
4.552 kelime · ~23 dk okuma
Arkadaşlar merhaba, PodB'yle beraber hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcast'ına hoş geldiniz. Bugün Kuzey Aydüğümü ve Güney Aydüğümü'nün burç değiştirmesinden, yani Balıkbaşak aksına geçmesinden bahsedeceğiz. Balıkburcundaki Kuzey Aydüğümü bize akışa bırak ama çok da bırakma diye bağırırken, Güney Aydüğümü Başak bize mükemmel olmaya çalışmaktan vazgeç yoksa yine gerilirsin diye hatırlatma yapacak. O zaman bu yolculuk başlasın.
İlk başta bu Kuzey Aydın'ı ve Güney Aydın'ı birazcık ondan bahsetmek istiyorum. Burayı okuyarak söyleyeceğim. Çünkü biraz geometrik bir açıklaması olduğu için hiçbir zaman aklımda tutamıyorum. Fark etmişsinizdir. En güçlü yanım geometri ve zaten sayısal bölüm değil. Daha sözel bir insanım. Ama ay düğümleri, ayın yörünge kesit noktaları olarak güneşin ekleptik yörüngesiyle kesiti oluşturan iki zıt noktayı temsil eder. Bu, diğer yerleşimlerden farklı olarak bir gezegeni ya da var olan bir gök cismini değil, bizim matematiksel olarak hesapladığımız noktalardır aslında. Ve bütün tutulmalar, güneş ve ay tutulmaları bu noktalara yakın yerlerde gerçekleştiği için bizim kadersel değişimleri en çok gördüğümüz yer olarak alınır.
Şimdi Vedic astroloji dediğimiz Hint astrolojisinde ay düğümleri karmik önem taşıyor. Kuzey ay düğümü ruhumuzun gitmesi gereken yönü gösterirken güney ay düğümü aslında daha önce deneyimlediğimiz zaten bütün bilgisine sahip olduğumuz yeri temsil eder. Genel olarak insanlar güney ay düğümünü geride bırakmamız gerektiğini söyler ama Aslında güney ay düğümünden aldığımız dersleri uygulayarak kuzey ay düğümümüzü gerçekleştirebiliriz. Astrolojik olarak bir haritaya baktığımızda bizim ruhumuzun nereye doğru gitmesi gerektiğini, yani haritanın ana ana ana fikrini veren yer kuzey ay düğümüdür ve bunu nasıl gerçekleştireceğimiz, hangi dersleri beraberinde getirdiğimizde güney ay düğümüne bakarak görürüz.
Şimdi 2025 boyunca yani 11 Ocak 2025'den yaklaşık olarak 27 Temmuz 2026'ya kadar bütün insanlık için yani dünyanın kendisi için Kuzey Aydüğümü balıkta, Güney Aydüğümü başakta olacak. Bundan bir önceki süreçte, 18 aylık süreçte çünkü Kuzey Aydüğümü ve Güney Aydüğümü yaklaşık 18 ayda bir yer değiştiriyor, burç değiştiriyor pardon. Koç ve terazi aksındaydı. Bu aksayken insanlar ben kimim ve bizi demek ne demek onların tartışmasını yaparken şimdi birdenbire bambaşka bir konuya geçiyor oluyoruz. Kuzey Aydın'ın balık bize şunu öğretmeye çalışıyor. Akışta kalman lazım.
Yani her şeyi kontrol edip, sürekli olarak her şeye hakkında sinir, stres yaratıp, onu yapmalıyım, bunu yapmalıyım, şunu da yapmalıyım, bunu da yapmalıyım diye mental olarak kendimizi zorlamamız gereken bir yerden daha çok teslimiyet, kaosun içinde kendinle kalabilmek gibi dersler veriyor olacak. Teslimiyet ve maneviyat bu yılın, bu 18 ayın pardon, en önemli konusu olacak. Balık burcundaki kuzey ağı ödümün bize akışın gücünü ve teslimiyetin önemini öğretecek. Bu dönemde her şeyin kontrolünü elimize almak zorunda olmadığımızı anlayacağız. Bu enerji plansızlık ve belirsizlikle başa çıkılma becerimizi geliştirirken maneviyata ve sezgilere olan bağlılığımızı da derinleştirecek.
Şimdi kuzey aile düğümü balık aynı zamanda çok fazla sanatsal ve romantik, hayalperestlik gibi şeylerin de ortaya çıktığı yerdir. Birazcık balık burcundan bahsetmekte fayda veriyorum ben burada. Balık burcu, 12 burcun en sonuncusu, bütün burçları içinde tutan ve de Egonun yok olduğu yerde, ego olmadığında geriye kalan bütün insanlık tarafımız, yani bütün bilinç dışı ve üst benliklerle oluşan bilinçle ilgilidir. Balık Burcu hayal kurmakla ilgilidir. Balık Burcu biraz gerçeklerden kaçmakla ilgilidir. Balık Burcu sanat yapabilme yeteneğimizle ilgilidir. O yüzden de sanat yapabilme yeteneğimizle de birleştirdiği zaman bu. Şöyle bir noktaya varıyoruz. Her şeyi kontrol edip, her şeyin gerçekliğinin farkında olduğumuz bir yerde,
Sürekli olarak günlük hayat ve günlük rutinlerle çok uğraştığımız bir yerde, egoyu dinlediğimiz bir yerde, bilinç dışından gelen yüksek bilinçle birleştiğimiz yerle ilişkişimimizi koparıyoruz demek oluyor. Başak, balığın tam tersi Burç olarak daha günlük rutinlerimizle ve fiziksel sağlığımızla alakadardır. Şimdi bunu düşündüğümüz zaman biz insanlık olarak günlük streslerimiz, günlük rutinlerimiz ve fiziksel sağlığımızla ilgili yaşadığımız endişelerin içerisinde kendimizi darlamadan ve germeden, ya nasılsa her şey yolunda gideceği birazcık güvenerek kendimizi tam olarak akışa bırakmamız gerekecek. Ben bu akışa bırakmak lafından bu arada hiç hoşlanmıyorum. Çok yeni spritüelciler çünkü bunu biraz, nasıl diyeyim, sakızlaştırdılar.
