
5.268 kelime · ~26 dk okuma
Arkadaşlar merhaba, PodB ile hazırladığımız Ben Astrolog Değilim programına hoş geldiniz. Bugün yanımda Nova Norda var. Kendisinin haritası, ilham aldığı insanların haritası ve ilham verdiği şeklin haritasını hep birlikte konuşuyor olacağız. O zaman bu yolculuk başlasın.
Ecem, merhaba. Nasılsın? Merhaba. İyiyim Binnaz'cığım. Sen nasılsın? Ben de iyiyim. Biz seninle birbirinizi bayağıdır tanıyoruz aslında. Evet. Senin hangi albümündü? İlk albümüm Palelevren'de dünya tarihinin sanatını Binnaz'cığımız yaptı. Ve sonra aniden bir gün Instagram'da Ben Astrolog Değilim isminde Binnaz'ı gördüm. Ve bayağı iyiydi. Kendisini takibe aldım.
Evet. Şoklar geçirerek, ne? Nasıl yani? Böyle bir şey mi vardı falan? Yani evet, o prodüksiyon ve sanat dünyasının aniden Instagram yarı ünlüsüne geçişim biraz enteresan oldu benim için. Bence de çok hoş oldu. Bence de güzel oldu. İşte haritayı çalıştırmak diye bir şey var. Galiba ben onu yapmayı başardım en sonunda çünkü. O ne demek? Ben çok bilgisizim bu konuda. Şimdi, aynen. Bilgisiz insanları daha çok seviyorum açıkçası. Çünkü genellikle bilgisi olan insanlar böyle astrolojiye dair çok kadersel bir yerden bilgi sahibi oldukları için. Bu benim ilgilendiğim astroloji türü ve seni mesela burada haritada açık mesaj ediyorum ki sana ne kadar güzel bir haritan var falan bazı şeyleri gördüm de onun beni heyecanlandırıyor olmasının sebebi? Harita bizim aslında kendi ruhumuzun amacını gerçekleştirmek için bir yol haritası gibi bir şey. Ve bazı yapı taşları var. Evet yani mesela senin varsın ikizlerde. Senin hayata dair motivasyonun bilgi alıp bilgi vermek, insanlara çok büyük çeşitlilik vermek bunun üzerine kuruldu. Ama bu mesela bazen negatife doğru kayıyor ya, çok dağılıyorsun mesela. Yani bir motivasyonun neyi yapacağını şaşırıyorsun. Her şeyi birden yapmak istiyorsun mesela büyük bir ihtimale. Orada işte o kafa karışıklığından bir dakika, ben tek bir şeye odaklanmalıyım gibi kendi ruhuna uymayan bir şey yapmaktansa, çünkü senin ruhun her zaman çok şeyi aynı anda yaparak motive olacak. Onun yerine öncelikler koyup çeşitlendirme konusunda sana bir yol sağlayabilir. Evet, bu bana mesela çok iyi gelir. Çünkü yapmak istediğim 150 tane şey var ve sadece müzisyen olmak beni asla tatmin etmiyor. Etmez tabii ki de. Bir de şöyle bir konu var, evler diye bir konu var. Gezegenler var zaten, o Burçlar Yerleşimi var vesaire. Senin Mars'ın İkizner'de olması ve 11. evde olması aynı zamanda da senin bir şekilde... ...networking için ya da topluluk için ileriye doğru bir vizyon verdiğin noktada sen tatil oluyorsun. Ay çok hoşuma gidiyor bunlar. İşte böyle şeyler duyunca...
Bu arada, ben bilmeyenler için söyleyeyim, az önce Binnaz'a şey de sordum, yani bu harita ne demek? Yani ben böyle olmaya mahkumum mu demek? Ben buyum ve böyle olacağım mı demek? Yoksa başka bir anlamı var mı? diye. O da dedi ki, tabii ki başka bir anlamı var. Anlatacağım az sonra dedi. Ben de bilgilenmek için...
Şimdi şöyle bu hepiniz için geçerli ama Nova sorduğu için bir soruyu Nova'ya cevap veriyorum şu anda. Şimdi harita senin yapı taşlarını gösteriyor gibi düşünün. Yani her yerleşimin hem bir gölge yönü var hem de bir ışık yönü var. Yani çok iyi çalıştırdığında, farkında olarak çalıştırdığında senin hayatında pozitif etkileri oluyor. Bazen de negatif etkileri oluyor. Ama bunun ne demek olduğunu mantıksal olarak ve varoluşsal bir felsefe seviyesinde neredeyse anladığın zaman o değiştiremediğin yapı taşını
verdiğin kararlarla kullanarak en üst şekilde kullanma potansiyeline sahip oluyorsun. Ben şeyi çok duyuyorum mesela, işte benim Venus'um bilmem neredeymiş, o zaman zararda demek. Demek ki ben işte aşk hayatımda hiç mutlu olamayacağım falan gibi şeyler söyleniyor insanlara. Ve böyle şey gibi bakıyorum, ne? Nasıl yani? Abi hayır, o Venus'un senin haritandaki bir çalışma şekli var. Sen onu beslersen, o Venus en güzel şekliyle çalışır sonuç olarak yani. Evren seni buraya yani böyle değiştiremeyeceğin yapı taşlarıyla karanlıkta kal diye
Sen şimdi bana söyle bunları ben en güzel nesli çalıştırırım. Birçok açıdan çalıştırmış bir insansınız. Şimdi yani bir kere arkadaşlar Nova'dan izin aldığım için bazı yerleşimlerini sizlerle paylaşacağım. Diğer konuşacağımız insanların yerleşimlerini paylaşmayacağım çok fazla. Ama Nova'nın Güneş ve Merkür kavuşum var. Şimdi Güneş ne biliyor musun? Bizim özümüz, özümüzde kim olduğumuz. Kendimizi nasıl var ettiğimiz, kimliğimizi nasıl oluşturduğumuz, egomuz yani. Ama şey anlamındaki ego, o benlik anlamındaki ego gerçekten de o narsist ego kısmı değil.
