Podcast

Boşanma Süreci

Yakın İlişkiler

1 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Yakın İlişkiler'de bu hafta, kurtarılamayan evliliklerin sonu olan boşanma sürecini ele alıyoruz. Boşanma her yönüyle çok katmanlı ve zor bir süreç. .. Hele ki işin içinde çocuk ya da çocuklar varsa daha da karmaşıklaşabiliyor. Psikolog Dr. Gizem Sürenkök bu bölümde boşanma sürecinde yaşananlara, eski eşlerin arasındaki ilişkiye, kişinin kendi içinde yaşadığı değişimlere değiniyor; çocuklarla, kişinin kendi ailesiyle, eski eşinin ailesiyle ve ortak arkadaşlarla ilişkilerini nasıl yönetebileceğini açıklıyor.











Tüm bölümler ve daha fazlası için !

------ Podbee Sunar -------

Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

4.081 kelime · ~20 dk okuma

Sevgili dinleyiciler, geçtiğimiz hafta bir evlilik kurtarılabilir mi, kurtarılamaz mı? Biraz bu soruyu incelemiştik sizinle. Ve bazı evliliklerin gerçekten kurtarılamayacak bir noktada olduğuna kanaat getirmiştik. Kurtarılamayan evliliklerin sonu olan boşanmayı da bu haftaya bırakmıştık. Ve bugün istiyorum ki boşanma konusuna şöyle detaylı bir şekilde bakalım birlikte. Ama boşanma kendi içinde zaten çok zorlu, çok katmanlı bir süreç. O yüzden de şimdiden en baştan söyleyeyim istiyorum ki bu konuyu da ikiye ayırmaya karar verdim. Yani boşanma sürecini konuştuğumuz bir bölüm yapalım. Bir de boşanma sonrasını konuştuğumuz, yani boşanma sonrasındaki hayatımızı, oradaki kararlarımızı, orayı yönetmemizi ele aldığımız bir bölüm daha yapalım diye düşündük. O yüzden bugün boşanma sürecini bir masaya yatıracağız beraber. Dediğim gibi yani boşanma zaten kendi içinde çok detaylı bir süreç. Yani insanın hem birlikte olduğu insandan vazgeçmesi, hem kendi eş kimliğinden vazgeçmesi, hem o insana atfettiği bütün anlamlar, belki birlikte kurulan hayaller bunlardan vazgeçmesi, hayatını baştan inşa etmesi, yeni değerler üzerine inşa etmesi gibi çok fazla süreci içeriyor. Tabii ki işin içine çocuklar girdiğinde olay bambaşka bir boyut alabiliyor. İşin içine eski eşimizin ailesi veya kendi ailemiz girdiğinde iş bambaşka bir hal alabiliyor. Elimden geldiği kadar bütün bunlara değinmeye çalışacağım bu bölümde. Umarım sizin için yeteri kadar detaylı, yeteri kadar kapsayıcı bir bölüm olur. Hazırsanız hadi birlikte başlayalım.

Aslında şu an düşünüyorum da bu bölümü dinleyen bir insan belki kendisi boşanmayı düşündüğü için, belki kendisi bu süreçten zaten geçtiği için, belki bir arkadaşı veya bir yakını bu süreçten geçtiği için, belki de sadece merakından burada bu bölümü dinliyor. Bunların hepsi çok normal. Hepsi çok hayatın içinden. Ve baktığımızda boşanmayı sadece bir mahkeme kararı olarak değerlendirebilmemiz mümkün mü? Tabii ki hayır. Yani boşanma aslında bazen bir evi, bazen beraber büyütmeye çalıştığımız bir köpeği ya da kediyi, bazen ortak arkadaşlarımızı kaybetmek anlamına geliyor.

Ve aslında bütün alışkanlıklarımız, rutinlerimiz, o güne kadar beraber inşa etmeye çalıştığımız her şeyden vazgeçiyoruz. Ama burada tabii ki biten şey ilişkimiz. Ve düşündüğümüzde aslında beraber geçirdiğimiz bütün anlar, paylaşılan anılar, mekanlar, tatiller, şarkılar, bunlar aslında hep bizimle kalmaya devam ediyor. Bu hem iyi hem kötü bir şey tabii ki. Konuşuruz bunu da oraya geldiğimizde. Bence şu soru da çok önemli. Bazen insanlar boşanıyorlar ama birbirlerinden kopamıyorlar. Bazen arkadaş olarak kalmaya devam ediyorlar. Bazen böyle düşmanca bir yerden de olsa birbirlerinin hayatlarında kalmaya devam ediyorlar. Neden bu ilişki sürmeye devam ediyor? Neden kopamıyorlar? Bence bu da konuşulmaya değer bir konu. Ama boşanma sürecini konuşacaksak benim aklıma ilk tabii ki boşanmaya dair duyduğumuz yaz geliyor. Bu yaz aslında yaz her ne kadar daha çok insanların ölüm sonrası hissettiği bir duygu olarak konuşulsa da aslında tabii ki öyle değil. Ki boşanma da bir açıdan karşımızdaki insanın eş kimliğinin ölmesi anlamına da geliyor. Yani artık o insan bizim eşimiz değil. Ve bunun kaybıyla birlikte bir sürü şey de o kimliğe bağlı olarak hayatımızdan çıkmak durumunda oluyor. O yüzden de bu gerçekten kendi içinde yası getiriyor. Bunu zaten anlatacağım birazdan ama şunu da söylemek istiyorum. Boşanmalar bazen inanılmaz bir hafifleme duygusuyla da gelebilir.

