Podcast

Aşk Her Şeyi Affeder Mi? / Konuk: Durul Ulutan

Yakın İlişkiler

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök bu bölümde eşi Durul Ulutan ile "Aşk Her Şeyi Affeder Mi?" sorusunu tartışıyor.




Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.654 kelime · ~18 dk okuma

Merhaba sevgili dinleyici! Bu hafta değişik bir şeyler yapalım dedik. Ve geçmişte kaydettiğim bir podcast'i bu hafta seninle yeniden buluşturmaya karar verdik. Bu podcast'te eşim Duru'yla birlikte aşkın her şeyi affedip affetmeyeceğini tartışıyoruz. Eskiden aşkın gerçekten her şeyi affedebileceğine inanıyordum. Ama artık böyle düşünmüyorum. Aşkın her şeyi affetmemesi gerektiğine de inanıyorum doğrusu. Hadi şimdi siz bu podcast'ı dinleyin ve beraber düşünelim. Aşk her şeyi affeder mi?

Bugün affetmekle ilgili konuşalım diye düşündük. Bakalım konuşma bizi nereye götürecek? Her şeyden önce. Konuşmanın bizi nerelere götürecek? İyi bir yere götürme ihtimali zaten yok. Ama bakalım nerelere götürecek? En azından onu görelim yani. Bence iyi oldu. Bana hep sürekli soruyorlar. Yakın ilişkiler anlatıyorsunuz, sizin ilişkileriniz nasıl diye. Burada çıktık yani. Kendimizden örnek vermezsek yalnız rica edeceğim. Tamam olur. Deneyelim şansımızı.

Ben o zaman ilk sorumla başlamak istiyorum. İlk sorum şu. Aslında biraz daha light bir şekilde başlayacağım. Daha dinleyicilerimizin hoşuna gidebilecek konulara doğru gitmeyi planlıyorum. İlk sorum şu şekilde. Birini affetmek için ne gerekir? Yani aslında baya işin temeline inmek istiyorum. Şimdi bunu sorarken aslında sormaya çalıştığım şekil şu. Hani hep duyarız veya konuşuruz ya yasın aşamaları vardır. Beş aşaması vardır.

Transkriptin tamamını oku

Acaba affetmenin de aşamaları var mıdır? Yani bununla ilgili herhangi bir bilgi, bir fikrimiz var mıdır? Bunu sizinle konuşalım istedim. Biz de sizinle, sen ve senin genel avron olarak sizinle konuşalım.

Tamam. Affetmenin bence aşamaları var. Gerçi de bununla ilgili... ...ya böyle yasın aşamaları kadar keskin bir aşamaları gördüğümü hiç hatırlamıyorum. O yüzden kendimce birkaç aşama sayacağım ama... ...yani affetmenin yedi aşaması falan gibi bir şey söylemeyeceğim ama... ...bence affetmenin ilk aşaması... ...ne hissettiğini fark ettik. Yani bir durum oluyor ve o duruma üzülüyoruz. Yani ilk üzülüyoruz ya da öfke duyuyoruz. Her neyse. İlk bir tepkimiz oluyor. Otomatik bir tepkimiz oluyor.

Ama o tepki mi yani? Sadece onu mu hissediyoruz? Bence önemli olan önce biz kime kızdık, neye kızdık? Sadece kızdık mı? Yani belki de aslında hissettiğimiz duygu hayal kırıklığı veya adaletsizlik duygusu. Yani şey, adaletsizlik derken kastettim, haksızlığa uğramışlık. Ya da çok sık rastlanan bir şey, duyulamama.

Beni nasıl anlamaz, beni nasıl hissetmez duygusu. Karşıdaki insanın seni anlamadığı duygusu. Bütün bunları önce bir anlamak gerekiyor. Yani ben ne hissediyorum şu an? Daha sonra o hislerinizi fark ettikten sonra bence ikinci aşama da şu. Biz affetmek istiyor muyuz? Affetmek istemeyebiliriz ve bence bu da yargılanacak bir karar değil. Herkes herkesi affetmek zorunda değil. Herkes her olayı affetmek zorunda değil. Buna da karar vermek gerekiyor. Affetmek istiyor muyuz?

