Podcast

insanlar gerçekten eğleniyor mu yoksa -mış gibi mi yapıyor?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

İnsanlar konserlere, gece kulüplerine, barlara gittiğinde gerçekten eğleniyorlar mı yoksa sahte mi duruyorlar? Ne çaldığını duyuyor muyuz, yoksa dışardan kendimize mi bakıyoruz?



Bölümde Bahsi Geçenler:

Rodrigo Amarante

Adi Oasis






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

----- Podbee Sunar -------
Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.172 kelime · ~16 dk okuma

Geçen bir caz konserine gittim. Caz festivali vardı İstanbul'da. Gün içinde akşam İstanbul'da neler var diye bakıyordum ve bir tane Brezilyalı adamın çaldığını gördüm. Bilet aldım. Son dakikada bir arkadaşımı çağırdım. O da tamam geliyorum dedi. Konser alanına direkt yani konser zamanı buluşup konsere girdik. Bamonti adadaki Babylon'da. Babylon'da.

Adam akustik, yumuşak ve tek başına bir gitarla çalıyordu. Konser başladıktan sonra bizim önümüzde iki kişi vardı. Bir tane genç bir erkek ve genç bir kadın. İlk iki şarkı boyunca bu insanlar bir şey yapmadılar. Şarkılar da tatlıydı. İnsanı sakinleştiren ve yumuşatan bir müzikti. Ama ikinci şarkıdan sonra önümüzdeki iki kişi böyle gülüşmeye başladılar. Önümüzdeki adam sürekli gülmesini tutmaya çalışıyordu. Ama yani bunu üç şarkı boyunca falan tutamadı. Böyle sürekli... diye gülüyor falan. Sonra yanımdaki kadın da gülüyor. Ve insanların gülüp eğlenmesi tabii ki çok güzel bir şey ama bu akustik bir konser olduğu ve adamın sesi de çok yüksek olmadığı için bir süre sonra böyle rahatsız etmeye başladılar yani. Konserin bir bölümünde o kadar çok güldüler ki çömüp gülmeye devam ettiler. Bildiğin anında çömdüler ve güldüler yerde. Biz de bakıyoruz arkadaşımla ne oluyor falan diye. Sonra bunlar aslında dört kişilik bir grupmuş. Yanlarında iki erkek daha varmış. Erkek de işte adamla kadına şey diyordu. Gora esprisi, gora repliği yapıyordu. Çok dikkat çekiyorsunuz falan diyordu. Neyse biz arkadaşımla biraz gülmelerinden sıkılıp başka bir yere geçtik. Çünkü konseri duyamıyorduk yani.

Geçtiğimiz ikinci yerde de arkamızda bir tane orta yaşlı bir adam ve kadın vardı. Şarkılar çalarken yüksek sesle konuşuyorlardı. Ve şarkı aralarında Brezilyalı müzisyen bir şeyler söylediğinde, bazen İngilizce söylüyordu, bazen Portekizce, bu orta yaşlı adam böyle falan diye bağırıyordu. Galiba bu bazı insanlar da oluyor. Hayatları boyunca insanlar 40 yaşına kadar dışarı çıkmıyorlar.

Transkriptin tamamını oku

Sonra ilk defa dışarı çıktıklarında da garip davranıyorlar. Ya da belki arkadaşlarınız da vardır. Mesela yabancı biriyle tanışınca yabancı birinin de insan olmadığını düşünüyor insanlar. Mesela Amerikalı biriyle tanışıyor ve onun için Amerikalı biriyle tanışma konsepti o kadar garip ki ona sanki böyle uzaylıymış gibi davranıyor. Bizim arkamızdaki adam da biraz öyle.

Yapıyordu ve yani konserde böyle adam İngilizce konuştuğunda saçma şeyler bağıran insan sayısı da vardı yani biraz. Eğlenceli bir yerden değil de sinir bir yerden bağırıyorlardı bence. Çünkü adam İngilizce bir şeyler söylüyor, insanlar da falan diye bağırıyorlar yani ne yapıyorsunuz? Bu orta yaşlı adamdan sonra ben ve arkadaşım biraz daha öne gittik. Konseri daha iyi dinleyebilmek için. Daha öne gidince de tam önümdeki kadın sürekli mesajlaşıyordu. Telefonunu çok yukarı kaldırıyordu. O yüzden ben de mesajlarını görebiliyordum maalesef. Sevgilisiyle mesajlaşıyordu. Sevgilisiyle mesajlaşmayı kestiği anda video çekmeye başlıyordu. Bu da çok az beni rahatsız etti. Ve şu an benle ilgili şey diye düşünüyor olabilirsiniz. Yani bu çocuk niye sürekli etrafında olanlara bakıyor, konseri dinleyemiyor mu diye düşünüyor olabilirsiniz.