Transkriptin tamamını oku

Ve bu da insanın asla suçluluk duymaması gereken bir duygu. Hatta şöyle söyleyeyim, bazen çok sevdiğimiz bir insanı gerçek anlamda kaybedebiliriz ve kayıptan sonra da rahatlayabiliriz. Yani insanın o rahatlama ve hafifleme duygusuyla barışık olması lazım. Çünkü aslında o rahatlama, hafifleme duygusu, oh kurtuldumdan öte... Ben çok zorlu bir süreçten geçiyordum, çok sancılı bir süreçten geçiyordum. Ben de, yanımdaki insan da. Ve şimdi bu süreç bitti. Artık daha farklı bir yere evriliyor. Bununla ilişkili bir şey aslında o rahatlama duygusu.

O insandan kurtulduğum, bu evlilikten kurtulduğum değil. Ve zaten aslında bize acı veren süreçlerin içerisindeyken bir an önce onun sonuna varmak da istiyoruz. Ama boşanma bence şöyle bir yerden farklı olabiliyor. Bazen boşanmayı isteyen taraf biz değilsek bu süreci hızlandırmak istemeye de biliyoruz. Çünkü bir şekilde hala o insanla evli olduğumuzu hissetmek, hala o insanla bir bağımızın olduğunu düşünmek

Bize kendimizi iyi hissettirebiliyor. Bazen bir umudumuz olduğunu düşündürtebiliyor. O yüzden de bazen insanlar ayrılıyorlar ama boşanma kararını, o resmi kararı ya da en azından boşanma davasını açma sürecini çok fazla erteleyebiliyorlar. Hatta bazen insanların anlaşmalı boşanmadansa çekişmeli boşanmaya gitme sebepleri bile sırf o insanla daha fazla temasta kalmak olabiliyor. Hiç böyle düşündüğünüz mü bilmiyorum ama böyle hikayeler de var. Baktığımızda boşanma süreci bazen kendi içine bir utanma duygusunu da barındırabiliyor. Neden derseniz, birincisi zaten toplumsal olarak boşanmaya atfedilen o başarısızlık, sanki iki insan evli kalmayı becerememiş, birlikte olamamışlar. Kimler kimler evli kalıyor da bu insanlar başaramadılar gibi bir yerden bakışlar sergileyebilen insanlar olabiliyor maalesef. Bizim etrafımız bu tip neredeyse hadsiz diyebileceğim görüşlere sahip insanlarla dolu olabiliyor.

Bazen o utanç duygusu şöyle bir yerden geliyor. Bazen mesela ailemizi, arkadaşlarımızı karşımıza alarak bir insana evlenmeyi tercih etmiş oluyoruz ve o evlilik boşanmayla sonuçlandığında karşımızdaki insanların ben demiştim, söylemiştim, zaten olmazdı, belliydi gibi tümlelerini duymaktan korkuyoruz. Bunlardan utanıyoruz. Ama burada hep şunu söylemek istiyorum yani doğal olarak evlilikler çok bireysel kararlar. Yani biz bir insanla evlenmeye karar verdiğimizde, ömrümüzü beraber geçirmek istediğimizde karar verdiğimizde bu gerçekten sadece bizim kararımız. Yani ne ailemiz ne arkadaşlarımız bu kararın getireceği olumlu ve olumsuz sonuçlarla baş etmiyorlar. Tabii ki biraz etkileniyorlar. Ama günün sonunda biziz yani bu kararın direkt muhatabı. O yüzden de buradaki tabii ki hiçbir duyguyu uzaklaştırmak istemiyorum sizden ama utanç duygusunu biraz daha anlamlandırmak lazım. Neden utanıyorum şu anda ve bu utanç duygusu gerçekten yerinde bir utanç duygusu mu diye.

Bazen insan suçluluk hissedebiliyor. Yani daha farklı davransaydım bu noktaya gelmez miydik? Biraz daha mesela şefkat gösterseydim, daha anlayışlı olsaydım, ne bileyim tartışma çıkarmasaydım ya da işte bazı şeylerine söylenmeseydim bu noktaya gelmez miydik? Böyle hissedebilen insanlar oluyor. Ama burada da hep şunu söylemek istiyorum. Yani bir çifti boşanmaya götüren şey asla tek bir an değil. Asla tek bir kavga değil. Asla tek bir öfke patlaması değil. Yani bir çifti boşanmaya götüren gerçekten uzun bir süreç aslında. Hatta daha önce ayrılıkla ilgili podcastlerimde ayrılığın aşamalarından bahsetmiştim.

