Podcast

#21 - Finansal Nihilizm: Gençlerin başarısızlığı mı, yoksa sistemin çöküşü mü?

Midas Podcast

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Geleneksel finans dünyası, Z kuşağının gözünde hızla değer kaybederken, yeni bir yatırım kültürü doğuyor. "Finansal nihilizm" olarak adlandırılan bu akım, sadece bir başkaldırı değil, aynı zamanda değişen ekonomik gerçeklerin bir yansıması. Bu bölümde, genç yatırımcıların geleneksel yatırım araçlarından uzaklaşma nedenlerini, sosyal medyanın yatırım kararlarındaki artan etkisini ve GameStop olayı gibi dönüm noktalarını inceliyoruz.

İyi dinlemeler!

Midas uygulamasını indir: https://app.getmidas.com/gmih/mie6gpeu

X (Twitter): https://twitter.com/getmidas

Instagram: https://www.instagram.com/get_midas/

YouTube: https://www.youtube.com/@midasplus

TikTok: https://www.tiktok.com/@midasinkulaklari

Midas'ın Kulakları: https://www.getmidas.com/midasin-kulaklari

Not: Bu içerik, içeriğin yayınlandığı günkü veriler ve haberler baz alınarak hazırlanmıştır. Eğer varsa içerikte geçen hedef fiyat tahminleri, uzman ve analist yorumları bu içeriğin yayınlandığı tarihte geçerlidir. Bu tahmin ve yorumlar zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. Bu podcast'te yer alan haberler ve haberlerin içerdiği şirketler hakkındaki bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bahsi geçen hisselerdeki; hisse adı, fiyatı ve grafikleri de dahil temsilidir, yatırım tavsiyesi değildir.

Bölüm Transkripti

1.581 kelime · ~8 dk okuma

Finansal nihilizmi doruklarında yaşayan genç yatırımcıların bu çağdan alacakları var. Herkese merhaba, ben Zülay. Son birkaç yıldır piyasalarda gözlemlediğim ve beni düşündüren bir olguyu konuşacağız. Genç yatırımcıların piyasalara bakış açısı ve bu bakış açısının getirdiği yeni dinamikler.

Öncelikle şunu söylemeliyim, piyasalarda ciddi bir değişim yaşanıyor. Genç nesil artık geleneksel yatırım yöntemlerinden çok daha farklı yaklaşımlar benimsiyor ve bu yaklaşımlar kimi zaman tecrübeli yatırımcıları bile şaşırtabiliyor. Ama bunun nedenleri var. Bakın, PwC'nin 2024 küresel yatırımcı araştırmasına göre yatırımcıların yarısından fazlası önümüzdeki yıl için küresel ekonominin büyüyeceğini öngörüyorlar.

Ama burada ilginç olan şey, bu büyüme beklentisinin genç yatırımcılar tarafından nasıl değerlendirildiği. Çünkü geleneksel yatırım araçlarına olan güven, özellikle de Z kuşağının iş hayatına karışmasıyla oldukça düştü. Financial nihilizm yani finansal nihilizm diye bir kavramdan bahsediliyor son dönemde. Bu kavram aslında geleneksel finansal sistemlere olan güvenin tamamen yitirilmesini ifade ediyor.

Transkriptin tamamını oku

Ve bunun çok önemli tarihsel nedenleri de var. 2008-2009 finansal krizi, Occupy Wall Street hareketi, Brexit ve son yıllardaki siyasi çalkantılar, tüm bunlar genç neslin finansal sisteme olan güvenini derinden sarstı. Bu kavram özellikle 20 ile 35 yaş arası yatırımcıların paranın gerçek değerine olan inançlarını kaybetmeleri ve geleneksel yatırım yöntemlerine güvenmemelerini ifade ediyor. Peki neden böyle bir durum ortaya çıktı?

İspanya'da yapılan bir araştırmaya göre, 16 ile 29 yaş arası gençlerin ortalama aylık maaşı, temel yaşam giderlerini bile karşılayamıyor. 2011'de 35 yaş altı hanelerin %69'u kendi evlerine sahipken, 2022'de bu oran %32'ye düşmüş durumda. Ve işin ilginç yanı şu, bu güvensizlik yeni fırsatların doğmasına da yol açtı. Mesela kripto paralar.

