Podcast

Yellowstone Patlarsa Ne Olur?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Bir sabah uyandığınızda Dünya'nın en tehlikeli volkanik yapılarından Yellowstone’un patladığı haberini adlığınızı bir düşünün. Dünya’nın neresinde olursanız olun bu tüm insanlık için çok iyi bir haber olmazdı tabii ki... Böyle bir felaketin yol açabileceği şeyler üzerine konuşacağız Hiçbir Şey Tesadüf Değil'in bu bölümünde. Doğanın yanında ne kadar küçük olduğumuzu, volkanik faaliyetler üzerinden idrak etmeye çalışacağız.








Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.992 kelime · ~10 dk okuma

Sabah alarm çalıyor. Her sabah olduğu gibi. Yarı uykuda yarı uyanık telefona uzanıyorsunuz. Bir beş dakika daha ya. Alarmı erteleyip bir beş dakika daha uyuyayım diye düşünürken... ...gözünüz telefon ekranındaki bildirimlere takılıyor. Abi bu ne ya? Sabah sabah. Hiç bu kadar fazla bildirim geldiğini hatırlamıyorsunuz. O yüzden bir dikkatinizi çekiyor bu bildirimler. Fakat bildirimlerin çokluğu kadar içeriği de odağınızı eline geçiriyor bir anda. Süper volkan yazıyor birisinde. Felaket diyor bir diğeri. Küresel kriz ifadesi geçiyor bir başkasına. Ne oluyor abi sabah sabah? Of! Gözleriniz açılıyor tabii hemen. O beş dakikalık fazla uyku yalan oldu bile.

Hemen doğruluyorsunuz yatakta. Açıyorsunuz bildirimlerden birisini. Daha önce duymuştunuz Yellowstone'u. Adını biliyorsunuz en azından. Ama tam kavrayamıyorsunuz o an ne olup bittiğini. Amerika'da değil miydi bu ya diye aklınızdan geçirirken salona doğru yol alıyorsunuz. Kumandayı alıp hemen bir haber kanalı açıyorsunuz.

Evet sayın seyirciler, şimdi New York'a bağlanıyoruz. Muhabirimiz Birleşmiş Milletler'in önünden bildirecek. Son durum nedir? Evet, Amerika'daymış. Muhabir, Birleşmiş Milletler'in önünden haber yapıyor. Of, neler olmuş abi.

Transkriptin tamamını oku

Sonra bir alarm sesi daha. Telefonun alarmı. Gözünüzü açıyorsunuz. Geç kalmışsınız. Ekranda ise bildirimler yok. Geç kalmışsınız ama bir süper volkan patlamasına uyanmadığınız için yine de bir rahatlıyorsunuz. Gerçekten

de böyle bir sabaha uyanmak istemezdiniz değil mi? Kim ister ki? Yellowstone'un patladığı haberini aldığınız bir güne başlamak. Dünyanın neresinde olursanız olun, bu tüm insanlık için çok iyi bir haber olmazdı tabii ki.

Neden mi? Gelin bugün bu korkutucu ihtimal üzerine konuşalım. Dünya tarihinde sayamayacağımız kadar çok yıkıcı doğal olay gerçekleşti. Bizim açımızdan bunlar birer felaket elbette. Ancak doğal sürecin birer parçası aslında bunlar.

Bazen bir buz küresine dönüştü dünya. Bazen bir meteorun hedefi oldu. Devasa depremler gördü gezegenimiz. Ve çok yıkıcı süper volkan faaliyetlerine de şahit oldu. Hatta bu doğa olaylarının bazıları 5 kitlesel yok oluş adını verdiğimiz ve neredeyse tüm dünyada canlı yaşamın tamamen sonunu getirmeye yaklaşmış durumlar da yarattı.