Merkür'de dünyayı nasıl algılıyoruz ve dünyaya kendimizi tekrar nasıl iletişim haline nasıl gösteriyoruz? Şimdi Güneş ve Merkür kavuşma olduğu zaman senin zaten özün kendini ifade ettiğin zaman mutlu oluyor. Yüzde yüz. Ve bu balık burcunda olduğu için de tabii ki de sanatsal ve sezgisel bir yönle ortaya çıktığında çok mutlu oluyorsun. Bu sanatın nasıl olduğu tamamen senin o sıradaki eğitimine, verdiğin kararlara, her şeye bağlı. İstesen mesela resim yapmaya kalksan büyük ihtimalle orada da zaten
sana asal bir yöntem. Bunu çok düşünüyorum. Ben mesela üniversitedeyken çiziyordum da işte illüstratörlük yapıyordum. Küçük küçük işler alıyordum bilmem ne. Ona daha çok eğilmiş olsam muhtemelen illüstratör olmuştum. Ben hiçbir zaman böyle şey gibi hissetmedim. Ben müzisyen olmak için doğmuşum. Bunun için dünyaya gelmişim değil. X bir hani şu anda kitap yazıyorum. Kitap yazmak da bir o kadar hani sonsuza kadar yapabilirim gibi hissettiğim bir şey. Müzik de öyle, çizmek de öyleydi zamanında falan. Tek bir şeye ait hissedemiyorum. Belki de bu jenerasyonel bir meseledir. Dünya biraz daha öyle bir yer. Bir sürü şeyle ilgilenmek isteyen ve tek bir şeyle tatmin olamayan bir sürü insanız bence yani. O da var ama orada işte senin Mars 8'lerin biraz işin içine giriyor açıkçası. Ne demek o mesela?
fazla değişik konudan beslenir. Mesela Mars'ı boğa olan bir insan boğa daha sabit bir burç olduğu için tek bir konuyu seçip onda azimli bir şekilde bu motive olmuş bir şekilde ilerleyebilir. Mars ikizler her şeyi deneyimlemekten motive olduğu için çok fazla çeşitliğe doğru kayabilir. Burada senin işte kontrol etmen gereken ya da zamanla kontrol etmeyi de öğreneceğin şey zaten o bütün o yüksek projelerin hangilerinin birbirine bağlanabilir ve nasıl onu iki ya da üçte tutup en yüksek şekilde kullanabilirsin. Ama mesela tek projeye indiğin zaman sıkılırsın.
Gerçekten sıkılıyorum. Gerçekten bazen müzisyen olmak istemiyorum. Bazen müzik yapmak istemiyorum. Uzun süredir biraz yapmam lazım diye beste yapmaya çalışıyorum mesela. Ve mesela şu an üzerine uğraştım. Çok da bence iyi olan bir beste var. Ama bu sefer hani yaşadıklarımdan ilham aldığım bir şarkı değil. Hani hissi kuvvetli bir şarkı. Evet hani bir şey geçiyor ama benim yaşadığım bir şey değil. O yüzden sahiplenemiyorum mesela. Şimdi mesela o şarkıyı bitireceğim ama kendimden bir şeyler katmadan o şarkıyı çıkarabileceğimi düşünmüyorum. Yani senin o durumun çok mümkün değil. Şimdi bu yerleşimlerin hangi evlerde olduğu çok önemli ya. Şimdi bu demin konuştuğumuz Güneş ve Merkür durumu sende 8. evde. 8. ev bizim başkalarının duygu dünyalarını keşfettiğimiz evdir aynı zamanda. Ve çok derinimizdeki insanlığa bağlı olduğumuz primitif duygularla alakadar. O yüzden ölüm evi diye geçer, seks evi diye geçer, işte intikam evi diye geçer. Birçok
çok derin insani duygunun olduğu bir evdesin. Sen zaten sezgisal olarak başka insanların da kendini de ne hissettiğine dair inanılmaz bir açıklığı olan bir insansın. Senin yaptığın herhangi bir o kendini sanatsal olarak iletişimini kurduğun yerde o duygusallık olmadığında tabii ki de seni tatmin etmez. Yani senin her zaman o duygusallığı geçiriyor olman lazım. Yani biraz şey gibi işte kendimi ifade etmiş olduğuma emin olmak istiyorum şarkı yayınlarken. Ve bu çok garip bir takıntı. Yani dürüst olmam lazım şarkı yaparken falan gibi takıntım var ve
Bakıyorum hiçbir müzisyende böyle bir şey yok yani. Bir Billie Eilish'te çok görüyorum onu mesela. O yüzden Billie Eilish de seçtim bana ilham veren isimler arasında. Ama o çok normal. Yani bu arada bu çok tuhaf bir şey değil. Herkesin sanata bakışı ve sanat yapışı farklı. Şimdi tabii ki de bu çok kapitalist bir sistemin içinde yapılan sanatla gerçekten bir sanatçının içinden geldiği anda yaptığı sanat arasına...
