Podcast

bu klişelerin bir anlamı olmalı... I burçlara dair önyargılar - part 2

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Burçlara dair önyargıların ikinci bölümünde, sıradaki 6 burcu masaya yatırıyoruz. Acaba söylentiler doğru olabilir mi, yoksa tüm bu yakıştırmalar büyük bir yanılgı mı?






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.860 kelime · ~19 dk okuma

Arkadaşlar merhaba, PodB'yle hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastına hoş geldiniz. Geçenlerde ilk altı burçla ilgili önyargıları konuşmuştuk, şimdi de ikinci altı burçlu konuşacağız. O zaman bu yolculuk başlasın. Benim teraziyle ilgili şimdiye kadar en çok duyduğum şey... ...bir, kararsızlık. İki, çapkınlık. Üç, people pleaser'lık. Şimdi bunların üçü aslında aynı yere bağlanıyor. Terazinin amacı diplomatiklik. Terazi romantik bir burç değil. Bunu zaten daha önce konuşmuştuk.

Ne kadar çok ilişkilerle ilgili bile olsa aslında romantik ilişkilerle ilgili bir burç değil. Analitik, insanların analiz eden, yaptığı analiz üzerinden diplomatik bir şekilde dengeyi kurmak isteyen bir burç. Ama şöyle bir problem oluyor, biz insanlarla iyi konuşmanın flört ve tırnak içinde yavşamak olduğunu düşünen insanlar olduğumuz için terazinin o doğal, insani flört hali bize çapkınlıkmış gibi gelebiliyor. Ve de zaten sağlıksız bir terazinin gittiği yer, o flörtün dengesini bulamayıp, gerçekten de çapkınlık yapmasıyla sonuçlanıyor. Halbuki terazi, hayatım ne kadar güzel gözüküyorsun, sizin bilmem neyiniz ne kadar güzel olmuş, kolyen ne kadar güzel deyip, insana kendini iyi hissettirdiği bir yerden, insanların kendilerini daha özgür bir şekilde ifade etmesi için alan sağlayacak diplomasiyi yapıyor aslında o.

Ama bu tabii ki de dengesiz kaçtığı zaman gerçekten de hani birazcık çapkınlığa doğru kaçabiliyor. Ya da işte sürekli olarak kararsızlık deniyor. Kararsız değil aslında. Şöyle bir durum var. Bir karar vermesi için her şeyi çok dengede tutması gerektiği için kendi içindeki o savaştan dolayı bir karar alamıyor gibi oluyor. Ama bir karar aldıktan sonra da arkasından da durmayı çok iyi biliyor. Unutmayın ki öncü burç terazi ne olursa olsun yani. Hani öncü burç niteliği ileriye doğru gitmekle ilgilidir ve insanlara yol göstermekle ilgilidir. Bir şeyleri başlatmakla ilgilidir. Yani şimdi öncü bir burcun

Transkriptin tamamını oku

süper kararsız olduğu bir dünyayı düşünemeyiz herhalde. Sadece karar verme süresi, karar verme dinamikleri farklı onların. Yani o istiyor ki, ben işte bu bluzu alacaksam, atıyorum, bu bluz benim işte bütün dolabındaki kıyafetlere uyuyor mu? Önündeki iki sene boyuncaki işte insanlara vermek istediği imaja uyuyor mu? Ne bileyim ben? Verdiği para diye değiyor mu? Üçüncü arkadaş onu beğenecek miydi falan gibi. Yani benim bir koçun mesela karar verme mekanizması, beğendim mi beğenmedim mi? Bu kadar yani. Paran var mı yok mu? Ben bu kadar hızlı karar veriyorum.

Teradisi inanılmaz derece çok katmanlı bir şekilde o bluzu almanın hayatına katacakları ve hayatından götürecekleri üzerine çok düşünüyor. O yüzden de kararsızmış gibi oluyor çünkü hızlı karar alamıyor. Ama bir kere karar aldıktan sonra da o karara sahip çıkıyor aslında. Orada bir sorun yok. Eflörçülük konusu da çapkınlık konusu da demin anlattığım gibi. Yani o aslında insanlara kendilerini iyi hissettikleri, diplomatik ilişkileri kurmakla görevli olduğu için herkese

...nazar boncuğu dağıtan pozisyonda. People Pleasur'lık konusu birazcık daha çetrefilli. Terazinin kendi kimliğini oluşturması çok önemli. İnsanların arasındaki denge ve diplomasi bozulmasın diye... ...kendi karakterini insanlara aynaya alarak çok değiştirebildiği için... ...bir noktadan sonra bunun gölge yanına düşüp... ...kim olduğunu unutabiliyor. O yüzden de People Pleasur'lık durumu... ...hem kendisine hem başkalarına faydasız bir noktaya gelebiliyor.

