
2.810 kelime · ~14 dk okuma
Evet, herkese merhabalar. Midas Podcast'e hoş geldiniz. Ben Furkan. Şu an neredesiniz, ne yapıyorsunuz bilmiyorum.
Hatta yaşınızı, gelirinizi, yaptığınız işi de öyle aynı şekilde bilmiyorum. Keşke sizleri tanısam sevgili dinleyenler. Ama hepinizin sık sık aklından geçirdiği bir düşünceden bahsetmek istiyorum bu bölümde. Hayallerimiz, geleceğimiz, değişim için ya da herhangi bir yenilik için hâlâ geç kaldık sayılır mı?
Bir şeyler için çok mu geç? Hele ben o kadar sık söylüyorum ki bunu kendime. Kızıyorum bazı noktalarda. Ama ben kendimi artık ikna edebildim sevgili dinleyiciler.
O yüzden bu bölümde biraz bundan bahsetmek istedim. Ya bu düşünce neden bu kadar hayatımızda? Neden bir şeylere sürekli geç kalmış gibi hissediyoruz? Allah kahretsin ki modern hayatın zorunda bıraktığı akıştan dolayı.
Hayat artık çok hızlı. Her yere yetişmeye çalışıyoruz. İnanıyorum ki şu an bu podcasti arabasında, işe giderken ya da bir yerlere yetişmeye çalışırken dinleyenler de vardır. Öncelikle dikkatli kullanın sevgili dinleyenler.
Bana değil, yola odaklanın lütfen. Evet, her yere yetişmeye çalışıyoruz. Bizim de hızlı olmamız lazım artık bu hayatın akışına göre. Değişim çok hızlı ve bizim de adapte olmamızın hızlı olması gerektiği modern bir hayat akışı var artık.
Hayat bu kadar hızlı aktığında da bize de bazı noktalarda bir şeyler için yavaş mı kalıyoruz acaba hissi geliyor. Bu bize çoğu zaman yorgunluk veriyor. İnanıyorum siz de yoruluyorsunuz. İnanın ben de çok yoruluyorum.
Bunu değiştirmek istediğimizde veya istediğimiz farklı bir şey olduğunda da doğal olarak ya çok mu geç kaldık diye düşünmeye başlıyoruz. Çünkü bu kadar hızlı bir akışta bir şeylere ya erkenden girişmiş olmak ya da ona doğuştan sahip olmak gerektiğini düşünüyoruz. Biliyor musunuz sevgili dinleyiciler? İşte bu en çok yanıldığımız nokta.
Ben de kendimi artık şuna çok ikna ettim. Hayatta bir şeyler için asla geç kalmış sayılmayız. Her yaştan ve gelir düzeyinden insanların geç denilen bir zamanda büyük başarılar elde ettiğine dair pek çok örneğe denk geldim. Mesela KFC'nin kurucusu Colonel Sanders.
65 yaşında kurdu bu şirketi. Emekli olmuş, emekli maaşıyla geçinmeye çalışan bir insancıktı. Ama pes edip kenara çekinmemek istemiş. Kafasında bir tarif varmış.
Bunu uygulamak için aksiyon aldı ve şu an dünyanın her yerinde şubesi olan bir markaya dönüştü. Bakın geç olduğunu düşünüp pes edebilirdi ama yapmadı. Şimdi ise milyar dolarlık bir mirası var. Bir başka örnekte günümüzün en ünlü moda tasarımcılarından biri olan Vera Wang.
Kendisi bu sektöre inanır mısınız 40'lı yaşlarında atılıyor. Daha önce gazetecilik yapan ve buz pateniyle ilgilenen sıradan birisiydi. Ancak hiçbir şeyin geç olmadığını göstererek kendi gelinlik markasını kurdu ve moda sektöründe devrim yarattı. Yetmedi mi efendim bu örnekler?
Bir örnek daha vereyim o zaman. Zamanında dünyayı kasıp kavuran Küçük Ev dizisini belki duymuşsunuzdur. Bu Küçük Ev dizisi bir kitap uyarlaması bu arada. Bu kitabın yazarı da Laura Wilder.
İlk Küçük Ev kitabını yayınladığında kendisi 65 yaşındaydı. Daha öncesinde ise yalnızca çiftçilikle uğraşan birisiydi. Şimdi ben bu örneklere baktığımda tek bir ortak yan görüyorum. O da benim için çok geç diyerek kenara çekilmemek, pes etmemek ve yapmak.