Biraz da olsun. Fark var şimdi. Yalan söylemeyelim birbirimize. Oluyor, evet. Bence de. Ben çok hissediyorum. Tabii. Ama Türkiye bunu hissediyor ve evin değilim. Hissediyordur, merak etme. Bilmiyorum. Yani senin ben... Yani bunu tam girmeden önce konuştuk ama ben çok uzun süre yurt dışında yaşamıştım ve Türkiye'ye ilk geldiğim zaman böyle hani Türk sanatçılar ne yapıyorlar falan filan diye bana gösterdiler. Bir sürü insan gösterdiler. Gerçekten ilk aklımda kalan ve bu kız kim dediğim insan Nova Nord olmuştu mesela. Nova Nord'ın Dinozorlar şarkısı. O kadar içten bir yerden ve o kadar yaşadığın...
belli olan bir problem üzerinden bir şarkı ki o çok belli yani. Onun duygusu bambaşka, dokusu bambaşka. Ben böyle inanamamıştım. Oha böyle bir kız mı var mı gerçekten falan diye. Ve o zamandan beri zaten hani bir şekilde de konuşmayı başardık yani. Şöyle düşünmek lazım. Bu 11. konusu önemli bir konu. Bu Nova Norda ismi, Kuzey Yıldızı ismi. Kuzey Yıldızı bizde Sirius diye geçiyor. Sirius'un nerede durduğuna baktım senin haritanda. Çok merak ettim çünkü.
Hem yengeçte hem de 11. evde. Sen zaten kendi duygularını bir kuzey yıldızı gibi alarak topluma bir şeyler katmak için buradasın gibi hissettim. Ay hoş. çok Çok hoş tüylerimi kendime aldım. Yani senin toplum için bir şey yapıyor olma durumun çok bence bariz. Yani o seni motive eden şey. Bazı sanatçılar sadece kendi duygularını kendileri dinlemek için ortaya çıkarıyorlar. O da çok okey. Zaten o da başka türlü bir sanat yapma şekli.
Ama senin yaptığın kendini ifade etme şeklin, kendi duygularını dışarıya çıkarma şeklin... ...topluma, tırnak içinde bir faydası olması durumu seni çok motive ediyor. Ve bundan vazgeçmemen lazım. Evet, tabii de mesela faydası olsun diye yapınca gene olmuyor. Yani faydası olsun diye değil, kendini iyileştirmek için yaptığı bir şekilde rezone ediyor. Bu çok acayip bir şey bence.
Aşkım orada yengeçlik o çok güzel bir şey. Bir de şey de var, Kiron diye bir astroid var. Kiron yaralı şifacı demek. Yani zaten yara aldığın yeri gösterir. Ama o yara aldığın yer başkalarını da gördüğünde onları iyileştirerek kendi içindeki yarayı iyileştirirsin. Yaralı Şifacı çok iyi bir şarkı ismi bu arada. Teşekkür ederim Bilal. Yaralı Şifacı. Çok beğendim. Çok güzel. Senin o 12. evde ve yengeçte olduğu için de sen zaten kendi psikolojik durumunla alakadar yaşadığın yaraları başka insanlarda çok kolay tespit edip o insanlara yardımcı olma potansiyeline de sahipsin. Şimdi bir de sanatçı bir kimlik olduğu zaman Güneş ve Balık Birleşim'den oluşan o sanatçılığınla sen ne yapabiliyorsun yani toplumsal içinde bir şey yapıyor olma durumundan dolayı? Sen işte insanların zaten psikolojilerinde çok derinde kalmış, kendi psikolojilerinde derinde kalmış bir şeyi iyileştirme rolündeyken o topluma faydalı olabiliyorsun. Bütün bu haritaya baktığımız zaman her şeye birden bakıyoruz hayatım. Tek bir yerleşim bize çok fazla bir şey ifade etmez. Senin o genel şeyin var ama ben sanatsal olarak kendimi ifade etmeye geldim ve bunu insanlara psikolojik olarak yardım edebileceğim bir yerde toplumu ileriye götürmek için yaptığımda kendimi mutlu hissediyorum. Binnaz sana çok ilginç bir şey anlatayım. Ben daha müzisyen olmaya karar vermeden önce bir eğitime gitmiştim. Böyle bir uzun hikaye ve Sokratik Diyalog diye bir şey böyle işte insanların böyle karşılıklı birbirlerini düzgünce dinleyip iletişim kurmalarını sağlayan bir sohbet. Aslında moderatörlük eğitimi almaya gitmiştim. Orada eğitimi veren kişi şey diye sordu herkese. Sence sen senin nerendesin? Binnaz senin nerende sence? Binnaz'ın özü.
Çok acayip bir soruymuş. Shadow work gibi resmen. Yani çok çok tuhaf bir soru. Neresi canlanıyor sende? Benim direkt beynim canlandı bende. Mesela. Ben direkt boğazım demiştim. Ve o zaman müzisyenlik de yapmıyordum. Hani çok ama yani ifade etme ihtiyacım hiçbir zaman dinmiyor. Aşırı büyük bir susuzluk gibi. O yüzden de çok garip pisiyorum yani zamanında öyle demiş olmamı. Yani çok da garip değil ama işte insan hep kendini biliyor. Özünü hep biliyor. Galiba evet. Ama işte bir sürü şey oluyor. Çocuklukta bir şey yaşıyorsun. Sosyete senden bir şey istiyor. Toplum oradan bilmem ne yapıyor falan. Yapmamız gereken işler oluyor. Birtakım kurallar oluyor yani hayatı. Çünkü öyle yaşaman gerekiyor diye. O sırada o bildiğin, çocukken bildiğin özü kaybettiğin oluyor. Bazı insanlar işte senin gibi. Ben de şu anda aslında öyle. Tekrardan oraya gelme şansını elde edebiliyoruz. Yani insanlara bunu anlatabilmenin en güzel yollarından bir tanesi doğum ortası. Sen boğazım dediğin anda ben senin haritana baktım ve bir nokta var, tepe noktası diye geçiyor. Tepe noktası bizim yani kariyer noktası denir ona aslında ama bir yandan da toplumdaki rolümüzü ne yaparak
ortaya çıkaracağımızın noktası aslında. Ve senin o boğada tamam mı? Ve boğa, boğaz çakrası. Mesela öyle de bakabiliriz. Boğa aynı zamanda sanat, boğa aynı zamanda finans, boğa aynı zamanda Venus'un ifade ettiği her konu ama birebir aslında boğaz çakrası. Yani sen boğaz çakranı aktive ettiğinde o tepe noktan aktive oluyor demek büyük bir ihtimalle. Kendinin işte farkındalığıyla birlikte haritayı bir şekilde hep çalıştırmayı da başarmışsın. Şu anda hani konuştuğumuz konuda yeni bir şeyler, o kitap yazıyor olman mesela beni çok
heyecanlandırıyor. İnanılmaz büyük bir heyecanla bekliyorum. Diğer bütün projelerinde çok büyük bir heyecanla bekliyorum. Çünkü zaten sanatsal olarak kendini bir kere ifade etmeyi başarmış bir insan olarak o Mars ikizlerle beraber ne yaparsan yap zaten ifade edebileceksin. Toplum için olduğu sürece ve gerçekten çok duygusal, derin bir duygusal bir yerinden geldiği sürece her zaman o ifade tatminini bulabileceksin. Ama zorla yaptığında işte... Kesinlikle ya kendime tahammül edemiyorum öyle durumlarda. Yani yapmış olmak için bu gerekiyor diye bu lazım de lazım kelimesinden nefret ediyorum zaten.
