Podcast

116 - Ölüm Salgını: Henan Canavarı Yang Xinhai

Karanlık Dosyalar

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

1968 yılında Çin’in Henan kentinde dünyaya gelen Yang, Xinhai'lerin son umuduydu. Tüm aileyi kurtaracağı düşünülen bu bebek, ölüm saçan bir canavara dönüşecekti.

Sunan: Sezgi Aksu
Hazırlayan: Hazal Beril Çam
Ses Tasarımı ve Kurgu: Tolgacan Bozca
Yapımcı: Podbee Media

Canlandıranlar:
Yang Xinhai: Kadir Can Değer
Kadın: Gülşah Dim




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.998 kelime · ~10 dk okuma

Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizlerle 2002 yılının Çin'ine doğru gidecek, orada patlak vermiş SARS salgınından bile daha tehlikeli ve ölümcül bir canavarı tanıyacağız. Ne dersiniz? Henan canavarının yaydığı ölüm lanetini dinlemeye hazırsanız başlayalım mı?

1968 yılında Çin'in Henan kentinde dünyaya gelen Yang Shiani ailesinin dördüncü çocuğuydu. Akıllı, şarkı söylemeyi ve resim yapmayı seven bir çocuk olan Yang, Shianilerin son umuduydu. İleride iyi bir eğitim alacak ve onları yoksulluktan kurtaracaktı. Yang büyüyüp okul çağına geldiğinde gerçekten de başarılı olmuştu.

Bunu gören ailesi, lise masraflarını karşılamak için etraflarından borç alıyor, onun için ellerinden geleni yapıyorlardı. Ancak Yang, her ne kadar zeki ve başarılı bir öğrenci olsa da ailesinin sosyal ve ekonomik durumundan dolayı yaşadıklarından rahatsız oluyordu. Arkadaşları ailelerinin çiftlik yiyeceklerini yemek kuponlarıyla takas edebiliyorken, onun ailesi bu kadar zengin değildi. Bunun yerine sık sık yabani sebzeler ve diğer doğal yiyecekleri toplayıp okula getiriyor ve bu sebeple arkadaşlarının tepkisini çekiyordu.

Transkriptin tamamını oku

Young, yanında getirdiği bu garip ürünler, yaşıtlarına göre küçük kalan boyu ve içine kapanık tavırları nedeniyle sık sık zorbalığa maruz kalıyordu. Bu durum onu kısa sürede yıldırdı ve nihayetinde okulu bırakıp geçimini sağlayacak işlerde çalışmaya başladı. Ancak bu işler ona hiçbir zaman kendisine ve ailesine yetecek bir kazanç sağlamıyordu, sağlamayacağını da biliyordu. Bu yaşadığının adaletsiz olduğunu düşünen Yang, bir gece çalıştığı restoranı kapattıktan sonra orada kullandıkları bir tencereyi alıp eve götürdü. Bu yaptığı onu derinden rahatsız etse de para kazanması gerektiğini biliyordu. Suçluluk duygusundan hızla kurtulmak için tencereyi satmanın en iyisi olduğunu düşündü.

Tencereyi satıp paraları eline aldığı o an iyi niyetli ama sıkıntılı bu genç adamın hissizleşmeye başladığı ilk andı. Yang Shiani hırsızlığa devam edecekti. Hem de hiçbir suçluluk duymadan. Bu hissizlik sonrasında yapacaklarının habercisiydi.

24 yaşına geldiğinde bir kız arkadaşı edinen yangın artık paraya her zamankinden daha çok ihtiyacı vardı. Kız arkadaşını mutlu etmek, daha çok sevilmek istiyordu. Bu düşüncelerle hırsızlıklarına devam ediyor, daha çok çalıp, daha büyük paralar kazanarak kız arkadaşıyla beraber yaşadıkları hayatın keyfini sürüyordu. Ancak 1993 Temmuzunda her şey altüst oldu. Yank hırsızlık yaparken suçüstü yakalandı ve tutuklandı. Yakalandığı an en çok kız arkadaşını düşünmüştü. Ondan nasıl ayrı kalabileceğini bilmiyordu. Bunu hayal etmek dahi istemiyordu. Ama kız arkadaşının ona verdiği söz bu süreci daha rahat geçirmesini sağladı. Söylediğine göre hapisten çıktığında onunla evlenecekti.

