
1.598 kelime · ~8 dk okuma
Herkese merhaba. Bazılarınız gündemi sadece Tren Topik'ten dinliyor, bazılarınız ise Tren Topik serisini farklı bir bakış açısını duyabilmek için takip ediyor. Tren Topik serisinde gündemin hızını mümkün mertebe yavaşlatmaya, gündelik olanın yavanlığından sıyrılmaya çalışıyoruz. benim çok severek takip ettiğim Evrim Ağacı ve kurucusu Çağrı Mert Bakırcı bu haftaki Türkiye neden vahşileşti başlıklı videosunda bu gündem sorununu çok güzel ele almış. Gündem semptomdur. Gündemi kovalamak sebepleri anlamakla karıştırılmamalı. Sebepler çok daha derin, çok daha temelde. Onları idrak etmek ve
Videonun tamamını izlemenizi de tavsiye ederim. Biz Gazeteciyiz takip ettiğiniz seride haber içerikli bir podcast serisidir. Dolayısıyla evrim ağacı kadar gündemden kopabilmemiz mümkün değil. Fakat gazeteciyiz diye gündem çukuruna düşmek zorunda da değiliz. Bugün sizlerle gündem olan
Ama gündem olmasa daha iyi olduğu düşünülen ya da öyle zannedilen bir konu üzerine kafa yoracak ve çözüm önerileri sunacağız. Biliyorsunuz, muhalif kesimler genellikle bu adaylık tartışmasında biraz topa basıyorlar. Yani şimdi sırası değil, nifak sokmayalım gibi düşünüyorlar. Sorun tespiti yapmak yerine çözüm önerisine girişelim bu bölümde. Biraz gazeteciliğin sınırlarının dışına çıkacağız o yüzden. Bundan hiç hoşlanmıyorum ama Türkiye'nin içinde bulunduğu durum düşünülünce gazetecilerin yer yer böyle bir sorumluluğu olduğunu da varsayıyorum. Konumuz Ekrem İmamoğlu mu Cumhurbaşkanı adayı olsun yoksa Mansur Yavaş mı sorusudur? Gelin bu soruya cevap arayalım. Bu esnada Özgür Özel'i de masaya yatıralım. Ben Ozan Gündoğdu. Hazırsanız başlayalım.
Türkiye ilginç bir dönemecin hemen başında duruyor. İktidar cephesi, yeni bir anayasa, Orta Doğu'daki yeni gelişmeler ve Erdoğan'ın bir daha adaylığı gibi çok bilinmeyenli bir denklemi çözmekle uğraşıyor. Muhalefet cephesinin ise iki aday adayı var fakat bu iki aday adayının hangisinin adaylaşacağı belirsiz. İsimler malumunuzdur, Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş. 2023 seçimlerinden 2-3 yıl kadar önce böyle bir tablo yoktu karşımızda.
Meral Akşener, aday olmayacağını 2021'in sonunda söyleyene kadar o da aday adaylarından biriydi. Kılıçdaroğlu 2020'nin sonunda, bütçe görüşmelerinde nereden biliyorsunuz benim aday olmayacağımı dedikten sonra, o da aday adayları listesine girmişti. Evet değerli arkadaşlar, biz... Değerli arkadaşlarım, Hangi noktaya geldiniz? Hangi noktaya geldiniz? Benim aday olup olamayacağımı size kim söyledi? Kim söyledi? Dolayısıyla Mayıs 2023 seçimlerinin birkaç yıl öncesinde müpen bir durum vardı. Adaylık meselesinde isimler net değildi. Zaten bu net olmama hali, kazanacak bir aday gibi apolitik bir önermenin de kapısını aralayacaktı. Kazanacak bir aday.