Buradaki önemli noktalardan biri şu bence. Affetmek ne demek? Çünkü genelde insanlar şöyle düşünüyorlar. Diyelim ki sen beni üzecek bir şey yaptın. Ben seni affedersem bu illa bizim ilişkimizi kaldığı yerden sürdürmemiz anlamına mı gelir? Yoksa ben seni affediyorum ama ben seninle artık bir ilişki yürütmek istemiyorum. Bu da olabilir çünkü aslında affetmenin tam tanımı içinde o olaya karşı bir intikam alma duygusunun kalmamış. Artık o olayla ilgili

Duygularımı duydum. Hissedeceklerimi hissettim. Düşüneceklerimi düşündüm. Unutmadım. Ama tamam yani artık hissedecek kötü bir duygum da kalmadı. Bitirdim. O kişiden bir ölçü almak istemiyorum. Tamam yani rafı kaldırıyorum. Bunu yapmak aslında affetmek. Rahatlıkla affedip hala ben seni konuşmak istemiyorum ama seni affettim de diyebiliriz.

Sonra da bence affetmenin kendi başına olan süreci başlıyor. Çünkü affetmek, tamam karar verdim, bitti. Şu anda affettiğim gibi olmuyor. Orada bir derinlemesi ne? Ben neden bu olayı yaşadım? Bu insan bana bunu neden yaptı? Bunda benim bir payım var mıydı? Bundan sonra bu olayın olmaması için ben ne yapabilirim? Bir de o insandan ne talep edebilirim? Bir şey talep etmem gerekiyor mu? Bunların kararını vermek, bunların sürecinden geçmek.

Ve son olarak da artık olayla barışmak. Yani tamam, bunları yaşadık. Ben hissedeceğini hissettim. Karşıdaki insan bununla ilgili yapacağını yaptı ve bitti. Tabii burada özür dilemekle hiç bahsetmiyorum ama sanırım bir sonraki sorun bu olacak. Yani aşağı yukarı öyle.

affetmek, şu ana kadar hep şey açısından, affedilecek veya affetmeyecek, neyse, kişi tık o taraftan konuşurken bir sonraki soru mu? Evet, gerçekten de o olacak. Peki affedilecek olan kişinin ne gibi bir aşamalardan geçmesi gerekir? Bunda hem affedilebilmek için ne gibi aşamalardan geçmesi gerekir, hem de affedildikten sonra bir nevi affedilmiş olma atışını koruyabilmek için, hiç eski haline geri dönmemek için ne yapması gerekir? Veya tekrar aynı konuma düşmemek için ne yapması gerekir? Zaten özür dilemenin bence

En önemli koşulu kişinin önce yaptığıyla yüzleşmesi. Şey gibi bir özür... Bence hiç tatmin edici değil. Bu da lafım sana da geliyor. Veya bunu yapan herkese de geliyor. Seni üzdüğüm için özür dilerim. Aslında bir şey deymiş olmuyoruz. Üzdüğüm için... Tamam, üzüldüm ama sen ne yaptın da beni üzdün? Gerçekten sen farkında mısın beni üzdüğün hareketin tam olarak ne olduğunu farkında mısın? O yüzden özür dileyecek insanın önce yaptığı davranışı ve bunun sonucunu anlaması lazım. Laf olsun diye özür dilerim demek ya da eline boyun düşünmeden özür dilerim demek gerçekten aslında yeteri kadar iyi bir özür dileme ya da af dileme yolu değil. Burada kişinin dediğim gibi kendi davranışını ve davranışını oluşturduğu sonuçları önce kabul etmesi lazım. Daha sonra

Bence kendini affetmek de önemli. Yani ben bunu yaptım, bunun sorumluluğunu alıyorum. Yaptığım şey doğru değildi ve şu şu şu şunlara sebep oldu. Bunlardan dolayı kendimi kötü hissediyorum ve bundan sonra bununla ilgili olumlu adımlar atmaya başlayacağım. Ama bununla ilgili sürecini tamamlamak lazım bana kalır.

