Podcast

S2E3 / Geriye Kalan Her Şey İçin 5 in 1

Sote

2 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Oyuncunun iyisinin nerede kendini belli ettiğine, etliye sütlüye naçizane dokunan ve tüm bu bağlamlarda duş jellerinin özelliğine değinen bir bölüm.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

3.674 kelime · ~18 dk okuma

Sode Sode Merhaba, evet sevgili SOTE dinleyicileri, herkese merhaba. Ben bak insanlarla karşılaştıkça, denk geldikçe, insanlarla diyaloğa girdikçe galiba hani böyle birçok şeyin bilimi var ama insan inanılmaz ya. Vallahi yani beyin derler ama bence insan onu taşıyan bence daha önemli artık günümüzde ve hani ben şeye çok inanan bir insanım bu arada. Coğrafya kaderdir. Bunun olumsuzluklarını şöyle almayacağım ama insan büyürken coğrafyanın ona bahşettiği, ona sunduğu birçok şeyi bence insan bazen çok farkına varamıyor ya.

Mesela bize bak, bize derken bizim kendi coğrafyamızdan bahsediyorum. Biz Türkler, Türkoslardan bahsediyorum. Bize nerede ne veriliyor bilmiyorum. Şöyle bir alışkanlığımız var bizim. Sanmıyorum şimdi kimseyi burada amacı manipüle etmek değil ama bence hak vereceksiniz. Bize bir yerde ben bunu yapabiliyorsam bunun daha iyisini de yaparım. Bak bunu böyle şey gibi düşünme, başarı, hırs, azmi gibi düşünme. Ben bunu elde edebiliyorsam

Bunun daha iyisini... Nerede veriliyor bilmiyorum. Yani bu küçüklüğümüzden beri böyle. Belki ayakkabından, tasondan, kıyafetinden, bisikletinden, her şeyine kadar. Ama artık olgunlaştığında bu çok böyle artık gözle gölülü hale geliyor bence ya. Mesela araba bakacaksın, araba bakıyorsun. Diyorsun ki...

Transkriptin tamamını oku

Şu anki ekonomik şartlara da baz alarak örnek vermeyeyim. Böyle rastgele örnek vereyim. Mesela diyorsun ki benim 100.000 TL'm var diyorsun. Ben 100.000'lik araba bakayım. Böyle 100.000'lik araba bakmaya başlıyorsun. Şimdi o arabanın böyle kıstası oluyor. İşte adam yapmış 105.000, 100.000. Ulan diyorsun 100.000 veriyorsam 120.000 de veririm. 120.000 veriyorsam bunu almayayım 150.000 veren 200.000 de verir. Böyle böyle. Böyle böyle. Günün sonuna geldiğin noktada ulan ben bu parayı veremem deyip hiç böyle alamayacağın arabalara bakmak. Mesela bak bu ilişkilerde de böyle oluyor. Mesela erkek ağzıyla konuşayım ben şu anda. Mesela erkek, erkek adam bir kadını tavladığında, bu çok güzel bir şey değil mi dünyada? Hani şu an gir sosyal medyaya bin tane örnek görüyoruz. İşte aa sevilmek böyle bir şeymiş, işte bizi bir gün böyle biri sever mi? Ama o iç dünyayı bilmiyorsun ki. Globalde böyle. Bu yöreselde böyle bir şey değil ki. Yerelde böyle bir şey yok ki. Yerelde adam... İşte bak, o başarı azim dediğim kısım belki burada devreye gidiyor olabilir birazcık yani. Bizde etkilemek yok. İkna etmek gibi bir şey var. Yani biz böyle olayı... Ya tamam şimdi aile babalarını baz alarak konuşmuyorum tabii ki.