Ama buradaki akışa bırakmak aman ne olursa olsun canım her şey yoluna girecek nasılsa gibi bir boş vermişlik değil. Daha bilinçli olarak zaten ruhunun gitmesi gerektiği yöne gittiğinin bilincinde olarak evrenin sana destek vereceğine güvenmekle alakadar bir şey. Bunu yaparken Balıkburcu'nun gölge yanı olan sorumluluklardan kaçma, gerçekliklerden tamamen kopma, belirli bağımlılıklara çok fazla düşmek yerine daha kendi ruhumuzu beslediğimiz şeyleri yaptığımız için zaten doğru yolda olduğumuzun inancıyla birlikte olacaktık. Şimdi başında dedik ya, güney aydınlığımızdan hiçbir zaman aslında vazgeçmememiz gerekiyor, onu kullanmamız gerekiyor diye. Başak Burcu'nu iyi temsil ediyor, onu da konuşmak lazım. Başak Burcu, disiplin, pratiklik, analiz ve bir şeyin röntgenini çekip orada yanlış olan ne varsa onu görüp, onun üzerinden kusursuz olmaya çalışma ve her şeyi düzenleme üzerine kurulu bir Burcu aslında.
aynı zamanda hizmet etmeyle alakası var. Şimdi güneye aydınlığımızı, yani bütün insanlık olarak biz bu eylemlerimizi, bu yatkınlıklarımızı, günlük hayatımızı ve endişeli olduğumuz yerleri daha da karmaşıklaştırmak için değil, aslında hayallerimizi gerçekleştirmek için nasıl kullanabileceğimizi öğreneceğimiz yerde olacağız. Buradaki en temel şey, Sabah uyandığınızda yapmanız gereken bir sürü iş oluyor ya, işte dişini fırçalaman lazım, ne bileyim ben köpeği gezdirmen lazım, yok kediye mama vereceksin, kocana işte kahvaltı hazırlıyorsun, karının kıyafetlerini buluyorsun vesaire falan gibi böyle bir sürü stres dolu aslında işle başlıyoruz ya güne. Bütün bunların kendi akışında olmasını sağlayacak düzeni kurmayı öğrenmemiz gerekecek.
Bu biraz zor bir iş. Çünkü eğer zaten sıkıldığınız ve nefret ettiğiniz işlerle uğraşıyorsanız, ona bağlı olan bütün sorumluluklar da size angarya gelir. Birazcık durup düşünüp, kalbinizi, iç sesinizi dinleyip, aslında ki hayatınızdaki büyük amacın ne olduğuna dair biraz kendi kendinize kalabildiğiniz, biraz hayal kurabildiğiniz bir yerde, o hayali gerçekleştirmek için şu an günlük hayatınızda, Size bütün bu stresi veren öğelerden kurtulmanız mümkün değil, biliyorum ama en azından bunları stres vermeyen bir yere sokarak kendi hayatınızı planlamanız gerekiyor. Çünkü Başak Burcu aslında günlük rutinlerimizi ve hayatımızı da planlamakla alakadar sonuçlar. Ama siz sürekli olarak hiçbir şekilde ruhunuzda
zenginlik katmayan işlerle ilgili stresli planlamalar yaparsanız işte orada başağın gölge tarafı olan mükemmeliyetçilik sürekli eleştirme sürekli analiz dünyasında kalırsınız bu kuzey aydın balığın hiç istediği bir şey değil birazcık olsun o içinizdeki sesi dinlemeye başladığınız kendinize alanlar yaratabildiğiniz ne kadar zor bir şey söylediğimin de farkındayım bu arada korkunç bir dönemden geçiyoruz yani onu da bilincindeyim ama bunu böyle günlük beş dakikalık kendinize vakit ayırmayla başlayarak yapmanızda fayda var. Sabah uyandığınızda beş dakika boyunca telefona bakmamak, haberleri okumamak, Twitter'da ne olmuş ve kim kime gelen ne demiş bununla ilgilenmek yerine kendi içinize döndüğünüz, ben bu sabah nasıl hissediyorum, benim yapmam gereken şeyler neydi kısmını düşündüğünüz bir sakinlik alanını yarattığınız, bir sabaha uyanmanız sizin için bu transiti geçirmeniz de çok daha faydalı olacaktır. Çünkü
Bu stresli durum, bu sürekli olarak kusursuzluğu aradığımız ve her şeyin kusurunu aradığımız ve böyle cızırdadığımız bir şekilde yaşadığımız hayat Kuzey Aydın'ın hiç hoşuna gitmiyor. Ve bundan kurtulabilmemiz için sürekli olarak kaosu arttıracaktır büyük bir ihtimalle. Kaos ne kadar artarsa o kadar kontrolü de bırakmamız gerekiyor. O kadar kaosu kontrol ettiğimiz sanrısı içerisinde aslında hiç işimiz olmayan işleri kontrol etmeye başlıyor oluyoruz. Bu da Güney Aydın'ın başağın gölge yanı oluyor maalesef.