gidip, ya ben bunu yaptım sende şu şu şu sonuçlara yol açtı. Bunlardan dolayı özür dilerim. Sende yarattığı tahribattan dolayı özür dilerim. Ama bundan sonra ben bununla ilgili şu şu şu adımları atacağım. Beni buraya bu sürece getiren şeyler şunlar oldu. Bunda bence mesela burada senin de payın vardı diyebiliriz. Ama çok dikkatli bir şekilde söylememiz lazım. Tabii durum var durum var. Yani hani bu basit bir olaydan bahsetmiyor olabiliriz. Değil mi böyle bir süreç?

hassas bir süre. Çıkarsak ikisinin de sorması lazım. Benden özür diliyorsun. Daha iyileşeceğini düşünüyorsun ama burada benim ne payım vardı? Az önce

İşte bunu da anlamak lazım. Arkasından iki tarafın da bunun üzerine düşünmesi gerekiyor. Affedildikten sonra ne yapmak gerekiyor dersen ve özür diledikten sonra ne yapmak gerekiyor diye sorduğum, bence orası da önemli. Orada da şu lazım, sabır ve şefkat göstermek. Çünkü karşıdaki insanın affetmesinin anlık bir şey olmadığını, zaman alacağını, durumun büyüklüğüne, önemine göre zaman alacağını, anlamak ve gerçekten o inişlere çıkışlara anlayış göstermek lazım. Diyelim ki bir aldatılma vakası var ve aldatan kişi aldatılan kişiden özür diledi. Tamam, aldatılan kişi dedi ki ben hala seviyorum bu insanı ve bu süreci aşabileceğimize inanıyorum. Ama bunu söylemiş olması affetmesi için yeterli değil. Orada o kişinin bunu sindirmesi için bir zaman geçmesi gerekiyor ve o süreçte de

çok sık bir şekilde inişler ve çıkışlar yaşayacak. Bazı günler diyecek ki ben eski halime dönmek istiyorum, bu insanı çok seviyorum, hiçbir sıkıntı yok. Bazı günler Allah'ım ben nasıl bir şeyin içine düştüm, çok ciddi bir haksızlığa uğradım, ben bunu kabul edemiyorum. Bu iniş çıkışların aslında genelde şöyle olur. İlk başta bu iniş çıkışlar daha çok yaşanır. Daha öncelerde daha bir de daha dibe vuruşlar ve daha yukarı çıkışlar gibi.

Ama zaman içerisinde frekans azalır. Muhammet Solayak bunu sen daha iyi söyledin ama o aralar da uzar. Ne denir bana? Frekansın azalması. Yani tam olmaz. Ya da periyodun uzaması.

Burada söylediğin, yani anlattığın şeylerle aslında birkaç farklı soru soracaktım, hepsi bir anda cevaplamış gibi oldum. Yani burada şeyi soracaktım, biraz ona cevap verdim ama onun üstüne gitmek istiyorum. İlişkilerde tartışmalar çoğu zaman tek taraflı olmuyor. Yani çok ender de olsa tek tarafın bütün tartışmanın sorumlusu olabileceği durumlar illa ki vardır ama çoğu zaman öyle olmuyor. Çoğu zaman bir taraf biraz daha hatalı oluyor, diğer taraf biraz daha az hatalı oluyor ama mutlaka iki tarafın da payı oluyor. Yani bunu düşününce,

Bir kişinin affedebilmesi için önce kendini affetmesi gerekir mi? Yani önce kendini affetmesiyle mi başlar? Ya da aslında birinin affedilmesi acaba kendini affetmeyle mi başlar? Yani ikisinden biraz farklı olabilir ya. Özellikle ikincisinin cevabı sanki bana direkt evet gibi geliyor. O nedenle sonra sorayım dedim. Öncelikle sorun bana şunu hatırlattı. Zaten biraz haksızlık ettim gibi de hissetmiştim. O yüzden orayı düzelttim. Deminden beri böyle takılıyordum ya sana. Öğreneceksin falan diye. Tabii ki biz mesela, istersen o kısmı söyleyeyim. 14 yıldır birlikteyiz ve 14 yıl içerisinde doğal olarak birbirimizi üzecek kıracak bir sürü şey yaşıyoruz. Yeterince öğrendiğinde mi yemeği getireceksin? Yok hayır hayır öyle bir şey söylemeyeceğim.

