Podcast

135 - Kervanlardan Akıllı Teknolojilere

Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

İnsanlık ne zamandan beri ticaret yapıyor, bunun için hangi yolları kullanıyor, değişen alışveriş alışkanlıkları ve teknolojik gelişmeler dünyayı nasıl etkiliyor? Yeni teknolojiler bugünümüzü ne kadar şekillendiriyor? Peki gelecekte bizi neler bekliyor? 111 Hz'in bu bölümünde uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Kervanlarla başladığımız yolculuğumuzu akıllı teknolojilerle sürdürüp, çiplerle noktalıyoruz. Bu yolculuk esnasında geçmişten geleceğe teknolojinin dönüşümüne de şahitlik ediyoruz.



Sunan: Barış Özcan

Hazırlayan: Kevser Yağcı Biçici

Ses Tasarım ve Kurgu: Metin Bozkurt

Yapımcı: Podbee Media



Bu bölüm Vodafone Business hakkında reklam içerir.

Vodafone Business hakkında detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.




Tüm bölümler ve daha fazlası için ⁠⁠podbeemedia.com⁠⁠'u ziyaret et!

Bölüm Transkripti

2.056 kelime · ~10 dk okuma

Herkese merhaba. Ben Barış Özcan. 111. frekansa hoş geldiniz. Arkadaşlar

şu an nerede olduğumu tahmin bile edemezsiniz. Evet, şu an bir devenin sırtında bir kervanla birlikte yolculuk ediyorum. Hem de hepimizin çok fazla duyduğuna emin olduğum bir rotada. İpek yolunda. Peki neden buradayım?

E biraz gezelim dedim ya fena mı? Gezelim gezmesine ama bu kadar yolu sadece biraz gezip dönmeye gelmedik tabii ki. Biliyorsunuz 121. bölümümüzde Baharat yolunda seyahat etmiştik. Hem orada böyle bir sürü maceralar yaşamış hem de birçok şey öğrenmiştik. Bu sefer de İpek yolundan geçip geçmişte bu rotada nasıl ticaret yapıldığından bahsedelim istedim.

Transkriptin tamamını oku

Ne zaman kullanılmaya başlandığı tam olarak bilinmese de ilk ve orta çağ boyunca Çin'den başlayıp Anadolu'ya uğrayan, sonra Avrupa'ya ulaşan ticaret yollarına İpek yolu deniyor. Yani evet İpek yolu yalnızca tek bir çizgiden ibaret değil. Yüzyıllar boyunca doğuyu ve batıyı birbirine bağlayan bir güzergâh. Ve burası yalnızca ticarete de hizmet etmemiş üstelik. Kıtalar arasındaki iletişim de, kültürel alışveriş de yine bu yolla gerçekleşmiş. Hatta Avrupa'nın, dolayısıyla tüm dünyanın kaderini değiştiren o meşhur aydınlanma çağı bile İpek yolu ticareti sayesinde başlamış diyebiliriz aslında. E sonuçta bilginin üretilmesini ve yayılmasını kolaylaştıran kağıt,

Avrupa'ya bu rota üzerinden ulaşmıştı. Peki ticaret nasıl yapılıyordu o günlerde? Şöyle ki o dönemlerde ticaret genellikle takasa dayanıyordu. Yani batılı tüccarlar kendi memleketlerinden getirdikleri mallar karşılığında doğudan almak istediklerini alıp ülkelerine dönüyor ve bu şekilde ticaretlerini tamamlamış oluyorlardı. Bu sayede kağıt, ipek, baharat, pamuk, porselen gibi maddeler batıya taşınıyor. Batıdan doğuya ise cam, değerli madenler, tıbbi malzemeler ulaşıyordu.

Ancak tüm bu süreçler burada anlattığım kadar kolay gerçekleşmiyordu maalesef. Tüccarlar bazen aylar bazen yıllar sürecek yolculuklara çıkıyor, zorlu hava şartlarıyla mücadele ediyor, oldukça büyük masraflara katlanıyor, soyguna uğrama, hastalık, ölüm tehlikelerini göze alıyorlardı. Fakat yıllar geçti, zaman değişti. Yeni ticaret yolları, hatta yepyeni ticaret yapış şekilleri ortaya çıktı. Peki, ticareti her anlamıyla kökünden değiştiren o büyük dönüm noktası neydi dersiniz? Zamanı biraz ileri saralım mı?

