
2.557 kelime · ~13 dk okuma
Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle.
Evet, bir yaz daha bitti. Yepyeni aşıklar, yepyeni arkadaşlıklar filizlendi. Magazin gündemi harlandı, bir takım diyaloglar huzur içinde, diğerleri ise küslükle, dargınlıkla noktalandı. Fakat ben en çok neye şaşırdım Samet biliyor musun? Fethiciğim yine ne oldu?
Afganistan falan mı bombalandı? Ne oldu yine? Sen de ne habersin, ne Türksün be Samet'cim. Savaş çıksa da canlı yayına katılsam diye bekleyen CNN muhabirleri gibisin kardeşim. Her şey tamam, bir muhabiri pardesün eksik. Sen doğunca kulağına ne fısıldadılar Samet? Böyle eğilip can bodriler falan mı dediler? Simülasyon falan mı dediler? Ne dediler kardeşim? Bu savaş sevdası nasıl filizlendi sana? Hayır kardeşim, sanılanın aksine ben savaş sevmem.
Bence savaş kaka bir şey. Bunu buradan söylemek isterim. Ama sonrasında bir görüşme, böyle bir diyalog ortamı oluyor ya savaştan sonra. Yalandan öyle bir ortam oluşturuluyor. Ben o kısmı seviyorum en çok. Seni şaşırtan şey neydi Fethi? Kaçta gitti sohbet arasında? Neydi o? Çankaya Belediyesi Kuğulu Park'ta siyah ve beyaz kuğuların arasındaki anlaşmazlığa son vermek için gölete tel örgü çekmiş Sametciğim.
Artık kuğulu parktaki siyah ve beyaz kuğularda anlaşamaz olmuşlar. Senelerin law bombing'i bitmiş ve aralarına belediye personellerince tele örgü çekilmiş. Üzülmedim desem yalan olur, çok üzüldüm ama bir bakıma da sevindim. Yani şu zamana dek işittiğim insanlar arasında cereyan eden anlaşmazlıklara çok üzülürdüm eskiden.
Ama düşünüş biçimimde minik bir revizyona gittim. Parktaki kuğular bile anlaşamıyorsa yani onların bile arasına tel örgü çekildiyse insanların bir ömür anlaşabilir olma ihtimalleri bana artık mucize gibi geliyor. Bu açıdan iyi. Diğer yandan propaganda filmini de hatırlattı bana. Peki belediye nasıl bir açıklama yapmış bununla ilgili? Sadece anlaşamıyorlardı mı demiş yani? Kofi Annan belediyeciliği gibi mi yani? Çok iyi o öyleyse.
Yani Çankaya Belediyesi'nden yapılan açıklama şöyle. Kuğuları ayırdık. Peki neden? Kuğulu Park'ta kuğular arasına çektiğimiz tel örgülerle ilgili durumu aydınlatmak isteriz. Beyaz ve siyah kuğularımız arasında bir takım anlaşmazlıklar yaşanıyordu. Allah Allah. Siyah kuğular ne yazık ki beyaz kuğularımıza zarar veriyordu. Lütfen satır aralarından birazcık ilham alalım.
Biz de yaşanan bu anlaşmazlıkları çözmek için aralarına tel örgü çektik. Siyah kuğular tel örgülerinin ardından bile bazı girişimlerde bulunsalarda kuğularımız güvende. Bak sen! Beyaz kuğularımıza zarar veren siyah kuğular falan. Biz bu hikayeyi Amerikan İç Savaşı'ndan da biliyoruz aslında. Yani tam olarak öyle değil de, çatışmaya içkin bazı dinamikler benziyor gibi oradaki durumla. Ayrıca beyaz kuğular tel örgülerin ardından hiç mi girişimde bulunmamışlar? Yani siyah kuğular neden bu kadar günah kuğusu ilan edildiler onu anlamıyorum. Bu dümdüz ırkçılık değil mi sence de? Peki belediyeye göre siyah kuğuların ana geçim kaynağı ne? Kaçakçılık mı?