Ama bu sefer ortam yani çok iyi değildi cidden. Sonra arkadaşımla en öne geçtik. Sorun biraz çözüldü gibi oldu en öne geçince. Çünkü direkt adamı görüyoruz. Ama adam da sesten rahatsız olmaya başladı. Konseri veren adam. Mesela bir tane şarkısı bittikten sonra şey dedi. Sahnede olmanın en kötü yanı seyircilerin her tepkisini görebilmek. Bu son çaldığım şarkıda işte çok eğlenmediğinizi gördüm. Bundan sonraki şarkı daha iyi olacak dedi. Sonra konser bitti.

Adam teşekkürler dedi çıktı ve hani herkes adam geri gelsin diye alkışladı. Adam geri geldi. Konser alanında o kadar çok ses vardı ki ve adam yani bundan önceki şarkılarında da şarkılarını başlatırken hep gitarı uzun süre çalıyordu. Hani insanların sessizliğini bekliyordu. İnsanlar biraz sessizleşince de şarkıyı söylemeye başlıyordu.

Bu son işte sahneye geri geldikten sonra da gitarı çaldı, çaldı, çaldı. Kimse sessizleşmedi ve şey dedi hani bu konserin gerçekten son şarkısı. Birazdan dışarı çıkacaksınız. Hani dışarıda konuşabilirsiniz. Niye şu an konuşuyorsunuz dedi. Ama insanlar bunu da duymadı. Hani sanki şey gibi hissettim. Konser alanındaki insanlar kendilerini bir barda zannediyorlar. Canlı müzik yapan adamı da barda açılan radyodaki müzik zannediyorlar gibi bir hava vardı.

Benim arkadaşım gerildi bir süre sonra yani sessiz olur musunuz diye insanları uyarmaya başladı. Neyse sonra son şarkıyı da dinleyip çıktık. Yani çok ilginç bir konser deneyimiydi çünkü böyle ansiyete krizi gibi bir konserdi. Hani seslerin geldiği yerden kaçmaya çalışıyorduk ama hiçbir zaman kaçamıyorduk. Bir an şey diye düşündüm. Aslında hiçbir zaman tamamen sessizlik içinde düşüncelerimiz de oluyor muyuz falan böyle saçma sapan şeyler düşünmeme sebep oldu ya da

hiçbir zaman insan gürültüsünden hayatım boyunca kaçabilir miyim diye düşünmeme sebep oldu ki ben yüksek sesle konuşmasını tamamen destekleyen biriyim. Şeye katılmıyorum yani, böyle Norveç'teki uzaylı insanlar gibi yürüyelim, robot gibi hareket edelim, gülmeyelim, sessiz konuşalım. Biri böyle yüksek sesle konuştuğunda o kişiyi aşağılayalım. nasıl yüksek sesle konuşursun, sen Avrupa medeniyet toplumunun bir üyesi değil misin, sen beyinsiz misin yüksek sesle konuşuyorsun gibi bir insan değilim yani. İnsanların insan olması güzel yani. Böyle yüksek sesle bağırması, gülmesi, şarkı söylemesi ve birini rahatsız etmesi de güzel bence. Sadece bu dinlediğimiz konserde şöyle bir sıkıntı vardı. İnsanlar bir yere gidiyorlar.

Ama bazen sadece bir yere gitmek için gidiyorlar gibi. Yani o konsere gelip birileriyle konuşacaksan gelmenin... Yani çıkabiliyorsun. Çok rahat konserden çıkabilirsin ama çıkmıyorsun. Ve çıkmayarak... Hem belki insanlar... Bilmiyorum ama sevmediysen de çık yani. Hani çok, çok, çok kolay bir şey aslında.

