
2.407 kelime · ~12 dk okuma
Üstüne düşüyorum. Kendini çekiyor. Umursamıyorum. Olay çıkıyor. Aşkta bir taraf. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim. Kaynanan seni sever mi? Aynen öyle kardeşim. Bugün hava güzel mi? Aynen öyle kardeşim Kaynamaz seni sever mi? Aynen öyle kardeşim Aynen öyle
Tuğba Büyüküstün kumsala havlusunu atıp kitap okudu diye bir haber var. Muhteşemmiş. Fethi bu haber bizim önümüze kadar gelmiş artık. Ben sana şunu sormak istiyorum. Acaba magazin dozunu biraz fazla mı kaçırdık? Çünkü önümüze kadar bu geldi. Böyle bir iletişsellik var yani artık aramızda bu haberle. Bunlar da haber olmasın. Tamer Karadağlı nefes aldı, Cem Yılmaz yürüdü, Hande Erçel hapşurdu, Diamond Tema Allah'a inanmadı, Ayhan Taş kötü bir komedi filminde oynadı falan. Bunlar da olmasın. Haber değeri yok bunların. Ben yine de Tuğba Hanım'ı tebrik etmek istiyorum ama ne yapmış çünkü? Kumsala havlusunu atmış, kitap okumuş. Tam olması gereken sırayla ve olması gereken haliyle. neyi okuyacağını, neyi atacağını ve tüm bunları hangi sırayla yapacağını doğru seçmiş. Coşkulu bir alkış kendisine lütfen. Tuğba Büyüküstü'nün kumsala avlusunu atıp kitap okuduğu bilgisi ve yine buna benzer bilgilerin zihnimizde kapladığı alan tahminen ne kadardır Samet? Mesela ben Melis Sezen'in bu yaz sudan nasıl çıktığını, çıkarken nasıl bir gözlük taktığını bütün hepsini biliyorum. Dilen Çiçek Hanım'ın gelecek planlarına da öyle ya da böyle hakimim. Sorsalar anlatırım yani hepsini. Hayır bir de bunlardan bahsetsek ve geçse gitse belki yer kaplamayacak da bu kaydoluyor. Bunun kurgusu var, bölümün içerik metni var, başlığı var. Kapağı var, dıdısı var, tekrar karşımıza gelişi var. Bildiğin ezberliyoruz yani böyle artık tarih kitabı ezberler gibi, Karlofça anlaşması gibi biliyoruz bunların hepsini. Samet aslında aklımızda yer eden bütün magazin verisini bir anda silip
Tek seferde deleyte basıp aynı yere kuantum fiziği yerleştirsek ya da paleografya filoloji falan yerleştirsek ne bileyim herhangi bir mevzuatı yalayıp yutsak mesela daha iyi olmaz mı? Düşünsene bir ameliyata giriyoruz ve beynin magazin depolayan bölümüne enerji verimliliği mevzuatı yüklüyoruz. Bence şahane olur. Jim Carrey'nin oynadığı film vardı, onun gibi mi diyorsun? Ama burada farklı sebepten, gündem zehirlenmesinden gidiyorsun aynı merkeze. Bence böyle bir film yazalım. Ünlüsüz Aklın Fena Işığı koyalım ismini de. O merkezden çıkar çıkmaz LinkedIn profiline ekliyor mesela bazı sertifikaları. İş başvurularında bulunuyor. Hemen bir start-up firmasında işe başlıyor. Elektrikli araçların şarj sistemleri üzerine hemen çalışmaya başlıyor. Önceden hiç böyle bir birikimi yok. Bence olabilir. Böyle bir film yazabiliriz. Bu arada start-up kavramı var diye demin kullandığım. Onun için ben bir Türkçe öneride bulunmak istiyorum burada sevgili dinleyicilerimize. Fikri sağlar. Fikri sağlar. Çok iyiymiş. Evet. Bu da buradan artık TDK mı bakıyor bu çeviri kabullerine bilmiyorum. Bir çare olsun. Güzelmiş. Bu arada bir dakika şeyi tam olarak anlayamadım. Bir merkeze, bir kliniğe gidiyoruz. Beynimizden magazini söküp atıyorlar ve daha gerekli şeyler yüklüyorlar. Buna benzer bir Yeşilçam filmi vardı Samet. Bir Türk filmi. Adam bir hazinenin peşine düşüyor. Bir mağaraya gidiyor. Elinde de bir tane harita var. Hayatı boyunca o mağarada yaşamış bir kadın çıkıyor karşısına. Adam işte bu kadını umursamıyor, sen zaten cahilsin diyor. İşte makyaj da yapmıyorsun, ben seni hiç beğenmiyorum falan filan çekiyor. Sonra hazineyi kadın buluyor ve o noktadan sonra kadın bütün eğitimleri alıyor. İşte her şeyi öğreniyor, işte estetik ameliyatlara giriyor falan filan. Tek derdi kendini adama beğendirtmek. Neydi o filmin adı abi hatırlıyor musun?
