Podcast

S1E24 / Tescillenmiş şakalar

Sote

5 yıl önce
Reklam Alanı (Deneme)

Bölüm Açıklaması

Umarım sevebilmenin sevmekten daha değerli olduğu ve yaşayabilmenin vazgeçmekten daha kıymetli olduğunu anladığımız bir yıl olur.



Bu podcast reklam içermektedir.

Bölüm Transkripti

6.366 kelime · ~32 dk okuma

Merhaba, yine bir güzel karantina gecesinden hepinize kucak dolusu selamlar. Güzel bir program benim için. Açılış çok heyecanlıyım. Çünkü benim için özel olan bir durumdan bahsedeceğim sizlere. İTÜ sosyal medya ödülleri açıklandı. Muhtemelen bilmiyor olabilirsiniz. Belki denk geldiyseniz bilmiyorum. Ben de bu ödüller arasında yılın en iyi mizah kişisi ödülüne layık görüldüm.

Çok tatlı oldu benim için. Çünkü bu benim ilk ödülüm. Yani bir şeylerin ilki her zaman güzel bir özür olsun isteriz. Benim için öyle olduğunu bilmiyorum. Dönem olarak gönül isterdi. Çünkü çok güzel bir konuşma metinlerim vardı. Brad Pitt'i geride bırakacak. Bütün sol yanı bir anda havaya kaldıracak. Çok güzel metinlerim vardı ama kısmet bir canlı yayında soru cevap yapmakmış. Benim için çok özel. Her şey de çok özel. Ne olursa olsun kirlenecek bir anı değil.

Yıldız Tilbe'nin dediği gibi şu an sözü tam hatırlayamadım ama ne olursa olsun onu kirletmeyeceğim seninle gibi. Çok tatlı bir sözü vardı. Ben de şu an bu ödülüme bunu söylemek istiyorum. Her ne olursa olsun dönem olarak, şartlar olarak onun bendeki anısını asla kirletmeyeceğim. Şey de çok önemli bence, onu söylemek de istiyorum aslında bir yandan. Övündüğüm bir şey benim bu. Bir ödül almaktan ziyade ben ilk aday gösterildiğimde çok mutlu olmuştum.

Transkriptin tamamını oku

Niye? Çünkü şeyim, ben rakip diyemiyorum çünkü onların çok daha güzel işleri var, onların çok daha üstün, akıldakılıcı, ölümsüz işleri var. O yüzden rakip demek çok şey geliyor bana. Onlarla beraber yarışmak, onlarla beraber aynı kategoride yer almak benim için çok heyecan vericiydi.

Nihayet sonucunda da bana çıkmış olması çok daha büyük sevincimi tabii katladı ama ne olursa olsun bu tabii ki benim onlardan çok daha iyi veya çok daha güzel işler yaptığım anlamına gelmiyor. Her zaman onların işlerini yapısı bu yüzden değil. Tabii ki saygı duydum ve onlar o yüzden belki ödülü layık görürler. Benim de o kategoride yer alınan belki bir şans, belki bana bir takdiri ilahi. Belki de artık bir şeyler yap çağrısıydı bilmiyorum ama nihayet sonuç olması güzeldi yani gerçekten güzeldi. Bu duyguyu hani şu an bir de bu arada şey gibi söylemiyorum şu anda böyle cimkeli gibi çıkıp da umarım herkes bir gün bu duyguyu tadar gibi bir yerden söylemiyorum. Benim neredeyse aynı mütevazı hayatımın size ufak güzelliklerinden hayatımda olan ufak iliklerden bahsediyorum. Çok az olduğu için bir tane bulmuşken de onu böyle uzun uzun anlatıyorum. Sakın şey gibi düşünmeyin yani böyle iyi ki bir ödül aldı demeyin.

Hayatımda başka iyi bir şeyin huzuru olmayabilir. O yüzden bu güzel şeyleri... Benim için gerçekten güzel ama bir yandan düşününce. Şey olmak çok güzel. Biraz daha düşünmeye başlıyorsun bu sefer yaptığın şeyler. Mesela şu an eğer programda bir şaka yaparsan bu şakaya güvenin. Düşünmeden gülün. Bir şaka yaptıysam ve bu tonumdan şaka olduğunu anlıyorsunuz buna gülün. Çünkü artık şakalarım tescillendi. Bunları artık konuşmama gerek yoktur diye düşünüyorum ama insan şeyi fark ediyor. Bence o çok daha keyifli. Kendin bir şeyler yaparken acaba oluyor mu olmuyor mu kaygısı içerisinde bir anda böyle bir

Şaka amaçlı söylüyorum ama doğrusu o olacak galiba. Tescillenmesi sana başka bir kapı açıyor. Mesela ben şeye çok fark ettim. Çok güzel bir şeymiş yani. İnsanların böyle mesela yolda yürürken seni gördüğünde gülümsemesi, yanına gelip seninle konuşmak istemesi çok güzel bir şey yani. İnsanların seni komik diye algılaması, seni görünce neşe ile dolmalara girmesi. insan kadar da abartmayacağım ama en azından ufak bir tebessüm, bir mutluluk görmek insanın hoşuna gidiyor yani. Ben bunu fark ettim şey olarak. Başından beri bunu yapmak ister miydim? Böyle olduğunu bilmiyorsun yani. Tabii herkes şey söyler mesela işte insanlara güldürmekten daha güzel bir şey yoktur dersin ama bu bir tiyatro oyunuyla belki tamam elbette mümkün ama bunu canlı bir yerde görmek hani bir sıfatın, bir karakterin içerisinde değil de bunu

Canlı kanlı sen olarak şahit olmak bence çok güzel. Eminim bunun Türkiye'de ve dünyada çok çok daha büyük örnekleri var. Eminim derken bundan siz de eminsiniz bu arada. Ben sadece dediğim gibi hani ben de yaşadığım için kendimce bir deneyimi burada sizlere aktarıyorum. Bu çok özel bir şey. Mesela bana çok mesaj geliyor Instagram'dan. Canım sıkkındı izleyince, keyfim yerine geldi falan diye. Bu insanın tabii ki hoşuna gidiyor. Çünkü şeyi de biliyorsun belki kendi hayatında, canın çok sıkkın olduğu anda hiçbir şeyin içinden gelmemesini biliyorsun, o durumu yaşamışsın daha önce ve başkasının benzeri, daha fazla veya daha aşağıda bir duygu yaşadığında ona iyi geldiğini duymak, Böyle bir geri dönüş almak bence çok değerli bir şey yani. Bunlar böyle bazen söylüyorum ya işte parayla satın alınamayacak hisler diye. O yüzden keyifli geliyor. Bütün bunların yanında tabii ki de bir ödül konuyu sürekli şey getireceğim bu arada, ödüle getireceğim. Çünkü korkuyorum hani bir an aklınızdan kaçar, unutursunuz ya da tam duyulmamıştır diye. O yüzden sık sık bu konuyu şey getireceğim, şey konusunu ödül aldım.