Bir şey lazım diye yapmak istemiyorum ya. O lazım kelimesinden nefret ediyor olmanın ihtimalinden Venüs Koç olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlar, Venus ve Nolacım, bizim öz değer, öz saygı, parayı nereden kazandığımız ve genel olarak sanatla bütün ilişkimiz. Bir insanın yaratıcılığının nerede olabileceğine baktığımız zaman haritada, işte Mercury'e bakılır, kendini ifade etmesi. İşte Mars'a bakılır, nereden motivasyon oluyor. Satürn'e bakılır, nereden disiplinini sağlayacak. Çünkü disiplin olmadan sanat, sen daha iyi bilirsin. Tabii ki. Mümkün değil. Ama en önemli şeylerden bir tanesi de Venus'un nerede. Çünkü Venus, bizim bütün sanatla ilişkimiz bir yandan da.
Koç, yenilikçi. Yani sen zaten var olan kalıpları ve lazımları ve öyle yapılmaları zaten kabul etmezsin sanat anlayışında büyük bir ihtimale. Bütün kıyafet seçimlerinin işte bu kadar renkli, hiç kimseye benzemeyen bir noktada olmasını da büyük ihtimale sebebi bu. Onu da söyleyeyim. Moda olan bir şey giymekten hiç hoşlanmıyorum. Çünkü geçecek. Neyin moda olacağı umurumda değil. Gelecek sezon bak bu çok moda olacak. Umurumda değil. İstemiyorum. Daha zamansız, kimsede olmayan, kimsede görmediğim, Pinterest boardlarından ilham almadığım bir şey yapmak istiyorum sürekli.
O çok büyük bir ihtimalle Venüs Koç bir de 9. evde. 9. evde zaten alışılagelmiş ritüellerin dışındaki her şey. Yani yabancı kültürler demek aslında ama o yabancı kültürü illa ki hani Çin gibi düşünmemize gerek yok. Bizim içinde büyüdüğümüz kültürün dışındaki her kültür. Yan komşuda da bulabilirsin yani o yabancı kültür aslında. Siz işte zeytinyağlı şeker kullanıyorsunuzdur, onlar kullanmıyordur. O bile aslında bu yabancı rütbeye giriyor. E şimdi Venüs, Koç zaten ben, bana ait olmam lazım. Benim sanat anlayışımın bana ait olması lazım. Bir de dokuzuncu, daha önce hiç görünmedik bir şey yapma ihtiyacı. O çok güzel. Onu da çok güzel çalışıyorsun bence. Yani ben senin kıyafet seçimlerini genel olarak senin karakterine çok uygun buluyorum. Çünkü o karakterine uygun olmadan... Taşıyamıyorsun, evet. Yani anladınız mı? Ne işe yarayacak? Senin seçtiğin insanlar bu arada. Billie Eilish mesela buna çok benziyor. Gerçekten bayılıyorum ya. Kendine karşı çok dürüst, çok iyi artiküle eden bir insan. Hani küçücük yaşında yani hani böyle ben ilk hayranı olduğumda 17 yaşındaydı ve kendinden emin duruşu olduğunu bildiği yerde emin bir şekilde durması o inanılmaz etkiliyor beni. Hala etkilemeye devam ediyor. Orada seni şey çok çekiyor olabilir şu anda Billie Eilish'in haritasını açtın tabii ki de. Yani ezberlemediğim için hiç kimseye.
Ama senin etiklendiğin o kendinden emin konuşma galiba onun Merkür Oğlak'tan geliyor. Merkür Oğlak çok çocukluğundan itibaren bile olsa çok ciddi bir şekilde ne konuşacağını ve düşüncelerini bilerek gelir. Bir azmi vardır kendisini ifade etmek için. Kendisini ifade etmekte belirli bir disiplin vardır. Her ne kadar sanatsal, metaforik vs. ile konuşuyor olsa Billie Eilish'in karşı şarkılarında neredeyse metafor yok aslında. Yani direkt olduğu hali... Çok dürüst ya. Yani kendi duygularını yazdığımı çok hissediyorsun. Ona çok saygı duyuyorum işte. Merkür Oğlak'tan kaynaklanıyor büyük bir ihtimalle. Bazı Merkür yerleşimleri var, yani kısaca no bullshit diyeceğim buna. Hiç lafı dolandırmaz, hiç yalan söylemez, kendisiyle konuşması bile çok dürüsttür. Mesela senin Merkür'ün balık, sen mesela daha çok kendi dünyanda kaybolmaya daha yatkın olursun, daha metaforik. Zorlar mesela. Daha metaforik bir şey var. Orada Venus Koç'un sana diyor ki ama yap. Seni oradan o kafanın karışıklığından çıkaran şey. Karışıklık dediğimiz şey bu arada negatif anlaşılmasın. O duygular dünyasının kendi içindeki örgüsünden bahsediyorum. Karışık canım. Benim sürekli kafam karışık. Herhangi bir argümanımın tam tersini de savunabilirim üç dakika sonra ve kendimi çürütebilirim. Emin olmak çok zor. Sorgulayan bir beyin için emin olmak çok zor.
