
6.825 kelime · ~34 dk okuma
Merhaba, yeni yılın ilk programından hepinizi selamlıyorum. Ben yeni yıl girdikten sonra birçok insan işte yeni yıl işte geldi yılbaşı falan çok aktifti herkes. Ben belki eğer takip ediyorsanız çok aktif olamadım. Bunun özel bir sebebi yok. Fakat bu kadar insan bu kadar aktifken çok hoşuma gitti. Ve şimdi yani bugün, bugün birazcık daha aktifleştim.
yeni yıla girdiğimi sayıyorum. Umarım yani şöyle güzel başlamak istiyorum. Umarım yeni yıl herkese düşlediği hayatı verir. Artık gerçekten herhangi bir dilek hakkı söylemek istemiyorum. Çünkü artık çok çıktın yani. Artık mesele bence kişisel mesele haline geldi. Artık herkes birey, herkes bireysel ve herkesin kendi fikri var. O yüzden toplu dileklerden kaçınmak istiyorum ve herkes umarım mutlu olacağı hayata adım atabilir diye temenni etmek istiyorum. Ama
İlla hani yeni yılda şunu ben insanlardan beklerim. Kendimle dahil böyle bir oluşum içerisinde olmak istiyorum. Gerginliğimizin birazcık azalmasını istiyorum. Tek temennim bu. Çok çok gerginiz. Yani bu kadar neye kızgın olduğumuzu bilmiyorum. Galiba birkaç program ben bunu söyledim, dile getirdim. Yani inanılmaz, önlenemez, durdurulamaz bir gerginliğimiz var. Mesela Twitter hashtagleri benim çok kafama takılıyor. Geçen bir tweet vardı yılbaşından bir gün önce veya direkt yılbaşı günü olabilir. İşte Müslüman Noel kutlamaz diye.
Ya başkan ben bir yıl boyunca neler yaşamışım neler çekmişim ya bir gün ya bırak yüzüm gülsün. Hani kutlayacağım Noel bana kalsın ama ben ben istemiyorum hayatımın böyle şey ya da kısıtlamaya uğramasını ya benim yapacağım bir şeyin sırf bir normdan dolayı bu bunu yapamaz dendiği için ben bunu yapamayacak konuma gelmek istemiyorum. Ben çok acı çektim bu yıl boyunca yani çok kasvet dolu bir yıl geçirdim ya bir gün bırak yüzüm gülmesi için bir şey yapayım ya. Ben tam böyle hazırlık yapmışım. Her şey hazır. Zaten biliyorsun kapalı karantina. Ona rağmen böyle kendince mutlu olabilecek bir ortam yaratıyorsun. Bir ambiyans yaratıyorsun. Son dakika bir haber geliyor. Müslüman Noel kutlaması. Başkanım güncelleme mi geldi? Böyle bir şey yazmıyor. Niye böyle bir gerginliği çıkar? Ya da bırakalım herkesin bir günü onun olsun. O onu içiyorsa o içsin. Mesela benim teyzem. inanılmaz el işlerinde marifetli bir kadın yani inanılmaz ve şu an çok güzel böyle ev aksesuarları yapıyor. Bana geçen gün harika bir şaraplık yapmış. Yani ben şarabı severim. Siz de seviyorsanız ne âlâ. Ben şarabı çok severim ve bana harika bir şaraplık yapmış. Benim içimden geldi tam bunu paylaşmak. Bak ben hayatım boyunca böyle hani bunları böyle paylaşırken çekinen bir insan değilim. Sadece benim değer verdiğim şey bir başkası tarafından değersizse onun gözünde bir
ne derler bir yoruma mutabık kalmasını istemem de ne alaka lan sen kimsin benim sevdiğim şey hakkında yorum yapabiliyorsun kısmında olan bir adamım ama o şaraplık böyle o kadar estetik o kadar sanatsal o kadar şık ki dedim ki ben bunu paylaşayım böyle şaraplık ama sonra şeyi düşündüm lan şimdi paylaşacağım biri şey der şimdi abi şarap içtiğini bilmiyordum ayıp sana yakışmadı şarap içme yakışmadı Ya işte bak ben, ben buralardayım. Yani benim içmediğim bir şeyi bir başkası içiyorsa ve bundan keyif alıyorsa ben hep şey derim ya bu beni ilgilendirmiyor ya da merak ederim. Nasıl keyif alıyorsun, nasıl tat alıyorsun bundan diye ama bir akşur gerçekler var. Biraz daha eşyasını romantik kısmı çektiğimiz zaman şarabın nasıl yapıldığını bilsen yani şarabın o üzümün şarap olmak için nelerden geçtiğini bilsen şarabı sevmemezlik kalbe ihanet gibi gelir biliyor musun başkan?
Yani ben bunları söylemiyorum diye bizim böyle paylaştığımız, sevdiğimiz şeylerin de yorum yapılması birazcık kırıcı olabiliyor. Yoksa hiçbir sıkıntı yok. Ya ben hep, beni biliyorsun, ben hep aynı şeydeyim. Yani insanların bu kadar gergin olması beni de ister istemez geriyor. Yani bir konu hakkında bir şey söyleyememek veya bir şey yazarken hep çekiniyorum. Geçen gün...
Galiba Rus olması lazım. Rus genç bir kız. Genç bir kız değil, çocuk hatta. Belki yaşı 12-13 bile yok. 14 maksimum. Buz paterninde kız birinci oluyor fakat performansı izleyince inanılmaz bir performans. Yani o mimikler, o beden hareketi, o beden rahatlığı, o nasıl diyeyim yani en basit tanımı ile o rahatlığın, o vücuda yayılımı, o buzda kayarken izliyorsun kızın mimiklerini, inanılmaz bir seyir zevki. Çok beğendim. Yani dedim ki ben bunu paylaşayım. Bunu şey diye paylaşayım. Bunu niye paylaştığımı insanlara anlatayım bir yandan da. Bir yazı yazdım işte altına. Ne işte tam hatırlamıyorum. İşte öyle güzeldir ki bilmem ne. Ben işte bu genç, bu küçük çocuğun performansına aşık oldum. Aşık oldum ben bir performansa gibi bir şey yazdım.
Sonra okudum ve korktum. Acaba şey anlaşılır mı? Abi kıza maşuk oldun. Çünkü toplumun o baskının seni getirdiği yeri tahmin edebiliyor musun? Ne kadar şey desen de böyle. Bakın arkadaşlar şunu söyleyeceğim. Eğer birisi size bir storyde yani tanıdığınız, sevdiğiniz, ünlü bir kişi size storyde. Arkadaşlar ben yorumlara aldırış etmiyorum. Yorumlar ya da bir program izlerken konuk olmuştur bir yere.