Yani o konuda bir yorumu var mı belediyenin? Ben biraz daha bilgi istiyorum belediyeden, işin açıkçası. Blues müziği mesela siyah kuğuların vıraklaması olarak mı dünyaya yayılmış, ne olmuş yani? Ben biraz ayrıştırıcı, öbürsüleştirici ve yanlı bir açıklama olarak değerlendiriyorum. Çok haklısın, katılıyorum. Meselenin öbürsü leştiriciliği bir yana Samet, ben en çok Çankaya Belediyesi'nin attığı tweette kullandığı emojilere takıldım. Orada bir olay var, can çekişen hayvanlar var ama mutlu emojiler, Allah'ım kıkır kıkır anneanne emojileri koymuşlar. Böyle bir de ters dönmüş halde gülümseyen emoji kullanmışlar ki en nefret ettiğim o. Kullanılan dil de hali kırıcı bence. Hani dedim ya siyah kuğular beyaz kuğularımıza zarar veriyordu demişler. Yani bu anlaşamamazlıktan işteş bir durum gibi söz etmek yerine olayı siyah kuğulara yıkmışlar. Yani beyaz kuğularımızı inciten bir takım siyah kuğular. Beyaz kuğularımız bizim, siyah kuğular kaka. Onlar ten rengi açısından birazcık bizden farklı. Onlar birazcık savaştan kaçıp da gelmiş gibi. Öyle bir his uyandırıyor bu açıklama. Ayıp be. Ne yaptı lan siyah kuğular size? Ne alıp veremediğiniz var lan siyah kuğularla? Yazık. Beyaz da beyaz. Beyazlar çok iyi, siyahlar çok kötü. Önce beyaz taş hamle oynar satrançta, siyah olan da ona göre hareket eder. Bu dünya tarihinin beyazları bu kadar sevip siyahları bu kadar hakir görmesinin çekirdek bir nedeni var mı?
Siyah kuğular insan değil mi kardeşim? Buraya gelmek istiyorum ben. Siyah kuğular insan değil mi? Siyah kuğular insan değil ama daha insaflı bir yol haritası çıkabilir. Belki de beyaz kuğular siyah kuğulara insanların anlayamayacağı, duyumsayamayacağı bir frekansta feci derecede kötülük ettiler. Ya bakışlarıyla yaptılar bunu belki, suyun altından yaptılar. Kendi iletişim şemalarınca çok rencide ettiler siyah kuğuları belki de, beyaz kuğular. Bilmiyoruz ki. Ya siyah kuğular kendilerini öz savunuyorlar belki. Belki ana vatanlarında bir mücadele veriyorlar beyaz kuğulara karşı. Çankaya Belediyesi bambaşka bir canlılık formunun kendi içinde yaşadığı çatışmadan neden bu kadar emin konuşuyor? Ben bir sonraki seçimde, Samet, oyumu kullanırken bu türler arası iletişimsizliği göz önünde bulunduracağım.
Yeter artık. Yani dünya üzerindeki bütün formların kendi içerisinde yaşadığı çatışma insanların algılayabileceği bir şey olamaz ki yani. Bu ne eminlik bir de? Bu ne eminlik? Sen siyah kuğuları bu kadar böyle öbürsüleştirdin. Ne eminlik? Onlar husumet çıkardı, onlar kötü, onlar kaka diye. Ben bu kadar kendinden emin bir ırkçılık görmedim. Bir de yani hiç mi meles kuğu yok? Yani siyah ve beyaz mı var o dünyada? Arada bunlar çiftleşmedi mi? Bunların çocukları olmadı mı yani? Hayat birler ve sıfırlardan mı ibaret Çankaya Belediyesi için? Yok Sametciğim bunlara kalsa bütün kuğular Signal White Now kullanacak. Bunlara kalsa bütün kuğular iPhone kullanacak. Hepsi uçakla seyahat edecek. Hepsi en az dört dil bilecek. Babaları diplomat olacak.