Bunları söylemek çok kolay, yapması çok zor, farkındayım. Ama Başak'ın hayatta öğrenmesi gereken ders, bunu daha önceki bölümlerde de konuşmuştuk ama dinlemeyen varsa hemen anlatayım tekrar. Başak'ın anlaması gereken şey, mükemmellik olarak algıladığı şeyin aslında dünyanın kusurlu bir şekilde olmasındaki, işleyişindeki mükemmelliği bulmak olması gerekiyor. Kendi kafasında yarattığı ve özellikle çok stresli ve çok anksiyetik bir şekilde kurduğu dünya düzenindeki mükemmelliği yaratmaya çalışmak, Hiçbir şekilde hiç kimsenin özellikle kendisinin faydası olmayan bir şey. Şimdi biz belki hiç başak yerleşiminiz yok, bunun bir önemi yok. Ama genel olarak dünya olarak böyle bir enerjiye geçtiğimiz için kendinize şunları sormanızı istiyorum. Sizin için mükemmellik ne demek? Sizin için hayatınızın mükemmel olduğu an ne oluyor? Bunların hangileri sizin fikirleriniz? Hangileri gerçekten içinizden gelen şeyler? Hangileri gerçekten hayalini kurduğunuz konular? Çünkü balık hayal kurmakla ilgilidir.
Ama bu böyle oturup da işte keşke benim şöyle şöyle bir şeylerim olsun gibi bir hayal değil. Kendi ruhunuz için, kendi benliğiniz için en üst düzeyde size mutluluğu nelerin getireceğini fark etmek ve bunun hayalini kurabilmekle alakadar. Benim mesela bir hayalim var. Bunu her yerde söylüyorum. Daha önce de söylemiş olabilirim. Tekrar oluyorsa kusura bakmayın ama ben bunu önemli buluyorum. Ben 90 yaşıma kadar yaşamak istiyorum.
ve mümkünse 90 yaşımda sevdiğim insanlarla çevreli bir şekilde hala daha şarap içebildiğim, yemek yapabildiğim ve de dans edebildiğim fiziksel, mental ve ekonomik sağlıkta olmak istiyorum. Şimdi bu benim ruhumun da bir hayali ve insanlara faydası olan bir insan olmak istiyorum. Bunun için ben bugün ne yapmam lazım? Bugün ne yapmam lazım? Çünkü Başak ne olursa olsun gene de bugünle alakadar bir şey. Balık tarafı, o Kuzey Aydın'ın balık tarafı bana bu büyük hayali veriyor olabilir ama Güney Aydın'ı Başak'a kullanarak benim bugünden bunu yapmak için bir şeyler yapıyor olmam lazım. Kendinize bu soruyu sorun. Sizin bu büyük hayaliniz ne? Belki siz 90 yaşınıza kadar yaşayıp şarap içmek istemiyorsunuz. Ama atıyorum, bir sürü kız çocuğu okutmak istiyor olabilirsiniz. Torunlarınızı görmek istiyor olabilirsiniz. Okullar açmak istiyor olabilirsiniz. Topluma nerede faydalı olduğunuzu düşünmenizde fayda var. Çünkü Başak, toplumsal hizmetle alakadar. Ne olursa olsun. Hizmetkarlar evinin burcu. Ne olursa olsun. Buradaki hizmet ama kendinden fedakarlık edip hiçbir amacı olmayan işlere hizmet etmek değil. Gerçekten de toplumun ihtiyacın ne olduğunu anlayıp, kendi bilincimiz dışındaki bilinçle karşılaştığımız bir yerde, o topluma gerçekten faydalı olduğumuz yerdeki hizmetimizin ne olduğunu anlamakla alakadar.
Bu bu arada çok büyük amaçları olması gerekmiyor. Günün birinde bir tane işte atıyorum hasta bir köpeği iyileştirmek de ruhunuzun bir amacı olabilir. Ev hayvanlarına yardımcı olmak da bir amaç olabilir sonuçta. Bu arada çünkü Başak Burcu bütün ev hayvanlarımızla, evcil hayvanlarla ilgili bir burç. O yüzden de bu aralar lütfen ev hayvanlarını ve sokaktaki hayvanlara iyi davranın. Daha önce sesini çıkarmadıysanız belirli yasalarla ilgili sesinizi çıkarmaya başlayın. Bu çok önemli olacak bu süreçte.
Dediğim gibi hizmet etmek illaki çok büyük bir şey olması gerekmiyor. Koskoca hareketler yapmanız gerekmiyor. Yani bir tane kız çocuğunu okutmak, bir tane sokak hayvanını kurtarmak, çok yardıma ihtiyacı olan bir arkadaşınıza maddi ya da manevi herhangi bir destekte bulunmak, aslında Başak Burcu'nun hizmet etme anlayışıyla çok güzel örtüşüyor. Çünkü bu hizmet etme kavramı ve büyük hayaller kavramı birleştiğinde bazen insanlar şunu kaçırabiliyorlar. Bu da Başak'ın gölge yanı bu arada. Şimdi anlatacağım şeyi biraz Başak'ın gölge yanı. Başak çok mükemmelliyetçi olmaya çalıştığı yerde kendisine ait mükemmel yardım etmenin ne demek olduğuna dair bir fikri olduğu için bazen karşısındaki insanın yardımın çağrısını tam olarak dinlemeyi başaramayıp kendisinin yardım etme fikriyle hareket etmeye başlayabiliyor.