İnsanlar niye böyle şeyler yapıyor anlamıyorum. Yani herhalde konsept olarak bazen insanlara bir konsere gitmek iyi bir fikirmiş gibi geliyor. Aynen, şu an Bomontiya'da da Babylon'da jazz festivalindeyim demiş oluyorlar hafta sonu ne yaptın dendiğinde. Ama aslında o kişinin hafta sonu yaptığı şey bana ansiyete krizi geçirtmek konser sırasında.

Bu arada sonraki gün başka bir konsere gittim. Yine aynı yerde, Bomonti Ada Babylon'da. Yine caz festivali kapsamında ve Eday Oasis isimli bir kadın vardı. Ve çok iyiydi. Onun linkini açıklamalara koyarım, Spotify linkini. O çok iyiydi ve çok canlı müzik çalıyordu. Hani insanların yüksek sesle konuşup başkalarını rahatsız edebileceği bir ortam yoktu. Ama zaten kadının enerjisi herkesi içine çektiği için çok havalı bir kadındı. Herkesi içine çekti. Aynen, herkes dans etti yani tüm konser boyunca.

Bu benim küçükken de, yani daha gençken de düşündüğüm bir konu. İnsanlar böyle konser yerlerine, gece kulüplerine veya barlara gittiğinde gerçekten eğleniyorlar mı yoksa sahte mi duruyorlar? Önce bu konuyla ilgili cevabımı verip, sonra da bunun nüanslarını açıklamak istiyorum. Çünkü bence bir ile sıfır gibi, siyahla beyaz gibi düşünebileceğimiz konu değil yani. Çok daha komplike, çok daha şiirsel, çok daha bir konu. Cevabım şu, bazı insanlar eğleniyor, bazıları fake yapıyorlar. Bazı insanlar hem eğleniyor hem fake yapıyor. Ki fake olmak ne demek? Bu da başka bir soru. Sahte davranmak ne demek yani? Ne zaman doğal davranıyoruz? Ne zaman istediğimiz gibi davranıyoruz?

Ya da yani bir toplumun içinde yaşıyoruz ve her davranışımız aslında toplumun başka davranışlarından dolayı kaynaklanıyor. Yani bizi bir ailemiz yetiştirmese ya da başka biri ya da okulda arkadaşlarımızla büyümesek, hani konuşmayı bile bilemeyeceğiz. O yüzden düşünürsek her davranışımız sahte olabilir ama şu an bu kadar felsefik bir yere girmeden tekrar gece kulüpleri ve dans olayına gelmek istiyorum. Ben lisedeyken, buna daha önce değinmiştim, Üsküdar Amerikan isimli bir özel liseye gidiyordum.

Ve ben lisede böyle barlara ve gece kulüplerine gittiğimde insanların direkt baya sahte olduğunu düşünmüştüm, kimsenin eğlenmediğini düşünmüştüm. Sonra üniversitede gece kulüplerine çok gitmedim çünkü üniversitenin ilk iki senesinde zaten her yerde patlama oluyordu. Aynen o yüzden çok dışarı çıktığımı hatırlamıyorum açıkçası. Sonraki senelerde de yavaş yavaş dışarı çıkmaya başladım ama çok çıkmadım. Zaten YouTube videosu yapıyordum sürekli ve biraz da fazla çalışıyordum. Bundan daha önce bahsetmiştim yani çok fazla sosyalleşmiyordum. Sonra zaten pandemi oldu. Pandemiden sonra biraz da böyle dans etmeye, gece kulüplerine gitmeye başladım.

Ve sonra şeyi fark ettim, lisede benim barlara ve gece kulüplerine gittiğimde gerilmemin sebebi beraber gittiğim insanlar ve gittiğimiz yerlerdi. Çünkü farklı gece kulüpleri var, farklı barlar var, farklı şekillerde eğlenebileceğiniz ve farklı insanlar var, farklı şekillerde eğlenebileceğiniz. Benim beraber gittiğim arkadaşlarım lisede, biraz daha gergin insanlardı ve daha çok başkaları tarafından nasıl görüldüklerine fazla dikkat eden insanlardı. O yüzden ortamda hep garip bir hava oluyordu. Böyle herkes çok havalı giyiniyordu. Özelokul tayfasını düşünebilirsiniz. Aynen o yaşta böyle çok havalı elbiseler ki o da eğlenceli olabilir aslında. Ona bir şey demiyorum. Ya da böyle erkekler gömlek giyiyordu ama kravatsız ve ceket böyle mafya falan gibi geliyorlar. Ve böyle fazla havalı yerlere gidiliyordu hep beraber. Ben de bu insanlarla