Ama kötü yanları da var ya. Şimdi böyle şey gibi gözükebiliyor, gözükebilir belki bilmiyorum. O da çok geliyor bana işte. Senin gibi olmak istiyorum, abi bir gün ben de olurum falan. Buranın gerçekten tarif etsem nasıl bir yer olduğunu söyleyemem herhalde ya da nasıl gözüktüğünü bilmiyorum. Ama mesela benim hayatımda buna dair çok fazla değişen bir şey var mı ya da değiştirmek zorunda olduğum tabii ki var. Yani hep diyorum ya ideolojiden çok bastırmak istesem bile. Senin kimin izlediğini, kimin takip ettiğini, kimin sevdiğini bilemiyorsun. O yüzden kendi fikrini savunurken bazen birazcık daha böyle filtreli olman gerekebiliyor. Bu güzel bir şey mi? Olması gereken bir şey mi? Kişiden kişiye değişir. Kimisi daha fütursuzdur belki. Daha dediğim dediktir. Olduğu gibi söylemek ister ve ya da o tarafı belirlemek ister. Benim için çok böyle şey konusu olmadığı için bunlar böyle kişilik belirleyen konular olmadığı için ben çok fazla kalmak istemem. Ya da bir şey söylerken tabii ki tarafım sevdiğim şey bellidir. Yani neyi sevmediğimi tabii ki gösteririm ama

Benim neyi sevmediğim, bir başkasının sevdiği bir şeyse onu da kırmaktan korkarım yani sonuçta. Benim derdim hiç şey değildir yani. Şu an herkes şeyi merak ediyor mu acaba bu ne anlatıyor? Çünkü ben şu an o klasmana girdim. Şeyden bahsedecektim ya, kötü yanları. Yani var, cidden kötü yanları var. İşte bu konuya bağlayacağım. Mesela bir konu tepkini gösteremiyorsun.

Ya bu başlık çok şey değil mi ya can yakıcı bir başlık. Üzüldüğün bir şey var ve o konu hakkında fikrini bir tweet atıyorsun mesela. Bu yanlış diyorsun. Yani bu böyle olmaması gerekiyor. Bir insan hakkında savunuyorsun mesela. Aşağıda seninle aynı görüşte olmayan birisi seninle tartışmak yerine veya senin onu neden yanlış bulduğunu merak etmek, öğrenmek yerine sana şey diyor direkt. Ya sen kes video çek, sen kes şaka yap falan.

Sizin için olabilir mi? Ben samimi soruyorum. O ana kadar kimse bunu fark etmiyor ve o adam şaka yaparken bir anda hiç farkında olmadan dönüp bir şeye tepki gösteriyor ve onun sayesinde o ''Sen kes, şaka yap.'' dediğinde bir anda fark edip ''Ben ne yapıyorum ya?'' deyip dönüp şaka yapması... Bilmiyorum. Gerçekten çünkü biraz daha fazla insana ulaştığında istekler, arzular çok değişebiliyor. Muhtemelen size bu ütopik bile değil, belki biraz daha distopik gelebilir ama

Gerçekten mesela ben bunu söylerken şeyin inanabiliyorum yani gerçekten onu yazdığında benim veya diğer birçok insanın gerçekten böyle bir eylemde olduğunu hani bir şaka yapıyordu, bir olay oldu ve dönüp bana şakayı hiç kesmeden oraya dönüp o olaya tepiyi gösterdiğinde O, onun farkındalığında yani onun dünyayı kurtarma amacıyla her şey yoluna girmiş gibi hissetmesini ben mesela çok muhtemel buluyorum. O yüzden bunları böyle size de yavaş yavaş hayatı hazırlamak arasında deneyimleyin ve yarın öbür gün denk gelirseniz de ''Ya böyle insanlarda var mıymış?'' demeyin diye. Ben şimdiden şu kardeşiniz olarak başkanlar var, yemin ediyorum var yani. Çünkü insanın sonunu, hani bir muhabbet var ya ''İnsan beyninin %100'ünü kullansa ne olur?'' falan hep böyle uçarmış diyorlar ya. Gerçekten aslında bence orası değil, olmamız gereken nokta. İnsan beyninin %2'sini kullanmaya mecbur bırakıldığında neler oluyor kısmına bir girdiğimiz zaman önce orayı çözmemiz gerekiyor. Çünkü orayı daha tam çözemediğimiz için şu an o kısmı bulamıyoruz, nasıl olacak falan diye. Alttaki o vidayı bir sıksak. Bence biraz daha rahat düşünebileceğiz yani. Benim dertlerim bunlar şey olarak. Ne derler ona? İnsanla alakalı şey olarak. Ama işte işin insanla olduğu için, böyle kendi işin insanla olduğu için ona hiç kızamıyorsun, hiç kıramıyorsun ona yani şey olarak. Şimdi ben her ne kadar ödül aldım desem de...

Bu şey gibi gözüküyor mesela. Ben işte ödül şeyini paylaştığımda, fotoğrafını paylaştığımda böyle çok şey geliyor insanlardan. Mutlu oluyorsun şey diye. Ya keşke arkadaşım olsan da işte seninle her gün gülsek, her saat gülsek falan. Arkadaşlar ödül almış olmam benim gerçekten günlük hayatta çok komik olduğum birisi anlamına gelmiyor. Ben günlük hayatta çok sıkıcı bir adamım belki de. Yani teşekkür ederim. Yani hep böyle izlediği şey gibi gözükmesi çok hoş bir duygu. Çok benim için ölümsüz bir duygu ama

Gerçekten günlük hayatta çok sıkıcı bir insan olabilirim yani ve sizi hayal kırıklığına asla uğratmak istemem. O yüzden belki bu gizlimi şu an koruyor olabilirim yani. Yani ve ben hiçbir zaman insandan beklentimi çok yükseltmedim yani şey olarak hani mesela şu an biliyorsunuz belki daha önce belki gösteriye geldiniz, belki podcast dinlediniz bölümleri. Hep bahsettim işte bir gösteri doluyor, çok mutlu oluyorum falan diye. Oralara gelmek çok güzel. Geliyor insanlar, izliyorlar ve ben bundan deneyim kazanıyorum, gösteriler turna devam ediyor. Çok çok mutlu oluyorum yani. Ama benim hayatım hep insanlardan beklentiyle geçti bir dönem. Aslında bakmayın ödül mödül bunlar hikaye, benim hayatım fakat dolu.

