Podcast

İlişkileriniz Hakkında Düşünür Müsünüz?

Yakın İlişkiler

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Psikolog Dr. Gizem Sürenkök bu bölümde Kalben'in "Düşünürüm" şarkısının kendisine hissettirdiklerinden, düşündürdüklerinden bahsediyor. Bu yolda dinleyenlerinin de kendine eşlik etmeleri, ilişkileri hakkında düşünmeleri için sorular sormayı da ihmal etmiyor.

Kalben - Düşünürüm: https://www.youtube.com/watch?v=oDMVwiJZ5U4



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

1.644 kelime · ~8 dk okuma

Merhaba sevgili dinleyici. Uzun zamandır bir uykumu kaçıranlar bölümü kaybetmediğimi farkettim. Bu aralar Kalbinin düşünürüm şarkısını çok dinliyorum ve şarkı bende uzun zamandır belki zihnimden geçen düşünceleri birazcık daha olgunlaştırabilme fırsatı yarattı. Öyle olunca bugün uykumu kaçıranlar bölümüyle biraz kendi üzerimizde bulduğumuz hatalar ve bir ilişkinin bitişinden sonra dönüp böyle çok ufacık detaylarla o ilişkinin gidişatını anlama isteğimiz üzerine konuşmak istedim.

Şunun gibi geliyor bana, yani bir ilişki bitiyor ve biz dönüp böyle küçücük anları analiz etmeye başlıyoruz. O telefonu açmasaydım nasıl olurdu? O gün orada olmasaydım farklı türlü ilerler miydi? O tartışmada o cümleyi kullanmasaydım acaba o konuşmaya hiç girmez miydik?

Bana öyle şeyler söylediğinde farklı türlü bir cevap verseydim acaba daha değişik şekilde ilerler miydi? Acaba hiç ayrılmaz mıydık? Beni seviyordu da o son cümle mi bitirdi bu ilişkiyi? Bu aslında çok insani bir ihtiyaç. Yani biz özellikle ayrılıklardan sonra, kayıplardan sonra zihnimizdeki puzzle'ı tamamlamaya çalışıyoruz. Bir hikaye kurabilirsek, yeterince bize anlamlı gelen bir hikaye kurabilirsek, bu çok zor gelen durumu biraz daha iyi anlayabildiğimize inanıyoruz, anlayabileceğimize inanıyoruz.

Transkriptin tamamını oku

Ve o yüzden de böyle adım adım, adım adım işin seyrini kendi zihnimizde oturtmaya çalışıyoruz. Aslında şu gün başlamıştı bir şeyler kötüleşmeye ya da şu tartışmaydı bizim bu sürece başlangıç noktamız gibi. Peki gerçekte böyle mi? Bu benim gerçekten uykumu kaçıran bir düşünce. Yani gerçekten ilişkiler mesela bir Temmuz ayında yapılan bir tartışmayla mı bitmeye başlıyor? Bu mudur? Ya da gerçekten biz bir cümle söylüyoruz ve... Bütün ilişkinin dengesi o cümleyle mi sarsılıyor? Başka hiçbir şey yokken ortada, o cümle midir sonu getiren? Ya da yani kontrolü bizim elimizde olmayan durumlar gerçekleştiğinde, diyelim ki ben bir başka şehre gitmek zorundayım okumak için, bu mudur ilişkimizin sonunu hazırlayan? Sadece bunun üzerinden bir ilişki biter mi? Sanırım insanlardan da çok duyduğum bir şey olduğu için bu benim aklımda, yani