Siz o detayı bence ayırıyorsunuz ya. Artık ya linçlenmekten öyle hale geldik ki insan bence söylediği her şeyi düşünüyor artık ya Mehmet Ali İblariç. Yani bak şöyle bak çok düz matematik ya. İkna etmek değil. Birisini ikna ettiğinde bu çok böyle insan için haz veren bir şey yani. İnsan haz alıyor bundan. Diyorsun ki aa diyorsun ya şu kadının güzelliğine bak, zarafetine bak. Çünkü ondan hoşlandığın, onu beğendiğin, ondan çok etkilendiğin için onu etkilemek istiyorsun ve

Onunla mesela bir ilişkiye başladığında bu senin için böyle şey gibi hani küçükünden beri gelen bu tavlamak, onu tavladın, onu elde etmek yani elde etmek belki biraz kaba olacak ama yetin değil mi? Hani al hayatını geriye kılan kısmını belki de eşini buldun ya belki de. O hikayelerde yazan, o romanlarda konu olmuş, birçok insanın bunu bulamayıp kafayı yediği, bunun için sabah saatlerce programlar çekilen, sabah kuşaklarına hükmeden o kişiyi belki sen buldun ya. Ama işte bak diyorum ya nerede veriliyor bilmiyorum bir yerde sana o çıkıyor işte o nüksediyor bir yerde tekrar patlıyor beynin bir yere. Ulan diyorsun ben böyle bir kadını ikna ettiysem bunun daha iyisini de ikna ederim.

Mesela aldatma da öyle. Hiçbir erkek sanma öyle bir anda dışarı çıkınca o hadi bugün aldatayım diye öyle kimse kimseyi aldatmaz. Aldatmanın evreleri vardır mesela. Bu nerede o? Mesela sevgililik, evlilik, neyse birliktelik. Bir erkek bir kadınla birlikte olduğunda öyle direkt tabii ki benim düşündüğüm gibi olumsuz şeyler düşünmüyor. Bunu çok ilk başta böyle bir oluru var, yatarı var. Ne o yemekteki şey patlıcan yatağında kısmı var. Bir altı temeli var bunun sağlam. Ondan sonra... Nerede oluyor biliyor musun? Bir erkek ilk defa bir kadınla böyle bir diyaloğa girdiğinde, adres tarifi, yol tarifi dışında ilk defa bir diyalo... Orada fark ediyor. Aa diyor lan, başkan ben diyor birisiyle konuşabiliyormuşum. Erkeğin o korkusu var. Konuştuğunda fark ediyor. Bir dakika ya diyor benim o kadar korkmama gerek yokmuş. Bak diyor ben konuşabiliyormuşum diyor. Sonra diyor ki, ben diyor eğer diyor bir kadını konuşabiliyorsam onunla bir şey de içebilirim. Bak bu sefer işte date başlıyor, bir şey içmeler.

Dediğim gibi aldatma hemen gelmiyor. Sonra mesela bir öpücük oluyor. İstediğin kadar romantik de, etik dışı da hiç fark etmez. Öpücük, öpücüktür. Ses çıktığında öpücüktür yani. Adam diyor ki, ulan ben diyor öpüyorsam...

Herkesin kendin cevabı ya. Şimdi aldatmanın da, şimdi burada aldatmak konuştuk diye sanmasın burada o kötü bir şey mi konuşuyor. Hayır. Aldatmanın, Tuğba Ekinci yanılıyor mu yani? Yıllarca Aysun Koyuncu'ya neler yaptık bir tane cümlesi yüzünden. Benim oyumla daha çobanın oyu bir mi dedi. O dönem belki anladık veya anlamadık neler dedi. Sonra dedi ki Tuğba Ekinci, Gülben Ergen'e dedi galiba, doğru mu hatırlıyorum? Gülben dedi ya, bir kadınla, şey bir adamla ömür mü geçer dedi.

Bence dünyanın en doğru lafı yani. Şimdi herkes böyle düşünmek zorunda değil. Herkesin fikri bu olmayabilir ama ben şuna inanıyorum. Eğer dünyada böyle düşünenler varsa aldatmak o kadar da kötü bir şey. Kötü bir şey. Şimdi Twitter şeye döneyim. Aldatmak tabii kötü bir şey. Birisi aldatacaksanız birlikte olmayın. Tavsiyesini verecek birisi de değilim ben bu arada. Ama şunu bilin arkadaşlar. Bence yetinmek konusu belki birazcık iştah açıcı olabilir. Nerede yetineceğimizi belki biliyor olmak en azından.

