
3.185 kelime · ~16 dk okuma
Herkese merhaba. Bugünkü bölümümüzde biraz böyle ebeveynlik konularına girmek istiyorum ve sizinle bugün konuşmak istediğim konu ekran ebeveynliği. Yani çocuklarımızın ekran kullanımı konusunda neler yapabiliriz? Bu gerek telefon olsun, gerek televizyon olsun, gerek tablet olsun ya da video oyunları olsun, PlayStation olsun neyse. Buralarda onlara nasıl güvenli alanlar açabiliriz ve nasıl burada kontrolü elimizde tutarken çocuklarımıza aynı zamanda sağlıklı ekran kullanımı alışkanlıkları kazandırabiliriz. Bunlardan bahsetmek istiyorum. Şimdi bu konu neden önemli? Çocuklarımızdan önce bir kendimize bakalım. Hani hep diyoruz ya, oksijen maskesi önce kendimize diye. Şu yüzden önemli diye düşünüyorum.
Bir bakın, yani şu anda yetişkinler olarak biz ne kadar sağlıklı ekran kullanımı alışkanlıklarına sahibiz. Yani gece yatmadan önce artık gözümüzden yaş yakana kadar ekran kullandığımız, işte o yukarı doğru kaydırmalara devam ettiğimiz, böyle bir türlü telefonu elimizden bırakamadığımız ya da sosyal medyayı ne kadar sağlıklı kullandığımızın şüpheli olduğu bir kullanım alışkanlığı içinde olabiliyoruz bu yaşlarımızda. Ama eğer çocukken sağlıklı ekran kullanımı alışkanlıklarına sahip olursak, ileride de kendimizi regüle etmek ve doğru bir şekilde aslında bize çok faydalı olan şeyleri doğru bir şekilde kullanma alışkanlığı kazanabiliriz diye düşünüyorum. O yüzden de bugün çocuklarımıza bakarken aslında aynı zamanda kendimize de onların bizim yaşımıza geldiği noktaya da faydalı olmayı umut ediyorum. Bugün aslında hem şunu konuşacağız birazcık. Çocuklarımıza sınırsız ekran özgürlüğü tanımalı mıyız? Ya da burada sınır koyarken nelere dikkat etmeliyiz? Yaşlar arası nasıl farklılıklar gelişebilir? Bizim onları sosyal medyada paylaşmamızla ilgili nelere dikkat etmemiz gerekir? Bizim ekran kullanımımızın onların üzerindeki etkileri neler olabilir? Onların ekran kullanımının onların üzerindeki etkisi neler olabilir?
Bütün bunları biraz konuşup ondan sonra bazı çözüm önerilerine bakacağız birlikte. O yüzden hazırsanız hadi gelin başlayalım ve birlikte inceleyelim bunları. Şimdi ekran ebeveyni olarak tanımladığım şeyle başlamak istiyorum. Bu çocuklara sınırsızca tablet, telefon, TV kullanmasına izin veren bir ebeveyn topluluğu var aslında. Burada çocuk huzursuz olduğunda, yemek yemesi gerektiğinde ya da çocuğun canı sıkıldığında direkt ekranı eline tutuşturuveren ya da televizyonu açabilen
Ve bir yandan da çocuğunun her anını sosyal medyada paylaşan bir ebeveyn grubu var. Çocuğun doğum günü ya da mezuniyeti gibi özel anlarında değil de çocuğu uyurken ya da çocuğunun belki kendisinin sosyal medyada paylaşılmasından rahatsızlık duyabileceği, Büyüdüğünde de o fotoğrafların orada olmasından rahatsız olabileceği anları devamlı paylaşan bir kitle var. Şimdi bunun aslında baktığımızda ebeveyn tarafında bir anlamı olabilir. Bunun içerisinde aklıma gelenler arasında şunlar var. Zaten bütün çocuklar izliyor. Zaten herkes ekran kullanıyor. Benimki de geri kalmasın, bilmediği bir şey olmasın. Ya da hani belli ki bir zararı yok herkes yapıyor gibi düşünebilir ebeveynler.
Ya da mesela yemek yerken ekranın önüne konulduğu zaman çocuklar, ebeveynler genellikle zaten başka türlü yemek yemiyor. O yüzden ben de yemek yemesi için böyle yapıyorum diyebiliyor. Bir de şey oluyor tabii ki, devamlı benimle oyalanmak istiyor, benimle oynamak istiyor. Benim ona ayırabilecek bu kadar çok vaktim yok. O yüzden biraz kendi başına oyalansın diye ben ekran veriyorum. Şimdi bütün bu sebeplerin hepsi yeri geldiğinde geçerli olabilecek sebepler.