Öyle ki kimi olayda canlılığın %90'ından fazlası yok olmuştu bile. Fakat işte yaşam çok inatçıydı ve bir şekilde gelişip serpilecek fırsatı yarattı. Günümüzde ise dünyanın yaşı itibariyle ilk zamanlarında yaşadığı dramatik olayların çok daha azı gerçekleşiyor. Gezegenimizin olgunlaşmış olması sağ olsun, belirli aralıklarla tekrar eden bazı devasa felaketlerin nispeten durulduğu bir döneminde olduğumuz için rahatız.

150 bin yıl kadar önce yaşanan buzul çağının sona ermesi mesela. Özellikle de biz insanlık için büyük bir fırsat doğurmuştu bu. Fakat şunu da iyi biliyoruz. Hiçbir zaman tamamen güvende değiliz. Bu doğal döngünün bir parçası olduğumuzu unutmamak gerekiyor. Bir asteroit ya da yeni bir buzul çağı bizi de bulabilir yani.

Bunun yanında insanın etkisiyle büyüyen iklim değişikliği, büyük depremler ve elbette süper volkan gibi faaliyetler de hala yaşanabilecek felaket olasılıkları arasında yer alıyor. Bunların bir çoğunu özellikle de depremleri önceden tahmin etme fırsatımız pek yok maalesef. Ancak konu süper volkanlar olduğunda bir öngörü yapabilme şansına sahibiz. Bunu da teknolojinin ilerlemesiyle sahip olduğumuz ölçüm araçlarına borçluyuz aslında.

Bu sayede bir miktar da olsa tahminde bulunabilme şansı yakalıyoruz. Peki ama bu neyi değiştirir ki? Yani biz süper volkanın patlayacağını öngörsek bile ne yapabiliriz? Gerçekleşecek felaketi nasıl önleyebiliriz? İşte bu cevabı pek de iç açıcı olmayan bir soru.

Bir düşünsenize. Başınıza gelebilecek felaketin kaynağı küresel etkiye sahip bir süper volkan olsa mesela. Örneğin Amerika'daki Yellowstone. Hani şu bölümün başında bahsettiğim kabusta geçen süper volkan. Öyle bir felaketi bugün yaşasaydık bizi neler beklerdi acaba? İşte ana sorumuz da bu.

İlk olarak içinizi rahatlatmak isterim. Amerika'daki Yellowstone Milli Parkı'nın altında bulunan süper volkanın bahsettiğimiz gibi patlama olasılığı çok düşük. Fakat tarihte 3 farklı büyük patlamaya neden olduğunu da unutmamak gerekiyor. Birincisi 2.1 milyon yıl önce, diğeri 1.3 milyon yıl önce ve sonuncusu da 664 bin yıl önce yaşandı bu patlamaların. Neyse ki bugün sahip olduğumuz veriler yakın zamanda yeni bir patlamayı da öngörmüyor.

Ancak yine de varlığı bile endişe verici bir şey aslında. Orada normal bir volkandan binlerce kat daha güçlü bir canavarın uykuda olduğunu bilmek bile insanların zihinlerini kurcalayabiliyor doğal olarak. Bu endişeyi bir temele oturtmak için 2014'te Geochemistry, Geophysics, Geosystems isimli dergide Monitoring Super Volcanoes isimli bir makaleye yayımlanmış ve bu olasılığı yani bu süper volkanın patlaması durumunda yaşanabilecekleri incelemişti. Makalenin detaylarını ve ortaya koyduğu tahminleri anlatacağım elbette. Ama önce şu Yellowstone'u bir tanıyalım isterseniz.

Yellowstone dediğimiz aslında Wyoming, Montana ve Idaho eyaletlerine yayılan ve yaklaşık 9000 km2 genişliğindeki bir milli park. Burası çeşitli doğa aktiviteleri gerçekleştirebileceğiniz ve keyifli zaman geçirebileceğiniz harika bir doğal alan gerçektendi. Hatta dünyanın en eski ulusal parkı burası. Bu alanda kanyonlar, şelaleler, nehirler, sıcak su kaynakları ve sayısız hayvan türü bulunuyor. Ama işte burada doğa yürüyüşü yapan birçok insan kimi zaman devasa bir süper volkanın üzerinde yürüdüğünü de unutabiliyor. Evet, bu ulusal park 50 kilometreye 70 kilometrelik bir alanı kaplayan dev bir süper volkanın tam da üzerinde bulunuyor.