Yani diyeceğim şu çok da böyle konuyu dağıtmayayım. Öyle ben bunu alıyorsam bunu daha da iyi alırım demesine gerek yok. Her konuda belki öyledir ama bazı konularda arkadaşlar mütevazı olmayı bilmek gerekiyor. Ben çıkıp size burada mütevazı olun demiyorum. Bazı konularda bir şeye gücünüz yetiyorsa o da çok değerli ya. Başkan valla. Hele günümüzde şu alım gücünde bir şeye sahip olmak bana çok hayal gibi geliyor ya. Eskiden belki daha değerliydi ama şu an mesela birisi bir şey alabiliyorsa ne âlâ valla. Herkes alabildiğince alsın.

Sotenin 3. bölümüne hoş geldiniz diyelim bakalım. Her şey dijitalleşti. Her şeye hemen erişmek bence çok keyifli bu arada. Ben eski kafalı bir insan değilim. Çok müthiş ya. Evde oturuyorsun her şey ayağına geliyor. Ama bak bazen de her şeyi bilmek... Şimdi bazı oyuncuları seviyoruz değil mi izlerken? Bir filmini izlemişiz, bir dizide izlemişiz, sevmişiz. Bizi de güzel bir yer etmiş. Aa demişiz ya bu oyuncuyu şu diziden tanıyoruz falan. Daha sonra o oyuncunun yaptığı bir açıklama, böyle bir fikrini beyan etmesi, herkesin fikri var.

Geçen gün Esra Dermancıoğlu'nun bir şeyi vardı, konuşması. Ben yeni denk geldim, belki daha eskidir bilmiyorum. İşte Ricky Gervis diyor, Türkiye'de olsa diyor burada şöyle olurdu diyor. Türkiye'de böyle bir şey yok diyor. İşte buradaki yapım ve yapımcılar işte güzel kızlar diyor oynuyor, yakışıklı erkekler diyor, başrol de işte dijital de böyle.

Şimdi bu Esra Dermancıoğlu için eğer çok güncel bir konuysa bir kere çok ayıp. Bunca zaman neredeydin, bunca zaman hiçbir şey okumadın, hiçbir şey izlemedin ki gel gelelim Esra Hanım bu bahsettiği işlerin bir çoğunda o güzel kızlara, o güzel çocuklara yan rollük yaptı kendisi ki bu ne benim ne başkasının yadırgama hakkı olan bir şey değil ama yani günün sonunda sen kaplanı besle büyüt Sevgili Esra Hanım'a şunu söylemek isterim. Vallahi dijitalde, Esra Hanım bu yüzden dijitali çok destekledik biz zamanında hani. Bir şey yapmak için illa bir yapıma, bir yapımcıya, çok çok büyük öyle ekiplere gerek yok. Dijitalde çok amatör, çok mütevazi imkanlarla da aslında insanların bir yere gelebileceğini çoğu insan gösterdi. Şimdi burada kendimize pay çıkaracak değiliz. Nacizane, bizim de eğer ufak bir çabamız olduysa ne mutlu bizler içinde. Ama değil Esra Hanım, vallahi. Hiç öyle düşündüğünüz gibi değil yani. Dijitalin güzelliği bu zaten yani. Kendi imkanlarınıza var olma çabası. Öyle oyunculuk eskisi yani. Bizim diyor işte Kadir Hasta diyor oyuncular diyor. Ne oyuncular var? Hiçbiri yok diyor yani. Yani çok eskidendi o Esra Hanım yani. Okuldan mezun olacaksın da kapında yapımcı seni bekliyor olacak.