Ama altın çizmek istiyorum ki yeri geldiğinde. Yani mesela diyelim ki çocuğumuz hastadır ve o hasta ve yorgun halinde yemek yemeye hiçbir şekilde odaklanamıyordur. O zaman kısa süreli olarak sadece hastalık dönemine uygun olarak mesela biraz ekran kullanmasına izin verebiliriz yemek yerken ya da diyelim ki gerçekten bizim böyle bir şey yetiştirmemiz gerekiyor ve çok yoğun olduğumuz bir zamandayız ve çocuğumuzu ayırabilecek vaktimiz çok kısıttı. Böyle bir zamanda belki sadece o birkaç güne has olarak yine normalden fazla ekran kullanmasına izin verebiliriz. Ama bütün bunların devamlı olması yani çocuğun her gün
Her öğünde ya da her akşamda ekran kullanımını sınırsız bir şekilde yapması aslında çocuğumuza faydadan çok zarar getiriyor. Bunların altını açacağım ve neden çocuğumuz için zararlı olabileceğini anlatacağım tabii ki. Ama şunu öncelikle söylemek istiyorum. Yani benim genel olarak da zaten ekran konusuna bakış açımda ekranı tamamen çocuklarımızın hayatından çıkartalım yok. Çünkü şunun altını çizmek istiyorum. Ekran doğru bir şekilde kullanıldığında aslında çocuğumuza fayda da getirebilecek bir şey. Ama burada genellikle insanların uzmanların da ya siyah ya beyaz gibi baktığını düşünüyorum ve bu araştırmalar tarafından kanıtlanmış bir yaklaşım değil. O yüzden de isterim ki bugün ben size hem bu işin araştırmalar sonucu bulunan bilgilerini vereyim.
Hem de beraber böyle bir çözüm getirmeye çalışalım. Kendi içimizde bu konuyu nasıl yönetebiliriz diye. Şimdi ebeveynlerin gözünden biraz o gerekçelerden bahsetmiştim ya. Biraz bunun altındaki psikolojik sebeplere bakalım neler olabilir diye. Şimdi ebeveynler olarak zaten çok yoğun bir günün arkasından çocuklarımızın ihtiyaçlarıyla karşılaştığımız zaman gerçekten böyle çok bunalmış hissedebiliyoruz. Biraz çocuğumuzun sessiz olmasına ve rahatlamaya ihtiyaç duyabiliyoruz. Bunun yargılanacak hiçbir tarafı yok aslında. Bizler de insanız ve her daim çocuğumuzda %100 ilgilenebilir durumda olmayabiliriz ve bunda bir sıkıntı yok. Aynı zamanda bazen şu duygu da olabiliyor bizde. Ya zaten onunla yeterince ilgilenemiyorum, bari onun gönlü olsun. İşte telefonla bir oyun oynasın ya da televizyonla bir çizgi film izlesin de biraz daha kendini iyi hissetsin. Böylece ben de onun mutlu olacağı bir şey yaparak onu biraz şımartmış olayım. Bu şımartmayı kötü anlamda kullanmıyorum burada.
Bazen mesela çocuğumuzu paylaşırken Instagram'da veya başka yerlerde ne kadar güzel bir çocuğum var, onu ne kadar güzel yetiştiriyorum ya da ne kadar güzel anlar yaşıyoruz beraber gibi bir yerden de paylaştığımız oluyor. Yani o takdiri almak, insanların onayına, beğenisine sunmak, ebeveynliğimiz ve çocuğumuzu, ihtiyacımız olabiliyor. Bu ihtiyaçların hepsi çok insani. Yani bu ihtiyaçların hiçbirinde anormal bir şey yok aslında. Ama bu ihtiyaçlarımızın kontrollü olabilmesi, bu ihtiyaçlarımızın geri geldiğinde çocuğumuza zarar vermeyecek şekilde regüle edilmesi gerekiyor. Diğer taraftan şu sosyal baskıyı da hissedebiliyoruz. Mesela işte diğer ebeveynlerin nasıl davrandığına bakıp onlardan geri kalmama ya da çocuğumuzun ekran kullanımı konusunda belki daha rahat, daha anlayışlı olduğumuzu gösterme gibi bir duygumuz olabiliyor.