Bu örnekler yaşın veya geçmişteki koşulların seni sınırlandırmadığını gösteriyor. En azından bana gösteriyor diyebilirim. Eğer bir şey yapmak istiyorsanız ne zaman başladığınız değil, nasıl devam ettirdiğiniz önemlidir. Yani yine bu noktada anahtar kelime istikrar.
Hayatımızda bir şeyleri değiştirmek istediğimizde veya hayatımıza yeni bir şey katmak istediğimizde bazen korkuyoruz. Bunu çok iyi anlıyorum. Ben de çok korkuyorum. Diyorum ki başaramamaktan korkuyorum.
Sonuçta hepimiz kaybedecek bir şeyler olan insanlarız. Yani bu zaman olabilir, para olabilir vs. vs. Fakat zaman bunları yapmayarak da geçiyor.
Para da öyle. Bugün Türkiye'nin mevcut enflasyonist ortamı içerisinde çok fazla şu soruyu da görüyorum etrafımda. arkadaşım X'e geldi. Birikimim de yok.
Ne yapayım? Yatırım için, para yönetimi için çok mu geç kaldım? Çok geç kalmış gibi hissediyorum. Yani etrafımda da arkadaş meclisinde de ben bu soruları yani en azından bu düşünceye sahip insanı çok gördüm.
Biraz bu bölümde de o yüzden bunları konuşmak istedim. Detayına girmeden önce peşin peşin cevabını vereyim efendim. Nasıl ki hayatınız, kariyeriniz hatta aşk hayatınız, hayalleriniz için hiçbir zaman geç kalmadıysanız yatırım içinde kalmış sayılmazsınız. Evet, genellikle yatırıma ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi olur.
Genelde uzmanlar da hep bunu söyler. Bunun temel nedeni ise bileşik getiri etkisinden yararlanabilmektir. Bileşik getiri, kazançların üzerine yeniden kazanç ekleyerek zaman içinde büyüyen birikim anlamına gelir bu arada. Önceki bölümlerde, 10 yılda milyoner olmak üzerine yaptığımız bölümde aslında detayını biraz sizlere aktarmıştım.
Bunu şeye benzetebilirsiniz yani bileşik gitiriyi. Şuna benzetebilirsiniz. Avuçlarınızda bir kar topu yaptığınızı düşünün ve bu kar topunu karlarla dolu bir tepeden aşağı doğru yuvarlıyorsunuz. O kar topu ne yapıyor?
Giderek büyüyerek kendine biraz daha kar katarak büyüyerek yuvarlanmaya başlıyor ve kocaman bir çığa dönüşüyor. Yatırıma erken başlamak bu büyüme sürecinin daha uzun bir süre boyunca devam etmesini sağlıyor aslında. Bu da uzun vadede ciddi bir finansal avantaj yaratıyor. Ama bu asla geç kaldığınız anlamına da gelmiyor.
Şöyle düşünün, yatırım yapmaya karar verdiğiniz bugün, yapmama kararı aldığınız bir yarından daha kârlıdır. Ya işte benim bir şeyler yaparken temel motivasyonum ve unutmadığım laf da bu sevgili dinleyiciler. Şimdi bu kar topu örneğini biraz daha açmak isterim. Bileşik getir dedim mesela.
Hani dediğim gibi önceki bölümlerde aslında detaylıca aktarmıştık ama burada da aktarmayı çok isterim. Çünkü yatırımlara ne zaman başladığınızı nasıl devam ettirdiğiniz önemlidir demiştik. Bu noktadaki en önemli anahtar kelime tabii ki de istikrar olduğu kadar bileşik getiridir. O yüzden bu bölümde biraz daha bileşik getireye odaklanmak istedim.
Bileşik getir nedir? İki kişi düşünüyor şimdi. Atıyorum bunların isimlerini. Biri Ahmet, biri Hasan.
Ahmet 25 yaşında her ay 500 TL birikim yapmaya başlıyor ve bunu 30 yıl boyunca yapıyor diyelim. Hasan da 35 yaşında yatırıma başlıyor ve aynı miktarda ancak 20 yıl boyunca biriktiriyor. Şimdi farz-u mahal her ikisi de yatırımlarından yıllık %7 getiri elde ediyor. Ahmet 30 yıl boyunca her ay 500 TL yatırım yaptığında toplam 180 bin TL yatırım yapmış oluyor.