Orada unutmaması gereken şey, o people'ların içinden bir tanesinin kendisi olduğu. Yani bunu unutmazsa, inanılmaz iyi diplomatlar. Yani etrafımızdaki insanlarla iyi konuşabiliyor olmamızın sebebi terazi yerleşimlerimiz birincisi. Yoksa herkes çat küt bam güm falan diye konuşurdu birbiriyle. Yani diplomasiyi sağlayan tarafımız bizim terazi. Bu arada benim ayım terazi, inanılmaz manipülatif bir insan oluyorum ben.

geri geldiğinde. Çünkü diplomasiyi sağlayarak insanları incelediğim ve analiz ettiğim bir yerde, duyguları analiz ettiğim bir yerde insanların duymak istediklerini çok iyi söylemeyi bilirim ben de. Ve bunu flörtle de yaparım. Yapmışlığım var. Çünkü benim ayım terazi. Ama işte bu bana zarar vermeye başladığında, ki o da ne? Kendi duygularımı görmezden gelip sürekli olarak diğer insanların duygularını sabitlemeye ve düzenlemeye çalıştığım yerde en büyük zarar bana vermeye başladı ve insanları bir yalanın içinde yaşatmaya başladım. Tabii ki de. Artık bunu yapmıyorum. Koç yerleşimlerimize güveniyoruz.

Ve terazi çok önemlidir bu konuda. Yani terazinin flört dengesini kurması çok önemlidir. Yoksa dediğim gibi hiç kimse hiç kimsenin gülümsetecek bir şekilde konuşmaz yani. Çok kötü olur. Ama gerçekten sağlıklı bir şekilde çalışan terazi bizim toplulukta bir arada olabilmemiz için en önemli yerlerden bir tanesi. Yani kendi terazi yerleşiminiz neredeyse onu çok iyi çalıştırmanız lazım diplomasi anlamında. Ama bunu yaparken kim olduğunuzu unutmamız lazım. İşte en büyük konu o. Ama teraziler romantik değildir arkadaşlar. Ben hiç romantik terazi görmedim. Bilemiyorum. Belki de bana denk gelmedi. Yazık bana. Crepler hakkındaki önyargılar. Akrep Burcu yengecin bir başka versiyonu. Bütün su grubu birbirine benziyor. Bütün hava grubu birbirine benziyor. Bunu zaten biliyoruz da. Akrep bir yengeçten daha da öte bir şekilde karşısındaki insanın en karanlık duygularını o insandan önce sezebilen Burç normalde. O yüzden paranoya yaklaşıyorlar. Şimdi şöyle düşünün, ben bir insan olarak tabii ki de sürekli olarak iyi düşünen ve iyi niyetli bir insan olamam değil mi? Hiçbirimiz olamayız zaten. Benim karanlık düşüncelerim ve karanlık duygularım var hepimizin olduğu gibi. Bir akrep, ben o duyguların ve düşüncelerinin üzerine hareket etmesem de benim içimdeki o duyguları ve düşünceleri gördüğü için kendi kafasında otomatik olarak benim o duygu ve o karanlık tarafımdan hareket edeceğim ön, fikriyle bana karşı davranmaya başlıyor. Çünkü onun gördüğü şey o karanlık. Akrepler bizim içimizdeki karanlığı görebiliyorlar. Akrepler bizim içimizde bizim tahmin edemediğimiz yerleri görebiliyorlar. O yüzden parona yaklaşıyorlar ve o yüzden kontrolcü olmaya başlıyorlar. Çünkü kendilerine dönmesini istemiyorlar onun. Yani benim o karanlık yönüm üzerinden hareket ettiğimde kendisine verebileceğim zararı gördüğü için sanki ben zaten öyle davranacakmışım gibi kendini korumaya alıyor aslında.

Bu sağlıklı mı? Hayır. Ama zaten bu bölümde hiçbir şeyin sağlıklı versiyonundan bahsetmiyoruz farkındaysak. Ama akrep burcuna şu güveni verdiğiniz zaman yani evet bende o duygular var. Yani o duygularınız yokmuş gibi davranamazsınız bir akrebe. Hayır canım ben hiç öyle düşünmedim. Nereden çıkarıyorsun? Nasıl bir paranoyaklık bu? Dediğin anda diyor ki tamam bu böyle davranacak zaten diyor. Ama bir akrebe evet doğru bunları düşündüm ve bunun üzerine hareket etmemeyi seçtim dediğin zaman da o paranoyaklık ve kontrolcülük azalmaya başlıyor.