Hayır hayır, şey diyecektim. Yani zaman zaman sen özür diliyorsun, zaman zaman ben özür diliyorum. Aslında olayın özrü bu değil mi? Yani hiçbir zaman tek tarafın suçu olmuyor. En azından hiçbir zaman demeyelim ama çok büyük oranda bir şekilde bir taraf başlatıyor belki ama diğer taraf uzatıyor ya da sürekli sorunlar olabiliyor. O yüzden sanki az önce söylediğimle haksızlık etmiştim. Özür dilerim. Bir düşünce sürecinden geçin. Ben de özür dilerim. Ben de seni oraya doğru ittiğim için benim de payım var bunda. Onlara ben de özür dilerim.

Neyse, şunu söyleyecektim. ''Kişinin kendini affetmesi illa, karşıdaki kişinin onu affetmesine önce olmak zorunda mı?'' diye soruyorsun sanıyorum. Çünkü az önce anlatırken sanki öyleymiş gibi anlattım ben de. Çok mekanik bir şey değil bence. Yani sen mühendis olduğun için belki böyle birazcık daha... O bitti, öbürü başladı. Hani böyle bir gant çarptı, oturmuş gibi. Değil aslında yani. Yani sonuçta kişinin kendini affetmesi de bir anda yapılabilecek bir şey değil. Yani o da bir süre. Karşı tarafından affetmeye başlaması da bir süreç ama insanın hatalarını fark etmesi ve bunun sorumluluğunu anlayabiliyor.

ve affedilme süreci. Sonuçta mesela diyelim ki sen beni kıracak bir şey yaptın. Benim seni affedebilmek için kendimi affetmem gerekir mi? Bunu da sordum değil mi çünkü? Evet her ikisini de sordum. Bence benim seni affedebilmem için önce senin yaptığın şeyde sorumluluk alman lazım. Önce kendini affetmen lazım. şunu gösteriyor araştırmalar sen kendini affetmezsen ama ben seni affedersem sen kendini affetmemenin acısını yine benden çıkartıyorsun birincisi kendine affedilmeye değer görmediğin için benim seni affetmem sana tuhaf geliyor ve bununla ilgili bunu sürekli gidip gidip kazıyorsun tabiri caizse

İkincisi, sanki mutsuz olmamız gerekiyormuş gibi hareket ediyorsun ve sonra mutsuz oluyoruz gerçekten. O yüzden kendini affetmen gerekiyor. Peki, benim seni affetmem için kendimi affetmem gerekiyor mu? Bence durumdaki sorumlular göre değişir. Yani senin yaptığın şeyle benim... sorumluluğum var mı yok mu varsa tabii ki benim de sorumluluğu üstlenmem ve mesela genelde aldatma durumlarında yaşanan bir şey bu. Şimdi ortada hiçbir sebep yok. Biri gidiyor aldatıyor ve geri kalan kişinin gerçekten bu durumla ilgili kişi sayı yok. O zaman o kişiyi affetmek için benim hiçbir suçum yoksa ben niye kendimden başlayayım? Ama çoğu ilişkide de

Aslında bir kişiyi avlatmaya sürükleyen ilişkinin kendi dinamiği oluyor. Bu durumda benim olan olayı üstlenebilmem lazım. Evet, ben de şunları yaptım aslında diyebilmem lazım. Orada da kendimi affetmem gerekir ki sana gerçek anlamda bir şefkat gösterebileyim. Yani seni oraya sürükleyen sebepleri anlayabileyim.

Burada biraz fazla romantik ilişkilere girdik. Ben aslında bu kadar hızlı bir şekilde romantik ilişkilere bağlamayı planlamıyordum ama... ...ne sorsam aldatmaya doğru, romantik ilişkilere doğru söylüyorum. Ya hayır, aldatma... Aldatma çok tipik bir örnek olduğu için söylüyorum ama... Biliyorum, biliyorum. Aynen bir tartışmadan da bahsedebiliriz aslında. Tabii tabii, farkındayım. Ama yani şeyi sormak istiyorum öncelikle. Ebeveyn çocuk veya arkadaşlık tarzı ilişkilerdir. Çünkü sonuçta bizim üzerine çalıştığımız şey yakın ilişkiler, romantik ilişkiler değil. Bu tarz ilişkilerde de afet ve dinamikleri nasıldır? Yani...