Ve diyor ki orada, ''Kötü yorum alıyor musun?'' diye sordu sunucu. O tabii çok tatlı, çok mütevazı bir yerden şey dedi, ''Hayır hayır, ben öyle yorumları görmezden geliyorum. Tabii ki artık alıştım.'' diyorsa arkadaşlar bilin ki onun canını yakıyor o. Çünkü bir insan kötü yorumu görmemezlik yapamaz. Yani 5 kişilik bir kafe ortamında birisi sana ''Ya saçın ne kadar kötü bugün, bir şey mi yaptın, bir şey yapmadın mı, kuaföre gitmedin mi?'' gibi bir şey dediğinde
Onu görmezden gelemezsin. Aksine diğer 4 kişiyi görmezsin, o şey olur senin kafanda. ''Bu şimdi niye böyle bir şey söyledi?'' gibi bir kurulmaya başlarsın. O yüzden insan... Pardon, mevzu şurada başlıyor. Sana kötü bir şey söyleyen bir kişiyi, sen o kötülüğü alıp onu nasıl iyiye çevirebileceğini, kendi hayatına nasıl yansıtabileceğini düşünebiliyorsan, o zaman kötü yorum güzel bir yerde oluyor. Ama sana birisi kötü bir eleştiri yaptığında, sen de ona ''Iıı'' gibi bir cevaplaşma olduğu zaman,
ki bizim şu an instagram imploser kavgalarında bunu sık sık görüyoruz yani hep böyle bir aşağılama mesela bak ben şeyi çok seviyorum belki bunu birkaç program söyledim birisine laf attığında ben istiyorum ki yani o bana bir laf söylediğinde yani cevap verdiğinde insanlar böyle şey desinler hani abi ne makarna ulan nasıl laf koydu nasıl laf koydu ne ya Sergen nasıl laf soktu gibi sanki soktu şu an olmuş gibi bak ''Abi koydu çok ayıp oldu ya orayı soktu.'' gibi bir şeyi istiyorum ben ama günümüzde tabii ki bunun daha önce çok örneği görüldüğü yani şu an belki ona ihtiyaç duyuyoruz ya ama nedenini bilmiyorum yani çok gerginlik var ve ben bu gerginliğin sadece biraz daha tatlı bir atışma yani o vardır ya aşık atışması böyle hani laf yerine gider ama böyle alttan alttan ufak bir kaşıma vardır, üstünde böyle sözlerin güzelliği vardır, uyak vardır falan diye şey edebiyat dilinden. Mesela bir şarkı çıkartıyor insanlar yani sevilen. Şimdi adam bir platformda çok güzel takipçiye erişiyor, çok seviliyor. Ve ister istemez orada yaptığı içerikten ziyade başka bir içerik yapmak istiyor bu sefer. Daha başka bir şekilde gözükmek istiyor. Çok çok güzel, çok bence harika bir proje. Umarım daha nicelerini gerçekleştirirler. Ama bir bakıyorsun ya ilk şarkı, adam şarkı yapmış ona geçiriyor. Bugün niye bu dilin benim soktu, koydu, geçiriyor?
Ona bir şeyler söylüyor, ona laf atıyor, onu aşağılıyor. Yani tamam bu çok güzel bir şey. Dis kültürü bizde hep vardı ama disin bir özelliği vardı yani. Böyle herkes herkese hemen atmazdı onu. Şimdi her ki ya ben... Şimdi çok kötü bir şaka yapayım mı size? Ben ekmek almaya gidiyorum, korkuyorum bakkal abi bana dis attı diye. Espri yapıyorum hayatım, espri yapıyorum. Ben bir şekilde insanlığın yeni yılda... temelli şekli olarak ortak bir yol bulabileceği konusunda çok fazla yani ne derler ona iyi niyetim, öyle bir ihtimal yüzdeliğim olmasa da dileyebileceğim şey galiba biraz daha relax bir hayat olabilir, biraz daha sakin bir hayat olabilir. Onun dışında ben her zaman kavgayı seviyorum. Yani biz Türkiye coğrafyasında kavga kültür yani bir yolda yürürken bir kavga çıktığında şey diyor musun? Aman boşver hadi gidelim diyor musun?
Gel orada bizi görürler, şuraya geçelim buradan izleyelim diye düşünüyorsun o kavgayı. Yani bir şekilde o kavgayı izleme fikri hep sende var. Önemli olan onun seni görmeyeceği, tehlikeye dahil olmayacağın yerde izlemek. Risksiz, en keyifli, en tatlı yerinde izleme içkidüsüyle o kavgayı izlersin.
Ben de öyle, ben de izlemek istediğim kavgalarda daha böyle ne diyeyim, feyz alabileceğim, benim de yarın öbür gün bir kavgada yapabileceğim, söyleyebileceğim, keşke biri bana böyle bir şey söylese de ben de ona bu cevabı verebilsem diyebileceğim örnek kavgalar arıyoruz. Bu illa bütün coğrafyayı kavgaya sürükleme eğrisi, çağrısı değildir. Zaten bulunduğumuz coğrafya yeterince gergin. Bu kadar gergin içerisinde birazcık gülebilir, birazcık eğilebilirsek bizim için günün kârıdır. Ve bunu aktarabilirsek, bu konuda örnek olabilirsek bence bundan daha büyük bir zenginlik yoktur. Umarım yürüdüğümüz bu yolda. Alttan Mehter Marşı ile.
Evet, başkanlar bugünlük öyle afili bir girişi herhalde yapamayacağım. Bugünlük öyle bir yere bağlayabileceğim bir sohbetim yok. Yılbaşını dört gün boyunca evde karantinada geçirdik. Memnunum, unutamayacağımız bir yılbaşı olduğu için herkes için. Ama umarım yılın geriye kalan vakti herkes için güzel olur diye diliyorum ve SOTE 25. bölüm başlasın bakalım. BAM BAM BARA BAM BAM BAM BAM BAM
Yani inanılmaz bir dijital ağ kapışmasına sürüklendik. Ben yıllardan beri aslında şeyi duyuyordum. Dünyamız dijitale kayıyor, televizyon bitecek, dijital çağ başlayacak bunu hep duyuyorduk ama bu kadar radikal, bu kadar birden olacağı aklıma gelmiyordu. Hazırlıklı mıyız derseniz ben hazırlıklıyım şahsen. Ben yıllardır dijital medyanın içinde var olmaya çalışan, orada bir şey üretmeye, bir şey yapmaya, tutunmaya çalışan bir birey olarak
Ben şahsen kendim hazırdım ama bu kadar böyle insanların birden sağır olabileceği, seçilebileceği bir şey beklemiyordum açık konuşmak gerekirse. Yani şu an yolda birisini görsem şeyi soracağım yani neredeyse. Sen hangi platforma geçtin? Biriktirip biriktirip boşalmışlar yani böyle bir haz yok. Ama yani yine bak yine konu şeye gelecek. Arkadaşlar ben bir konu hakkında fikrimi söylemek istiyorum. O da galiba Konuşanlar programı ile alakalı.
Önce şunu kabul edelim, sıfırdan başlayan bir programın birden buraya gelmesi, tüm Türkiye'yi yetkisi altına alması ve inanılmaz bir izleyici. Bence bu harika bir şey. Nasıl diyeyim? Bu büyük bir başarı. Ben burada Hasan Can'ın performansı, şakaları çok cinsel, küfür... Bunlar da değilim. Olaya çok dışarıdan bakıyorum ilk başta. Adam sıfırdan, sıfırdan derken tabii kendi altyapısı, kendi geçmişi, kendi uğraşları belki birçok denemesi olmuştur. Sadece konuşanlar özelinden söylüyorum.