Çünkü onu onaylamış oluyorsun. Evet diyorsun, senin düşündüklerin doğruydu ama ben bunların hiçbirisini yapmadım. Ama sen, hayır canım senin düşündüklerin doğru değil, sen paranoyaksın, sen kontrolcüsün falan diye konuştuğun zaman, iyice kendisi bile farkında değil, daha da kötü olacak demeye başlıyor. Kontrolcülük de aynı şeyden geliyor. Seni kontrol ederse, seni manipüle ederse ona zarar vermezsin gibi bir yerden. Ona zarar vermeyeceğini anlatmanın tek yolu, evet öyle ama yapmadım demek aslında. Ondan bir şey saklamak, akrep burçlarından bir şey saklamak mümkün değil bu arada. Bilmiyorum hayatınızda hiç akrep oldu mu?

Bir akrep burcundan bir şey saklamanız mümkün değil. O senin düşünmediğin kadar çok karanlık tarafını düşündü konunun çünkü. Yani sen kendinin farkında olmadığında yapabileceğin potansiyellerin hepsini hissetti bile o zaten. Senin onu yapmamış olmanın bir önemi yok. Ama ona dürüstçe ben bunu evet düşündüm ve yapmadım dersen çok okey oluyor zaten. Yani bilmiyorum karşımda bir akrep oturuyormuş ve kafa sallıyor şu anda. Bir de manipülatif olma durumu tabii ki de su grubu. Tabii ki de senin duygularını senden önce fark ettiği için seni istediği gibi manipüle etme yeteneği var tabii ki de. Şimdi bu yeteneğin nereye doğru kullandığımız çok önemli arkadaşlar. Bu arada manipülatif olmayan insan yoktur. Toprak grubu da bir şekilde manipüle eder. Hava grubu da bir şekilde manipüle eder. Ateş grubu da manipüle eder vs.

Su grubu daha duygular üzerinden manipüle ettiği için daha manipülatif olarak algılanır. Çünkü duygularımız bizim daha açık yaramış sonuç olarak yani. O yüzden oradan manipüle ettiğimizde bunu daha çok hissediyoruz. Halbuki yani bir hava grubu da sizi zekasıyla manipüle eder yani, rahat olun. O yüzden de akrep de bizi manipüle ettiği yeri iyiye çekerse, bütün manipülasyon tekniklerinde olduğu gibi, o zaman aslında çok derin ve çok sağlıklı bir ilişki de kurabiliriz kendisiyle.

Akreb'in seks düşkünü ve çok cinsellikle bağlaştırılmasında doğru bir tarafı var tabii ki de ama bir Akreb'in bence birisiyle gerçek anlamda cinsel bağlantı kurabilmesi için o insana çok güvenmesi gerekiyor. Çünkü cinsel bağlanma noktası, bu illa seks olarak düşünmek zorunda değilsiniz, cinsellik üzerinden bağlanma noktasında iki insanın çıplak şekilde, en duygusal olarak çıplak şekilde bir araya geldiği andır. Bir Akreb'in kendini size bu kadar çok açabiliyor olması için çok güveniyor olması gerekiyor birincisi. O yüzden de akreplerin o sanki çok yüksek sayıda partnerleri varmış imgesi... ...bence o sağlıksız işleyen bir akrebin sorunu. Normalde ben öyle olduklarını düşünmüyorum. Sonuç olarak akrepler sizin en karanlık duygularınızı sizden daha iyi biliyorlar. Bu konuda onlara yalan söyleyerek kaçamazsınız. Ama bir kere sana güvendikten sonra o güveni ihanete edersen... ...bir koçtan çok daha feci cevap verir tabii ki de yani. Koçu unutur geçer, man dersinde mi uğraşacağım der. İki tokat atar geçer yani. Akrep ömür boyu unutmuyor onu çünkü bir kere güvenmiş sana. O kadar zor bir şey ki onun için güvenmek. Koç hemen güvenir, hemen güveni kırılır, hemen yürür gider mesela. Akrep öyle değil. Bir kere size güvenmek için çok fazla emek harcamış durumda yani. Sen o güvene ihanet ettiğin anda tabii ki de onun peşini bırakmayacak. İhanet etmeseydiniz arkadaşlar Akrep Burcu arkadaşlarınıza...