Aslında bu da bir tesadüf değil. Volkanların bulunduğu bölgeler yine volkanın kendisinden kaynaklı olarak zengin mineral depolarına sahip olur. Dolayısıyla da bu bölgeler çok verimli topraklardan oluşur. Kaldı ki tarih boyunca insanlar birçok kez bu verimliliğe aldanarak volkanların eteklerine yerleşmiş ve birçok felaket de bu şekilde gerçekleşmiştir hatta. Yellowstone'un doğal güzelliği ve çeşitliliğini sağlayan en önemli etken de altında yatan yıkıcı canavardır aslında.

İşte tam bu noktada süper volkan terimine bir parantez açmamız lazım. Bir süper volkanı sıradan bir volkandan ayıran şey nedir? Buna bir bakmak gerekiyor. Onu da kısa bir aradan sonra konuşacağız. Evet, biz süper volkanla normal volkanın arasındaki farkları konuşacaktık değil mi? Şöyle izah edeyim size bu farkı.

Süper volkan ifadesi bilimsel bir terim değil aslında. İlk olarak 1940'larda kullanılmaya başlanmış. Fakat 2000 sonrasında bilim camiasında da kabul görmüş bir tabir diyebiliriz süper volkan için. Elbette büyüklük en önemli belirleyici burada. Ona şüphe yok. Ancak mevzu bahis bu büyüklüğün de bazı birimleri var. Burada karşılaştırmalı olarak ilerleyeceğim. Ki nasıl bir büyüklükten bahsettiğimiz daha net otursun zihinlerde.

Şimdi bir volkanik patlayıcılık endeksi mevcut. Volkanik patlamaların patlayıcı özelliğinin göreli ölçüsü de diyebiliriz buna. 0 ila 8 arasında logaritmik bir ölçek bu da. Yani her 1 derecelik artış 10 kat daha yüksek şiddet anlamına geliyor.

Depremler için kullanılan Richter ölçeğine benzer bir ölçekten bahsediyoruz. İşte bu ölçekte volkanik patlamanın ortaya çıkardığı maddenin hacmi ve bulut yüksekliği gibi gözlemler kullanılıyor. Bu ölçeklerin de birer ismi var. Genellikle Hawaii'de sürekli gerçekleşen ve 0 ila 1 ölçeğindeki patlamalara Hawaii ismi verilir. 2 ila 3 arasında ölçeklenen patlamalara Strombolian ve Vulkanian diyoruz.

4 ve sonrasında ölçeklenen patlamalar ise Plinyan olarak adlandırılıyor. Bu isimde Pompei ve Herkülenyum'u yok eden, ünlü Vesuvius volkanının patlamasını raporlayan ve genç Pliny olarak bilinen bir yazardan geliyor. Ki o patlama 5 seviyesi bir patlamaydı. Ve sonrasında Plinyan üstü patlamalarda başlamıştı.

Aslında Vesuvius yanardağı da Campi Fiegri olarak bilinen bir süper volkan sisteminde bulunan küçük bir volkandı. Fakat daha büyük patlamalar da vardı elbette. Ki onları da bu zamana kadar gördüğümüz en şiddetli volkan patlamaları olarak tanımlayabiliriz. Mesela 1883'te Endonezya'da gerçekleşen ve 35.000'den fazla kişinin ölümüne yol açan Krakatoa Volkan Patlaması ve 1993'te Filipinler'de gerçekleşen Pinatubo Patlaması verilebilecek örnekler. İşte bu ölçekteki patlamalar da 6. seviyedeydi. Ortaya çıkardıkları toz bulutu 30 kilometreyi aşan ve 10 kilometre küp üzerinde malzeme püskürten canavarlardı bunlar.