Halil'e Mayıs seçimleri adaylık tartışmasının gölgesinde ve büyük oranda bu tartışmanın seviyesi nedeniyle muhalefet tarafından kaybedildi. Benzer bir tehlike bugün de masada duruyor. Önce durumu tespit edelim. CHP lideri Özgür Özel aday değil. İyi Parti liderinin de esamesi okunmuyor. E belki Dem parti bir adayı çıkartabilir ama onun da iktidar olmayacağı ortada. Dolayısıyla cumhurbaşkanı olacak kişiyi belirleyecek parti CHP. Bunu Kılıçdaroğlu'ndan farklı olarak Özgür Özel defalarca kez dire getirdi. Yani aday olmayacağını söyledi. Hatta metaforik bir anlatımla kendisini teknik direktör Yavaş ve İmamoğlu gibi adaylarını da forvet olarak gösterdi. Ben teknik direktörüm. Maçın anlaşılıyor ki, 90. dakikasına doğru bir penaltı atılacak. O penaltıyı kimin atacağına ben karar vereceğim. Kurullarımla birlikte, belki bütün taraftara sorarak, en doğru kararı vererek, en doğru kararı vereceğimize emin olsunlar, penaltıyı atacaklardan biri de ben olursam, topu elimde tutarken aklım gebilir, dur lan ben atayım derim. Öyle bir şey yok.
Özgür Özel aday değil, adayın kim olacağı da açık. Ya İmamoğlu ya Yavaş. Yani Mayıs 2023 seçimlerinden öncesinden farklı bir durumla karşı karşıyayız. Her ikisinin de kazanma şansı olduğu için kazanacak bir aday gibi bir tartışma içinde de değiliz. Her ikisinin de kazanabilmesi son derece olasıdır. Fakat hangisinin aday olacağı henüz belirsiz.
Peki bu düğümü kim çözecek? Yani adayı kim belirleyecek? CHP. Devam edelim. Peki bu CHP, bu iki isimden birini aday gösterince, diğeri ne yapacak? Mesela seçim takvimi oluşmuş, seçime 2-3 ay kalmış. Diyor ya Özgür Özel, 90. dakikada bir penaltı atılacak diye. İşte maçın sonları yaklaşmış, adaylık tartışması zirve yapmış ve CHP bir seçim yaparak örneğin Mansur Yavaş'ı aday gösterecek.
Bu durumda İmamoğlu ne yapacak peki? Bir düşünün. Ben size söyleyeyim. Tahmin değil, neredeyse emin olduğum bir hakikattir bu. Bu durumda İmamoğlu da aday olur. Ha kimin adayı olur, o önemsiz, bağımsız aday olur ama olur. Veya tersini düşünelim. CHP'nin adayı Ekrem Emoğlu olsun. Bu durumda Mansur Yavaş yine de aday olacaktır.
Deyin ki aday olmadılar. Bu tahminimde yanıldım. Bu durumda Yavaş sempatizanları ya da İmamoğlu sempatizanları İmamoğlu küskünlerine veya Yavaş küskünlere dönüşecektir. Yavaş küskünleri ya da İmamoğlu küskünlerini tavlamak için sahaya çıkacak Muharrem İnce gibi, Sinan Oğan gibi düşük profil adaycıklar bu küskünleri arkasına toplamak için muhalif adaya saldıracaktır. Cumhurbaşkanlığı yarışında İnce de olacak. Biz bu kampanyayı göreceksiniz
30'un üzerinde bir oyla tamamlayacağız. Muharrem İnce'nin adaylık konusunda tekrar düşünmesini rica ediyorum kendisinden. Çok istiyorsa buyursun gelsin. Kendisi çekiliyorsa ben de çekilirim. Problem yok bizim açımızdan. Dönün şu muharem! Oylarınızı bölmeyin. Oylarınızı bölmeyin. Bu iş dansla müzikle olmaz. Burada kısa bir ara verelim. Döndüğümüzde kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Bu tablo CHP açısından yönetilmesi pek de mümkün olmayan bir süreçtir. Çünkü aslında CHP kendi gücünü fazla önemsemektedir. Mesela İmamoğlu CHP'nin adayı oldu diyelim. Mansur Yavaş'la ilişkisi son derece güçlü olan Ankara İl Örgütü ne yapacaktır mesela? Çalışacak mıdır? Ya da Mansur Yavaş aday oldu diyelim.