Aslında boşanma kararı öyle bir anda, bir günde, bir haftada alınmıyor. Genelde aslında böyle bir iki yıla yayılan ve böyle farklı farklı aşamalardan oluşan bir süreç. Biz sadece çoğu zaman karşımızdaki insanın bu yolda olduğunu son anda anlıyoruz. Bazen daha iyi bir eş olabileceğimizi düşünüyoruz. Yani keşke daha iyi bir eş olsaydım dediğimiz durumlar olabiliyor.

Ama burada da şunu düşünmek lazım bence, daha iyi bir eş olmak tabii ki bizimle de ilgili bir durum. Ama bazen bizde daha iyi bir eş olma potansiyeli varken karşımızdaki insanın bunu ortaya çıkartamamasıyla da ilgili bir durum. Hani hep söylediğim şey vardır ya, ilişkiler biricik. Bugün size bazı şeyleri yapmayan bir insan, başka biriyle birlikte olduğunda o insana o Güzel şeyleri yapabiliyor. Bu gerçekten sizin kötü bir eş olmanızla mı ilgili? Hayır değil. Aslında ilişkideki çünkü dans, her iki partnerin de ortaya koyduğu çaba ile ilgili ve siz çok iyi bir dansçı olabilirsiniz. Karşınızdaki insan o kadar iyi dans etmiyorsa o dans güzel olmaz. İkiniz de çok iyi dansçılar olabilirsiniz ama belki birbirinize uyumlu değilsinizdir. O yüzden yani bütün bu duyguların hepsi çok haklı ve hepsi çok yerinde olmasına rağmen bir yandan da bütün bu duygular aslında

Gelip geçici duygular. Yani hiçbir duyguya böyle sıkı sıkı sarılmamak. Hiçbir duyguyu alıp hayatımızın ana teması haline getirmemek gerekiyor. Kızgın mısınız? Çok haklısınız. Öfkeli misiniz? Çok haklısınız. Rahatlamış mı hissediyorsunuz? Çok haklısınız. Ama bu duyguların hiçbiri sizinle çok uzun süre kalmayacak. Bunu da bilmekte fayda var. Boşanma sürecinde çok önemli bir nokta çocuklar. Her zaman zaten çocuklar bir evlilikte varsalar, evliliğin kaderiyle ilgili önemli belirleyici roleler sahipler zaten. O kadar çok mutsuz çift çocukları için birlikte kalıyorlar ki, Bunlar eski dönemde yaşanan şeyler değil sadece. Yani hani böyle annelerimizden, anneannelerimizden çok kötü bir evlilikti ama sırf sizin için kaldım, sırf çocuklarım babasız büyümesin diye ya da işte sırf çocuklarım annesiz büyümesinler diye kaldım bu evlilikte cümlelerini duymuş olanlarınız vardır. Hala bunu yapanlarımız var. Bu tabii ki yargılanacak bir durum değil ama eğer siz böyle bir durumdaysanız şu cümleyi benden duyun istiyorum. Bir çocuğun anne-babanın birbirini sevmediği, anne-babanın birbirine şefkatle, sıcaklıkla, anlayışla yaklaşmadığı bir evde büyümesi, aynı çocuğun anne-babanın birbirinden ayrı ama kendini daha iyi hissederken büyüyebileceği iki farklı evde büyümesinden inanın daha kötü. Yani o kavga ortamına, o mutsuzluk ortamına, o birbiriyle sürekli gerginlik içinde olan iki insanın davranışlarına şahit olan çocukların

Daha sonra bütün bu davranışları kendi arkadaşlık ilişkilerine veya romantik ilişkileri taşıyabildiklerini görüyoruz. Üstelik de iki insanın gerçekten birbirini sevep birbirine karşı saygılı ve anlayışlı olabileceğine dair inançları da zedeleniyor. Yani onların kafalarındaki ilişki tanımı böyle kalabiliyor. Halbuki biz anlaşamıyoruz. ve anlaşamadığımız için birbirimizi daha fazla yıpratmadan birbirimizi alan açmaya karar verdik. Artık farklı evlerdeyiz ama hala senin annenle baban rolünü çok severek üstleniyoruz'u bilen çocuklar, inanın daha mutlu oluyorlar. Evet, tabii ki. Tabii ki bütün çocuklar, kaç yaşında olurlarsa olsunlar, boşanma süreciyle sarsılıyorlar.

