
4.245 kelime · ~21 dk okuma
Sote. Sooooooote. Pssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssssss Ben mi? Evet. Çok özel. Benim için hem güzelliği olsun, hem insanı kalbi olsun. Çok değerli bir misafirim var. Konuk demek çok masumsuz. Konuk demek çok az kalır. Çok yakın, çok yakınım. Çok çok beraber iş yaptık. Buse Sinemiren. Merhabalar. Merhaba, hoş geldin. Hoş bulduk. Aldığım aslında resmi olarak ilk konuksun. Gerçekten mi? Evet, evet. Sotö'de daha önce geldi, Ersan geldi, Kerem geldi ama onlar buraya tek gelmeyeyim diye hani gelmiş gelmiş şeyler söyler misiniz diye onları rica etmiştim. İlk defa bir konuğa çalıştım. Daha önce dinleyenler de bileceklerdi hiçbir konuğa ne bir sorumuz vardı, ne şeyimiz vardı. O yüzden benim için çok heyecanlı bir yayın. Böyle de bir influencer'ın bir işe başlaması gibi oldu. Üç dakika boyunca sadece heyecandan bahsediyor.
Buse, seni mi nereden tanıyabiliriz? Aslında birçok iş yaptın. Evet. Mesela seni peki nereden tanımalarını istersin? En çok hangi işine güveniyorsun? Komedyenliğime. Evet, komedyenliğine. Onlara geleceğim. Onlara dair çok sorular hazırladım. Ama öncelikle çok kısa bir girizgah yapmak istiyorum sevgili dinleyicilerimiz. Ben galiba, bilmiyorum, sende şey var mı Buse hayatında, nefret ettiğin bir şey? İllaki vardır da. Şimdi çok genel bir soru oldu, farkındayım. Ben spesifleştireceğim birazcık. Mesela ben şunu fark ettim bu haftada. Ben sabit seslerden...
Yani mesela atıyorum biri otururken işte ne olabilir? Tespih tıkır tıkır tıkır tıkır tıkır tıkır veya birisinin şu böyle eline vurması. Bir ondan bir de üzerine yıllar geçmesine rağmen ne bileyim iktidarlar değişmesine rağmen siyasi partilerin açılıp kapanmasına rağmen hiçbir şekilde ufacık değişime uğramayan fikirlerden nefret ediyor olabilirim. Mesela bir tanesi hangisi? Şimdi hala kafanı karıştırıyorum. Yıllardır bak şimdi Türkiye'de bugünkü konumuz Türkiye'de ünlü olmak, fame olmak ve bunun itirazları.
Ki bu yüzden seni bugün burada davet ettik. Türkiye'de ünlü bir kadınsın. Bunun eminim bir sürü zorluğu vardır ama biz daha başka taraflara da bakarız. Zor mu Türkiye'de ünlü olmak? Bence dünyanın her yerinde zor. Türkiye ile sınırlı değil. Bana da zor gelmiyor biliyor musun? Onu söyleyecektim ben de. Bana zor gelmiyor. Çünkü seninle ilgili kurulan fanteziler sana keyif verir.
Tamam bunu cinsiyetçi bir yerden yaklaşmayacağım ama şimdi bak yıllardır ben yani bilmiyorum. Adam diyor ki mesela işte yayınlarda işte Türkiye'de ünlü olmak diyor öyle bir şey değil diyor işte oran diyor aç diyor ünlü olursun diyor. Bu yanlış bir şey mi? Şöyle ün kelimesi ne ifade ediyorsa onunla değişebilecek bir şey yani. Ün aslında kelime anlamı olarak iyi bir şeyle bilinmek anlamına gelen bir kelime. Diğeri hani manşet olmak bence, ün olmak. Tanımak ya, bir şekilde göz önünde olmak. Aynen yani bir tarafını açarak yaptığın şey, bir tarafını açarak seni çok fazla insanın biliyor olması ün değil bence. Ama başarıyla, işte yetenekle ya da ne bileyim çalışmayla, azimle birçok insana örnek olacak bir şeyle göz önünde olursan o zaman ün oluyor bence. Yani üç sayfa çalışmıştım. Şu an hepsi yerle bir oldu yani. Hiç benim düşündüğüm yerden yaklaşmayayım. Evet o zaman tarım konuşalım.