İnanılmaz bir yükselişe geçiyor. Türkiye'de bir yere geliyor. Herkesin konuştuğu, herkesin belki yapımcı olarak sahip olmak isteyeceği bir format haline gelen şey. İster istemez rahmet görüyor. Şöyle düşünün bence bu olayı. Birisi, bir şirket, bir arkadaş grubu veya birkaç kişi kendi imkanlarıyla bir şey deniyorlar. O tutuyor. İnanılmaz kar elde ediyorlar. Bütün prodüksiyon onlardayken. Daha sonra Türkiye'de çok gücü olduğu bilinen bir şahıs. Niye Acun ismi şu an söylemiyorsam. Acun Ilıcalı diyor ki bir anda gel diyor ben de yap hani ben diyor sana ödeyeyim neyse şu kadar alırsın şu kadar da şey yapalım ne istiyorsun? O diyor ki ben diyor örnek vereceğim böyle bir şekilde tabi gerçek değil de ya ben sahnemde aslında şöyle bir şey istiyordum diyor ve o imkan yapılıyor. Yani buna bakın bir şey söyleyeyim mi size arkadaşlar?
Birçok insan hayır diyemez yani çünkü o yorumları okuyorum işte gittin sattın işte parayı seçtin falan yani ben de seçerdim herhalde yani çünkü bu şey değil yani bir tarafı bırakıp bir tarafa geçmek değil yani adam daha çok belki kazanmak istedi daha rahatlamak istedi yani bu bizim Şu konuda belki haklı olabilir. Youtube'dan eski bölümleri niye sildin? Bunun da bence açıklaması var. Sonuçta bir platform oraya geçiyor ve tüm izlenmeyi, çünkü yükselişte olan bir program olduğu için izlenmeyi de oradan almak, üye çekmek için. Bu bir plan olabilir ama
Tabii ki insanların da bence buna tepki vermesi çok normal. Ama yani öyle hani suçlamak, linçlemek kadar bir şey değil yani. Hani bu programın umarım başka bir konsepti olur. Hasan Can'ın başka başka işleri olacağına eminim. Çünkü bu kadar bu tadı almış, bu kadar bizlerin böyle hayalini kurduğu yüksekliğe ulaşmış bir insanın eminim daha çok işe gelecektir. Belki onun için, ya bilmiyorum ben, yani belki onun için bir ders olmuştur, bir ödev olmuştur. Belki hiç olmamıştır yani. her şey devam eder yine ama ben şey bulmuyorum yani insanlar gibi işte abi ayıp etti ya gibi bir yerden bakmıyorum bence en doğrusunu yaptı yani o çocuğun o insanın o programı oraya getirmek için neler çektiğini ne yollardan geçtiğini bilemeyiz yani o yüzden ona sunulan bir teklifi kabul etmesi bana çok şey gelmiyor böyle ihanet gibi gelmiyor umarım yolları güzel olur yollar hep maviliye çıkar her şey gönüllerince olur diyerek hep böyle bir mutasip bir yere bağlıyorum bugün hikayeleri ama
Dijital platformlarda güzel içerikler var. Xen'in ben çok bu kadar linç yemesine bir türlü anlam veremedim. Ben ünlü değilim. Daha çok içeriğine bakmadım ama zaten böyle bazen mesela bir filme gideceksindir de ya da evde bir film izleyeceksindir. Mesela böyle fragmana bakıp karar verilsin ya böyle filme. Bir fragman çeker seni.
Bu ses efektleri, renkler, işte bu hikayenin o eksik kalan yer, niye oldu, niye aa dersin bu filmi izleyelim. Mesela bir süper kahraman filmine belki öyle çok merak duymazsın şey olarak. Gerçi şu an süper kahraman deyince belki birazcık aklımız karışıyor olabilir son zamanlarda çünkü aklımıza verilen süper kahramanın imajı birazcık... Yanlış olabilir ama orada değilim yani süper kahraman filmini bilirsin yani. Savaş, fantastik bir dünya, aksiyon dolu bir hayat. Önemli olan aradaki o ufak karizmatik hareketler, o Iron Man'in yapacağı bir göz kırpması, konuşmadan, pardon, göze bakmadan Merge'e cevap verme, onlar detayları yani. Onun dışında
sonu çok seni şaşırtmaz süper kahraman filmlerinin yani çekici olan kısmı da odur bence o şeyi seversin kahramanlığı seversin o adamın her şeyin içine kafa tutup o kadını kurtarması o büyük savaşların küçük bir sevgi uğruna yapılıyor olmasıdır seni cezbeden şey bence süper kahraman filmlerinde katılmayabilirsiniz. Bence öyle. Bu arada yine bir konu sekmesine uğruyoruz. O fragmanı böyle görürsün merak edersin. Şimdi baktığımız zaman bizim normal hayatta izlerken bile belki böyle birazcık şüphe ettiğimiz, ya bu insanlar bu içeriği nasıl yapıyorlar dediğimiz içeriklerin böyle paralı platformda
sunulması tabii ki o insanı, o insanı seven birçok insan için çok güzel bir olanak. Yani aa diyor daha kaliteli bir şekilde izleyeceğim. Ama şunu fark ettim, birçok o mecraya geçen, imploser, içerik üreten arkadaşımızın storylerinde hep böyle bir açıklama yapma kaygısı oluştu. Yani arkadaşlar şöyle, arkadaşlar böyle, bakın bakın bakın. Yani bana şöyle geliyor, bir şeyi açıklamak zorunda değilsiniz. Yani
Değiliz yani ne bileyim bu kadar baskı bak konu yine aynı konuya geliyor yani galiba bu karantina sürecinin yani insanların sürekli evde olması, meşguliyetlerinin birazcık da azalması kendisinin dışındaki birçok şeye tepki verme hakkı doğurmuş gibi bir şey oldu insanlara. O yüzden insanlar artık sürekli açıklama yapıyorlar. Kimisi varsa onu zaten hiç demiyorum o her şeye açıklama yapıyor. Gördüğü rüyaya açıklıyor adam. Uyunur uyanmaz. Ya benim derdim o değil. Benim derdim yaptığı işin
Hakkını kendisi arıyor yani o gizem, o dönük duvar tamamen yok oldu artık aramızdaki. Story'ı açtığımda arkadaşlar böyle şey kırmızı işte sonuna kadar dinleyin bir açıklamam varsa ama geçtik ama YouTube'da olacak merak etmeyin. Ya neyi merak etsin? Ya bu kadar korkamazsın abone kaybetmekten. Bu kadar yani hayatın boyunca insan kazanmayı bu kadar önemseseydin belki YouTuber'la ihtiyaç bile duymayacaktın yani. Çünkü bir şeyin eksikliğini bir şeyde kapatma çabası bir şeyi açıklama gereğinden daha fazla önemli olamaz ya olmamalı senin için yani. Bir şey yapıyorsan bunu yap. Açıklama
Yani oraya geçtiysen daha çok para... De ya. Ben arkadaşlar yoruldum de ya. Her şeyi kendim yaptım, yoruldum. Şimdi artık de. Ben söyleyeceğim. Onlar yapacaklar de yani. Çünkü arka dünya öyle arkadaşlar. Bakın size söylenen şey var ya. İşte biz de olsa yapamazdık ama orası yapıyor. Artık size amacımız çok daha iyi. Başkan. Başka? Ölür mü dünya? Yapma ya. Ya bir de kameraya bakıyorsun artık. Hadi diyelim pandemi, hadi diyelim dijital dünya. Onu göz göze düşün artık. Beni yalana alıştıramazsın. Yalanın ağzına yuva yapmış şeklini bana bu kadar rahat gösteremezsin.