O zamanlar çok eski İzmit'te yaşarken radyo yapıyordum ben, radyo programına çalışıyordum. O zaman hala çok tabii ki radyo aleminde çok meşhurdur. Zeki Kaya'nın Coşkun Matraks programı, birçoğumuz biliyoruz zaten. Buradan da selamlar olsun diyeceğim ama tabii ki bizim sesimiz oraya kadar gitmez. Neyse. O zaman tabi herkes Zeki Kayan'ca hoşgün olmak istiyor. Böyle radyolara bağlanıp laf sokmak istiyor falan filan. O zaman ben de radyo yapıyorum böyle bir. Tatlı üniversite radyosundayım. O zaman Zeki Kayan işte radyo biterken şey derdi belki hatırlarsınız. İşte bilmem şuradaki şu çorbacıdayım derdi. Bir saat sonra Twitter'e fotoğraf gelirdi böyle işte. 40-50 kişi böyle fotoğraf falan. Ben çok özenirdim. O zaman radyo zamanı. Ben de böyle birkaç defa özendim işte program kapatırken. Dedim ki arkadaşlar İzmit'tekiler bilir şimdi isim vermeyeyim. Reklamdan değil de hani. Niye olduğunu da bilmiyorum, söylemek istemiyorum. Şu çorbacıdayım derdim, giderdim. Hiç kimsenin gelmemesi... Bir iki kişi gelse çok daha zordu belki her şey. Çünkü onlarla konuşmak zorundasın sürekli ve muhabbetin belki tutmayacaktı. Ama hiç kimsenin gelmemesi bana çok şey verdi biliyor musun? Beni hayata hazırladı. Yani şu an bir şey olduğunda çok üzülmüyorum, çok hazırım. Ben bir şey olacakken onun olmamasını kendi gözümle görmüş, oturmuş, üstüne çorba içmiş bir adamım ben.

Pardon da ne yıkılması başkan? Sota 24. bölüm parçasını bakalım. Bence biz bir şeylere bölünme konusunda çok iddialı bir ırkız yani ve ben çok seviyorum bu kadar radikal bir şekilde bölünebilmeyi ve bu kadar ölümcül şekilde inanmayı çok seviyorum. O yüzden yeni çıkan bir çok şey benim ilgimi çekiyor ama son zamanlarda geçen bölümde bahsettiğimiz bir olay artık cimerliğe kadar geldi. Sevgili Hakan Epco'nun, impluzorların haksız kazanç kazanması konusunda başlattığı kampanya bir an dev gibi büyüdü. Şunu belirteceğim, bütün yüreğimle katılıyorum. Yani gerçekten bütün samimiyetimi söylüyorum size böyle bir davaya katılıyorum ama buradaki katılma sebebim bazı insanların kazanması değil. Evet yani bu her meslek için yani buradaki keşke influencer başlığı olmasaydı birçok insanın vergi kaçırarak para kazandığını gerçekten vergi ödeyince arkadaşlar daha iyi anlıyorsunuz.

Ben bu davaya katılıyorum. Gerçekten katılıyorum. Ama işte diyorum ya bir şey çok belli ediyor bazen şey kendisini. Bir şey yaparken niye yaptığın ne kadar senin dilinde olsa da tavrınla neden yaptığın çok güzel ortaya çıkabiliyor.

Bence şu an Hakan Epcan zamanında Cem Yılmaz'ın ona yaptığı muameleyi şu an yine böyle çıkartıyormuş gibi. Hani bana şu an şey diyemez, beni ona inandıramaz. Ben çok eğleniyorum. Bu eğlence değil. Bak ben şu an çok rahatım. Yani o kadar rahat hani burada şu an Hakan Epcan diyebilirim ki. Çünkü bana herhangi bir geri dönüş şeyinde bulunduğunda ben bütün evraklarımla, her şeyime çok hazırım. O yüzden davaya katılıyorum. Gerçekten dünya üzerinde

vergi kaçırarak haksız kazanç elde eden her kim varsa yargılansın. Bak benim derdim impozorlar değil. Benim derdim Hakan Epcan değil. Ama Hakan Epcan'ın böyle bir şey başlatmış olması ve şimdi ben meraktan izliyorum tabii ki. Ben çok merak ederim böyle şeylere bakmayın. İzliyorum şeyi, şeyi fark ediyorum.

Yani nasıl derler onu ya? Ya şeyi kabul ediyor muyuz Hakan Hepşan? Görsel medya tarihinin Türkiye'de ne bence önemli bir temsilcisi. İnanılmaz bir popülarite, inanılmaz bir hype, inanılmaz bir bilinirlik. O dönemi hatırlarsanız yani şimdi şey diyemem Hakan Hepşan'a ben yani. Sen ne yaptın ki? Mesela görüyorum bazen işte onunla tartışan ilk böyle influencerların şeyi yok. Yani adama cevap veremiyorlar şey olarak işte. Cocunmuyor falan diyor hala. Ben çok çok çok kötü geliyor bana ya. Ya bir insanın böyle çok yıllar önce yaptığı bir şeyle

kavgada ilk olarak onu söylemek bana şey gibi geliyor ya merhaba ben bir şey düşünemiyorum ben aklıma bir şey gelemiyorum eğer sen bana bir şey dersen ben ona cevap veremem reaksiyon veremem o yüzden ben sende ilgili bunu biliyorum sende bulsun işte falan yapıyor ve daha da komiği bunu özgüvenli olarak storyde paylaşıyor yani bu çok korkunç geliyor yani şimdi tabii ki şeyi kıyaslamıyorum burada bir taraf çok akıllı bir taraf akılsız demiyorum ben şunu istiyorum eğer birisi Ya bu nasıl başladı bu olay? Ya bunlar mı şimdi influencer dedi? Yani burada haklı veya haksız yok. Bir kısım şey diyebilir buna. Evet ya ben de katılmıyorum. Abi nesi influencer? Ya bir kısım şey diyebilir. Ben o kızın paylaştığı birçok şeyi seviyorum ya benim hoşuma gidiyor diyebilir. Ama şey diyemedik yani. Eğer gerçekten bir şeyleri bu kadar umursuyorsak umarım başka şeylere de bu kadar önem verebiliriz yani. Çünkü Hakan Epçe'nin bir fikri bizim için ne kadar önemli olabilir yani?

Ve şu an resmen o gösterildi yani. Eğer böyle bir şeyden hepimizin bir mağduriyeti varsa, hepimiz bu konuda kızgınsak, kimin söylediği önemli değil. Biz de bu kampanya destek olabiliyoruz. E madem böyle bir şey vardı, niye daha önce yapılmadı? Çünkü yıllarca YouTuber'lar televizyonlara verildi, bir sürü şey yapıldı. O zaman yeri geldi, savunuldu bu insanlar. E şimdi ne oldu da? Bir de bunu yapan adamın çok ilonik ya. Gerçekten hakikaten bu danışmanın, bu devrimin

Eğer bir sözcüsü olsaydı ben buna hak verirdim. Şey derdim yani ha işte Jim Carrey işte oyunculuk yaptı yıllarca. En son çıktı işte oyunculukta bu kadar kafa yormayın dedi falan derdim. Hani havalı gelirdi. Ama bu işin içinden çıkmış bir adamın şey geliyor bana. Neden?

