Podcast

summer is calling! ikizler sezonunda neler olacak?

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Güneş İkizler burcuna geçti! Öncelikle doğum gününüz kutlu olsun sevgili İkizler burçları... Ay boyunca sizden bol bol bahsedeceğiz, fakat bu bölümde İkizler sezonu hakkında konuşacak; toplumsal ve bireysel olarak bizleri neler bekliyor, bir göz atacağız.






Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠⁠'u ziyaret et!



----- Podbee Sunar -------


Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.044 kelime · ~15 dk okuma

Arkadaşlar merhaba, PodB'yle hazırladığımız Ben Astrolog Değilim podcastına hoş geldiniz. Bugün 22 Mayıs ve 20 Mayıs'ta güneş ikizler burcuna geçti. Öncelikle bütün ikizler doğum gününüz kutlu olsun. Normalde ikizlerle ilgili genel bilgi verecektim ama birazcık ikizler sezonunda bizi bireysel olarak ve aslında toplumsal olarak neler bekliyor onlardan bahsedelim istiyorum. Hadi o zaman bu yolculuk başlasın.

İkizler burcu, astrolojiye çok sevilmeyen burçlardan bir tanesi. Biliyorsunuz en kötü rap'e sahip, en kötü PR'a sahip burçlardan bir tanesi ikizler burcu. Çünkü ikizler çok fazla vizyonu aynı anda gösterebilen, bütün bilgileri çok fazla kendi içinde fazlalaştırarak her şeyin her yerini görebildiği için genellikle insanların sabit kalma ihtiyacının biraz dışında kalan bir burcu. O yüzden de insanlar İkizdar Burcu'na baktığında sabit bir şey göremediklerinden dolayı ve kendilerini sabitlemek istediklerinden dolayı bazen İkizdar Burcu'yla ilgili sorun yaşıyorlar. Biz burada bu arada İkizdar Burcu dediğimizi her zaman belirtmekte fayda var. İkizdar arketifinden bahsediyorum ben. Güneş Burcu'ya ikizdar olan insanlar diğer yerleşimlerine göre tabii ki de daha farklı davranıyor olabilirler.

Ama ikizlerin olayı şudur, bilgiyi alır, bilgiyi verir. Bizim dedikodu yapmamız, işleri öğrenebilmemiz, zihnimizin çalışması, bütün beynimizin çalışma sistemi, dünyayı algılamamız, dünyanın bizim tarafından algılanmamız dışında dünyanın bizi nasıl algıladığı gibi konular hep ikizlerin işidir. İkizler Arketif'in daha detaylı anlatacağım bir bölümü olacak. Biliyorsunuz bu Güneş, Ay, Merkür, ikizler olduğunda ne olduğuna dair bir bölüm anlatacağım ama Bu bölümde özellikle 20 Mayıs 21 Haziran arasında yani güneş yengece geçmeden önce bizi neler bekliyor? Biraz ondan bahsetmek istiyorum. Çünkü birçok değişiklik var. İkizlerin en önemli değişikliklerinden bir tanesi Satürn'ün koça geçmesi. Bununla ilgili bölüm var zaten. Onun dışında Mars ikizlere geçecek.

Transkriptin tamamını oku

Venüs boğaya geçecek ve en önemli olaylardan bir tanesi olarak Jüpiter'in yengece geçmesini yaşayacağız biz bu ikizler dönemi boyunca. Bir yandan da 4 Mayıs'ta Plüton gezegeni Kova'da retro hareketine başladı. Bu da çok büyük bir toplumsal duraklayıp biz ne yapıyoruz düşünmesini getirecek. Şimdi genellikle ikizler sezonunda zihnimiz çok hızlanır, yeni anlatılar oluşur ama bilgi dediğimiz şey çok çarpıtılarak da bize verilebilir ve de aynı zamanda da bilginin plüton kovada olduğu için söylüyorum bunu, otokratik sistemler tarafından ne kadar çok sansürlenmeye çalıştığını göreceğiz. Yeni medya alanlarının yaratılmasında fayda olacak çünkü bildiğimiz, alıştığımız medyadan bilgi alma sistemlerimizin