Bu arada bunu şuradan da duymanızı isterim. Kaç yaşında olursanız olun, anne babanın boşanması her daim çocukları etkiliyor. Yani yetişkin bir insanın artık kendi hayatını kurmuş, anne babasının evinden çoktan ayrılmış, hatta belki kendi çocuklarını yapmış insanların bile anne babasının boşanma sürecinden etkilendiği bir gerçek nasıl olmasın ki? Çünkü bir çocuğun gözünden baktığınızda, ister o evde yaşamaya devam etsin, ister o evden ayrılmış olsun, hayatı boyunca bildiği rutin bozuluyor artık. Artık o ev yok, belki işte artık annesi yalnız başına uyuyacak, babası yalnız başına uyuyacak, o eve gittiğinde anne babasını birlikte görmeyecek. Ya da akşamları hep beraber oturulup televizyon seyredilmeyecek, çay içilmeyecek, meyve yenmeyecek. Yani artık

Pazar kahvaltıları hep beraber yapılmayacak ya da akşam telefon açtığınızda o eve her iki ebeveyninizin sesini duymayacaksınız. Yani yetişkin olarak da o süreç çok değişiyor. Üstelik de yetişkin olarak baktığınızda anne babanızın artık biraz daha ileriki yaşlarda olduğunu düşündüğünüzde sağlıkları ve tek başlarına olması adına da endişe duyuyor insan. Daha küçük yaşlarda, bu sefer kendi rutinin çok fazla bozulduğu için, yani belki artık iki ayrı evin ve iki ayrı odan olacağı için, belki artık anneni ya da babanı aynı sıklıkta göremeyeceğin için, belki mesela okul değişikliği yapmak zorunda olduğun için, Ya da boşanma süreciyle beraber iki ebeveynin birbirine karşı tavırları çok sertleştiği veya çok kötüleştiği için o boşanma sürecinden çok etkilenebiliyorsun. Bu arada çocukların yaşları bu sürece verdiği tepkileri bir miktar değiştirebiliyordu. Yani orayı birazcık daha iyi anlayalım isterim. Daha küçük yaştaki çocuklar biraz daha bu durumu kendi üzerlerine alınabiliyorlar. Yani benim yüzümden oldu.

Çünkü çocuklar her şeyi kendileriyle ilgili gibi algılarlar. Yani biraz daha ben merkezli bir yapıdırlar. Dünyanın ortasında kendileri var gibi düşünürler. O yüzden 0-6 yaş arasında kendilerinin suçlama eğilimleri çok daha fazla oluyor. Bu yaşta daha fazla uyku ve tuvalet problemleri yaşayabiliyorlar. Mesela altına kaçırma görebiliyoruz. Kabuslarla bölünen uykular görebiliyoruz. Birazcık daha bu dönemde bunlar yaşanıyor.

Daha ilkokul döneminde mesela öfke ve öfkeyle verilen tepkiler, kapı çarpmalar, işte ayağını yere vurmalar, ses yükselmeleri, böyle derin bir üzüntü hali, akademik anlamda bir düşüş. Ewa Weiner'in birine karşı birazcık daha tepkili bir yaklaşım ilkokul döneminde görebildiğimiz bir şey. Ergenlik dönemine girdiğimizde iş iyicene şekil değiştirir. Çünkü biliyorsunuz ergenlik zaten kendi başına çok komplike bir süreç. Orada o karmaşık duygular, hem depresif hissetme, hem kaygılı hissetme, hem belki rahatlamış hissetme. Bunları görebiliyoruz. Bazen riskli davranışlar sergileyebiliyorlar. Bazen aileye karşı genel olarak bir mesafe koyabiliyorlar. Çocuğa ulaşamaz gibi hissedebiliyor ebeveynler. O yüzden böyle farklı yaş gruplarında farklı tepkiler görebiliyoruz. Ama dediğim gibi genel olarak yaygın görülen tepkilerde her yaş grubunda kendi suçlu hissetme, öfkeli hissetme, biraz içe dönme, bazen kimseyle paylaşamama, akademik anlamda bir düşüş. ve iştah kaybı, yani iştahta değişiklikler gördüğümüz şeyler. Bazen mesela regresyon dediğimiz, yani böyle işte daha küçük yaşlarda yapılan davranışlara geri dönme de görebiliriz. Tırnak yeme, parmak emme, yalnız başına uyumak istememe gibi davranışlar da görüyoruz. Burada o yüzden ne çok önemli diyelim, boşanma sürecinin ne çok önemli biliyor musunuz? Ebeveynler arasındaki iş birliği. Hadi şimdi minik bir ara verelim, aradan sonra konuyu konuşmaya devam edelim.