Hepsi Wayfarer gözlükleriyle her yaz başka bir yerden story atacak. Neyse ki Netflix var da yani şöyle farklı yönelimlere sahip kuğuları, cüce kuğuları, ne bileyim siyah kuğuları da izleyebiliyoruz. Onların da yaşamlarına tanıklık edebiliyoruz. Mesela ne bileyim şu an Netflix'i açsam, lakos giyen, şakacı, siyah, orta kiloda, eşcinsel bir kuğu izleyebilirim. Böyle bir özgürlük veriyor bana Netflix. Teşekkürler Netflix, yani sana da shame on you demek istiyorum. Çankaya Belediyesi Twitter hesabı. Yakışmıyor. Acaba Netflix'in iç yüzü de böyle mi? Yani sette mesela siyahileri zincirliyorlardır belki, beyazlara saldırmasın diye. Onlara da ayrı bir set çekiyorlardı. Bilmiyoruz ki. Belki onların da iç yüzü öyle. Şahane olur yalnız. Netflix çıkıp da bir açıklama yapsa. Siyah aktörler ne yazık ki beyaz aktörlerimize saldırıyorlardı. Biz de aralarına çit çekmek zorunda kaldık dese. Peşine de ters dönmüş Güleni Mojikoysa. Aktörlerimizi ayırdık. Peki neden? Şaşırır mısın, şaşırmaz mısın ya öyle bir şey olsa? Elini vicdanına koy ve cevap ver bu soruya. Dürüstçe, en net halinle, bir saniye bile düşünmeden. Benim için burada önemli olan soru şu. Sulh orta mı, barış orta mı, sağlanmış mı? Ben buna bakarım. Eğer sağlanmışsa her şeye okeyim. Nasıl benim orta yolcu taklidim? Çok oturduğun şeyle yakıştı. Yeni çalıştım buna, umarım yerini bulmuştur yani. buldu hatta şöyle seninle bir ideoloji mağazasına gitsek hani böyle türlü ideolojiler giysek kimileri vardır özel diktirir ya evet doğru sen direkt al o orta yolculuğu bir ceketi al tak aynanın karşısına geç o senin yani o artık benim öyle yakıştı hakikaten oturdu yakışmasa söylerim ama sende oldu yani
Ben şaşırmam bu arada yani. Ona da cevap vermiş olayım. Şaşırmam. Şaşkınlık çok seneler önce bitti bende. Yani sen diyorsun ki şaşkınlık bir zamanlar bir ihtimaldi ve çok güzeldi diyorsun. Ben hayatta bir şeyler bir şekilde görünüyorsa bize, bir şekilde gösteriliyorsa hemen ona inanmayalım diyorum. Oraya bir soru işareti koyalım, orada bir işkillenelim diyorum. Ben bunu savunuyorum. Bir de Kuğulu Park'taki orta yolcu, liberal ördeklerden olmayın diyorum insanlara. Siyah kuğulara karşı uygulanan bu sözel şiddeti, parantez içinde söylüyorum, sözel şiddeti desteklemeyin diyorum. Teşekkürler. The end of the conversation. Bu kadar. Ağzına sağlık Sametçiğim.
Yepyeni bir konu. Aceleye gelmeyen aşkın mükafatı büyük oldu. Bir yastıkta 22 yıl. Habere baksana abi. Tahminde bulunayım mı abi? Bence ne konuda aceleci davranmamış olabilirler? Şöyle bir düşünüyorum, haberin başlığına göre yeni yastık satın alma konusunda bir acele yok gibi duruyor. Valla Samet, ben bu gibi konularda yastığı bilemem ama cinselliğin çok büyük bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Aaa bende.
Sametciğim, yani ben bunu genelde böyle düşünüyorum. Cinsellikle alakalı olabilir belki. Aynı yastığı 22 sene boyunca kullanmadılarsa eğer, başlıkta yer alan ifade bir mecazsa, yani bence konu büyük oranda cinsel iletişimle alakalı. Bakalım olayın aslı astarı neymiş? Bence cinsellik. Hadi bakalım oku madem haberi, öğrenelim biz de. Gellar ve Prins'in Yolları ilk kez 1997 yapımı Korku filminin setinde kesişti. Ama bu alışıldığı gibi ilk görüşte aşk değildi.