Yay umursamaz. Şimdi bu yayla ilgili... Ben kendim çok yay yerleşimim var ve gene inanmayacaksınız ama... ...çok fazla yay sevgilim ve yay arkadaşım oldu. 14 yaşımdaki ilk sevgilim yay burcuydu yani. Ve çocuk hem yay burcuydu hem yükseleni yaydı. Koçtaydı falan yani öyle.

Neyse, özel kişisel hayata girmeyelim. Başak'cığım seni hala çok seviyorum ama sorunumuz yok. Ama şöyle bir şey var, yay burçları umursamaz değil. Yay burçları umursamamayı tercih ediyor. Benim hayatımda gördüğüm en çok düşünen ateş grubu yay. Yani o kadar çok detay düşünüyorlar ve o kadar çok detayın farkındalar ki... ...ama Jüpiter tarafından yönetildikleri için ve büyük resme bakmakla sorumlu oldukları için... Bir insanın büyük resme bakması için küçük detayları görmüyor olması mümkün değil. Büyük resme bakmak illa çok uzaktan bakmak değil. Çünkü bütün bir resmin tamamını anlayabilmeniz için oradaki bütün detayları kavruyor olmanız lazım aslında. Bütün onları kavramıyor değil, bütün o detayları düşünmüyor değil. Sadece büyük resim uğruna ve pozitiflik uğruna o küçük detaylara...

sizin kadar çok takılmayı tercih etmiyor. O yüzden ileriye doğru gitmekle alakalı abi Burcu. Yani diyor ki evet abi o benim canımı sıktı ama şimdi o canını sıktığı şeye yani 15 gün boyunca takılırsa o gitmesi gereken yere gidemeyeceği için çok daha hızlı unutuyor. O yüzden umursamazmış gibi geliyor bence insanlara. Ama ne olacak diyor yani. Ben buna bu kadar vakit harcayacağım da ne olacak diyor yani. Evet bana kızdın, sen de bana kızdın. E konuşalım, bitsin artık bu konu diyor yani. İşimiz gücümüz var diyor yani. Büyük resme bak diyor sana. Sürekli olarak bunu yaptığı için umursamaz olarak algılanıyor. Halbuki çok umursuyor. Çok umursadığı için umursamaması gerektiğini anlıyor zaten.

Takılıp kalmıyor detaylara. İkizlerin tersi, unutmayın. İkizler ne kadar detaydaysa, yay o kadar detayda değil. Ama detayı görmediği anlamına gelmiyor. Hovardalık kısmı var. Evet, bu tabii ki de gene gölge yan. Jim Morrison örneğini vermek istiyorum. Jim Morrison, perfect yay örneği arkadaşlar. Yani o şarkıların yazılabilmesi için inanılmaz bir felsefe, inanılmaz bir filozofi gerekiyor birincisi. Ve inanılmaz bir hovardalık da gerekiyor.

Yayın, gölge tarafı fanatik bir şekilde tarikat liderliğine gittiği gibi, aynı zamanda da korkunç bir kendini dağıtan rockstar modeline doğru da gidebiliyor. Bir insanın bu kadar çok kendini dağıtabilmesi için her şeyin farkında olmaması gibi bir şey mümkün değil. O bir anda baş edemediği noktada zaten, dünyanın derdini pozitife çeviremediği noktada yay hovarda umursamaz, aman abi ben uğraşamayacağım bununla gibi bir kafaya geçip bütün sorumluluklarından kaçan, bir at insana dönüşüyor gerçekten ve dört nala koşarak seninle uzaklaşıyor. Böyle bir sorunu var hakikaten de. Ama bir yaya sen bütün özgürlüğü ve pozitif olma alanını sağlarsan ve o pozitifliğinin aslında her şeyin negatifini gördüğü bir yerden kendi kendine oluşturduğu bir iç görü olduğunu anlarsan da senden vazgeçmiyor. Benim 20 yıllık en yakın arkadaşım Yay geçirdiği depresyonların hepsini biliyorum ve yani bir başaktan daha çok düşünüyor bence kendisi her şeyi.

Ama şey diyor, düşünüyorum da bir işe yaramıyor. Kahvesin hiçbir yoluna devam ediyor. İşinin gücüne bakıyor. Pozitif olmaya devam ediyor. Onun da görevi o çünkü. Birilerinin de pozitif olması lazım. Birilerinin de bir şeyleri umursamıyor olması lazım. Sürekli her şeyi umursarsak... Korkunç bir hayat çünkü yani şu andaki hayat özellikle. Koç da yayda aklına geldiği gibi söyleme konusunda çok başarılılar.