Şimdi buraya geldiğim zaman aklıma tabii ki bir sürü örnek geliyor ve böyle biraz kategorize etmek istiyorum. Şöyle yani bir boşanma sürecine girerken evet yani biz iyi anlaşamıyoruz ve gerçekten biz bu işi bitirmeliyiz diye buraya iki tarafın bir nevi el sıkışarak girmesi var. Bir de Bir tarafın belki aldatarak, belki yani çok büyük bir yanlışla evlilikten çıktığı ve diğer tarafın kendisine müthiş ihanete uğramış, çok böyle ortada bırakılmış hissettiği evlilik sonlanmaları var. Bir de bütün bu olumsuz durumlar olmasa dahi ayrılık kararının böyle çok tepeden inmeye, çok böyle bir tek taraflı verilme durumunda yaşanan boşanmalar var. Şimdi bu üç farklı kategorinin çocuklara yaklaşımı da birazcık daha farklı olabiliyor. Çünkü işbirliği içerisinde olan, zaten el sıkışarak, anlaşarak ayrılabilen çiftler genellikle çocuklarıyla oturup konuşabilme konusunda biraz daha rahatlar. Yani üzüntülü olsalar da, süreçle ilgili birbirlerine kırgın olsalar da, yine de bir araya gelip ortak bir şeyler yapabiliyorlar çocuklarıyla konuşma konusunda.

Ama birbirlerine olan öfkeleri çok yoğun olan ve aynı ortamda denk gelmekten bile hiç haz etmeyen iki insanın çocuklarıyla beraber bir konuşma yapabilmesi zor olabiliyor. Ama burada şunu hatırlatmak istiyorum. Her ne olursa olsun eğer evliliğinizde bir çocuk varsa bu karşınızdaki insan onunla resmi olarak boşansanız dahi hayatınızda hep kalmaya devam edecek. Çünkü o çocuğunuzun annesi ya da babası ve sizin onunla bir şekilde hayatınızda hep ortak kararlar vermeniz gerekiyor. Burada tabii ki çok daha ekstrem durumlar olduğunu biliyorum. Mesela çocuğunun hayatında hiç kalmak istemeyen ebeveynler olduğunu, çok sorumluluk almak istemeyen, hatta sorumluluk alacağına iddia edip sonra ortadan kaybolan ebeveynler olduğunu biliyorum. ya da çocukların tepkileriyle zaman içerisinde çocuğuyla ilişkisi bozulan ebeveynler olduğunu biliyorum. Bazen iki ebeveyn arasındaki olumsuz durumların o insanları önce birbirlerinden sonra çocuklarının uzaklaştırabildiğini biliyorum. Ama profesyonel olarak söylemem gereken şey şu. Birbirinize karşı ne kadar öfkeli, ne kadar kırgın olursanız olun, çocukların burada bir suçu yok. Ve çocukların bu boşanmada da bir suçu yok. Yani siz birbirinize karşı iyi eşler olamamış olabilirsiniz. Karşınızdaki insan mesela çok kötü bir eş olmuş olabilir ama belki iyi bir baba olmaya devam edecek. Ya da karşınızdaki insan çok kötü bir eş oldu ama iyi bir anne olmaya devam edecek. Yani size olan davranışları onların anne babalığını direkt etkilemek zorunda değil. Hatta etkilememe ihtimali oldukça yüksek. O yüzden de sizinle olan ilişkisinin anne babalığını gölgelemesine izin vermemek yine sizin elinizde. Ve o yüzden de çocuğu önceliklendirmek, çocuğun iyiliğini önceliklendirmek gerekiyor. O yüzden de en baştan çocukla ilgili verilecek kararları ortak verebilmek, çocuğun iyiliğini her şeyden üstün görebilmek çok kıymetli. Bu yüzden de her iki ebeveynin oturup çocuğun en iyi koşullarda kaldığından emin olması gerekiyor.

İçine hem finansal durumları koyabiliriz, hem barınma ile ilgili işte ev konforu ile ilgili durumları koyabiliriz, hem okul süreçleri ile ilgili durumları koyabiliriz, hem anne ve babayla ne kadar vakit geçirebilecekleri ile ilgili süreçleri koyabiliriz. Bunların hepsi bunun içerisinde. Bu arada tabii ki boşanmadan sonra çocuğun velayetinin kime verildiğine veya ortak velayet alıp alınmadığına bağlı olarak çocuğun hangi ebeveyniyle ne kadar vakit geçirebileceği de değişebiliyor ve burada biraz da şey de önemli anne baba çocuğunun diğer ebeveynle vakit geçirmesine ne kadar alın açıyor ne kadar burayı destekliyor ya da ne kadar köstekliyor o da önemli çocuk diğer ebeveynle vakit geçirip eve geldiğinde diğer ebeveyn hakkında olumsuz şeyler dinliyorsa ya da diğer ebeveynle geçirdiği vakitten dolayı suçlu hissettiriliyorsa bu çocuğun üzerine inanılmaz olumsuz bir etki bırakabiliyor. O yüzden de bir çocuğun hem annesine hem babasına ihtiyacı olduğunu hatırlamak ve tekrar aslında diğer kişi size zarar verdiyse dahi eğer çocuğunun iyiliğini gözetiyorsa onunla kurduğu ilişkiyi önemsemek ve korumaya çalışmak maalesef burada önem taşıyor.