Freddie Prinze Jr. 2001'de verdiği bir röportajda 22 yıllık karısıyla ilk başta birbirlerinden pek hoşlanmadıklarını itiraf etti. Aaa ne şeker. Ya kıyamam ya. Ne şeker ya. Bebeksiz. Gıcık mı olmuşlar birbirlerine? Ünlü aktör bir gün Sarah Michelle'i spor salonuna bırakırken yolda sohbet ettiklerini ve onu çok havalı bulduğunu söyledi. Ünlü çift birbirlerini daha yakından tanıdıkça aşka düşmeye başladı.
Vay be! Samet, fark ettin mi? İltifat denen şeyi keşfetmişler. Peşinden de açık iletişim kurmayı denemişler ve bir şeyler yoluna girmiş, inanamıyorum. Yakında bunlar ateş yakar, kelime ezberler, çişlerini düzgün yerlere yapmayı etmeyi de öğrenirler diye düşünüyorum. Gidişat hızlı gibi çünkü bayağı. Hatta belki bir noktada alışveriş merkezlerine bebek emzirme odaları da koyarlar.
Çok güzel olur çünkü o pek düşünülmüş olmuyor. Evet doğru. Yani sırf biz muzdarip değiliz diye böyle bir eksiklikten bahsetmeyecek de değiliz değil mi? Böyle bir şey yok. Aman ha. Ağabey ara başlıkla devam ediyorum. Haberde şöyle bir ara başlık var. Çünkü burada metin yazarımız bence hayata dair bir söz söylemeye çalışıyor bize. Yani şey yapmaya çalışıyor. Bakın ben kelime başına 0.0010 kuruş alıyorum, tamam. Benim hayatımı idame ettirme şeklim bu. Ama size bir hayat dersi vereyim diyor. Şöyle bir ara başlık. Aceleye gelmeyen aşkın temelini sağlam attılar. Yani ne demek istiyor?
Sen sen ol, aşka aceleye getirme, temelini sağlam at. Bir metin yazarı atasözü diye de geçebilir. Belki de o ilk anın heyecanıyla aceleye getirmedikleri, zamana yaydıkları bu tanışıklık, zamanla aşka dönüşünce kurdukları sağlam yuvanın temeli de sağlam şekilde atılmış oldu. Bunlar niye böyle herhangi bir ilişkiden değil de böyle atıyorum Mimar Sinan eserinden bahsediliyor gibi yani 70 sene temel atılmış ondan sonra böyle oldu ya köprü mü yapıyor acaba bunlar ya ilişki değil de bu. Ama şimdi zaten bu aşk hikayesinin karşımıza gelişi bir mit gibi ya hani böyle hoşlanmadılar sonra bir gün spor salonuna bırakırken iltifat etti 22 yıl sürdük. Bize bunu şey gibi anlatacak. Birazdan şey duyarsan şaşırma. İşte yıllar sonra temelinde bir kaza meydana gelen yapıdan bir not çıktı. İşte Mimar Sinan yıllar sonrasını düşünüp böyle bir not bırakmıştı. Şuraya biraz daha beton koyun. Vay be! Helal olsun! Yaşayın hocaefendi!
Haber şöyle devam ediyor. Sara Michel tanıştıktan sonra iki yıl süren bu arkadaşlık ve tanıma sürecini sonunda karşımızdaki kişinin tüm kusurlarını zaten biliyorduk diyerek tarif ediyordu. Ben inanmıyorum. Yani karşıdaki kişinin tüm kusurlarının bilinebileceğine ben o kadar inanmıyorum. Bence daha temeli sağlam atalım. 70 sene sonra tekrar konuşalım. Hayat uzun. Samet olaya bak. Üstelik ünlü çiftin çıktıkları ilk randevu da aslında kazarağa yaşanmış.