Bunları duyduktan sonra Yang'ın hayattaki tek motivasyonu bulunduğu o karanlık delikten çıkıp sevdiği kadınla evlenmekti. Bunun için hapishanede çok uysal davranıyordu. Kısa süre sonra bu iyi halinde göz önünde bulundurularak hapisten çıktı. Ancak artık hiçbir şey onun bıraktığı gibi değildi. Kız arkadaşı kendisine verdiği sözü tutmamış başkasıyla evlenmişti. Yang yıkılmıştı. Kendisini kandırılmış ve küçük düşürülmüş hissediyordu. Bu yaşadıklarının ona yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu düşünüyordu. Tıpkı çocukken hissettiği gibi.

Ancak bu sefer haksızlığa uğramışlık hissi onu içine kapanmaya değil etrafına yaydığı bir nefrete dönüştü. Özellikle kadınlara. Aradan 3 yıl geçmiş, Yang giderek yakın çevresinden ve toplumdan daha da uzaklaşmıştı. Kendi karanlığında insanlara beslediği nefretle yaşıyordu.

Bir akşam evinin yakınlarında bir kadının tek başına dolaştığını gördü. Uzaktaki bu kadının silüeti bir süredir içinde büyüyen nefreti bastırabileceğini söylüyordu. Ne yapacağını planlamamıştı ama içinde bir öfke olduğu kesindi. Bu öfkeyi hiç tanımadığı bir kadından çıkaracaktı. Sakince yerinden kalktı. Kapıya doğru yürüdü. Hipnotize olmuş gibiydi. Kadının silüetini takip etmeye başladı. Peşinden neden gittiğini bilmiyordu. İçindeki ses onu esir almıştı. Bir an durup düşündü. Vazgeçmek üzereydi. Bu sürede kadının uzaklaştığını fark etti.

Gördüğü silüet gittikçe belirsiz bir gölgeye dönüşüyordu. Kadını gözden kaçırmaktan korktu. Adımlarını hızlandırmıştı. Tek istediği onu yakalamaktı. Ama yakaladığında ne yapacağını düşünmemişti. Koşmaya başladı. Gittikçe daha da hızlanıyor ama yorulmuyordu.

Nefes nefese kalmıştı. Her bir adımında vücuduna daha fazla adrenalin pompalanıyordu. Kalbi sanki yerinden çıkacak gibiydi. Bu heyecan ona şimdiden yetmişti bile. Peki daha fazlası? Daha fazlasına ulaşmak istiyordu. Daha fazlası tanımadığı bu yabancı kadındaydı. Bunu biliyordu. Hiçbir şey düşünmeden kadına doğru koşmaya devam etti. Sonunda onu yakalamıştı. Kızım ne oluyor?

Kadın yangın dilini ısırıp bir parça koparmıştı. Dilinin bir kısmını kaybetmenin verdiği acıyla yang neye uğradığını şaşırmış, kadının kaçmasını engelleyememişti. Üstübaşı kan içinde kadının peşinden koşmaya çalışsa da onu yakalayamadı. Kadın en yakın polis merkezine kadar koşmaya devam etti.

Kurtulmuştu. Bunun üstüne Young hızlı bir şekilde tutuklandı ve tecavüz girişimi suçlamasıyla 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 4 yıl cezaevinde kaldıktan sonra 1 yıl erken serbest bırakıldı. 28 yaşında, eskisinden çok daha öfkeli ve nefretle dolu bir Young vardı artık.

Adalet yoktu. Tüm dünya ona karşıydı. Çocukluğunda yaşadığı yoksulluk, okulda uğradığı zorbalıklar, kız arkadaşının onu küçük düşürmesi, sürekli bu yaşadıklarını düşünüp dünyanın ne kadar adaletsiz bir yer olduğuna bir kez daha ikna oluyordu. Ve intikam almak istiyordu. Herkesten. Tüm dünyadan.