Böyle havalı yerlere gittiğim için, havalı dediğimde böyle fazla temiz, biraz lüks. Garsonlar da mafya gibi. Ve açıkçası benim bu beraber takıldığım insanlar yanlarında aşırı rahat olduğum insanlar da değildi. Ama sadece benim başka arkadaşlarım o kadar dışarı çıkmıyorlardı ve bu insanlar çıkıyordu ve beni de çağırıyorlardı ve ben de onlarla gidiyordum. Tüm bunların birleşmesinden kaynaklanan sebeplerden dolayı

Wikipedia şeyine döndüm bir an böyle. Mekanın biraz lüks olması, arkadaşlarımın biraz kendilerinin nasıl göründüklerini fazla düşündükleri için çok temiz ve pürüzsüz bir izlenim sunmaları karşısındaki insanlara ve benim onların yanında rahat hissetmemen böyle gidip oraya rahatça dans edemiyordum yani ve sürekli hani insanlar ve Tabii ki şey, gençler yani ne yapacaklarını bilemeyebiliyorlar. O yüzden mesela benim arkadaşlarım da belki geriliyordu oralara gittiklerinde. Ve insanlar ne yapacaklarını bilmediklerinde, nasıl hareket edeceklerini bilmediklerinde kafalarındaki en yakın şeyi düşünüyorlar. Mesela ailem dışarı çıktığında şöyle davranıyordu deyip onları biraz taklit ediyorlar. Hani çocuklar da böyle yapıyor ya, fikirleri varmış gibi konuşuyorlar ama aslında tek yaptıkları şey başkalarını taklit etmek. Ya da izlediğin filmleri veya dizileri düşünüp oradan ne gördüysen onu yapıyorsun. Ama herhalde arkadaşlarımın aileleri sıkıcıydı veya izledikleri filmler ve diziler de kötüydü. Neyse aynen tüm bunlardan dolayı eğlenmiyordum. O yüzden de gece kulüplerini böyle bir şey zannediyordum ve sonra böyle

Ben de şeyler görüyordum. Dane Redcliffe'in bir röportajı vardı. Ona şey diye soruyorlardı. Gece işte dans etmeye çıkmak mı, evde kitap okumak mı diye. Dane Redcliffe de kitap okumak diyordu röportajda. Ben de bunu görüp şey demiştim. İşte aynen kulüpler benim için değil ya da barlar, insanların dans ettiği yerler. Ben evde kitap okuyan havalı insan olacağım. Çünkü öyle yerlere giden insanlar sahte. Sahteler. Gerçek değiller.

Ama pandemiden sonra etraflarında duygularımı ve düşüncelerimi söyleyebildiğim, insanlarla dışarı çıktığımda ve dans etmeye gittiğimde tamamen farklı şeyler hissettim. Ve bazen şey güzel oluyor, böyle çalışıyorsunuz çalışıyorsunuz ya da arkadaşlarınızla bir şey yapıyorsunuz, güzel bir sohbet ediyorsunuz, güzel aktiviteler yapıyorsunuz, duygularınızı anlatıyorsunuz ve sonra akşamında bir yere dans etmeye gittiğinizde böyle hayatı kutlamak gibi oluyor. O his çok güzel bir his, yani gerçekten yaşadığınızı hatırlıyorsunuz dans ederken veya yaptıklarınızı hatırlıyorsunuz ve şu an Emma Chamberlain oldum bu arada değil mi? Ve şeyi de hatırlıyorsunuz hayatın aslında yani bitecek olduğunu bazen mutsuz bazen mutlu olduğunu ve her şeyin yaşandığını ama ona rağmen dans ettiğinizi hatırlıyorsunuz ki bu da harika bir lüks Dans edebilmek lüks aynen. Bazı insanlar çünkü gergin oldukları ve ansiyetik oldukları için vücutlarını o kadar kullanamıyorlar ki bence vücudu rahat kullanabilmek de zor baya. Ve dans ederken bir konserde ya da bir yerde başkaları sizi izliyor mu diye düşünmek de zor.