Bak gittikçe sıkıntı çıkıyor yani. Hiçbir şey doğru ilerlemiyor şu ana kadar. Evet. Çok kaotik bir şey, çok tutarlı bir yola girmiş. Çok uzun zamandır arkadaştık. Daha önce birçok akşam yemeği yemiştik. Başka biriyle gitmemiz gerekiyordu ama üçüncü kişi gelemedi ve biz yine de gitmeye karar verdik diye anlatıyor Güzel Yıldız bu ilk buluşmayı.
Ünlü aktör güzel karısıyla o ilk buluşmasının ardından da kararını çoktan vermişti zaten. Onun doğru kişi olduğunu o gece anladım. Bir daha başka kimseyle çıkmadım. Bunu istemedim bile diye de eklemiş güzel yıldız. Kazara, Samet. Çıktıkları ilk randevu. Of, şekerler ya. Şekerlikler sizi. Taş değmesin ayağınıza be. Halis mi be? Dünya tek, siz ikiniz be. Demek ki neymiş Sametciğim? Metin yazarımız şu fikirdeymiş hayata dair. Bir şeyler aceleye gelmeyince aşkın temeli sağlam atılıyormuş. Yaz bunu bir yere bak. Tavsiye gibi tavsiye.
Bence, benim de bu konuya bir yorumum olsun hadi. Bu ne böyle ya? Beşinci tercihine yerleşmiş gibi herkes ve bunu böyle çok romantize ediyorlar. bir iletişim olduğunu düşünmüyorum bunu ya. Başlarda hiç alışamamıştım metelurjiye de sonra işte bir baktım metelurji benim için tutku oldu. Böyle bir hikaye dinliyoruz şu anda. Bence yanlış. Samet haber gittikçe derinleşiyor. Bak şöyle bir ifade var benim tuhafıma gitti. Sana da anlatayım. Biri setteyken diğeri çocuklarla ilgilendi ve onları ünlü birer yıldızın çocukları değil de normal ve sağlıklı çocuklar olarak yetiştirmek için çaba gösterdiler.
Altını çiziyorum. Ünlü birer yıldızın çocukları. Yapmadılar o çocukları. Normal ve sağlıklı çocuklar. Yani buradaki aslında bahsettikleri düzende sen, ben normal ve sağlıklıyız değil mi? Öyle gözüküyor.
Ünlü çiftin yaşadığı fırtınasız aşkı bir kenara koy. Metnin yazarı için çocuklar hakikaten ikiye ayrılıyor. Normal sağlıklı çocuklar ve ünlü yıldızların çocukları. Ben müsaadenle yazarımızı tebrik etmek istiyorum. Acaba böyle güzel pasta yapmayı nereden öğrenmiş?
Bu tanıma göre bizim çocukluğumuzu nasıl sınıflandıracaklardı? Nasıl sıfatlar bulacaklardı bizim çocukluğumuza? Ben gerçekten merak ediyorum. Mesela anormal, haşarı, kuru göt, vitaminsiz... Böyle olmaz. Sağlıklı beslenmesi teklif dahi edilemez. Çocuklar mı olacaktık biz yani?
Samet, bence biz bu sınıflandırmaya göre aceleye gelmiş aşkların mükafatsız, vitaminsiz çocuklarıyız. Millet her yeri gezdi, gördü, tatil beldelerinden fotoğraflar attı, kova kova ahtapot salatası, kalamar yedi, havuzdan çıkıp böyle şekilli kokteyllerini içtiler ve biz seninle her hafta bu sıcakta Allah'ın unuttuğu yerde yeni bölüm kaydettik. Muhtemelen şöyle oldu, babalarımız annelerimizi spor salonuna bırakırken iltifat etmeyi unuttular. Ya da ne bileyim, o buluşmayı son anda ıskalaması gereken üçüncü kişi de geldi buluşmaya. Romantizm güme gitti. Bir şeyler olmuş olmalı yani. Milletin tatil ajandası bizim çenemizi yordu.