dağıldığını, dezenformasyona doğru gittiğini daha da çok görüyor olacağız. Özellikle Jüpiter ikizlerin son dönemine denk geldiği için bu bir gezegen, özellikle büyük bir gezegen, bir burcun son derecelerine geldiğinde etkisini bazen arttırabiliyor. Jüpiter ikizler boyunca biz zaten bu bilgi, dezenformasyonu, gereğinden fazla bilgiyi alma durumu yüzünden kafa karışıklığı içerisinde yaşıyorduk. Yengece geçtiğimizde bunu rahatladığını göreceğiz ama ondan önce bu konunun iyice delirdiği ana denk geleceğiz. Delirmek diyorum çünkü gerçekten de çok zorlu bir dönemden geçiyoruz. Yani böyle birçok ülkenin, birçok milletin ve birçok evrensel olarak insanın daha önce hiç yaşamadığı çok tuhaf değişiklikler yaşıyoruz şu anda. İnsanlığın kendi sistemleri içerisinde evrimleşerek kendilerine yeni sistemler kurduğu dönemin yıkım sürecindeyiz diyebiliriz aslında.

Bunları böyle çok negatif şeyler gibi algılamamızda fayda var. Bu insanlığın kendi döngüsünde çok iyi olan bir şeydir ama tabii ki de o döngünün oluşumu sırasında hepimiz birazcık mahvoluyoruz, farkındayım. Zihinsel olarak çok yorgun olduğumuzu biliyorum, psikolojik olarak çok yorgun olduğumuzu biliyorum, ekonomik olarak çok yorgun olduğumuzu biliyorum, sosyal olarak çok yorgun olduğumuzu biliyorum. Çok büyük bir zihinsel yorgunluk içerisindeyiz. Bunun birazcık rahatlamaya başlamasının tabii ki de döngüsel olarak bazı

Yolları var. 2025 ikizler sezonu özellikle yeni anlasılar ve farklı bakış açıları çoklu gerçeklikler üzerinde düşünmeye teşvik edecek bir dönem olacak. Bundan kastımız şu. Gerçek bilgi kimde var? Benim elimdeki bilgi bana mı ait? Başkasına mı ait? Ve de en önemlisi gerçekliğe bağlı olan sesimizi nasıl duyurabiliriz?

bu konuların çok daha fazla önem kazandığını göreceğiz. Geçtiğimiz aylarda zaten ülkede ama genel olarak dünyada da olan bitenle beraber bu bilgi kimin elinde ve bilgi nasıl yayılıyor üzerine çok önemli olaylar olmaya başladı. Şu son bir ayda özellikle, şu an biz Mayıs'ın başındayız ama yani son bir aydır nereye doğru gideceğimize dair bir şeyler görmeye başladık. Çok fazla yeni medya, çıkmaya başladı. Özellikle tek elde tutulmayan, halka yarayan bilgiyi vermeye çalışan ama aynı zamanda da gerçekliği olmayan bilgiler üzerinden halkın ne düşündüğünü kontrol etmeye çalışan çok fazla medyasal gelişim olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu iyice artacak. Bizim yapmamız gereken şey sesimizi duyurmak dışında duyurduğumuz sesin doğruluğunu ve gerçekliğini çok iyi teis etmek zorunda kalacağız.

Bir yandan da pluton retrosu olduğu için bu bilginin gücünün de sorgulandığı bir döneme geçiyoruz. Kolektif sistemlerin, dijital yapılarla kurulan ilişkilerin ve düşünce sistemlerinin arka planında dönen güç mücadelelerini daha çok yüzeyde görmeye başlayacağız demek oluyor ama. Bize bilgi kim tarafından ulaştırılıyor? Bu kim dediğimiz kavram, yani bu arkadaki insanlar, tırnak içinde arkadaki güçler kimin çıkarına çalışıyor? Biz insanlar olarak

kime bilgimizle hizmet ediyoruz, datamızla hizmet ediyoruz konularının çok çok daha derinlemesine sorgulanacağı bir döneme giriyor olacağız. Çünkü dijital manipülasyon özellikle çok öne çıkacak. Bu yapay zeka ile yapılan tuhaf fotoğrafları zaten görüyorsunuzdur. Bu yapay zeka bu arada inanılmaz derecede güç kazanacak. Burada yapmamız gereken şey neyin yapay zeka olduğunu, neyin olmadığını anlayıp, bizim de mümkün olduğu kadar yapay zeka kullanmayın demiyorum. Kullanmak zorundayız. Bütün yeni teknolojileri her zaman kullanıyor olacağız ama ne için kullandığımızın önemi çok fazla olacak. Siz bunu yani kediler bakın nasıl iki ayak üzerinde dans ediyor diye mi kullanıyorsunuz yoksa gerçekten analitik şeyler yapıp bir bilgi almak için mi kullanıyorsunuz? Bunun önemi olacak.