Bu seviyedeki patlamalarsa yalnızca 100 yılda 1 gibi bir frekansta gerçekleşiyor. Aynı endekse göre 8 ve üzeri patlamalar içinse mega yıkıcı tabiri kullanılıyor. Ve bu düzeyde bir yıkıma yol açabilecek 20'ye yakın süper volkanın var olduğu düşünülüyor. Ancak en önemli aday da Yellowstone olarak görülüyor.

Bu tip bir süper volkan patlamasının Krakatoa'dan 50 kat daha kuvvetli olabileceği ve 50 kilometreden daha yükseğe uzanan bir bulut ortaya çıkarabileceği düşünülüyor. 10 kilometre küpün karşısında 1000 kilometre küpten daha fazla malzeme püskürtebilecek bir şeyden bahsediyoruz. İşin kötüsü böylesi bir patlamanın tam olarak nasıl gerçekleşeceğine dair elimizdeki tek şey ise tahmin var. Zira yazılı tarihte bir süper volkan patlamasına hiç tanık olmadık henüz.

Dünya tarihinde gerçekleşen son süper volkan patlaması 26.500 yıl önce Yeni Zelanda'da gerçekleşen Taupo Volkanı patlamasıydı. Peki böyle bir patlama için gerekli şartlar oluşur ve gelecekte cidden gerçekleşirse ne olacak? İşte bunun için Geochemistry, Geophysics ve Geosystems'ın makalesine geri dönebiliriz.

Bu makalede karşımıza çıkan en çarpıcı gerçeklerden birisi şu. Böyle bir patlama esnasında ilk etapta piroklastik akıntı olarak bilinen bir toz ve gaz bulutunun saatte 300 km hızla dört bir yana yayıldığını göreceğiz. Bu bir toz bulutu gibi görünse de aslında bir çığdan farksız, çok yüklü bir materyal dalgası gibi düşünebiliriz. Mesela 1902'de gerçekleşen dördüncü seviye bir patlama sonucunda Fransa antillerindeki Martinique'de bulunan bir köy bu piroklastik akıntı nedeniyle yerle bir olmuştu.

Bu ilk etki sonrasında elbette hava yoluyla çok daha geniş bir bölgeye yayılacak ilk toz ve gaz bulutu da söz konusu olacak. Bu büyüklükte bir süper volkanın patlaması durumunda ortaya çıkacak volkanik toz bulutu nedeniyle Wyoming, Montana, Idaho ve Colorado gibi eyaletlerin tamamı neredeyse bir metreden fazla bir volkanik külle kaplanırdı. Yani Türkiye'nin yüz ölçümünden fazla bir alandan bahsediyoruz. tüm Türkiye'nin 1 metre volkanik külle kaplandığını bir düşünsenize. Bu elbette gözle görülür etkilerden sadece birisi. Üstelik bu yalnızca külü temizlemekle kurtulabileceğimiz cinsten bir durum olmazdı. Çünkü volkanik toz ve gaz derken bir kamp ateşinden çıkan bir dumandan falan bahsetmiyoruz. Trilyonlarca mikroskobik minik cam ve taş parçasından oluşan bir bulut. Bu tozu solumanız durumunda yaşanacakları bir düşünün.

Akciğerlerde biriken bu malzeme uzun vadede milyonlarca ve hatta milyarlarca insan ve hayvan için çok kötü bir haber demek. İlk etapta milyonlarca hayvan ve sayısız bitkinin ölümü anlamına gelir. Diğer taraftan bu korkunç ağırlık altında çatılar ve seralar çökebilir. Haliyle elektrik ve su gibi hayati altyapılar da kullanılaması hale gelir.

Ama bizi bekleyen esas sıkıntı bu ilk etki olmayacaktır. Evet, bir süper volkan patlamasında bizi daha büyük problemlerde bekliyor. Mesela Endonezya'daki Toba Gölü'nde bulunan ve dev bir patlama sonrası volkanın kendi içine çökmesiyle oluşan devasa bir kaldera bulunuyor. Bu göl de 74 bin yıl kadar önce gerçekleşen bir patlamanın sonucuydu aslında.