Romantik ilişkileri bir kenara bırakırsak, ebeden çocuk ilişkileri ya da arkadaşlık ilişkileri... Tabii ki başka tür ilişkilerle de ilgilenebiliriz ama bu ikisiyle başlarsak en azından anlamlı olur gibi geliyor. Bunlarda affetme dinamikleri nasıldır? Belki romantik ilişkilerdeki affetme dinamiklerinden farklı mıdır?

Şimdi arkadaşlık ilişkileriyle romantik ilişkilerdeki dinamikler birbirine benziyor bence. Oradan başlamamın sebebi tamamen bu. Çünkü romantik ilişkilerde de arkadaşlık ilişkilerinde de aslında iki eşit bireyin yani birbiriyle alışverişi eşit olması gereken ya da çok yakın olması gereken iki bireyin ilişkisi üzerinden konuşuyoruz. Ama bebeğin çocuk ilişkisinde durum farklılaşıyor. Ebeveyn çocuk ilişkisinde bir taraf bakım veren, diğer taraf bakım alan. Öncelikle. Tabii yetişkin ebeveyn çocuk ilişkisine henüz girmedim. Daha çocuk üzerinden konuşuyorum. Orada bir çocuğun yaptığı hatanın sorumluluğunu alması, yaptığı hatanın sonucunu fark etmesi, onun üzerine özür dilemesi çok güzel bir şey. Ama oraya varabilmek için ciddi bir bilişsel gelişim gerekiyor, değil mi? O yüzden de

Buradaki affetmen dinamiği aynı şekilde işlemiyor tabii ki. Yani aslında ebeveynin bir miktar kendi kendine bu süreci götürmesi lazım her iki taraftaki şeyde. Bir yandan ama bana kalırsa tam bu noktada ebeveynin kendini affedebilmesi önemli. Çocuğunla ilgili bir sıkıntı yaşadığında kendini yetersiz hissetmeye, buna ben bir sebep oldum, ne yaptım da bu hale geldi duygusunu yaşıyor sonuçta ebeveynler. O yüzden orada bence o kendini affetmek kısmı birazcık daha önemli haline geliyor.

yetişkin ebeveyn çocuk ilişkisindeyse tabi orada birazcık daha artık eşitlenmeye başlıyor ilişkiler. Ama hala bile oradaki dinamiklerde çok ciddi bir geriden gelen, geride kalmış şeyler var. Kökler var değil mi? Yani hep bir eskiden de bu olmuştu, sen de bunu yapmıştın, sen de... Orayı aşıp akut olan olaya odaklanmak biraz daha zor oluyor. Bir de ebeveynlerde

şey duygusu. Ne demek istiyorsun? Seni bu hale getiren ben miyim? Yetişkin olma ama aslında direkt onu kastetmesen bile oraya varabiliyor. Yani sen bana yetersiz bir evde değil mi demek istiyorsun? Hayır öyle demek istemiyorum ama şu anki olay üzerinden konuşabilir miyiz? Bir saniye onu yakalamak biraz daha zor olabiliyor. Yani şeyi kişiselleştirmeden olayı ya da geçmişi dahil etmeden tartışabilmek zor hale gelebiliyor. Bana kalırsa durumun her noktasında

En önemli olan şey, bireyin sorumluluk kabul edebilmesi. Ya evet ben bunu yaptım ve bu oldu. Sebeplerim vardı ya da yoktu. Onun için o zaman vardı. Bunlar yaptığımı meşhur kılar mı? Büyük oranda kılmaz.

Ama sonuçta beni buraya bunlar getirdi. Ben bunları üstleniyorum. Sana bir zarar verdim. Bundan dolayı da kendimi kötü hissediyorum. Bence her noktada bununla başlamalı zaten affetme süreci. Affedilme süreci. Affetme ve affedilme süreci tabii. Peki şimdi küçük çocukla ebeveyni ve ergen çocukla ebeveyni olarak kişisini karşılaştırdığın için oradan şeye gelmek istiyorum aslında. İlişkinin o ana kadar ki seyri veya ilişkinin ne kadar zamandır