Birisi de yalan söylemekle uğraşan burçlar değil. Tabii ki de yalan söyleyip manipülasyon yapıyoruz biz de. Burada sütten çıkmış ak kaşık değiliz ama şöyle bir durum var. Birisine onunla ilgili düşüncesini ya da konuyla ilgili düşüncesini aklına geldiği gibi söyleme problemi var koçlarda da yaylarda da ve bu patavatsızlık olarak algılanıyor.

Çünkü onun kalbini kırmayacağı şekilde söylüyor ve kendilerinin kalbi çok kolay kırılmadığı için yani sen onu karşı tarafında kırılmaz zannediyor tamam mı? Ama genellikle karşı taraf kalbi kırılan bir insan oluyor ve diyor ki sen patavatsızsın. Yani aslında o patavatsızlık değil işte. O gerçekten de bir çocuk beyni gibi yani olduğu gibi söylemekten kaynaklı. Yayında olayı o. Kendisine bir şeyler söylendiğinde o kadar içinde o konuyu çözüp sana kırılmamayı başarabiliyor ki. Diyor ki işte o da öyle düşünüyor. Beni kırmak için söylememiştir zaten. Bakış açısıyla yaklaştığı için. Kendisi de aynı patavatsızlıkla bir şey söylediğinde şey diye düşünüyor. Biliyor canım, benim onu kırmak için söylemediğimi anlıyordur herhalde diye düşünüyor. Anlamıyorlar.

O yüzden de bütün yay yerleşimli insanlara, kendim dahil, bir tık hani insanlar bizim gibi düşünmüyorlar çocuklar ve insanların duyguları bizden daha hassas. Lütfen bir şeyleri söyleyeceğiniz zaman dürüstlük yapın ama karşı tarafın duygularını kırmadan söylemeye özen gösterin. Koç ve yay yerleşimi olan insanlar sizden rica ediyorum. Çünkü evet patavatsız yaftasını yedik yani ve haklı. Bazı insanlar haklı. Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber sonra tekrar birlikteyiz.

Oğlaklar. Sıkıcı. Oğlaklarla ilgili duyduğum en büyük önyargı sıkıcı. Hırslı, para odaklı, iş odaklı. Ne yapsınlar? Kim çalışacak çocuklar? Bütün bu dünyada kim çalışsın istiyorsunuz? Bizim oğlak yerleşimlerimiz çalışacak tabii ki de. Onların işi bu. Bir de şöyle bir şey var.

Gene benim etrafımda çok fazla oğlak ve oğlak yerleşimi olan insan var. İşte annem oğlak, şu andaki iş partnerimin ayı oğlak gibi. Daha örnek veririm ama çok uzun sürer bu iş. Oğlaklar sıkıcı değiller. Eğer bir oğlağı sıkıcı buluyorsanız size kendini açacak kadar size güvenmemiş demektir. Çünkü size kendini güvenip size açarsa dünyanın en sarkastik, en komik, en tuhaf düşünen insanlarıyla karşılaşıyorsunuz. Çok komikler. Bence çok komikler yani. Ama işte size güvenmiyorsa ve size o tarafını göstermiyorsa tabii ki de oğlak burcunu sıkıcı bulursunuz. Oğlak mesafeli olmakla alakalı.

Oğlak kendi kaynaklarını düzgün ve düzenli bir şekilde harcamak, kaynaklarına sahip çıkmak ve kaynaklarını zenginleştirmekle alakadar bir burç. Ve de bunun tek başına yapması gerektiğini düşünüyor bir de bir yandan da. O yüzden de hırslı oluyor. Niye hırslı? Belirli bir zaman var ve o zaman içinde yaşayabileceği en iyi hayatı yaşaması gerektiğini biliyor. Bunun için uğraşıyor, bunun için azim gösteriyor, bunun için disiplin gösteriyor. Bir de sonra hırslı dangası yiyor.

Har vurup parmağınıza vurabilen bir burç değil yani sonuç olarak bu. Ama tabii ki de duygusal güvenliğini sağlayamadığın yerde hırsından dolayı insanlara zarar veren pozisyona geçiyor. Yani oğlan hırslısı sizin kafanızı kopartır gerçekten de. Hiç dinlemez. Ben ona da denk geldim. Özellikle Mars oğlaklar bu konuda korkunçturlar.