Adam şu an şeyi soruyor yani okumam diyor önemli mi diyor yani bunun da eğitim almama gerek var mı diyor. Yani ne bileyim estağfurullah yani tamamen kişisel yani olmasa da oluyor olursa daha iyi olur yani ne yapacağını bilirsin şimdi ne diyebilirsin yani. Size oyunculuğa dair kendi fikrimi söyleyeyim mi? Ben oyuncunun öyle ağlayanını, bağıranını, işte çok iyi kendini yırtanını valla ben öyle şey yapmam ya, ayırt etmem ya. Bence bir oyuncu nerede belli olur biliyor musun? Şeyde, bayram mesajında. Bu oluyor ya böyle bayrama girerken dizilerin oyunculara bayram mesajı veriyor televizyon. Ben orada, ben oyuncuyu oradan... Yoksa bak, yemin ediyorum başkan, gerçekten öyle... Ağlama gelsin. Sürviks'e üç bölüm üst üste ağlarsın ya. Biraz da böyle nefesin varsa, diyaframın varsa of! Bağıra bağıra ya, ciğer mi ya? Gece rahat uyursun ya. Yani gülmek desen zaten total komedi. Kaka atmaktan daha basit bir şey yok ya.

Ama bayram mesajı verirken o en dürüst olman gereken yerde o en yanına o şeyi izle o kola reklamlarını yıllardan beri bir tanem şaşmaz. Her seferinde yani dini inancın yoksa lan diyorsun ne kadar güzel bir din. Bir kola sana bunu yapabiliyorsa değil mi? Bir oyuncu niye sana bayram o kadar? İzliyorsun böyle sahte sahte gülücükler, o şeyin gibi sıla genç olduğunun gibi kayıt bitince kendini geriye atmalar. Valla oyuncu dediğin bayram mesajını verirken sana o kurban şeyini geçiriyorsa, eskisi gibi adı şeker bayramı olarak sen de telaffuz ediyorsa o zaman oyuncu oyuncudur ya. Bak şimdi yine konu Esra Hanım'a gelmiş olmasın ama yani insan izlediği şey bence aklında kalır ya. İnsanın izlediği şey aklında kalmalı şimdi. Biz yıllardır ne izliyoruz da çıkıp da şimdi aynı şeyleri izliyoruz diye dert yanabiliriz. İnsan bazen gerçekten çuvaldızı kendisine batırmalı. Bu arada çok güzel bir konuğum var. Kerem hoş geldin bu arada. Hoş bulduk. Kendini tanıtmak ister misin? Böyle bir vasfım ister misin? Kimler? Hani seni dinleyenler şu an, seni bilsinler ister misin? Yok, gerek yok. Çok teşekkür ederim. Var mı izlediğin bir dizi?

Şu an yok. Yani mesela biz de yıllardan beri ne bileyim yani şimdi çok eleştiriliyor. Ben de şimdi böyle hep söylenen şeyi söylemek istemiyorum ama. Mesela yaz dizisi diye bir kalıp var bizde. Yani ben şimdi demiyorum ki yaz dizisi olmasın. Ama yaz dizisinde biz dört senedir aynı CEO'yu izlemeyelim. Ya o sene kovan oğulları, bu sene vuran oğulları yani. Zaten yemişiz iki sene üst üste CEO, üçüncü sene bir daha CEO verdiğin zaman. Onun zaten bir tadı yok ki. Hani karşıdaki asistan olsa ne olur, oraya gelen düğün sahibini işte yok düğünü organize eden kişi olsa ne olur yani ya.

Ya böyle bir kriter mi var? Mesela şey mi diyor menajer anlaşırken? Ya bizim oyuncumuzun kriteri var. O fakir... Fakir yapamaz. Madem çocukları konuştuk, kızlar için ufak bir tavsiye vereyim. Sevgili asistan kızlar, yani yaz dizisindeki asistan, acemi ve bir şey olurken çok heyecan duyan sevgili kız oyuncuları, kadın oyuncularımızdan bahsediyorum. Dökmeyin şu ayranı ya.

Ama artık biliyoruz yani o patronun odasına girdiğini, bir şeyi karıştırırken bir şeyi dökeceğini, yani sakarlık yapacağını ve her şeyin başına bu yüzden geleceğini başkan artık biliyoruz ya. Vallahi dökme şu an başka bir şeyiz diyelim. Ben çok merak ediyoruz ya. Ama da hakkımızda hayırlısı olsun bakalım. Ama kimse okumadığı, değil mi? Kimse okumadığı, onay vermediği, beğenmediği şiir içinde olmaz.