İronik geliyor sadece ya. Beni çok ilgilendirmiyor ama herhalde konu yine aynı yere geliyor. Şimdi iki yandan bakmak isterim ben. Bence Hakan haklı. Gerçekten Türkiye'de imploser deniliyor. Ben bu arada asla şey yapmıyorum. Çok takdir ederim kendisini. Herkesin bir yaşam formu var yani. O gün işte diyorum ya şey olarak yaşam formu diyorum. Ne alaka imploser yaşam formu. Herkesin bir aktarım, bir sunum şekli vardır yani. Ve bunu sunmak istersin insanlara. Kimisi istemez. Sevgili imploserlerimizden. Ben diyor buraya gidiyorum. Bunu yiyorum, bunu yiyorum. Bu çok normal bir şey ya, bence harika bir şey yani. Kimisi bunu beğeniyor, izliyor. Ama işte bakın, hep dediğim şey şu yani, bazı şeyleri çok abartmamak gerekiyor. Yani başkan değil ya, vallahi başkan. O düşündüğün gibi değil ya. O gün işte izliyorum ben karşıtlı şey, storileri, şey falan diyorlar yani. İşte benim arkadaşım globalde bizi temsil ettiği için ülkeyi falan yani. Arkadaşlar hiç mi payı yok Sinol Güneş'in ya? O kadar Türkiye puanı nereye gitti ya? Bir tek bu markayla imza attığı olmamalı. Değildir herhalde. Ya da ben mi acaba başka toplantılara giriyorum arkadaşlar? Ya da varsa ben niye yokum? Beni niye aramadınız ya? Çok ayıp ya. Herkes her şeyin farkında artık. Dünyanın yarısı influencer ya. Bir şey artık o eskisi gibi değil. O eski 80'ler 90'lar pop müziği değil artık. Bir olay olduğunda sana verilen 45 sene kadar bilmiyorsun. Artık storesi var bu işin, açıklamaları var, telefon görüşmeleri var. Herkes her şeyin farkında artık başkan. Büyütmeye gerek yok şey olarak.

Bana şey geliyor işte ben istiyorum ki tartışma olacağı zaman güzel olsun abi iki tarafta biri bir şey söylediği zaman diğer taraf öyle bir şey desin ki biz böyle şey yapalım dedim o şimdi ne diyecek. Bir izliyorum o ona çok hakaretler kaba. Şimdi kimse şey diyemez yani işte Hakan çok terbiyesiz bunlar daha terbiyesiz. Ya da bunlar şey diyemeyiz yani kimseye. Ve şeyi görüyorum ya abi. Gerçekten bizim işte haklı bir şeyimiz çıksa, birisini savunmamız gerekse biz bir şey söyleyemeyeceğiz ya. Yani aslında gülüyoruz ama bana çok acınası geliyor. Ben bunları çok böyle plansız buluyorum galiba. Yani o yüzden... Her şey bir anda olmuş olabilir yani işte paylaştım gittim sevildi hoşuna gitti biraz daha paylaştım ama hiçbir şey yoktu yani ya bir gün birisi bunları beğenmezse ben ne derim diye bir kuşku yoktu galiba. Yani bir de hep aynı savunma var işte ben kendimle barışırım bana her şeyi diyebilirsiniz falan. Ama mesela biri bir şey söylediğinde o... ...orada kalmıyorsa... ...ona bambaşka cevap verilip daha sonrasında ben hümanistim demek... ...değil ya. Hani hümanistlik bence delil olacak bir şey değil yani. Ve bence bunu bizim de övmemiz gerekiyor başkan. Yanılıyor muyum? İzin ver. Biraz biz seni övelim ya.

Bakmayın, öyle destekliyorum derken, bütün varlığımla, bütün inançlarımla bu kampanyanın ben de bir parçasıyım değil, imza atmadım yani. Ama umarım güzel bir sonuca varır. Hiçbir sonuç bu arada beni ilgilendirmiyor. Umarım kimse üzülmez. Ama bence buradan bir ders çıkarmak gerekiyor. Nalizhane, bu kardeşinizden eğer bir fikir isterseniz başkanlarım. O zaman dönmek gerek. O zaman hep aynı yere geliyoruz. Sunduğumuz şey güzel olsun ki, birisi bir şey dediğinde bizim de otomatik olarak diyeceğimiz bir şeyimiz olabilsin.

Yani hep aynı şey. Tamam, şey diyebilirsin bak, haklısın yani. Ben işte bunu paylaştım, bu sevildi ve bunu devam ediyorum. Okey. Yani şu anki dünyamızda gerçekten bu çok normal karşılanabilir ama şunu bilmek gerekiyor da bilir bence. Artık herkesin dijital merakı var. Yani senin şu an nereye gittiğini, yurt dışı tatilindeki nasıl konuştuğun, ona sorduğun soruda aldığın cevap da bize Türkçe şaka yapma her şey okey. Şu an hepsi bize şey, ilginç geliyor olabilir.

Ama o kadar hızlı ilerliyoruz ki. Yani yarın çok daha örnekleri olabilir bunun. Yani inanılmaz... Çünkü herkes yapmak istiyor artık doğal olarak. Çünkü herkes şeyi duydu artık. Yani bu YouTube para muhabbetini herkes duydu. Bak ben size bir şey anlatayım. 2-3 gün önce evde kombim bozuldu. Bir usta çağırdım ben. İnternetten buldum. Numarayı aradım. Böyle böyle sağ olsun geldi. İçine girdi adam. Beni gördü böyle bir şey yaptı. Siz de YouTuber mısınız dedi. Ben de dedim, nacizane. Evet, YouTube'da kullanıyorum. Aa, ben tanıyorum, anlıyorum. Telefonu açtı, gördü. Biz tanıştık. Ondan sonra da böyle şey, sohbet, muhabbet. Adam direkt sormaya başladı. Ya dedi, bizim de çok oluyor dedi bu. Ben bakıyorum da YouTube'a, işte kalorifer peteği, soğanla falan. Çok video var dedi. Para kazanabiliyor musun dedi bu işlerden? Ben de çok hakim değilim ama dedim ki, evet kazanılıyor. Dedik, ne kadar kazanıyorum? Bak, bu soruyu mutlaka soruyorlar. Ben bir tane video yaptım. Ne kadar kazanıyorum? Çünkü...

Direkt dijitale geçiş öyle sanılıyor. Ben dijitale girdim, ne veriyorlar bana gibi bir mantık var. Ama onu şey anlatamam o sırada. İzlenmeye, aktifliğin, kaçı kaçı videoyu bitirdi, kaç dakika izlediler falan. Şuna göre YouTube sana bir değer verdi falan filan. İzlenmeye göre alıyorsun işte falan derken, ben şunu fark ettim. İnanılmaz. Herkesin bir YouTube, herkesin bir dijital merakı var artık. O yüzden şey gibi olabilir sevgili influencer arkadaşlarım, yoldaşlarım.