İstanbul İl Örgütü ve CHP'li belediyeler Mansur Yavaş için seferber olacak mıdır? Dolayısıyla adaylık krizi öylesine büyüktür ki, CHP, Mansur Yavaş'ı veya Ekrem Emoğlu'nu da aday gösterse, bu işin içinden bedelsiz çıkabilmek imkansız hale gelmiştir. Haliyle aslında yeni bir 3-6 Mart krizi de kapıdadır. Bu krizi ertelemek ya da yok varsaymak adına da CHP lideri Özgür Özel bu adaylık meselesine bugünün gündemi değil diye kaçamak cevaplar veriyor. Peki ya ne zamanın gündemi? İşte burada çelişkili bir tutum içinde Özgür Özel. Çünkü bir yandan da 2025 Kasım'ına yani bir yıl sonraya erken seçim istiyor. Sonrasında erken seçime destek olmayız da diyor.
Gelecek senenin Kasım'ında ya da takip eden Mart'ta yani o iki buçuk yıl Kasım'dan biraz ileriye gidiyor ama bence Kasım'da yapabiliriz bunu. Gelecek senenin Kasım'ında sandığı koyalım insanlar bu kadar sıkıntıdayken. Erdoğan'da aday olabilsin. Erdoğan'da aday olsun.
O halde CHP'nin takvimine göre seçime bir yıl var. Ortada aday da yok. Üstelik adayı belirleyecek irade olarak CHP görülüyor da, her iki aday adayının da gövdesi CHP'nin yönetebileceği kadar küçük değil. Hatta şöyle söyleyelim, gerek İmamoğlu ve gerek Yavaş'ın siyaseten ağırlığı, hiç siyaset yapmasalar bile Özgür Özel'den fazladır.
Çünkü Özgür Bey reddetse dahi bu iki isimden birisi Cumhurbaşkanı olacaktır ve Özgür Özel olmayacaktır. O halde somut durumun somut tahlilini yapalım. 1. Özgür Özel'in siyaseten ağırlığı, Türkiye'yi yönetecek olmasından değil, Türkiye'yi yönetecek, ismi belirleyecek kişi olmasından kaynaklıdır.
2. Özgür Özel aday göstermese bile her iki isimde taraftarları olan siyaseten önemli isimlerdir. Özgür ağırlıkları Özgür Özel'den fazladır. Dolayısıyla bu iki ismin Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra Özgür Özel'le bir amir-memur ilişkisi kalmayacaktır.
bizi yönetecek olan Özgür Özel değil, bu iki isimden biridir. 3. CHP'nin adayı bu iki isimden hangisi olursa olsun, diğer isim de aday olacaktır ve dolayısıyla aslında %30'luk CHP tabanı için CHP'nin adayının kim olacağı önemsizleşecektir. 4. CHP'nin siyaseti önemsizdir zira CHP değil, İmamoğlu ya da Yavaş bu ülkeyi yönetecektir. Tabirimi bağışlayın, bir hakaret kastım yok ama metaforla anlatmak daha kolay diye öyle söylüyorum. CHP ve Özgür Özel an itibariyle yola oturmuş ve trafiğin akışını durdurmuş bir öküz gibidir.
Bu siyasi düğümün çözümü için önerim şu. Bu öküz yoldan kalkmalı ve siyasetin önünü açmalı. Olağan olan budur. Her iki isim de İmamoğlu'da yavaşta aday olmalı. Zaten olacaklar. Zaten olmalılar da çünkü her iki ismin de taraftarları var. Bu taraftarların da demokratik hakkıdır kendi desteklikleri, ismi aday görmek. Bugünden hiç öyle seçim tarihinin açıklanmasını falan beklemeden aday olmalılar.