Ay Başak konuştu şu anda. Tamam, oraya girmemiştik. Ama ne olursa olsun seni oradan çıkartan şeyler var. O karışıklığın içinde kalmıyorsun. Mesela onu sanata dönüştürebiliyorsun. Bir Azim var orada, Mars 8'lerde, Venus Koç. İnadın var. Tamam, yapıyorum. Nezden'e falan yapsam oluyor tabii. Billie Eilish'teki ona benzer şey Merkur Oğlak'tan geliyor. O da ne söyleyecekse söylemek konusunda çok okey bir insan zaten. Ve bunu sanatla ortaya çıkartıyor. Onda da Venus Güneş Kavuşumu var. Ya onun challenge'ı neymiş? Bana onu söyle şimdi. Onun challenge'ı neymiş? Çok mükemmel geliyor. Challenge'ı neymiş Billie Eilish'in? Challenge'ı Billie Eilish'in birazcık şey, finansal konular. Yuh artık, daha neler. Evet, tabii ki de insanların kendi hayatlarını çok bilmiyoruz. Dışarıdan izlediğimiz ve bize gösterilen glamorous... Kız sonuçta Prozac diye şarkı yapmadı mı 17 yaşındayken bir yandan? Öyle mi? Zanny diye bir şarkı. Zanaks'a yazılmış bir şarkı. 17 yaşındaki bir kız Zanaks diye şarkı yazıyorsa bence hayatta bir takım challenge'ları olmuş demektir diye düşünüyorum. Gerçi o jenerasyona da çok ilaç bastılar. Artkor bir ergenliğe olmuş olabiliyor. Finansal konular... Ne? Borç içinde miymiş Billy Eilish'e? Parayla mesela hiçbir zaman kendi parasına sahip çıkamıyor olabilir. Mesela yani hani kazandığı paranın kontrolü kendisinde olması için çok... Of keşke Billy Eilish'e sorabilsek ya. Bu doğru mu? Falan. Alo? Alo Billy Eilish merhaba nasılsın? Alo ben Münaz. Ben astrolog değilim bu arada. Yok bu arada hiç değilim. Ama merak ettiğimiz bir şey oldu. Öyle bir şeyler yaşamış olabilirsin. Ben de öyle. Çok büyük hayrandım da sana bir şey sormak istedim. Senin parayla ilişkin nasıl?
Soracağımız en son soru olmalı. Ama onun dışında mesela şey de çok enteresan. İnsanlar tarafından çok yabani olarak algılanma durumu var. Yani kendi kimliğini ortaya koymuşsun. Tabii canım konserde geğiriyor falan aynen. Yani o bir yabanilik durumu onu zorluyor olabilir. Ünlü olduğu andan itibaren mesela. Onun challenge'ı da o olabilir.
Bir yandan da Marslı Balık olduğu için büyük bir ihtimalle yani onun abisi onu hadi diye fisteklemeseydi yani belki de o şarkıların hiçbir tanesi de olmayacaktı. Çünkü Marslı Balık biraz şeydir hani sanat için motive olur vesaire ama hareket alması. Sineyastız bir yaylış nasıl olurdu ben de düşünemiyorum. Bambaşka bir yerde olabilir. Yani abisinin tabii ilişkilerini bilmiyorum ama abisi onu bütün bu sektörde koruyan insan da olmuş olabilir. Bütün ailesi canım yani. Çok iyi bir şey ya. Çok şanslı gerçekten. Evet çünkü zaten Jüpiter'in dördüncü evde. Yani aile evinde bolluk bereket şeyi var. Her zaman ailesinden güç alabilecek bir insan olmuş. O çok güzel bir şey. Hiç orada başka bir şey de yok. Enteresan bir karakter. Senin bile aileşi sevmen de çok güzel. O dürüstlüğünü seviyor olman. Senin dürüstlüğün ve onun dürüstlüğü. Ve burada zaten şeyi görüyorsun. Yani dürüstlük olduğu sürece o konu ne olursa olsun zaten o zaman sanat. Yapılan sanat. Güzel oluyor. Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber. Sonra tekrar birlikteyiz.
Öteki verdiğin isim Florence Gibbon'du. Of, en büyük hayran olduğum kişi. Sen anlat önce. Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Bir kere onda da en çok edmar ettiğim şey dürüstlüğü ve kendinden emin duruşu. Çünkü o kadar mantıklı şeyler söylüyor ki ama o kadar iyi bir şekilde artiküle ederek, gene artikülasyon. Ve o kadar durduğu yerden emin bir şekilde konuşuyor ki ve o kadar neşeli bir şekilde bunu yapıyor ki yani kıskanmamak öyle değil. Kıskanıyorum yani Florence Gibbon'u. Bu çok güzel bir şey.