Canımı acıtıyorsun Başkan. Bütün çabanın, senin bütün motivasyonunun bana daha iyi bir içerik vermek için olmadığını biliyorum. Eminim ben bundan. Bana şöyle geliyor artık. İnsan severken diyorlar ya ne özelliği olsun. Dürüst olmalı. Bana yalan söylememeli. Bu maddeyi elimize aldığımız zaman ben istiyorum ki benim sevdiğim, takip ettiğim ve bana bütün motivasyonu güzel içerik sunmak olan
bunu kendisine ilke edinmiş bir Youtuber'ın, bir üreticinin bana karşı dürüst olmasını istiyorum yani başkan. Zaten hayatımıza gelen insanlardan şüphe ediyoruz, doğru mu söylüyor, yalan mı diyor. Bütün hayatını onu darmadağın ediyoruz, geceleri zehir ediyoruz. Yani bari izlediğim, kafamı dağıttığım, böyle bana iyi gelen şey, yalan söylediğini bir yerde anlamayayım ya. Bari sen yapma be başkan. Bana olduğu gibi gel.
Ben size bir şey zorlamıyorum. Ya da zorluyoruz arkadaşlar. Aslında konu burada bize dönüyor arkadaşlar. Bir insan bir şey yaptığında onu yargılamayalım. Çünkü onu yargıladığımız zaman arkadaşlar bu gördüğümüz gibi yalana takamül ediyor.
Buradan ne örnek verebilirim size? İşte aile kültürü. Bakın yani bu ileride kendi abimiz, kendi belki çocuğumuz o günleri görürsek ona da mesela böyle baskı yaptığımızda, bir şey yaptığında neden yaptığını sorgulduğumuzda gördüğümüz gibi onu yalan ettiğimize bu vesileyle bağlamış olduk. Bir de diyorlar ki YouTuber'lar işte çocukları zehirliyor. Bakar mısın yani YouTuber'lar aslında nasıl... Onlar da farkında olmadan, farkında olsalar mutlaka oradan da bir şey isterler zaten.
Valla bugün bütün motivasyonumu galiba insanların değişmesi ve bunlardan rahatsızlık duyan insanlara, o hayatlarındaki insanlardan... Herhalde bu hafta ya da bu yıl öyle bir süreçten geçeceğim. Çünkü bu sıra hep öyle bir şeyler düşünüyorum. Onlarla ilgili şeyler okuyorum. Hayatınız da mutlaka olmuştur. Böyle bir insanın değişimini mutlaka görmüşsünüzdür ve bu sizi rahatsız etmiştir. Ama benim görüşüm şöyle, bana şöyle geliyor. Bence insanlar değişmez.
İnsanlar sadece ilk başta yalancılardır. Bu arada ben hayatım boyunca YouTube'u eleştirmedim. Beni kimse ilgilendirmiyor. Ben sadece ortak bir payda bulunması kısmındayım. Ben sadece verdiğim şeyi almak istiyorum. Sen yukarı kaydırıyorsun, ben yukarı kaydırıyorum. Beğen diyorsun, beğeniyorum. Çekiliş diyorsun, çekiliş diyorsun. Bana o zaman dürüst ol istiyorum ben sadece. Mevzu bu.
Şey değilim vardır ya böyle o da o mecrada ama diğerlerini eleştiriyor. Ben o değilim. Başkan beni ilgilendirmiyor. Yani senin hangi mecrada neyi daha iyi yaptığın hiç benlik bir şey yok. Ben sadece onu dürüst ol. Belli oluyor yani gözünün bakışından belli oluyor. O gülüşünün sahteliğinden belli oluyor yani. Neyse konu o değil yine ben şeye geleceğim. Ben insanların değiştiğine asla inanmıyorum. Ben sadece insanların aslında hayatının belirli bölümlerinde vermek istedikleri bir imaj olduğunu düşünüyorum. Beni böyle bilsinler, beni böyle tanısınlar gibi bir mesaj vermek istiyorlar ve o bağlamda da
Kendilerince normalde belki yapmayacağı şeyleri yapıyor veya normalde yapacağı şeyleri o an yapmayarak sana başka bir profil çiziyor. Mesela en basit örneği vereceğim yine. Çok fazla düşünmeye gerek yok. Şöyle düşün. Flirt yani. Bir hafta konuşmuşsun telefonda, Whatsapp'ta, görüntülü falan ve bir hafta sonra buluşuyorsunuz. çok önemli her şey senin için yani şaşırıyorsun ya bu kadar önemsemesi yemek yerken soruyor bir kafeye gittin mesela çayı nasıl içersin Türk kahvesi nasıl olsun her şeyini önemsiyor senin yani normalinde belki annenin babanın sana yıllardır sormadığı soruları sorması sana yenilik gibi geliyor aslında ama o sana yeni olduğu için ya o diyor ki ben şey gibi gözükeyim şu anda çok ilgili onu merak eden bir adammış gibi işte sana bir şey anlatırken çok
Çok dikkat dinliyorsun. Sorular soruyorsun arada. Bir dakika anlamadım ben şimdi şey Seda senin arkadaşın Filiz mi okuldaki arkadaşın? Evet evet falan şey oluyor kız böyle bir dakika ya soruyor dinliyor. Sanki çok yani Filiz'in ne okuduğu Filiz'in ne hissettiği senin sanki o an tek motivasyonu ya üst bilincini Filiz için atıyor o andan sonra. Bütün her şeyin o oluyor. Çünkü onu göstermek istiyorsun yani tatlım eğer sen bir şey anlatırsan ben seni dinlerim ve senin düşündüğünü hissettiğin her şeye önem veriyorum.
Mesajı öyle geçiyor dünyada. Ama zaman içerisinde Filiz'in, senin hikayelerin daha önemsizleşiyormuş gibi geliyorsan ama öyle olmuyor. İlişkiye başlıyorsun. Bir ay çok tatlı dediğimiz o cicim ayları işte. Buluşurken bir şey alma, özel günleri yazma, ilk ele tutuştuğunda heyecandan işte kelebekler uçması karnında falan her şeyi konuşman. Çünkü adam sana şeyi gösteriyor veya kadın sana onu göstermek istiyor. Önemsiyorum seni. Seni hissediyorum. Güzel günler yaşıyoruz. İşte senin canın yandığında ben mahvolurum. Yani sen işte o ailesiyle kavga ettiğinde anlatıyor. İşte annem bana bunu bunu dedi dediğinde adam deliriyor. Bence biraz daha sakin kalmalısın falan şöyle böyle. İşte annen haklı olabilir ama önemli onu.
O kavgada böyle haklı arıyor yani onun kızgın olduğunu. Her şeyini yani senin her hissettiğin, mutlu bir şeyini paylaştığında o da mutlu oluyor. Ona neyse hani. Mesela ben onu çok anlamam. Tabii hayatındaki insan çok üstün bir başarı elde ettiğinde veya çok mutlu olacağı bir şey yaptığında mutluluğu güzel tabii paylaşmak. Ama işte kız arkadaşının arkadaşı bir şey yapıyor, o mutlu oluyor, sana anlatıyor.
Bana ne diyebileceğin yerde şey diyor ya, benim mutluluğum seni kandırmıyor mu? Ya bir dakika bu senin de mutluluğun değil ki. Ya ben niye üçüncü kişinin mutluluğundan mutlu olmam bekleniyor benim ya? O beklentiler de çok sıkıntılı. Ama tabii zamanla, zamanla her şey normalleşiyor arkadaşlar. Bakın insanlar değişmiyor.