Çok ani profesör oluyordu değil mi abi? Evet, evet. Bir anda profesörlük aşamasına geliyordu. Böyle bir melodi giriyordu. Melodi bitene kadar o tüm okullar bitiyor, tüm sertifikalar alınıyor. Bütün Godard filmleri izleniyor. Artık böyle üniversiteler onu çağırıyor. Her yere çağırıyorlar falan. Öyle bir gözde profesör oluyordu değil mi? O yani. O film, o film. Samet, ben bu arada birçok insana bu filmden bahsetmişimdir. İlk defa sen hatırlıyorsun o filmi. Bana bundan sonra film kurdu Samet diyebilirsin. Letterboxd Samet falan diyebilirsin. Çekinme bu konuda.
Peki Samet, biz bu süreçte sadece magazin konuşarak işte filmdeki kadının mağaradaki hali mi olmuş oluyoruz? Hani sürekli magazin konuşuyoruz, önemli konulara ağırlık vermiyoruz belki. Bu bizi acaba o filmdeki mağaradaki insan mı yapıyor? Hiç sorun yok. Bir melodi gireriz, çıkışta... Hepsini öğreniriz, hiç sorun olmaz. Bu arada ikinci sorum da şu, filmdeki mağara mekansallığında Platoncu bir referans arayabilir miyiz? Yani bu arayış yerinde olur mu? Üçüncü sorum ise, Samet böyle pasta yapmayı nereden öğrendi? Sorularım bu kadar, teşekkür ederim. Fethi valla bir yerde mağara gördün mü mesela? Yapıştır zaten platonu. Yani sosyal bilimler böyle bir şey bence. Hiç sorun yok, yapabilirsin. Ben mağara alegorisiyle alakalı bir de şarkı hatırlıyorum. Onu da yeri gelmişken söyleyeyim. Bir sarı saçı okşar kanarsın, o bir gölgedir, varlık sanırsın. Bak ne kadar platoncu.
Burada da benzer bir epistemolojik aldanış vardır. Ya Tuğba Büyüküstün ne güzel havlusunu atmıştı kumsalda uzanıyordu, kitap okuyordu. Ne ara geldik abi epistemolojiye falan? Amma sıkıcı adamlarız Samet ya. İnanamıyorum. Ne güzel Tuğba Büyüküstün imgesiyle açtık yayını. İşte uzanmış kitabını okuyor, hafif hafif salınıyor böyle epistemoloji. Feci sıkıcı adamlarız haberin olsun. Biz ferahlık sevmiyoruz. Biz böyle insanlarız. Bu kadarız. Asıl ben sana şunu sorayım. Tuğba Büyüküstü'nün haberde haber olan şey ne? Yani tam olarak Tuğba Büyüküstü'nün havlusunu kumsala attı, uzandı, kitap okumaya başladı ki o da ne? Bir şey oldu. Ve o şeyin sahici bir haber değeri var. Yoksa dümdüz şey mi yani? Tuğba Büyüküstü'nün tatilde oturmayı değil, uzanmayı seçti. Televizyon değil, kitap okumayı seçti. Haber bu mu? Valla biz mi sıkıcıyız, Tuğba Hanım mı tam bilemiyorum.
Bu arada ben araştırdım. Araştırdım dediğim haberin başlığı ile yetinmedi. Bağlantıya tıkladım. Araştırdığımda öyle bir araştırma. Sahilde Carl Gustav Jung kitabı. Çok severim. Okuyor Sayın Büyüküstün. Dil sürçmesi meşhur. Sanırım biraz soyadıyla alakalı bir şey bu arada. Büyük ve üstün çünkü. Öyle alelade şeyler okuyamaz gibi.