Bir şeyler oldu ve o biz simli, kedi gözü, eyelinerlı, sosyal sınıfa mensup olamadık. Ben böyle düşünüyorum. Bilakis onların beyaz kuğularına olduk olmadık sataşan siyah kuğular olduk. Aramıza çit çektiler, biz de çitin ardını gözetleyen böyle medyatör siyah kuğular olarak podcast yapmaya karar verdik. Bizim gibi siyah olan kuğulara beyaz kuğuların yaşamlarını aktarmaya karar verdik yani.
Biz hadi bu sisteme göre siyah kuğuyuz. Bizim hakkımız yendi. Biz onların siyah kuğuları olamadık. Beyaz kuğulara böyle laf atan, saldıran, onları manipüle eden siyah kuğular olduk bu sistemde ama beyaz kuğuların beyazlığı da bence Hak edilmiş bir beyazlık değil yani. Tüm beyaz pigment sahipleri hırsızdır bence. Size kim verdi bu beyazlığı? Beyazlığın tekeli sizde mi? Hak ettiğinden fazla pigment sahibi olan hırsızdır. Bu, bu kadar net. Kötülüğün, adaletsizliğin bir parçasıdır. Daha sürüyor o kavga ve sürecek. Yeryüzü pigmentsiz yüz oluncaya dek. Bravo! Yaşayın Hoca Efendi! Ne oluyor? Ne demekmiş bu? Açıklayınız! Aynen öyle kardeşim Şimdi seyircilerimiz için bir ödüllü soru hazırladım. Onu sormak istiyorum müsaadenle. Ama sen de cevaplayabilirsin akıl yürütüp. Monotoni, Megamoni diye diye vardım Galata'ya. Bu şarkı sözleri kime aittir?
A. Sezen Aksu B. Kahtalı Mıçı C. Emre Fel D. Tarkan E. Goran Bregoviç Ben şıklarda olsaydı eğer Tevfik Fikret demek isterdim. Çünkü Galata'ya gidiyorsa muhtemelen Tevfik Fikret'tir. Ama şıklarda yok. Neyse... Emre Fel, Senedi İttifak diye hatırlıyorum. Senedi İttifak'ı yazmıştı sanki.
Kağıtılım için de Galata ziyaretinden habersizim. Genelde kendi yerelinden bahseder. Bob Dylan gibi. Kendi yerelini yaşar ve onu anlatır. Ben Tarkanlıyacağım ya. Tarkan benim son kararım. Doğru cevap için siz de aynen.oyle.kardesim.pod.at.gmail.com
adresine yazabilirsiniz. Aynen nokta oyle nokta kardesim nokta pod at gmail değil mi Sametciğim? Radyolarını yeni açanlar için bir mağduriyet yaşanmasın diye hecelemek istedim. Doğru hecelediniz Fethi Bey. Tebrik ederim. Ayrıca bu mail adresine incelememizi istediğiniz şarkı, haber ya da cevaplamamızı istediğiniz sorular olur mesela. Onları yollayabilirsiniz. Eklemek istediğin bir şey var mı Fethiciğim?
Valla Samet bence şarkı sözleri kalbin aynasıdır. Yalan nedir bilmez onlar. Umarım dinleyicilerimiz de bizimle aynı fikirdedir ve birbirinden güzel, birbirinden yaratıcı meyillerle yeşillendirirler gelen kutumuzu. Temennim şimdilik bu yönde.
Doğru cevap Tarkan olacaktı. Tebrik ediyorum. Başarılarının devamını diliyorum sevgili kardeşim. Samet'cim bu gece çok şanslıyım. Hem kumarda hem aşkta. Bu gece heyecanlıyım, param var hem aşkım. Bu gece tam havamdayım, yaşamın tadındayım. Bu gece çok şanslıyım Samet'cim. Hem doğru bildiğim soruyu hem param var hem de kumarda çok iyi gidiyorum. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim, aynen öyle kardeşim
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.