Bak şimdi çok güzel bir söz var başkan diyor ki eğer diyor içinde bir hüzün bir acı varsa diyor onu diyor çıkart içinden azalsın. Mutluluk varsa diyor çıkart o da çoğalsın. Bu sözü hayatının birçok yerinde entegre edebilirsin ama ben böyle duyduğum sözler karşısında çok etkilendiğim için size yaşadığım bir hüznü bir siz yapmayın aklınızda bulunsun ben yandım siz yanmayın fikrini sizlerle paylaşmak isterim. Bir tane programa konuk oldum ve çok güzel bir soru vardı. Dediler ki işte DM'den bir taktiğin var mı? Hani DM atarken atıyor. Bak bana şeyi sormadılar. Birisine DM atıyor musun diye sormadılar. DM atarken dediler bir taktiğin var mı? Ben dedim ki yani burada söylenmez falan gibi böyle salak bir başta kibarlık yaptım. Sonra taktiğimi söyledim. Dedim ki ben dedim sanki böyle çok uzun bir konu konuşuluyormuş da tam orta yerinden kalmışız gibi laf atıyorum dedim. Mesela diyorum ki dedim ya benim bildiğim kadarıyla Aragon

İşte üçüncü filmde dedim kılıcı onarıyor yazıyorum dedim. İşte karşı tarafta özür dilerim anlamadım ne falan yazınca. Ya diyorum özür dilerim sen bana Yüzüklerin Efendisi'nde Aragorn kılıcı hangi filmde hangi kaçıncı filmde onarıyor diye sormadın mı diyorum. Aaa orada şaka falan böyle gülüyoruz eğleniyoruz.

Ben sonra niye, hangi akıl bilmiyorum başkan. DM attım. Birkaç gün sonra bir DM attım ve aynı DM attım. Hani program izlenmemiştir diye. Bana bir karşılık geldi. Dedi ki, bari kelimeleri değiştir ya dedi. Sonra bir dalga çar gibi dedi ki, arkadaşlarım anlatıyordu, inanmıyordu. Sorun da bana da nasip oldu.

Geçen gün bir söz duydum diyor ki anneniz diyor bir şey yaptığında onu yadırgamayın çünkü diyor hayatını ilk defa yaşıyor. Bak başkanım bir erkek için herhangi bir erkek için bu cümle yani çok şey ifade ediyor. Ben direkt paramparça oluşuyorum. Annem şimdi ne istese zaten elimizden gücümüz yettiğince.

Yapmaya çalışıyorsun ama bak sonra şunu fark ettim böyle koştururken çünkü anne çok umursamıyor ya orada daha fırınlımaz oluyor ya. Olmadı mı? Ben de hayatımı ilk defa yaşıyorum. Bir de bak erkek için böyle duygusal kelimeler çok yeterli geliyor. Diyorsun ki bu cümleyi alıyorsun. Aa diyorsun ya bunun alt metnini işte önermesini falan boş vereyim işte. Annen hayatını ilk defa yaşıyor. Onu mutlu edeceğim. Yeterli bilgi. Bak bir erkeğin başka bir hayatındaki bireyi... Şimdi anne dediği bireyi demeyelim artık. Allah kahretsin bu nişan ve korkusundan ya. Anneme bireyi dedim ya. Cinsiyet belirtmeyeyim diye. Evdeki varlığı mutlu etmek için bu sefer bu çok yeterli oluyor senin için. Diyorsun ki aa diyorsun evet ya kadın hayatını ilk defa yaşıyor. Oğlum sen de ilk defa yaşıyorsun hayatını ya.