Ya ben biraz okudum da bunda hiç haber değeri yok Fethi. O gün az haber giren bir işçi 3 haberi 5 dakikada girmeye çalışmış tek bir havuza. Olay bundan ibaret. Valla Sabetçiğim ne söylesem bilemedim. Allah Tuğba Hanım'ı yankçı dil sürçmelerinden esirgesin. Onu dil sürçmesiz insanlarla karşılaştırsın. Psikanalitik düzlemde de sapasağlam insanlarla tanıştırsın inşallah. Amin ecmain kardeşim. Hep yeni bir konu
Samet, benim çok kıskandığım bir meslek var. Hangi açıdan kıskanıyorsun dersen eğer. Hani bu bir konu hakkında yorum yapıp uzaklaşan ekonomistler var ya. Mesela şöyle bir örnek vereyim. Avrupa Merkez Bankası üyesi Fabio Panetta, bankanın Eylül ayında faiz oranlarını indirmesini umduğunu söyledi. Panetta, bence bundan sonra parasal koşulları gevşetme aşamasına gireceğimizi beklemek makul. Çünkü enflasyon düşüyor ve dünya ekonomisi yavaşlıyor, dedi.
Şimdi bunu yapan kişi ben olmak istiyorum abi. Sabah uyanıp, güzel bir duş alıp, esneme hareketleri, şık bir kahvaltı ve günün ilk sigarasının peşinden bana uzatılan mikrofona böyle açıklamalar yapmak istiyorum. İşte ''Fethi Bey, Merkez Bankası ne yapar sizce?'' dediler. Ben de diyorum ki ''Valla ne bileyim, ben düşmesini umuyorum.''
Bence düşse güzel olur. Zaten dünya ekonomisi yavaşlıyor. Bence faizler de düşsün. Hayat çok sıkıcı arkadaşlar. Çok kaotik. Her şeyin biraz düşmesi, her sesin biraz kısılması gerekiyor. Çünkü kafam şişti. Şu koltukta kedi tüyü oldu ayrıca. İki gündür de süpüremiyorum. Bir Dyson almanın da vakti. Düşsün faiz.
düşmesini umuyorum. Benzeri açıklamalar yapmak istiyorum. Mesleğim bu olsun istiyorum. Bir de Fethi çok dolaylı anlatımlar bunlar yani. Şöyle şöyle olmasını ummamızda bir sakınca görmemekte bir sakınca yoktur gibi böyle kafa karıştırıcı haberler bunlar. Ben böyle haberler gördüğümde şöyle bir tepki verebiliyorum. Aynen kanka. Eyv. Sağ ol. Bir şey olursa ben seni arayacağım. Sen güzel canını sıkma.
diye simgeliyor yani. Ama ben de o adam olmak isterdim. Çünkü çok rahat bir meslek. Yani söylediği şeyi temellendirme zorunluluğu da yok gibi. Ya benim bu konudaki tespitim bu. Temellendirmek zorunda değilim, sizinle de uğraşamam. Böyle lakayt bir açıklama. Ben çok seviyorum o yüzden. Böyle bir meslek değil mi bu? Temellendirmiyor yani hiçbir şeyi. Yani temellendirme zorunluluğu bence o kadar da yok. Hani mesela bu ay faizin yükselmesi ihtimalinden endişe ediyorum diyorsun mesela.
Ama sana bu cümleyi kurdurtan şey, işte kahvaltını yaptın, sigaranı içtin, hala lavaboya gitmedin. Bağırsaklarda bir gerginlik var. Ya da ne bileyim, beklediğin günaydın mesajı çok rötarlı geldi. Ya da tekneyeli geldi. Tekneyeli geldi, bir sıkıntı var, çözmem gerekecek falan. Sorduklarında da şey diyebilirsin, emtiyaların hali ortada. İşte tüketici güven endeksi yerlerde. stagflasyon yüzünden Big Mac'lerin marulundan kısıyorlar falan dersin çok zor değil. Benim bu mesleği istememin asıl nedeni böyle böyle olmasını umuyorum şeklinde konuşmaya fırsat vermesi. İktisat normalde bu kadar da his işi değil ama hisler dünyası ve iktisat yan yanayken feci seksi oluyor. Hani enflasyon düşmeli, evet kesinlikle düşmeli enflasyon.
Gelecek ay Merkez Bankası'nın faizi artırma ihtimali beni endişelendiriyor. Adam çok haklı ya. Çok haklı abi, beni de endişelendiriyor. Yani şu zamana kadar endişelendirmese bile şu an endişelendiriyor yani. İnsanın en yakın arkadaşının biten ilişkisi hakkında konuşması gibi. Bence faizi düşür kanka.
Kanka bence para bas, acilen. Öyle bir yere çıkıyor yani. Mesaj atarsa açma, sakın. Bak sakın para basmıyorsun tamam mı? O basarsa da basmıyorsun falan gibi böyle saçma sapan bir ilişkilenme yaratıyor ve bunun iktisat üzerinden temellenmesi şükela.