Ben sadece şundayım. İnsanların, başka insanların yaptıkları şekilde ve bir şekilde bir yerlere gelmesinden dolayı duyduğu rahatsızlıktan ben rahatsızlık duyuyorum başka. Beni çok etkiliyor. Yani ben şundayım. Yani bir insan da deniyor. Herkes deniyor ve kendisi o yolu bulamayınca başkasının başka yoldan gitmesinden
...haz değil de ne olur nefretin şeyi? Hazırsızlık duyuyor. Ve sonra çıkıp diyor ki ya diyor işte o diyor... ...orasını diyor aştı diyor. Ama çok mantıklı. Bence yani mesela dese ki mesela bana orası... Kısa yol. Yani dese ki bana bir niye oranı aştın? Dese ki o da ya arkadaşlar ben hiç denemeyeyim. Yirmi yaşıma geldim, otuz yaşıma geldim. Kendi yani bana bırakıldığında iki cümle yan yana koyup... ...mantıklı bir cümle düşünemiyorum, bir araya getiremiyorum. Sayılarla aram kötü, çarpamıyorum. Disteksi değilim ama bir sayfa okuyunca esniyorum.
Herhangi bir zekaya belirtim yok. Ama bir baktım ki benim kendi doğuştan uzuvlarım olsun veya süreçte kimyasal... Silahlarım iyi. Doğuştan. Bunu fark ettik. İşte bu. Demiş ki adam veya kadın, benim dediğim gibi silah iyi. Aynen. Ben de çıkayım bunu savurayım, tak tak bunu sıkayım. Ben mesela o kadar saygı duyuyorum ki. Ya Ferrar'ımızın üstünü mü örtelim? Mesela bak anladın mı? Varsa açacaksın yani. Evet.
Kadın komedyensin bu arada. Türkiye'de kadın komedyen olmak. Erkeklerin Orta Doğu komedyen olmak gibi derdi var. Sizin Türkiye'de kadın komedyen olmak gibi bir sıkıntınız var. Bir kadın komedyenle konuşmayı çok isterim.
Benim sıkıntım yok. Ben sıkıntıların farkındayım. Sıkıntısı olan insanlar da olduğunu biliyorum. Ama benim şahsi bir sıkıntım yok. Çünkü her işte bir zorluk var. Her işi boş ver. Türkiye'de kadın komedyen olmak. Evet. Yani bir sıfır geride başlamak gibi mi bilmiyorum bu arada. Bu benim anlayabileceğim. Yerine göre bir sıfır geride başlamak, yerine göre bazen önde olmak. Sosyal medyada daha çok dikkat çekiyor bence kadın komedyen. Bu arada evet. Peki sana bir şey soracağım. Bunu çok dürüst sormak istiyorum.
Gerçeği kabul edelim. Arkadaşlarımız da burada. Görmüşlerdir. Komiksin cepte. Aynı zamanda...
Tahmin edecektim biliyor musun? Hem komedyensin, kadınsın hem de seksisin diyecektim. Tabii yani arkasına sığındığın bazı şeyler oluyor. Yani övünmek gibi olmasın ama giderimin olduğunun ben de farkındayım. Ve sahnedeyken bunu ön plana çıkarmaman gerekiyor aynı zamanda. İşte onu gizlemek için şeyler kullanılıyor. Buradayken şeyden bahsediyoruz değil mi? Seksiliğinden bahsediyoruz.
Yani zaten bazı erkekler için bu arada nefes alman yetiyor. Seksilik yalnızca bana özel bir şey değil. Ama sahnedeyken aynı zamanda o özellik birazcık aslında zorlaştırıyor işi. Çünkü anlattığın şeyi dinlemiyor oluyorlar, başka şeye bakıyor oluyorlar. Ama o seksiliği kıracak. Yani adamın seni o şekilde algılamasını engelleyecek taktikler var. İşte mesela atıyorum, geğirmek bir örnek. Geğirmedim hiçbir zaman ama mesela orada kırılır bence adamın o şeyi, bakışı.
Yani öyle bir yere geldik ki, öyle bir çağa geldik ki şu an direkt şey diyemeyeceğim ya. Aa evet abi, giyirirsen bir adam bundan hoşlanmaz diyemeyeceğim yani. Bir şey diyebilirim aksine. Abi giyirirsen birisi verdiğin üç katı fiyat verebilir onun yani.
Doğru, ayak tırnaklarını kesip bana yolla diyen bile var. Ben şeyi gördüm ya, çorabın... Ne, bir dakika, ne? Evet, çok iğrenç. Tırnak kes. Aynen, onu istiyor. Ben çorap sandım ilk başta. Kapattım mesajları, çünkü bu kadar manyakla dedim bu dünyayı paylaşamam, bilmeyim dedim ben. Ha, evet, ona hazır değildim ya, tırnağı. Şeyi gördüm, bir gün daha giyersen 500 lira daha veririm, onu gördüm ama... O da çok kötü bence. Hayır, hayır, yok. Daha önce almadın mı hiç sen?
Bazı uygulamalar var. Mesela şey yapıyor, ünlülerden doğum günü şeyi isteyebiliyorsun. Biliyorsundur işte o. Mesela bu da olabilir. Ünlülerin giydiği çoraplar. Çok iğrenç. Dip, dip internete yani biliyor musun? Dip web'de çıkabilir yani bu.