Bazen şunu hissediyoruz ya işte diğer çocukların bildiği çizgi filmler veya şarkılar var benim çocuğum bunlardan geri kalmasın ya da bilmem kimin çocuğu işte bilmem ne programı aracılığıyla işte bazı konularda ileri gitmiş benim çocuğum bundan geri kalmasın o da yapsın. Bu tip duygular da hissedebiliyoruz. Çünkü aslında ebeveyn olmak çocuğun hep olabilecek en iyisi olması yönünde bir baskıyı da, içsel baskıyı da getirdiği için o baskıyı da kontrol etmemiz gerekiyor ve bazen kontrol edemediğimiz yerlerden çıkabiliyor. Bir de tabii ki kültürel tarafı da var bu işin. Yani eskiden mahallede oynardı çocuklar, şimdi hep beraber oyun oynuyorlar. Neden benimki de oynamasın?
Burada hemen işin uzmanlık kısmını bir kenara bırakacağım ve ebeveyn şapkamı takacağım. Size şunu anlatmak istiyorum. Benim kızım 8 yaşında. Biliyorsunuz podcastlerde bahsediyorum. Ve bazen şu oluyor gerçekten. Anne, bütün arkadaşlarım bilmem ne oyunu oynuyormuş. Ben oynamıyorum. Şimdi o zaman onun o dışarıda kalmışlık hissini de duyabiliyorum ben. Mesela hiç haberimiz yok bir oyundan. Defne yüklememiş ve oynamıyormuş.
Gerçekten orada kendisini biraz dışarıda bırakılmış hissettiğini ve bir an önce ona dahil olmak istediğini duyabiliyorum. Ya da mesela şimdi yaz tatiline girdiler. Veli grubunda bile şey konuşması oldu. Ağaçta çocukların mesajlaşabileceği alanlardaki adreslerini birbiriyle paylaşalım ki. Yazın birbirleriyle konuşmak istediklerinde görüntülü bir şekilde konuşmak istediklerinde ya da mesajlaşmak istediklerinde bunu yapabilsinler. Şimdi zaten bu veli grubunda bile konuşulduğunda sen çocuğunun orada bilgilerini paylaşmadığında çocuğun arkadaşların arasında oluşabilecek bir sohbetin dışında kalıyor. Yani aslında gerçekten belli bir yaşa geldiği zaman çocuk dışarıda olup biten ekran kullanımına bir şekilde dahil olması gerekiyor bir yerinden ve sana ebeveyn olarak düşen bunun ne kadar kontrollü olabileceğine karar vermek oluyor. Tam da bu noktada şeyi söylemek istiyorum. Aslında her yaş aralığında çocuk için ekran kullanımı ile ilgili farklı görüşler ve farklı yaklaşımlar var. Biraz ona bakalım birlikte isterseniz. Daha doğrusu ona bakmadan şunu söyleyeyim. Kendi kendime böldüm ama bence şimdi kafanıza daha iyi oturacak. Neden ekran kullanımının bazı kısıtlamalara sahip olması gerektiğini söyleyeyim. Çünkü aslında ekranın çocuğun gelişimine bazı etkileri var. Olumlu ve olumsuz etkileri var. Birincisi
bağlanma konusundaki olumsuz etkileri. Yani eğer biz bizden alması gereken o iyi vakit geçirme duygusunu çocuğu sadece ekranın başına koyarak çocuğa aldırırsak bu durumda iyi hissetmeyi bizimle değil de ekranla bağdaştırmaya başlıyor. Böylece aslında ebeveynle geçirilen nitelikli zaman azalmış oluyor. Şimdi buranın yanına hemen böyle minik bir yıldız koyuyorum. Çözüm önerilerinde buraya döneceğiz beraber.