Yani bak bir de bu çok duygusal. Şimdi buraya girmeyeceğim başkanda. Vallahi bak biz erkek erkekler için ya bilgi bak belli bir yaşa kadar nasıl bir şey biliyor musun? Bu bana yeterli bilgisi diye bir şey var böyle. Hani o başta bahsettiğim gibi değil. Mesela küçükken annesini yıkıyor tamam mı? Şimdi annesini o bebekliğinden beri yıkadığı için artık o bebekkenki o coşkusunu kaybediyor. Şimdi ne bileyim 8 yaşında seni yıkarken al diyor sabun diyor. Bunu her lifi sürüyor sabuna şok şok al diyor. Sen de o yaşlarda dine göre ruhun üflendiği, hayata göre, bilime göre de

Artık düşünmeye başladığın için şöyle bir ayrım yani gördüğün her şeyi doğru sanıyorsun ailenden aldığın. Orada diyoruz ya işte aileden gördüğün terbiye, aileden gördüğün eğitim. Sen diyorsun ki aha diyorsun duşta yıkanmak böyle bir şey. Life sabunu sür bütün vücudun. Ulan oğlum adam lif bir life sabun sürüyor. Yüzünü çok affedersin diğer yüzünü. O lifle tamamlıyor yani adam ya. Ya kadının, çok affedersin dizi için başka bir lifi falan var yani kadının. Mesela o yüzden erkeğe o kadar kolay ki bir şey satmak bu kozmetik ürünlerin. Mesela adam koyuyor duş jelini üstüne yazıyor. Beşi bir arada. Adam demiyor ki ne beş tane? Beş tane. Adam diyor oğlum ne güzel içinde beş tane şey var diyor adam. Yazmış duş jeli ve şampuan ikisi bir arada. Oğlum bu, bu kötü bir şey lan. Ama adam diyorum yani müthiş ya. Valla bir yani evet biz erkeklerde aslında hayatımızı ilk defa yaşıyoruz.

Bak bir de bizim şöyle bir şeyimiz var. Belli bir yaştan sonra kendi ailenden öğrendiğin hani eksik şey falan demiyorlar ama herkesin kendi ailesi kadar. Hayatına birisi girdiğinde ondan bir şey öğrenmek de çok değişik. Böyle bir de o an biliyormuş gibi mesela temizlik, hijyen, hijyene dair. Oğlum hiçbir erkeğin uyumadan önce yüzünün silinmesi gerektiğine dair bir ilgisi olduğuna inanmıyorum ben ya. Yani tuvalette...

Hani yadırı görürüz ya bazen işte Müslüman indim Sobya'dan direkt tuvalete koştum falan filan diye. Bak belli bir dönem tuvaletten sonra tuvalet kağıdı da mesela bir erkek için çok şey değil. Don var ya zaten diyor. O don onu silmiyor mu diyor. Valla bazı erkekler de hayatını ilk defa yaşıyor ama sanki çok önceden buradaymış bir davranıyor ya. Orası daha zor başkan ya. Hayırlısı.

Sevgili Kerem, sana sormak istedim. Sevdiğin bir ünlü var mı? Yok. Aynen öyle. Aynen. Böyle... Yani inanamadım ya. İnanamadım. Diyelim ki sizin var arkadaşlar. Benim var. Ben şu yüzden insan sevdiği, bilmiyorum size de oluyordur belki, insan böyle sevdiği, saydığı, değer verdiği, kendi kafasına bir yere koyduğu insanları sanki böyle çok ultra zevklere sahipmiş gibi gelir bana.

Böyle şey gibi oldu. Benim öyle sevdiğim isimler var. Nesini ve niyesini sevdiğini söylemiyorum ama hayal kurdum diyorum. Şöyle, hayatımdaki çok değer verdiğim, ünlü olarak başarılı bulduğum çok insan var. Bana bir şey geliyor bu insan. Çok üstün zevklere sahipmiş gibi. İşte müzik zevki, yemek zevki, giyim zevki, seyahat zevki, ev tercihleri gibi. Mesela futbolcular, sanatçılar. Ne zamanki onlara da, işte bak yine dijitalleşmenin verdiği bir şeye maruz kalıyoruz burada. Noksanda. Ne zamanki onlara da çok daha fazla hayatlarına girme imkanı buldukça çok büyük hayal kırıklığı yaşadığım anlar oluyor biliyor musunuz? Başkan.