Yang Shiani'nin sıradan bir suçludan azılı bir katile dönüşeceği süreç 19 Eylül 2000'deki ilk cinayetiyle başladı. Henan eyaletinde yaşlı bir çiftin evine giren Yang, birkaç parça eşya çalıp bunları satmayı düşünüyordu. Ancak evin köpeğinin havlamasıyla paniğe kapıldı. Eline bir tuğla alıp uyuyan yaşlı çiftin kafalarına vurarak onları öldürdü. Bir miktar para aldıktan sonra olay yerinden kaçarak uzaklaştı. Olaydan sonra birkaç gün uyuyamadı. Hissettiği suçluluk devasa boyutlardaydı.

Kafalarının çatladığı anki ses, havadaki kan kokusu ve yaşlı çiftin son nefesini verdiği an aklından hiç gitmiyordu. Hala bir canavar değildi. Gündüzleri evinin etrafındaki ıssız ormanda dolaşıyor, karşısına çıkan çiftliklerden yiyecek çalarak hayatını sürdürüyordu. Bir süre sessiz kaldıktan sonra Anhui eyaletine taşındı.

Yeni bir hayat kurmak istese de insan öldürme arzusunu bastırmak giderek zorlaşıyordu. 1 Ekim 2000 sabahı, Henan'ın canavarı doğdu. Yang Shiani adeta kana susamıştı. Birini öldürecekti. Bunu biliyordu. Bu artık anlık gelen bir his değil, duyduğu bir ihtiyaçtı. Bir plan yapması gerekiyordu. Yakalanmadan bu ihtiyacını karşılayacak bir yol bulmalıydı. Bunun için işçi kılığına girip bulunduğu kasabada dolaşmaya başladı.

ve bir evi gözüne kestirdi. Evin bahçesinde 12 yaşında küçük bir kız ve 8 yaşındaki kardeşi saklambaç oynuyordu. Bu iki küçük çocuğu ilk hedefi olarak seçen canavar kimsenin onu göremeyeceği bir yere saklandı ve gece olmasını beklemeye başladı. Herkesin uyuduğundan emin olduktan sonra bahçe çitlerini sessizce aşarak eve girdi.

ve demir bir çubukla 63 yaşındaki büyük babanın kafasına vurarak bir saniye bile tereddüt etmeden onu öldürdü. Ardından çocuklara yöneldi ve her ikisini de öldürdü. Bunlarla yetinmeyen canavar, 12 yaşındaki küçük kızın cansız bedenine tecavüz etti. Olay yerini hızla terk eden Young, ilk cinayetine kıyasla çok daha rahattı. Hiçbir pişmanlık duymuyordu. Yemek yemek, su içmek gibi bir ihtiyacını karşılamıştı sanki. Bu hazzı yaşamak ona çok iyi gelmişti. Artık bir canavardı. Bir daha yaptığı hiçbir şeyden pişman olmayacaktı.

Şimdi kısa bir ara verelim, ardından dosyamıza geri döneceğiz. Gündüzleri işçi kılığında civar köylerde dolaşıyor, gözüne kestirdiği evlere girip evdeki herkesi öldürüyor, kadınlara tecavüz ediyordu. Ona özellikle çocukluğunu hatırlatan evlere girip, kendisini mutsuz hissettiren ilişkilerine benzeyen insanları hedef alıyordu. Fakir, yaşlı köylüler ve kadınlar.

Aynı yılın devamında Anhui eyaletlerinde gezmeye devam etmiş ve yılın son cinayetini Aralık ayında işlemişti. Bir eve girip evdeki iki kişiyi öldürüp evi yağmalamış, oradaki genç kıza tecavüz etmişti. Bu artık onun için sürekli tekrar eden bir örüntüye dönüşmüştü. Bir sonraki cinayet, canavarın en kanlı yılı olacak 2002'nin ilk cinayetiydi.

Bir aileyi evine kadar takip edip nasıl öldüreceğini planlamıştı. Evde kaç kişinin yaşadığını saptamış, kimin hangi saatlerde eve girip çıktığını ezberlemiş, evin bütün giriş çıkışlarını tespit etmişti. Artık yapması gereken gece herkesin uyumasını beklemekti. Evin önündeki çalılıkların arkasında nöbet tutmaya başladı.