Bunu yapmak yerine o balığın getirdiği sezgisel durumu ve toplum için kendini feda etme durumunu, buradaki feda etme kendinizden tamamen vazgeçmekle alakadar değil ama oraya sonra geleceğim, durumunu kullanarak gerçekten etrafınızdaki insanların neye ihtiyacı olduğunu anlayıp, kendi görüşünüzden biraz çıkarak tam olarak yapmanız gereken şeyi bulmakla alakası var. Şimdi bunu bir yandan da maneviyatla birleştireceğimiz için işte Kuzey Aydın'mız çünkü balığa geçti. Bunu sanatsal bir yerden de yapabilirsiniz. Bunu bir insanın sadece şu yürekten dinleyerek de yapabilirsiniz. Bunu kendinizi dinleyerek de yapabilirsiniz. Bence ilk başta kendinizi dinlemeye başlamanızda fayda var. Sizin ruhunuzun en çok yardıma ihtiyaç duyduğu yer neresi? Toplumun getirdikleri, size öğretilmiş şeyler değil. Siz kendinizle baş başa kaldığınızda şunu sormalısınız kendinize. Benim şu an neye ihtiyacım var?
Balık-başak aksı fiziksel sağlık ve ruhsal sağlıkla alakadardır. Ruhsal sağlığı burada lütfen ruhsal hastalıklar olarak algılamayın. Manevi sağlıktan bahsediyorum. Neye inandığınızın hiçbir önemi yok. İsterseniz spagettiye inanın, isterseniz Allah'a inanın, isterseniz ortak bilinceye inanın. Bunun hiçbir önemi yok. Kendimize ait hepimizin bir inanış sistemi var ve o inanış sistemi neyse gerçekliğimiz o bizim sonuç olarak.
Bu inanış sistemi içerisinde inandığınız yöne doğru gitmek için etrafınızdaki insanların bunu kullanarak nasıl faydalı olacağınızı bulmanız gerekiyor. Burada iki konuyu birleştiriyor olmamız lazım. Başaktan gelen hizmet etme yönümüzle balıktan gelen sezgisallik ve toplum için manevi anlamda yardımcı olmayı birleştiriyor olmamız gerekiyor. Maneviyat ve maddeyi dengelemek buradaki en büyük konu olacak. Çünkü şey çok duyuyorum ben mesela, bu örneği vermiştim daha önce ama burada vermemiştim ama neyse başka insanlara vermiştim. Amerika'da duyduğum bir hikaye vardı, beni çok etkilemişti. New York'ta böyle şeyler var, az gelirli ve özellikle siyahi insanların oturması için kurulan bizdeki TOKI gibi alanlar var. O alanlara çok fazla devlet yardım etmediği için böyle beyaz ve zenginleşmiş bir adam gidip o binalardan bir tanesine
yardım etmeye karar veriyor. Çünkü diyor ki hani ben beyaz ve kurtarıcı bir adam olarak buradaki bu başağın gölge yanını temsil edecek. Diyor ki ben bu binaya geleceğim ve ben bu binayı düzelteceğim. Tamam mı? Ama binadaki hiç kimseye onların yaşamıyla ilgili bir soru sormuyor. Onların o bozuk olan binada nasıl bir düzen kurduklarını sormuyor. Ve tepeden inme bir şekilde bir takım şeyleri düzeltmeye başlıyor. Ve o düzelttiği şeyler bir yerden sonra o binada zaten oluşmuş toplumsal dengeyi ve insanların kendilerinin kurdukları düzeni bozduğu için
Yardımdan çok zarar vermiş oluyor. Birisine yardım etmek istiyorsanız, bu kendiniz de dahil olmak üzere, muhakkak önce sorun, konuşun. Zaten var olan düzen ne? Bunun içinde neler işe yarıyor, neler işe yaramıyor? Bakın, buradaki en önemli konu, bunu başkaları için yapmadan önce kendinizle ilgili olarak yapmak zaten.
Bu Kuzey Aydın'ı, Güney Aydın'ı değişimi bir önceki seferde koç terazi olduğu için benlik bilincimiz zaten şu anda çok güçlenmiş durumda. Ben kimim ve bizim içindeki ben kimim muhabbeti vardı ya, o zaten güçlenmiş durumda olmalı. Ve buraya savaşarak geldik hepimiz. Yani 2024'te verilen savaşların ben çok farkındayım zaten. Bilmiyorum siz de etrafınızdaki insanlarla konuşarak bunu duymuşsunuzdur. Şimdi bu kendimiz için verdiğimiz savaşın sonunda oturup kendimizle kalıp benim gerçekten neye ihtiyacım var şu anda? Fiziksel olarak
manevi olarak neye ihtiyacın var gerçekten? Bunu sorduğumuz bir döneme gireceğiz. Bunun cevabını vermeden zaten toplum için faydalı olma ihtimaliniz olmayacak. Buradan diğer tarafa geçmemiz lazım. Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber, sonra tekrar birlikteyiz.