Kıskançlık güzel bir duygu bu arada. Evet, kıskançlıkla ilgili bir chapter'ım da var kitapta. Kıskançlık bende, evet. Benim yeni barıştığım ve çok hoşlandığım bir duygu. Bak, bu mesela Venus Koç'un çalıştırdığını anlamına geliyor. Nasıl yani? Koçburcu kendisini sürekli olarak başka insanlarla rekabet halinde görüyor. Yani bu onların yapısında var. Ben Koçburcu olduğum için biliyorum bir destek. Ama mesela kıskançlığın nasıl bir kendine dönük kamçı olarak kullanıldığı konusu... Evet, kesinlikle. ...imrenmek değil çünkü o. Keşke ben onun yerinde olsaydım değil. O ne yapıyorsa ben daha iyisini yapacağım. Açığını kollamak bile var. İnsanmış, tamam, okey. Bana benziyormuş falan. O yüzden böyle garip bir dürtü oluyor insanın içinde. Bir hata yapsa, bir hata yapsa falan diye. Bu arada şu an fark ettim. Bartu da, Can Bonomo da benim alenen kıskandığım ve kıskandığım onlara da birebir de söylediğim insanlar. Dördü de kıskandığım insanlar. Peki bir şey söyleyeceğim. Bartu'yla Can Bonomo'nun nesini kıskanıyorsun? Defansif dizaynı ben şu şekilde izledim bak.
Ful tırnaklarımı yiyerek bütün arkadaşlarım yanımda dans ediyorlar. Ben hareketsiz bir şekilde kitlenmiş bütün ekibe bakıyorum. O şovun nasıl gerçekleştiğini, ne kadar bir emek, ne kadar bir zaman ve hani böyle 3 ayda hazırlandık falan değil. Belli ki ömür boyunca, kariyerleri boyunca inşa ettikleri her şey de bu şova sebep olmuş.
Hani istesem hayatta yapamam ya ben bunu falan diye acayip triplerden tribe koştum ve süper kıskandım. Bir konserdi onların lansman konseri. Sonra kuliste zaten direkt dedim ki yani Gülina da Barto'ya da ben çok kıskandım sizi ve bence bundan daha büyük bir övgü yok yani hani. Bonomo'yu da romanını okuduktan sonra çok kıskandım. Hatta kendi kitabımda da onu yazdım. Ya o kadar iyi yazmış ki hani hem gözlem yeteneği hem dil yeteneği hem olay örgüsü sen
Kim Can Bonomo? Sen şarkı yazıyormuşsun ya. Otur oturduğun yerde git şarkı yaz. Bu kadar iyi roman yazmak ne demek falan. İki saat boyunca kıskandım ve birinci saatinde sadece Can Bonomo'ya yönelik bir kıskançlık vardı. İkinci saatinde ben ne kadar iğrenç bir insanım. Sürekli Can Bonomo'yu kıskanıyorum, kendime nefret ediyorum falan diye bu sefer kendime sardığım bir saat geçirdim. Ertesi sabah Can Bonomo'ya dedim ki ben seni o kadar beğendim ki romanını çok kıskandım.
Ve bundan daha büyük bir övgü olduğunu düşünmüyorum yani. Sonra oturduk, buluştuk, kahve içtik. Bana kitap yazma tekniklerini anlattı vesaire. Oradan bambaşka bir şey doğdu benim için. O yüzden kıskançlığımı itiraf etmeyi severim. Yani Can Bonomo'nun sana verebileceği tüyolar bence çok değerli olacak. Yani haritasında şimdi Can Bonomo'nun biz tabii ki de Yükselen Burcu'na hakim değiliz ama diğer yerleşimlerine hakimim. Can özür dilerim. Şöyle söyleyeyim. Can'ın hayattaki motivasyonu da senin hayattaki motivasyonun birbirine benzer çok yanı var. Oradaki kamçılanmasından kendine tabii ki de motivasyonel olarak bir takım tüyolar alabilirsin. Bir de Can Bonomo'nun da kendini ifade ediş biçimi çok çeşitli olmak zorunda her zaman. Yani o da mesela sadece... Doğru, benziyoruz o açıdan. Yani yerleşimler tam birebir aynı olmasa bile bir takım dürtülerinizde çok büyük benzerlikler var gerçekten de. Menajerlerimizin aynı olması demek ki doğru iki sanatçı seçmişler.
Buradan kendisine selamlar. O da benim çocukluk arkadaşım olmuş. Yani onun da Venüs yerleşimi, Mars yerleşimi seninkine çok benziyor. Ve de o da yani kendisinin de giyinme tarzı vs. bak mesela jambonoma gibi giyinen insanlar sonradan türediler. Yani jambonoma kendisi bir şekilde giyiyordu. Sonradan başka insanlar turistler. Tabii canım, konser olmuş, çekim olmuş, dışarıda kahve içmeye çıkmış, hep aynı, kendi gibi giyiniyor, kendi tarzı. O da işte oradan kaynaklanıyor. Senin o kitap yazma konusunda Can Bonomo'dan bir şekilde ilham alıyor olman vs. bana çok normal geldi şu anda. Çünkü aynı motivasyona sahipsiniz aslında bir noktada. Bartu konusu, Bartu selam bu arada. Bartu çok kısmeti açık biri gibi geliyor bana yani. Eforsuzca sanki sürekli ona kapılar açılıyormuş gibi geliyor. Bartu'nun o tarafını kıskanıyorum bence.
Yani çünkü bir yerleşim var. Gerçekten de bu yerleşim bende de var bu arada. Söyleyeceğim. Jüpiter yer yerleşimi bu. Jüpiter yer yerleşimi olan insanlar da şöyle oluyor. Yani başka insanların başına gelse kesin ölecekleri olaylardan kaşı bile kırılmadan çıkıyorlar. Yani hiçbir şey olmadan çıkıyorlar ve zenginlikleri artıyor gibi oluyor. Manevi zenginlikleri artıyor gibi oluyor. O senin şans diye gördüğün şey aslında başına o kadar çok abuk sabuk şey geliyor ki yani. Başka birisi kaldıramazken onlar da... Mümkün. Çıkıveriyorlar ve olaya pozitif bakma konusunda da çok başarılı oluyorlar. Aman bu da benim başıma öyle geldi de bir şey olmaz abi falan diye geçmişi var. Eminim ki terapinin çok etkisi vardır bu arada. Tabii ki de. Bu arada astroloji tek başına hiçbir şey ifade etmeyebilir arkadaşlar. Terapiye gidiyorsanız lütfen vazgeçmeyin terapilerinizden. Terapi önemli bir şey. Bartun'un da sana gene verebileceği şeylerden bir tanesi o söylediği şeyin arkasında durma. O da söylediği şeyin arkasında durabilen bir insan.