Yapay zeka ile sanat yapılmaz bu arada. Yani onu da söyleyeyim hemen. Çünkü sanat dediğimiz şey insanın kusurluluğu ve duygusal dünyasından oluşan bir şeydir. Yapay zeka daha henüz espri bile yapamıyor ve hiçbir zaman yapamayacak. Espri yapamayan bir şey empati kuramaz. O yüzden zaten yapay zeka ile yapılmış sanatı ben bir sanat tarihi olarak sanat saymıyorum. O ayrı bir konu. Ama yapay zeka ile üretilmiş bilgi kirliliği ve aynı zamanda da düşünce özgürlüğü ile halkı yönetimi arasındaki sınırların bulanıklaştığı bir döneme gireceğiz. Bunun için istediğim şey şu.

Sen bir insan olarak bir konuyla ilgili fikir edindiğin zaman bu fikrin bilgisi nereden alıyorsun? Bunu ne kadar doğruluyorsun ve edindiğin fikir kime hizmet ediyor? Sana mı hizmet ediyor? Seni yönetenlere mi hizmet ediyor? Seni yönetmeyenlere mi hizmet ediyor? Kimin elinde bu? Ve sen ne kadar düşüncelerinde özgür olabiliyorsun aslında?

bunun da çok derin sorgulandığı bir döneme giriyor olacağız. Bir yandan da biliyorsunuz ki Neptün Koçburcu'nda ilhamın ateşle buluşması diyoruz biz buna. Bir şekilde bütün bu zaten dijital dünyadan ve bilgi kirliliğinden gelen bu düşüncenin sana ne kadar ait olduğu dışında senin gerçekten ne yapmak istediğinle ilgili nasıl savaştığın konusu da birbirine giriyor. Astroloji bize potansiyelleri verir. Astroloji bize enerjileri verir ve nasıl kullanacağımız bize kalmış bir şeydir. Bu her zaman böyleydi, her zaman böyle olacak. Yani ben şeyi biliyorsunuz hani tabii ki de çok iyi öngörü yapabilen astrologlar vesaireler var. Onlara kesinlikle hiçbir şey söylemiyorum. Ama bence bizim görmemiz gereken şey şu. Gökyüzü şu anda bize çok net şeyler söylüyor. Bir, kim için savaşıyorsun? İki, bilgini kim için kullanıyorsun? O bilgiyi nereden aldın? Düşüncelerinde ne kadar özgürsün? Ve de aynı zamanda algı yönetimi yapan sistemlerin farkında mısın? Algı yönetimi bizim ülkemizde ama aslında bütün dünyada bu böyle bu arada. Yani birazcık kafanızı Türkiye'nin dışına çıkarttığınız, işte Amerika'daki haberlere bakın, Avrupa'daki haberlere bakın, basının nasıl kullanıldığına bakın. algı yönetimi her zaman devletler tarafından medya kullanılarak yapılmış bir şeydir. Bu yeni bir şey değil, her zaman olmuş bir şeydir. Ama bu gitgide teknofeodalite dediğimiz, büyük şirketlerin ya da para sermayelilerin bizi köleleştirmek için kullandığı bambaşka bir sisteme doğru kaydı ya, bunu da hepimiz farkındayız ya, bundan kurtulma savaşını biz ikizler sezonunda daha çok görmeye başlayacağız.

Bir yandan da bir Venüs-Boğa-Mars-Başak ikilisi geliyor. Bu biraz rahatlatıcı olacak, yalan söylemeyeyim. Çünkü Venüs'ün Boğa'ya geçmesi, Venüs'ün sevdiği bir şeydir. Ama içinde bulunduğumuz sistem yüzünden Venüs-Boğa bizim elimizdeki kaynakları ne kadar kötü harcadığımızı yüzümüze vuracak maalesef. Ekonomik olarak birazcık sıkıntıların artacağı ama eğer doğru kullanılırsa da toprağa yatırım yapmamız gereken bir yerden, çiftçiye, tarıma,