Demek ki konuya geri dönüyorum. Balık başa kalksa fiziksel sağlık, manevi sağlık dedim ya herkesin de bir inanışı var aslında. Siz ne kadar, yani hiçbir şeye inanmayan bir insan olsanız bile o bile bir inanış sistemi olarak algılanıyor astrolojide. Şunu soracaksınız kendinize. Benim manevi sağlıkta olabilmem için yani ruhsal sağlıkta olabilmem için fiziksel, günlük dünyamda neleri değiştirmem gerekiyor?
Yani bu sabahları kalkıp 5 dakika meditasyon yapmak da olabilir hakikaten. Ve meditasyon sizin işinize yaramıyorsa 5 dakika boyunca atıyorum kendilik lamar dinleyerek dans etmek de olabilir. Bunun cevabı sadece sizde var. Bunu oturtmanız gerekecek. Yediğiniz yemekler, yaptığınız günlük işler, her gün boyunca uğraştığınız fiziksel durumunuzu sağlıklandırarak manevi olarak neleri beslediğinizi görmeye başladığınız yerde olacaksınız. Bu birazcık zor bir aks.
Çünkü balık en son burç olduğu için bir şekilde bunu tamamladıktan sonra yani bu 18 ayını tamamladıktan sonra birdenbire bunun üzerine yeni hayat kurmaya başlayacağız. O yüzden de oraya geçmeden önce ben kimim sınavından sonra, benim neye ihtiyacım var çözümünden sonra, topluma nasıl faydalı olurumdan sonra tık tık tık tık ileriye doğru gitmeye başlayacağız. Bu 18 ayı bununla ilgili değerlendirmenizi istiyorum. İkinci konu 2025, Mars yılı demiştik ya, birazcık kaotik bir yıl olacak. Yani çok fazla değişim oluyor. Hem toplumsal çok fazla değişim olacak, hem kişisel çok fazla değişik olacak. Yok işte Neptün oradan oraya geçiyor, doğul henüz buradan takla atıyor falan. Yani sistemler değişiyor vesaire ve bu 20 yıllık bir sürecin ilk başındaki değişiklikler bir de üstelik çok uzun vadeli bir konudan bahsediyoruz. Ve burada yapılan bu 2025'de olacak değişiklikler ve 2026'da devam edecek bu, bizim önümüzdeki 20 seneyi nasıl yaşayacağımıza dair ilk ipuçlarını veriyor olacak.
Ve de bu tabii ki de kaos getiriyor. Herkesin hayatına kaos getiriyor. Bu kaosu kabul etmek, balık enerjisi bize hayatın her zaman düzenli ve öngörülebilir olmadığını, kaosu kucaklamanın da yaşama bir parçası olduğunu hatırlatacağı için sakin kalmayı öğrenmeniz lazım. Hemen anında tepki vermemeyi ve hemen anda duygusal tepkiler vermemeyi de öğreniyor olmamız gerekecek.
Bu nasıl bir şey biliyor musunuz? Ben mesela kaosun içinde çok rahat eden bir insanım. Çünkü yani haritamı görseniz neden olduğunu anlarsınız ama haritanın adından konuşmamıza gerek yok. Kaos aslında bütün galaksinin tek kuralı. Bütün galaksi çok düzenli bir kaosun içinde devam ediyor. Öngörülemezliği çok fazla.
Biz tabii ki de işte gezegenleri, bildiğimiz şeyleri falan filan öngörüyoruz ama biz görebildiğimiz gökyüzünün, görebildiğimiz evreni görebiliyoruz sonuçta ne olursa olsun. Ama aslında bütün yaşam kaostan ortaya çıkıyor. Kaosun olmadığı yerde yaşam olmaz. Çünkü sabit bir yerden bir ilerleme ihtiyacı olmayacağı için yani konfor zonunda olan insanlar ilerleme ihtiyacı duymazlar. Evren bize diyor ki ilerlemek zorundasın, değiştirmek zorundasın. Çat diye böyle bizi kaosun ortasına atıyor. Kuzey Aydın Balık o kaosu kabul etme dersi verecek bize.
onun içinde akışta kalmayı öğreneceksin. Bunu yapabilmenin yolu ne? Fiziksel ve mental olarak sağlıklı olmak. Çünkü siz fiziksel olarak ve mental olarak buna hazır değilseniz her şey olduğundan daha kaotik görünür ve onun içinde yok olursunuz zaten. Yani o karşılaştığımız hiçbir değişimle baş etme imkanınız olmaz. Bunu yapabilmenin tek yolu hayat bir kaos, hayat kaotik bir şekilde ilerleyen bir nehir. Ben kendimi sağlam tutarak ve kafamı sağlam tutarak
ve de aynı zamanda etrafımdaki insanlarla dayanışma göstererek bu kaosla uğraşabilirim. Bunu anlamamız gerekecek. Bir yandan da tabii ki de balık olduğu için konu, ilahi zamanlam ve teslimiyet konusu var. Bu yıl hayatın planlarına karşı koymaktansa, burada hayatın planları şu, hayat olacak. Siz ne yaparsanız yapın, hayat bir şekilde önünüze bu kaosu destekleyecek olaylar getirecek. Bunlara karşı koyup, değişmeye karşı koymaktansa, birazcık olsun o akışa güvenerek, kendinize güvenerek en çok, ben bunun üstesinden gelirim ve bunun sonunda büyük ihtimalle iyi bir şey olacak ya da bunun sonunda büyük bir ihtimalle olması gereken değişim olacak mentalitesiyle hareket ederseniz de bir tık olsun rahatlarsınız. Çünkü benim haritamda olmadığı için benim çok yaşadığım bir şey değil ama özellikle sabit burçlar dediğimiz burçlar, sabit burçlar hemen neydi hatırlatayım size, boğa, aslan, akrep ve kova sabit burçlardır.