Bitcoin'in geçmişine baktığımızda 2009'da tam da finansal krizin ardından ortaya çıktığını görüyoruz ve geleneksel finansal sistemlere bir alternatif olarak tasarlandığını da biliyoruz. Tıpkı felsefenin babası sayılan Socrates gibi. Bitcoin'in de kendi kategorisinin kurucu elementi olduğunu söyleyebiliriz. GameStop, AMC gibi meme hisseler ve hatta son dönemin çok sık duyduğumuz meme coin'leri de bu hareketin birer parçası.

Bu yatırımlar geleneksel finansal metriklerden çok sosyal medya ve topluluk duyarlılığına dayanıyor. Hatta DeFi platformları gibi merkezi olmayan finans çözümleri de bu akımın birer parçası. Çünkü genç yatırımcılar artık geleneksel finansal kurumları güvenilmez veya etkisiz görüyor. Stoik felsefenin engel yoldur kavramı da tam burada devreye giriyor.

Genç yatırımcılar geleneksel finansal sistemdeki sistemik sorunları ve adaletsizlikleri bir engel olarak değil, bir fırsat olarak görüyor. Bitcoin ve diğer alternatif yatırım araçları bu engelleri aşmanın ve ekonomik eşitsizliğe karşı durmanın bir yolu olarak değerlendiriliyor. Finansal nihilizmden yola çıkarak yani kripto dünyasının derinlerine dalan bu genç yatırımcı profilinin bir diğer can damarı da yapay zeka gelişmeleri. Bu sadece gençleri de değil aslında tüm yatırımcıları heyecanlandıran bir konu.

PwC'nin araştırmasına göre yatırımcıların üçte ikisi yapay zekanın önümüzdeki 12 ay içinde şirketlerin verimliliğini en az yüzde beş artıracağına inanıyor. Yani benzer oranda yatırımcı gelir ve karlılığında artacağını düşünüyor. Yani teknoloji artık yatırım dünyasının merkezinde. Ve burada da yine genç yatırımcılar için çok önemli bir fırsat penceresi daha açılıyor.

Çünkü teknoloji ve dijital dönüşüm konusunda en yetkin nesil onlar, yani bizleriz. Yapay zekayı, web3 dönüşümünü, kuantum bilgisayarları ve daha pek çok şeyi daha iyi kavrayabiliyoruz. Yani genç birine blok zincirinin temelindeki dağıtık defter teknolojisini anlattığında hiç bilmiyorsa bile kavraması zamanla anlaması çok daha kolay. Ya da Nvidia'nın çipiyle ilgili bir yorumda bulunabiliyorlar.

Geleceği dönüştüren teknoloji onların hayatlarına ya zaten dokunuyor ya da ne kadar dokunabileceğinin onlar zaten farkındalar. Ama burada ilginç bir nokta daha var. Araştırmalar gösteriyor ki birçok genç yatırımcı için borsa artık bir oyun gibi görünüyor. Yani işte trading uygulamaları, ödüller, başarı rozetleri, yarışmalar işte dinamik arayüzlerle dolu.

Baktığımızda da son yıllarda 25 yaş altı hesap açılışlarında çok net bir artış var. Sebebi biraz da belli aslında. Nino Bechera'nın da çok çarpıcı bir tespiti var konuyla ilgili. 40 yıl önce iyi hazırlanmış işte haftada 70 saat çalışmaya istekli ve birkaç iyi bağlantısı olan genç bir insan 10 yıl içinde bir Porsche ve Londra'da bir daireye sahip olabilirdi.

Ama bugün değil. İşte tam da bu yüzden gençler kripto paralar ve diğer yüksek riskli varlıklara yöneliyorlar. Başarılı olmak uğruna hızlı ve cüretkar davranabiliyorlar. Geleneksel kariyer yolları artık eskisi kadar umut verici görünmüyor.