Evet, tabii ki endüstri devriminden bahsediyorum. Bunun öyle alalade bir olay olmadığı, dünyadaki birçok kırılımı başlattığı konusunda hemfikirizdir sanırım. Ticareti, finansal sistemleri, ekonomiyi doğrudan, toplumsal ve kültürel hayatı da dolaylı olarak etkilediği bir gerçek neticede. Hatta gelin sırasıyla bakalım bu dönemlere. Sırasıyla diyorum çünkü endüstriyel dönüşüm dediğimiz şey öyle yekpare bir olay değil. 18. yüzyıl ortalarında başlayan bu süreç teknolojik ilerlemelere paralel olarak değişip gelişmeye ve üretim süreçlerinde büyük değişimler yaratmaya devam etti. İşte endüstrideki dönüşümlerde birkaç farklı dönemle inceleniyor. Aslında bu dönüşümlerde zaten tarihteki bazı kırılma noktalarına denk geliyor.

İlk dönemimiz endüstri 1.0 tabii ki. James Watt'ın buhar makinesini bulmasıyla başlayan bir süreçti bu. Buhar gücünün keşfi ve makinelerin icadıyla gelen fabrikalaşma, o güne kadar insan gücüyle ve el işçiliğiyle ilerleyen üretim süreçlerini kökten değiştiren gerçek bir devrimdi. 19. yüzyılın sonralarıyla birlikte üretimde elektrik enerjisi de kullanılmaya başlamıştı.

E ampulün icadıyla fabrikaların gece de üretime devam edebilmesi endüstride yeni bir dönem açmış oldu. Endüstri 2.0 dediğimiz bu evrede artık seri üretime geçildi. Tabi endüstriyel dönüşüm bununla da kalmadı. 20. yüzyılın ortalarında dünya yepyeni bir döneme daha merhaba dedi.

İnternet ve bilgisayar gibi cihazların üretim süreçlerine entegre olmasıyla birlikte endüstri 3.0 dönemine girdik. Ve bu dijital devrim sayesinde üretimde artık insanın değil, otomasyon sistemlerinin, programlanabilir makinelerin dediği olmaya başladı. Ve geldik son noktaya. 2011 yılında Almanya'da yapılan Hanover Kuarı'nda ilk kez yeni bir dönem adı telaffuz edildi. Endüstri 4.0. Yani artık resmen makinelerin insan gücüne gerek kalmaksızın kendilerini ve üretim süreçlerini yönetebildikleri o döneme adım atıldı. 2.0'ı doğuran ampullerin artık pek de bir önemi yoktu. Zira karanlık fabrikalar çağına adım atmıştık.

Tabi bu insanlık için çok yeni olsa da edebiyat dünyası için alışıldık bir durum. Zira bundan yıllar önce bir yazar bir hikayesinde bugünleri öngörmüş. Evet, şimdi size bir iki kitap ismi vereyim bakalım tahmin edebilecek misiniz? Androidler elektrikli koyun düşler mi? Ubik

Evet, hatırlayabildiniz mi? Philip K. Dick'ten bahsediyorum. Kendisi 1955'te yayınlanan Otto Fack adlı distopik öyküsünde karanlık fabrika adını verdiği yapıları anlatıyordu. Bu hikayede gelecekte yaşanan bir dünya savaşı sonrası insanlar tüm üretim süreçlerini tamamen otomatikleşmiş fabrikalara yani Otto Fack'lere devrediyorlardı.

Bu fabrikalar hiçbir insan müdahalesine ihtiyaç duymaksızın tamamen otonom bir şekilde çalışıp üretim süreçlerini kendi başlarına yönetebilen yapılardı. Evet inanması güç ama endüstri 4.0 dönemiyle hayatımıza giren akıllı fabrikalarda, Philip K. Dick'in karanlık fabrikalarındaki gibi ileri teknolojileri kullanabiliyor. Artık üretim neredeyse insan eli değmeksizin. Büyük ölçüde makineler ve robotik sistemler sayesinde gerçekleştirilebiliyor.

