi. Bunlardan keyif almıyordu. Daha farklı bir hazdın peşindeydi. Gary, kadınlar üzerinde güç sahibi olmaya bayılıyor, kendisine karşı koyamayan, özellikle akıl sağlığı zayıf kadınlar üzerinden sadistik ve cinsel hazlar duymaktan keyif alıyordu. Çünkü bu duyguları daha önce eski eşleri üzerinde tatmıştı. İlk eşi Gayle Linkov ve ondan sonra evlendiği zihinsel engelli Angette Davidson'a fiziksel ve cinsel tacizlerde bulunmuştu. Özellikle Angette'in zihinsel engeli sebebiyle ona karşı koyamaması Gary'e daha çok zevk veriyordu. Gary, kadınların acizliğinden dilediği gibi yararlandı.

Hatta onlardan birer çocuk sahibi bile oldu. Ancak sebebini bilmesek de, Geri'nin çocukları doğduktan sonra hemen koruyucu aileye verilmişti. Geri'nin bu iki evliliği bitmiş ama kadınları eziyet etme tutkusu son bulmamıştı. Daha fazlasını istiyordu. Bunun için Enchat'in kendisi gibi zihinsel engelli kız kardeşi Alberta'yı gözetim altında tutulduğu kurumdan kaçırmaya karar verdi.

Yetkililere Alberta'nın kızının teyzesi olduğunu ve bu nedenle onu kısa bir ev iznine çıkarmak istediğini söyledi. İkna olan kurum yetkilileri yalnızca bir günlüğüne izin verebileceklerini, Alberta'yı ertesi gün aynı saatte geri getirmesi gerektiğini önemle belirtirken Gary onları dinlemiyordu. Bir an önce kadını alıp eve gitmek istiyor, içinde kabaran iğrenç dürtülerini belli etmemeye çalışıyor, aklı yerinde olmayan bu zavallı kadınla yapacaklarını hayal etmekten kendini alamıyordu. Nihayet eve vardıklarında Gary, yapacaklarından habersiz zavallı kadını Bodrum'a zincirledi. Ve 10 günlük esaret başladı. Her gün bir aine gider gibi şevkle Bodrum'a iniyor. Kadının korku dolu gözlerine zevkle bakarak ona türlü çeşit işkenceler yapıyordu.

Bundan sıkıldığındaysa Alberta'ya cinsel istismarda bulunuyordu. Onun bu çaresiz, acı içinde kıvranan hali, yaş dolu gözleri ve tüm bunlara rağmen kendisine karşı koyamaması Gary Heidnik'e korkunç bir zevk veriyordu. Yaşadığı bu tatmin hissi hiçbir zaman aklından çıkmayacak, hatta bunun bağımlısı olacaktı. Alberta'nın geri gelmemesi nedeniyle kurumun yaptığı ihbar üzerine Gary'nin evine baskın yapan polisler, zavallı kadını kanlar içinde ve dehşete düşmüş bir halde korkudan titrerken buldu. Tutuklanıp yargılanan Gary Heidnick, Ağır akıl hastası mahkumların kaldığı Atascadero cezaevinde yaklaşık 3 yıl hapis yattıktan sonra 1983 yılında serbest bırakıldı ve her şeye kaldığı yerden devam etti. Bir süredir mektuplaştığı Filipinli Betty Disto nasıl bir canavarla karşı karşıya olduğunu bilmeden 1985 yılında geldiği Amerika'da Gary Heidnik ile evlendi. Fakat bu evlilik uzun sürmedi.

Kısa süre içinde gerçekleri gören Betty, arkasına bile bakmadan ülkesine kaçarak kurtulmayı başardı. Üstelik bu sırada Betty tek başına değildi. Karnında Gary'nin çocuğunu taşıyordu. Gary bunu öğrendiğinde ise iş işten geçmişti.

Babalığının üçüncü kez elinden alınması onu dönüşü olmayan bir yola sokacaktı ve harekete geçti. Yaptığı planla hem boy boy çocuk sahibi olabilecek hem de sapkın cinsel isteklerini tatmin edecekti. Şimdi kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza devam edeceğiz.