Bir Mars'ı olan öğrenmesi gereken şey, evet iş hırsı çok iyi bir şey... ...ama o hırsın için kimleri harcadığına çok dikkat etmen gerekiyor. Birilerini harcamak zorunda kalıyorlar, bunda bir sıkıntı yok. Ama kimi harcadığına çok dikkat etmesi lazım... ...ve o harcama şeklini insani yapıyor olması lazım. Benim çıkarım çok önemli, o yüzden yani deyip geçip gitmemesi lazım. Orada birazcık başka insanların gene duyguları olduğunu hatırlamamız gerek, çocuklar.

Ama oğlaklar bence sıkıcı değil. Bir oğlakla çok yakınlaştığınızda ne kadar eğlenceli olduğunu görüyorsunuz. Çünkü oğlaklar hayatı öyle bir gerçekliğiyle görüyor ki yani bizden çok daha gerçekçi görebiliyorlar hayatı. O yüzden de onun içinde ne kadar komik tarafları olduğunu da aslında çok görebiliyorlar. İnanılmaz sarkastiktir oğlak yerleşimli insanlar aslında. Bütün büyük komedyenlere bakın bu arada. Özellikle stand-upçılara illa bir yerleşimleri oğlaktadır. Yani bunun sağlamasını şu anda alamayacağım ama Jim Carrey oğlak. Hani söyleyeceklerim bundan ibaret. David Lynch oğlak falan hani.

Kendi duygularını başarı ve başarısızlık olarak gördükleri için çoğunlukla yani hayatta ulaşmaları gerektikleri yere ulaşmak için kendileri duygusuz davranmaları gerektiğine inandıkları için duygusuz ve mesafeli davranarak bunu yapabileceklerini düşünüyorlar ve insanlara karşı biraz duygusuz davranıyorlar. O gerçekten duygusuz oldukları için değil. İşlerine yaramayan duyguları görmek istemiyorlar. Çünkü o sırada o duygunun içine kapılırsa başarılı olamaz. Ve onun için en önemli şey ne? Tabii ki de başarılı olmak. Orayı birazcık değiştirmeye başladıklarında ve onlarla yakın ilişki kurmaya başladıklarında zaten bu duvarları işte geçtiğinde içi sıcacık katili bir insan buluyorsunuz. Yani ben bunu çok yaşadım Oğlaklarda.

Kova. Yani Kova'nın benim bildiğim önyargıları... Nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum bunu ama çok dediğim dedik. Yani kendi fikri var ve başka hiç kimsenin fikri yok. Tongasına çok düşüyorlar. Sevgili Kovabuşlar, tek zeki siz değilsiniz. Herkesin zekası var. Ama en ileriyi düşünebilen zeka sizinki olabilir. O ayrı bir konu. Ama en ileriyi düşünebiliyor olmanız, bugünkü zekayı görmenizi engellediği zaman insanların ihtiyacı olan zekayı onlara sunamıyorsunuz. İnsanlardan kendinizi uzaklaştırarak, insanlara tepeden bakarak insanlara yardım edemezsiniz.

Birinci kural bu. Bu egzantriklik bu arada şeyden kaynaklanıyor. Kovay, insanlığa uzak durup ona yardım etmesi gereken, ona bir vizyon, ileriye dönük bir şey sunması gereken bir burç ya. O yüzden de mainstream hiçbir şeyi sevmemenin gerekliliğini düşünüyor. Mainstream hiçbir şeyi sevmek zorunda değilsiniz ama mainstream'in neden onu sevdiğini anlarsanız insanlığı ileriye taşıyabilirsiniz. Kendinizi insanlıktan uzak tutarak sürekli olarak insanlığa yardımcı olamazsınız. Bunu anladıkları zaman gerçek vizyonerler o zaman çıkıyor.

Yani Kovaboj'un vizyoner olan tarihsel figürlerine baktığında hep şunu görüyorsun. İçinde bulunduğu toplumun ihtiyacını anlayıp orada hiç kimsenin düşünmediği bir şeyi insanlığa sunmuş. Ama bunu yapabilmek için topluma bakıyor olmanız lazım. Yani içinde yaşadığınız insanların neler yaşadığını anlıyor olmanız lazım. İnsanları X bir arabesk sanatçısız dinliyor diye küçümsediğiniz zaman o insanlarla nasıl bir bağ kurup hani onları ileriye taşıyacaksınız? O insanların ileriye taşınmaya ihtiyaçları yok mu diye mi düşünüyorsunuz? O zaman size ne ihtiyacınız var oluyor?