Haritalarınıza bakın. İlk üç yerleşim dediğimiz güneş, ay ve yükselende bu burçlar varsa sizin değişiklikle ilgili zaten probleminiz vardır. Çok fazla değişiklik sevmezsiniz. Siz birazcık daha zorlanacaksınız. Öğrenmeniz gereken şey, çok klasik bir atasözü vardır ya, rüzgarla beraber eğilmeyen dal kırılır. Aynen bu. Eğer eğilmeyi bilmezseniz, kendi öngördüğünüz planlardan vazgeçip başka yeni plan kurabilecek kadar adaptasyon yeteneğinizi geliştirmezseniz, bu yıl siz için daha da kaotik geçecek.
Birazcık da ilahi zamanlamaya güvenmek. Bu yeni spritüelcilerin çok sevdiği bir laf var ya, aman olmuyorsa bir sebebi vardır, oluyorsa da olması gerektiği içindir falan. Ben buna çok dalga geçiyorum çünkü her şeyle dalga geçen bir tarafım da var, kusura bakmayın. Ama bunda bir gerçeklik payı var. Bazı şeyler olmuyorsa da gerçekten bizim iyiliğimiz için ve başka bir şeyi deneyimlememiz için olmuyor demektir. Birazcık buna güvenmek, birazcık sizin de yaptığınız planlama ve zamanlamada değil de genel olarak hayatın ve evrenin yaptığı bir planlama ve zamanlamada bazı şeylerin olacağını anlamak bu çok önemli olacak.
Ve diğer konu tabii ki de toplum ve hizmet. Başak Energesi, birey olarak topluma hizmet etme şeklini düşünmemizi sağlarken, Balıkburcu bize bu hizmeti daha şefkatli ve spiritüel bir yaklaşımla yapmamız gerektiğini söylüyor. Başak'ın o çok analitik, çok eleştirel, çok işte mükemmel olsunlar diye uğraşmak yerine balığın daha kabullenici, bizden başka insanların kendisine ait bir zamanlaması olduğunu anlamak, bizden başka insanların bizim gibi kendi kafalarında bir mükemmeliyet hissi olduğunu anlamak, ve bununla ortak çalışabilmek ve bu sayede toplumsal bir şekilde ileriye doğru gitmemiz gerektiğini anlamak ve bunu yaparken de tam olarak bunu yaparken de ben bu toplumsal ilerlemede nasıl faydalı olabilirim? Kendi kafamdaki falan değil, topluma bakıp, etrafımdaki insanlara bakıp gerçekten neye ihtiyaç var? Bunu görebilmek çok önemli olacak.
Çok zor zamanlardan geçiyoruz, çok zor zamanlardan geçmeye devam edeceğiz ama hayat her zaman çok zor olacak. Bununla baş etmenin tek bir yolu var. Hayat benim başıma gelmiyor. Hayat zaten oluyor. Ben sadece nasıl tepki verebildiğimi ve ne kadar hazır olduğumu kararlaştırabilirim. Benim yapmam gereken tek şey, yani benim, senin, sizin, bizim hepimizin yapması gereken tek şey, fiziksel ve manevi olarak kafamızı ve vücudumuzu sağlam tutarak
moodumuzu değiştirmeden ve her olan olayda çok duygusal bir şekilde balığın yaptığı gibi hemen gerçeklikten kopmayarak, inançlı bir şekilde, hayır, biz bunun üstesinden birlikte gelebiliriz. Ben bunun üstesinden birlikte gelebilmemiz için ne yapmam lazım? Düşünerek ileriye gitmek olacak. 2025 bireysel dönüşümler kadar kolektif dönüşümlere de sahne olacağı için, yani siz bu dönüşüme yarışıyor olacaksınız ya, hepimiz bu dönüşüme içimizde yarışıyor olacağız ya, unutmayın ki bu toplumsal da bir dönüşüm olacak. Bu çok önemli bir nokta olacak her zaman.
Ruhsal pratiklerimizi yaşamımızla entegre etmeyi öğrenmemiz gerekecek. Yani bu ruhsal hiçbir pratiğiniz olmayabilir bu arada, hiçbir zorununuz da yok. Ama ruhsal pratik dediğimizde lütfen şey diye düşünmeyin, işte ne bileyim ben kiliseye gidip bunu yakmak da, namaz kılmak da işte meditasyon... Öyle bir ruhsal pratiklikten bahsetmiyoruz. Ruhunuzla, yani iç sesinizle... Çok düzenli bir konuşmanız olmasından bahsediyoruz. O sabah dedim ya kendinize bir 5 dakika ayırın ve ben bugün ne hissediyorum, bana ne iyi gelecek konuşması var ya o da ruhsal bir pratiktir aslında. Kendi ruhunuzla birleştiğiniz bir andır. Bu kadar basit bir şeyden bahsediyoruz aslında. Öyle şey değil yani dediğim gibi hani 5 vakit namaz kılmak ya da kiliselerde dua etmek değil. Kendi ruhunuzla olan iletişiminizin pratiğini yapmak.