Vardır bence zaten. Düşünülmüştür, emin ol yani. Bazı sayfalar var. İsimleri farklı. İşte ne bileyim, Selebit Türkler, işte Muhteşem Türkler gibi böyle. Genelde Türkiye'de, nasıl tarif edeyim, bildiğimiz böyle hoş gözü hoş gelen kadınları paylaşılıyor. İşte güzel fotoğrafları. Kendini gördün mü hiç orada? Ben seni çünkü birkaç defa gördüğüm için bu soruyu sordum. O yüzden çok gururlandım mesela. Niye gururlandım? Başka bir komedyen kadını görmedim.
Evet, olabiliyor. Gördüm ben de. Oyunculuk yaptığım dönemde de gördüm. İşte freekick falan gibi şeylerle de paylaşmışlar. Hayır, o kadar büyük bir şeyden bahsetmiyorum ya. Güzel bu kız sayfaları. Evet, evet, evet. Bir tane mesela programa konu konmuşsun. Oturuyorsun. Oradaki fotoğrafını paylaşıyor diye. İşte bu sesine Miran, altı öyle şey, bir şey diye bahsetmiyorum.
Haa, iyi bu güzelmiş. Tabii tabii, inanılmaz. Çok gurur verici. Senden sonra atıyorum şey var, Minnettogay geliyor mesela. Aaa. Oğlum ben, sen bir dakika dur. Çok belli ettim kendimi. Afiş. Hayır hayır, ben vallahi denk geldi, çok gururlandım yani. Ve de bir tane değil, birkaç tane var yani. Teşekkür ederim. Hatta onları ben koleksiyona aldım, dur.
Bu hafta sosyal medyada ne oldu? Neye şaşırdım bu hafta? Sosyal medyada beni ne en çok etkiledi? Bilmiyorum nelere ilgin var. Hani böyle şey oluyor ya, öyle diyorlar. Algoritma senin ilgi duyduğun şeyleri sana getiriyor. Twitter olsun, Instagram, TikTok olsun. Bu hafta Minatugay'ın koltuk altı övüldü.
Yani küçüklüğümden beri ona jilet vurmadı. Bilmem neler sürdü. O yüzden öyle yaparsa öyle olacağına dair. Yani merak edip altına girdim. İnanılmaz buna dair gurmeler. Hani şu yaşta bırakmıştır, şu yaşta lazere başlamıştır. Eğer bunu yerseniz o koltuk altı kararmaz falan. Ben hayatımda önce koltuk altının bu kadar değerli bir şey olduğunu görmemiştim. Beyaz sende koltuk altı kararmaz ya. Nasıl yani? Hiç bilmiyorum ben. Yani desen ki... Ben de beyazım bu arada. Evet, senin de kararmamıştır o zaman.
Ben koltuk altımı açamıyorum. Koltuk altı açılmaz gibi bir şey gelir bana ya. Mesela Amerika mesela NBA'de koltuk altı kılı daha şey gözükürmüş mesela. Maskülen. Erkeksi falan. Ay beni çok iter. Ay bu arada beni de. Ben de bu arada evet. Hiç sevmem mesela. Temiz olacak. Kıl ne? Değil mi? Hiç arkada sevdiğin bir kıl var mı herhalde herhangi bir yerinde? Yani göğsünde olabilir, doğal. Döş dediğimiz yerde mi? Yani böyle aşırı kazak gibi değil. Hani doğalında olabiliyor ya. Hatta kokusu oraya sinebiliyor bazen erkeklerin. Yeni nesil oraya mikrofon takıyor biliyor musun? Niçin? Göğüs kıl, atlet giymiyor. Oraya mikrofon takıyor, çekiyor mesela. Yazlı bir şey çekecek mesela. Göğüs kılığına takıyor mikrofonu. Beğenen var mı, beğenmeyen mi var gene? Ya hastası değilim ama doğal bir şey olduğu için hani beni rahatsız etmez diyeyim.
İşte bak mesela benim de kıla karşı böyle özel bir ilgim yoktur mesela. İlla kıl kıl demem ama mesela biri kıl dediğinde şey derim böyle hani bir insan niye kıl ister ki derim. O kıl değil de tüy gibi oluyor ama. Sen şey istiyorsun, parmak gezdirmek. Şu. Olabilir yani. Al onları falan demem. Ama mesela sırtta o kadar iyi durmuyor bence. Ya da koltuk altında o. Diğer yerlere hiç girmiyor. Bak şimdi bana hak vereceksiniz. Bak bazı kıllar var. Omuzlarda çıkıyor. Olmaz. Bir şey diyeyim mi? Bak şöyle. Evet gündelik hayatta olmaz ama plajda eğer denk gelirse arkadan güneş vurunca o böyle kral taci gibi gözüküyor.