Marjinal fayda teorisine göre, bir şeyin değerini belirleyen şey, ona atfettiğimiz önem. Genç yatırımcılar için borsanın değeri artık sadece uzun vadeli birikim değil, hızlı zenginleşme potansiyeli de bir o kadar önemli. PwC araştırmasında da görüyoruz ki, yatırımcıların yeni nesli kısa vadeli planlamaya, daha geniş bir varlık gelpazesine yatırım yapmaya ve daha yüksek potansiyel getiriler için daha fazla risk almaya eğilimli. Robles'ın çok güzel bir tespiti var.

20'li yaşlarındaki biri iki saat oturup bir film izlemekte zorlanıyorsa 10 yıl bekleyip yatırımdan getiri almayı beklemesi çok zor. Ve şunu da söylüyor. Onlara yüzde 6 yıllık getiri önerdiğinizde bunu çöp olarak görüyorlar. Yani şuradan bakınca da biraz haklılar gibi.

Yüzde 6 da oldukça düşük bir getiri. Hele ki enflasyon bu kadar yüksekken. İşte burada anındalık kültürü dediğimiz şey devreye giriyor. Eskiden büyüklerimiz bir arsa, bir ev yatırımı ile servetlerini büyütebiliyorlardı.

Yine bugün de arsa ya da ev almak özellikle Türkiye özelinde servet büyütmenin bir yolu ama en iyi yolu mu bu tartışılır. Yani bir ev aldım, kirasıyla hem düzenli gelirim olur hem de değerlendiğinde o evi satabilirim diyen biri enflasyonun zirvesinde aldığı kiranın pul oluşunu hesaba katamayabiliyor. Zaten artık gençler hem bu yatırımlara ilgi duymuyor hem de ilgi duysa bile almakta zorlanıyor. Peki ne yapıyorlar?

Sadece kripto varlıklar ve işte birkaç teknoloji hisselerine mi yatırım yapıyor bu gençler diye soracak olursanız, bunu demek de çok kısıtlı bir bakış açısı verir bize esasen. Çünkü gençler değişimi, dönüşümü hızlı takip edip konumlanabilme gücüne de sahip. Yani madem erişemiyorum ben bu gayrimenkul ediyor ve tokenizasyon üzerine düşünmeye başlıyor. Bazılarınız için yeni bir kavram olabilir ama mesela tokenizasyon, geleneksel sistemlerde karşılaşılan yüksek maliyetler, sınırlı erişim ve şeffaflık eksiklikleri gibi sorunlara çözüm sunar.

İtibari paradan emtiyaya, sanat eserlerinden gayrimenkule kadar geniş bir yelpazede varlıkları dijital temsile dönüştürme imkanıdır aslında tokenizasyon dediğimiz. Güzel bir örneği de Güney Karolina'daki bir evin tokenize edilerek NFT pazar yeri OpenSea üzerinden satışa çıkarılması üzerine aslında görmüş olduk Gayrimenkul'deki iyi bir örneğini. Şu an bizim ülkemizde de bu konuyla ilgili çalışmaların hızlandığını da takip ediyorum. işte MTA ya da finansal ürünlerin, sanat eserlerinin tokenizasyonu da çok ilgi çekici ama galiba bana en çok gayrimenkul ilgi çekici geliyor.

Ya işte ev almadım ama şu evin tokenini aldım desem, dedem ne der çok merak ediyorum mesela. E öyle de mi artık? Yani çok zor münasip ilçelerden yaşanabilir evlere yatırım yapmak. Yani Charlie Munger bile rekabet artık çok yüksek, çok daha yoğun, bu yüzden zengin olmak çok daha zor diyor ve haklı da.

O da haklı ama bir yandan da baktığımızda imkanların da çok daha fazla olduğu görüşüne de katılıyorum. Mark Cuban burada daha iyimser bir yaklaşım sunuyor mesela. Uzun vadeli düşünmek, ana akımın dışındaki fırsatları aramak ve diğer insanların aptalca şeyler yapmasından faydalanmak gibi stratejiler öneriyor gençlere. Burada benim dikkatimi en çok aptalca şeyler yapmasından faydalanmak kısmı çekti mesela.

Bu artık çok daha kolay bence. İletişim çağındayız. Haber akışları öyle hızlı yayılıyor ki negatif bir detay bile bir hissenin çok ciddi düşüşüne sebep olabiliyor. Çünkü insanlar birden korkup satıyorlar hiç detayını, derinliğini bilmeden.