Yıllık %7 birleşik getiriyle 55 yaşında yaklaşık 607 bin birikime ulaşıyor. Hasan da 20 yıl boyunca yaptı bunu. 20 yıl boyunca her ay 500 TL yatırım yaptığında toplamda 120 bin TL yatırım yapmış oluyor. Yıllık %7 birleşik getiriyle kendisi de 55 yaşında bu sefer 248 bin TL'lik birikime ulaşıyor.
Şimdi, yatırıma ne kadar erken başlarsanız evet, iyidir. Piyasaların dalgalanmalarından daha az etkilenmenizi sağlar ve uzun vadeli bir perspektif benimsemenize yardımcı olur. Örnek veriyorum, 2008'deki küresel finans krizinde birçok yatırımcı ciddi kayıplar yaşadı. Tüm dünyada hem de.
Ancak bu krizden önce yatırım yapmaya başlayanlar ve yatırımlarını sürdürmeye devam edenler piyasalar toparlandıktan sonra önemli kazançlar elde etti. Şimdi böyle hikayelerde her zaman kaybedenlerin hikayeleri anlatılır ama bu hikayedeki kazananlara da bakmakta fayda var. Yani ne demek istiyorum? Uzun vadeli yatırım stratejisi izleyenler için erken başlamak, dalgalanmalara karşı daha dayanıklı bir portföy oluşturmak anlamına da geliyor.
Evet yatırıma erken başlamak her zaman avantajlıdır dedik. Çünkü birleşik büyüme getirinin büyüme etkisinden daha uzun sürüyor. süre yararlanma imkanı veriyor. Abi konuyu geç mi kaldık diye açıyorsun ama sürekli erken başlamanın avantajlarından bahsediyor diye olabilirsiniz ama yatırıma geç kalındığını düşünmek de bu noktada yanıltıcı olur.
Çünkü her zaman başlamak hiç başlamamaktan daha iyidir. Zamanın getireceği avantajı kullanarak yatırımlarını uzun vadede büyütebilir ve finansal hedeflerine ulaşabilirsin. Önemli olan hangi yaşta olursan ol, başlamak ve düzenli olarak yatırım yapmaktır. Şu an yaşın ya da gelirin ne olursa olsun, inan bu zamana kadar hiç yapmadıysan bile bugün başlamak, seni yarın başlamayan milyonlarca insanın önüne atmak için çok iyi bir adımdır.
Bunu sakın unutma. Şimdi, yatırım ve para yönetimi için geç kalmışlık hissi bazen şundan dolayı da geliyor olabilir. Hocam borsaya bakıyorum, hisseleri, fiyatları maşallah geçen yıl atıyorum şimdi 5 dolarmış 50 TL'ymiş. Şimdi bakıyorum gelmiş 50 dolara 500 TL'ye.
Sallıyorum bu rakamları bu arada. Sanki bu tren kalkmış ve en yüksek seviyelere gitmiş de ha bir de ben bineceğim bu trene. O yüzden geç kalmış gibi hissediyor olabiliriz. Çoğumuz böyle hissediyor inanın.
Ama aslında öyle değil. Hissi fiyatlarının geçmişe göre daha yüksek olması yatırım yapmak için geç kaldığın anlamına asla gelmiyor. Asla gelmiyor. Bu düşünce geçmişte daha ucuzdu, şimdi pahalı mantığına dayanıyor birazcık.
Ancak hisse senedi yatırımlarında önemli olan fiyatın ne olduğu değil, gelecekte ne olacağıdır. Aslında birçok durumda yatırım için doğru zaman diye bir şey yoktur. Önemli olan piyasaya girip uzun vadede istikrarlı bir şekilde yatırım yapmaktır. Önceki bölümlerimizde de sürekli düşükten al yüksekten sat, her zaman doğru bir başlama noktası vardır gibi bir düşünce vardı.
Bu düşünceye karşı tut olarak aslında para yönetimine her an başlamak ve istikrarlı olarak devam etmenin ne kadar avantajlı olduğundan bahsetmiştik. Şimdi birkaç örnek vereceğim. Bunlar umarım sizin için de yeterli motivasyon olabilir. Mesela Apple ve Amazon gibi büyük şirketlerin hisseleri yıllar önce çok daha ucuzdu.
Ancak bu şirketlere yatırım yapanlar fiyatların daha da yükseleceğini öngörerek yatırımlarını sürdürmeye devam etti. Örneğin 2010 yılında Apple hisseleri yaklaşık 10 dolar civarındayken bugün 175 dolar seviyelerinde. Amazon hisseleri ise 2000'lerin başında 10 doların altındaydı. Ancak bugün binlerce dolara ulaştı.