Bu saldırıya karşı maruz kaldığımız diğer yoldaşlar. Belki biraz daha şu dönemde içeriklere, biraz daha ne bileyim öyle özen gösterilirse, ileride rakipler çok çoğaldığında bu sefer daha güçlü bir yerde durabilirmişiz gibi geliyor bana. Bilmiyorum, neredeyse aynı fikrim ama dersiniz ki, yo ben yediğim yemeği paylaştım, sevildi ve bunu devam edeceğim derseniz de bir şey diyemem. Herkes kendi yediğini sunarmış tabii ki. Aslı burada bitebilirdi. Bu kısmı çok beğendim ama o kadar da artist bir insan değilim. Bu çok hoşuma gitmedi. Mutlaka buna bir son bulurum yani. Biraz daha böyle gevelemeye başlarsam.

Neyse kombi, kombi, kombici diyordum ya. Evet ona her şeyi anlatacaktım. Bak bırak sen şimdi bir de artık adamlar o kadar yere girip çıkıyorlar ki bak kombi tamiri yaptırıyorum. Adam bana o sıra böyle yaptı. Sen dedi bilmem kimi tanıyor musun dedi. Bak bu bilmem ki diye geçtiğim isim bu arada YouTube camiasında çok çok inanılmaz meşhur bir insan.

Ya dedim tanıyorum dedim ya birkaç defa denk geldik dedim. Bak adamla ilk defa karşılaşıyoruz. Ya dedi onu dedi bana sor dedi. Nasıl yani dedim. Ya bir gün dedi. Adam bana bir hikaye anlattı. Sonra kombiyi tamir etti. Bakın yalan yok ben kombi arkadaşlar. 75 TL para ödedim. Fakat karşılığında 6000 TL değerinde bir magazin diyarı aldım. Yani benim şu an dijital medyadaki bu konuşmamın sertliğini ve rahatlığını merak ediyorsanız... ...hadi biri bana bir şey yapsın. Ben ellerim kelepçede, o ağzımı açmıyor muyum başka?

Şunu fark ettim. Bazı şeylere artık hüzün katınca doğal olarak hüzünlü bir hale gelebiliyor. Çünkü bizim anlatımımız hüzne çok müsait bir coğrafyada yaşıyoruz. O yüzden vücut hüznü hemen karşılayabiliyor, hemen cevap verebiliyor. Hep bir acı, hep bir dram. Bunu asla yadırgamıyoruz.

Bu nasıl bir duygu demiyoruz yani. Tam tersi. Mesela bir şeye şaşırmamız gerek. Bir de hatırla mesela doğum gününde hiç böyle beklemediğin değerli bir hediye aldığında tepki veremezdin ona. Acaba doğru mu yapıyorum diye kuşkuya düşerdin. Çünkü bilmiyoruz. O sana uzak bir mecra. Bir yere kadar mutluluğu biliyorsun. Yani hep yazıyoruz ya Twitter'a. Pazar sabah uyanmışsın, evdekiler uyuyor, sen çizgi filme denk gelmişsin. Bu kadar mı? Bildiğin mutluluğa bak hayata karşı.

Ya bu kadar sikirle yürüyorsun yani çok zor bir bölüm aslında bizim için ama ara ara böyle küçük duygusallıklar katmayı seviyoruz yani. Mesela ben şimdi bir tane çok böyle örneği büyütsem de benim için duygusal bir şeyden bahsedeyim şu an size. Vusote 2020 yılının son programı. Bu yeni yılda devam etmeyeceğimiz anlamına tabii ki gelmiyor ama 2020 yılında başlayan programımız kendi yılını şu an deviriyor ve bunu niye söylüyorum? Aslında bu zamana kadar benim yeni yıl hani şey vardır ya böyle yeni yıl geliyor bir dilek hakkın var mı? Yeni yıl oh yeni umutlar, yeni yıl yeni heyecan falan. Tabii ki düşünüyorsun, oh be diyorsun. Yeni yılda şunu yapacağım. Mesela spora başlayacağım, diyet yapacağım. Yeni yılda böyle bir adam olacağım. Tabii ki bir takım benim de dileklerim, arzularım oluyordu. Bir heyecanım oluyordu ama öyle çok inandığım ve bütün motivasyonumu buna harcadığım bir şey değildi. Ama bu yıl ilk defa canı gönülden bir yeni yıl. Bütün işe, her şeye bakıyorum internetten.

Yani insanlar eski yıllarda duvarlara kömür sürüyorlarmış. Yani iş orada kalsın ve yeni yılda hiçbir kötülük yok. Onları yapıyorum. Evde adaçayı yakıyorum. Kalkış ve uyuyuş saatlerime dikkat ediyorum. Çünkü bütün kötülükleri 2020 yılında bırakmak istiyorum. Çünkü gerçekten böyle bir şey varsa, yeni yıl bir umutsa, yeni yıl bir yeni başlangıçsa en çok bu sene ihtiyacım var. Yani bu sene gerçek olması gerekiyor o şeyin. Yıllarca eğer kandırıldıysak hiç önemli değil.

Ya da bekledildiysek, işte hep Yeni Yıl var, işte yılbaşı filmleri, Noel Babalar... Bunların olmadığını bildiğimiz halde bunların bin tane filmini izlediysek ve şu an birisi bize Noel Baba yok dediğinde evet biliyoruz yok ama var diyebiliyorsak, tek istediğimiz şey şu, lütfen Yeni Yıl umudu da bu sene olsun. Çünkü 2020 yılını anlatmak... Ben o kadar güzel bir şair değilim. Ağzımda bu kadar acıyı biriktiremem.

2020 yılında yapabileceğim en son kıyağı yaptım şu anda. Onu çok güzel bir sözle ağırladım. Çok güzel diyorum çünkü ben söyledim. Yani benim için... Bence programın güzelliği burada. Yani herhangi bir onaya şu an tabuk değilim. Yani hiçbir onay beklemeden bu sözün güzel olduğunu söyleyebiliyorum. Veya birisi bana bir şey dediğinde, bence o söz güzel değil dediğinde sana ne lan benim programım diye mi hakkım var? Neden? Çünkü influencer'ım. Konu yine influencer'ların üslubuna. Bir eleştiri... Hayır hayır hayır.