Sonra çocuğumuzun sosyal ve duygusal gelişimi içerisinde çok önemli bir nokta var. Çocuğumuzun canının sıkılması gerekiyor. Nasıl yani diyebilirsiniz bu noktada ama öyle. Canı sıkılmayan çocuk yaratıcı çözümler bulamaz. Biz çocuğumuzun her canı sıkıldığında onu oyalamak için öne ekran verdiğimizde kendi kendine bir şeyler yapma, baş etmeyi öğrenme, beklemeyi öğrenme
Dediğim gibi var olan materyalle yaratıcı bir şeyler geliştirme gibi becerilerden çocuğumuz yoksun kalıyor. Aslında bunu eminim ebeveynler olarak denemişsinizdir. Güzel güzel oyuncaklar alırsınız ama çocuğunuz gidip böyle en basit plastik mutfak kaplarıyla gereçleriyle falan oynar ve kendince orada bir dünya kurar. Şimdi ne kadar çok ekran verirsek çocuk onlarla neleri kurabileceğini hayal etmekten yoksun kalıyor. Bir de şöyle bir şey olabiliyor. Bütün dünyası o televizyonda veya telefonda gördüğü şeylerle dolu olduğu için dış dünyada olup biteni algılamaktan mahrum kalabiliyor. Bir de yine başka bir problem ve bunu da çözüm önerilerine getirmek istiyorum bununla ilgili bir konuyu.
Sürekli değişen ekranla ve böyle kısa kısa gelen videolarla ve bir de sürekli dopamin salgılamasına yol açan böyle ödül gibi hissettiren görüntülerle aslında çocuğumuzun anlı kazlara odaklanması. ve sürekli yeni bir uyaran arayışı içerisine girmesini sağlıyoruz istemeden. Böyle olunca hem dikkat aralığı çok azalıyor çocuğumuzun ve günümüzde çok yaygınlaşan dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun bununla ilişkili olabileceği de düşünülüyor. Sadece bununla ilişkili değil. Buranın altını çizeyim. Ama bunun da bir etkisi olabileceği düşünülüyor. Üstelik de çok fazla ekranla vakit geçiren çocukların dil gelişiminin de zarar gördüğünü çok iyi biliyoruz.
Burada çünkü çocuk ekran izlerken tek taraflı bir ilişki içerisinde bir şeyler duyuyor ama oraya bir tepki vermiyor. Halbuki aslında ekran çocuğumuzun dil gelişimini artırabilecek şekilde bile kullanılabilir. Bunu da anlatacağım birazdan. İşte bütün bunları düşündüğümüz zaman aslında çocuğumuzun beyin gelişimi, bağlanma gelişimi, sosyal ve duygusal gelişimi tamamen ekran kullanımından olumsuz etkilenebiliyor. Doğru kullanırsak olumlu da etkilenebilir tabii ki. Burada şimdi yaş gruplarından bahsedeceğim demiştim. Hemen oraya girmek istiyorum. Mesela çocuğumuz sıfır ile iki yaş arasındayken ekran kullanımının çok çok çok kısıtlı olması gerekiyor. Hatta 18 aya kadar mümkünse sıfır ekran diyoruz.
Şimdi bu mümkünse kısmı önemli. Çünkü yani sosyal varlıklarız. Çocuğumuzla dışarı çıkıyoruz. Ne bileyim bir arkadaşımızla evine gidiyoruz. Orada televizyon açık olabiliyor. Başka bir çocuğun elinde telefon olabiliyor, ekran olabiliyor. Beraber bir yemeğe oturduğumuzda başka bir çocuk bir şey seyrediyor olabilir. Bütün bunları düşündüğümüzde çocuğumuz tabii ki arada sırada ekran görüyor ya da biz de bir şey seyrediyoruz. O yüzden bunlarla ilgili endişelenmenize gerek yok. Burada önemli olan çocuğunuzun eline telefon ya da tablet vermemeniz ya da çocuğunuzu televizyon karşısına koyup onu orada bırakmamanız en önemli önerdiğimiz şey burada. Özellikle dil gelişimi için bundan kaçınmanızı vurgulamak istiyorum. 18 ila 24 ay arasında ama
Bir şeyler değişiyor. Orada böyle biraz daha, işte Susam Sokağı olsun ya da böyle şarkılar işte mesela Defne Küçükken Sevimli Dostlar diye bir sürekli şarkıların olduğu bir kanal vardı. Çok kısaca biz mesela onu izletirdik ama beraber de söylerdik bütün şarkıları. Ve bir 15-20 dakika sonra onu kapatıp şarkıları ben telefonumdan açardım. Böylece bir şey izlemeden de şarkıları ezberleyebileceği bir alan sağlamış olurdum ona. Aslında bunlar özellikle çocuğunuzla birlikte yapıyorsanız hiçbir sakıncası olmayan şeyler 0-2 yaş aralığında. 2 ila 5 yaş arasına geldiğimizde çocukların bazı kaynaklar 1 saat diyor. Ben yarım saati daha çok önereceğim size. Yarım saat gibi. Genelde de aslında bu arada mesela çocukların izlemeyi sevdiği çizgi film bölümleri 15-20 dakikalık oluyor. Burada böyle bir ara çözüm bulunabilir. İşte gün içerisinde iki bölüm çizgi film gibi bir şey bulunabilir.