Fark etmez. Ne pala mı o şey mi? Acayip güzel gözüküyor ya. Yok ya. Ben yine bu arada kıla merakım yok. Kıl da keramet olsun. Peki seni en hızlı, en beklenmedik yerde hayal kırıklığına uğratan bir ünlü oldu mu hiç? Oldu. Kim?
Söyleyeceğim. Ama kendimi biraz rezil edeceğim. Olsun, olsun. Ben yirmili yaşlarımın başında... ...bin iki yüz liraya falan çalışırken... Önce hangi işi söyledin, ne iş yaptığını söyle, çok okla bıraktın. İKC'ydım o zaman, personel eğitiyordum falan. Öyle şeyler yapıyordum. Bir yandan da oyunculuk eğitimi alıyordum. O sırada bir motor aldım bir arkadaşımdan ama motor hurdaya yakın. Tamam parçalanıyor artık ve bozuldu ve hiç param yok. Motoru yaptırmam lazım. Çok acil para bulmam lazım diye Kim Milyoner Olmak İstere başvurdum.
Bak salı günü başvurdum. Perşembe günü beni görüşmeye çağırdılar. Cumartesi günü programa çıktım. Labs diye. Oha çok hızlı. Ben onu biliyorum. Bu kadar hızlı giren yok yani. Çok hızlı oldu. Hiç ben hani orada bir matematik yürütmen gerekiyor. Bir hedef belirlemen gerekiyor. İşte şu soruda tıkanırsam şu jokeri kullanacağım. Böyle bir fikrin olmasa ben öyle gittim. Bu yayınlandı mı?
Maalesef. Hiç haberim yok bundan biliyor musun? Beşinci soruda yandım. Beş iyi bu orada yani. Orada program yayında anları var ve kestik anları var. Yani sen yarışırken anında orada kesip bekletiyorlar seni böyle. Karşında Selçuk Yöntem, arkada seyirci. Onlar bir şeyler konuşuyor. Duruyorsunuz böyle. Aynen. Sonra hemen yine yarışma devam ediyor. Sonra kesiyorlar. Yarışma devam ediyor. Zaten çok gergin bir şey. Ben de biraz ilgi bekledim galiba Selçuk Bey'den. Bilmiyorum o gençliğin verdiği şeyle. Abi hiç suratıma bile bakmadı adam aralarda. O kadar espri yaptım, güldürdüm. Bir moral ver, bir kopya ver, bir şey ver yani. Hiç yani yokmuşum gibi davrandı.
Beni de en çok hayal kırıklığına utan kim biliyor musun? Kim? Belki aklınıza gelmez. Zehra Çilingiroğlu ve Merve Boluğur. Hatırlıyor musun Zehra Çilingiroğlu'nu? Zehra Hülya Hanım'ın kızı değil mi? Evet. Hatırlıyor musun? Bir dönem nasıldı? Ne yapsa haberimiz oluyordu. Ne yapsa karşımızdaydı. Şimdi yok. Şu an ne yapıyor biliyor musun? Ne yapıyor? Bilmiyorum. Mimarlık yapıyor galiba. Bir doğum günüsü kutlanmıştı ailecek. Kaç sene oldu kim bilir? Onu biliyorum. Hiç haber alamıyoruz artık yani. Beni en büyük o hayal kırıklığı... Zehra Çilingiroğlu bence dünyaya şey yapacaktı böyle.
Yani şimdi David Beckham'ın çocukları baksana yaptı ihanetleri. Gayet usluplu kızdı yani. Çok iyi yerlere gelecekti ama. Keza Merve Bollor da aynı şekilde benim için. Merve Bollor niçin hayal kırıklığı yarattı? Sence...
Çocuklar duymasın da yer aldın. Evet. Hiç yer almasaydın... Sence kariyerin daha hayırlı olur muydu?
Ben sevmiştim o işimi çünkü Türkiye'deki en uzun soluklu sitcom, komedi. Evet. Bir komedyen için bence güzel bir kariyer adamıydı. Bir de ilk işimdi. Bana yazılmış bir roldü. Anakastı. Çok keyifliydi yani benim için çok güzel bir süreçti. Sonrasında ama şive vardı onda. Sonrasında da şivesiz oynadım. Yani aslında soru bu değildi. Yo yo, şu an öyle dinliyorum ki şiveli, şivesiz oynadım. Güzel.
Ya şöyle, ondan sonra da şivesiz oynayarak, sonrasında daha başka bir şey yapmasan daha mı iyi olurdu gibi bir şey soracaktım çünkü. Hayır, hayır. Ben attım, geçiyorum. Ben şu an seni dinliyorum. Sen istediğin gibi söyle. Hatta şöyle yapalım. Sen cevap ver, ben sonra soruyu sorayım, sonra birleştirirler.