Ama bu şey gibi gözükmesin benim tavrımda böyle. Sürekli onu konuşuyormuş gibi değil yani. Bildiğim dünya olabilir belki de. İçinde bulunduğum ve birçok şeye şahit olduğum için olabilir. Ama konumuz bu değil. Ufak bir geçirme yaptım öyle. Geçirme derken, bölüm arasındaki, ondan bahsettim. Yoksa diğerini sık sık yapıyoruz zaten.

diyerek de bir konuşmayı ancak bu kadar iyi bitirmek isterken. Geçen gün bak aklıma bir şey geldi çok güzel bir söz duydum. Beni böyle belki dinleyenler arasında tanıyanlar vardır birebir de arkadaş olarak ya da belki de az çok benim hikayelerimden ne bileyim çektiğim bazı skeç konularından falan böyle ya da daha önce gösteriye geldiyseniz eğer ya da bana dair bir şey yaptıysanız hayata karşı bilmiyorum. Benim böyle bir sevdiğim ofansif mizah vardır. Sevdiğim insanla böyle uğraşmayı severim. Ofansif mizah herkesin düşüncesinde farklı olabilir. Kimisinde din, siyasi, cinsellik gibi olabilir. Ben ofansif mizah deyip genelliyorum yani her yerden biraz biraz. O yüzden şey gibi düşünmeyin yani böyle dediğim için direkt hani

siyasi bir şaka yaptığım anlamına gelmesin. Tabii ki onu da yapıyoruz. Neyse ben çok severim ofansif mizah yapmayı. Bana şey gelir böyle, sanki insanları daha çok birbirine yakınlaştırıyormuş gibi. Benim en sevdiğim şey şudur yani, kendi çevremde bile bir şey söylerken onun doğrudan söylenmesini çok severim ben. Yani mesela en basit örneği benim, işte kalacaksın bir misafirlikte uykun geldi ama öyle hani diyemiyorsun, böyle kıvranıyorsun falan. Ben şey isterim yani gittiğimiz zaman, ya Murat Bey'im uykun geldi ya da işte başkan uykun geldiyse bak şu an söylediğim, o çok yoruyor beni.

Muruk uykum geldi ben yatıyorum. Muruk ben yatsam seni bozar mı? Ben okeyim yani bunlara. Bunlar olmayınca daha çok geriliyorum. Acaba var da söyleyemiyor mu falan filan. Neyi söyleyecektim onu düşündüm şu anda. Yani anlatacağım konunun tam bununla alakalı olması verebileceğim bence en iyi örnekti, en iyi hataydı şu anda. Ofansif mizah diyordum yani. Ben ve muhtemelen şöyle herkes kaydı durdurup daha önceki kısmı dinleyip nereden gelmişti bu konu dediğimi anlamışsınızdır. Ofansif mizahı çok seviyorum. Böyle çok yapıyorum ama şu oluyor bende bak. O benim o vicdanım yok mu? O benim vicdanım. Asla elimi alamadığıma, bir türlü elimden bırakamadığıma vicdanım yok mu? Beni paramparça yapıyor. Mesela böyle oturduk 3-5 kişi. Birisine böyle bir şaka yapıyorum. O şakanın sert olduğunu demeyeyim de şöyle, hani sert olduğu şey yapıyor. Herkes böyle geriliyor. Sonra ben de onu kırabilme ihtimalim olduğunu anlayınca böyle üstüne 3-4 tane şey yapıyorum böyle. Hani serpiştiriyorum.

Böyle yakınlık, sıcakkanlılık, cana yakınlık, samimiyet gösteriyorum ve bir anda böyle gülmeye başlıyoruz. Ya onun dünyasında şey olabilir kendi kafasında. Ulan ne adi adamsın. Önce şey yapıyorsun sonra yapmaya çalışıyorsun olabilir. Bilin ki tamamen şu. Ya sana o şakayı yaptım ama onun gerçeklik payı yok. Bak eğleniyoruz da ya. Arasında bir de şey gör. Şeyin sözü var ya. Neydi? Julius Caesar'da Bürtüs diyordu galiba. İnsan sevdiğinde kusur görmezmiş bakınca.

Sen bilakis bakıyorsun kusur görmek için bana gibi bir söz vardı. Yani o kısımdayım ben. İnsan seninle kusur görmez. Bunun şakasını yapıyorum gibisinden söylüyorum. Ama geçen gün yine böyle bir ortam düşündüm. 3-5 kişi. Ben böyle bir şaka yaptım. Sonra 3-5 tane serpiştirdim. Dedi ki birisi yani tabii güldük çünkü şaka yaptım. Biliyorsunuz ödül aldım bu arada. Onu şu an ben de unuttum fark ettim özür dilerim. Dedi ki ya şunu fark ettim dedi. Ofansif mizah yapmak için çok iyi kalplisin dedi.

Ve gerçekten benim uzun süre belki bu mizahla uğraşmaya başladığımdan beri duyduğum kendimle alakalı en iyi tespitti. Çünkü çok hoşuma gitti. Bir tanesi ofansif mizah yapabildiğimi öğrendim. İkincisi olarak iyi kalpli bir insan olduğumu göstermişim.

Bu ödül almaktan çok daha değerli. Ama bu ödül aldığımda da benim için özel bir şey olmadığı anlamına gelmesin tabii ki. Ödül çok güzel bir şey arkadaşlar. Umarım herkes bir gün alır. Ödül alır. Şu an nasıl toparlayabileceğim konusunda daha hiçbir bilgim yok ama bu konuşmayı şöyle bağlayabilirim. Hiç ödül alamamış olma... Saçmalama bak. Senin bir şeyin kıyası veya layığı olmadığın anlamına gelmez. Sen eğer, evet, sen eğer kendini bilirsen bu sana veya bu senin kendine verdiğin en değerli ödüldür.

Ben de hazır kendimin iyi bir insan olduğunu öğrenmişken o konu harika oldu başka. Vallahi ben şunu öğrendim. Süreç insana bir şeylere iyi yandan bakmayı öğretiyor. Net buna eminim yani. O yüzden sanki bazı konularda karamsar olmamak artık daha karlıymış gibi hissediyorum. Artık hiçbir şey yok benim için. Hiçbir şeyin bir önemi yok. Çünkü artık karantinaya alıştım ve şey diye beklemiyorum. Karantina bir gün bitecek, az kaldı diye. Bir gün biterse eğer devam ederim.

Şu an hiçbir sıkıntım yok ve şu an mutluyum. Ne kattı bana karantina? Mesela benim NBA karakterim, NBA oynuyorum PlayStation'da ve bir karakterim var ve normal hayatım devam ederken, iş hayatım devam ederken çok fazla onunla ilgilenemiyordum. O yüzden karakterim hep böyle beginner seviyesindeydi yani çok güçlü değildi. Karantina sürecinde hep onunla ilgilendim. Yani ve şöyle bir şey oldu.