İşte o patlama sonrasında salınan volkanik toz ve gaz nedeniyle tam 6 yıl sürecek bir volkanik kış başlamıştı bölgede. Bunun sonucunda da 1000 yıl kadar etkisi sürecek bir buz devri başlayacaktı. Bir süper volkan patlaması neden kışa neden olur ki diye sorarsanız bunun açıklaması da şu. Volkanlar patladığında stratosfer tabakasına su buharı, karbon dioksit ve sülfür dioksit salınımına neden olur.

Sülfür dioksit özellikle çok önemli. Zira su buharı ile etkileşime girerek sülfat aerosolleri oluşturur. Bu da güneş ışınlarının dünyaya ulaşmadan yansıması anlamına gelir. Daha az güneş ışığı demek de daha soğuk bir dünya anlamına geldiği için volkanik kış alınıverdiğimiz dönemi başlatır. 74 bin yıl önceki olay da böyle bir dönemi başlatmış ve evrimsel anlamda insanlığı etkilemişti aslında.

ki bu volkanik kış insan nüfusu açısından da çok ciddi bir etkiye neden olacaktı. Bin yıl süren kış nedeniyle insan nüfusu gezegen çapında 10 bine kadar düşecekti. Bu da aslında modern insan türünün tanık olduğu son büyük olaydı. Yine buna benzer bir örnek daha vermek isterim size.

İtalya'da bulunan ve bize en yakın süper volkan olan Campi Flegrei'nin 40 bin yıl önce patlamasının neandertallerin neslinin tükenmesinde büyük bir etkisi olduğu düşünülüyor. Evet. Dibimizde bir süper volkan var yani. Bundan eksik kalamazdık elbette değil mi? Neyse. Tüm bunları düşününce 8 seviyesinin üzerinde bir şiddete sahip olabilecek Yellowstone'un patlamasının neden olacağı etkiyi tam olarak tahmin etmek bile istemiyor insan.

Bu tahmini yapabilmek dahi zor olsa da anlattıklarımdan çok çok daha kötü bir senaryoyla karşılaşabiliriz. Yıllarca sürecek bir kış, kıtlık, enerji sorunu, elektrik ve internet altyapısının çok uzun süre tamamen kullanılması hale gelmesi ve daha birçok etki. Bunun çok küçük ölçekli bir örneğini de 2022 yılında yaşadık aslında. Güney Pasifik'te gerçekleşen 5 seviyesindeki Hunga Tonga Hunga Volkan patlamasıydı bu da.

Bu orta-üst seviye patlama sonrasında bile Tonga ile iletişimin günlerce kurulamamasına, okyanuslardaki kabloların kopmasına, tsunami'lere, küresel anlamda hissedilen şok dalgalarına şahit olmuştuk. Dahası yüzlerce kilometre çapta etkili olan volkanik kül nedeniyle su ve yiyecek kaynaklarının kirlenmesi ve nefes almanın zorlaşması da cabasıydı. O nedenle bir süper volkan patlamasının gerçekleşmesi ne kadar düşük bir olasılık olsa da etkilerini anlamak bize başka bir bilinç kazandırabilir. Aslında o kadar savunmasızız ki, evimiz dediğimiz bu dev gezegenden büyükmüşüz gibi hissediyoruz bazen. İnşa ettiğimiz medeniyetin sonsuz olduğu ilüzyonuna kapılabiliyoruz sıklıkla. Kaynaklar üzerinden birbirimizi yiyor. Yok edici genlerimize hakim olamıyoruz.

Aslında sonumuz bir süper volkan ya da bir asteroit kadar yakın. Bunu bilmek kolektif bilincimizi berraklaştırır diye ümit ediyorum. Umut olmadan yaşayamayız ne de olsa.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)