Bir de duygular kısmı gene. Oğlakta da kovalada aynı problem var. Kovalar da çok duygusuzlaşabiliyor çünkü. İnsanlık, duyguları olan bir yaratık varlık şekli. O yüzden de birisine vizyon katmak istiyorsanız, onun içinde bulunduğu vizyonu iyi anlamanız lazım. Kendinizi bu kadar uzak tutmayın. Kendinizi duygulardan uzak tutmayın. Ve bir tek siz zeki değilsiniz.

Bu tongaya düştüğünüzde kendi zekanızı köreltirsiniz. Zeka dediğimiz şey başkalarının zekasıyla iletişim halinde olduğunda ileriye gider. Kendi kafanızın içinde sürekli bir echo chamber'ın içinde kaldığınızda hiçbir yere ilerleyemezsiniz. Ve sizin göreviniz ilerlemek. O yüzden de başkalarının zekasına saygı duyun demiyorum. Bu sizin için biraz zor olacaktır. Ama en azından dinleyin ve kendinize bir şeyler katın oradan. Tek çözüm bu olabilir.

Bir kovayı bu arada nasıl şey yapacağınızı düşünüyorsanız, nasıl bu kendi bildiğim bildik fikirden nasıl çıkaracağını falan merak ediyorsanız ben çözemedim. Benim hayatımdaki kovalarla ben bir türlü bunu yapamadım. Genelde benim hayatımdaki kovalar da şey yapmadı yani bana karşı böyle bir üstünlük taslamaya da çalışmadılar. Galiba onların fikirlerine ve zekalarına saygı gösterip, onlara saygı gösterdiğinizi anladığınız zaman sizi dinlemeye başlıyorlar.

Ve ilk başta fikrine saygı duymasanız bile numara yapabilirsiniz. Hiçbir sorun yok. Bunu söylediğime inanamıyorum ama. Kendilerini açmalarına izin verin. Yani neden öyle düşündüklerini, neden o sonuca vardıklarını, neden bu fikre vardıklarını anlatacakları alan sağlayın. Ve sonra zekanızda evet ama burada yanlış düşünüyorsun gibi zekayla onları aslında alan açarak bir şeyler yaşamaya başlayabiliyorsunuz. Bir de kovalar çok sadık oluyor. Bir fikir, bir insan ve bir objeye karşı inanılmaz bir sadakatleri oluyor. Sabit boşluk sonuç olarak. O yüzden de bir kovası size arkadaşı olarak seçtiyse zaten sizden vazgeçmesi çok zordur. Zekasına saygı gösterin ve kendi zekanızı onunla paylaşın.

İnsanlık bir noktada zekanın ne olduğunu tanımlarken tek tip bir, özür dilerim onu söylediğim için ama patriyarkal bir sistem üzerinden zekayı tanımladılar. Yani matematikçe çözebilen zekidir, sanat yapan zeki değildir falan gibi neredeyse böyle bir zekanın tanımı üzerinde bir tekerlik oluştu. Balık da Akrep ve Yengeç gibi sezgisel zekası herkesten üstün olan grup aslında. O da sezgilerle ilgili, o da duygularla ilgili, bir de o bilinç dışımızla ilgili. Yani bizim aslında hiç algılayamadığımız bir dünyayı algılıyor.

O yüzden de alık diyoruz. Niye? Çünkü bizimle üç dünyada çok fazla yaşamıyor diye. Abi onun görevi o değil. Onun görevi zaten bizim bilinç dışımızla ilişki kurmak. Balık haritanızda neredeyse siz o bölümde hayalinizle ilişkili olmasınız, bilinç dışınızla ilgili olmasınız. Balık içinde bütün burçları bulunduran en son, en olgunlaşmış, en yaşlı, ruhlu burç. Şimdi yani bu burca, affedersiniz aptal demek bence biraz yani cahillik. Ama şey oluyor tabii ki de, çok dalgın oluyorlar, çok hayal dünyasında yaşıyorlar. Çünkü gerçek dünya çok onlara göre yapılmış bir şey değil. Bu doğru. Üç boyutlu dünyanın getirdiği kötülük, zorluklar vs. bir balık burcunun bazen baş edemediğinden çok yukarıda olduğu için, çünkü onlar bu dünya değil, diğer dünyayla daha ilgili olduklarından dolayı,