Baba baba baba baba baba. Peki en sevdiğin şey ne? Ünlü çift var mı sevdiğin ünlü çift? Şimdi konusu açıldı evim cevabım gelecek de o yüzden sormak istiyorum. Aslında söyledim. Hazal Kaya ile Ali Atay. Ali Atay evet. Çok tatlılar bence maşallah. Evet umarım uzun yıllar görürler. Benim kim biliyor musun? Kim? Hiç aklına gelir mi? Şu an aslında ipucu verdik. Vereceğim cevap az önceki hayatın içerisinde yer alıyor.
Benim en sevdiğim, ünlü çift, en saygı duyduğum kim biliyor musun? Pınar Altuğ Atacan ve Yağmur Atacan. Aynen, anlamıştım. Gerçekten ben inanılmaz saygı duyuyorum. Tatlılar. Ya tatlıları geçtim, onlara var ya medyanın bak yemin ederim bence, şahsi görüşüm, medyanın onlara bir özür borcu var biliyor musun? Kesinlikle var. Çok büyük. Ben şu an mesela Pınar Altuğ Atacan yerinde olsam ve medya karşısına çıksam, mesela bir röportaj, bir gala, bir etkinlik, gitsem, mesela kameralar gelse, o sırada böyle soru sorulsa, cevap verirken kesin hareket yaparım.
Ne oldu falan diye almakta gidiyorum. Çünkü çok uzun yıldır devirdiler yani. Bayağı konuşulmuştu o zaman. Şimdi burada evlilik dedikodusu yapacak değiliz tabii ki ama... ...kesinlikle bence medyanın Pınar Altıohtacan ve Yağmur Altıohtacan çiftine bir özür borcu var. Kesinlikle. Pınar Hanım çok zeki bir kadın. O her şeyi yönetir yani hiç. Onun elinden hiçbir şey kaçmaz. Gördük. Aynen. Gördük. Yağmur Bey de tuttuğunu bırakmayan bir beyefendiymiş. Ailelerine...
Aşık olmuşlar bu arada. Gerçek, gerçek bir aşk yaşamışlar. Ona inanmıyorum. Olabilir. Öyle, gerçekten öyle. Hep var ya şey de öyle, din de öyle yani. Kendinden büyüyü seversin yani. Taparsın büyüyü. Bu hafta hazır güzel bir oyuncu gelmişken, hiçbir şey var mı senin böyle oyuncularla, oyunculuk sektöründe? Ya bir oyuncu da şunu yapması bana komik geliyor veya beni ne bileyim rahatsız ediyor dediğin, bir oyuncuya böyle yakıştıramadığın bir hiç tavır var mı?
İşte bir rolden çıkamama tribi olabilir. Bir de yani ben tabii ki onların yerinde olamam. O yüzden şu kişi şöyle yaptı diyemem ama bence... ...böyle gündem olduğu dönemde yanına gelen hayranlarına... ...tavrının sabırsız olması bana biraz itici geliyor. Evet. Çok doğru, çok gerçek.
Yani daha çok, hatta o dönem bence daha sabırlı, daha anlayışlı, daha kapsayıcı olması gerekiyor. Çünkü o insanların desteğiyle biraz oradasın. Seni onlar yaptı. Ya onlar da yapmıyor. Tabii ki bu yıllarca sen kendini geliştiriyorsun, çalışıyorsun, emek veriyorsun. Ayrı bir şey. Anlıyorum onu ama daha sabırlı yaklaşmak... ...aslında uzun vadeli bir kariyer için gerekli bir tutum bence. Öyle, öyle ama insan yıllarca ait elde edemediği şeyi birden elde edince... ...yani onu durduramazsın artık. O alır gider. Onu durduramazsın. Ben de şeye çok takılırım ya. Çok küçük, seninkinin yanında çok küçük ama. Mesela bir oyuncu diziye girdi, oynadı. Dört bölüm, beş bölüm, bir sezon, üç sezon hiç fark etmez.
Dizi bittiğinde karakterine Instagram'dan böyle kendi ağzından... Mektup yazmak. Sanki başkasıymış gibi yazması. Beni böyle var ya oğlum şey ya işte Kübra diyor seni tanımak diyor harika.