Zira akıllı fabrikalar sahip oldukları siber-fiziksel sistemler sayesinde fiziksel üretim aşamalarını yürütebiliyor. Ayrıca üretim, depolama, güvenlik, satış sonrasındaki tüm süreçlerde de bu yeni teknoloji ürünü makineler aktif rol alabiliyor. Artık daha sık duyduğumuz o IOT teknolojisi sayesinde makineler hem birbirleriyle hem de insanlarla iletişim kurarak bu süreçlere müdahale edebiliyor. Tabii burada yapay zekanın da çok önemli bir payı var. Otomasyon sistemleri, IOT, yapay zeka, biz fark etmesek de bunların hepsi hayatımızın önemli bir parçasına dönüşmüş durumda.

Artık sadece devasa fabrikalarda da değil, yaşamın birçok farklı noktasında bu teknolojilerden faydalanıyoruz. Çağımızda üretim ve ticaret alanındaki dijitalleşme o kadar hızlı, o kadar yoğun bir şekilde gerçekleşiyor ki artık yalnızca büyük firmalar değil, küçük işletmeler için de tüm bu teknolojilerin kullanılması hayati bir önem taşıyor. Hatta bu teknolojiler küçük işletmeler için daha da önemli. Çünkü sürdürülebilir büyümeden tutun, işletme maliyetlerini düşürmeye ve sektörde rekabetçi olabilmeye kadar birçok konuda bu teknolojilerden faydalanıyorlar. Peki nasıl gözlemleyebiliriz bu teknolojilerin etkisini? Bunu ufak bir karşılaştırma yaparak örneklendirebiliriz. Şimdi sizden iki tane küçük işletme düşünmenizi rica ediyorum.

İkisi de çok işlek olmayan bir ara sokakta bulunuyor. Aynı işi yapıyorlar ve küçücük birer dükkana sahipler. Fiziksel olarak tamamıyla eşitler yani. Ama biri eski usul sadece dükkanın önünden gelip geçen müşterilere satış yapıyor, diğer işletme ise çağa ayak uydurmuş, yeni teknolojilerin çoğuna adapte olmuş durumda. İşletmesinde kullanabileceği yeni hangi teknoloji varsa hemen onu denemeye başlıyor.

Mesela artık kullanması çok basit ve yaygın olan bulut altyapısını. Bu işletmenin ilk kurduğu sistemlerden biri bu olmuş, bulut altyapısı. Bu teknoloji sayesinde işletmenin tüm bilgi ve işlem kaynaklarına internet üzerinden erişmeleri ve kullanabilmeleri mümkün hale gelmiş. Yani artık sunuculara, depolama alanlarına, veri tabanlarına, ağ oluşturma ve yazılım gibi bir takım hizmetlere çevrim içi olarak tek tıkla ulaşabilmek bu işletme için son derece olağan bir hale gelmiş.

Aslında hepimiz bunu işte Google Drive, iCloud ya da Dropbox falan gibi uygulamalar sayesinde kullanıyoruz. Yani öyle bulut deyince çok da gözde büyütmemek lazım. Fakat dedim ya, bu küçük dükkan yeni teknoloji ne varsa kullanıyor. Tabii ki bulut altyapısıyla da sınırlamamış kendisini. IoT yani Internet of Things ya da Türkçe adıyla Nesnelerin İnterneti Teknolojisi de bu dükkanın kullandığı teknolojilerden biri.

Yani ben bu tercihlerine de saygı duydum çünkü IoT oldukça önemli ve dikkate değer bir şey. Akıllı fabrikaları anlatırken de değinmiştik aslında ama ayrıntısını bilmeyenler için kısaca açıklamak gerek bence. IoT, cihazlara yerleştirilen bir takım sensörler ve yazılımlar sayesinde bu cihazların internete ve birbirlerine bağlanıp iletişim kurabilmelerine imkan tanıyor. Mesela akıllı evlerde IoT yoğun olarak kullanılıyor.

Yani mesela bizim evde ben bir takım ışıkları otomatize ettim bu sayede. Dışarıda güneş batınca ışıkların bir kısmı yanıyor. İşte yatmadan önce otomatik olarak kapanıyor filan. Bu en basit evlerde de kullanılabilen hali IOT'nin. İşte bizim bu öngörülü küçük işletmemiz de böyle bir teknolojiyi kullanarak ticari süreçlerin hepsinde verimlilik sağlayabiliyor.