Ve personası aslında söylediği şeyden hiçbir zaman emin olmayan bir persona ama onun personası ve hani öyle geliyor bana. O bir çalışılmış bir persona gibi geliyor bana yani o emin olmama durumu sanki çalışılmış gibi. Evet evet kesinlikle. Çünkü kendinden emin birini görüyorsun arkasında yani kesinlikle katılıyorum. Şöyle bir şey var işte o senin demin söylediğin konu gibi yani o konseri hazırlamak üç ay sürmüş değil tabii ki o ömür boyu getirdiği bir şey. Aynen. En sonunda sanatsal olarak tak diye ortaya koyma durumu. Yani onun için tabii ki de çok büyük bir çalışma gerekiyor. Bu sanat konularında falan herkesin işte atladığı konu bu. Satürn dediğimiz gezegen, Satürn disiplin gezegenidir. Yani bize kendimizi nasıl disiplin edeceğimizi, hangi alanlara dikkat etmemiz gerektiğini en çok gösteren gezegenlerden bir tanesi. Ne? Benimki neymiş? Seninki neymiş? Seninki neymiş? Hemen bakalım bir saniye.
Harika bir imkan ya, her şeyi söyleyebilirim. Saçının kovada senin ve 6. evde senin günlük rutinlerinle alakadar olarak bir takım disiplinlerinin olması gerekiyor kendine ait. Beynimden vurdun şu an, çok haklısın evet. Ama bu kovada da olduğu için mesela atıyorum herkese şey deniyorsa,
Bilmiyorum sanatçılara ne dendiğini bilmiyorum ama sana mesela şey edenler ise yani sabah uyanda bilmem ne içeceksin de gargara yapacaksın da falan filan gibi böyle genel geçer bir şeyden çok. Senin bundan sonraki zamanlarda ne yapacağını çok önden gördüğün için ona göre bir disiplin rutini yaratıyor olman lazım. Kendine ait bir şey yaratıyor olman lazım. Bir de hani demin konuştuğumuz konu sen sadece tırnak içinde şarkıcı değilsin. Sen sadece müzisyen değilsin. Senin yani sanatla ilişkin... Yine Instagram hesabım ben müzisyen değilim.
Ben sadece müzisyen miyim? Yani genel bir sanatsal olarak çok fazla şeye potansiyelin olduğu için onu disiplin edebilmek için kendine ait bir günlük rutin disiplininin olması gerekiyor. Başkasının sana söylediği değil ya da işte diğerleri ne yapıyor değil. Çok kendine ait olması gerekiyor onun. İşte yazarlık için bir şey ekleyebilirsin oraya, başka konularda ilgili bir şeyler ekleyebilirsin. Ama bunun böyle disipline olması seni çok rahatlatacaktır. Zaten o disiplinden çıktığında büyük ihtimalle şey oluyorsun. Kayboluyorum ya aynen. Günlük rutin. Günlük rutin disiplini.
Onlar mesela başka insanlarla başka çalışıyorlar. Şimdi Barton'unkinde vesaire. Billie Eilish'inki neredeymiş ben sana söyleyeyim ikinci evdeymiş ve ikizlerdeymiş. Billie Eilish'in para konusunda kendisini çok disiplin etmesi gerekiyor. Bir de kendi depozit kaynakları. Şimdi sadece para diye bakmıyoruz biz tabii ki de. Yanlış anlaşılma olmasın. İkinci ev doğuştan getirdiğimiz yetenekler evi bir yandan da. Yani öz kaynaklarımız. Sesine de iyi bakması. Aynen.
Orada onunla ilgili şüpheye düştüğü zamanlarda hemen çalışarak kendini toparlaması. Yani ben acaba artık iyi şarkı yazamıyor muyum? Bir zanaks patlatayım yerine. Ama ben artık iyi şarkı yazamıyor muyum? O zaman bildiğim kurallara geri döneyim. Bildiğim ve zaten bana ait olan kurallara geri döneyim. Neyse, Billie'ye söylersin bunları. Aşkım, alo? Demin aramamış mıydık Billie'yi ya burada? Evet, evet ya. Merhaba.
Ama ben Florence konusuna geri dönmek istiyorum. Çünkü Florence konusu senin için önemli. Demin söylediğin şeylerle ilgili olarak ben haritasından şöyle şeyler söyleyebilirim sana. Birincisi güneşin akrep olması ve sen balık olduğun için duygusal anlamda kendisini bağır etme şeklinde çok çekiliyor olabilirsin. Çünkü ikiniz de su grubusunuz ve ikiniz de çok sezgiselsiniz aslında. Yani o da dünyayı çok sezgisel bir şekilde anlıyor. Sen ondan birazcık daha hayalperest bir tarafta kalıyorsun. Çok tırnak içinde ve yani stereotayplaştırarak söylüyorum bunu. O daha karanlık bir dünyayı görebiliyor büyük bir ihtimalle. İnsanların içinde karanlığı daha net görüyordur o. Sen birazcık daha pozitiften görüyor olma ihtimali. Hepimiz şu an... Aşk olsun, kendine keko diye bastın benim önümden. Hayalperestlik ne zaman kekoluk oldu ya? Hayalperestlik çok önemli şimdi oğlum. Eşşirin bir kekoluk gibiydi. Ama o gördüğün dürüstlük Merkür Yay. Merkür Yay, Xodia'nın en patavatsız, en ben istediğimi istediğimi söyleyeceğim. Ya ben de istiyorum patavatsız olmak ya.