Mesela futbolcular, mesela futbolcular ya ben diyorum ki bir insan bir futbolcu Beşiktaş'ta oynuyorsa, Beşiktaş'ta oynamış birçok işte o Portakizler çıtası vardı hatırlıyorsunuz böyle giyimleri, kıyafetleri o döneme denk gelmiş. Çok uzatmayayım gene. Bir tane video vardı işte bizim Necip, Oğuzhan, Olcay böyle arabada işte APO falan dinliyorlar. Şimdi APO kötü diyecek değilim ama ya bana Beşiktaşlı futbolcuların APO dinlemesi hiç olmaz gibi geliyor. Ben böyle hayal, inanılmaz hayal kırıklığına uğrarım. Mesela röportaj yapıyorlar bu futbol şeylerin, takımların. İşte otur, en sevdiğin yemek diyor Türkiye'de, şunu. Türklere soruyorlar, ne diyor, o şu, şu, bu. En sevdiğin film diyor. Mesela diyor ki Recep İvedik. Şimdi Recep İvedik kötü film değil. Ben Recep İvedik'e bak, bu arada hayvanlar gibi güldüğüm yani. Beş, altı filmin birçok sahnesini bilirim. Birkaç defa izledim, şeydir.

Ama Recep İvedik'e şey demezsin. En sevdiğin film sunulduğunda Recep İvedik yani onu bilmemiş bir davranırsın yani. Birisi söyleyince ya falan yaparsın böyle. Recep İvedik o kültürdür ama bizim ortak mirasımızdır. Mesela herkesle her şeyi konuşabilir misin? Her konu hakkında, ekonomisi olsun, entelektüel plaklar, şarkılar. Konuşamazsın ama herkesle... Mesela hatırla şimdi bayramlarda oturduğun eniştenle, dayınla, teyzenle o bir anda gelen Recep İvedik sahnesi önermesi, herkesin buna gülmesi, senin yadırgadığın şeyde onları güldürebiliyor olmak. Müthiş bir ortak dil ya. Kutsal damacana. Bir de övünü övün, en sevdiğin film. Kutsal damacana diyor, ağzına su yok. Dur ya.

Pusul damacana. Oğlum hayvan gibi film bak hayvan gibi film ama o sende kalsın ya. Yani Recep Fedai'yi sevebiliriz. Hayvanlar gibi seviyorum. Keşke daha fazla yapsa. Ya bir de bak bunun kendi fikrimi söyleyeyim size bu konuda. Yani işte niye böyle filmler yapıyor diye. Hatta bizim haddimize değil ama yani arkadaşlarım hakkında. Yani Esra Dermancıoğlu belki kızacaktır bize ama yine. Şimdi bu adam çok mu yakışıklı bir adam? Niye başrol? Yo, kendi işini kendi yaptı adam. Tamam dijitalde yapmadı ama bak bu çok büyük örnektir bize. Dijital sana bunu çok daha minimal şekilde sana sunabiliyor işte. Bu da o kadar goygoyun içerisinde arkadaşlar. Öğretici bir cümleydi. Ya ben bakma ya başkan. Öyle kimsenin tabii neyi sevip neyi sevmeyeceğine karışacak bir insan değilim. Bunu çok tekrarlıyorum belki ama gerçekten böyle hayran olduğum,

Çok üstün gördüğüm bir insanın ağzının suyu aka aka, ben en sevdiğim film... Recep İvedik demesi... Böyle şey oluyorum ya. Yani tabii herkesin sevdiği şey çok başka. Şeye karışacak bir insan değilim. Onu sevemezsin, bunu sev diyecek değilim. İlla Aristokrat örnek vermek zorunda değilsin.