Kanka hiç ikinizde başka kimse yoktu. Sizdiniz ya. Senden diyor çok şey öğrendim. Ne öğrenebilirsin ki? Mesela ben şeye çok takılırım. Niye oyunculuk? İşte diyor müthiş meslek diyor. Burada doktor olmayı öğreniyorsun. Oğlum hasta mısın? Doktor olmak öyle bir şey değil. Sen sadece bir doktorun, o durumda hastası kalp damarı pıtası atarken aşk, müsalis üçgeninde nasıl kurtulabilirsin? Durumunu oynuyorsun yani. Sen doktor olmayı öğrenmen öyle bir şey değil diye düşünürüm hep. Şöyle ama, ben bunu yüzde yüz katılamıyorum. Çünkü kendi deneyimim şöyle olmuştu. En son oynadığım televizyon işi sürecinde çok travmatik bir şey yaşadım ben. Ve oynadığım kız çok neşeliydi, çok mutluydu böyle. Hayat dolu bir kızdı. Çok zordu hayatım, kendi hayatım. Yani dışarıya gülüp içeriden ful ağladığım bir süreçti. O kızın o yaşam enerjisi, o neşesi, o sevinci... ...beni biraz aslında hayatta bağlayan bir şey olmuştu. Yani çünkü modunu oraya çıkartıyorsun sonuçta ya o kızı oynayabilmek için. İlla ki bir o mod orada kalıyor yani bir süre. Evet ya bu bakış açısı bak. Hadi ben de sana şimdi karşı geleyim. Biraz da tartışalım biraz da. Mesela bir tane bir röportaj vardı isim vermeyeyim. Çok tatlı, dünya şekeri bir hanımefendi. Diyor ki bir dizide oynadım ben diyor yakın zamanda diyor. Diyor ve orada diyor bir tecavüz sahnesi vardı diyor. İşte ben diyor o kadar diyor etkilendim ki diyor işte ailemin yüzüne bakamadım. Arkadaşlarım işte kendime gelemedim odamdan. Şimdi nihayet sonuç olarak tecavüz iğrenç bir şey. Çok kötü bir şey. Bunu hiçbir insanın başına gelmesini temenni etmiyorum. Bunu deneyimlemen için yani bu bandijan gibi bir şey değil. Kemer bağlılar altta da güvenli alan. Yani sen hoca kestik dediğinde sana tecavüz eden kişi senden özür diliyor. Ya rahatsız ettin mi? Çay getiriyor, çay içiyorsunuz. Evet gittik deyince diyor ki sana burayı nasıl yapalım şimdi? Ben de üstüne mi gelsem? Ya o kadar güvenli ki bu kadar iğrenç bir şey. Bunu oradan anlaman çok böyle mümkün değilmiş gibi geliyor bana. Ve biraz da şey gibi geliyor bana ya şımarıklık. Çünkü o psikoloji yani bu şey yani bu götürür seni. Eğer bu kadar çabuk buna ikna oluyorsan, bu kadar çabuk bunun içinde dejenere oluyorsan...
Sağlıksız. Bu seni götürür ya. Olumsuz tarafı öyle ama ben daha pozitif tarafının kullanılmasından bahsettim aslında. Yani daha iyi hisseden, daha pozitif bakan bir karakteri oynarken... ...onun o özelliklerini günlük hayatında da kullanma gibi bir şeyden bahsettim. O çok güzel. Ya aklı olan zaten o duyguda kendini tutmaz. Bir flörtte böyle saçmaladın, şöyle bir hata yaptın dediğin oldu mu hiç?
Son zamanlarda flört olayım çok yok benim ya galiba. Siyasi bir duruşmu ne bu? Bilmiyorum ya. İnsanların samimi bulursam eğer öyle bir topa girerim. Samimiyet yoksa flört etmem, konuşmam yani. Terslerim hatta. O yüzden zaten ters bir tip olarak algılanıyorum aslında. Ama ben doğru insanı bulmak için onu yapıyorum. Ya bu arada yedi milyar insan onu arıyor şu an. Doğru insan ama... Nereden?
Ya ben aramıyorum ama her denk gelenle de konuşmam yani. Öyle bir şeyim yok. Her benimle konuşmak isteyenle konuşamam. Ya da her benimle flört etmek isteyenle flört etmem, terslerim. Ama bir şey görürsem, ufak da olsa yakalanacak, tutulacak... ...değer bulacağım ve değer verebileceğim bir şey görürsem... ...o zaman iletişimimi tamamen açarım ve çok net olurum yani, çok açık.
Hata payını ortadan kaldırıyor gibi bir şey mi oluyor böylelikle yani? Hiç hatan yok mu yani? Bir şey yaptım, şu flörtü, çok kötü dediğim bir şey yok mu yakın zamanda? Yok. Ben ne yaptım biliyor musun? Yine fakafamı anlatayım diye bu konuyu açtım.
Çok güzel, yani müthiş, bazen olur ya, ulan dersin, evet ya böyle konu tuttu, hani enerji tuttu, çok tatlı sohbet ediyoruz. Kendini daha kasarsın böyle, daha farklı gözükmek istersin. İnanılmaz bir an. Böyle bir şeyler de içiyoruz. Dedim ki, müzik açayım mı, sever misin dedim. Olur dedi. Ben de şaka olsun diye, yani böyle her şey güzelken, hadi bir şey, bir şarkı açayım böyle hani. Daha böyle hoş, ezgisi olan hani...