Şimdi bütün bu anlattıklarım hani kişisel olarak kullanımda biraz kolay gibi gözükebilir ama iş dünyasında nasıl olacak değil mi? Bu biraz karmaşık olabilir ama dert etmeyin. Çünkü bölümümüzün sponsoru olan Vodafone Business tam da bu konuda çözümler üretiyor. Vodafone Business, dijital dönüşümü sağlayıp çağa ayak uydurmak isteyen kobiler için birçok çözüm sunuyor. Vodafone Business'in sağladığı teknolojik sistemler sayesinde işletmeler hem büyük bir iş yükünden kurtuluyor hem de güvenilir bir dijital dönüşüm gerçekleştiriyor. Örneğin az önce bahsettiğim nesnelerin interneti yani IoT teknolojileriyle işletmelerinin maliyetlerini minimize edebiliyorlar.

RED enerji hizmetiyle enerji tüketim verilerini tek bir ekranla uzaktan kontrol edip fazla tüketim olan durumlara müdahale edebiliyor ve bu sayede maliyetlerini %30'a kadar düşürebiliyorlar. Üstelik Vodafone Biznis Bulut çözümlerinde ilk yatırım maliyeti yok. Bununla birlikte aydan aya ve kullandığın kadar öde modeliyle, kobiler büyük yatırımlar yapmadan büyük teknoloji sistemlerine sahip olma şansını yakalıyor. Aynı şekilde Vodafone Biznes Bulut Altyapısı teknolojisi sayesinde işletmelerin verilerini güvenli ve esnek bir şekilde saklayabilmelerine olanak tanıyor.

Siz de çağa ayak uydurup işletmenizi büyütecek dijitalleşme adımlarını atmak, işletmenizde dijital dönüşüm sağlamak, üstelik bunu gerçekleştirirken maddi zorluk yaşamamak istiyorsanız bölüm açıklamasında yer alan linki ziyaret ederek Vodafone Biznes hakkında bilgi alabilirsiniz. Evet, IOT gibi teknolojiler ticareti ve üretim süreçlerini epeyce değiştirdi. Fakat bu teknolojileri sadece bu alanlarda kullanmıyoruz tabii ki. Aslında her gün her an kullanıyoruz bunları. Mesela alışverişlerde. hepimiz aşağı yukarı her gün bir şekilde bir şeyler satın alıyoruzdur herhalde. Marketten ya da bir kafeden mesela. Nakit taşımanın daha zor ve zahmetli olduğu günümüzde alışverişlerimizin çoğunu ya kartla ya da mobil ödeme uygulamaları üzerinden yapıyoruz değil mi?

E işte IOT teknolojisini kullandınız bile. Çünkü temassız ödeme yapabilmemiz NFC ve IOT teknolojileri sayesinde mümkün oluyor. Şöyle ki kartınızı veya telefonunuzu post makinesine yaklaştırdığınızda NFC yani kısa alan iletişimi teknolojisi sayesinde ödeme bilgileriniz post makinesine aktarılıyor. Ardından bu POS cihazı veya mobil ödeme uygulaması, ödeme bilgilerini işlemek ve onay almak için internete bağlanıyor ve ödeme ağlarıyla iletişime geçerek hesap bilgilerinizi kontrol ediyor ve onay alıp ödeme işlemini gerçekleştiriyor. Ya da mesela evinizde robot süpürgeyi kullanıyorsunuz diyelim. Malum bu ara biraz moda oldu bunlar.

IOT ile sıkı bir temasınız var diyebiliriz. Zira robot süpürgeniz IOT teknolojisi sayesinde internete bağlanabilir ve bu sayede siz de robot süpürgenizi telefonunuzdan kontrol ederek temizliğinizi uzaktan bile halledebilirsiniz. Çok büyük bir konfor. IOT'nin biz farkında olsak da olmasak da ne kadar hayatımızın içine girdiğini görüyorsunuz ama merak ettiğim bir şey daha var. Bugünü bırakalım da biraz geleceğe bakalım diyorum. Sonuçta her teknoloji gibi bu da günden güne değişip gelişmeye devam ediyor. Peki acaba gelecekte IOT ya da yapay zeka gibi teknolojiler hayatımızı nasıl etkileyecek dersiniz? Gelin biraz da geleceği hayal edelim birlikte. Mesela

Neuralink. Değil mi? Hani beyne çip takılacak meselesi var ya. Neuralink'in çalışmaları bunun için iyi bir örnek. Elon Musk'ın da ortaklarından biri olduğu ve 2016 yılında kurulmuş olan bu nöro-teknoloji şirketi implant cihazlar, biyoteknolojik sensörler ve yapay zeka tabanlı yazılım sistemleri gibi bir takım teknolojileri kullanarak insan beyni ve bilgisayarlar arasında bir iletişim kurmayı amaçlıyor.