Ama Recep İvedik demezsin ya. Yani bak dediğim gibi ben valla böyle sevdiğim isimlerin hayal kırıklığı bende çok daha etkili oluyor ya. Baya aa diyorum bunu yani tamam Recep İvedik demesi benim için çok bir şey ifade etmiyor ama böyle şey beklemiyorum ya bu arada illa benim gönlüm ağlasın diye veya illa böyle marjinal gözüksün diye var ya. Abi tolu karıçeliğin sarmaşık günü falan. Herkesin aldığı keyifse başka ama bu kadar ortak, bu kadar yöresel bir şeyi çok sevme imkanı olamaz. Yani birisinin mantığı en sevdiği yemek olamaz gibi gelir mesela bana. Böyle bir şey ararsın yani. Ya da bence mesela bak işte bu kadar işte medya için içine giriyorsa, görsel sanatlar için içine giriyorsa işte bunları iş ehli bırakmak gerekiyor. Diyecekler ki başkanım sen bugün bak bizim bugün Beşiktaş'ın böyle programı var. Sana en sevdiğim filmi diyecekler. Biz maaile senin Recep Vedik fanı olduğunu biliyoruz.

Bugün onu söylemeyi ver. Çünkü o kadar insan seni izleyecek, dinleyecek. Böyle şeye gözükelim. Ya daha hoş bir film söyle. Bak şan sınavına girecektim kaç sene önce. O zaman belki girenler varsa bilir. Böyle etap etap oluyor. İşte tiradın oluyor. Bir tiyatro sahnenin onu oynuyorsun. Sonra işte dans, doğaçlama ve şan yani müziğe dair. Benim de müziğim bu arada çok kötüdür yani. İnanılmaz kötüdür. Benim lakam beton kulaktı okurken. Hiç duymazdım yani ben. Ritim falan veremezdim.

Ben dedim ki şimdi bir şarkı ezberleyeyim. Şarkımda şeydi seni arar seni. O şarkıyı söyleyeceğim. Ezberleyeceğim. Sevda çiçeği. Onu söyleyeceğim. Onu ezberlemişim. Ve birkaç da böyle kendime bilgi almışım. İşte hoca sorarsa sevdiğim müzik var. Hiç unutmuyorum. Sevdiğin bir müzik varsa yazmıştım Google'a. Caz sanatçılar diye. Onedio'nun bir anketi vardı.

10 sanatçı diye hiç hatırlamıyorum. Unutmuyorsam o listeyi. Üçüncü sırada Billie Holiday diye bir kadın vardı. Bak kadının yüzü hala kıvırcık. Dünya şekeri bir kadın böyle. Aa Billie Holiday derim geçerim dedim ben. Sınava geldi şanslılığımla. Şarkın dedi. Ben şarkımı söyledim. Nota çalıyor böyle. Notayı ver. La la falan yapıyorum. Dedi ki var mı sevdiğim bir sanatçı dedi. Yani dinledim. Caz dinliyorum dedim. Var mı sevdiğim birisi dedi. Ben Billie Holiday dedim. Adam dedi ki ya erkek

Ben biliyorum diyeyim ölüp ölmeden dair hiçbir şey bilmiyordum o an. Çünkü şarkıları güzel, şarkıları ezberlemişim. Bir de şey gibi bir tane anket vardı ya, hoca giriyor sınıfa şeyi soruyor işte, temizlikçi kadının ismi ne falan, kimse bilemiyor. Erken öldü değil mi dedi. Oğlum yani şansına göre başkanım, mukadderat hocam dedim.

Tabi yani belli tabi adam benimle mi uğraşacak belli yani. Neyse diyeceğim o ki sevdiğimiz şeyleri gönül dostlarım güzel belirlersek, güzel şeyleri seversek ne ala. Hem insanı hem yaşamayı. Evet bu arada Tiyaram teşekkür ederim bugün çok güzel konuk oldun. Güzel konuştuk. Var mı eklemek istediğin bir şey?

Yok. Bizden bu kadar bugünlük sevgili başkanlarım. Bir sonraki bölümlerde görüşmek dileklerimizle. Umarım her şey gönlünüzce olur diyerek veda etmenin zamanı geldi. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa, her sevdiğimiz nereye gitti? Pekala kaçtık biz de. Hoşçakalın. Sote, sote.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)