Birçok kişi bu hisselerin çok yükseldiğini düşünüp alım yapmaktan kaçınırken zaman içinde bu hisselerin daha da değer kazandığını gördük. Sonuçta bu 5 dolardan bu seviyelere bir gün de gelmedi. İlla ki 10 dolar oldu, 50 dolar oldu, 80 dolar oldu. Bu seviyelerde başkaları için yüksek seviye sayılırken başkaları için yatırıma başlayabilecek ideal bir gündü ve bugün bakın ne seviyelere geldi.
Geçmişte düşük fiyatta yatırım yapmamış olsam bile bu tür örnekler gelecekte de kazançta olabileceğini gösteriyor aslında birazcık. Bir de piyasaların doğası bu şekildedir. Bunu da unutmamak gerekir. Yani borsa sürekli olarak dalgalanır ve bu dalgalanmalar yatırımcılar için fırsatlar sunar.
Örneğin 2020 yılında pandemi sırasında birçok hisse sert düşüşler yaşadı. Ancak sonrasında ne oldu? Büyük bir toparlanma görüldü. Yine önceki bölümlere atıfta bulunacağım bu noktada.
Hani büyük felaketlerden, piyasaların büyük çöküntüler yaşadığı dönemlerden bahsetmiştik. Ama ne oluyordu? Hiçbir kötü şey sonsuza kadar sürmüyordu. Daima toparlanıyordu.
2020 yılında da bunun bir örneğini gördük. Bu tür dalgalanmalar yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratır dedik. Uzun vadeli bir perspektif benimseyerek bu tür dalgalanmalardan faydalanabilir ve piyasanın sunduğu fırsatları değerlendirebilirsiniz. Her dönemde yeni büyüme fırsatları ortaya çıkar.
Bakın her dönemde. Bugün yatırım yapabileceğin birçok sektör ve şirket geçmişte olduğu gibi büyük kazançlar elde edebilir. Örneğin temiz enerji, yapay zeka, biyoteknoloji gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketler gelecekte büyük büyüme potansiyeline sahip olabilir. Hisse fiyatlarının geçmişte düşük olması, gelecekte bu şirketlerin büyük fırsatlar yaratmayacağı anlamına da gelmiyor.
Bir de hep söylüyorum efendim, yatırım para yönetimi gibi kavramlar uzun vadeli bir taahhüttür aslında. Geçmişte düşük fiyattan yatırım yapmadığın için endişelenmek yerine, bugünden başlayarak düzenli ve uzun vadeli bir yatırım stratejisi oluşturabilirsiniz. Örnek veriyorum. Her ay düzenli olarak belli bir miktar parayla hisse senediye yatırım yapmak, dolar maliyet ortalaması denilen bir strateji kullanmanı sağlar.
Bu strateji fiyatların yüksek ya da düşük olmasından bağımsız olarak zaman içinde ortalama maliyetini düşürür ve riskini dağıtır. Hisse senetleri uzun vadede enflasyonu yenmeyi başarabilen ve diğer yatırım araçlarına göre daha yüksek getiri sağlayan bir yatırım aracıdır diyebiliriz. Tarihsel verilere baktığımızda borsanın uzun vadede sürekli olarak yükseldiğini Görüyoruz. Örneğin Amerika'da S&P 500 endeksi son 30 yılda %1'in üzerinde bir artış göstermiş mesela.
Bu piyasa dalgalanmalarına rağmen uzun vadeli bir perspektifte yatırımı sürdürenlerin kazançlı çıktığını da gösteriyor bizlere. Yine bunları göz önünde bulundurduğumuzda yatırım yapmak için hiçbir zaman geç değildir efendim. Önemli olan uzun vadeli düşünmek ve piyasanın iniş çıkışlarını göz ardı etmektir. Yani ne diyorduk her zaman?
Sakin kalmak ve istikrar. Hisse fiyatlarının geçmişte daha düşük olduğu doğru. Ancak bugün de gelecekte daha yüksek seviyelerde olabilecek şirketler ve sektörler de mevcut. Bu yüzden bir yerden başlamak ve uzun vadeli bir strateji benimsemek, yatırımları büyütmek için yeterli olacaktır.