Bu gerçekten de akıl sağlığınız için çok önemli olacak. Bunu yapmanın bir sürü yolu var. Gerçekten de yoga yapabilirsin, meditasyon yapabilirsin, doğada yürüyüş yapabilirsin, kedinle konuşabilirsin, köpeğinle konuşabilirsin, sabahları anneni arayıp beş dakika boyunca muhabbet edebilirsin, neyse ne. Siz kendi hayatınızda bunun ne olduğunu bulursunuz.
zaten ve bunu zaten başkalarının verdiği akılla yapmıyor olmanızda fayda var. Çünkü başkalarının verdiği akıl gene toplumsal olarak bizden beklenilen bir şey oluyor. Mesela her gün meditasyon yapmıyorsan ruhsal pratiğin yoktur diye bir şey yok. Onun ne olduğunu lütfen bir an önce bulun, kendinize vakit ayırın. Bir de fiziksel sağlık dediğimiz konu. Orada da lütfen mesela gluten alerjiniz yoksa boşu boşuna glutensiz yaşamaya çalışmayın. Sellütlerinizi sevin. Vücudunuzu beslemeyi unutmayın. O aynaya baktığınızda gördüğünüz vücudun
sizi hayatta tutabilmek için elinden gelen her şeyi yaptığını unutmayın ve onu lütfen, rica ediyorum, beslemeyi öğrenin. Bunun için yemek denemeleri mi yapıyorsunuz, yeni şeyler mi keşfediyorsunuz, yaptığınız sporu mu değiştiriyorsunuz ya da belki de yaptığınız spordan zaten memnunsunuzdur, onu mu devam ettiriyorsunuz? Atıyorum saatlerce Twitter okumanın hiçbir işe yaramadığını da anladığınız bir yerde olun istiyorum. Yani bir şekilde o beden, vücut sağlığını kendi ritminize, kendi ruhunuzun amacına göre düzenleyin ve disiplinli bir şekilde uygulamaya başlayın.
Unutmayın ki disiplin o kadar zor bir şey değil. Bu arada şöyle bir şey oluyor, bilmiyorum yani bu bana oldu. Ben çok disiplinsiz bir insandım her zaman. Özellikle kendime karşı çok disiplinsiz bir insandım. Başka işlere karşı o kadar değildim ama kendime karşı öyleydim. Ama bir yerden sonra işte bu podcast olsun, diğer yaptığım işler olsun, başkalarına karşı olan sorumluluğum dışında kendime karşı bir sorumluluk olduğunu da fark ettim. Ben kendimi disipline etmezsem,
Ne bu podcast kaydedilir, ne verdiğim ders verilir, ne ajansta yaptığım işleri yapabilirim. Benim kendime karşı disiplinli olmam gerekiyordu ve bunun nasıl olabileceğine bir tek ben karar verebilecektim ve bunu yapmaya başladığımdan beridir fark ettim ki disiplinli olmak o kadar da zor değilmiş aslında. Çünkü kendim için disiplinli olmaya başladım, başka birisi için değil. Sizin de bunu öğrenmeniz, bunu çözmeniz, bunu keşfetmenizin zamanı geldi kısaca.
Bu ay düğünümü aksı maneviyetiyle günlük hayat arasında denge kurmamızı öğretecek diyorum ya sürekli olarak. Balık bize teslimiyetin ve akışın gücünü hatırlatacak. Başak Burcu enerjisi ise düzen ve çabanın değerini anlamamızı sağlayacak. Sormanız gereken sorular var kendinize. Hayatı ne kadar kontrol etmeye çalışıyorum? Birinci sorumuz bu. Kendinize bunu sorun. Mesela... Ben bu örneği de vermeyi çok seviyorum. Çünkü bu zaten Jüpiter ikizlerinin de etkisiyle biz bunu çok yaşamaya başladık ama... Kontrolünüz dışında olan haberleri ne kadar çok dinliyorsunuz? Gerek var mı? Yani gerek var mı şu anda dünyanın öteki ucundaki bilmem ne, bilmem nesinde, ne oluyormuş da falan? Bunu bilmek sizin ne işinize yarıyor?
Siz sokağınızda yaşayan evsiz adama yardım edemeyecek kadar dünyanın öteki ucundaki problemlerle meşgulseniz kime bir faydanız dokunuyor? Birinci soru bu. İkincisi bu hayatı kontrol etme konusu. Ne kadar çok sıkı elinizde tutmaya çalışırsanız bazı şeyleri o kadar sert kırılır. Bunu asla unutmayın. Birazcık değişkenlik. Çünkü değişken burçlar dediğimiz burçlar yani yay, ikizler, başay ve balık değişken burçlar dediğimiz burçlar
Bu burçlar bize hayatta adapte olmayı öğreten burçlar. Hayatın zorlukları karşısında adaptasyonu nasıl sağlayacağımızı öğreten burçlar. İnsanlar çok fazla sevmiyor olabilirler çünkü insanlar genel olarak sabit şeylere güvenmeyi tercih ediyorlar. Ama eğer adaptasyonumuz olmazsa hayatta başa çıkamayız.