Ve bir yerde dans ediyorken bazen insanlar nasıl gözüktüklerini fazla düşünebiliyorlar. Bence bu da küçük bir problem. Ve bence bu da insanların gittiği yerlere de bağlı, insanın kendisine de bağlı. Eğer mesela gergin bir yere gidiyorsanız, herkesin havalı giyindiği ve birbirini gözlediği, böyle yerler çok var. Ben böyle yerlerde aşırı rahat edemiyorum ve böyle yerlere gittiğimde sanki şey gibi geliyor. Yani bu tip insanlar orada daha çok oluyor.

Ve şu tip, açıklıyorum. Sanki oraya eğlenmek için gelmemişler. Sanki eğlence kendilerine gelsin diye oradalar. Hani oraya gidince eğlencenin kendilerine geleceklerini düşünüyorlar ama eğlence yani hem oldukları mekandan hem de kendi içlerinden gelmeli aslında. Kimse bir anda oraya eğlence getirmeyecek yani siz gece kulübüne gittiniz diye.

Böyle gergin yerlerde ben çok rahat yapamıyorum ki artık biraz daha rahat yapmaya başladım. Kendi taktiğim de şey, ben eskiden dans ederken elim kolum bir araya çarpıyor mu diye fazla dikkat ediyordum ve işte insanların önünde miyim arkasında mıyım hani sürekli çünkü birileri bir yere geçiyor, birilerinin yolunu kapatıyor muyum diye fazla düşünüyordum. Ama artık bir taktiğim var, gözlerimi kapayıp dans ediyorum. O yüzden birine çarpsam da benim suçum değil yani ben gözümü kapamıştım.

Sadece bazen kolumu falan fazla yukarı kaldırırsam birilerine çarpabiliyor. O kötü oluyor. Ama yapacak bir şey yok. İnsanlar da o kadar umursamıyormuş aslında yani çarpma olayını. Ama geçen gözümü kapatıp dans ediyorken bir ara gözümü açtım. Sonra biri gelip bana gözünü kapatmaya devam et, çok tatlıydın dedi. Ama bu beni şey hissettirdi, kötü hissettirdi. Çünkü gözümü kapadığımda insanların beni görmediğini düşünüyorum gibi ya da ben onları görmüyorum. Ama onlar bana bakmaya devam ediyorlarmış ve biri bana bakmış yani.

Belki bunu tatlı biri söyleseydi böyle düşünmezdim ama o sırada kötü hissettim yani, alanıma girilmiş gibi hissettim. Ve tabii ki insanlar bir yere gittiklerinde görülmek istiyorlar ve gece dışarı çıktığınızda bir kutlama için böyle süslenip püslenmek de eğlenceli olabiliyor. Ama bu sahte gelen insanlarla ilgili sıkıntım değil de onlarla beraber olmak istemememin sebebi şu. Zaten gün içinde de performans yapıyoruz sosyal hayatımızda. Yani sürekli bir kişiliğimiz var ve o kişiliği devam ettiriyoruz ve bazen yorabiliyor bu beni.

Ve böyle bir yere dans etmeye gittiğimde hani daha rahat olabilmek istiyorum. Ama bu gergin olarak bahsettiğim insanlar için bence bu performans gece çıktıklarında ekstra bir performansa dönüyor. Yani performansın da performansına dönüyor. İkinci katı çıkıyorlar performanslarına. Kısacası bir yerde eğleneceksek benim birkaç parametrem var. Birincisi, duygusal olarak yakın hissedebildiğim arkadaşlarımla çıkıyorsak zaten hiçbir sıkıntı yok. Gergin bir yere gitsek bile onlarla eğlenebileceğimi düşünüyorum. En azından ortamın gerginliğiyle insanlarla dalga geçeriz. İkincisi, sakin olduğunu düşündüğüm ama çok tanımadığım insanlar da olabilir. Yani kafa denge olduğunu düşündüğüm insanlarla da.