biraz buna geçtiğimiz bir senaryoya gelinebilir. Burada özellikle vurgulamak istediğim, ne olur çocuklarınızı tabletle, telefonla baş başa bırakıp gitmeyin. Yani sizin en azından göz alanınız içerisinde kalsınlar, ne izlediklerini biliyor olun ve zaten girebilecekleri telefonunuz içerisinde girebilecekleri uygulamaları da oldukça kontrollü bir şekilde verin. mesela bazen oluyor çocukları böyle arka arkaya video seyredecek şekilde YouTube'un falan başında bıraktığı oluyor bebeğinin bu aslında onlar için hiç iyi değil çünkü onlara iyi gelmeyecek görüntülerle karşılaşabiliyorlar ekrana tıkladıklarında bir sonra ne izleyebileceklerini bilmiyoruz o yüzden burada gerçekten İşte ne izlediklerinin kontrolü sizde olmalı. Oyun konusuna gelince özellikle burada böyle hızlı değişen çok fazla ekranda harekete olan oyunlardan kaçınmak lazım. Çok böyle yavaş olan çocuklara özel planlanmış oyunlar belki kullanılabilir.
Ve mümkün olduğu kadar burada ne yapılıyorsa çocukla beraber yapmak. Yani mesela çizgi film izleniyorsa da çocukla beraber izlemek de çok iyi bir fikir. Bunu özellikle önermek istiyorum çünkü çok hoşlarına gidiyor. Yani sizin onların izledikleri çizgi film içerisindeki karakterleri bilmeniz gerektiğinde onlarla konuşmanız...
Olay örgülerini bilmeniz, bunlara hakim olmanız onların özellikle çok hoşlarına gidiyor. İşte ne bileyim, pijama askeriler de bu bölümde ne oldu, işte Romeo karakteri bu sefer ne yaptı gibi gibi yani böyle onların aslında dünyasına hakim olduğunuzu hissetmelerini de çok seviyorlar. O yüzden bunu da yapabilirsiniz. Hem de çocuğunuzu üzerine konuşabilecek bir materyale sahip olursunuz. Üstelik bazı çizgi filmler gerçekten onlara güzel öğretiler de verebiliyorlar. Bundan da faydalanabilirsiniz. Şimdi 6-12 yaşa geçtiğimizde okul çağına geçtiğimiz zaman artık ekran
birazcık daha eğitimsel faaliyetlerde de kullanılabilir oluyor. Mesela bir şey araştırmak için çocukların tableti, bilgisayarı kullanması gerekebiliyor ya da artık az önce örnek verdiğim gibi arkadaşlarıyla yavaş yavaş işte görüntülü konuşma olsun, okuldan sonra veya mesajlaşma olsun. Böyle şeyler yapabilir hale geliyorlar. Burada aslında onların sürekli yanında duramıyorsunuz. Artık yaş itibariyle durmamanız da gerekiyor. O yüzden burada onlara verdiğiniz tabletin ya da telefonun kontrolüne sizin sahip olmanız lazım.
İçinde hangi uygulamaları kullanıyorlar, hangi uygulamaları ne kadar kullanıyorlar ve onlara bıraktığınız zamanı ne şekilde bölüştürüyorlar? Bu konuda bilgi sahibi olmanız gerekiyor ki ilerideki kullanım alışkanlıklarını doğru oturtalım burada. Çok çok önemli bir şey söyleyeceğim. Ekran kullanımının çocukların gelişimindeki en önemli olumsuz etkisi uykularını geciktirmesi. O yüzden ne olur burada çocuğunuzun yaşı itibariyle en doğru uyku miktarını aldığından emin olun. Genellikle bu yaşlarda 10-11 saat diyoruz uyku saati için, ideal uyku saati için. Ekran kullanacağım diye uykusundan fedakarlık etmemesi lazım çocuğun ve bu arada şeyi de çok öneriyoruz.