Öyle yapmasaydım, bugün bu noktada olmazdık cümlesini duyuyorum. Ya da öyle söylemeseydim, bugün size bunu anlatıyor olmazdım gibi şeyler duyuyorum. Ama bunun doğru olmadığını düşünüyorum ben. Kendim için de, kendi geçmişime baktığımda... süreçleri gözlemlediğimde. Sanki hep bir suçladığımız bir an var ama yani mesela bir tartışma, o tartışmada söylediğimizden pişman olduğumuz cümleler, bakışlar, belki bir kapıyı çarpıp çıkma hali. Bu arada sadece romantik ilişkiler için konuşmuyorum yine, tahammül edersiniz ki. Ne çok arkadaşlık var mesela kaybettiğimiz. Ya da mesela yetişkin çocuk ve ebeveyn ilişkisinde bile. Böyle şey vardır ya, bir tartışma yaşarsınız ve böyle biter her şey, süt liman olur. Ama bilirsiniz ki o ilişki bir daha hiç daha önceki haline gelmeyecektir. Öyle bir cümle kullanılmıştır ki, o tartışmadan ya da öyle bir raddeye varılmıştır ki, Öyle bir şeyle karşılaşmışsınızdır ki, bir daha hiç onu görmemiş ya da duymamış gibi davranamayacağınız bir noktadadır. İngilizce bu, cannot be unseen diye bir tabir vardır. Onu düşündürtüyor bana yani. Bir kere gördüm ve bunu görmemiş olamayacağım bir daha. Böyle zamanlar var gerçekten ilişkilerde yani. Kendimize dair hiç söylemek istemediğimiz, hiç paylaşmak istemediğimiz bir duyguyu. Aslında çok böyle kendisiyle gurur duymadığımız bir duyguyu söylediğimiz bir an. Ya da o zamana kadar içimizde biriktirdiğimiz şeylerin ve ağırlıklarının farkında olmadığımız duyguların böyle biz üzerine kontrole sarıp değilmişcesine böyle yanardağ gibi fışkırması neredeyse.

Yani böyle bu öfke nereden çıktı? Benim içimde bunlar var mıydı? Ben bunu bile bilmiyorum ama şu anda bir şeyler söylüyorum ve kontrol bile edemiyorum söylediklerimi. Hani bazen böyle olur ya, sanki yukarıdan izliyorsunuz konuşurken kendinizi ve hiçbir şey yapamıyorsunuz duruma dair. Üstelik de... Bittiği zaman bile söyledikleriniz, bir kere onlar söylendiği için geri alabilme şansınız da yok. Kimseyi söylediklerinizin doğru olmadığına veya abartılı olduğuna ikna edebilme şansınız da yok ve bunlar söylenmiş. Bu mudur mesela yani ilişkiyi bitiren? Biraz kendimle çeliştiğimde farkındayım. Çünkü gerçekten bazı bu tarz tartışmalar, anlar olduğunu biliyorum ilişkilerde.

ve böyle anlar sanki az önce de anlattığım gibi böyle içimizde çok tuttuğumuz bir şeyin uzun zamandır sakladığımız bir şeyin artık böyle saklaya saklaya çürümüş kokmuş gibi yani daha önce paylaşsak belki çok daha iyi olacak ve çok daha önemsiz kalacak ve çok rahatlıkla halledilebilecek bir konu bizim içimizde kala kala böyle kötü bir hale geliyor. Artık böyle onu çıkarttığımız zaman ne bize iyi geliyor onu içimizden çıkartmak, ne karşımızdaki insana çözebilir gibi hissettiriyor ve bir de üstelik karşımızdaki insanda yani bu muydu, bunu mu tuttun, bunun çetelesini mi tuttun, bunun hesabını mı tuttun gerçekten içinde hissi de veriyor. Böyle anlar sanırım bize dair bir hayal kırıklığı yarattığı için ilişkilerin seyrini değiştirebiliyor. Ciddi bir hayal kırıklığı yarattığı için Ama onun dışında, işte bu düşünürüm şarkısında geçtiği gibi, yani romantik ilişkilerin özellikle sonlarında, sırf o gün o tartışmayı yaptığınız için bitmiyor ilişkiler. Yani o ilişki zaten bitecek. O gün değilse bir hafta sonra. Bir hafta sonra değilse altı ay sonra. Yani sanki şey gibi. O ilişki kendi içinde bir olmayacak bir tarafa sahip zaten. Yani bir şekilde güdük ilerliyor. Olmuyor yani. Eksik. Ya o ilişkide bir şeyler sağlam oturmamış. Zaten olmamış yani. Biz oldurmaya çalışmışız. Oldurmaya çalıştıkça bir şekilde belki bugüne kadar gelmiş ama gelmese aslında daha iyiymiş.