bir yerlere gidebilirim. Üçüncüsü gittiğimiz yer yani. Gittiğimiz yer gerginse ve yakın arkadaşlarımla değilsem yani çok bir anlamı olmuyor. Ya da bazen influencer partilerine gidiyorum mesela. Orada da gergin oluyor çünkü tüm influencerlar birbirlerini tanıyor oluyor ve birbirleriyle ilgili bir şeyler düşünüyor oluyor zaten. Influencerların hayatı da kendilerini ve yaptıklarını paylaşmakla ilgili olduğu için bence bazen gerçekten eğlenmeye çok fazla vakit bulamıyorlar. Ben de bulamıyorum influencer partilerinde çünkü genelde tuhaf bir ortam oluyor yani. Herkesin birbirine baktığı ve gergin durduğu. Ve influencer partilerinde eğlenceli gözüküyor olabilir storylerden ama ışıkları da açıyorlar ki oraya gelmiş influencerların marka görüntüsünü çekebilsin yani. Ve her yerde markanın ismi falan da oluyor. Yani çoğu parti %90'ı böyle bir kameraman dolaşıyor zaten etrafta seni eğlenirken çekmeye falan çalışıyor. Yani o yüzden influencer partilerinin iyi olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ya da böyle film galaları da çok eğlenceli olmuyor genelde.

Bu da başka bir bakış açısı oldu influencer'lık üstünden. Ben geçenlerde konserlerde eğlenmekle alakalı bir kısa hikaye yazmaya çalıştım. Belki şu an bunu konuşmam bu kısa hikayemi daha iyi yazabilmeme sebep olacak. Çünkü ben bu kısa hikayeyi yazamadım. Şöyle bir sıkıntım oldu. Hikayede iki karakter vardı. Birincisi ana karakter, ikincisi de ana karakterin arkadaşı. Ve bu iki kişi bir DJ performansına gidiyorlardı.

Ve sonra bizim ana karakterin arkadaşı sürekli performans sırasında bir şeyden sıkılıyordu. İşte istediğim gibi müzik çalmıyorlar. Şu böyle değil, bu böyle değil diye sürekli sıkılıyordu. Bizim ana karakter de hani arkadaşına şey diyordu. Gel başka bir yere gidelim. Ama arkadaşı gitmek istemiyordu. Niye bilmiyorum.

Şöyle açıklamıştım, bilet aldık zaten buradayız, gitmemize gerek yok diyordu. Ama sürekli DJ performansında sıkılıyordu. Telefonuna bakıyordu, story koyuyordu. Koyduğu story'i kim izlemiş ona bakıyordu. Ve böyle sürekli üfleyip püflüyordu. Hatta sonra konserdeki başka insanlarla konuşup... ...işte konser de kötü ya, DJ de iyi değil falan diyordu. Ama sonra bu hikaye şey oldu... ...yan karakter o kadar sıkıcı bir karakter oldu ki... ...hiçbir yere gitmedi hikaye yani. Bunu nasıl değiştirebilirim bilmiyorum. Ama eğer yazarsam haberiniz olur zaten.

Ve ben bu kısa hikayeyi o Brezilyalı adamın konserine gitmeden yazmıştım. Yani bazen gerçek hayatta yaşadığımız şeyler. Aynen komik bir tesadüf yani. Hatta yani hikayeyi yazmamaya karar vermiştim işte biraz önce dediğim gibi yazamadığım için ama bu olaydan sonra tekrar hikayeyi yazmayı denemeye karar verdim. Çünkü aynen öyle.

Bir de lisede şöyle bir bence benim sıkıntım vardı beraber dışarı çıktığım insanlarla. Bu insanlar benim kendimi onlara kabul ettirmek istediğim insanlardı galiba ya da beni dışarı çağırsınlar istediğim insanlardı. Sonra bu insanlarla dışarı çıkıp dans etmek... Herhalde o sırada benim onaylanma korkum falan da oluyordu yani onlarla iken, o da olabilir. Ve şu an o insanlarla takıldıktan sonra lisede şey diye de düşünüyorum, saçmaymış yani. Zaten aslında iyi anlaşabildiğim insanlar varken gidip kendimi büyük ihtimalle başka sebeplerden dolayı

Büyük ihtimalle benim de beynimde böyle bir sıkıntı var. Bazı insanlar bana da daha havalı geliyor olabilir ya da onlar kendilerini daha havalı göstermeye çalıştıkları için kendilerine yaptığı reklam benim beynimin içinde maalesef işe yaramış olabilir. Ama şu an o reklamlarınızı yıktım arkadaşlar. Şu an şey oluyor, bazen o lisede beraber dışarı çıkıp eğlenmediğim arkadaşlarımı dışarıda konserlerde görüyorum ve bir anda beynim o zamana gidiyor ve kendimi kötü hissediyorum ve bazen şey gibi geliyor, bu insanlarla aynı yerdeysem ben zevksiz miyim? Ya da şey gibi geliyor, böyle İstanbul küçük bir köy yani bu insanlardan hiçbir zaman kaçamayacağım ve ben de bu insanlar mıyım diye düşünüyorum çünkü o insanlar gibi olmak istemiyorum.