Tabii ki de o alık statüsüne geçiyorlar. Çünkü burayla baş etmek istemiyorlar. Yani bir balığla ilişkinizde ön yargılar kısmı var ya işte kurban rolü falan. Aslında kurban rolü değil yani. Gerçekten bu üç boyutlu hayatın kurbanı onlar yani. Hiç onlara göre yapılmış bir düzende yaşamıyoruz şu anda. Her sabah işe kalkıp gidiyor da, fatura ödemesi gerekiyor da, yalan söyleniyor ona bilmem ne. Yani onun o çok duygusal tarafını zedeleyecek bir sürü durumun oluştuğu bir hayatta yaşadıkları için

zorlanıyorlar doğal olarak ve tabii ki de kaçışta yaşamaya başlıyorlar. Onlara hayatı kolaylaştırmak lazım bence. Yani şey gibi bir yerden değil, ah başaramıyorlar bu hayatı, onlara hayatı kolaylaştırmak... Öyle bir yerden değil de onların ne tür bir mücadele olduğunu anlayıp, onların hayallerine saygı duyup, kovanın nasıl zekasına saygı duyuyorsak, balığın da hayallerine saygı duymamız lazım. Balığın da sanatına saygı duymamız lazım. Kendi haritanızdaki balık yerleşimi neredeyse, siz de kendinize saygı duymak durumundasınız yani. Kendi içinizdeki balığa saygı duymanız lazım.

Çünkü hayatı başarabilmek dediğimiz şey sadece zeka ve başarı ve azim ve hırslı olmuyor. Aslında duygusallıkla da oluyor. Kendi duygusallığınıza saygı duymadığınız için balık burçlarına saygı duymuyorsunuz aslında. Bunu anlamamız gerekiyor.

Ama balık burçlarının tabii ki de yani gölge tarafı, gerçeklikten kaçma, işte bir takım bağımlılıklar, kendini sürekli olarak hayat benim başıma geliyormuş gibi kurban rolüne atmalar vs. oluyor. Yani onunkiler de öyle çıkıyor. Yani kovanınki diktatörlükle çıkıyorsa balınki de öyle çıkıyor. Hayatınızdaki balık burçlarının hayallerini dinleyin arkadaşlar ve o hayallerini gerçekleştirmesi için sağlam temeller kurun. Kendi içinizdeki balığa da bunu yapın lütfen.

Burç arketipi olarak yaşamıyoruz biz. Hayatımızda başımıza bir sürü şey geliyor. Bir sürü karar veriyoruz. Biz kendimiz verdiğimiz kararlarla da kendi kötü yanlarımızı ve gölge yanlarımızı ortaya çıkarıyoruz. O yüzden de bunun birleşiminde insan zaten çok sağlıklı ve düzgün yaşayabilen bir varlık değil. Hepimizin gölge tarafı var. Hepimizin çok kötü olduğu zamanlar var. Hepimiz biri insanın hayatında kötüyüz zaten. Yani sütten çıkmış ak kaşık değiliz hiçbirimiz. O yüzden de zaten bu ön yargıları oluşuyor.

Ama bu önyargıların neden oluştuğuna dair bir fikrimiz olursa, hayatımızdaki insanların neden öyle davrandıklarını anladığımız yerden onlarla ya iletişim kurmayı ya da tamamen hayatlarından çıkmayı kabul edersek, daha sağlıklı ilişkiler kurmuş oluruz. Ben mesela çok öfkeli bir insanım hakikaten değil mi? Aşırı sabırsızım. Yani ve hayatımdaki insanlar bana sürekli olarak sakin olmamı ve yavaş olmamı söylüyorlar.

Ama neden öyle olduğumu anlayan insanlar bana sakin olmamı söylemiyorlar, sakinleşmem için yardımcı oluyorlar. Aradaki fark bu. Siz de hayatınızdaki ön yargısı olduğu insana karşı nereden geldiğini anlayıp ona yardım etmeyi tercih edebilirsiniz. Astrolojinin bütün olayı bu zaten. İnsanların bizden farklı şekillerde çalıştığını anlayıp birbirinize yardımcı olmak bir noktada bu hayat dediğimiz manasız karmaşanın içinde.

Arkadaşlar, Burçlar hakkındaki önyargılar tabii ki de bir takım gerçekliklere bağlı olsa bile, biz bu önyargıların nereden kaynaklandığını anlayıp, insanlara yardımcı olabileceğimiz bir şekilde davranarak, birbirimizi daha iyi sevdiğimiz, birbirimizi daha az yargıladığımız ve birbirimize daha yardımcı olduğumuz bir hayat tercih edebiliriz. Bu hafta bu kadar.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)