Her şey normalleşiyor. Yani terazi burcu olan, normalde balık yemeyi sevmeyen bir adam artık balık yememek istiyor. Artık sabah uyandığında çok enerjikmiş gibi gözükmek istemiyor. Çünkü o sabahları uyanınca belki bir saat daha miskinlik yapmak isteyen bir adam haline dönüşmüyor. Tekrar o olmak istiyor. Çünkü öyle mutlu.
Ya uyurken bazı geceler aman ya bu gece dişimi fırçalanmayayım demek istiyor tekrardan. Çünkü her gece onunla uyurken ya bir dakika ya ben şimdi dişlerimi fırçalayayım. İşte yüzümü sabunla yıkayayım. Şey düşünsün hani ne kadar temiz bir adam desin diyorsun belki. Ve daha sonrasında dişini fırçalamayınca ya bu iyice öküz oldu diyorsun ama öyle değil bence o. Yani normalleşiyor her şey. Çünkü şeyi kabul ediyor artık. Ben bu gece dişimi fırçalamazsam bu kadın yanımdan gitmez.
Çünkü artık bir şeyler daha normale geliyor. Artık o kaybetme korkusundan ziyade alışma sürecine geçmeye başlıyorsun. Hani ilk başta o... Hani vardır ya böyle. Bak şöyle düşün. İlk başta tanıdığın bir kadın veya bir erkeksin için mucizevi geliyor. Mesela benim bir örnek vereceğim kız arkadaşım oluyor. Öyle konu konuyu açıyor. Konuşuyorsun işte. Tabii ki şeyi fark ediyorsun. Daha önce hayatına birisinin girdiğini, eski sevgilisi olduğunu biliyorsun ve şeyi diyorsun yani. Ya bir dakika ya. Abi nasıl bir erkek böyle bir kadını bırakabilir? Ne aptallarmış diyorsun. Ama sonra zamanla
Neyi fark ettin? Bir dakika ya çocuklar belki de haklıydı falan. Hayır hayır yani şey o zamanla sana çok mucizevi gelen her şey normalleşiyor. Onu kaybetmekten ona çok büyük imaj verme korkusu artık ben böyle bir adamıma geçiyor ve bir kavga ettiğinde artık sen çok önemsemiyormuş gibi gözüktüğünde sana şey diyor mesela artık çok değiştin. Hayır değişmedim. Ben artık kendim oldum. Ya çünkü seni tabladırmandın arkadaş. Bak kavgada, bu düşünce olarak belki aklınızda olabilir ama sakın ben söylüyorum diye söylemek... Zaten söylemezsiniz de işte bana bir söylemesi hoşuma gidiyor sadece. Benim söylemesi hoşuma gidiyor sadece. Ben öyle düşünüyorum. İnsanlar asla değişmezler. Yani şuna inanın arkadaşlar. Yani hayatının bir yerinde serçe parmağını masaya çarptığında hayatındaki en büyük acıyı yaşayan adam
Bir yerden sonra senin neyi sevdiğini bile unutabiliyor arkadaşlar. Başkan böyle de bitirmezsin. Ben bile kötü oldum ve bu cümle yoktu aklımda böyle bir şey. Bunu ben sonra da hatta tweet olarak atayım arkadaşlar bu bölümden sonra sizlerin de özellikle bu kısma mutlaka desteğinizi bekliyorum. Yani o yüzden
Bu konuya niye değindim? Birisinin şey oldu mu size? Birisi size artık çok değiştin dediğinde böyle bir düşünmeye başlıyor insan. Acaba gerçekten değiştim mi? O zaman artık daha şey olayım, daha neşeli olayım, daha düşünceli olayım ve böyle normalde içinden gelmeyen bir adam olmaya, bir kadın olmaya özen gösteriyorsun. Ona daha ilgili daha ama yok yani bu
Daha ilgili olduğunda ilişkinin kaderi 3 yılsa 4 yıl olmayacak. Yani olacaksa olur. Yani ben çok kaderci bir insan değilim ama bir kavga ettiğinde orada o ilişkinin bitmesi gerekiyorsa orada biter yani. Sen çok ilgiliydin dediğinde şey diyemezsin yani. Ya nasıl biter ya? Ben çok ilgiliydim ama son günlerde diyemezsin. O yüzden bence insanlar... Ben hayatım boyunca hiç kimseye çok değiştin demedim. Çok değiştin... Şey dedim hep yani...
Aslında bir programa. Aslında bir programa. Evet, yani benim doğruluğum... ...bunun kanıtlanması için... ...böyle hayatını zehir etmiş olduğum bir kadının gelmesi... ...galiba çok değerli olacak. Ben mesela şey çok söylerim. Hayatıma göre hiçbir kadından nefretmedim. Ya da hiç bile küs değilim, kavgalı değilim yani. Çünkü hep bir minnet duygum vardı. Çok şey öğrenmişimdir. Hatta galiba bir programda bunu söylemiştim ben. Şey diye. Ailenden, çevrenden birçok şey öğreniyorsun ama... Hayatına özel olarak giren bir insan seni şoka uğratıyor. Mesela örnek vereceğim işte elini yıkarken önce su tutuyorsundur ama o önce sabunu alıyordur. Şok oluyorsun. Aha diyorsun acaba bu mu doğru? Yemek yaparken sen bir yemek yapsan bir yemeği biliyorsundur yapmayı ama o başka bir şekilde biliyordur. Aha diyorsun bu mu acaba? ...ya da daha pis bir örnek bileyim erkekler için... ...tuvalet kağıdı kullanmak gerektiğini öğreniyorsun mesela. Ah diyorsun ya tuvalet kağıdından gerek var mıydı? Gibi kısımlar da olabiliyor. O yüzden hayatına giren kadınlar çok şey katıyor. Erkekler de öyle. Şimdi şaka olsun diye şey demeyeceğim. Erkeklerin çok fazla... Yok ama değil mi? Tabii ki çok var erkeğin yani. Daha maskülen bir yerden değil söylediğim şey. Öyle anlaşılmasın. Birçok erkeğin konudaki... Ne derler ona? Mesela ben takıntılıyım bazı konularda. Mesela temizlik takıntım var benim ve birçok kadına... Temizlikle alakalı birçok şey öğrettiğime eminim ya. Bunu kimse yadırgayamaz. Hatta bir sonraki bölümde belki bu takıntılarla alakalı konuşabiliriz. Çünkü o böyle bir anda gelip geçecek bir konu değil.