Önce ekran değil de önce sorumluluklarını yerine getirmesi, sonra ekranın bir ödül olarak tanıtılması değil, böyle arada aileyle geçirilen bir vakitten sonra, tamam istersen bir yarım saatte ekranla uğraşabilirsin gibi verilmesi genelde tavsiye ettiğimiz şey. Çünkü sorumlulukların önce gelmesi gerektiğini bilmeleri lazım. Ama şu ana kadar söylemedim ama söylemem gerekirdi. Çocuğumuzun her yaşında Neyi niye yaptığınızı ona anlatmamız gerekiyor. Yani bakın 0-2 yaş aralığında bile bunun geçerli olduğunu gösteren araştırmalar var. Neden ben seninle oturuyorum? Neden bunu seyrediyoruz? Neden 15 dakika sonra kapatıyorum? Neden yarım saatlik sadece izin var? Neden sadece iki bölüm izlemen gerekiyor? Bunlar önemli. Üstelik de bir şey daha vurgulamam gerektiğini fark ettim. Özellikle işte 6 yaşına gelene kadar çocuklara ekran verdiğinizde onların zaman mevfumu çok gelişmiş durumda değil. Yarım saat uğraşman gerekiyor dediğinizde yarım saat onlar için hiçbir şey ifade etmiyor tabii ki. O yüzden bunu böyle iki bölüm gibi sınırlamak önemli. İki bölüm bir bölüm neyse ve daha önemlisi kapatırken çocuk kapatmasını istediğinizde tableti direkt elinden alıp kapatmak değil tamam bitti alıyorum değil de bir 5 dakika sonra kapatıyoruz tatlım.
ya da 10 dakika sonra kapatıyoruz tatlım sonra bak bitirmek üzereyim almam gerekecek artık tatlım diye ya onlara böyle bir takım önden uyarıcı şeyler söylemenizi öneriyoruz burada hemen empati yapalım yani mesela diyelim ki çok sevdiğimiz bir şey izliyoruz ve gelip bir kumandaya basıp kapattı ne kadar kötü hissedersiniz bir düşünün ama aynı şey çocuklarımız için de geçerli o yüzden böyle baştan birazcık birazdan kapatacağım uyarısı verdiğinizde onlar da kendilerini hazırlıyorlar Gelelim 12 ile 18 yaş arasına artık ergenlik canlı çocuklarımız ve onlara göstermeye çalıştığımız kontrole tepkili de yaklaşabiliyorlar. Ama bu da ergenlik için çok beklediğimiz bir şey zaten ergenlik sınırların en çok test edildiği. Ama bir yandan çocuklarımızın sınırda ihtiyaç duyduğu yaşlar. Genelde bu arada bu yaş aralığında, 12-18 yaş aralığında da 9-10 saat uyku öneriliyor. Ama maalesef çok az ergen bu doğru miktarda uykuyu alabiliyor. Hatta bir araştırma neredeyse ergenlerin %15'inden azının bu miktarda uyuduğunu gösteriyor. Bu yaş aralığında ekran güvenliği iyicene önemli hale geliyor. Çünkü çocuklarımız artık daha fazla keşfetme çabası içerisinde. ve bizden farklı, bizden geri geldiğinde gizli şeyler yapma eğilimleri olabiliyor. O yüzden burada mutlaka çocuklarımızın ekranı ne şekilde kullandığını takip etmek durumundayız. Burada hem uygulama kullanım miktarları olsun, hem hangi uygulamaları kullandıkları olsun, hem lokasyon olsun, hem buralarda kimlerle konuştukları olsun, mutlaka kontrolde olmamız gerekiyor.
Üstelik buralarda çocukların artık istemeden kendileriyle ilgili bilgileri veya bazen daha sonra kendileri için zarar teşkil edebilecek bazen fotoğrafları paylaşabildikleri durumlar da oluyor. Çünkü neyin doğru neyin yanlış olduğunu onlar da yavaş yavaş öğreniyorlar. O yüzden onlarla açık açık konuşmak, neyin onlar için zararlı olabileceğini anlatabilmek. Ama bunu böyle suçlayıcı, yasak koyucu, onları korkutacak bir şekilde değil de neyin neden zararlı olduğunu anlatacak şekilde, yaptıkları davranışların ne şekilde sonuçları olabileceğini böyle kabus senaryolarıyla değil ama mantıklı senaryolarla anlatacak şekilde konuşmamız gerekiyor. Ve buradaki çocukların keşif olanlarını onları utandıracak şekilde değil de öğretici deneyimleri olacak şekilde kullanmamız gerekiyor. Bakın bu yaş aralığı zaten çok çok kritik. Burada çocukla düşmanca böyle iki farklı cephedeymişiz gibi hissettirmeden ben senin yanındayım ve bunu en iyi şekilde beraber yönetebiliriz diye hissettirebilmek çok önemli.