Tabii bir yandan anne ile baba arasındaki açık ve dürüst iletişim de çok önemli. Yani yeteri kadar birbirimizi hayatımızda olup bitenlerden haberdar edebiliyor muyuz? Ya da mesela atıyorum o hafta sonu çocuğu alıp alamayacağımız ya da çocuğumuzla nasıl vakit geçirebileceğimiz gibi konularda birbirimizi haberdar edebiliyor muyuz? Bakın burada aslında bu söylediğim bizi başka bir yere de evriltiyor. İki insan boşanma sürecindeyken ve sonrasındayken ne kadar birbirlerinin hayatlarının haberdar olmalı? Yani mesela ben hayatıma yeni birini aldıysam eski eşim bunu bilmeli mi? Ne zaman bilmeli? Ya da ben bunu ona nasıl söylemeliyim gibi sorular da devreye giriyor.

Birbirimizin hayatlarının her detayından haberdar olmamız gerekmiyor. Mesela şöyle şeyler de olabiliyor ya, işte yeni bir eve çıkıyor eskeş, o evin koşullarını merak edebiliyor insanlar ya da işte o eve kimlerin gelip gittiğini merak edebiliyorlar. Aslında bu sınır konusu burada çok önemli. Ben eski eşimle arkadaş değilim. En azından ilk başta değilim. En azından ilk başta o benim eski eşim. Çocuğumun annesi ya da babası. Şimdi o yüzden benim eski eşime dair bilmem gerekenler çocuğumun etkilenmesiyle ilişkili sadece. Çocuğumun rahat ettiğinden emin olduğum sürece

çocuğuma iyi bakıldığından emin olduğum sürece benim aslında diğer insanın hayatında olup bitenleri detaylı bilmem gerekmiyor. Burada maalesef bazen çocukların neredeyse bir casus gibi tırnak işareti içerisinde kullanıldığı durumlar olabiliyor. Yani diğer evden haber getirici ya da diğer hayattan haber getirici olarak kullanıldıkları durumlar olabiliyor. Bundan mutlaka kaçırmamız lazım sevgili dinleyiciler. Yani bu çocukların belki küçük olduklarını fark etmedikleri ama büyüyünce kesinlikle fark ettikleri bir durum. Ve aslında çocuklar sadece o halinin çocuğu olduğu için var olmalılar. Yani casusluk yaptıkları için, haber taşıdıkları için ya da işte ne bileyim birbirine laf sokma aracı olarak kullanıldıkları durumlarda aslında gerçekten kendilerini çok kötü hissediyorlar ve bu onlara zarar veren bir durum. O yüzden de bunu yapmamamız lazım. İki tarafında çok önemsemesi gereken durum çocuğun rutininin genel olarak istikrarının korunması. Yani çocuğun okul düzeni bozulmamalı, yemek düzeni bozulmamalı, uyku düzeni bozulmamalı ve iki farklı evde bu düzenler aşağı yukarı benzer bir şekilde kurulmalı.

Yani eğer mesela çocuk annenin evinde akşam saat 9'da yatıyorken babanın evinde gece saat 11'de yatıyorsa bu bir problem ya da babanın evinde çok düzenli besleniyorken annenin evinde öyle beslenmiyorsa bu da bir problem. Çocuğun her iki evde birbirine yakın düzenleri görmesi iki ebeveynin de eşit mesafede durmasına da yardımcı oluyor. O yüzden lütfen buralara ekstra özen gösterelim. Bir de tabii ki şunu söylemek istiyorum. Bu süreçlerde çocukların o duygusal zorluklarına destek olabilmek çok kıymetli. O yüzden mutlaka ihtiyacınız varsa bu anlamda uzmanlaşmış insanlarla çalışın. Çocuk psikologları oyun terapileriyle veya başka yöntemlerle çocuğunuzun iç dünyasına girebilirler, ona yardımcı olabilirler. Onun yaşadığı zorlukları sizin de anlamanıza yardımcı olabilirler. ''Aa benim çocuğumda hiçbir şey yok ki o gayet iyi götürüyor.'' demeyin. Yani çocukların ne problem yaşadıklarını her zaman anlayamayabiliyoruz. Üstelik de boşanma gibi çok bizi ilgilendiren durumlarda, yani çok fazla bizim merkezde olduğumuz ve çok acı çektiğimiz durumlarda, bazen dışarıdaki bir çocuğumuz da bazen dışarıda oluyor, çemberin dışında olabiliyor. Bazen onların ne kadar yardıma muhtaç olduğunu görmeyebiliyoruz. En çok önem göstermemiz gereken şey, çocuğun uzun süreli olarak üzüntü, öfke patlaması gibi şeyler yaşayıp yaşamadığı, uyku ve yeme bozuklukları yaşayıp yaşamadığı, akademik düşüşünün uzun süreli olup olmadığı, Ama onun dışında ben açıkçası herkese bu süreçte biraz olsun destek almalarını tavsiye ederim. En azından bir tampon oluşturmak adına çok önemli. Tabii bir de çocuğun okul durumu, burada öğretmenlerin süreçten ne kadar haberdar olduğu, çocuğun ne kadar sosyal destek alabildiği, mesela arkadaşlarıyla durumu paylaşıp paylaşmadığı ya da büyük ebeveynlerin ne kadar destek verip vermediği,