suya, iklim krizine gibi zaten var olan toprağa bağlı kaynaklarımıza yatırım yapmamız gereken, doğru alanlarda ekonomik önlemler almamız gerektiğini bize hatırlatan bir döneme giriyor olacağız. Pratikte de uygulamaya ihtiyacımız olacak bunu yani mesela şu şeyden bahsediyoruz işte paranızı nereye harcadığınıza dikkat edin. Bunlar herkes bahsediyor ama bunu bire bir yapmakta zorlandığımız da bir dönemden geçiyoruz doğal olarak. Hepimiz çünkü bir şekilde yaşamaya devam etmek zorundayız ve aldığımız her şeyin ne tür tuhaf bağlantıları olduğunu da yeni öğrendiğimiz bir dönemdeyiz. Bu Venüs Boğa, Mars Başak'la beraber ikizler sezonunda her şeyi birbirine ekleyerek devam edelim. Bilgiyi nereden aldık? Düşüncelerimizde ne kadar özgürüz, ne için savaşıyoruz? Ve tekrar ediyorum, paramızı kime harcıyoruzun ve de nereye yatırım yapıyoruzun birebir pratiğini görmeye başlayacağız.

O yüzden de toprak, tarım, çiftçiler, bunlar çok önemli kaynaklar. Bunlar Türkiye'nin en önemli kaynakları. Bunları yıkan, yok eden varlıklara değil, tam tersine bunlara yatırım yapmaktan bahseden varlıklara ve sistemlere yönelmemiz gerektiğini birebir göreceğiz. Çünkü ekonomik olarak, sosyolojik olarak, adalet ve hukuk olarak vs. her konuda eğer kendi toprağımıza ve kendi anavatanımız dediğimiz kavramlara sahip çıkmazsak neler olabileceğini de birebir gördüğümüz bir dönemdeyiz.

Arkadaşlar şimdi isterseniz bir nefes alalım hep beraber. Sonra tekrar birlikteyiz. Şimdi Jüpiter yengeçle ilgili ben zaten bir bölüm çekeceğim. Çünkü bu çok önemli bir geçiş olacak ama Jüpiter yengeçle ilgili size şöyle bir şey söyleyebilirim. Bireysel aile kavramından ulusal aidetlere kadar uzanan duygusal yapıların büyüdüğü bir dönem olacak. Bütün her şeyi her zaman astrolojide birleştirerek gitmemiz gerekiyor.

köklenme, korunma, biz bilinci öne çıkacağından dolayı ana vatan yani yengeç bir yandan da ana vatanını temsil eder gerçekten de. Ana vatanımıza sahip çıkmak, ana vatanın kurulduğu ilkelere sahip çıkmak gibi konuların çok daha önemli olacağı bir yerdeyiz. Toplumsal kırgınlıklar, göç, aidet gibi konularda çok daha fazla önem kazanacak. Dediğim gibi bu konuyu ayrı konuşacağız.

Bu ikizler sezonu, yüzeyde dağınık gibi görünen bilgi kırıntılarının aslında kolektif zihinde daha büyük bir yapının parçaları olduğunu da gösterebilir bize. Her şey birbirinden bağımsız gibi duruyor ya, ikizlerin olayı da birazcık budur zaten. İkizler sezonunda bize çok fazla bilgiyi, daha fazla bilgiyi, daha fazla... İnformasyon, daha fazla haber, daha fazla kötü olay büyük bir ihtimalle ve bunun bilgisi bizim üzerimize yığılmaya başlayacak ve burada görevimiz ana vatanımızı yani toprağımızı koruyacak şekilde ekonomik yatırımlarımızı, doğal kaynaklarımızı koruyacak şekilde nasıl yaparız bilgisini de bütün bu bilgi kirliliği arasından çekip bir plan yapmaya zorlayacak.

Bu toplumsal olarak bizi çok etkileyecek bir dönem. Zaten gidişatı görüyorsunuz. 19 Mart'tan beri olanları zaten biliyorsunuz ama yani Mart'ın başından beridir, bu tutulmalardan beridir hep konuştuğumuz konular burada aslında artık birazcık endgame denir ya, öyle bir yere doğru gitmeye başladı. Bilgi bir oyun alanı mı yoksa bir silah mı? Biz bilgiyi ne için kullanıyoruz? Bizim topladığımız bilgiler ne işe yarıyor? İkizler sezonu bununla alakadar olacak.