süre geldi diyeyim. Bunu tabii romantik ilişkiler olarak da yorumlayabiliriz. İki aydır birlikte olan çiftler veya beş yıldır, on yıldır birlikte olan çiftler olarak da düşünebiliriz. Ama ebeveyn, küçük çocuk, ebeveyn, ergen çocuk olarak da düşünebiliriz. Ya da yeni arkadaş olmuş kişiler veya on yıldır arkadaş olan kişiler olarak da düşünebiliriz. O ana kadar olan seyri ve ne kadar zamandır devam ediyor olduğu affetme dinamiklerini değiştirir mi diyeceğim ama aslında burada esas sormaya çalışan şey affetme ihtimalini artırıyor. Daha uzun veya aslında daha sağlıklı ilişkilerde genel olarak affetme olasılığı daha yüksek diyebilir miyiz? Yani böyle bir korelasyon var mı aslında? Sorumlu çeşitli şey var.

Önce ufak bir şey düzelteyim. Uzun olması ile sağlıklı olması aynı şey değil. Orası önemli bir nokta. Çünkü ilişkinin sağlıklı bir ilişki olması affedilme ihtimalini arttırır. Ama uzun bir ilişki olması affedilme ihtimalini direkt arttırır mı? Belki indirekt olarak arttırabilir ama direkt onu söylemek zor bana kalırsa. Şimdi neden sağlıklı bir ilişkide arttırır? Örnekleyeyim.

Sağlıklı bir ilişkide iki tarafta birbirini daha fazla dinler, birbirinin ihtiyaçlarını daha fazla ön plana koyar. Empati yapma ihtimali çok daha fazladır. Ve amaç hep karşı tarafın daha kendini iyi hissetmesidir. Öyle oldu ki sağlıklı ilişkilerde affetme noktasına gelindiğinde zaten iki tarafın da amacı bir an önce bunu çözüp geride bırakmaktır olayı.

Uzun süreli ilişkilerdi ama şöyle bir sorun da vardı, o yüzden öyle. İlişkinin daha önceki geçmişi şu an nasıl değiştirir? Bence bu çok kritik. Sen aynı olayla bir ilişkinin içerisinde defalarca karşılaşırsan tabii ki affetme ihtimalin bence zaman içerisinde azalıyor. Yani hep aynı şey, hep aynı şey. Nereye kadar yani? Çünkü suistimal ediliyormuş gibi hissediyorsun kendini bir noktadan sonra. İyi niyetin kötüye kullanılıyormuş gibi hissediyorsun bir noktadan sonra. ya da uzun süreli bir ilişkideysen ve bu olayla ilk defa karşılaşıyorsan şöyle deme, şansın var ya bunca yıldır birlikteyiz, biz hiç böyle bir olay yaşamadık. Demek ki bu gerçekten istisnayi bir durum ve bizi ya bu noktaya getiren bir şeyler oldu, bir dakika ben orayı bir çözümlemeye çalışayım, ya da bu noktaya geldiysek demek ki gerçekten çok büyük bir sebebi var. Bunları daha fazla düşünüyorsun bana kalırsa.

Ya aslında sorduğum soru biraz fazla komplike bir soruydu. Belki 3-4 ayrı soruda sorsam daha iyi olurdu çünkü sorduktan sonra anladım. Cevabı aldıktan sonra fark ettik ki aslında birden fazla hakikaten katmanı olan bir şey. Şunu söylemeye de çalışmıştım. Söylediği şeylerin kesinlikle sormuştum ama... Ayrıca şunu da sormaya çalışmıştım. İşte o ana kadar olan seyri, ilişkinin affetme ihtimali değiştirir mi veya artırır mı derken... Mesela şunu da düşünebiliriz. Bir ilişki başlıyor. En başında daha fazla tartışmalar yaşanıyor.

Bu doğal bir şey zaten. Mesela o işte çift diyelim burada, yani romantik ilişki olarak düşünelim. O çift birbirlerini affetmek konusuna girmiyor orada ama sorunlarını kolayca çözebiliyorlar. Sonra biraz zaman geçiyor, zaman geçtikçe sorun yaşama sıklıkları azalıyor ama yaşadıkları sorunları hala kolayca çözebiliyorlar. Sonra bir nokta geliyor, büyük bir sorun geliyor.