Bunlar da çok önemli faktörler. Yani mesela bazen çocuklar öyle ailelerde oluyorlar ki... Zaten anneanne dede, babaanne dede onları çok güzel hissettiriyor. Çok koruyor, kolluyor. Boşanma süreciyle ilgili çok olumsuz yorumlarda bulunmuyorlar. Ve çocuk gerçekten aslında bayağı tamponlanarak bu süreçten geçiyor. Bazen mesela çok güzel sosyal destek alıyorlar arkadaşlarından ve çok daha rahat atlatıyorlar. Ama eğer bunların olmadığı durumlar varsa o zaman birazcık daha dikkatli olmakta fayda var diye düşünüyorum.

Şimdi burada bir konu daha var girmek istediğim. O da hem kendi ailemizi hem de eski eşin ailesiyle olan süreci yönetmek. Önce eski eşin ailesiyle olan süreçten biraz bahsetmek istiyorum. Bazen kayın ailemizi çok seviyoruz. Bazense hiç iyi ilişkiler kuramıyoruz. Her ikisi de spektrumda yaralan şeyler ve çok doğal aslında. Yani bana mesela hep karşı tarafın ailesiyle çok yakın bir ilişki kuramamak da

çok anlaşıları geliyor. Çünkü günün sonunda siz eşinize çok iyi anlaşıyorsunuz. Eşinizi büyüten aileyle o kadar iyi anlaşamayabilirsiniz. O yüzden saygı çerçevesinde kaldığı sürece aslında iyi anlaşamamak da çok olağan bir durum. Ama bu süreçte

Bu aileyle olan ilişkiyi yönetmek daha farklı bir hal alıyor. Çünkü bazen aile başarma sürecine çok müdahil olmaya çalışıyor. Bazen gayet mesafeli duruyorlar ve iki insanın kendi kararlarını almasına zaten alan açıyorlar. Ailelerin çok müdahil olduğu boşanmalar her zaman zaten daha zorludur. Yani burada az önce dedim ya evlenme kararı çok bireysel bir karar diye. Boşanma kararı da çok bireysel bir karar ve burada tabii ki ailenizle konuşabilirsiniz ya da eşinizin ailesiyle konuşabilirsiniz.

Ama günün sonunda karar sizin ve diğer insanların müdahaleleri bir evliliği kurtarmıyor aslında ya da kalıcı olarak kurtarmıyor. Belki yüzeysel olarak bazen böyle barıştırmalar tekrar bir araya getirmeler böyle işte tatlışlık yapmalar gibi durumlar olsa da iki insan anlaşabilecek bir ortak nokta bulamıyorsa ailelerin müdahaleleri aslında çok sonuçsuz kalıyor ve tam tersi çok fazla alanımıza girilmiş hissettiriyor. O yüzden burada doğru sınırı kurabilmek önemli. Bir. İkincisi, yani sizin eski eşinizin ailesiyle ilişkinizi sürdürmek isteyip istemediğiniz tabii ki sizin kararınız ama bir yandan onların da kararı. Yani siz isteyebilirsiniz, onlar istemeyebilirler. Siz istemeyebilirsiniz, onlar isteyebilirler. Burada iki tarafın ortak bir noktada buluşması lazım. Tabii ki çocuk varsa durum çok farklı. Çünkü çocuk varsa bu insanlar çocuğunuzun ailesi ve bir şekilde mesafeli de olsa o ilişkiyi sürdürmek

Ama çocuğunuz yoksa boşandığınız zaman aslında eski eşinizin ailesiyle aranızda hiçbir bağ kalmıyor. Bu noktada insani düzeyde bir ilişki sürdürmek isteyebilirsiniz ya da tamamen onları hayatınızdan çıkarmak isteyebilirsiniz. Bunların hepsi sonucu normal kararlar. O yüzden de şuna bakmak lazım. Yani siz bu insanlarla temastayken nasıl hissediyorsunuz? Mesela alanınıza girilmiş gibi hissediyor musunuz? Yoksa hayır yani bayramdan bayrama işte yılbaşlarında ya da öyle arada sırada arayıp hal hatır sormak veya işte bir seslerini duymak size iyi geliyorsa, onlara iyi geliyorsa o zaman bunu sürdürmekte mesafeli olduğu sürece bir sıkıntı yok. Sadece şunu düşünmek lazım. Belki ilk aşamada bunu düşünmek biraz zor ama diyelim ki eski eşinizin annesiyle hala böyle doğum günlerinde, özel günlerde konuşuyorsunuz. Yeni bir partneriniz olduğunda bu durum nasıl ele alınabilir? Şunu söylemeye çalışmıyorum. Yeni bir partneriniz olduğunda bunu tamamen bırakmalısınız demeye çalışmıyorum. Çünkü bu sizin alanınız, sizin sınırınız. Siz kendi kararınızı burada şu şekilde söyleyebilirsiniz. Yani ben bu insanla boşanmış olabilirim ama annesi benim için kıymetli bir insan ve ben onunla bu miktarda bir ilişki sürdürmek istiyorum diyebilirsiniz, demelisiniz. Ama...