Takvimler 1986 yılının Kasım ayını gösterirken Gary Heidnig, sapkın planlarını uygulamaya evin bodrumuna açtığı devasa bir çukurla başladı. Çukur birden fazla kişiyi alacak kadar geniş, ayrıca kurbanları zincirlerinden kurtulsa bile oradan çıkmayı başaramayacakları kadar derindi. İşi bittiğinde çukurun üstünü kapatabileceği kapak sayesinde onları gizlemesi de mümkün olacaktı. Çukur açmayı tamamladıktan sonra sıra kurbanları bulmaya geldi. Gary'nin odağında Afro-Amerikan, yoksul mahallelerde yaşayan ve ortadan kaybolmaları halinde dikkat çekmeyecek kadınlar vardı. Tüm bu şartları sağlayan ilk kurban, seks işçiliği yapan 25 yaşındaki Josefina Rivera oldu. Yakışıklı,

biraz rahatlamak ister misin? Kaç para? Ne istediğine bağlı. Tamam. Arabaya gel.

Ne istiyorsun söyle bakalım. Çeneni kopalı tutmana. Gary, kadını döverek etkisiz hale getirdi. Evinin bodrumuna götürdüğünde hala sakinleşememiş kadını sopayla dövdü, bayılana kadar boğazını sıktı.

Ellerini ve ayaklarını kelepçelediği Josefina'yı kazdığı çukurun içine zincirleyerek işini bitirdi. Josefina'dan bir hafta sonra markete giderken yolunu kaybetmiş, 24 yaşındaki Sandra Lindsay ile karşılaştı. Zeka geriliği olan bu kadını kaçırması Josefina'dan çok daha kolay olacaktı. Yan yana zincirlediği iki kadına her gün eziyet ediyor, acılarından zevk alıyordu.

Kadınların sesleri biraz fazla çıktığında evdeki televizyon ve radyoları son ses açıyor, seslerin dışarıdan duyulmalarını engellemiş oluyordu. Fakat bunlar geriye yetmiyordu. Birkaç hafta sonra yeni bir kurban bulmak için ava çıktığı sırada soğukta tek başına yürüyen 19 yaşındaki Lisa Thomas dikkatini çekti. Merhaba. Hava gerçekten soğuk değil mi?

Sizin gibi narin bir bayanın bu soğukta yürümesi haksızlık. Sizi eve bırakmama izin verin lütfen. Lisa'yı kandırıp arabasına bindiren Gary, kadına öğle yemeği ısmarladıktan sonra bir kadeh şarap içmek için evine davet etti. Maalesef Lisa bu daveti kabul ederken, hayatının en korkunç ve acı dolu zamanlarının başlayacağından bir haberdi.

Bir süre için bilincini kaybeden Lisa, gözlerini açtığında kendini tecavüz edilmiş ve iki kadınla birlikte zincirlenmiş bir halde bir çukurun içinde buldu. Gözü dönmüş geri, aklını tamamen kaybetmiş gibiydi. Bodrum'unda tuttuğu kadınları her gün dövüyor, onlara tecavüz ediyor, bazen de onları birbirleriyle olmaya zorluyordu. Kadınlara doğru düzgün yemek vermiyor, aç bırakıyor, kendisine yalvarmalarını istiyordu.

İkna olduğundaysa çoğunlukla köpek maması yediriyor, onları aşağılayan her şeyden müthiş bir zevk alıyordu. Bir kere yoldan çıkan Gary artık geri döneceğe benzemiyordu. Kısa aralıklarla Deborah Dudley ve Jacqueline Askins'i de kaçırarak diğer tutsaklarının yanına zincirledi. Kadınlara yaptığı sistematik işkencelerine zevkle devam eden Gary, büyük bir iştahla Bodrum'a indiği bir gün karşılaştığı manzara üzerine öfkeden deliye döndü. Zira anlaşılan o ki, o yokken Sandra hapsedildiği çukurdan kaçmaya çalışmış ama başarılı olamamıştı. Sandra bu itaatsizliğinin bedelini çok ağır bir şekilde ödemeli ve bu da diğerlerine ibret olmalıydı.