Ama bugüne kadar geldiği için biz o ilişkiye ciddi bir önem atfetmişiz ve şu anda artık o ilişkinin vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz. Ama aslında o ilişki hiçbir zaman bizim hayal ettiğimiz gibi ya da bizi iyi hissettirecek gibi olamamış. Ve dediğim gibi, aslında bugün bir aldatmayla ya da bir kötü sözle ya da açılmayan bir telefonla ya da gidilmeyen bir konserle bitmiyor aslında. Birikmiş de o güne gelmiş. Şimdi minik bir ara verelim. Ben birazcık toparlayayım bundan sonra anlatacaklarımı. Sonra devam edelim.

Romantik ilişkilerin ayrılıklarında çoğu zaman böyle uzun bir süreç var arka planda. Bunu daha önceki podcastlerimden birinde anlatmıştım. Sanırım ayrılığı ben nereden bileyim de geçiyordu. Ayrılıklar, hele de uzun süreli ilişkilerde ayrılıklar bir süreç. Yani bakıyorsunuz mesela 30 yıllık evlilikler bitiyor. Gerçekten 30 yıllık bir evlilik, Neşeli Günler filminde olduğu gibi turşu, limon suyla mı yapılır, sirkeyle mi yapılır yüzünden bitmiyor.

Zaten o zamana kadar o kadar çok tartışılmış ki, o kadar çok anlaşmazlık, o kadar çok birbirini ihmal etme, birbirini görmezden gelme, birbirini dinlememe, birbirini dinlememeyi tercih etme durumuyla bezenmiş ki ilişki. Artık böyle bardağı taşıran o son damlayla fark ediyorsun yani. Evet, bundan hiçbir şey olmaz artık. Yani ben şu ana kadar buna bir şans verdim ama bu verdiğim şansların da bir sonu olmak zorunda. Bazen de mesela birinde gördüğünüzü düşündüğünüz bazı karanlık noktalar aslında görmekten hoşlanmadığınızı bildiğiniz bir takım özellikler oluyor ve görmezden gelmeyi başarabiliyorsunuz uzun bir süre. Mesela hep kaba bir insan olduğunu hissediyorsunuz ama size karşı çok iyi. Bir şekilde bunun size tırnak işareti içerisinde sıçramayacağını düşünüyorsunuz.

Ama bir gün o insansa karşı da kaba davranıyor ya da sizin değer verdiğiniz birine karşı da bir şeye karşı da kaba davranıyor. O gün fark ediyorsunuz. O güne kadar görmezden gelebildiniz belki. Hep biliyordunuz ama bir şekilde görmemeyi tercih ediyordunuz. Ama o günden sonra, az önce söylediğim gibi, cannot be unseen yani bir kere gördünüz ve geri gidemeyeceksiniz.