Hayat gibi yani. Bir şeyini eğer çok ilgilenirsen, ona çok değer verirsen o güzelleşiyor. Ve o olması gereken şey oluyor. Bir ağaç gibi düşün. Ona çok su verirsen, onu beslersen, ona iyi bakarsan sonra meyve veriyor. Benim karakterim de öyle oldu. Şu an çok iyi bir yerde ve ben şunu gördüm. Bakın benim yaşım 30'a yakın arkadaşlar. 30 yaşında adamım gibi düşünün. Şunu öğrendim. Eğer bir oyunda karakteriniz iyiyse, oyun da iyiymiş, oyun da güzelleşiyormuş. Çünkü ben hiçbir oyundan keyif alamazdım. Çünkü benim bütün karakterlerim hep böyle beginner seviyesindeydi. Hep oyunları öyle sanıyordum ben. İnsanlar nasıl buna dayanıyor diyordum. Meğer çok kolaymış ileride. Yani skiller açılınca oyun bir anda kolaylaşıyormuş. Ve şu an herkesi yenebiliyorum ve çok mutluyum. Karantinaya böyle bakıyorum. İleride birisi bana...

karantina nasıl diye sorduğumda benim yüzüm gülecek. Ya buna eminim. Çünkü bunu sağlıyorum ya. Bütün kontrol bende. Mesela eskiden plan yaparken işte şuraya şuraya gideceğim. İşte mesela sabah kalkıyorum. İşte günlük hayatta mesela eskiden. İşte hemen bakıyorum telefonuma. İşte atıyorum mailler var. İşte ne gelmiş? İşte bir görüşme gelmiş. İşte faturalar ve vergiler. Vergiler gelmiş. Onlara bakıyorum mesela. Diyorum ki aa diyorum bugün buraya gideceğim. Bunu yaparım. Bugün şu olacak. Aa eve gelirim. İşte evi temizlerim sonra falan. Bir tane bir şey uzayınca

Eve daha geç geldiğimde mesela evi temizleyemiyordum. Ve bana dert oluyordu bu hani. Evi temizleyemedim bugün ya bu kaldı. Bir şey kaldı yani bir şey. Ya planladığın bir şey olmayınca bilmiyorum size oluyor mu? Bana çok oluyordu. Hala oluyor. Ama artık olmuyor. Çünkü artık planlarımı ona göre yapıyorum.

Yani eğer evi temizlemek istersem temizlerim çünkü evdeyim. Yani bir sorun yok yani bütün kontrol bende. Ve eğer canım evi temizlemek istemezse sorun değil yanı temizlerim. Bütün kontrol bende yani ve bunlar şeyi sağlıyor. Gerçi de ileride birisi karantina dediğinde ben bu günleri iyi hatırlayacağım.

Hiç, hiç bir sorun yaşamıyorum. Hiç hayal kırıklığım yok. Çünkü hiçbir şey beklemiyorum. Eğer beklemek istersem ona göre plan yapıyorum. Bir tane bir şey koyuyorum yedi günden bir tanesine. Bunları size niye söylüyorum? Artık aranızda eğer gerçekten sıkılmış, haklı olarak insanlar varsa... ...buradan bakabiliriz hayata. Yani bu şey değil, tamam sende oyun var, bende yok gibi değil. Bende o var da kim bilir, kimde ne var başka? Yani neler var? İlla oyundan yürümemek gerekiyor. Yani oyun mantığı değil sadece. Başka bir şey sana keyif veriyor olabilir.

Şu an kurduğum cümlenin çok tehlikeli olduğunu fark ettim. Bütün gün evde olan bir insana keyif veren bir şeyi araması ve onu bulduğunda asla ondan vazgeçmemesi. Benim yine oyun, yine ellerim çalışıyor ama bir yerden sonra şey yapabiliyorum, karşılıklı hazla geçebiliyoruz ama oradaki patıcı bir haz kısmı. Şu an şey düşünüyorum, acaba gerçekten bir dakika boyunca mastıplaşacak kısmı yapacağım, onu düşündüm. Nereye kadar bunu söndüreceğim diye.

Evet, 2020 yılının son programını şu anda bitirdik. Umarım güzel bir sohbet olmuştur sizler için. Benim için öyle oldu. Yeni yılla umarım şakası bir yana gerçekten herkes için güzel bir yıl olur. Her şeyin daha sağlıklı olmasını dilediğimiz. Yani bize şunu öğretti 2020. Her şeyden bence eyvallah diyebileceğimiz şu olmuş olabilir. Hani bir şey vardır ya böyle hayal kurarken işte önce arabam olsun, önce evim olsun, önce şu işim olsun, önce futbolcu olayım dediğimiz şey vardı ya. Belki şu an ilk sıraya gerçekten sağlığı koymamız gerektiği konusunda 2020 bize büyük bir ders vermiş olabilir. Umarım 2020 bize hatalarımızdan fark ettiğimiz telafi yılı olur ve güzel şeylerin, güzelliklerin yavaş yavaş önümüze geldiği şeyler olur. Ya bizim de şu an, size şu an şey yapmak istemiyorum ya böyle eski programlar gibi sürprizler yakında demek istemiyorum.

Birkaç güzel haberim var ama ben çok korkuyorum artık. Şundan korkuyorum. Benim belki daha önce söyledim. Evet daha önce söyledim bunu size. Birçok işim böyle hani anlaşılıp imza atılıp daha sonrasında bir gün kala iptal oldu. Bir yerlerden döndük. O yüzden böyle bir şey söyleyip daha sonra onun olmaması artık beni üzmekten ziyade hayal kırıklığına uğratıyormuşum gibi hissediyorum. O yüzden çok da iyi hissetmiyorum. Olursa artık söylemek istiyorum yani. Böyle bir şey başladı, böyle bir şey oldu demek istiyorum.

Umarım onlar olur. Onların olabileceği, benim için yani benim dileğim bu olsun. Onların olabileceği ve Beşiktaş'ın şampiyon olacağı güzel bir yıl olur. Diyeceklerim bu kadar. Geçen bölümlerde şey yapmıştık sizlerle. Size bir soru sormuştum. Siz de ona Twitter'dan böyle cevap

...varmıştınız. Altına çok güzel etkileşim olmuştu... ...şey olarak bir sonraki yayın için. Yine öyle bir şey aslında sormak istedim. 2020 yılını bitirirken sizlerin de... ...benim yaptığım o şeyden... Bu arada dedim ya işte yeni yıla giderken bir sürü şey deniyorum yani o... ...şeye inandım. Çünkü insan ihtiyaç duyduğu anda her şeye inanabiliyor. Yani o yüzden inandım. Sizlere de böyle bir totem, bir belki de bir... ...inanç diyebiliriz. O kadar anlam yüklemeye gerek de olmayabilir. Daha önce yaptığımız güzel etkileşim olan...

Ve sizler için de 2020 yılının artık son böyle kötülüğünü attığımız bir etkileşimi olsun dedim. Twitter'dan önce yaptığımız gibi ben size bir soru sormuştum, siz önce yaplamıştınız. Ve ben sonra yayında okumuştum. Şimdi yine ben Twitter'e bir şey yazarım. Muhtemelen işte hayal kırıklığınız neydi gibisinden. Böyle söylemem de bu tabii ilk akta gelen oldu şu anda. En mantıksızı ve en basiti. Ve ona benzer bir şey atarım ben bölüm yayından önce. Ondan sonrasında yine altına yazarsınız. Bir sonraki bölümde de sizlerden gelen mesajları okur. Belki de son kötülükleri atar.