Türkiye özellikle iletişim, medya ve sansür konusunda bir takım olayların sertleştiğini görebilir. Buradan kurtuluş demeyeyim ama bununla baş etmenin yolu birbirimizle iletişim halinde olmak olacak. Ve bu iletişimi yaparken tekrar ediyorum, kimden bilgi aldığınıza ve kime bilgi verdiğinize çok dikkat etmeniz gerekecek. Hem halk hem devlet nezdinde daha ayakları yere basan somut adımlar atılması gerekecektir. Ama bunun tabii kimin yaptığı da çok önemli olacak. Biliyorsunuz ki hiçbir iktidarı bırakmak istemeyen hükümet size o özgürlüğü vermeyecek. O özgürlüğü bizim birazcık almamız gerekecek gibi bir durum var. Bunu da işte birazcık bağımsız kurumlar ve kuruluşlarla devam ederek, ne yaptığını iyi bildiğiniz insanlarla devam ederek, her söylenene inanmayarak vs. yapacaksınız. Yapacağız daha doğrusu.

Gıda, tarım ve yerli üretim gibi alanlara çok büyük bir yatırım yapılması gerekecek. Çünkü ekonomide gerçeklerle yüzleşme dönemine girecek Türkiye. Yani şu anda biz zaten ekonomik gerçeklerle yüzleşiyoruz sağ olun. Hani her günümüz bununla geçiyor ama bir takım bu yokmuş gibi davranan insanların da bunlarla yüzleşmesi gerekecek. Ve yüzleştikleri anda ne yaptıkları çok önemli olacak. Umarım akılları başlarında bir şekilde ana vatana yönelik hareketler yaparlar ve dış sermayeye yönelik hareketler yapmazlar.

Göç, barınma ve aidat temeleri çok artacak. Kesinlikle ırkçılığın baz alınmadığı ama bir yandan da bu ülkede kimler yaşıyor ve bu ülkeye kim ne kadar fayda sağlıyor konusu üzerinden büyük bir tartışmanın da başlayacağını görüyoruz. Beni en çok endişelendiren ve umarım iyi yola doğru gitmesini istediğim şey, gençler ve eğitim sistemindeki sarsıntılar konusu olacak. Şimdi bu tabii ki de öğrenciler, yani özellikle üniversite öğrencileri bu geçtiğimiz süreçte inanılmaz bir rol oynadılar. Bu rol devam edecek. Bu bu arada sadece Türkiye'de olmuyor. Tekrar ediyorum, dünya üzerinde gençlerin genel olarak bir kafasının aydınlandığı ve hani TikTok çekerken ve işte influencerları takip ederken birdenbire ne oluyor ya? Ülke elden gidiyor galiba ya? Aydınlanmış. Gençler sadece bizim ülkemizde yoklar.

Bu insanların yani gençlerin özellikle eğitim sisteminde bulunan gençlerin bu kendi geleceklerine sahip çıkma isteğiyle yaptığı hareketler yüzünden genel olarak devletler, devlet demeyeyim de genel olarak hükümetler gençlerin eğitim alanlarını sınırlandırmaya doğru gidebilir. Amerika'da çıkan yasaları takip ediyor musunuz? Bilmiyorum. Korkunç yasalar çıkartıyorlar şu anda. Onlar da zaten yani Trump. Neyse, bu konuya girmeyeceğim çünkü. Ama bizim ülkemizde de maalesef gençleri daha da çok sınırlandıran, üniversiteleri daha da çok sınırlandıran yeni yasaların yapılmaya doğru gitme ihtimali var. Buna çok güzel bir şekilde halk olarak gençleri yalnız bırakmadan karşı çıkmamız gerekecek.

Bizim belirli bir yaş grubunun üzerindeki insanlardan bahsediyorum tabii ki de ama yani ben mesela 42 yaşındayım. Benim etrafımda 35 yaş üstü bir sürü insan var. Biz zamanında bu ülkenin en güzel zamanlarını yaşamayı başarmış insanlarız. Tabii ki de yani ayrıcalıklı olduğumuzu asla unutmuyorum. Şu anda yapmamız gereken şey kendi ayrıcalıklarımızı korunmaya çalışmak dışında gençlere ve çocuklara inanılmaz derece çok sahip çıkmamız gerekiyor.