O benim takıntım. Onu özel bir zaman ayırmak istiyorum. Neyse diyeceğim şey şu arkadaşlar. Yani biri size değiştin dediğinde bu üzülmeniz gereken bir kısım değil. Şuna emin olun. Size değiştiğinizi söyleyen insan geceleri siz uyurken yavaş yavaş acaba bu ilişkide bir sorun mu var diye düşünmeye başlamıştır. Yani o yüzden uykudan uyanıp sizin de artık o kaygılara dair olmanız
Ve eğer artık olmuyorsa ben tatlım değişmedim. Aslında sen benim normalimi hiç sevmiyormuşsun demenin vakti gelmiştir başka. Son programda hayal kırıklığınız nedir gibisinden bir soru sordum ve bunun da amacı şakayla karışık işte 2020'deki son artık kötülüğü atalım ve tertemiz bir yıl olsun gibi bir dilekti. Twitter'dan yazacağımı söyledim bugün yazdım gelen mentionları okumak istiyorum ama Şimdi ben şeyi çok seviyorum, duygusal mizah mı diyeyim ona bilmiyorum işte. Yıkılmadım ama ayakta da değilim. Hani zor günler, işte beteri yok derdim daha beteri varmış gibi gibi. Zor günleri atlattık şimdi daha beteri bekliyor gibi. Ben bu mizahı seviyorum aslında. Bana komik geliyor. Ben de belki birazcık bu yüzden hem skeç fikri olarak oralardayım, hem belki istek olarak sizden böyle bir şey istiyorum ama
Ya bazen böyle mesela şimdi bu yaptığımız etkileşimde öyle mesajlar geliyor ki şey diyorum ya acaba bu hani ben farklı mı anlaşıldım? Hani şey gibi mi? Gerçekten bir derdi varsa bir insanın bir anlatsın ve hep beraber ona... Ya çünkü öyle şeyler okuyorum ki şey psikolojisi bozuluyor insanın. Bu bir hayal kırıklığı değil. Bu çöküş, bu izdaham, bu tutunma yani. şey geliyor bana ya da acaba diyorum insanlar acaba çünkü şeyi düşünüyorsun artık dedim ya o kadar çok kandırılıyorsun ki o kadar çok bireylerin artık öne çıkma çabası oluyor ki acaba diyorum beni mi kandırıyorlar tabii ki birçok mesajı siliyorum şey olarak şimdi gelen menşinleri okuyacağım size ben demişim ki Twitter'da demişim ki şöyle bir hayal kırıklığı mı olmuş dediğiniz ne varsa SOTEN'in 25. bölümünde okuyoruz yarın gece yayında oluruz buyursunlar güzellikler demişim
Ondan sonra kim değil ki o? Demiş ki, üniversite sınavında kazanmak istediğim bölüm için ortalamadan biraz iyi bir puan almıştım ve beni kesin alır diye sadece istediğim ve iyi olan okullardan çok kısa bir liste hazırlamıştım. Yazdığım tüm okulları 1-2 puan ile kaçırmıştım ve şu an evdeyim. Bak hayattaki en büyük, en tatlı hayal kırıklığı bu. Yani şimdi kardeşimize, başkanımıza bunun nasıl bir hissiyat olduğunu tabii ki bilemeyiz. Ama bana da mesela bir yerde neydi hayal kırıklığınız? İşte üniversiteye bir puan yazdım ve olmadı diyebileceğim bir hayal kırıklığı bu. Bu. Hayal kırıklığı bu arkadaşlar. Bu örnek olsun diye okumadım. Bu gerçek bir hayal kırıklığı.
Ondan sonra devam ediyorum. Bu arada ben Twitter'da galiba etikleri okuyorum ama isim kolaysa isimleri de okuyabilirim. Sevgili Nixal Hanımlar şöyle buyurmuşlar. ''O kadar kırgınım ki anlatacak kelime bulamıyor, cümle kuramıyorum. Kurumuş boğazım hesabı.'' Bu bir hayal kırıklığı değil mesela arkadaşlar. Birisi bana bir hayal kırıklığın var mı dese o kadar kırgınım ki. Kurumuş boğazım misali dediğimizde bu bir hayal kırıklığı değil. Bu birçok hayal kırıklığının olduğundan mütevellit. Onu dile getirmek ama size şey deseler ya bu kadar hayal kırıklığın oldu. Ne hissediyorsun? O kadar kırgınım ki yani kurumuş boğazım misali anlıyor musun başkan? Dersin.
Ama tabi ki burada Nixon'ı yadırgamıyorum. Sadece karşılıklı bir sohbet olması için şey yapıyorum ben de. Hepsini okumaya çalışıyorum. Sevgili Flobsang şöyle demiş. Lise 2'de bir kıza platonik aşıktım. Daha doğru düzgün sohbet dahi etmemiştim.
Bir zaman sonra konuşmaya başladık ama kız dostum olarak bildiğim çocuğa yaklaşmak için benimle konuşuyormuş. Bunlar sevgili oldular. Ben de arkadaşa ezikliğimi hafifletmek için... Ben de eskiden bu kızdan hoşlanıyordum ama aramızda kalsın dedim. Sonra koridorda yürüyordum. Tam da bu kızla arkadaşları geliyordu. Kız bana, ''Ben de seni kullanmış gibi oldum ama kusura bakma.'' deyip gülmeye başladılar. Dostluk adına ayak kırıklığı oldu. Evet.
Ya bu aslında evet bu çok klişe yani. Tabi acıyı yaşayan biliyor. Ben bu arada böyle yorumlamayacağım. Manyak gibi bana gelen mesaj gibi değil de çok klişe yani çok ekstrem bir oo olmuyorsun ama tabi bunun yaşayan şeydir yani bağımsızdır. Hani şey diyemezsin bunun yaşayanı mesela oturdum böyle evde canım sıkkın abi ne oldu abi? Abi işte kıza aşıktım ama kız da beni kullandı falan. Oğlum çok klişe lan buna üzülmezsin diyemezsin ama. Tabii yaşayan biliyor abi geçmiş olsun. Umarım üzerinden geçen yıllar yaraya merhem olmayı başarabilmişlerdir. Ekin Balaban şöyle buyurmuş. ''Ailemin bana verdiği sözleri yerine getirmemeleri her zaman beni hayal kırıklığına uğrattı. Küçük bir şey gibi gözüküyor ama en yakınların tarafından yaşandığında sana büyük hasar veriyor.'' diyerek bana hiç yoruma gerek kalmaması harika. Evet evet ya tabii bu da ya şey
Çok küçükken başlıyor bu. Ya böyle gidersin misafirliğe. Bebek vardır, gel bak şeker vardır. Bebek gelir bir açar. Yani yok yani bu da... O çocuktaki ağırlığını bilemezsin yani bunun. O an belki sana çok susarsan bunu alacağız devam eden. Bak ileride seni bir yere götüreceğim deyip götürme. Bu tabii tabii yani hayal kırıklığı.
Genel herkesin yaşadığı güzel, gulebar gidiyoruz şu anda. Herkesin ''Aa evet.'' diyebileceği yorumlar var. Sevgili Çiçekli Camdaki Bir demiş ki ''Aşk hayatım, bazı arkadaşlarım kısaca hayatım umduğu gibi gitmedi. Üzerine bir de işsizim. Bu genç yaşta dünyayı gezme planları yapmam gerekiyorken iş bulmam hayal kırıklığım.'' Evet bu programın şu an okuduğum en gerçekçi, en gülünmeyecek, en aslında durup bir dakika ya gerçekten böyle bir şey var diyebileceğimiz fakat her koşulda da normal şeylere devam edebileceğimiz bir mesaj bence. Ana tema bu, ana başlık bu, bulut bu. Yani bu cümle, bu hayal kırıklığı bulutumuz. Onun altında gökyüzünün gözükmediği yerde güneşlenmeye çalışıyoruz diyelim. Neyse.
Sevgili Bal demiş ki ''2020'yi güzel bir şarapla bitirelim istedim baya. O gün işteydim. Şarabı alabilmek için aileyi birbirine kattım ettim ve sonunda abimi aldırabildim. Beni işten alırken şaraba bakmak istediğimde elimden kayıp düştü. Saat 8 olmuştu ve her yer kapanmıştı. Hayal kırıklığı ve bitiş.''
Evet. Konu şarap olunca ben bir şey oldum. Bir şarap okuda üzülmezsin. Düşsün boşver. Müslüman Noel kutlamaz gibi bir şeye geçtim ama... Evet, evet. Yaptığın planın, senin imkanınla bir... Gerçekten çok kötü bir şey yani. Bir de bunu görüyor olman. Mesela anlatsa birisi, ''Ağabey geliyor şarap düştü.'' dediğinde ona çok kırılmaz. ''Nasıl düştü?'' Neyse dersin ama senin o şarabın kırıldığı anı görmen...