Unutma, önemli olan piyasaya giriş yapmak, para yönetimine başlamak, yatırım yapmaya başlamak ve zamanla büyümenin gücünden faydalanmaktır. Şimdi evet eyvallah hocam güzel söylüyorsun da nereden başlamalı? Az önce de söylemiştim aslında. Pek çok insan param az bu iş bana göre değil pek düşüncesiyle yatırımı erteliyor genelde.
Ancak aslında küçük adımlarla bile büyük birikimler elde edebilirsiniz. Az önceki örneklerden anladığınız üzere yani. Yatırım yapmak için büyük bir sermaye sahip olmak gerekmiyor efendim. Örneğin her ay kenara koyabileceğiniz ufak bir miktar bile zamanlı büyük bir birikime dönüşebilir.
Eğer yatırım dünyasında yeniyseniz önce piyasalara ve yatırım araçlarına dair bilgi edinmek önemlidir. Bunun için borsa simülasyonları kullanabilir veya çok küçük miktarlarla yatırım yaparak pratik kazanabilirsiniz. Böylece risk almadan deneyim sahibi olursunuz. Piyasalar nasıl çalışır onu görürsünüz.
Uzun vadeli yatırımlar düşük gelirli bile büyük kazançlar elde etmenin bir yoldur demiştik. Ve ne diyorduk? Yatırım uzun vadeli bir taahhüttür. Bu zamana kadar borsada yatırım yapmış birçok kişi düşük gelirli olmasına rağmen uzun vadeli stratejilerle büyük birikimlere ulaşmıştır.
Yatırım yapmaya başlamak için çok fazla paraya ihtiyacın yok yani özetle. Önemli olan kararlı olmak ve küçük adımlarla başlamak. Her yatırımcının bir başlangıç noktası vardır ve önemli olan bu yolda sürekli olarak ilerlemektir. Unutma ki her adım seni hedefine bir adım daha yaklaştırır ve o adımı bugün atmak çok önemlidir.
Ne demiştik, nereden başlamalı? Mesela ilk adım, ne için yatırım yapmak istediğini netleştireceksin hocam öncelikle. İlk bölümümüzde de bahsetmiştik, mutluluk arayışı, ihtiyaçlar. Öncelikle temel ihtiyaçlarını, mutluluk arayışının ne noktada olduğuna, ne seviyede olduğuna bir karar vereceksin.
Ben ne için yatırım yapıyorum? Ne elde etmek istiyorum? Hedefini belirleyeceksin. Emeklilik mi, ev almak mı, seyahat etmek mi ya da çocukların eğitimini karşılamak gibi uzun vadeli hedeflerini önce bir belirleyeceksin hocam.
Bu hedefler yatırım yapma amacını ve risk toleransını anlamana çok yardımcı olur. Hedeflerine ve ne kadar sürede ulaşmak istediğine göre bir yatırım planı oluşturmak, yatırım stratejini de doğru bir şekilde belirlemeni sağlar. Maaşından yatırım için ayırabileceğim bir miktar belirle mesela. Çünkü küçük de olsa düzenli birikim yapmak, yatırım yapmaya başlamanın ilk adımıdır.
Örnek vereyim. Aylık giderlerini gözden geçir ve gereksiz harcamalardan tasarruf ederek her ay 100-200 TL gibi küçük bir miktar ayırmaya çalış. Bu miktar zamanla büyüyerek yatırım yapmak için sana bir sermaye sağlayacaktır. Önce kendine ödeme yap prensibini benimseyerek, maaşını aldığında ilk olarak birikim hesabına para aktarmayı alışkanlık haline getirmek sana yardımcı olabilir bu noktada.
Bu strateji piyasa dalgalanmalarından daha az etkilenmeni ve ortalama maliyetini düşürmeni sağlar. Mesela örnek vereyim. Her ay düzenli olarak 100 TL'yi bir hisse senedine yatırarak fiyatların düşük veya yüksek olmasına bakmaksızın uzun vadede ortalama maliyetini düşürebilirsin. Bu strateji riskini dağıtmanı ve uzun vadede kazanç sağlamanı kolaylaştırır.
Bu arada yatırım yapmaya başlamadan önce temel yatırım bilgilerini öğrenmek ve kendini geliştirmek önemlidir. Biz burada Midas Podcast'ta İnanır mısınız bunu yapmaya çalışıyoruz. Yatırım yaparken ki psikolojik süreçlerinizin her noktasına hakim olmak yatırımda da oldukça önemlidir. O yüzden sürekli farkındaysanız her bölüm mutluluk arayışıydı.