Tek yapmamız gereken şey bu. Tek yapmamız gereken, Türkiye'nin gençlerine sahip çıkmak. Ve o gençler, yok efendim işte TikTok mu çekiyormuş, yok efendim Zafer Partiliymiş, yok efendim DL'nin bilmem ne mi, hiç umursamadan bütün gençlerin geleceği için, bu ülkenin geleceği için çalışmaya basmamız gerekiyor. İkizler sezonu bize geleceğimizin bireysel anlamda da, toplumsal anlamda da geleceğimizin gençler, eğitim ve toprakta olduğunu gösterecek. Genel olarak zihinsel uyanış ve duygusal sınavların iç içe geçtiği bir süreçte olacağız İkizler sezonu boyunca. Halkın bilgilendirmeye, anlamaya ve hesap sormaya dair arzusu çok artacak. Karşısında manipülasyon, duygusal kışkırtma ve kontrol mekanizmaları olacak.

Bununla baş edebilmenin yollarından bir tanesi, gerçekle yanılanın bilgiyle algının nerede ayrıldığını görmek olacak. Bu da bizim görevimiz. Kimse bizim yerimize bu işi yapamaz. Daha önceki bölümlerde söylemiştim. Neptun Koç da Satürn Koç da diyor ki zaten yani bize hareket etmen lazım.

Harekete geçmen lazım. Başkalarının senin yerine hareket etmesini bekleyerek olmaz. Bekleyemezsiniz. Yani bir lider bekleyemezsiniz. Siz lider olmak zorundasınız. Kendi hayatınızda lider olmak zorundasınız. Toplumsal fayda için de lider olmanız gerekiyor. Ve bunu özünüzde sahip çıktığınız bir yerden ve de tekrar Jüpiter, yengeç, ana vatan dediğimiz kavramın, aile dediğimiz kavramın, kimi koruduğunuz kavramı üzerinden çok güçlü bir şekilde yapmamız gerekiyor.

Tabii ki de bireysel olarak şöyle şeyler bekliyor bizi. Birincisi zihinsel yorgunluk. Korkunç bir zihinsel yorgunluk yaşayabilirsiniz ama 9 Haziran'dan sonra bu birazcık sakinleşecek. Çünkü 9 Haziran'da Jüpiter yengeçe geçiyor. Bu zihinsel yorgunluğa boyun eğmeyip kendinizi dinlendirmeyi öğrenin. Twitter'ı kapatın arada sırada. Ben hala Twitter diyorum çünkü merhaba yani. Boomer olduğum için. Tam Boomer'ın sonuyum bu arada ben çocuklar. Millenial'ın tam başı. Ama yani X'miş, işte Blue Sky'miş, sürekli işte bilmem ne TV izlemekmiş vesaireden çok birebir insanlarla konuşmanın gücüne inanın. İnsanların ne anlattığını dinlemeye inanın. Çünkü orada ne olursa olsun yani hangi taraftaki insandan bilgi alıyorsanız alın, bir bilgi kirliliği içinde yaşıyoruz. Bunu hep söylüyorum. Birazcık olsun buradan kendinizi çekip, etrafınızdaki insanlarla birebir konuşup, onlarla bir şeyler yapmaya çalışmanız sizin için fayda olacak. Çünkü zihinsel olarak çok yorgun olduğumuzu biliyorum. Bu artacak.

sonra bir anda sakinleşecek. Sakinleştiğinde geleceğe dair planlar yapmak üzerine çalışmanız gerekecek. İkinci konu, 6 Haziran'dan itibaren ilişkilerimizde çok daha güven, sağlam, sade bağlar aramaya başlayacağız. Az ama öz, samimi ama sağlam ilişkiler arama dönemine geçeceğiz. Bu süreçte duygusal yüzeysellikten kaçınmak isteyebiliriz. Duygusal yüzeysellik

Sen kaçınmak yerine neyi neden hissettiğinizi anlayıp kendinize iyi gelecek kararları ama kendinize iyi gelecek sade ve sabitleyici kararları vermeye ihtiyacınız artabilir. Boğa sadakat isteyecek, Mars Başak'ta netlik isteyecek. Yani sadece böyle ben sadakat istiyorum ama bunu mesela söylememezlik yapamayacağız. Mars Başak da diyecek ki ben bu netliği birebir pratikte görmek istiyorum diyecek. Çünkü Mars hareket etmekle ilgilidir, Boğa istemekle ilgilidir. İsteklerimizle hareketlerimizin sadeleşip netleşeceği bir dönemde olacağız ikizler sezonu boyunca.