Ve 2-3 saniye hiçbir şey yapamamış olmanın çok acınası. Umarım telafisi olur. Yasak bittiğinde saat 8 olmadan yeni bir şarapla bunu rahatlıkla telafi edebilirsin gibi geldi bana. Doğukan demiş ki ''Başkan, biriyle ve bir şeyler yaşadıktan sonra sokakta karşına bir anda çıktığında selam vermemesi, yüzünü çevirmesi durumu var ya işte o tam bir hayal kırıklığı. İnsanın kalbini bir anda 15. kattan yere düşen domates gibi yapar ki benim yapıyorum.''
Evet evet bu. Ya bu evet ya bunu yaşayan bilir bak bunu herkes yaşamış mıdır bilemem mesela ben ben çok yaşamadım ben insanlarla hep iyi olmayı ne derler ona başardım denk gelince tabii ki yaşanmışlığa saygı göstermeyi güzel güzel niyetliyorsun ama böyle oluyor ya bazen kötü. hani düşman yani böyle gördüğünde selam vermemesi ama diğer tarafın böyle ulan acaba selam verir mi beni gördü mü kaygısında kalması sonra bir yerde ikinizin birbirini gördüğünden emin olduğunda diğerinin böyle acaba bir şey yapacak mı diye beklerken diğerinin hani görmüş olmasına rağmen ve o anda görüyor olmasına rağmen öyle bir şey yok diye bakması seni kendi varlığından şüphe ettirmesi ulan ben cidden yok muyum acaba şu an beni görmüyor olabilir mi gibi bir boyuta gelmesi çok büyük hayal kırıklığı ama diyorum ya hani zamanında senin için ölebilecek bir insanın şimdi senin sevdiğin yemeği unutması çok olağan ya öyle bir dünyada yaşıyoruz o yüzden çok tutunmamak gerekiyor bir şeyi çok sevmek gerekiyor diyor hep diyorum bunu yani bu siyasi bir şey olsa bile çok sevmek gerekebiliyor.
Çünkü sen onu ilk sevdiğinde bir fikri olan bir şey başka bir zaman belli bir zaman sonra bambaşka hiç düşünmediğin fikre evrilebiliyor. O yüzden bir şeyi bu kadar gözü kapalı sevmemek gerekiyor herhalde. Bir insanı veya bir düşünceyi bile. Neyse, sevgili Türkan Hanımlar şöyle buyurmuşlar. ''Yalnızlık üzerine benim bütün ayakkabılarım, sevdiğim insanların kalbimi kırarak beni terk etmeleri veya en büyüğü babamın hastaneden çıkmak için söz verdikten sonra asla oradan çıkmaması.'' En büyüğü bu bence. Yaktık bir sigara yine.
Ben şu an keşke mesajları önden okusaydım da ona göre tepki verseydim. Çünkü şu an bunu okurken bir hissine karşı saygısızlık yapma korkusu birazcık beni şey yaptı. Bir şarabın kırılmasıyla sevdiğim bir insanı kaybetmek arasında büyük bir fark olduğunu farkındayım. O yüzden bunu yazabilecek, bu acıyı kabullenmek ve bu yası kendi dünyada bitirmiş olarak Devam ediyor olman bence büyük hayranlık sevgili Türkan. Türkan, Türkan, şapkala Türkan. O yüzden saygı duyuyorum. Umarım hayatının geriye kalan kısmında mutlu olabileceğim bir hayat seni bekliyordur. Ki bence mutlu olduğuna eminim çünkü mesajının sonunda emoji var. Tabii ki emoji gördüğüm için çok mutlu bir hayat sürdüğünü düşünmüyorum ama en azından öyle göstermek istemek ya da öyle göstermek için bir şey yapıyor olmaktan bence büyük bir çaba. Çünkü ben bunu hayatımın büyük bir kısmında yaptım. Beni hep mutlu sansınlar dedim ve şu an gözlerimden kan aksa bile ya çok komik adamsın ya diyecek bir kitle yarattım kendime.
Sevgili Barış Sözdoğan şöyle buyurmuş. Beşiktaş'ın 2015 senesinde... Bana of... Bak bunu okurken ben çok kötü oldum şu an. Beşiktaş'ın 2015 senesinden 2018 senesine kadar geçen müthiş serüveninde bir kupa ile taşlandırırız diye büyük bir beklentim olmuştu. Avrupa Ligi'nde çeyrek finalde Olimpik Diyon'a plantalarda kaybetmiştik. O maçtan sonra herkes yansaydık oynardık diyordu. Büyük ayak kırıklığıydı. Evet, evet, evet.
Evet. Ya işte her şeyin şeyi oluyor. Sonra şampiyonat ligindeki o namalup gruptan çıkmalar falan yani demek ki o cefayı kapatabiliyor, telafisi olabiliyor. Ama tabii bilemediğim bir dünya yani şey için, bir ihtimal için bu kadar büyük hayal kırıklığı tabii ki yani söz konusu Beşiktaş olunca bütün kalplerin durduğu bir yerde, bütün kalplerin hissettiğim şeyi hayır daha hissetmedim diyebileceği bir gerçekten bahsediyoruz. En azından benim için ve diğer Beşiktaşlar için. Ama telafisi oldu bence.
Sevgili iyiyse cennette gitsin ağabey şöyle buyurmuş. Çok güvendiğim ve sevdiğim bir insanın bana karşı acımasız tavırları karşısında benim davranışlarım hayal kırıklığım oldu. Normalde hep derdim. Değersiz hissettiğim yerde duman diye durmam. Bunu tabi ki baştan okuyacağım. Özür dilerim pardon. Özür dilerim.
Demiş ki ''Çok güvendiğim ve sevdiğim bir insanın bana karşı acımasız tavırları karşısında benim davranışlarım hayal kırıklığı oldu. Normalde hep derdim değersiz hissettiğim yerde durmam diye ama teorik pratiğe uymadı. Maalesef gitmem gereken çoğu yerde durdum. Şimdilerde ise tek düşüncem şu oldu. Şerefsiz insan her şeyi yapabilir. Bu şekilde düşünerek hayal kırıklığına tekrar uğratmıyorum kendimi.'' Herkesten her şeyi bekliyorum. Bu saatten sonra hayal kırıklığına uğrayacağım tek konu bazı insanların ilahi adaleti tatması olur ki bu da mümkün değil. Yani muhtemelen bu tweet'i birisinin görme ihtimali var diye yazılmış. Yani buradan hiç üstüne bir şey almıyorum. Bir tehdit var burada.
Muhtemelen birisinden de yani bir arkadaşından da bu tweet'i ona göndersene gibi bir şey var. Hayal kırıklığı yaşamamışsın. En başından karakterini satarak başka hayal kırıklığı yaşamayacağım. Abi güzel umarım bu intikam alındır. Çünkü şeyi görebiliyorum yani bir şey bekliyorsun. Yani biri sana kahve falan da kahve... Yani şu an birisi sana Fallback'sı dese ki
Sen bir haber bekliyorsun. Sen şey yaparsın ee ee ee dersin. O kadar heyecanlı karşılık verirsin. Umarım. Nihayet sonuç. Bu arada mesaj iki mesaj. Hani böyle uzun okuduğum şey gibi düşünmeyelim. İki mesaj var.