Nerelerde bu burçlar gibi davranmalısınız? Nerelerde hayatı birazcık olsun getirdiği anda ona sinirlenip, ''Aman tanrım başıma bu niye geldi?'' diye söylenmek yerine, ''Tamam, bu oldu, okey, tamam, duygusunu yaşayayım bunun.'' Tabii ki de üzülüyorsam üzüleyim, seviniyorsam seviniyorum, ne oluyorsa olsun o duyguyu yaşayın. Ama orada takılı kalmadan yeni plana geçebilmek, yeni adımı atabilmek çok önemli olacak. Diğer soru, teslimiyet hissine ne kadar alan bırakıyorum? Hangi alanlarda kendinizi teslim etmeyi başarabiliyorsunuz? Hangi alanlarda otomatik
hiçbir şeyi düşünmeden hareket edebiliyorsunuz. Bu alanların dışındaki alanlarda neden böyle davranamıyorsunuz? Kendinizle gene yapmanız gereken bir konuşma. Nerelerde birazcık daha teslimiyet hissinde olmam gerekiyor? En son soru da zaten hem ruhsal hem de fiziksel sağlığımı nasıl koruyabiliyorum? Bu deminden beri anlattığım şey. Size ait olan cevaplarınız neler? Bunları şimdiden önünüze alın. Bunları bir sefer de cevaplamanız mümkün değil. Ama bunu önümüzdeki birkaç ay boyunca Mars hazırda, Mars retrodayken ve bir şey yapmamız mümkün değilken, teşekkürler Mars retrosu,
Bu soruları biraz düşünmeye başlayın. Bu enerji bizden hem bireysel hem de kolektif anlamda büyük öğrenimler talep edecek bir şey, bir enerji olacak. Hayatın karmaşıklıklarını kabullenip akışa bırakmak, şimdiye kadar fark etmediğimiz güzellikleri de ortaya çıkabilir bu arada. Çünkü şöyle oluyor, bazen o kadar çok kontrol hissinde oluyoruz ki, Hayatın kendiliğinden bize sunacağı sürprizli güzelliklere de kapımızı kapatmış oluyoruz. Yani değişiklik her zaman kötü anlamda olacak diye bir şey yok. Bu sabit burçların özellikle öğrenmesi gereken şey. Bazen değişiklik iyidir. Bazen hayat bizi çok güzel şaşırtabilir. Buna alan açmamız gerekiyor.
maneviyatımızı yaşamımıza entegre etmek. Bir kitap var, yazarın ismini söyleyeyim, kendime rencide etmeyeceğim. Ama Ritüellerin Yok Oluş diye bir kitap. Onu okumanızı tavsiye ederim. Çok kısa bir kitap. Orada şundan bahsediyor. İnsanlık olarak bu kapitalist sistemde çok bireyselleştiğimiz yerde maneviyatın getirdiği ritüellerden uzaklaştığımız için toplumsal alanların yok olmasından bahsediyor aslında.
Bu aksın birazcık konusunda boğulacak. O yüzden maneviyatımızı yaşamımıza entegre etmemiz gerekecek. Dediğim gibi bu maneviyatın hiçbir dinle alakası yok. İki haftada bir arkadaşlarımla buluşup kahve içip sadece atıyorum sanat konuşacağız da sizin maneviyatınızı güçlendiren bir şey olabilir. Birazcık geniş düşünmenizde fayda var. Maneviyatın ne olduğunu siz kendiniz gene tanımlayabilirsiniz.
Bütün bunlardan sonra birazcık kişiselleşeceğiz şimdi. Kuzey Aydın'ı, Güney Aydın'ı Başak Balık halkısında olan insanlar, hangisinin hangisinde olmanın çok büyük bir önemi yok. Bu 18 ay boyunca en büyük ruhsal değişimi tabii ki de siz geçiriyor olacaksınız. Ruhunuzun en büyük anlamının ne demek olduğuyla ilgili sınanan siz olacaksınız.
Siz zaten değişken burç olduğunuz için çok fazla korkmayacaksınız bu durumdan. Ama şeye bir bakın, dikkat edin. Yani yaşadığınız bütün her şeyin sizi ruhunuzun amacına doğru itmek üzere olduğu fikriyle birazcık bu hayatı yaşamaya başlayın. Ondan sonra bundan çok fazla etkilenecek insanlar tabii ki de güneşi ve yükseleni balık ya da başak olan insanlar olacak.
Siz de güneşiniz eğer bu ikisinden bir tanesindeyse, özünüzde kim olduğunuzla ilgili değişiklikleri yaşayacağınız, deneyimler yaşıyor olacaksınız. Yükseleni, balık ya da başak olan insanların da hayata bakış açılarıyla ilgili bu değişiklikler yaşanıyor olacak. Bundan sonraki en büyük değişikliği yaşayacak insanlar değişken burçlar dediğimiz burçlarda, yani demin söylemiştim ikizler, başak, yay ve balıkta, güneşi, yükseleni ya da kuzey aydınlığı, güney aydınlığı olan insanlar ikinci derecede en çok etkilenecek insanlar olacaklar. Vallahi başarılar. Bu bölüm bu kadar olacak. Çünkü yani daha derinleşirsek bu konu hiç bitmez. Çünkü maneviyattan bahsediyoruz. Daha maneviyatın tanımına girmek gerekecek vs. falan filan. Ama dediğim gibi bakın çok basit. Çok çok basit. Lütfen kendinizle konuşma pratiği, ruhunuzla konuşma pratiğini yapın. Fiziksel sağlığınıza dikkat edin. Aynaya baktığında gördüğünüz vücudu sevin, onu beslemeyi unutmayın. Abuk sabuk diyetler, abuk sabuk müdahaleler, lütfen biraz durun. Başkalarından göre değil, kendinize göre olan maneviyatı bulun ve toplumsal fayda için içinde bulunduğunuz topluluğu dinleyip onun ihtiyacı ne, ona göre hareketler yapmaya başlayın. 2025'e hoş geldiniz. Ben hep buradayım. Görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.