Şaka olsun diye daha böyle, nasıl diyeyim, dramatik bir şarkı açayım. Hani durgunlaşalım dedim. Çok severim. Bir sevdiğim türkü var ya, Geceler Düşman diye. Türkü de açmazsın be kardeşim. Bak yemin ediyorum. Libido killer. Sırf o an bir şaka yapayım. Hani böyle hani şey olsun diye. Gülay'dan şeyi açtım, Geceler Düşman. Tarpkınlardan haberin yok mu? Gir çocuklar diye. Oğlum eski sevgilisiyle şarkıları yemiş biliyor musun ya? Çok kötü oldu. Kız böyle bir tribe girdi. Aman.
Hayırlısı olmuş. Ya evet evet. Bozma moralini. Yok yok moral bozacak bir şey yok ya. Bayağı küçücüğü konuştuk. Üzüldüm ben de üzüldüm. Vallahi on numara ilişkileri varmış ya. Kendimi çok kötü hissettim böyle. Çocuğu arayacaktım. Moruk bir şans verin ya. Burada ben bir şey yapmadım. Moruk. Hem yakışıklı hem komik erkek yok olmaz yoktur derler yani. Ya işte komik erkek mi yakışıklı mı ya komik olsun. Yani ikisini hiç çok zordur.
Var bence. Ben çıktım birkaçıyla. Hem yakışıklı hem komik. Zaten komik erkek komik değilse ne yapacağım da yani. Yani yani komik diye çekici geliyor olabilir. Hani komik olduğu için başarısı sana seksi geliyor olabilir. Güzellik algısına uygun olması mı yakışıklı demek? Dişlerini fırçalıyorsa yakışıklıdır artık. Dişlerini fırçalıyoruz canım. Bilmiyorum tabii herkesin şeyi farkıdır ama en azından bir tanesini şey edersin yani. Standartı üstünüdür yani. Anlarsın onu. Sen hem yakışıklı hem komiksin.
Bir saattir bunu söylüyor. Bunu söyle diye. Hayvan. Bir de bir köşeye çıktım falan diyorsun. Buz gibi oldum. Beni niye seviyor falan diyor. Tükendim. Estağfurullah. Sergen bayıldı sayın seyircinin dinleyiciler. Anlıyorum diye konuşuyor.
Buse Sinemire'nin de gösterilerini Instagram sayfandan takip edebilirsiniz. Var mı yeni? Var. Nerede? 1 Eylül'de yeni sezona başlıyorum. Aylak'ta çıkacağım. Ve aynı zamanda sen sahnede bu arada şey yapacağız ama müzikte yani şimdi çok müzikte hakim olmadığım için saygısızlık yapmak istemem. Gitar çalıyorsun bir anda. Müzisyenim aynı zamanda gitar da çalıyorum. Dovulda, bağlamada. Utanma ya bağır bağır söyle şunu ya. Bu müthiş bir şey bu. Enstrümanlar çalıyorum. Enstrümanlar. Evet, telli ve vurmalı enstrümanları çalabiliyorum. Klavyeyi şu anda
Kendi kendime çözüyorum gibi. Bu sefer çok ufak bir virgül koysak. Tamamen benim cahilliğime verin. Tamamen saygısızlığıma verin. Sadece hazır bir dost meclisindeyken sormak istiyorum. Bak şimdi aklıma geldi. Müzik ayetleri konuşurken telliler ve vurmalılar diyoruz ya. Vurmalılar derken sizin de aklınıza başka şeyler geliyor mu? Kafanız karışıyor mu? Oluyor mu yani? Bunu dile getirmesen bile. Ben kötü insan mıyım puşkusuna yer edecek ama bunu dile getirmediğin için. Yok ben iyi insanım diyecek seviyede kaldığın için. Tokmak desem bir nebze. Ama vurmadan da şey olamam yani. Oh tamam. Çağırışım var. Çok özür dilerim. Süper. Çok özür dilerim. Lütfen. Oh çok rahatladım ya. En azından akla gelmesi benim için yeterliydi ya. Çünkü çok der... Oğlum ben sapık mıyım falan çok düşünüyordum yani. Vurmalı sonuçta müzik aleti yani. Vurmalılar. Sapık değilsin. Erkeksin sen ya. Terli oğulları ve vurmalılar. Sıkıntı yok.
Çalıyorum enstrümanlar, aynı zamanda şarkı da söylüyorum. Kendi zaten şarkıların, bestelerim de var. Böyle gerçek duygularla yazılmış, duygusal olan. Ve hiç eğlenemedin. Evet, onların haricinde bir de şovuma entegre edilmiş... ...hikayelerle bütünleşen komik şarkılarım var, tasarlamam. Onları çalıyorum, söylüyorum. Onlar hikayelerin devamı gibi oluyorlar. Metni birbirine bağlayan araçlar aslında o şarkılar.