Bu sebeple Sandra'yı ayakları yere değmeyecek şekilde el bileklerinden bir kirişe astı. Diğer kadınları ise onu görebilecekleri ama yardım edemeyecekleri bir noktaya zincirledi. Zavallı kadınlar bir hafta boyunca bileklerinden asılı Sandra'nın aç ve susuz bir şekilde acılar içinde kıvranmasını izlemek zorunda kaldı. Gary sonunda Sandra'nın cezasını çektiğini düşünüp onu asılı bulunduğu yerden indirmeye karar verdiğinde ise maalesef çok geçti. Zavallı kadın çoktan ölmüştü. Gary cesetle ne yapacağını bilmiyordu.

Yakalanmaktan korktuğu için onu öylece bir yere atamazdı. Bu sırada kenarda duran testereyi gördüğünde ne yapacağına karar verdi. Ve gözünü bile kırpmadan kadının cansız bedenini parçalamaya başladı. Bedenin parçalarıyla yaptıklarıysa akıl almaz bir vahşet göstergesiydi.

Parçaların bir kısmını buzluğa koyan Gary, bir kısmını tencerede kaynatırken, bir kısmını ise fırında pişirmeye başladı. Günlerce süren bu pişirme eylemleri sırasında evden gelen dayanılmaz kokuyu fark eden komşuları, polise haber verdi. Ancak Gary, eve gelen polisleri şikayet edilen kokunun pişirirken yanlışlıkla yaktığı Rosto'dan geldiğini ikna etmeyi başardı. Ve onları yolladıktan sonra bedeni yok etme çalışmalarına devam etti. Mutfaktaki çöp öğütücü ve kıyma makinesi aralıksız bir şekilde çalışıyordu. O sırada Gary'nin aklına dahiyane bulduğu iğrenç bir fikir geldi. Kıyma makinesinden çıkan parçaları köpek mamasıyla karıştırıp Bodrum'daki tutsaklarına yedirecekti.

Böylece hem itaatsizlik ederlerse başlarına geleceği daha iyi anlayacaklar, hem de zavallı kadınların bu iğrenç isteğini çaresizlik ve tiksinti içinde yerine getirmelerini izlemek ona tarifsiz bir zevk verecekti. Kadınların gerinin her geçen gün artan eziyetlerine katlanması artık imkansız bir hale gelmişti. Sendra'nın başına gelenlerden sonra hepsi öldürüleceği günü bekliyor, çaresizlik içinde bu cehennemden kurtulmak için dua ediyorlardı. İlk kurban Josefina ise buradan dua ederek kurtulamayacaklarını biliyordu. Fakat hemen bir şey yapmazlarsa bu canavarın sırasıyla hepsini hem de eziyet ederken öldüreceğinin farkındaydı. O an aklına Geri'nin şu sözleri geldi. Bir daha buna izin vermeyeceğim. Kimse çocuklarımı benden alamayacak.

Hepiniz bana çocuk vereceksiniz anladınız mı? Hepiniz! Josefina, Gary'nin zayıf noktasını fark etmişti. Eğer onunla bir bağ kurabilirse, bu lanet yerden kurtulmalarının da mümkün olabileceğini düşündü. Fakat bunu başarabilmek için önce Gary'nin güvenini kazanmalı ve onun yanında olduğunu hissettirmeliydi. O günden sonra Josefina, Gary'nin isteklerine sorgusuz sualsiz boyun eğmeye, hatta gerektiğinde diğer kadınlara kötü davranmaya başladı.

Adeta Gary'nin yardımcısı gibiydi. Her şey belli bir seviyede ilerliyordu. Ta ki o geceye kadar. Deborah o gece Gary'e itaatsizlik etmişti. Sinirden deliye dönen Gary, kadını cezalandırmak için onu su dolu bir çukurun içine zincirledi. Ancak bununla kalmayacaktı. Çukurun içine atmak üzere elektrik kablosunu hazırladı. Hadi bakalım Josefina, göster kendini.