Sevgili Küf Mantarı şöyle demiş, ''Üniversite 2'deydim. Birine fena piloteniyim. Ama nasıl? O gidiyor diye yemekhaneye gidiyorum her gün. Neyse selam...'' Bu arada nokta virgül olmayınca böyle dümdüz okuyorum. Kusura bakmayın. ''Neyse selam vermem 6 ayımı aldı ama kalbim yerinden çıkacak. Sonra dedim açılayım. Neyse diye ben açılana kadar bir süre daha geçti. Rock festivali vardı. Sevgilisiyle kol kololar.'' Neyse mezun oldu. Dedim yine de açılacağım. Ve açıldım. Dedi ki keşke daha önce deseydin. Bir şansımız olurdu. En büyük hayal kırıklığım ve geç kalmışlığım budur. Yani şimdi... Çok tatlı yani senin için çok güzel bir yer. Birisine belki Plötonik'e aşıksın. Sevgilisi var söyleyemiyorsun. Ve yıllar sonra bir ortam oluyor. Diyorsun ki ben sana aşıktım. Ve o diyor ki keşke daha önce söyleseydin. Yani şimdi...
Pezevenk ne önemi var? Yani o zaman olan şey şimdi niye olmuyor? Yani hani bu ne biliyor musun? Ben seni şöyle rahatlatayım. Başkan. O şeyi o adam o zamanken o ulan gençti, kızdı. Sen diyorsun ki işte ben sana o zaman aşıktım. Ya keşke o zaman söyleseydin. O dönemini özlüyor. Hani o böyle şey istiyor. O gizemli, aşık, o romantik çocuk, o hızlı çocuk. Hani keşke o zaman söyleseydin. Şimdi başka hayatlarda iş hayatı, okul o zaman var.
Ya başkan, kadın aynı. Kadın ne kadar değişebilir? Sen aynısın, aynı şey. Kaç sene geçmiş olabilir ki üstünden? O zaman olan şey şimdi nasıl olmaz? O yüzden bu bir hayal kırıklığı.
Bu sana neyi yapmam konusunda ders olmuştur. Keşke bir daha asla bunu yapmam dediğim şey budur. Bir daha aklıma gelen her şeyi doğrudan söylerim diyebilirsin bence. Bu arada ben çok böyle daldığım için bayağı atladım, bayağı okudum ve zaman çok geçiyor.
Bir tanesini şöyle bitireyim. Sevgili Fatma Nuri Demiş ki biz bizdeki hayal kırıklığını buraya yazmaya kalksak sığmaz be başkan. Ne SOTE yeter ne burası yani. Bunu başka zaman konuşalım bence demiş. Evet o yüzden herkesin kırgınlığı kendine diyerek daha fazla bu kadar melankolik bir dünyaya bu kadar karamsar bir dünyaya sizleri çekmek istemiyorum. Ama aklımda kaldı galiba bir sonraki bölümde
takıntılarınız ne der? Pardon takıntılarınız neler gibi bir yer konuşmak isterim. Çünkü burada benim de kendimi ifade edebileceğim, benim de kendimi... Çünkü şey oluyor bence insana böyle takıntı dediği şey sanki böyle bir hastalıkmış gibi. Ulan benim böyle bir sorunum mu var? Ben böyle bir adam mıyım? Ben böyle bir insan mıyım? Böyle bir kadın mıyım? dediğin şey zamanla aslında yok sen bu olunca daha rahatsın konumuna geliyormuş gibi oluyor.
O yüzden çok fazla bununla ilgili bilgi vermeyeyim. Eğer unutmazsam veya bir sonraki hafta SOTE programı bitmezse bu konuyu konuşabiliriz. Evet sevgili SOTE dinleyenleri güzel bir bölümünden sonuna geldik. Umarım sohbetimizi beğenmişsinizdir. Bu yeni yılın da ilk programı oldu böylelikle. Vallahi güzel gidiyor. Şimdi şeyi takip ediyorum. Birçok insanın yeni yılda birçok sürprizi var takipçilerine. Çünkü öyle söyleniyor. Umarım benim de sizlere birçok sürprizim olur.
Benim de hayal kırıklığım bu. Sorsalar senin hayal kırıklığın ne diye. İnsanlara sürprizim olur dedim ve hiçbir şey veremedim onlara. Ben bunu şey düşünmüyorum. İnsanlar böyle kendini çok özel hissediyorlar. Bu çok güzel bir şey. Bir rakamlar, sayılar girince hayatına kendine olan tavırların bile değişiyor. Normal bir arkadaşınla sohbetin bile değişiyor.
Ona şeyi savunuyorsun bir yerden sonra, bak benim bu kadar takipçim var. Ya birisi sana sen ne yaptın diye sorduğunda, aa öyle mi bak buraya bak diyebilecek ve bomboş bir içeriğe güvenebileceğin hale geliyorsun. O yüzden insanların da böyle sürekli size bir haber verme çabasını hoş görün, bu sevgi yoksul. Bu kadar. Var var, benim de güzel çabalarım, güzel görüşmelerim oluyor. Umarım her şey, herkes için güzel olur. Güzel bir yıl başladı. Umarım bu yıl ileride hatırlayabileceğimiz, dönüp dönüp benim hayatım 2021'de değişti, şu olay benim katarsisim diyebileceğimiz bir yıl bizleri bekliyordur. Onun dışında her şey düşünceyle oluyor bence, enerjiyle oluyor. Ben inanıyorum böyle şeylere. Yani hiçbir şey olmasa bile en azından güzel bir şey düşünmüş oluruz. O yüzden benim de sizlerin aczane. Hani abi nedir başkan 2021 geldi ya yok mu diye bir dersiniz. Bunu söyleyelim. Onun dışında herkesin hatası kendi dersidir, kendi ödevidir. Yeter ki canımız yanmasın. Çünkü şeyi biliyoruz yani bizim gülüşümüzü ufak bir can yanına değdiğinde gülüşümüzden sanki
Bulamadım. Güzel başladım, bulamadım. Olsun. Evet sevgili TUTU dinleyenleri, güzel bir bölümün daha sonuna geldik. Umarım sizler de keyif almışsınızdır. Birlikteliğimiz devam ediyor. Bu bölümde size herhangi bir haber, herhangi bir başlık bulmadım. Öyle tespitler, öyle hikayeler, öyle eleştiriler. Bu çünkü moda yani gördünüz yani son 2021'den çıkarken zaten son 2-3 bölüme bakınca görüyorsun herkesin hazımsızlığı bir anda yükseldi, bir anda herkes birbirine bir şey yapmaya başladı. Ama dediğim gibi yani umarım bu 2021 bize güzelliğiyle gelmiştir. Zaten merkez bir yerdeyiz diyerek sosyal bir şaka yaparak programı resmi olarak bitirebilirim şu anda. O zaman bizim de gitme vaktimiz geldiyse daha önce gitme vakti gelen herkesin yaptığı gibi.
Çok fazla uzatmadan akıllarda soru şartıyla gidebiliriz. Daha da haftaya mutlaka görüşürüz yine. Kendi dilimizde hoşçakal diyelim. Gitmek istemiştik, gidemedik. Çünkü sevdik burada her şeyi. Sevginin olduğu yerde gitmek olmuyorsa bütün sevdiklerimiz nereye gitti? Peki hala kaçtık biz de. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak oluşturulmuştur; küçük hatalar içerebilir.