O yüzden de yani o birikimler bu durumda bile aslında bence kendi kendime de açıklamış oldum. Kendime de yardımcı oldum. İşte uykumu kaçıranların gücü. Konuştukça kendime de açıklayabiliyorum. Yani mesela o diyorum ya hep bildiğimiz bir şeyin artık belki de kabul etmememizin imkansız olduğu noktasına getiriş anı olabilir. Belki o son yaşanan durum. Çünkü aslında bir birikmişlik var. Hayal kırıklığından ya da çatışmadan kaçtığımız bir ilişkide artık daha fazla kaçacak bir noktanın kalmış gibi sanki böyle arkamız duvar ve o tartışmayı yapmak zorundayız. Bugüne kadar hep biliyorduk bunu ama şimdi artık bunları dile getirmek zorundayız ve iki taraf da aslında biliyor ki buradan çıkış yok. Bundan sonrası bu ilişki için önemli bir şey değiştiriyor. Bir de bu konuyu da bu podcastta biraz konuşalım. Bazen bazı konuşmalar ilişkinin bütün seyrini de değiştiriyor. Yani şöyle düşünüyorum, ben sanki böyle bazı ilişkilerimizin farklı versiyonları var ve güncelleme geliyor gibi sanki. Yani bir önceki versiyonu artık tamam. Yani o versiyonda artık çalışmamız, herhangi bir şey yapabilmemiz mümkün değil. O versiyon tamamlanmış durumda, işlevini yerine getirmiş durumda. Bitti.

O versiyonu çalıştırmaya çalışmak bize de birbirimize de zarar veriyor. O yüzden mümkünse o versiyonu böyle bir kar küresi gibi alıp o haliyle koyalım bir kenara. Ve eğer tekrar bu insanla bir şans vermek istiyorsak birbirimize, artık ikinci versiyona geçmek zorundayız. Yeni bir ilişki yaratmak zorundayız. O yüzden ayrılık aslında belki böyle bir fırsat getiriyor bize. Evet bu versiyon çalışmıyordu, bunu kabul ediyoruz.

Şimdi bazı konuşmalar da sanki ilişkilerde böyle bir yere sahip. Yani öyle bir konuşma yapılıyor ki o an için çok can acıtan bir konuşma ve böyle bizi çok sarsan ne olduğumuzu şaşırdığımız bir konuşma. Ama o konuşma sayesinde, o can acısı sayesinde ilişkinin bir sonraki versiyonuna geçebiliyorsun sanki. yeni baştan başlayabiliyorsun. Sanki yeni bir level'a geçmişsin gibi. Ve bu level daha iyi. Bir önceki canavarı öldürmeye çalışırken çok yara aldın. Belki canından çok yedin. Ama şimdi yeni bir level'a başladın. Ve belki eskisi kadar çok canın yok şu anda. Ama belki de biriktirebilirsin tekrar. İlişkin 2. versiyonunda biraz daha farklı yollardan

tekrar can kazanabilirsin ve daha sağlıklı bir şekilde devam edebilirsin bu ilişkiye ya da kazanamazsın ve kazanamamanda zaten bir anlam ifade eder çünkü bu ilişkin ikinci versiyonda belki de ilk versiyonda olduğu gibi bu kadar da iyi değildir ve bitmesi gerekiyordur. İşte gördüğünüz gibi aslında çok böyle farklı farklı yerlerden belki getirdim ama kendisi içimde de karışık olduğu için. Çünkü diyorum ya şarkı bana bir yanda çok fazla şey hissettirdi ve geçtiğimiz haftayı sık sık bu şarkıyı dinleyerek geçirdim ve düşünerek geçirdim. Teşekkürler kalben ve bugün burada konuştuklarımızın birçoğunuzun deneyimine hitap edebileceğini tahmin ediyorum. Çünkü böyle oluyor gerçekten birçoğumuz için.

Ama işte bitmesi gereken ilişkilerin bitmesi için bir sebep var. Ama o sebep dediğim gibi son anda yaptıklarımız değil. O zamana kadar getirdiğimiz her şeyin toplamı. İşte böyle sevgili dinleyiciler. Umarım bu uykumu kaçıranlar sohbeti benim için karışık olduğu kadar sizin için de karışık olmuştur. Bunu iyi niyetle söylüyorum çünkü

Zihninizin farklı katmanlarına, kıvrımlarına değmek ve oradaki farklı hatıraları uyandırabilmek de istedim. Bende de çok farklı hatıralar uyandı konuşurken. Umarım sizi de düşündürtebilmişimdir. Hepinize çok sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)