Beni hep korkutmuştur biliyor musun ya? Nedir? Stand-up'da gitar mesela. Çok korkutmuştu beni. İlk böyle kimde görmüştüm yine. Caner'dir. İlk Caner yapıyordu. Benim saygısızlığım ya. Soy ismi neydi? Caner Omur. Tamamen benim saygısızlığım yani. Ama yani evet görmüştüm birkaç kişide. Beni çok korkutmuştu. Ama da kızın travması olmuşsun ya. Gel kız gel gel. İbrahim Selim'de yapıyordu bir ara. İbrahim Selim'de yapıyordu. Kelime topluyordu. Sonra şarkı yapıyordu. İbrahim Selim mi? Hayır. Caner Omur işte.
İbrahim Selim'de yapıyordu. Ha bilmiyorum. Belki oradan hatırlarsın diye söyledim de. Ya İbrahim Selim izleyen birisiyim. Toparlayayım. İzlemesen bile maruz kalıyorsun ya. Evet, evet. Hiç denk gelmedim o zaman. Hiç denk gelmedim yani. Geçtiğim kısım orası benim. Kadıköy
Aylak var. Dinleyicilerimizle beraber 1 Eylül'de, ben bir an 1 Eylül'de gelmek isterim bu arada. Gel. Çünkü bakayım, çünkü bayağı oldu. Evet. Çok oldu. Bayağı günmüştü en son izlediklerimiz. Ya evet ya. Çünkü bak gerçekten saygısızlık yapmak istemeyeceğim. Ben size bir şanssız fikrimi anlatayım mı? Sonra ister bende dostum devam eder, ister istemez. Ben izlediğim şeyden keyif almak, ne bileyim, mesela bir dizi izliyorsan, evet öyle hani bazen diyorsun ki evet bir şey olsun, açısı güzel olsun artık, bir şey olsun, bir şey versin. Bir şeyler yaptıkça, okudukça, daha iyisini istersin. Evet, ben mesela stand-up'ta da şu an, aha diyorsun lan, hoş bir şey izliyorsun, hoş bir görüntü var, göze hitap ediyor. Herkes için bilmiyorum yani, kimi beğenir, beğenmez. Bir de üstüne pat pat şaka vurunca, bak inanılmaz bir geceydi, aklımda kalmış, kaç sene oldu bak. Ne kadar yine iki kilometre cümle yaptın bir şey söylemek için, ne dedin acaba?
Biz de bakalım, yeni oluşum kurduk. İnşallah güzel olur. Yakında başlıyoruz tekrardan. Eylül'de biz de aktifiz.
Şu an yapmıyor musun? Şu an yok. Eylülde başlıyorum ben de. Eylülde başlıyorum bir aksilik olması. Nerede ilk Eylül? İlk dedik ki, bizim geçmişimiz alakalı olsun dedik. Osmanlı'nın ilk başkenti. Bursa mı? 6 Eylül'ü Bağop. Sevgili Bursalılar. Vallahi ilk buradan duyurdum bu arada biliyor musunuz? Sevgili Kadir ve Beril bunu kesmezse, 6 Eylül'de ilk Bağop sahnede gösterimiz var. Kendi artık oluşumumuzla. Bursa seyircisi efsane. Bu arada evet, evet. Osmanlı yanında olabilirim. Çok tatlılar.
En beğendiğin başka şehir var mı? Benim neresi biliyor musun? Çanakkale ve Ordu. İnanılmaz şaşkınlığım var oraya karşı. Bir de Balıkesir. Ben oralarda yapmadım hiç. Ben en sevdiğim Ankara, Bursa. Bir gün gelsene, gidelim beraber hem açılış yaparız hem de gösteri yaparız. Biz hemen açılış komedileri yaparız. Hayır, hazır Çanakkale var diye söyledim. Ya manyak. Sadece gezdirmeye götürmüyor mu? Niye çalışmam gerekiyor? Ay ne bileyim ya, sahneye çık, kalabalık seyirci gör diye dedim.
Peki şöyle bitireyim sevgili Buse Sinemiran. Bugün Sote'ye müthiş renk kaldı. Olur bu arada. Tamam anlaştık. Bir tanesine götüreceğim söz. Değerli izleyenler, dinleyicilerimiz Sote'de bugün Buse Sinemiran vardı. Mükemmel bölüm oldu benim için. Teşekkür ederim. İyi ki geldin. Ben teşekkür ederim. Seni seviyorum. Ben de seni Sergen'cim. Gitmek istedik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa... Her sevdiğimiz nereye gitti? Pekala kaçtık biz de.
Sode, Sode...
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.