Ben nasıl patavatsız olacağım Bilnaz? Niye patavatsız olmak istiyorsun? Geçen hafta terapistin bana insanlarla 5 yaşında gibi konuşma ödevi verdi. Hani çok güvende hissettiğim insanları hani işte ne bileyim ben bıyığını beğenmedim işte. Seni seviyorum. Sana gıcık oldum şu an falan. Böyle bir ödev verdi. Buna ihtiyaç duyar mısın? Duyuyorum ben işte. Mutlaka. Enteresan. Aman kırılmasın. Aman üzülmesin. Aman bilmem ne olmasın falan. Bu çok yorucu bir şey. Bundan kurtulamıyorum. Yani onun bir dengesinin olması lazım. Şimdi Merkür yay patavatsızlığını istemezsin hayata. Ben mesela Merkür koçum, benim de patavatsızlığımı ben çok eğitmek zorunda kaldım. Ya şöyle bir şey oluşturuyor. Ben de yani eski ev arkadaşım öyleydi. Yani hani onu seven öyle seviyor. Hani öyle güzel kendinden bir turnusol yaratıyor. Ben buna çok okeyim.
Tamam. Çok okeyim ya. Yani o zaman sana hemen bir takım taktikler verebilir miyiz? Valla çok mutlu olurum. Ama Florence'ın üzerinden taktikler vereceğim. Bak şimdi senin o 11. ev durumun vardı ya, bu kızın her şeyi 11. evde. Bu kız zaten toplumsal olarak farkındalık yaratmaya ve toplumsal olarak kalıplaşmış bütün kibarlıkların yani resmen ortasına bomba atmaya gelmiş.
Ben Florence Given'ın kitaplarını falan okumamıştım ama sen söyleyince işte o demin konuştuğumuz konuya baktım. Netflix'te yayınlanan bir diziyi 300 bin imza toplatıp yayından kaldırtmasına sebep olmak ve de o dizi anladığım kadarıyla da insanların işte vücut şekilleri üzerinden vesaire falan filan body dysmorfia yaratan. İyi bir yerden anlatmıyormuş anladığım kadarıyla. Insatiable diye bir dizi. Bunu yapabilmek, anladın mı yani Netflix'te 300 bin imzayla gidip siz bu diziyi ne yapıyorsunuz diyebilmek çok toplumsal bir hareket. Bir de bunu yapmış olmak için yapmaz. 300 bin imzayı harbiden içinden gelmese... Asla. Olmaz yani. Bir noktada motivasyonun kaçar bilmem. Hakikaten kadının drive'ı bunun üzerine. Yani toplum normlerini değiştirmek üzerine. Ona çok saygı duyuyorum işte. O bayağı o görevle gelmiş gibi zaten. O kadar çok yerleşimi var ki onun. Ama sende de işte benzer bir şey var. Sende de benzer bir şey var.
Duygusal farkınalık devrimi. Evet mesela seninki tam olarak o. Daha yaylı maylı olduğu için o daha böyle hani öfkeli bir yerden de yapıyor onu aslında. Ve o senin bulduğun o... Evet o daha sessi bir dille yapıyor. Evet çünkü yay. Aynen daha kibar ve falan. O çünkü yay. Yani o böyle yani sarkastik bir şekilde espriyle resmen seni dövüyor aslında yani konuşurken bir yandan gibi bir durum var. Senin tabii bunun yapış şeklin daha
Sanatsal bir şekilde oluyor. Onunki daha hırtt diye giriyor büyük bir ihtimal diye düşünüyorum. Florence Given'ı ama ben bir kitaplarını okuyacağım şimdi. Lütfen. Eğer ki bilmiyorsanız Florence Given'ın Kadınların Size Güzellik Borcu Yok isimli kitabı. Bir kitap daha açık kardeşim diyene ama ismini unuttum. Bu kitabını çok tavsiye ederim. Çok güzel bir kitap kesinlikle. Kadınların Size Güzellik Borcu Yok o kadar önemli bir konu ki. Kendi yerleşimlerine çok uygun bir iş yapmış. Güzel olmuş.
Nova o zaman? Müthişti. İyi misin? Doyamadım. Ben sana daha bin tane şey sorarım. Hayatım ben sana gelirim ya kahveye. Sen bana gel. Evet evet ben sana gelirim. Sen bana gel. Arkadaşlar Nova Nordoyla böyle bir... Arkadaşlar. Arkadaşlar söyleyemedi. Arkadaşlar Nova hanımla böyle hayatta en sevdiğim Türk sanatçılardan bir tanesiyle böyle bir muhabbet yapıyor olmak benim için çok önemli. Yeni ne proje yaparsan yap arkasındayım ve büyük bir heyecanla bekliyorum. Çünkü senin o gerçekten bizimle duygusal bağda kurduğun iletişim bence çok değerli ve insanların ihtiyacı olan bir şey. Artık kitap mı olur, tablo mu olur? Bundan sonra ne olursa arkandayım ve heyecanla bekliyorum. İyi ki geldin. Ay çok teşekkür ederim. Bana da çok iyi geldi. Anlattığın her şey daha anlatacaklarından sonra. Evet, tabii ki de. Soracağım sorularla. Çok teşekkür ederim gerçekten. İyi motivasyon oldu bana da. Göreceğiz bakalım bundan sonra. Bilmem, zaman da demişti de falan diye. Nelere sebep olacak? Göreceğiz. Arkadaşlar bu haftalık bu kadar. Başka zaman tekrar başka bir isimle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.