Çok iyi, çok iyi ama sanki uzmanların çözüm önermesi normal sıradan halk olarak da bizim bazı şeylere endişelenmemiz gerekiyor gibi bir hisse kapılıyorum ama tabii yine de uzman olanlar onlar yani ben bilemem ki şu an konuşuyorum ama gerçi bilme şartı da aranmıyor galiba konuşmak için böyle bir girdaba düşüyorum. Bak mesela Arda Turan'ın belgeseli yapılmış yüzleşme diye. orada zamanında ekonomi hakkında verdiği demeçlerle ilgili bazı öz eleştirilerde bulunmuş. Öz eleştiri dediğim de şu bu arada, ''Sıçmışım.'' demiş.
Onun öz eleştiriden anladığı o galiba. Öz eleştiri kapsamında değerlendirilebilir bence. Sametciğim bi' bu eksikti ya. Neyse ki şu an tamamlanmış hissediyorum. Nedir abi Arda Turan'ın iktisat para dikması? Ortodoksçu muymuş? Heterodoksçu muymuş? Neymiş? Neler söylemiş? Türk ekonomisi çok iyi demiş. Dolarda biraz dalgalanma var. Faizlerin düşmesi gerektiğini düşünüyorum. Böyle konuşmuş. Zamanında bir ekonomi dergisinde böyle demeç vermiş. Buna da öz eleştiri vermiş şimdi yeni. Demiş ki sıçmışım. Öz eleştiri dediği de böyle bir şey. Ben Arda Turan'ın öz eleştiri vermesi gerektiği konunun ekonomi demeci olduğunu düşünmüyorum öncelikle. Sametciğim, Türk ekonomisi çok iyi dedin ya. Ben ondan sonrasını dinlemedim ama şöyle dinlemedim. Zihnimde bir anda gül pembe çalmaya başladı.
Şöyle oldu, senin sesin fade out bir şekilde düştü, sonra gül pembe çaldı. İşte Türk ekonomisi çok iyi. Bir gün göçtün gittin, inanamadık gül pembe. Böyle bir şey yaşandı benim kafamda. Ve yavaş yavaş kapı aralandı. Aranan ekonomi bakanı oradan gelmedi. İstersen bir daha açalım kapıyı Fethiciğim. Genç arkadaşlar, Samet burada bir dönem Türk televizyonlarında yayınlanan Sinan Çetin'le Film Gibi programına referans verdi. Evet. Şayet anlamadıysanız kaygılanmayın, hemencecik Spotify'ın arama bölümüne Bruno Mars yazın ve hayatınıza kaldığınız yerden devam edin.
Samet bu dünyada bazı insanlar var, bu insanlar ne dese tam tersini yapacaksın. Kırmızı mı dediler, bir koşu maviyi seçeceksin. Fadiyez mi dediler, sen inadına doğu basacaksın böyle gözlerine baka baka. Arda Turan da bence bu insanlardan biri. Arda Turan çıkıp da Türk ekonomisi çok kötü, rezalet deseydi eğer ben gerçekten heyecanlanırdım ve araştırırdım. Lan nesi iyiymiş bu ekonominin? Dur bakalım neyi imal ettik? Hangi parametreyi okumadık? Falan diye bir bakardım yani. Arda Turan ne diyorsa tam tersi. Fethiciğim daha temel bir şey söyleyeyim sana. Ben insanların fikrinin neden merak edildiğini
Bilmiyorum, anlamıyorum yani. Şimdi Arda Turan'a değil ekonomi, ekonomiyi geçtim. Değil ekonomi, herhangi bir konuda fikrinin sorulmasının ne gereği var? Bir anlamı var mı yani bunun? Bu adam yaşıtlarına göre topa biraz daha farklı vurdu diye bir dönem. Neden bir konuda fikri önemli? Bu adamın en büyük başarısı nefreti. Barcelona'da oynamak mı? Bu mu? Maksimum başarısı bu mu mesela? Silahla hastaneye basmak mı ya da hangisi? Sen benden daha hakimsin konuya. Bence açıklayabilirsin bana.
Anlamıyorum ya. Kafayı yiyeceğim ya. Çıldıracağım. Bu ne abi? Bu nedir bu? Vallahi bak her şeyi üstümü başımı yırtacağım artık. Yeter artık. Of artık. Benim üstüme gelmeyin. Böyle haber olmaz. Bu insanların fikrini sormayın. Yeter. Çıldıracağım artık. Yeter artık. Beni delirtmeyin. Öf! Çıldıracağım.