Şimdi bu çiftin bu sorunu çözebilme ihtimaliyle ikinci bir çift daha düşünelim. İkinci çiftimizde yine benzer bir şekilde çok sorunla başlıyorlar ama belki halının altını süpürerek geçiştiriyorlar veya ciddi tartışmalar dönüyor. Hani belki bilmiyorum şiddete varan tartışmalar geçiyor. Ondan sonra zaman bu şekilde ilerliyor. İlişkilerini bu şekilde devam ettiriyorlar. Sonra büyük bir sorun geliyor karşılarına.

Bu iki vaka arasında ilişkinin seyri derken bunu kastediyorum. Bu anlamda ilişkinin seyri affetmenin ihtimalini veya sorunun çözülebilme ihtimalini değiştirir mi? Yani kendi kendime şey olarak halk insanı olarak değiştirir diyesim geliyor ama olarak senin fikrini çok merak ediyorum bu konuda. Her şeyden önce şiddet varsa ben yokum ama şiddet derken kastettiğin şey daha böyle sanırım yüksek gerilimli çatışmaları kastettiğim diye tahmin ediyorum. Orayı öyle düzeltelim söyleyecektim.

Bence değiştirir. Aslında ben bahsettiğimizi hatırlarsın 5'e 1 kuralını. Yani her bir kötü şey için 5 iyi şey kuralı. Şimdi eğer bunu yapabilen bir çiftse bahsettiğimiz ki ilk bahsettiğimiz çift sanırım buna daha yakındı. Yani bir çatışma var, onu hallediyorlar. Ondan sonra birçok şey iyi gidiyor. Sonra bir daha bir çatışma yaşanıyor. Sonra yine iyi götürüyorlar, bir daha. Şimdi bunlar, bu çift büyük bir olayla karşılaştıkları zaman en azından bununla nasıl başa çıkılacağını bir miktar öğrenmiş oluyor. Şey gibi geliyor bana bu.

Yani ben bunu çok önemsiyorum gerçekten. Şimdi eğer bir çift zaman içerisinde doğru çatışmayı öğrendiyse çünkü çatışma kaçınılmaz ve her çift kavga edecek. Öyle bir çiftin hiç tartışmayan, bir çiftin mutlu olacağına ben gerçekten inanmakta çok huşut çekiyorum. Şöyle düşünün, aynı evde büyüdüğümüz, aynı anne babayı paylaştığımız kardeşlerimiz bile ne kadar çok çatışıyor. Bu çok normal. İki farklı karakter, iki farklı kişilik. İki farklı insan romantik bir ilişki sürdürmeye çalışırken dolu olarak çatışacaklar. Önemli olan o çatışmaları sağlıklı bir şekilde çözmeyi başarabiliyorlar mı? Yani sağlıklı bir şekilde onun üstesinden gelebiliyorlar mı? Şimdi bunu yapmayı öğrenirsen, hele de zaman içerisinde küçük küçük dozlarla bunu götürebilirsen, Sonra karşıda birisi olaksız zaman karşıdaki kişiye güvenmeyi de öğreniyorsun. Yani biz bundan önceki sorunları çözdük. Bunu da çözebiliriz. Yani affetmek konusunda da bence daha meyilli oluyorsun. Diğer tarafta zaten kötü bir ilişkiyse, zaten sen duyulduğunu hissetmiyorsan, tatışmalar çok yüksek tansiyonlu geçiyorsa, birbirini yatıştırma amacı değil de böyle iktidar kurma amacı güdüyorsa taraflardan biri ya da ikisi, O zaman çok büyük dolarla karşılaştığı zaman bazen zaten kırılma noktası var. Artık daha fazla uğraşamam gibi duygu oluşabiliyor. Ya da biz zaten bunu çözemeyiz, çözemiyoruz. Zaten uğraşsalar da çözemeyebiliyorlar. O yüzden bence küçük küçük dozlarla çatışmak bu anlamda bizi koruyor da. Anladım. Cevaplayabilmiş oldun mu? Baya güzel bir şekilde cevaplayabilmiş oldum evet. O zaman buradan esas soruma geliyorum. Burada da yani bir girizgah olarak bazı hataların diğer hatalara göre affedilmesinin daha kolay olduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum. Yani çok ufak hatalar da var, çok büyük hatalar da var. Romantik ilişkilerde de bunu rahatça söyleyebiliriz. Peki o zaman aşk her şeyi affeder mi?