Nerede geçiyordu? Aaa bir dakika! Şey, Sote'nin tişörtleri çıktı. Bak şaşkınlığımı şu an duyuyor musun ya? Yani acaba şu an gerçekten aklıma gelmiş olmasına mı şaşırdım yoksa sadece aklıma gelmiş olmasına mı şaşırdım bilmiyorum. Ama müthiş bir ticari zeka yani. Belki bir ay oldu tişörtler satışa çıkalı. Ve ben şu an hatırladım. Bizim burada kullandığımız böyle bazı kelimeler, bazı kalıpların tişörtleri var. Ve Sote'nin ana sözü olan, aslında programın yayılımı, yani açıklama sözü olan

Söylenenler yolunu bulur. Biz kesin sarhoş oluruz sözünden başlayan tişörtlerimiz ve diğer modellerde de onlara da bakabilirsiniz. Nereden bulabilirsiniz? hollyhood.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com.com

Ya da zaten ben sık sık profilimde de paylaşıyorum. Oradan da takip ederseniz görebilirsiniz. Şu an bayağı esnaf ağzıyla sizlere alın demeden alın demeyi öğrettim. Yolun başında savunduğum vergi, savunduğum haksız kalan kısmına En sonunda kapitalizme cevap verdim. Sizler de alın dedim. Çünkü bunu demek zorundayım. Çünkü ben bu tişörtlerin tasarımcısına, tasarımını yapan kişiye para ödüyorum. Bunu basan kişiye para ödüyorum. Tişörtlerim bandırlı çıkıyor. Ve ben bu tişörtlerin daha sonrasında vergisini ödeyerek sizlere ulaştırmaya çalışıyorum arkadaşlar. O yüzden bunu da şu an gönül rahatlığıyla söyleme hakkına sahibim. Ve sizler de arkadaşlar unutmayın ki ve eminim bunu şu an fark etmeyeceksiniz.

Ben alın dedim diye almak zorunda değilsiniz. Aaa tıpkı diğer birçok içerikte yer aldığı gibi eğer bir şeyi izlemek istemiyorsanız izlemek zorunda olmadığınız ve eğer bir şeyi beğenmediyseniz de bunu eleştirmek yerine sadece beğenmediğinizi belirtmek zorunda olmadığınız gibi. 2021 yılı hepimize umarım güzel umutlar, güzel şanslar getirir sevgili güzellikler. O zaman başkan çok fazla uzatmadan ben de yavaştan kaçayım. Benim için güzel bir sohbet oldu. Umarım sizler için de öyle olmuştur. Bak içime dert oldu yine. Şimdi az önce söylediğim söz tabii ki size de yani laf yerine gider başlığı altında. Ben de öyle bir sitemde bulundum. Çünkü biliyorsunuz bu mecrada artık herkes kendi en ufak kızdığı şeyi, en ufak duygusallığını paylaşabiliyor. O yüzden artık acıları yarıştırıyoruz.

Benim tek derdim bu değil ama diğer sorunları kendim bu şekilde halletmeye çalışıyorum. Onlarla boğuşuyorum. Sizlere asla ve asla tavsiye vermiyorum. Sadece ben de burada kendi sitemimi belirtiyorum. Çünkü ben şey istiyorum yani ben eğer bir şey kötü yaptıysam bana bu kötülük söylenmeli.

Ben onun samimiyete inanıyorum. O dostluk bence odur yani. Karşılıklı bir ilişki bence o şekilde yürüyebilir. Eğer bir şey sundum ben sana. Yemek, içecek, izleyecek bir şey, bir şarkı ve bu kötüyse bunun neden kötü olduğunu söylersem çok değerli bir insansın ama bu kötüyse... Ben bunu beğenmedim demek... İnanın bana hiçbir katkısı olmadığı gibi size de şöyle bir... Yani sen şey gibi düşünüyorsun bunu muhtemelen böyle işte hani yazdım diye düşünüyorsun ama düşünsene hiç tanımadığın bir dünyada kendini çok kötü kodluyorsun.

Ya da belki de ben çok önem veriyorum böyle şeylere. Yani belki bu kimsenin umurunda bile olmayabilir. Adam beğenmediğinde belki ona yorum yapmama değerinde bile bulabilir yani. Ve çok da haklı bence yani. Şu an düşündüm. Ben mesela bir şey izledim. Beğenmedim ve onu neden beğenmediğimi söylemek yerine sadece beğenmediğim bile bir lüks olabilir yani.

Evet, 2021 yılı umarım sizler için kesin karar verdiğiniz ya da birçok doğrunun birçok opsiyonu olabileceği bir yıl olabilir. Muhtemelen 2021 yılına dair de en kötü dileği sizlere ben yapmış olacağım. Kendim için bir şey dileme hakkım olsaydı yani az önceki yıllar hariç... Tabii öncelikle Beşiktaş şampiyon olsun isterim ama bu belirli bir kesme mutlu edeceği için daha global bir dilekle bunu çeliştirmek gerekirse. Yani deseler ki Sergen'cim, başkan ne istersin? Biliyorum tabii ki bunlar ben söyleyince olacak şeyler değil ama hani öyle bir dünyada velev ki öyle bir toplumda yer alıyoruz. O yüzden biraz daha sanki böyle olması...

Muhtemel şeyler söylemek isterim, daha gerçeğe yakın olduğu için. Belki ikna edici olabilirdi, bilmiyorum. Ne dilerdim? Başkan, umarım, umarım herkes için sevebilmenin sevmekten çok daha değerli olduğu ve yaşayabilmenin aslında vazgeçmekten çok daha kıymetli olduğu bir yıl olur. Ya da her şey gönlünüzce olsun, ne istiyorsanız öyle olsun, umarım.

İstediğiniz her şey olur. Yavaş yavaş ağlama moduyla programı kapatabilirim demeden. Güzel bir yıl oldu. Umarım yeni bir yıl da sizin için güzel olur arkadaşlar. Diyeceklerim bu kadar çok da öyle süslemeye gerek yok bazen. Bazen plan yapmamakta, süslememekte, bazen olduğu gibi almakta aslında en keyifli hali olabilir. Ya da artık arkadaşlar ne yapıyorsanız yapın ya. Koca bir ya bu yıl artık olabilecek her şey yaşandığı için. Muhtemelen daha kötüsü olamaz. Olacak olan her şey iyi gelecek. O yüzden olabildiğince iyi olması dileklerimle. Ben de yavaştan kaçayım artık. Ama şöyle yapalım. Son kez.

Galiba başka bir şey var. Ben onu alacağım galiba. Sizinle alakası yok. Ben galiba bir şey alacağım durduk yere. Neyse. Gideyim de ağlayayım. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti? Peki hala kaçtım ben de. Hoşçakalın.

Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.

Reklam Alanı (Deneme)