Şimdi bu farklı yaş gruplarının neler yapabiliriz? Nasıl çözümü neler var? Bunların hepsini konuştuk. Bir de bir şeyden daha bahsetmek istiyorum podcast bitirmeye yaklaşırken. Bazen ebeveynlerin çocukların ekran kullanımıyla ilgili tarife aşımı ve bütçe kontrolü kaygısı da olabiliyor. Yani hangimizin başına gelmiyor ki? Mesela çocuğumuz bir oyun indiriyor. Ondan sonra bu tavşana şu elbiseyi de aldım ama oradan geçmesi gerekiyordu. Ona bilmem neyi de uygun gördüm diye bir bakıyoruz. Nasıl yani? Çok basit bir oyuna, para vermediğimiz bir oyuna bir anda bir sürü para vermiş durumda. ya da mesela tamam ya konuşsunlar bir şey olmaz dediğimizde saatlerce konuşmaya da saatlerce video izlemeye dönebiliyor. Dediğim gibi yani kontrolün bizde olması aslında bu tip problemlerin de çözülmesine yardımcı olabilir ama tabii ki çocuğumuzun telefon içerisinde hangi uygulamalara eriştiğini bilmemiz ve bunun üzerine kontrol sahibi olmamız çok çok önemli. ...kontrol edemiyorum duygusunun genel hayatta da bize ne kadar çok kaygı verdiğini düşünebilirsek... ...en azından bu alanın üzerinde doğru kontrole sahip olmak bizi de rahatlatacaktır diye düşünüyorum. Şimdi dilerseniz bütün çözümün elerini şöyle hızlıca bir toparlayayım ve şunu söyleyeyim. Birincisi ekran zamanında mutlaka çocukla konuşun, netleştirin. Neyi, niye yaptığınızı açıklayın ki çocuk da bu sağlık alışkanlıkları geliştirsin.
Sadece süreyi değil içeriği de mutlaka kontrol edin. İçeriği hatta yeri geldiğinde yapabiliyorsanız birlikte tüketin. Karakterler üzerine konuşun, sohbet edin. Bunlar üzerinden bağ kurun. Çocuğunuzun canın sıkılmasının büyük bir problem olmadığını hatırlayın. Yaratıcılığı beslediğini hatırlayın ve burada ona bu alanı açın.
Ve az önce bahsettiğim, aslında bütün kaygıları düşündüğümüz zaman da bu kaygılarınıza bir çözüm fikri olarak da aslında ben size bu podcast'e bir üründen bahsetmek istiyorum. Vodafone ilk hattım tarifelerinden bahsetmek istiyorum. Bu tarifeler Vodafone'un en başta ebeveynlerin bu iki temel endişesini kontrol edemiyorum. Hem içeriğini kontrol edemiyorum hem bütçe aşımını kontrol edemiyorum. Endişesini gidermek üzerine tasarlanmış aslında.
Yani Vodafone'a ilk attığım tariflere sayesinde artık çocuğunuzla her an ve güvenle iletişimde kalabilmeniz mümkün. Üstelik Find My Kids isimli 12 ay ücretsiz ebeveyn güvenlik uygulamasıyla çocuğunuzun hangi uygulamada ne kadar vakit geçirdiğini de görebiliyorsunuz. GPS destekli lokasyon takibiyle konumunu da rahatlıkla takip edebiliyorsunuz. Ayrıca tarifa işimi yapmaması için ücretsiz durma özelliği de mevcut. E daha ne olsun? Siz de çocuğunuzun ilk hattını Vodafone'dan alın. İlk hattım tarifeleriyle çocuğunuzu teknolojilik güvenle tanıştırın. Ayrıntılara ulaşabilmeniz için ilgili linki de bölüm açıklamasına bırakıyorum zaten. İşte böyle sevgili dinleyiciler. Umarım bu bölüm size iyi gelmiştir. Çocuğunuzla ekran konusunu nasıl en doğru, en güvenilir, en iyi şekilde çözebileceğinizi anlamanıza yardımcı olmuştur diye umuyorum. Hepinize tabii ki kocaman sevgilerimi gönderiyorum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.