Bunu şu an kesinlikle kendim düşündüm. Bu arada şey de var. Bize küçükken vücudumuzu nasıl kullanacağımızı çok öğretmiyorlar. Yani dans etmeyi, bazı insanlara gülmeyi bile öğretmiyorlar. Çok üzücü ya.

Yani tabii ki şanslı olan insanlar böyle dans kurslarına ailesi yollayabiliyor. Ama yani eğer öyle bir yere gitmiyorsanız, kimse size hani vücudunuzu rahatlatıp rahat olun demiyor. Mesela bu eğitimi futbolculara verseler. Çünkü onlar koşuyorlar, spor da yapıyorlar ama çok gerginler. Hemen kavga falan ediyorlar ama belki direkt sarılırlardı. Vücutlarını rahat... Dans ederlerdi böyle. Birbirleriyle kavga etmek yerine dance-off yapıyor. Düşünsene, toksik erkekliğin çözümü dance-off olabilir mi?

Aynen. Mesela sokakta insanlar kavga yerine bir anda dans challenge'ına girseler çok iyi olmaz mı? İki araba böyle çarpışıyor gibi oluyor. Sonra arabadan çıkıyorlar. İşte sen ne yapıyorsun lan falan diye bağırıyorlar. Sonra dans ediyorlar. Ya da şarkı da söyleyebilirler yani. Rap falan... Oha karnım öyle bir gururladı ki. Ya da şarkı da söyleyebilirler. Rap de yapabilirler. Ben ilkokuldayken bir tane hocamız bize gözümüzü kapatıp meditasyon yaptırmıştı, onu hatırlıyorum ve bana o kadar iyi gelmişti ki, işte kendinizi şurada hayal edin diyordu kadın, ben kendimi orada hayal ediyordum yani böyle bir adada falan havada süzülürken hayal ediyordum. Çok sakinleştirmişti beni. Böyle insanlara küçük yaşta yapılan küçük eklemeler çok iyi geliyor yani. O yüzden küçük bir tanıdığınız varsa ya da 12-13 yaşında. Ama ergenler de dans etmemek üstüne kur, böyle bıkkınlık üstüne yaşıyorlarmış gibi. Özellikle ergenler çok sıkıyorlar kendilerini, annelerine sinirlenmek için, ya anne ya falan demek için çok sıkıyorlar.

sürekli aklıma bir şey geliyor ama şöyle bir şey de oluyordu ben lisede arkadaşlarımla çıktığımda bu arada lisede hazırlık okumuştum ve ben bir sene okula geç başladım o yüzden ailemi tutuklayamazsınız gece kulübüne gittiğim için bu anlattığım tüm hikayelerde 18 yaş üstüydüm aynen gergin olduğumda biraz hızlı içebiliyordum lisedeyken bu kadar bunu diyecektim gergin olunca içiyordum böyle bir iki birayı hemen Yudumluyordum, sonra böyle hızlı hızlı dans ediyordum, zıplıyordum falan sonra da geri dönüyordum. Şimdi sizden yapmanızı istediğim bir şey var. Otobüste olabilirsiniz. Metroda olabilirsiniz. Salonda ailenizle olabilirsiniz. Bir anda dans etmeye başlayın. Kendi etrafınızda dönün. Tamam, kendi etrafınızda dönmeyecekseniz bile vücudunuzu hareket ettirmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu düşünün. Bu arada dans etmekle ilgili bir şey daha var. Eğer insan hayatında çok iyi hissetmiyorsa ya da böyle mutlu hissetmiyorsa dans etmesi de zorlaşabiliyor bazen. Yani böyle rahatladıktan sonra dans edebiliyor bazen insan. Ya da çok içi sıkıştıktan sonra onu atmak için de mi dans edip... Bu bölümü dinlediğiniz için çok teşekkürler. Görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)