Beyin aktivitesini okuyup yorumlamak ve tabii ki değiştirebilmek üzerine çalışmalar yürütüyorlar. Bu çalışmalarda Alzheimer, felç, Parkinson gibi çeşitli nörolojik hastalıklara çare bulabilmeyi planlıyorlar. Ve gelecekte çok daha enteresan yenilikler geliştirecekleri düşünülüyor. Bu arada ilk insan denemesi de yapıldı. Şimdi ikinci deneyin arayışına girdiler. Kendileri insan beyninin doğrudan internete bağlanabilmesine olanak tanıyacak bir takım implantlar üzerine de çalışıyorlar. Doğrudan internete bağlanmak. Ya da insanların sadece düşünerek birbirleriyle veya yapay zeka ile iletişim kurmalarını sağlayacak bir takım sistemler. Şu anda beynini kullanarak mesela deneklerden biri öyle yaptı. Bütün bir bilgisayarı kontrol edebiliyor. Mouse'un imlecini sürüklüyor, tıklayabiliyor, yazı yazabiliyor. E bunları bilgisayar-insan beyni arasında şu anda yapabildiğimize göre gelecekte implant yerleştirilmiş iki insan beyni arasında yapabilmek de mümkün olabilir mi?

Mümkün olursa bunun olumlu ya da olumsuz sonuçları neler olacak? İşte bunların ilk etkilerini görmeye başladık bile. Geçtiğimiz Mart ayında boyundan aşağısı felçli olan Noland Arbeau sadece düşünerek satranç oynadı. Noland Arbeau ilk insan deneyi, Neuralink'in. bir dalış sırasında felç geçirmiş ve orada işte Neuralink'in tasarladığı çok sayıda çipten oluşan bir N1 adlı implantı onun beynindeki hareket kontrol merkezine yerleştirdiler. Ve bu implant da beynin sinyallerini

çözerek kaydetti ve onun yapmak istediği hareketleri bir bilgisayar komutuna dönüştürerek uygulamaya iletti, application'a. İşte bu sayede o da dizüstü bilgisayar ekranındaki bir piyonu yalnızca düşünerek hareket ettirmeyi başardı. Hani şeyi hatırlıyor musunuz? Star Wars'ta tam satranç değil ama satranç benzeri bir oyunu oynuyorlar. İşte onun gibi bir şey ya da Jedi'ların kullandığı Force gibi bir şey.

Evet, başımıza neler gelecek göreceğiz hep birlikte ama teknolojinin ilerlemesini durdurabilmek ya da ona karşı durabilmek pek de mümkün görünmüyor. Baksanıza ta İpek yolundan başladık, nerelere geldik, çiplere falan. Yani aslında şunu söylemek istiyorum. IOT ve yapay zeka gibi teknolojilerdeki ilerlemeler hem gündelik hayatlarımızı hem de profesyonel yaşantılarımızı ciddi ciddi etkilemeye başladı bile. Sadece endüstriyi değil, insanlığı da dönüştürüyorlar artık. Aynı endüstrideki değişim gibi insan türünü de yeni bir dönem bekliyor. İnsan 2.0 meselesinden bahsediyorum.

Bu ilk duyuşta bir bilimkurgu hikayesi gibi gelse de artık ciddi ciddi üzerine konuşulan bir mesele. Aynı Philip K. Dick'in karanlık fabrikaları gibi. Onun hikayesi de 1955'te çok uzak bir ihtimal gibi görünüyordu fakat artık kısmen gerçekleşti.

Elbette bu teknolojileri iyi anlamamız, iyi analiz edebilmemiz, bu konularda kendimizi donanımlı bir hale getirmemiz gerekiyor. Hemen olduğu gibi adapte olmaktan söz etmiyorum. Bunlara karşı hazırlıklı olmak, bu konudaki karar vericileri yönlendirecek bir kamuoyu oluşturmaktan da söz ediyorum aynı zamanda. Sonuçta geleceğe hazırlıklı olmak bizim elimizde, bizim sorumluluğumuzda.

Altyazı M.K

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)