Gençlerin çok sevdiğim bir lafı var benim. Situationship diye. Belirsiz ilişkiler mi dönüyor bilmiyorum. Situationship'i nasıl çevireceğimi bilmiyorum ama... Situationship döneminin sonuna geldik. Jüpiter yengeçlerken zaten Situationship diye bir şey olmaz. Merak etmeyin. Var olan dostluklarınız ve ilişkileriniz ve ortaklıklarınız bir takım testlerden geçebilir. Sakin olun. Bu testlerden geçiyorsa sizi oradaki eksikliğiniz... Aynı zamanda vücutla yeniden bağ kurma dönemindeyiz. Çok fazla zihinsel aktivite bulunduğumuz zaman bazen vücudumuzun ne istediğini görmemezlikten geliyoruz. O entelektüel dünyada kaldığında benim bedenim işte iyi yemek yemek istiyor, benim bedenim iyi uyumak istiyor falan olmayabilir. O kadar çok insanın etrafında uykusuzluktan söyleniyor ki bununla baş etmenin yöntemi uyumak.

Yapabileceğiniz bir şey yok. Çünkü ne yapacaksın? O geceleri uyanık kalıyorsun ve bir şey değişmiyor ya hani ve savaşacak gücün kalmıyor ya, bir şeyle savaşmak için, beyinsel olarak bir şeyle savaşmak için fiziksel olarak güçlü olmanız gerektiğini tekrar hatırladığımız bir döneme gireceğiz. O yüzden de vücudunuzu dinlemeyi öğrenin. Sağlık rutinleri oluşturmaya çalışın. Geleceği kurgularken belirsizlikle başa çıkmanın yollarını bulmanız lazım. Hepimiz şu anda geleceğe dair inanılmaz bir belirsizlik içindeyiz ve bunu söylemek çok saçma geliyor bazen ama yalnız değilsiniz. Bütün dünya bu halde bu arada yani atıyorum dünyada herhalde %10'luk falan popülasyon kendinin ne yaptığını biliyordur ve dünyanın nereye gittiğini biliyordur ama geri kalan herkes bu halde şu anda. Yalnız olmadığınızı bilin. Bunun toplu bir insanlık mücadelesi olduğunu unutmayın. Ve uzun süreli bir maratonda olduğumuzu unutmayın. O yüzden fiziksel sağlığınıza, yakın ilişkilerinize çok dikkat etmenizi istiyorum. Sizi destekleyen, hem fiziksel hem de beyinsel olarak destekleyen yerlerde ve insanlarda olun.

Kısaca özetlemek gerekirse bu ikizar sezonu yeni bilgilerin eski kafalarla çatıştığı sezon olacak. Yeni sistemleri kurabilmek için eski sistemlerle çatışmamız gerekecek. Manipülasyonla özgürlük arasında bir savaş vermemiz gerekecek. Hayal kırıklıklarımıza rağmen cesur bir şekilde ileriye gitmemiz gerekecek. Sadeleşip toprağa dönüp

Yani bu şeyden bahsetmiyorum, yeni spiritüelciler gibi gidin ayaklarınızı toprağa basın demiyorum. Gerçekten toprak, ana toprak dediğimiz, yani bize ürünleri veren topraktan bahsediyorum. Oraya tekrar yatırım yapmak ve net bir şekilde planlar kurmamız gerekecek. En sonunda Jüpiter Yengeç'le beraber bu milliyetçi duygular, buradaki milliyetçi kesinlikle faşist anlamda milliyetçi değil, bunu belirtmekte fayda var, yuva, aile ve millet olma duygusuyla ilgili de ve bu duyguları beslenmeyle de ilgili bir döneme yöneleceğiz.

Bu hafta bu kadar. Umudunuzu kaybetmeyin, cesaretiniz kırılmasın. Yalnız değiliz, hep beraberiz bu işin içinde ve bütün dünya bu işin içinde beraberiz bir şekilde. Kore'deki gençlerle, Amerika'daki gençlerle, Avrupa'daki gençlerle bizim gençlerimizin dertleri aynı. Onlara yaşanacak bir dünya bırakmak için hep beraber taşın altına elimizi sokmamız gereken dönemdeyiz. Zihnimiz berrak, fiziğimiz sağlam, planlarımız net olmalı. Haftaya görüşürüz.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)