Sizce de mesela bu çok iyi değerde olduğunu düşündüğünüz bir varlık için alım fırsatı değil mi? Yani bazen böyle bakmak gerekiyor bence. Peki bu noktada ne yapmak gerekiyor? Öncelikle şunu söylemeliyim ki, her neslin kendi yatırım yaklaşımı olabilir.

Ama temel prensipler değişmiyor. Ne değişmiyor? Risk yönetim yapmak gerek, bu değişmiyor. Portföy çeşitlendirmesi yapmak gerek, bu değişmiyor.

Finansal okuryazarlık hala çok önemli. Sahiden de son birkaç yılda görünen bu dönüşüm ilginç bir dönüşüm. Genç yatırımcılar artık sosyal medya üzerinden birbirleriyle etkileşime geçiyorlar, yatırım fikirlerini paylaşıyorlar ve hatta ortak hareket ediyorlar. Çok yakından hatırlarsınız Reddit'de başlayan GameStop hareketini daha önce anlatmıştım.

Yatırımcılar artık sosyal mecralarda örgütleniyorlar ve hatta dev kurumlara kafa tutuyorlar. PwC araştırmasında da görüyoruz ki yatırımcıların yüzde 55'i finansal tablolardan çok şirketlerle doğrudan iletişimi ve sosyal medyayı takip ediyor. Hatırlarsınız Borsa İstanbul'da bile ebebek halkarızında mağazaya kalite kontrole giden halkarız katılımcıları vardı. Yani unuttuk mu bunları?

Tabii bu işin şaka boyutu ama artık ne istediğinin daha farkında bir yatırımcı kitlesi olduğu kesin. Yani şirketlerin toplantılarına katılıyorlar, iş anlaşması geldiğinde bunu sorguluyorlar, karlılıklara dikkat ediyorlar. Herkes değil ama bunu yapan bir kesim artık var ve gün geçtikçe büyüyor. Ayrıca araştırma, bu PwC'nin araştırması bize şunu da gösteriyor.

Yatırımcıların %71'i şirketlerin sürdürülebilirlik konularını doğrudan kurumsal stratejilerine dahil etmeleri gerektiğini de düşünüyor. Üçte biri ise şirketlerin kısa vadeli kârlılığı azaltsa bile sürdürülebilirlik konularına yatırım yapması gerektiğine inanıyor. Bu da şunu gösteriyor. Genç yatırımcılar sadece finansal getiriye de değil, yatırımcılarının sosyal ve çevresel etkilerine de önem veriyor.

Şimdi buraya kadar anlattıklarımdan şöyle bir özet yapmak istiyorum. Genç yatırımcılar için piyasalar artık daha teknoloji odaklı. daha hızlı hareket eden, daha yüksek getiri beklentisine sahip, daha sosyal ve etkileşimli ve belki de en önemlisi geleneksel kariyer yollarına bir alternatif olarak görülüyor. PwC araştırmasında bir başka önemli nokta da şu, yatırımcıların %86'sı bir şirketin kriz yönetme becerilerinin yatırım kararlarında önemli bir faktör olduğunu söylüyor.

Bu da şunu gösteriyor. Evet, bu genç yatırımcı profili risk almaya daha açık ama aynı zamanda bu riskleri yönetebilecek kurumsal yapılara da önem veriyor. Peki, bütün bunlar ne anlatıyor? Bence en önemlisi şu.

Piyasalar değişiyor, yatırım araçları değişiyor, yatırımcı profil de değişiyor. ama başarılı olmanın temel prensipleri az önce de söylediğim gibi değişmiyor. Kuban'ın dediği gibi, risk almaktan korkmayın ama aldığınız riski iyi yönetin. Son olarak şunu da söylemek istiyorum.

Finansal nihilizm belki de sadece bir semptom. Asıl mesele, geleneksel ekonomik sistemin genç nesile sunduğu fırsatların azalması ve o genç nesilin kendine yeni fırsatlar yaratması. Bu bölümü burada noktalıyorum. Umarım genç yatırımcıların piyasalara bakış açısını ve bunun getirdiği değişimleri daha iyi anlamamıza yardımcı olmuştur.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)