Yani şunu sormak lazım diye düşünüyorum. Ben bu insanlarla gerçekten kendi isteğimle, kendi arzumla, kendi sınırlarım dahilinde mi görüşüyorum? Yoksa böyle ne bileyim bir umutla mı sürdürüyorum bu ilişkileri? Ya da bir şekilde eski yaşımdan haberdar olabilmek adına mı koruyorum? Ne olur bu soruları sorun çünkü alt motivasyonuz çok önemli.

Bir de tabii ki kendi ailemizde olan süreç. Orada şunlar çok duyulan şeyler maalesef. Biz sana demiştik, bak başımıza ne işler açtın, boşandın, gördün neler oldu. Maalesef böyle söyleyen aileler var. Her aile sonsuz destek sağlamayabiliyor. Sağlamış gibi görünüp sonradan renk değiştirebiliyorlar.

Bir yandan da bazen aile çok güzel destek sağlıyor, çok iyi hissettiriyor ama sonra mesela artık tekrar bekar olduğunuzda bir yanda sizin hayatınıza fazla müdahalede bulunabiliyorlar. Sanki size küçük bir çocukmuşsunuz gibi davranabiliyorlar. O yüzden oradaki sınırlar çok önemli ve bir de ailenizle konuşurken eski eşi kötülemek ya da onların eski eşi kötülemesine izin vermek kötü bir noktaya götürebiliyor bizi. Zaten yani böyle beraber şikayet etme, beraber böyle sürekli olumlusu hakkında konuşmak genel olarak zaten psikolojimize hiç iyi gelmeyen bir durum. Bunu aileyle yaptığınızda bu iş iyicene sarpı sarabiliyor. O yüzden lütfen bu tip yerlerde sınırlarınızı koruyun. Sizin evlenip boşanmış yani hem evlenme hem boşanma kararını alabilmiş bir yetişkin olduğunuzu önce kendiniz hatırlayın sonra onları hatırlatın gerektiği noktalarda. Çünkü

Siz çocuk değilsiniz yani başınızdan bütün bunlar geçtiğine göre gayet kendi ayaklarınız üzerinde durabilen, kendi kararlarınızı verebilen bir insansınız. O zaman lütfen bunun arkasında durun. Diyerek aslında bu podcast'ı bitirmek istiyorum. Çok da uzun oldu zaten. Çok hızlı şunu söyleyeceğim. Boşanma sürecinde

İşte çocuğu araç olarak kullanmak, eski eşin ebeveynlerini araç olarak kullanmak, sosyal medyada böyle kinayeli paylaşımlar yapmak, ben çok iyiyim ya da sen çok kötüsün, oh kurtuldum ya da işte hayatımı yaşıyorum gibi paylaşımlar yapmak, karşı tarafı aşağılayıcı paylaşımlar yapmak, avukatları neredeyse böyle bir savaş içerisindeymiş gibi ...kullanmak, ortak arkadaşları, işte tarafınızı seçin, ya benimsiniz ya onumsunuz gibi... ...kararlar vermeye zorlamak gibi hatalar yapılabiliyor. Bunlar çok insani hatalar bu arada. Yani bu söylediğim şeylerin hiçbirini yargılama amacıyla söylemiyorum. Hepimiz insanız ve boşanma süreci hepimizin içindeki haksızlığa uğramışlık hissini ortaya çıkartarak... ...bizi bazen normalde yapmayacağımız davranışları yapmaya itebiliyor. O yüzden eğer bunları görüyorsanız kendinizde bunların uzun vadede en çok da size zarar vereceğini yani çocuğunuza ve size zarar verebileceğini hatırlatmak istiyorum. Saygıyı elimizden geldiği kadar koruyarak yani biz bu evlenme kararını bu insanla evlenme kararını biz aldık. Belli değerleri koruyarak ve saygıyı koruyarak ayrılmamız bizim için de varsa çocuklarımız için de yoksa ailenin içerisindeki diğer bütün karakterler için de çok önemli. O yüzden bunları koruyarak yapmak lazım. Onları hatırlatmak istiyorum. Bir sonraki bölümde çocuklarla nasıl konuşulur? Boşanmadan sonra yeni kimliğimiz nasıl korunur ve kurulur? Hayatımızı nasıl inşa edebiliriz? Bunlar hakkında konuşacağım. Herkese sevgilerimi gönderiyorum. Çok güzel bir hafta diliyorum. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)