Aman efendim ihtiyaçları belirlemekti, bir sakin olmaktı, istikrardı. Sürekli anlatmamız sebebi aslında birazcık bu. Finansal kitaplar okuyabilirsiniz bu noktada ya da işte bizim gibi podcast dinleyebilirsiniz veya bunun için bir eğitim de olabilirsiniz. Yani zengin baba, yoksul baba gibi kişisel finans kitaplarını okuyarak temel finansal bilgiler edinebilir ve yatırım yaparken nelere dikkat etmeniz gerektiğini öğrenebilirsiniz.
Sonuçta hem mekanizmayı bilmek hem de bu mekanizma içerisindeki kendinizi hakim olabilmek çok doğru sonuçlar almak için önemli adımdır hocam. Özetle aslında yatırım yapmaya başlamak için büyük bir sermaye ihtiyacın yok. Küçük miktarlarla başlayarak düzenli yatırım yapmaya alışkanlık halini getirebilir ve uzun vadede ciddi birikimler oluşturabilirsin. Bugün yaşın, gelirin ne olursa olsun asla geç değil.
Dediğim gibi tekrar altını çizmek istiyorum bu noktada. Yatırım yapma kararı aldığınız bugün, yatırım yapmama kararı aldığınız yarından daha kârlıdır. Şimdi podcastimizi kapatmadan önce ünlü yatırımcıların yatırıma başlama yaşına da değinmek isterim. Yatırıma erken başlayan ve geç başlayan ünlü yatırımcılar finans dünyasında önemli başarılar elde etmiş sonuçta.
Ve farklı zamanlarda yatırımlarına başlamalara rağmen büyük gelirler elde etmişler. Mesela Warren Buffett. Hatta Morgan Hansel'ın Paranın Psikolojisi kitabında bahsettiği şey vardı. Hani herkes Warren Buffett'ın nasıl zengin olduğu ile alakalı bir teori üretir.
Ama benim düşüncem şu ki erken başlamasıdır. Warren Buffett yatırıma çok erken yaşta başlamış. İlk hissesini 11 yaşında satın almış ve o zamandan beri sürekli olarak yatırım yapmaya devam etmiş. Omaha'nın kain olarak bilinen Buffett uzun vadeli yatırım stratejisi, değer yatırımına olan Baal ile tanınıyor biliyorsunuz.
Berkshire Hathaway'in CEO'su aynı zamanda kendisi ve yıllık ortalama %20 civarında getiri sağlıyor. Peter Lynch, Peter Lynch de mesela 25 yaşında başlamış. Peter Lynch, 1977 ve 1990 yılları arasında Fidelity Magellan fonunu yönetti. Bu dönemde fonun yönetimi altındaki varlıklar 18 milyon dolardan 14 milyar dolara çıktı ve yıllık ortalama %29,2 getiri sağlamış.
Lynch'in sürekli bildiğin şeyi al yaklaşımı ve uzun vadeli yatırım stratejisi erken yaşta başlayıp hızla büyümesine katkı sağlamış gördüğünüz üzere. Tabii geç başlayanlar da var. Mesela George Soros. 30'lu yaşta yanın başında başlamış kendisi.
1973'de Quantum Found'u kurmuş ve 1992'de İngiltere Merkez Bankası'na karşı yaptığı meşhur Sterling pozisyonuyla İngiltere'yi batıran adam olarak dünyaya nam salmış kendisi. Bu işlemde tek bir günde 1 milyar dolar kazanmış efendim. İşte yatırım dünyasında ve piyasalara bir noktada başlamanız, mekanizmayı öğrenmeniz, kendinizi bu noktada tanımanız ve ona göre hamle yapmanız ne kadar önemli görüyorsunuz. Evet sevgili dinleyiciler, ben 11 yaşında yatırıma başlamış Warren Buffett'ten, 30 yaşlarında yatırıma başlamış George Soros'a kadar örnekler verdim.
Bu hayatta hiçbir şey için geç değildir. Ne sevmek için, ne yaşamak için, ne hayallerinizi gerçekleştirmek için hiçbir zaman geç değildir. Tıpkı bugün böyle Türkiye'nin efrasyonist ortamında da yatırıma başlamak da asla geç değildir. Bu bölümde birazcık bunları değinmek, belki size en azından birazcık motivasyon olması adına çeşitli örneklerle karşınıza çıktım.
Umarım yararlı olmuştur. Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Bir sonraki bölümümüzde görüşmek üzere. Hoşçakalın, iyi günler.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.