Bu sorunun cevabını biliyorsun aslında ama bence etmem. Bence etmemeliyiz zaten. Yani çok aşık olma, karşımızdaki insanı çok sevmek, onunla çok olumlu ve güzel bir geçmişimiz olması bile aşkın her şeyi affetmesini sağlamamalı bana kalırsa. Ama nedir bunun sınırı? Burada şeyi kastetmiyorum. Bunu zaten hep söylüyorum. Bence mesela aldatılma durumu, durumdan durumu, kişiden kişiye, dinamikten dinamiklere göre değişse de

affedilebilir eğer iki tarafta bunun üstesinden gelmek konusunda kararlıysa ve tekrar yaşanmayacaksa iki tarafta bunun tarifini veriyorsa yalan söyleme bu tip şeyler eğer bir taraf diğer tarafı gerçekten yani bunu temin edebiliyor değişim konusunda açıksa bunlar bence aşılabilecek sorunlar aşılması gerekmiyor bu mesajı da mutlaka vereyim çünkü yanlış anlaşılmak istemiyorum affetmek zorunda değilsiniz ama affedebilirsiniz eğer talep ediyorsanız Bütün bunları affedebilir ama işin içine sildirtmeyen ilişkilerde bence olayın bütün ikili ilişkilerin bütün dinamikleri bozuluyor. Neyi kastediyorum? Birisi yakınlık duygusu bozuluyor, ikincisi karşılıklı güven duygusu bozuluyor. Üçüncüsü o kişinin her ne olursa olsun seni seveceği ve seni koruyacağı, kollayacağı, senin iyiliğini düşüneceği duygusu bozuluyor. Bütün bunları koyduğumuz zaman üst üste şiddet olunca bence artık geriye aşktan da bir eser kalmıyor.

Tabii ki bunu duymak veya anlatmak çok güç, çok zor bir şey. Konuşmak bile çok zor. Ama dediğim gibi yani şiddet varsa ben yokum dedim ya az önce yani biraz övülerek söyledim. Aslında şakaya gelir bir tarafı yok. Gerçekten fiziksel şiddet olsun, duygusal şiddet olsun, cinsel şiddet olsun, şiddetin her türlü aşkın

doğasına ters ve o yüzden kesinlikle eğer affedilmeyecek bir şey varsa o da o bana kalırsa. Peki yani burada şöyle diyebilir miyiz? Aşk şiddeti affetmez çünkü şiddet varsa zaten aşk kalmamıştır ya da hiç olmamıştır. Aynen aynen bence çok güzel söylüyorsunuz. Bu toparlamayla o zaman konumuzu bitirelim. Aslında konumuz aşk her şeyi affeder miydi? Burada aşkın şiddeti affedemeyeceğine çünkü şiddet varsa aşk olmayacağını ya da hiç olmamış olacağını ama aşkın onun dışında anladığım kadarıyla her şeyi affedebilme potansiyeli olduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum. Doğru mudur? Her şeyi demezdim hala çünkü bence şiddet kırmızı çizgi. Zaten yani onu tartışmaya bile gerek yok. Ama burada az önce şey demiştim ya yani aldatılmak veya yalan söylenmesi bunlar bile yeri gelir, geride bırakılabilir bir ilişki içerisinde.

Ama yine de bazı insanlar için bazı durumlar affedilemez olabilir. O yüzden de böyle bir aşk şiddeti dışında her şeyi affeder deyip kimsenin üzerine baskı yaratmak istemiyorum. O yüzden... Affetme potansiyeli var dedim. Affeder demedim. Tamam, peki. Öyle dersen orayı kabul edebilirim diye düşünüyorum. Tamam, peki.

Umarım bu podcast hoşunuza gitmiştir. Eğer geçmişte kaydettiğim podcastleri dinlemekten hoşlandıysanız bana bir mesaj atmayı unutmayın. Bazılarını tekrar karşınıza bu şekilde getirebiliriz. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. Haftaya yepyeni bir podcast ile görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)