Yarın her ikisinin de adaylığını açıkladığı bir tablo, Erdoğan için kabus senaryosudur. Aynı anda hem İmamoğlu'nun hem de Yavaş'ın muhalefetine maruz kalacak, üstelik halkın da Erdoğan'dan başka bir seçeneği oluşmuş olacak. Bugün, Erdoğan'dan yılmış insanlar seçeneksizdir, çaresizdir, Erdoğan'dan başka kime oy verelim sorusunun bir cevabı yok şu anda. Özgür özel aday değil, kimin aday olduğu da belli değil. Bu siyasi düğümün çözümü için önerim şu, bu öküz yoldan kalkmalı ve siyasetin önünü açmalı. CHP bu iki isme Bakire Meryem muamelesi yapmaktan vazgeçmeli. Aman siyaset yapmayın, siz belediye başkanı olarak vazifenizi yapın, günü gelince sizlerden birine aday göstereceğiz. İyi de siz kimsiniz? Yani siz bu iki isimden daha güçlü değilsiniz ki.
Fakat bu, CHP'de olmayan bir gücü CHP'ye yakıştırmak oluyor. Yani, bu kadar güçlü değil CHP. Anlamı bu kadar fazla değil. CHP'nin bu sistemde böylesine bir önemi yok çünkü başkanlık sistemindeyiz. Bu iki isimden biri yönetecek bizi, CHP değil ki. İmamoğlu'yla Yavaş aday olsa, %30'luk CHP tabanı Erdoğan'a kaçmayacağına göre, CHP'nin anlamı anti-Erdoğancılıktan kaynaklandığına göre, CHP bir aday belirlese dahi diğeri de aday olacağına göre. Eee? Neden bu iki isim sahaya çıkıp kendilerini halka tanıtmaya, projelerini anlatmaya, 2025 Kasım'ında seçim istemeye başlamıyor ki? Yani bunları şu anda kim durduruyor?
Özgür Özel ve CHP durduruyor. Neden durduruyor? Çünkü zamanı gelince bu iki ismi seçeceklermiş. Bu iki isimden biri Cumhurbaşkanı olacaksa CHP neden bu iki ismin siyaset yapmasını engelliyor? Yahu bu iki isimden biri ülkeyi yönetecekse bırakın siyaset yapsınlar, vaatlerini, projelerini anlatsınlar. Açın siyasetin önünü. Aday olmayacaksanız çekilin kenara, adaylar Erdoğan'ı deyim yerindeyse parçalasın.
Erdoğan bunca krizin ortasında İmamoğlu'nun ve Yavaş'ın projelerine, vaatlerine yetişmeye çalışsın. Hatta iddia ediyorum bu iki ismin öne açılsın, göreceksiniz Erdoğan anketlerde üçüncülüğe dahi gerileyebilir. Tüm bunlar için Özgür Özel'in ve CHP'nin yoldan kalkması ve bu isimlerin adaylaşmasını sağlaması lazım. Peki CHP kimi desteklesin?
Kimseyi desteklemesine gerek yok. Her iki aday da Türkiye'nin kurtuluşuna katkı sağlayacak vatansever insanlardır. Her ikisiyle de çalışırız. Halkımız müsterih olsun. İkinci tura kim kalırsa adayımız odur dersiniz. Olur biter. Hakikaten olur. Fantastik gibi görünüyor ama hakikaten olur.
Madem Forvet'e ihtiyaç var, karşı takımı savunması dağılmış, bırakın bu iki Forvet'i yedek kulübesinde bekletmeyi. Alın sahaya, bakın göreceksiniz bu iki Forvet gerçekten maçın bitmesini beklemeden zaten maçın sonucunu belirleyecektir. Açın Türkiye'nin önünü Özgür Bey. Bırakın geleceğin cumhurbaşkanları siyaset yapsınlar, kendilerini halkımıza tanıtsınlar. Benden bu kadar. Hadi eyvallah.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.