Samet Karadeniz'de sinir bozan gerçekliklere hepiniz hoş geldiniz. Bu bölümde Samet'in tahammül etmekte zorlandığı birkaç gerçeklikten söz edeceğiz. Ve butona en hızlı sürede basan yarışmacılar büyük ödülün sahibi olacaklar. İlk seçeneğimiz geliyor. Futbolcuların fikirlerinin merak konusu olması.
Ve ikinci seçenek, Karsu'nun aşırı detone konser kesitlerini, of kadının aşırı tatlılığı şaka mı diye paylaşan PR hesapları. Yeter. Ve son seçeneğimiz geliyor. Yürüyen merdivenden inen insanların arkadakileri düşünmeden birdenbire durup hayatı sorgulaması sonucu oluşan yaya tahribatı.
Yarışmacılarımıza başarılar dileriz! Samet, şimdi okuyacağım demeç sence kime aittir? Dört tane şık vereceğim. Bilirsen çıkışta biralarımızı ben ödüyorum. Sen de yarışma ve iddia bağımlısı oldun iyice Fethiciğim. Yani bir haber vereceksin. Önce istiyorsun ki böyle yarışalım, koşalım, ortaya para koyalım, hesap ödeyelim, rulet çevirelim. Yolla gelsin demeci. Ben demeç çok seviyorum. Evet, demeci okuyorum. Bu kız evlenmez. Ne evimi, ne hayatımı, ne paramı paylaşacak halim kalmadı.
O imzayı atınca hepimizin malı ortak oluyormuş. Ne münasebet? Ben günde 3 antidepresan alarak köpek gibi çalışıyorum. Takıntılı biri olduğum için ilişkileri ara vermem gerekiyormuş. Bir haftadır rahat uyuyorum. Şıklar şu şekilde Samet. A. Virginia Wolf B. Tezer Özlü C. Judy Butler D. İram Derici. Görünen o ki, kendinden bu kız kalıbıyla bahsediyor. Bir de neye neye bağlacını yanlış kullanmış. Bunlar elimizdeki veriler. Çok önemsemiyor böyle şeyleri. Önemseyenlere de küfür edebilitesi yüksek birisi gibi. Ben buradan böyle anladım. Köpek gibi çalışmak sedasayan olabilir dedirtti ama evlenmem demiş, o elendi. Zaten şıklarda da yok. Daha genç bir sedasayan, cevap veriyorum,
İrem Derici. İrem Derici'ye sorulan soruyu ben merak ettim. Çünkü bu açıklamanın bir de sorusu olmalı diye düşünüyorum. Bu demek ki kesinlikle bir sohbet başlangıcı olamaz. Mesela ben senin yanına gelsem şöyle bir cümleyle, ''Of, bu çocuk evlenmez.'' falan desem, bu şekilde açmam sohbet yani. Muhtemelen bunun bir sorusu var. Bazen bazı sohbetler böyle kitabı ortasından açabiliyor ya, Serdar Ortaç şarkısı gibi. ''Bu gece gel benim ol.'' diyemem mesela.
Bu çok ileride konuşacağımız bir şey ama böyle başlıyor ya şarkı. İrem Derici de benzer bir kişiliğe benziyor. Yani ben yakıştırdım. Ama bence de bunun bir sorusu vardır. ''Ee İrem Hanım yok mu evlilik?'' falan gibi böyle bir dış sesle öyle bir cıvık bir sorusu vardır herhalde bunun. İrem Hanım sizce tek ülkede sosyalizm mi yoksa çok ülkede sosyalizm mi? İrem Hanım faizler düşsün mü yoksa böyle makul mü? Irem Hanım, şayet 2. Dalga Feminizm, 1. Dalga Feminizmi bir koşu yarışında geçerse, artık ondan kaçıncı dalga feminizmi olarak söz edebiliriz? İrem Hanım, mülteciler gitsin mi, biz mi onlara gidelim? İrem Hanım, sizce ideal bir podcast'ın süresi ne kadar olmalı? Mesela şu an kapatsak, tadını da bırakmış olur muyuz? Yoksa sabaha kadar devam edelim mi? Siz nasıl arzu edersiniz? İrem Hanım, biz kapatıyoruz o zaman. Hadi ararsınız siz bir şey olursa.
Senin benim ne zorun ne sevgilim Bu kalbi kırıp kırıp neden parçalıyorsun? Açık açık anlat zorun ne sevgilim Neden şimdi yeni bir savaş başlatıyorsun? Aynen öyle Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim. Aynen öyle kardeşim.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.