Ne? Ben mi? Evet. Bir sorun mu var? Sana güvenmekle hata mı ettim yoksa? Yo hayır. Ben bu zevki sen tatmak istersin diye düşünmüştüm. Ondan yani. Ya şu işi bitir ya da onların yanına geç.

Josefina tüm zorluklarla inşa ettiği güveni kaybetmemek için, içi kan ağlayarak da olsa Geri'nin emrini yerine getirdi. Ve elektrik kablosunu suyun içine bıraktı. Elektrik akımının şiddetiyle sarsılan Deborah oracıkta hayatını kaybetti. Gary bu kez cansız bedeni ormana atarak kurtulmaya karar verdi. Artık yanında ona yardım edecek Josefina'sı da vardı. Josefina yaşadığı bu acı tecrübe nedeniyle oldukça sarsılmıştı.

Fakat bu olay, Gary'nin ona gerçek anlamda güvenmesini sağladı. Artık Gary, ona kız arkadaşı gibi davranıyordu. Üst kata çıkıp onunla vakit geçirmesine, film izlemesine, hatta onun için yemek yapmasına bile izin veriyordu. Josefina, sonunda aradığı rahatlığa kavuşmuştu. Hatta Gary'nin pençelerinden kaçıp kurtulabileceği pek çok fırsatı da oldu. Ama yapamadı.

Çünkü eğer kaçarsa, Gary'nin diğer tüm kurbanları gözünü kırpmadan öldüreceğini biliyordu. Josefina bir kişinin daha ölmesine müsaade edemezdi. Bu cehennemde ya hep birlikte ölecekler, ya da buradan hep birlikte kurtulacaklardı. Gary, son kurbanı Agnes Adams'ı da Josefina yardımıyla kaçırmayı başarınca, onun en büyük isteğini yerine getirmeye karar verdi. Gary seni çok seviyorum, seninle çok mutluyum.

Ama aklım annem ve babamda. Keşke onları son bir kez görebilseydim. Onları çok özleyeceğim. Peki. Bence artık bunu hak ettin. Gerçekten mi? Gidecekleri yere geldiklerinde Josefina, Geri'nin evden biraz uzağa park etmesini istedi. Böylece ailesi arabasını tanıyamayacaktı.

Gary kabul ederek onu yakındaki bir benzin istasyonunda beklemeye karar verdi. Josephine arabadan indi ve sakince eve doğru yürümeye başladı. Gary'nin görüş alanından çıktıktan sonra arkasına bakmadan koşmaya başladı. Gördüğü ilk ankesörlü telefondan polisi arayarak tüm olanları anlattı ve bir an önce kendilerini kurtarmaları için yalvardı.

3 ay kadar süren bu kabus, 24 Mart 1987'de polislerin eve baskın yapıp kadınları kurtarması ve gerine tutuklanmasıyla son buldu. 1 Temmuz 1988'de 2 kez birinci derece cinayet, 6 kez adam kaçırma, 5 kez tecavüz, 4 kez ağırlaştırılmış saldırı ve 2 kez kasıtsız sapkın cinsel ilişki suçlarından hüküm giyerek idam cezasına çarptırıldı. Cezasından aylar sonra aşırı dozdan intihara teşebbüs etse de başarılı olamayan Gary, son yemeği olarak seçtiği iki fincan sade kahve ve iki dilim peynirli pizzayı yedikten sonra 6 Temmuz 1999'da 55 yaşında zehirli iğne ile idam edildi. Bir insanın bu kadar canavarlaşması nasıl mümkün olabilir inanın anlayamıyorum. Gary Heidnick'in kaçırdığı kadınlara yaşattığı kabusu, zavallı kadınların orada geçirdiği anları düşünmek bile bana acı veriyor. Gary Heidnick tüm yaptıklarının cezasını hayatıyla ödedi.

Peki ya hayatını kaybeden zavallı kadınların suçu neydi? O cehennemden kurtulan diğer kadınlara yaşadıkları acıları unutturmak mümkün olsaydı keşke. Umarım hepsi kurtulduktan sonra çok daha mutlu ve huzurlu bir hayat sürmüşlerdir. Ve umarım onların yaşadığı bu kabusu bir daha hiç kimse yaşamaz.

Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)