Zamanın yaklaştığını hissettikçe daha da heyecanlanıyordu. Önce anne ve babanın yatak odasının ışığının söndüğünü gördü. Sakince beklemeye devam etti. Oğullarının odasının da ışığının söndüğünü fark ettikten sonra bir süre daha durdu. Herkesin uykusunun derinleştiğinden emin olmak istiyordu. Ve emin oldu. Sessizce içeri girip önce anne ve babanın odasına girdi. Elindeki çekiçle ikisini de öldürdü. Oğulları sesleri duymuştu. Telaşla yatağından kalktı. Anne?

Duyduğu seslerden çok korkmuştu. Saklanması gerektiğini biliyordu. Nefes aldığını gizlemeye çalışarak, parmaklarının üzerinde odasındaki dolaba doğru ilerlemeye başladı. Kapağı açtı. Sessizce dolabın içine girdi. Ağlamasını tutmaya çalışıyordu. Ama canavar onun evde olduğunu biliyordu.

Yavaşça odasına doğru yaklaştı. Kapıyı açtı. İçerisi karanlıktı. Işığa doğru yöneldi. Onu yatağında göremeyince bir an elinden kaçırmış olabileceğini düşündü. Cama baktı. Odanın camı kapalıydı. Bir yere gitmiş olamazdı. O an onun dolabın içinde olduğunu anladı. Usulca avına doğru yaklaştı. Dolabın kapağını açtığı gibi elindeki çekiçi çocuğun kafasına indirdi.

Çocuk tek darbede ölmüştü. Young herkesi öldürdükten sonra anneye tecavüz etti. O evden çıktıktan sonra canavar bir süre cinayetlerine ara vermişti. Ancak bu sadece beş ay sürdü. Beş ayın sonunda tekrar sokaklarda avlarını aramaya başladı.

Bir ay içinde başka dört kişiyi daha öldürüp iki tanesini öldürdükten sonra tecavüz etti. Yılın devamında cinayetlerin sayısı 17'yi, tecavüzlerin ise 7'yi bulmuştu. Ama hâlâ yakalanmak şöyle dursun, şüphe bile çekmemişti. 2002 yılına gelindiğinde Yang Shiani toplamda 45 kişiyi öldürmüştü.

O güne dek bu cinayetlerin hepsinin aynı kişi tarafından işlenmiş olabileceği kimsenin aklına gelmemişti. Vatandaşların kendilerini güvende hissetmediği bu kentte polis büyük baskı altındaydı. Yerel polis departmanından birkaç polis bu cinayetlerin belirli bölgelerde, belirli ailelerin başlarına geldiğini ve burada bir örüntü olduğunu söylediler. Bu iddialarla birlikte yetkililer, ellerinde hiçbir kanıt olmadan Yang Shiani'nin peşine düştüler. Ama işleri çok zordu. Çünkü Yang her adımını çok dikkatli atıyor, ardında hiçbir iz bırakmıyordu. Öldürdüğü kadınları tecavüz ettikten sonra spermlerini yanında getirdiği bir poşetin içine boşaltıyor, ayak izlerini gizlemek için ayakkabılarının üzerine çorap geçiriyor ve parmak izi bırakmamak için eldiven giyiyordu.

Yang Shiani, polisin kendisini tanımadığını biliyor ve buna güvenerek korkunç suçlarını işlemeye devam ediyordu. Şubat 2003'te bir eve girip üç kişiyi öldürdü ve başka bir kadına tecavüz etti. 13 gün sonraysa başka bir aileyi öldürdü. Hiçbir güç onu durduramıyordu. Ancak bir gün Çin'de başlayan SARS salgını nedeniyle durmak zorunda kaldı.

Bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonu olan bu salgın, tüm şehri hakimiyeti altına alarak insanları perişan etmişti. Salgının yayılmasını önlemek için ülke genelinde başlayan seferberlik, tüm köylere, kasabalara ve şehirlere gelen seyahat kısıtlamalarıyla canavarı mola vermek zorunda bırakmıştı. Polis ise salgından çok daha tehlikeli bu suçluyu yakalamak için vakit kazanmıştı. Devriyeler artmış olsa da Yang Shiani girdiği şehirlerin kenarlarında seyahat edip tepelere yakın yerlerde uyuduğundan polisin kimlik tespitine takılmıyordu.

Bu şekilde polisten sıyrılabildiğini fark eden canavar molasına son vermişti. Bir eve pencereden girip evin sakinlerini öldürdü, kadınlara tecavüz etti. Üç gün sonra yine cinayetlerini tekrarladı. Bunların üzerine polis soruşturmayı güçlendirmişti. Şehrin her bir köşesinde konuşlanmış kimlik tespiti yapıyorlardı. Ellerinde hiçbir kanıt olmadığı için herkesten şüpheleniyorlardı.

Halk da aynı şekilde birbirine şüpheyle yaklaşıyor, göz teması kurmaktan çekiniyordu. Tüm ülke sanki paranoyanın ve şizofreninin kol gezdiği korkunç bir akıl hastanesine dönüşmüştü. Bu şüphe dalgasının sonucunda polise bir telefon geldi. Gelen ihbara göre, Jiangsu şehrindeki bir otelde bir misafir şüpheli davranışlar sergiliyordu. Kimlik kartı yoktu ve otelin yakınındaki ilkokulun etrafında amaçsızca dolaşıyordu. Bunun bir araştırma için geçerli bir neden olduğuna karar veren polis direktörü Liu Jian ve iki polis memuru şüpheliği takip etmeye başladılar.

Yakından takip yaptıkları için şüpheli peşindeki polis memurlarını fark etti ve koşarak kaçmaya başladı. Kaçması üstündeki şüpheyi artırmıştı. Kısa süre içerisinde yakalandı ve kendisini tanıtmak zorunda bırakıldı. Sakince adımı söyledi. ''Adım Yan Xinhai'' Gözaltına alınmıştı. Üstü arandığında yanında bir katlanabilir bıçak taşıdığı tespit edildi.

Her geçen an üstündeki şüphe daha da artıyordu. Polisin elindeki kan örneği ve diğer fiziksel kalıntılar, hen an canavarına dair tek delillerdi. Ve sorguya aldıkları Yang Shiani'nin DNA'sı bu örneklerle uyuşuyordu. Sorgu sırasında Yang, polisleri zorlamadan tüm yaptıklarını itiraf etti. Bu süreçte işlediği tüm suçları, kaç kişiyi nasıl öldürdüğünü tüm detaylarıyla anlattı.

bunları yaparken neredeyse hiçbir pişmanlık duymadan devam ettiğini gururla söylüyordu. Her cinayetin ardından genellikle huzur ve rahatlama bulduğunu ifade etti. Yang Shiani'nin işlediği suçların bu denli korkunç olması ulusal çapta büyük bir sensasyon yarattı. Çin hükümeti onun suçlarının tüm detaylarını kamuoyuna duyurdu ve bu konuda özel bir mahkeme düzenledi.

Yang Shiani suçlarını itiraf ettikten sonra yargılandı. Mahkeme süreci büyük bir dikkatle takip edildi ve medyada geniş yankı buldu. Henan canavarı Yang Shiani 2004 yılında yargılanarak ölüm cezasına çarptırıldı. Mahkeme onun işlediği suçların korkunçluğunu göz önünde bulundurarak cezayı infaz etti ve 2004 yılının Kasım ayında idam edildi.

Ölüm cezasının infazından sonra, Henan canavarının cinayetleri ve etkileri toplumsal hafızada derin izler bırakmıştı. Bu cinayetler sadece kurbanlar ve aileleri üzerinde derin bir travma yaratmakla kalmamış, aynı zamanda Çin'deki adli sistem ve güvenlik önlemleri üzerinde de önemli değişikliklere neden olmuştu. Olayın ardından Çin'in birçok bölgesinde güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı. Özellikle kırsal bölgelerdeki polis devriyeleri arttırıldı ve suç araştırma yöntemleri geliştirildi.

Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın. Allah'a emanet olun.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)